->

Barıştan yana olan bir çok aydının buluşma noktası olan Dikili Festivali 21 yıldır yapılıyor. Dikili Belediyesi kültürel şenlikleri ile ön plana çıkıyor. Yunanistandan da katılım sağlanmakta ve buda Yunanistanla ilişkileri geliştirmiştir. Zamanla festival kültürel özelliğini yitirip Şarkılı türkülü bir eğlenceye dönüşmüştür. Yeniden eski imajına kavuşmuştur.

Dikili nüfusu 12 bin kadar olan izmirin kuzeyindeki sahil ilçesidir. ilçe uzun ve geniÅŸ bir sahil kordonuna sahip. Batı yönünde sahil ÅŸeridinde yazlık evleri ve çok sayıda yazlık site ile güzel bir görüntü oluÅŸturuyor. İlçede ekonomi tarıma dayanmaktadır. plajları ve termal tesisleri ile iç ve dış turizm bakımından izmir’in önemli ilçelerinden biri. Ağıl Kale ve Kale Tepe ilk yerleÅŸim merkezleri olarak gösterilebilir. İlkçaÄŸda Lidyalılar, İranlılar, Frikyalılar, Mysialılar ile Romalılar ve Bergamalılar OrtaçaÄŸda ise Bizanslılar, Cenovalılar, Selçuklular ve Osmanlılar Dikili’ye hakim olmuÅŸlardır. KaraosmanoÄŸullarının burada çiftlik kurup dikmelik yetiÅŸtirmesi ile “Dikmelik” adını alan ilçe, daha sonra “Dikili” diye isimlendirilmiÅŸtir. DoÄŸal göl,bazı köylerinde de çamlık ve tarihi maÄŸaralar bulunurken Çandarlı Beldesi önemli bir turizm potansiyeline sahiptir.Burada bulunan bazı eserler Bergama Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

Herodot’un andığı 12 Aiol kentinden biridir. Adı “keçiler” anlamına geliyor. Aiollerin kurmuÅŸ olduÄŸu Aigai’da eski ev duvarları İ.Ö.VI.yy.anıtlarından kalmış sütun baÅŸları, surlar(IV. V.yy ‘dan kalma), Haçlı teras duvarları(Roma döneminden) görülebiliyor. Agora Helenistik çaÄŸdan II yy.’dan kalan Agora yamaca kurulmuÅŸtur.80 metre uzunluÄŸunda, orta kat depo, alt katı ise dükkanlar olarak düzenlenmiÅŸtir. DoÄŸu yüzü ise iyi durumda.

İzmir-Bergama karayolunda Kazıklı Bağların 1 km. uzağında bulunmaktadır. Helen dilinde bir sözcük olan Elaia zeytinlik anlamındadır. İon göçünden önce kurulmuş olduğu sanılır. Ayrıca kentte Yunan seramiklerine de rastlanmıştır. Elaia kentinin liman ve mendirek kalıntılarının izleri bugün hala görülebilmektedir.Liman duvarları 182-183 m. devam ettikten sonra çamurlar arasında kaybolmaktadır. Bugün bölgedeki bazı taşlar üzerinde madeni kenetlerin izleri görülebilmektedir. Antik kaynaklar burada Asklepios Mabedi ile Apollon Mabedinden söz etmişlerse de bunlara ait bir ize rastlanamamıştır. Ancak, Elaia sikkeleri üzerinde görülen Apollon tipleri de bu düşünceyi kuvvetlendirmektedir. Günümüzde Maltepe ve Lalelik tepe denilen yerlerde bazı mezar stellerine rastlanmış oluşu da Nekropolün varlığını göstermektedir. Bunun yanı sıra Kazıklı Bağlar denilen yerde, bağ evlerinde kullanılan mimari parçalar kentin önemli yapıları olduğunun kanıtıdır. Bu yapı ve buluntuların yanı sıra bazı kuyulara rastlanmış, ancak tiyatro ile stadyuma ait hiçbir bilgiye ulaşılamamıştır.

Kent Aiolis’in kıyı kentlerinden biridir. Apollon tapınağı kalıntılarını burada görmek mümkün(Bir zeytinliÄŸi çevirecek avlu sütunları burada görülüyor). Tanrı Apollo’nun kutsal yerleri arasında sayılma sebebi kıyısındaki zakkumların altında kaynayan suydu.

Antik Kyme kentinde ön kazılar 1981 yapıldı ve kentin kuruluşu hakkında net bir bilgi yoktur. Kyme, Anadolu’nun Batı Ege kıyılarında kurulan en eski kentlerden biridir. Buluntular İzmir Arkeoloji müzesinde ve Louvre Müzesinde bulunmaktadır. New York Metropolitan, Londra British ve St. Petersburg şehirlerinin müzelerinde bulunan KYME eserlerinin Aliağa’ya getirilmesi için çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Kentin en büyük merkezlerinden biri olan Pyerikonis kymesi adı verilmiştir. Helenistik, Roma, Bizans, osmanlı döneminin izleri görülmektedir.Kendi döneminde Kyme Ephesos(Efes) kadar önemli olduğu söylenmektedir.

