Temmuz-23-2007
Filed Under (Amasya) by admin

Uyuyan prenses: Amasra
M.Ö. 12 yüzyılda kurulduÄŸu söylenen Amasra, adını Pers prensesi Amastris’ten alıyor. Amastris’in kendi adına kurduÄŸu bu yeni ÅŸehir, eÅŸsiz güzellikteki sahili, iki koyu ve iki adasıyla güneydeki tatil merkezlerini aratmıyor. Eski çaÄŸlarda uyuyan bir prensese benzetilen Amasra’dayız.

Kente yaklaşırken çarpıcı bir manzarayla karşılaşıyorsunuz. Enteresan bir coÄŸrafya, Karadeniz’in birçok sahil kentine parmak ısırtacak bir güzellik karşılıyor sizi. Keyifli bir tatil vaat eden, bir bakışa sığmayan bu görüntü insanı heyecanlandırıyor. Öyle ki, “İyi ki gelmiÅŸim, burada çok ÅŸey yapılabilir!..” diyorsunuz. Ve bu yüzden ayrılırken, hüzünleniyorsunuz… Batı Karadeniz’in ÅŸirin ilçesi Amasra’dayız. Bir zamanların gözde tatil beldesi yeniden turizmde moda olmanın mutluluÄŸunu yaşıyor. Tur otobüsleri, özel araçla gelen aileler… Karadeniz masmavi göl gibi durgun, dalgasız, geri kalan her yer yemyeÅŸil.

Tarihçesi
Fatih Sultan Mehmet’in “Bakacak Tepesi”nden ovaya doÄŸru şöyle bir bakıp “Lala Lala ÇeÅŸm-i Cihan bu mu ola” dediÄŸi bu ÅŸirin tatil merkezinin yer aldığı yarımadanın, iki koyu ve iki adası bulunuyor. Adalardan birine kayıkla ulaşılırken, diÄŸerine tek gözlü Roma yapısı bir kemerle geçiliyor. M.Ö. 3. yüzyıla kadar Sesamos adıyla bilinen kenti ilk olarak Hititler veya Gasgaslar’ın M.Ö. 12 yüzyılda kurdukları söyleniyor. ÅžimÅŸir aÄŸacı ihracatı yapan kent, Pers İmparatorluÄŸu etkisine girmiÅŸ. Persli prenses Amastris, kendi adına yeni bir ÅŸehir kurmuÅŸ, bağımsız kraliçelik yapmış. Daha sonraları kent Pontuslar’ın, Romalı ve Cenovalılar’ın eline geçmiÅŸ. 1200′lerde kale ve kiliseleriyle ünlenmiÅŸ. 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet Amasra’yı fethetmiÅŸ. Bir kiliseyi camiye çevirmiÅŸ. O dönemlerde “Uyuyan Prenses”e benzetilen Amasra, Osmanlılar döneminde kadılık merkezi olmuÅŸ.
Kent; Anadolu’da bir benzeri görülmeyen KuÅŸ Kayası anıtı, muhtemelen Roma eyalet Meclis Sarayı olarak inÅŸa edilen “Bedesten”, Roma imparatoru Claudius döneminde yapılan tek gözlü Roma Köprüsü, kilise temelleri kalan TavÅŸan Adası, 9. yüzyılda yapılan kale içindeki Fatih Camii, İç Kale Mecsidi, hamam, tiyatro ve maÄŸaralarıyla bugün de ilgi çekiyor.

Amasra’da neler yapılır?
Tarihi dokuyu yansıtan Amasra’da sokaklar, binalar temiz bir görünüm sergiliyor. Tüm Karadeniz sahilinde sık sık rastlandığı gibi, kısa boylu süs köpekleri var. Öncelikle söylemekte yarar var, yaz kış akÅŸamları serin oluyor. Limandan tekne kiralayıp çevre gezilerine çıkabilirsiniz. ÖrneÄŸin Bedri Reis ile 45 dakikalık tur kirası 4-5 milyon lirayı ödeyerek, mendirekten dönüp Venedik misali köprü altındaki tünelden geçip küçük limana ulaşınca kraliçenin denize girdiÄŸi yer olarak bilinen doÄŸal havuzu ve Direkli mevkii önündeki havuzun kayalara oyulmuÅŸ basamaklarını görebilirsiniz. Gri, beyaz, siyah tavÅŸanların yaÅŸadığı TavÅŸan Adası’na çıkabilir, maÄŸaralara bakıp, kale ve sur duvarlarını fotoÄŸraflayıp denizden Amasra’yı seyredebilirsiniz. Geziye katılanların birçoÄŸu büyük tekne tutup, göbek atıp oynayarak gidip dönüyorlar. Belli ki yolculuk keyifli. Çay bahçeleri, cafe-bar ve bol aÄŸaçlı sahil parkı seyir terasları var. GüneÅŸ batışının en güzel izlendiÄŸi yerde yöre halkı “GüneÅŸ denize kırmızı elma” gibi batar diyor. Gün boyu mendirekte en şık kıyafetleri ile arz-ı endam eden genç kızlar, akÅŸam olunca güneÅŸi en içten söyledikleri ÅŸarkılarla uÄŸurluyorlar. Limandaki mendirek su sporu için durgun bir deniz saÄŸlarken, adeta bir podyum görevi de görüyor. Aracını park edip üzerindeki elektriÄŸi yürüyüşle atanlar, bisiklete binenler, balık tutup köpeÄŸini gezdirenler, yelken yarışlarını, tekneleri çekirdek yiyerek seyredenler, temiz hava alıp hazım yürüyüşüne çıkanlar ve benim gibi manzaraların ve mendireÄŸin üzerine yapılan resimleri fotoÄŸraflayan her yaÅŸtan insanlar. Köprü baÄŸlantılı adaya geçip evleri görmek, Küçük Liman’ı tepeden gören seyir teraslarında yalnızlığı yaÅŸamak, restore edilen kiliseden bozma camiyi görmek Amasra’da yapabileceklerinizden bazıları. Bir de müze var. Geçen yıldan bu yana restorasyon çalışmaları nedeniyle 2001′e kadar kapalı. İçinde Roma, Bizans, Osmanlı dönemi gözyaşı, koku ÅŸiÅŸeleri, piÅŸmiÅŸ topraktan kap ve çömlekler, mutfak eÅŸyaları, mezar taÅŸları, lahitler, amforalar, mermer yılanlı Stel saÄŸlık tanrısı, heykel ve etnoÄŸrafik eserler yeni müzecilik anlayışıyla, yeniden sergilenmeyi bekliyorlar. Sıra geldi alışveriÅŸe… En sona sakladım… Buyrun Amasra’nın en ünlü sokağı “Çekiciler Çarşısı’na. El tezgahlarında ileri geri çekerek tahtayı, aÄŸacı ÅŸekillendirirlermiÅŸ. “Çekiciler” ismi oradan geliyor. Çarşıda her türlü aÄŸaç iÅŸi eÅŸya satılıyor, birkaçını sayacağım. Dik duran yayık fıçısı, dekoratif bir bastonluk ve ÅŸemsiyelik olmuÅŸ. Tahta salata tabakları, gemiden otomobile tahta oyuncaklar, maketler, biblolar, gazetelik, ekmeklik, sehpa, sandalye, tabure, aynalık, ÅŸimÅŸir kaşıklar, hasır eÅŸyalar ve tahta takılar. Mustafa Tercan ve eÅŸi, bu takı iÅŸini geliÅŸtirmiÅŸler. Çevredeki Akasya ve patlak aÄŸaçlarının tohumlarından kolye, bilezik, küpe yapıyorlar. Kıskandıracak güzellikteki takıların takımı 3 milyon. Ceviz kabuÄŸundan helikopter, deniz minaresinden kalyon, vernikli iskorpit balığı kafasından biblolar, kalp ÅŸeklinde ve üzerinde bir kaplumbaÄŸa olan “dilek sofrası” biblosu, İtalya’ya bile ihraç ediliyor.



Post a comment
Name: 
Email: 
URL: 
Comments: