Athena Tapınağı:
Assos akropolünün en üst noktasında, kuzey-batı, güney-doğu yönünde yer alan Athena Tapınağı M.Ö.VI.yüzyılın ortalarında yapılmış olup, Arkaik devrin en güzel örneklerinden biridir.
Bu tapınak, Anadolu’da en eski Dorik tarzdaki tapınakların başında gelir. Zeus’un kızı ve 12 Olimpos Tanrısından biri olan Athena, babası Zeus’un kafasından silahlı ve elinde kargası ile doğmuş bir savaş tanrıçası. El işçiliği ve el sanatlarını koruyan tanrıça olarak da biliniyor. Mitoloji’ye göre kadınlara dokumayı o öğretmiş. Behramkale ve çevresindeki halı ve kilim dokumacılığı, gelişmesini belki de Athena’ya borçlu. Assos Athena Tapınağı, Aekaik çağda Anadolu’da dor üzerine yapılmış tek örnek olması ve kabartmalı frizlerin bulunması nedeniyle büyük önem taşıyor.
İki basamaklı bir krepis üzerindeki tapınak dikdörtgen planlı olup, kısa kenarlarında altışar, uzun kenarlarında da onikiÅŸer sütunu bulunmaktadır. Sütunların oturduÄŸu kaideler (stylobat) 30.31×14.03 ölçüsündedir. Tapınak Pronaos ve naos’tan (kutsal oda) meydana gelmiÅŸtir. Pronaos’da ayrıca anteler arasında iki sütun yer almaktadır. Naos’da tanrıça heykelinin bulunduÄŸu kaide 1881’de temizlenmiÅŸtir. Ayrıca burada döşemede, siyah-beyaz mermer parçalarından yapılmış bir mozaik ortaya çıkarılmıştır.
Tapınağın Helenistik dönemde yapılmış frizlerine dayanılarak M.Ö.525’de tamamlandığı sanılmaktadır. Frizler üzerinde mitolojiden alınma Herakles ve Kentauroslarla ilgili konular işlenmiştir. Günümüzde bu kabartma friz parçalarından bir kısmı Boston Müzesinde, bir kısmı İstanbul Arkeoloji Müzelerinde, 1985’de bulunan parçalar da Çanakkale Müzesindedir.
Tiyatro:
Agoranın batı kapısından aşağıya inen taş döşeli yol, tiyatroya gelmektedir. Yüzünü denize ve Midilli Adasına dönmüş olan Tiyatro, kent Merkezinin güneyinde doğal bir kaya oyuğuna inşa edilmiştir. İ.Ö II yüzyılda Agora’nın yakınına kurulmuştur.Son yüzyıla dek tümüyle korunan yapı, günümüzde çok yıkıktır. Geleneksel Grek tiyatro planına uygun olarak at nalı biçiminde olduğu sanılmaktadır. Roma döneminde eski bir tiyatronun üzerine yapılmıştır. Cavea 13 oturma sırasından sonra bir diazoma ve yeniden 15 sıra vardır. Bütün bunları çevreleyen diazomadan sonra dar ve çok dik 8 oturma sırası daha bulunmaktadır. Parados duvarlarının her iki yanına beşik tonozlu birer mekan yerleştirilmiştir.
Agora:
Assos’un ortasında yer almaktadır. Agora’nın batısında küçük bir tapınak, doğusunda bouleterion (şehir meclis binası), güneyinde de hamam bulunmaktaydı.
Assos Agorası’nda 1881’de yapılan araştırmalarda ele geçen yazıtlardan kente yaptığı hizmetlerden dolayı Heptaistogenes’in oğulları Kallisteros ile Aristias’ın Assos içerisinde mezarlarının yaptırılmıştır.
Agora’nın batı girişindeki Podium üzerine, Prostyls düzeninde bir tapınak yapılmıştır. M.S.V.yüzyıldan sonra bu yapı küçük bir kiliseye çevrilmiş olup, günümüze yalnızca temelleri gelebilmiştir.
Gymnasion:
Akropolün güney eteklerinde Helenistik dönemde yapılmıştır. Burada güreş, boks, disk, cirit atma, uzun atlama ve koşu çalışmalarının yapıldığı, aynı zamanda dil bilgisi, konuşma sanatı, matematik, coğrafya, felsefe ve müzik dersleri veriliyordu.
Agora ve Stoa’nın yanındaki Gymnasion M.S.II.yüzyılda yapılmıştır. Batı’daki ikinci girişin döşemelerinin altında kayalara oyulmuş sarnıcı vardı. Plaistra (açık spor alanı) ve çevresini çeviren sütunların arkasında soyunma, yemek ve ders yapılan odalar sıralanmıştır. Palaistra’nın kuzey, güney ve batı kenarları sütunlarla, doğu kenarı da duvarla çevrilidir.
Gymnasion’un kuzey portiğinde yapılan kazılarda ortaya çıkan yazıtlardan M.Ö.I.yüzyılın sonunda yeniden yapıldığı öğrenilmiştir. Ayrıca M.S.VI. yüzyılda da Bizanslılar Gymnasion’un ortasına üç nefli, sekiz kenarlı bir apsisi olan kilise eklemişlerdir.
Bouleterion (Meclis Binası):
Assos’un bouleterion’u Agora’nın yanında 20.60×21.00 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı, ahÅŸap çatılı tek katlı bir yapıdır. Agora’ya beÅŸ kapı ile açılan bouleterion’un içerisinde yapılan kazılarda dört taÅŸ sütun institu olarak bulunmuÅŸtur. Yapının oturma sıraları iyi bir durumda olmasına karşılık cephesinde dor üslubunda sütunların bulunduÄŸu kalıntılardan anlaşılmaktadır.
Liman:
Akropolün eteklerinin denizle birleştiği yerde liman bulunmaktadır. Batı nekropolünden ayrılan taş döşenmiş yoldan buraya ulaşılır. XIX.yüzyılda yapılmış mendirek çevresinde antik mendireğin taşları görülmektedir.
Stoa:
Önü sütunlu, üstü örtülü galerilerdir . Biri Agora’nın kuzeyinde, öbürü de güneyindedir. Kuzeydekinin İ.Ö. III. yüzyılın sonunda ya da II. yüzyılın başında yapıldığı sanılmaktadır. İki katlı, Dor üsluptadır. Alt katta, sütunların arası dörtgen panolarla süslenmiştir. İkinci katın duvarında, tavanı oluşturan ağaç kütüklerin yerleştiği delikler görülebilmektedir.
Aynı dönemden olan güney stoa, üç katlıydı. Orta katta 13 dükkan bulunuyordu. Alt katta ise sarnıç ve 13 hamam yer almaktaydı.
Nekropol:
Assos’un iki nekropolü olduğu yapılan kazılarda ortaya çıkmıştır. Batı ve Doğu nekropolü olarak nitelendirilen bu nekropollerden ilki batı kapısına giden taş yolun iki yanında sıralanmıştır. Roma Çağı’nda yapılan nekropoldeki mezarlar yontulmuş taş ve mermerlerin oluşturduğu bir panteon görünümündedir.M.S.II-III.yüzyıla tarihlendirilen bu mezar anıtlarının bazısı tek, bazısı da çift odalı ve üzerleri beşik tonozlarla örtülmüştür. Burada Roma çağı aile mezarlarına da rastlanılmıştır. Mezarlar üzerindeki levhalarda ölenin ismi yazılmıştır. Bunların yanı sıra küp (pithos) ve amphora tipi mezarlara da rastlanmıştır.
M.Ö.VII. yüzyıldan itibaren Roma İmparatorluğu’nun yıkılışına kadar bu nekropolde gömü işlemi yapılmıştır.