Türkiye’de en az 450 ayrı kuÅŸ cinsine rastlanıyor ve yerli kuÅŸların yanında göçmen kuÅŸlarda geliyor.KuÅŸ cenneti içerisinde yine tuzlalık alanlarda yürüyüş parkurları,gözetleme kuleleri mevcut. Alanı 123 hektar geniÅŸliÄŸindeki mekanda 103 kuÅŸ türü tespit edilmiÅŸtir. KuÅŸ cennetinde kuÅŸ gözlemciliÄŸide yapılabiliyor. KuÅŸ gözlemciliÄŸi doÄŸayı kuÅŸların dünyasından tanımayı saÄŸlayan bir gözlem sporudur. SaÄŸlıklı bir çevrenin en iyi göstergesi olan kuÅŸlar her türlü yaÅŸam ortamında bulunurlar. Türkiye’de ÅŸu yerlerde ender görülen kuÅŸ türlerine rastlamak mümkün;Manyas KuÅŸ Cenneti, İzmir Çamaltı Tuzlası, Kayseri Develi Ovası’nda yer alan Sultansazlığı Yay Gölü, Beypazarı yakınlarındaki Nallıhan KuÅŸ Cenneti, Kızılırmak Deltası Bafa Gölü, Sinop’un Sarıkum Gölü, Nemrut Krater Gölü, Silifke Göksu Deltası, kelaynakların doÄŸumhanesi olarak bilinen Åžanlıurfa’nın Birecik İlçesi Fırat Vadisi sayılabilir. Ancak, Bursa yakınlarındaki Ulubat Gölü, Bilecik Söğüt’teki Gölcük, Milas Bafa Gölü, Kıyıkışlacık, MuÄŸla-Aydın Çine Çayı Vadisi, KöyceÄŸiz Dalyan sazlıkları çevresi, Foça Orak Adası, Siren Kayaları tepeleri, İzmir Gölcük, Antalya Belek, Amasya, Kırıkkale, Kapukaya Baraj Gölü, Edirne Meriç, Enez gibi..

AliaÄŸa İzmir’in yakınındaki bir sanayi bölgesidir. 1970 yılından itibaren sanayide geliÅŸmeler olmuÅŸ Ege bölgesinin toplam ihracatının % 22’sini oluÅŸturmaktadır. Bölgede sanayiye önem verildiÄŸinden turizm ön planda deÄŸildir. Önemli turistik mekanlar; Kyme, Myrina’dır. AliaÄŸa için uÄŸraÅŸ verenler, AliaÄŸa’nın bir liman kenti olması için uzun bir süre çaba sarf etmiÅŸlerdir. Petkim Limanı ve AliaÄŸa Limanı gibi limanlara bu uÄŸraÅŸlar sayesinde kavuÅŸmuÅŸtur. GeniÅŸ plaj alanı ve bir kuÅŸ cennetine sahip olan AliaÄŸa, daha çok yerli turistlerin ilgisini toplamaktadır.Dünyadaki 2 gemi söküm tesislerinden birisi Hollanda’da diÄŸeri ise AliaÄŸa’dadır bu açıdan önemlidir.

Kent ilk çaÄŸda ürettiÄŸi piÅŸmiÅŸ heykelciklerle tanınmış. Heykelcikleri İstanbul Arkeoloji ve Bergama müzesinde görülebilir. XIX.yy.boyunca taÅŸ ocağı olarak iÅŸlev gördüğü için eserler kırılıp taÅŸ olarak kullanılmış bu yüzden günümüze ortaçaÄŸ duvar kalıntısı ve tiyatrosunun kurulduÄŸu yamaç dışında bir yer kalmamıştır.Bir aiol kentidir.Kent dilinde ma(ura)una ögelerinden oluÅŸmuÅŸ yüce ‘(ma)Ana tanrıça kenti yerleÅŸimi anlamına gelmektedir.Bazı kaynaklarda da Kalabaksaray veya Kalabakhisar anlamına gelmektedir. Myrina kentinin bir zamanlar yaÅŸadığı tepelere yayılmış, çanak çömlek parçaları,figürinler, mimari frizler, lahit kapakları kentin zengin düzeydeki kültürünü bu eserlerle ispatlamaktadır.

Buruncuk köyünün arkasında kurulmuÅŸtur kent Larissa 1902 ile 1932-1934 arasında yapılan kazılarda; Arkaik döneme ait mimari parçalar izmir müzesi, seramik buluntular ile Terrakotta kaplamalarsa İstanbul Arkeoloji müzesindedir. Kazılar sırasında ortaya çıkarılan toprak yapıtların bir bölümü “Stockholm Müzesi”ne götürülmüştür. Larissa M.Ö.III. bin yılda kurulmuÅŸtur. M.Ö. 700 yıllarından kalma Akropolis’ten günümüze kent surları gelebilmiÅŸtir. “Peleponnes SavaÅŸları” sırasında tümüyle yıkılmış, daha sonra yeniden inÅŸa edilen kent,Cilalı taÅŸ, Hellenistik,Lydia ve Pers gibi uygarlıklarının yönetimi altında yaÅŸamıştır.Burada Peristilli bir ev, biri Athena’ya diÄŸeri kime ait olduÄŸu bilinmeyen iki mabet, saray, kuyu ve birbirine çok yakın evler bulunmuÅŸtur.Günümüze gelebilenler sur kalıntıları, surların ana giriÅŸ kapısı, mezar anıtlarıdır