Archive for the ‘Antalya’ Category

Temmuz-15-2007
Filed Under (Antalya) by admin

Beton yığınları arasında yılboyu yaşamaktan bıktıysanız, şehir yaşantısı sizin için artık çekilmez oluyorsa, tatilde yeni bir alışkanlık edinin. Yolunuz eğer Antalya Kemer civarına düşüyorsa, hiç düşünmeden jeep safariye katılın. Göreceksiniz, yakıcı sıcaklarda, bir gün boyunca buz gibi sularda yüzüp, el değmemiş doğanın tadını çıkarmak, size ne kadar keyif verecek.

Nasıl gidilir ?
İstanbul’dan yola çıkacaklar için rota belli. Önce Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü geçmek. Ardından da paralı otoyolu kullanarak Adapazarı’na kadar gitmek. Daha sonra ise Bilecik yolunu kullanacaksınız. Yalnız burada yaklaşık 60 kilometre süren yol yapım çalışmaları nedeniyle iÅŸiniz biraz zor. Çok dikkatli olmalısınız. Yorgun olarak bu yola girerseniz çok zorlanırsınız.

Bilecik’i geçtikten sonra Kütahya, Afyon üzerinden, Burdur ve Antalya’ya ulaşıyorsunuz. Jeep safariye katılmak için Antalya, Kemer, Göynük, Beldibi, Tekirova gibi yörelerde istediÄŸiniz yerlerde kalabilirsiniz. Safari düzenleyen ÅŸirketler burada kurdukları temsilcilikler kanalıyla, herkesi jeep safariye baÅŸladıkları Kemer yakınlarındaki benzin istasyonuna getiriyor. Buradan da safariye baÅŸlanıyor.

Antalya - Kemer arasındaki yol, özellikle hafta sonu günübirlik turistlerin yoğun akınına uğruyor. İki şeritli sahil yolunda ve tünel girişlerinde hatalı sollama yapmadan, normal konvoy hızında yolun keyfini çıkarıp, sabırlı araç kullanmanızı tavsiye ederiz.

JEEPLERİN ÖZELLİKLERİ

Parkur Jeep Safari ÅŸirketi, safaride, özel olarak imal edilen üstü açık, 15 adet Lada Niva 1700 model, 4×4 jeepleri kullanıyor. Jeeplerin teknik bakımlarından sorumlu olan Nedim Kaymak, jeeplerde özel yapım koruyucu takviyeli korkuluk bulunduÄŸunu, tamponların da saÄŸlamlaÅŸtırıldığını söylüyor. Helezonlu araç ağırlığı 1100 kilo. DiÄŸerlerine göre devrilme ihtimali oldukça zayıf. Tur rehberi Ömer Belinci, jeeplerin safari için ideal araç olduÄŸunu katılanlara anlatıyor.

Araçlar safari dönüşü her akşam kontrolden geçiriliyor. En sık görülen arızaları ise rotiller ve rot başlarında rastlanıyor.

Araçların benzin deposu 55 litre. Araçlarda şamrelli kar lastiği kullanıyor.

Tur 09.30′da baÅŸlıyor, 18.00′de sona eriyor.

Nerede kalınır ?
Beldibi, Göynük, Kemer, Tekirova, Çamyuva kıyıları Türkiye’nin en şık, modern otel ve tatil köylerinin bulunduÄŸu sahil ÅŸeridi. Jeep safariye Kemer ve Göynük’ten katılanlara en yakın konaklama tesislerinden biri, 1996 yılı haziran sonunda hizmet açılan beÅŸ yıldızlı Royal Resort hoteli. Eyilik ailesinin iÅŸletmesi olan ve toplam 850 yatak kapasiteli otelde, hepsi balkonlu ve deniz manzaralı 350 oda ve villa var.

Odalarda, televizyon ve müzik yayını, zengin birer minibar, klima, özel ÅŸifreli kasalar yer alıyor. Tek bir aÄŸaç kesilmeden yapılan nehir görünümlü yüzme havuzu son derece kullanışlı. Otel ayrıca, Antalya’daki tek kapalı yüzme havuzuna sahip. Yılboyu açık olan tesisin bin kiÅŸilik toplantı salonu, kongre turizmine hizmet verecek seviyede.

Kemer bölgesinde kalabileceğiniz diğer tesislerden biri de Club Med Kemer tesisleri.

Jeep safariye katılanların kalabilecekleri yerlerin arasında Kemer’de bulunan oteller de var. Sadece otelde kalmanız da ÅŸart deÄŸil. örneÄŸin Kemer’den uzakta bulunan Adrasan’da bile kalsanız, jeep safari turu düzenleyen ÅŸirke sizi oradan alıp Kemer’e buluÅŸma noktasına getiriyor. Ve siz de safariye katılma imkanı buluyorsunuz.

Aynı ÅŸey, Antalya civarındaki yerleÅŸim yerleri içinde geçerli. Yeterki safari turu düzenleyen ÅŸirketlerden biriyle baÄŸlantı kurun. Gerisi onlara kalıyor. Sizi alıp Olimpos Milli Parkı içinde yer alan BeydaÄŸları’nın zirvesine çıkarıyorlar.

İlginç yerler
Antalya bölgesinde jeep safari yapılan en güzel yer, Olimpos Beydağları Sahil Milli Parkı. Kaldığınız otelden sizi getiren tur şirketi sorumluları, Kemer yakınlarındaki benzincide diğer safaricilerle sizi biraraya getiriyor. Bundan sonra herkes rehber denetiminde jeeplere binebiliyor. Eğer fazla zorlanmam diyorsanız ve jeep de varsa, size de sürme şansı veriyorlar.

Jeep safari düzenleyen şirketler katılanları da sigortalıyor. Bu şekilde görünmez kazalara karşı da içiniz rahat olarak yolculuğuna başlıyorsunuz.

Bölgede bir çok safari düzenleyen yirket yer alıyor. Ama Åžaban TaÅŸgın’ın iÅŸletmeciliÄŸini yaptığı Parkur Seyahat’in farkı, Lada Niva 1700 jeeplerle, safari yapması. Bu jeepler özel olarak kesilmiÅŸ ve safari için hazırlanmış. Devrilme riski, diÄŸer kullanılan jeeplere göre daha az.

SAFARİ BAÅžLIYOR…

Grubun toplanmasıyla birlikte, kemer Aslanbucak Köyü’nden BeydaÄŸları’na doÄŸru hareket ediliyor. 3 - 4 kilometre sonra asfalt yol sona eriyor. Yol toprak oluyor. Ve safarinin ayrılmaz özelliÄŸi olan toprakla biraraya geliyorsunuz.

Sürekli ve yoÄŸun aÄŸostos böceÄŸi sesleri arasında Antalya’ya oranla daha serin, ve raha temiz yayla havasıyla yol alırken, önünüzde 108 kilometre sürecek maceralı yolculuk baÅŸlıyor.

İlk durak Kesmeboğazı mevkii. Burası bazı turların ilk, bazılarının da son durağı.

İlk mola yeri olarak burayı seçenler, dağdan inen buz gibi suda yıkanma molası da veriyor.

Ufak şelaleden kayıp serin sularda yüzmenin tadına doyulmuyor

Yanına mayosunu alanlar, daha turun başlangıcında serin dünyaya hoş geldin diyerek, yüzüyor. Derenin üstünde bulunan köprünün ayakları, Likya döneminden kalma. Kalıntılar daha sonra Trabzonlu taş ustaları tarafından yeniden yapılandırılmış ve faal hale getirilmiş. Kışın coşan derenin su seviyesi yola kadar yükseliyor.

SONAK SEYRİ… TANRILARIN MEKANI…

Sonak seyri, ilk mola verilen yerlerin başında geliyor. Orman işçilerinin kışı geçirdikleri yer. Ormanda yer alan çeÅŸmebaşında serinleyen tur yolcuları, Gedelme Köyü’nün bir mahallesi olan Tek Kanat’da yufka ekmek, keçi peyniri ve çay molası veriyorlar. Köy evlerini bahçelerine turistlere köy kadınlarının yaptığı el iÅŸi danteller sergileniyor. 1600 metre yükseklikte, 13 - 14 derece serin havada vadiye seyredip fotoÄŸraf molası veriliyor. Daha sonra 2600 metre yükseklikteki Olimpos Dağı(Yunan mitolojisine göre, Tanrıların toplandığı yer) görülüyor ve sıradaki bir baÅŸka mola yerine, Yörük mezarlığına geliniyor.

Yörük mezarları
Yörük mezarları

Terkedilen köyde 25 yıldır gömü yapılmamış. Ağalar Köyü, bu gibi soğuk, hazmettirici ve şişirmeyen özelliğiyle ünlü kaynak suyu sayesinde iştahları açıyor. Yolun sol tarafında ilginç şekilli kayalara da rastalamak mümkün. Bunlardan biri Klu Klux Klan maskesine benzeyen doğal taş. Bir de timsah başına benzeyen bir başka taş daha var ki, o da turistlerin bol bol fotoğraf çekmesine neden oluyor.

AÇIKHAVADA UYKU…

Öğle yemeÄŸi molası 13.30′da Altınyaka sınırları içindeki canlı alabalık restoranlarında veriliyor. Forella ve Özer restorranları aynı zamanda birer alabalık üretme çiftliÄŸi. Yöreye gelenler, yer yataklı küçük köy evlerinde ağırlanıyor.Yol üzerinde küçük ama müthiÅŸ lezzetli yeÅŸil elmlar satan bir sürü çocuÄŸa rastlıyorsunuz. Restoranda yemek ücretlerini tur ÅŸirketi ödüyor. Yemek sonrası ayakkabılarını çıkararak, dinlenme teraslarında baÄŸdaÅŸ kurup oturanlara isteÄŸe göre elma çayı, adaçayı ya da kahve servisi yapılıyor. Mustafa Özer’in iÅŸlettiÄŸi restoran, gece kalmak isteyenler için de ideal. Battaniyelere sarılarak köşklerde yatılıyor.

Yemek sonrası keyif…
Yemek sonrası keyif…

Yemek sonrası inişe geçilirken, Saraycık Harabeleri, Akropol kalıntıları ve tarihi eserler görülüyor.

Gün akÅŸam olurken, tur rehberi size günün anısı olarak “Toros Fatihleri”nden bir olmaya hak kazandığınızı gösteren sertifikanızı da veriyor.

EÄŸre dönüş yolunda kesmeboÄŸazı’na geldiyseniz, gün boyunca toz içinde kalan bedeninizi serin sulara atıp, hem serinliyor hem de temizleniyorsunuz.

Ardından başlangıç noktasına çağrılan minübüslerle kaldığınız otele götürülüyorsunuz.

Tur bitiminde doğaya öyle alışıyorsunuz ki, aynı parkura defalarca çıkan turistlere sık sık rastlanıyor.



Temmuz-8-2007
Filed Under (Antalya) by admin

“Olympos” kelimesinin eski yunancada “ulu daÄŸ” anlamına geldiÄŸine inanılmaktadır. Dünya üzerinde yirmiden fazla daÄŸ ve tepe bu adı taşımaktadır ve bazılarının yakınlarındaki kasaba ve ÅŸehirler de bu adı almıştır. Bu tepelerin en ünlüsü, Yunanistan’ın kuzey doÄŸusunda bulunan, eski Yunan tanrılarının evi sayılan, Thessalian tepesidir. Olympos Antik ÅŸehri adını, eskiden Olympos Dağı olarak bilinen Tahtalı dağından alır. Tahtalı Dağı ÅŸehrin 10 km kuzeyinde bulunmaktadır ve eteklerinde bugün YanartaÅŸ adıyla bilinen, hiç sönmeyen ateÅŸi barındırır.

Olympos, antik Likya medeniyetinin en önemli ÅŸehirlerinden biri olmuÅŸtur. Åžehrin temelleri eski Helenistik dönemde, MÖ. 300 civarında inÅŸa edilmiÅŸtir. Büyük İskender’in fetihlerine ilk baÅŸladığı yıllarda kış aylarını, Olympos’a komÅŸu bir liman ÅŸehri olan Phaselis’te geçirdiÄŸi bilinmektedir.

Olympus’un tarihi kayıtlarda izine ilk defa MÖ. 78 yılında, Sicilya’daki Roma Valisi Servilius Vatia’nın zamanın en büyük korsanı Zenicetes’i deniz savaşında yendiÄŸi sene rastlanır. Gemilerini Porto Ceneviz ve Sazak’ın gizli limanlarında saklayarak civardaki tüm kıyı ÅŸeridini hakimiyeti altına alan Zenicetes, Olympos’u da kendisine kale yapmıştır. Åžehir yeniden Roma hakimiyetine geçtikten sonra “ager publicus” (satışa çıkarılmış veya kiralık olarak verilecek Roma mülkü) olarak ilan edilmiÅŸtir.

Korsanların, Pers tanrısı Mitras için garip kurban törenleri ve gizli ayinler düzenledikleri söylenmektedir. Mitras, o yıllarda doğu ülkelerinin birçoğunda yaygın olarak inanılan Pers mitolojisinde saf ruh ve ışık tanrısıdır.

MS. 43 senesinde Likya, Roma İmparatorluÄŸuna katılmıştır. Olympos ÅŸehrinin koruyucusu, Yunan Tanrısı Hephaistos için festivaller düzenlenmiÅŸtir. İmparator Hadrianus’un MS. 130 senesinde ÅŸehri ziyaret ettiÄŸi de kayıtlarda yer almaktadır.

Olympos, Roma İmparatorluğu Hristiyanlaşma süreci içerisindeyken bir piskoposa ev sahipliği yapmıştır. 3. yüzyıldan itibaren korsanların sürekli olarak şehre saldırmaları sonucu şehrin nüfusu yavaş yavaş azalmış ve şehir eski önemini kaybetmiştir.

11. ve 12. yüzyıllarda şehir Cenevizliler, Venedikliler ve Rodos Şovalyeleri tarafından yeniden inşa edilmiş ve haçlı seferleri sırasında ticaret limanı olarak kullanılmıştır. Olympos şehri, Osmanlı Donanmasının 15. yüzyılda doğu Akdenizi hakimiyeti altına aldığı sıralarda terkedilmiştir.

anahtar kelimeler: olimpos Tatil Yerleri,olimpos otelleri,olimpos ucuz otelleri,olimpos ucuz pansiyonları,olimpos pansiyonları,olimpos restaurantları,olimpos gezilecek yerleri,olimpos tarihi,olimpos resimleri,olimpos araba kiralama,olimpos ucuz tatil,olimpos hotelleri,olimpos ucuz hotelleri,olimpos ulaşım,olimpos kalacak yerler,olimpos haritası,olimpos ilçeleri



Temmuz-8-2007
Filed Under (Antalya) by admin

Olympos

Antik Likya’nın en önemli liman kentlerinden olan Olympos, tarih boyunca mitolojiye konu olmuÅŸtur. Konumunun elveriÅŸliliÄŸi nedeniyle korsanların barınağı olan Olympos, bugün sahip olduÄŸu tarihsel deÄŸerleri, 3200 metrelik muhteÅŸem sahili, endemik bitkileri, Caretta caretta’ları Khimaira’sı, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteÅŸem doÄŸası ve pansiyon olarak kullanılan meÅŸhur aÄŸaç evleri ile tüm dünyaca bilinmektedir.

Akdeniz iklimine sahip Olympos’ta kışları yağışlı ve nemli, yazlar kurak ve sıcaktır. Nisan başından eylül sonuna kadar denize girmek mümkündür.

Tarihçilere göre, M.Ö. 80 yılında Zenniketes isimli Kilikyalı bir korsan tarafından ele geçirilen kent, 78 yılında Romalılar tarafından alınmıştır.
Haçlı seferleri sırasında Venedik, Ceneviz ve Rodos şövalyelerinin istilasına uğrayan Olympos, 15. yy’da Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı İmparatorluğuna katılmıştır. Orta Çağdan sonra Yakın zamana kadar Türk yerleşimin olmadığı kent sadece göçerler tarafından kışlak olarak kullanılmış.

Tamamı arkeolojik ve doğal sit alanı olarak koruma altında olan Olympos, denize açılan ve ortasından Akçay deresinin aktığı bir vadi içine kurulu. Su kanalları, surlar, lahit mezarlar gibi kente ait pek çok kalıntı görülebilir. Antik çağlarda nehir kenarlarına yapılan duvarlarla kanal haline getirilen nehirden gemiler de geçebilmekteydi. Ören yeri girişinden antik kentin kalıntıları arasında yaklaşık 1,5 km yürüyerek Olympos sahiline ulaşılır.

anahtar kelimeler: olimpos Tatil Yerleri,olimpos otelleri,olimpos ucuz otelleri,olimpos ucuz pansiyonları,olimpos pansiyonları,olimpos restaurantları,olimpos gezilecek yerleri,olimpos tarihi,olimpos resimleri,olimpos araba kiralama,olimpos ucuz tatil,olimpos hotelleri,olimpos ucuz hotelleri,olimpos ulaşım,olimpos kalacak yerler,olimpos haritası,olimpos ilçeleri



Temmuz-8-2007
Filed Under (Antalya) by admin

SİDE
Antalya - Manavgat karayolunda, Manavgat’a 2 km. kala güneye dönülerek Side’ye ulaşılır. Side’nin kuruluÅŸ tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Side adı Anadolu dilinde “Nar” anlamına gelmektedir. Bu özellik ve bölgede bulunan bazı yazıtlardan elde edilen bilgiler, Side tarihinin Hitit’lere kadar uzandığını göstermektedir. Kent bir yarımada üzerine kurulmuÅŸtur. Kara ve deniz surları ile korunan Side, Helen ve Roma devirlerini yaÅŸamıştır. Surları ve giriÅŸ kapısı dikkati en önce çeken yapılarıdır. Toros DaÄŸları’nın eteklerinden ve çevreden kente su getiren çok sayıda suyolu kalıntısı görülür. Eski bir hamam restore edilerek müze haline getirilmiÅŸtir. Bu müzede Side’de bulunan eserler sergilenmektedir.

Side’nin en önemli yapısı 15.000 izleyici alabilen tiyatrosudur. Roma eseri olan tiyatronun bölgedeki diÄŸer antik tiyatrolardan farkı, oturma yerlerinin eÄŸimli bir arazi üzerine kurulmamış olmasıdır. Tiyatro iki katlı ve 20 m. yükseklikte kemerli bir yapı üzerine oturtulmuÅŸtur. Orkestra ve sahne kısımları yıkıntı halindedir. Tiyatronun altında yaÄŸmur sularının aktığı kanallar vardır. Sütunlu Yol, Zafer Takı, Liman, Hamamlar, Tapınaklar, ÇeÅŸmeler, Su Sarnıçları, Su Yolları ve Agora gibi yapılarıyla gezilip görülmeye deÄŸer bir yerdir Side.

SELGE
Selge’ye ulaÅŸmak için Antalya - Alanya karayolunda Manavgat ve Aspendos’u geçtikten sonra “Selge” iÅŸaret levhasından kuzeye dönülür. Buradan Selge 55 km.’dir. Yolun Köprülü Kanyon’a kadar olan kısmı ulaşıma elveriÅŸlidir. Antik Köprü’den sonraki 12 km. yol ise saadece arazi araçları ile gidilebilir. Selge’ye giden yol doÄŸa güzelliÄŸi yönünden çok zengin olan Köprülü Kanyon içinden geçer. Denizden 950 m. yükseklikte kurulmuÅŸ olan Selge, antik bir Pisidya DaÄŸ Kentidir. En iyi korunmuÅŸ yapısı tiyatrosudur. Ayrıca Kent Surları, Kuleleri, Su Sarnıçları, Stadyumu ve Nekropolu görülmeye deÄŸer diÄŸer yapılardır.

anahtar kelimeler: Manavgat Tatil Yerleri,Manavgat otelleri,Manavgat ucuz otelleri,Manavgat ucuz pansiyonları,Manavgat pansiyonları,Manavgat restaurantları,Manavgat gezilecek yerleri,Manavgat tarihi,Manavgat resimleri,Manavgat araba kiralama,Manavgat ucuz tatil,Manavgat hotelleri,Manavgat ucuz hotelleri,Manavgat ulaşım,Manavgat kalacak yerler,Manavgat haritası,Manavgat ilçeleri



Temmuz-8-2007
Filed Under (Antalya) by admin

HER ÇAĞDA MANAVGAT

Yapılan araÅŸtırmalar, bölgemizde paleolitik çaÄŸdan zamanımıza kadar süren bir uygarlığın varlığını göstermektedir.KarataÅŸ-Semahüyük kazılarında “Bronz Çağı” na ait yeni bilgiler elde edilmiÅŸtir.
1946 yılına kadar bilimsel nitelikli kazı ve araÅŸtırmalar yapılmadığından, objektif bilgiler yetersiz, mevcutlar da efsanevi ihtimallerden öteye geçememiÅŸtir. Side -BucakÅŸeyhler köyü kuzeyindeki “SELEVKİA” da , 1946 yılında yapılan ilk ciddi ve bilimsel araÅŸtırmalar, teknik ve ekonomik sebeplerden dolayı yeterli olamamıştır.
Bugünkü Manavgat, kuzeyde Toroslar , güneyde Akdeniz, doÄŸuda Alaraçayı, batıda Köprüçayı ile çevrili olan Antik Pamphilia’nın (Pamfilya) doÄŸu kısımlarıdır. Pamphilia’nın kelime anlamı çok dil konuÅŸulan, çok kabilelerden oluÅŸmuÅŸ, ülke;kabileler ülkesi demektir.Kökü Yunanca olup, Pamp:Çok, hilia:Irk, cins anlamında, yani “Çok ırklı - soylu yer ” anlamına gelir.Bizanslı ETİYEN , Pamphilia (Pamfilya) adının Lonya lı Raphyos MANTO’nun kızı Pamphilia’ya (Pamfilya) atfen sonradan konduÄŸunu yazar.
Bölgemizin tarihi (Antalya) , M.Ö. 14. ve 15. Y.Y. da Greek efsanelerine göre deÄŸerlendirilir. Bu y.y. da Miken Kolonileri’nin Pamfilya sahillerine indiÄŸi söylenirse de, bu olay henüz kesinlik kazanmamıştır. İlk yerleÅŸim hareketleri M.Ö. 7. ve 8. Y.Y. da Akdeniz kıyılarında baÅŸlamıştır. Greek Kolonilerinin ilk kenti Pihaselistir. (M.Ö. 690) Bu ÅŸehrin kuruluÅŸunu Side takip etmiÅŸtir.Antalya Karain maÄŸarasındaki yaÅŸam M.Ö. 50.000yıl öncesinde var olduÄŸuna göre, Karain ve civarında yaÅŸayan Paleolitik çağı insanı, iki veya üç günlük uzaklıkta olan bu bölgelerde de mutlaka yaÅŸamışlardır. Müzelerimizdeki kaynaklar, yapıt ve tarihi kalıntılar, kesin tespitler için bize daha çok yardımcı olmaktadır.Torosların güneyinde, kuzeyindeki Isparta ve Burdur illeri sınırları içindeki gibi Neolitik, Kalkolitik ve Tunç çaÄŸları kalıntılarını içeren Prehistorik höyükler yok ama, daha önceki Paleolitik çaÄŸa ait bir çok kalıntılar vardır.

Antik Dönemde MANAVGAT

Antik dönemlerde Pamfilya’ doÄŸu kısmı, Manavgat bölgesi hakkında en eski kaynak Hititlerin çivi yazılı tabletlerinde görülmektedir. Hitit kaynaklarına göre Akhiyavalar’ın bu bölgede yaÅŸadıkları (M.Ö. 1600-1200) ve Luvicce adlı bir dilin konuÅŸulduÄŸu belirtilmektedir. Hatta Hitit Kralı II. MurÅŸilin anallerinde ( Kralın yaptıklarını anlatan yıllıklar) “II. MurÅŸilin M.Ö. 1400 yıllarında Kilikya’ ya girdiÄŸi 6000 kiÅŸiyi öldürerek Pamfilya ÅŸehir devletlerini alarak geri döndüğü “yazılıdır.M.Ö. 14. ve 13. y.y. baÅŸlarında Yunanistan’ın Arkadia kavimler göçüyle gelen Akhalar tarafından istila edilmeye baÅŸladığı ve Akhaların getirdiÄŸi Arkadia - Greek lehçesiyle burada yaÅŸayan yerli unsurların (dilin) Hititçe -Luvice’nin kaynaÅŸtığı, Side’ de ele geçen ve bugün Side Müzesinde sergilene yazılı kaynaklar nedeniyle AraÅŸtırmacı-Arkeologların SİDECE adını koyduÄŸu bir dilin ortaya çıktığı görülmektedir.Antik Pamfilya bölgesi M.Ö. 8. ve 7. y.y. da ikinci kez Batı Anadolulu Aiol ve İyon kafileleri tarafından kolonizasyon hareketlerin e maruz kalmıştır.Bu hareketler sırasında Ege’deki Kymeliler (İzmir AliaÄŸa yakınında bir İyon kenti)Antik Side ÅŸehrini bir Koloni ÅŸehri olarak kurmuÅŸlardır.Turuva Savaşı sırasındaki bu kavimlerin göçü ve kolonizasyon hareketleri sonunda yeni gelenler ile yerli halk, yavaÅŸ yavaÅŸ karışıp kaynaÅŸmış ve HellenleÅŸen ÅŸehir devletleri (Yunanca “POLİS” ) ortaya çıkmıştır. Bugünkü Manavgat ilçe sınırları içindeki antik ÅŸehirlerin bir çoÄŸu bu dönemde kurulmuÅŸtur.Heredot’a göre:Akdeniz sahillerine yerleÅŸim daha eskilere M.Ö 2000′in başına kadar (M.Ö. 1800 yılları ) götürülür. Turuva Savaşında orduları dağılan Amhilophos Colehos ve Mophos’un Antalya Bölgesine yerleÅŸtikleri anlatılır.Bu komutanlar çevresindekilerle birlikte, bu bölgeye gelip yerleÅŸmeden önce, Turuva SavaÅŸlarına bu bölgeden yardım eden soyların da var olduÄŸunu yazar.
Yine Heredot’a göre, Lydia Kralı Cresus (Krezüs)’un M.Ö. 334 yılında buraları fethiyle de Makedonyalıların egemenliÄŸi altına girmiÅŸtir.Böylece 210 yıl süren Pers hakimiyeti son bulur.
M.Ö 223 yılında B.İskender ölünce generalleri imparatorluÄŸu bölüştü Pamfilya, Likya ve Yukarı Firikya Antionos (Antigone )’a verildi. Ancak hissesine razı gelmeyince B.İskender’in imtiyazlı generali Petigos ile yaptığı savaÅŸta yenilerek Yunanistan’a kaçtı ve bu generaller arasındaki savaÅŸ uzun süre devam etti. Sonunda, M.Ö. 307 de Antinos, Pamfilya’yı elinde tutan Omedis’i de yenerek yöreyi ele geçirdi.”KÜÇÜK ASYA KRALI” unvanını aldı. Suriye’yi fethetti ama durmayan generaller savaşında sonunda M.Ö. 301 yılında 84 yaşında öldü.
Pamfilya M.Ö. 302-218 yıllarında Ptolemeioslar’ın, M.Ö. 215-189 yıllarında Selevkios Kral Autiochos’un, ünlü Kartacalı komutan Hannibal’ın komutasındaki donanmasını Roma senatosuna baÄŸlı Rodos donanmasına, Side açıklarında yapılan deniz savaşında yenilmesiyle, (M.Ö. 190 ) Roma’ya , M.Ö. 188 yılında da Roma Senatosu tarafından Pamfilya Bergama Krallığı’na verilmiÅŸtir.
Ancak Helenistik Krallıklar boyunca sürekli özelliÄŸini koruyan ve gittikçe hellenleÅŸen geliÅŸimini sürdüren Pamfilya ÅŸehirleri ve özellikle bunlardan Side ÅŸehri Bergama krallığı ile çıkan sınır anlaÅŸmazlığı yüzünden, 0M.Ö. 188-102 yılları arasında bağımsız kalarak Hellenistik dönemin en parlak çağını yaÅŸamıştır.Romanın kirli iÅŸlerine karışmamıştır.Bu nedenle Bergama Kralı Attolos II. Bölgenin en önemli ve liman ÅŸehri Side’yi alamayınca kendi adını alan ATTALİA (Antalya ) ‘yı Liman kenti olara kurmak zorunda kalmıştır.İşte bunun için Side’ye “Eski Antalya “, Antalya’dan daha önce kurulmuÅŸ olduÄŸundan denmektedir.

Hellenistik Krallıklar zamanında sık sık el deÄŸiÅŸtiren Pamfilya’da büyük bir otorite boÅŸluÄŸunun olması, Roma’ya uzak oluÅŸu , Özellikle doÄŸuda Kilikya bölgesi ve daÄŸlık bölgelerde saklanabildiklerinden bölgede korsanlğın ortaya çıkıp çoÄŸalmasına güçlenmesine neden olmuÅŸtur.Pontus Kralı Mitridates VI’nın Romalılara karşı korsanlığı desteklemesiyle durum daha da kötüleÅŸmiÅŸ hatta Alanya’da (Cerecetyne) Korekesion Diodotos Tttryphon adlı bir zorba korsan, baÅŸkanlığında para basıp kaleler inÅŸa edecek düzeyde ileri giderek helenistik ÅŸehirleri tehdit ederek zayıflamalarına neden olmuÅŸtur. Hatta bu zorba korsan, Suriye Krallarına kafa tutarak, Selevkos Kırallarına kafa tutarak, Selevkos Krallarını devirecek ve yerine istediÄŸini geçirecek güce bile sahip olmuÅŸtur.Bu tehdit M.Ö. 78 yılında Romalı Konsül Pub lius Servillius’un Pamfilya ve Kilikya’yı Roma’ya baÄŸlaması ve kumandan Pompeais’un bölgeyi korsanlardan tem,izlemesine kadar sürmüştür.Bazı tarihçiler “…Pompeais’un 24 generalin komutasında 120 bin asker, 500 parça gemiyle Akdeniz’e açıldığını, Pamfilya’yı tüm korsanların gemilerini yakarak Akdeniz’i onlardan temizlediÄŸini, Trayphon’un yaptırdığı kaleleri yakıp yıkarak saÄŸ kalanlarının da Torosların tepelerine kaçtıklarını ….”" yazar.

Pompeyüs kısa zamanda Anadolu ve Akdeniz’de saÄŸlam bir egemenlik kurarak bir çok küçük devlet ve bölgedeki Prenslikleri Roma’ya baÄŸlayıp, bölgeyi Roma eyaleti haline getirmiÅŸse de, Pamfilya’da korsanlığın kökünü kazıyamadı. Bunların kökünü Sezar temizler.Roma senotosunca idama mahkum edilince Pafilya kıyılarına kaçan Sezar, önce korsanların eline düşer onların elinden kurtulup Milet’e kaçar. Milet’te eline geçirdiÄŸi gemiler ve Miletlilerin yerlerini iyi bildiÄŸi korsanları yakalayarak, Bergama’ya getirip hepsini asar. Bunlarla yıldızı parlayan Sezar büyük bir ordu ile Anadolu seferine çıkar. Pamfilya ve Kilikya’da Roma hakimiyetini kurduktan sonra ‘da Roma’ya o meÅŸhur mektubu yazar. “GELDİM, GÖRDÜM, YENDİM” . bu arada Mısıra kaçan Pompeyüs’ü takip eden Sezar, Mısır üzerine yürüyerek Mısır’a gider. Pompeyüs’ü öldürür. Orada Gördüğü Kleopatra’ya aşık olur .Adeta Sezar’ı büyüler . Kleopatra’nın etkisinde kalan Sezar Mısır’ı , Kleopatra’ya vererek Roma’ya döner. Sezar’dan sonra Anadolu’nun yönetimi Markus Antonius’a verilir. Tabi Pamfilya’da…..

Anadolu’daki sık sık deÄŸiÅŸen bu egemenlik savaÅŸlarında, bilhassa Pamfilya (Manavgat), daÄŸlık olduÄŸundan, Alanya ve çevresiyle birlikte hep bu olayların içinde kalmış ve küçümsenemeyecek üne de kavuÅŸmuÅŸtur.
Özellikle Köprüçay ve Manavgat Çayından yararlanarak daÄŸlık bölgelerin kerestelerini ta Mısır’a kadar satarak kereste ve zeytin yağı ticaret yapılmıştır.
Marcus Antonius buraların hakimi olup Kleopatra’yı tanıyınca Korekesyon’u (Alanya) çevresiyle birlikte Kleopatra’ya armaÄŸan eder.Bunların zenginlikleri, özellikle keresteleri Mısır’a akar
Burada bölgenin, çok önemli diÄŸer kenti Side için, Strabon ne diyor? Strabon’a göre Side; M.Ö. 7. yüzyılın ikinci yarısında, bir İonia kentinden gelen Helenli kolonistlerce kurulmuÅŸtur. Kentin adı Helence olmayıp, Anadolu lehçesinde “NAR” anlamına gelir. Nar meyve olarak M.Ö. 500 yıllarından itibaren, ÅŸehir sikkelerinde, bereket ve bolluÄŸu sembolize etmektedir.Side’nin geliÅŸmesinde kolonistlerin büyük payı vardır. Ve çok zengin bir liman kenti haline gelir. Kent yalnız geniÅŸ bir bölgeyi kapsayan zenginliÄŸi ile deÄŸil, köle ticareti ile de tanınır. Özellikle ÅŸehirde, özel bir podyumda teÅŸhir edilerek gösterilen kadın kölelerin güzelliÄŸinin ünü çevredeki tüm ülkelere yayılmıştır. Roma’nın kirli iÅŸlerine hiçbir zaman bulaÅŸmayan Side’liler, M.Ö. 2. ve 1. yüzyıllarda barış içinde yaÅŸadılar.Side’nin en görkemli dönemi M.Ö. 2. yüzyılın ilk yarısıdır.En önemli, en süslü yapıları bu dönemde yapılmıştır. Roma imparatorluÄŸu döneminde; Ö.Ö. 27 den M.S. 192 yılına kadar süren imparatorluk devrinde Anadolu Roma egemenliÄŸinde kalmış.Oktaviyanus imparatorluÄŸu eyaletlere ayırdıktan sonra Pamfilya ve Akdeniz sahillerindeki Krallıklar olduÄŸu gibi Roma ‘nın eyaletleri haline gelmiÅŸtir.M.S. 3. yüzyıldan sonra devlet idaresinin zayıflamasıyla kuzeyde daÄŸlık bölgelerdeki kavimlerden DOSTLAR yada İSKİTLER M.S. 266-270 yıllarında bölgeye inerek Side’yi kuÅŸatmışlardır.Daha sonraki M.S. 361-363 yıllarında da İSAURALILAR yine Side ve bölgesini kuÅŸatıp yaÄŸma ve talan ederek 2. çöküş dönemini yaÅŸatmışlardır.

BİZANS HAKİMİYETİ

M.S. 4. yüzyıl boyunca gittikçe Hıristiyanlaşan bölge M.S. 395 yılında Roma imparatorluğunun doğu ve batı olarak ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma Bizans egemenliği altında kalmıştır. Denizcilik ve ticaretin önem kaybetmesine karşın M.S.4-6 yüzyıllarda , Bizanslılar döneminde tarım ve ziraatla yapılan ilerlemelerle tekrar canlanan bölge şehirlerinden Side , imparatorluğunun (dini anlamda) doğu Pamfilya Metropolitanlığının başkenti olarak eski sınırlarını da aşan ünlü bir şehir haline dönüşerek 3. parlak dönemini yaşamıştır.Bizanslılar da Roma hakimiyeti sırasında , bölgede yapılan koruyucu kale ve garnizon binalarını kullanarak aynı sistemi devam ettirmişlerdir.Önceleri ;Körüçay Havzası , Manavgat çayı Havzası ,daha sonra Zincirli kale ile Akseki - İbradı güzergahlarındaki küçük küçük yerleşimler bunu ispatlıyor.
M.S. 7 yy’lardan baÅŸlayan ve ardı arkası kesilmeyen arap korsanların akınlarına uÄŸrayan , bölgedeki hırıstiyan ÅŸehirlerinin gittikçe önemi azalmaya baÅŸlamış, araplar tarafından sürekli yaÄŸma ve talan edilen bölgeyi korumak için Bizans imparatorluÄŸunun kurduÄŸu özel donanma bile bölgeyi koruyamamış , yavaÅŸ yavaÅŸ islamlaÅŸan bölgede Side-Manavgat - Hisar vb.gibi bazı stratejik yerler ve kentlerde ufak keÅŸiÅŸlikler halinde yaÅŸamlarını sürdürmeye çalışan Bizanslıları; ayrıca Rodos , Venedik ,Ceneviz korsanlarının talanları ve Kıbrıs Krallarının saldırıları ile haçlı seferleri sırasındaki yaÄŸmalar , bölgenin ekonomik gücünü olduÄŸu kadar kentlerini de yıpratmıştır. Dönemin Arap coÄŸrafyacısı İdrisi’nin (1150)’yanık Antalya ‘ olarak belirttiÄŸi bölge, Side gibi kentlere dönüşmüş, 12. y.y. da da tamamen terk edilmiÅŸtir.

SELÇUKLULAR VE OSMANLILAR DÖNEMİNDE MANAVGAT

12. ve 13. yy. da Selçuklu Türklerinin yoÄŸun bir yerleÅŸimine sahne olan Manavgat’ı Teke yöresiyle deÄŸerlendirirsek;13. yy sonunda Anadolu da Türk Beylikleri , yani Beylikler dönemi baÅŸlayınca, Antalya ve Isparta bölgeleri HamitoÄŸulları’nı eline geçmiÅŸtir.ancak HamitoÄŸulları bir ara Selçuklulardan sonra İlhanlılar’ın hükmü altına girdiler ise de, HamitoÄŸulları olarak hüküm sürdüler , 1300 yıllarında da Isparta ve Antalya (TekeoÄŸulları) olarak ikiye ayrıldılar. Merkezleri de Antalya, zaman zaman da Korkuteli olmuÅŸtur.(1331-1423 ). İşte bu yüzden Korkuteli civarına Teke yöresi denir.Antalya’daki TekelioÄŸlu ailesi de ta o hanedandan yani HamitoÄŸullarının bir kolundandır. DiÄŸer yönden ele alırsak :
Manavgat Hisar mahallesinde ziyaretgahtaki (Mezarlık’taki) sandukada 1272 tarihi ve sandukalardaki ