Temmuz-25-2007
Filed Under (Çanakkale) by admin

Asya’nın batıdaki en uç noktası; Babakale
Asya Kıtası’nın en uç noktasına, Babakale’ye gidiyoruz. Bölgede, ufuk hattına yaklaÅŸtıkça batmak istemezcesine yavaÅŸlayıp nazlanan güneÅŸ, denizde eriyip kaybolurken yeri göğü bir kızartıp, bir morartıyor.
Gözden uzak, alabildiÄŸince sakin, dinlendirici ve tertemiz havasıyla Asya Kıtası’nın batıdaki en uç noktası Babakale’ye gidiyoruz.
Yıl boyunca güneşin çok farklı bir görüntü ile denize batttığı, Osmanlı döneminin son kalesi Babakale, deniz ürünlerinin de cenneti.
Buram buram tarih kokan balıkçı köyünün geçmişi 1723 yılına dayanıyor. Bu tarihte kurulan Babakale, dönemin izlerini taşıyan görkemli kalesi, antik su yolları, camii, hamamı, çeşme ve ulu çınarı ile zamana yolculuk yapmanıza da neden olan güzellikler taşıyor.

Tarihte Babakale
Osmanlı donanmasının geçtiÄŸi, korsanların uÄŸrak yerlerinden olan bu en uç noktada, bir gün 3. Ahmet, deniz seferlerinden dönerken kötü hava ÅŸartları yüzünden bölgedeki köye sığınmış. Halk, “PadiÅŸahımız geldi” diye koÅŸup etrafını sarmış. Korsan saldırılarından bıkıp usandıklarını yana yakıla dile getirmiÅŸler.

PadiÅŸah, veziri İbrahim PaÅŸa’ya talimat verince, vezirde Deniz Kuvvetleri Komutanı Kaymak Mustafa PaÅŸa’ya bu görevi havale etmiÅŸ. Çıkarılan fermanda, yurdun dört köşesindeki mahkumların Babakale’deki çalışmalarından sonra serbest bırakılacakları vaad edilmiÅŸ.

Mahkumlar kaleyi yapmışlar, çeşmeye su getirmek için beş kilometre künk döşemişler ve liman inşaatına başlamışlar. O tarihten bu yana bölge, uzun süre gözden ırak olan, gönülden de ırak olur sözünü doğrularcasına hep ihmal edilmiş.

Fakat gemilerin yükleme yapabileceÄŸi, balıkçı teknelerinin balık taşıyıp sığınabilecekleri turistik yatların marinada konaklayabileceÄŸi, yani bölgenin kaderini deÄŸiÅŸtirebilecek liman inÅŸaatına günümüzde yeniden baÅŸlanmış. Çanakkale köprü projesini duyanların da katılımı ile rötar kapatırcasına Ege manzaralı daÄŸlar, tepeler parsellenmiÅŸ, konutları bitenler yerleÅŸmiÅŸler bile…

Asya Kıtası’nın batıdaki en uç noktası olan Babakale, aynı zamanda Ege ve Marmara Denizi’nin ayrım noktasını oluÅŸturuyor.

Bölgede ufuk hattına yaklaştıkça batmak istemezcesine yavaşlayan ve nazlanan güneş, denizde eriyip kaybolurken yeri göğü bir kızartıp bir morartıyor.

Esintili kekik kaplı tepeler bu renk cümbüşünde Ege’de tozunu bırakıp, deniz kokusu taşıyan rüzgara teslim oluyor.

Babakale ve çevresinin bir ismi de; Akvaryum.

Balıkların yumurta bırakmak için Akdeniz’den Karadeniz’e geçiÅŸ yolu üzerinde bulunması nedeniyle bölgede her çeÅŸit balığa rastlamanız mümkün. Temiz deniz balığı meraklıları, sırf bu amaçla bir hafta yörede kalıp balık kürüne giriyorlar. Yaz mevsimini çok önceden karşılayan balık adamlar netlik mesafesi hayli fazla olan durgun koylarda zıpkınla balık avcılığı yapıyorlar.

Tekneden olta balıkçılığı ve kiralık sandal gezintileri ise bir baÅŸka keyif. Babakale Kalesi, acil restorasyon bekleyen kalelerimizden biri. Yöre halkı 9 mil açıkta görünen Osmanlı döneminde Midilli Adası’nda inÅŸaa edilen Molva Kalesi gibi kendi kalelerinde tadilat yapılıp ışıklandırılmasını istiyorlar.

Ege Denizi’ndeki politik manevralar bir kenara bırakılırsa, balıkçılar açık denizde karşılaşınca dost olduklarını hemen gözlersiniz. Uzaktan da olsa Hristo’nun Metaksas kadehine Temel Reis de Yeni Rakı bardağını kaldırarak karşılık verir.

Babakale’nin plajı olan Ak Liman Bababurnu’nun çevrelediÄŸi koyda yer alıyor. Hamaxitos antik kent kalıntılarının bulunduÄŸu doÄŸal limanda kazı çalışmaları henüz yapılmamış. Mayıs-Kasım ayları arası deniz sezonu yaÅŸanan sahilde eÅŸsiz güzellilte bir kum bulunuyor. İsviçreli jeologlar kıyıda yaptıkları incelemede kumun yapısal özelliÄŸi nedeniyle sıfır mil tabir edilen, hiç toprak bulunmadığı, denizi bulundurmadığı yosun ve deniz kestanesi türü canlıların barınamadığını belirtmiÅŸler. Vücuda
Kestanbol Kaplıcaları
yapışmayan incecik kumda yazın deÄŸiÅŸik yerlerde beÅŸer dakika yatarak kum kürüne girenler 21 gün sonra termal kaplıca türü fayda saÄŸlıyorlar. Bir baÅŸka ÅŸifa dağıtan yer ise Ezine’ye 16 km. uzakta Gürpınar yolu üzerinde, Büyük İskender’in kurduÄŸu Alexandria Troa’daki Kestanbol Kaplıcaları romatizma, siyatik, lumbago, romatoit, limbo, kireçlenme gibi bir çok rahatsızlığa iyi geliyor.
Tel: (0-286) 637 52 00

Suya peksimet at uÄŸur getirsin
Mavi yolculuÄŸa çıkanların ya da balıkçıların denize kuru ekmek atmalarının çok eskileri dayanan bir nedeni var. Piri Reis’in “Kitabı-ı Bahriyesi”nden alınmış bir öykü, sürmekte olan bu geleneÄŸi şöyle açıklıyor.

Osmanlı donanmasındaki adı “Peksimet yemez Latif Baba” olan denizci ölünce, Babaada Burnu’na gömülmüş. Ve donanma, ne zaman bu sulardan geçse, uÄŸur getirsin diye türbenin bulunduÄŸu tarafa peksimet atmış.

Evliya Çelebi de ünlü seyehatnamesinde Baba Burnu’ndan geçerken Latif Baba’nın ruhuna fatiha okuduÄŸuna deÄŸinir… Peksimetler, ÅŸimdi de mavi yolculuÄŸa çıkan teknelerden atılıyor masmavi sulara.

Geçimi, balıkçılık ve el sanatları:
Geçimini balıkçılık ve ayakkabıcılıkla sürdüren Babakale’de, el sanatlarından bıçakçılığın geçmiÅŸide çok eskilere dayanıyor. Sözgelimi 1723′te kurulan köyde 6 kuÅŸaktır bıçakçılık yapan Mustafa Kazak, 1944 yılında baÅŸladığı iÅŸinde ilk bıçağını 150 kuruÅŸa sattığını hatırlıyor. Otomobil makasından çeliÄŸi, keçi boynuzundan sapı, kavak aÄŸacından kını yapılan el yapımı bıçakların en büyük özelliÄŸi, keskinliÄŸi ve zevkli bir balık ayıklamaya yaraması.

Tarihi Çeşme
Osmanlı donanması deniz seferine çıkarken su aldığı çeşmelerden biri olan tarihi Babakale çeşmesinin suyu üç ay gibi uzun süren deniz seferlerinde bozulmadan kalabilen dayanıklı bir su olmasıymış. Günümüzde bu su akmıyor.

Kalenin geciken restorasyonu
Osmanlının yaptığı son kale olan Babakale, doÄŸa ÅŸartlarına çok sert esen rüzgara karşı koyamayarak son yıllarda büyük tahribata uÄŸramıştı. Burçlarında ve sur duvarlarında çökmeler meydana gelmiÅŸti. Horasan türü kireç-kum karışımı malzeme ile örülen duvarların bir bölümü yıkılmıştı. İstanbul Rövöle ve Anıtlar Müdürlüğü kontrolünde Kültür Bakanlığı konuya eÄŸilerek kalenin yeniden restorasyon çalışmalarına baÅŸlandı. 2002 sonuna kadar bitirilecek olan restorasyon çalışmaları için yörede bulunan ve kalede daha önce kullanılan granit taÅŸlar muÅŸlanarak orijinaline sadık kalınarak, bu defa çimentolu harçla tekrar örülüyor. Babakale’nin, yapımı yine aynı döneme rastlayan camisi ise aynı ilgiyi bekliyor. 42 yıl önce tamir gören cam, 80′de boyandı ve günümüzde ise bakıma muhtaç. Babakale’deki en büyük sorun ise yapımına Lale Devri’nde baÅŸlanıp hala bitirilemeyen liman inÅŸaatı. 88′de baÅŸlayan liman inÅŸaatı çalışmalarında dalgakıranlar için gerekli taÅŸlar atılmış, ne var ki müteahhit firmanın iflası nedeniyle 95′den bu yana çalışmalar durmuÅŸ. TaÅŸ düzenlemelerinin yapılarak üzerine ve iç kısma beton atılması halinde, liman görevini baÅŸarıyla görecek, Ege’ye inen yatlara büyük hizmet verecek.



Post a comment
Name: 
Email: 
URL: 
Comments: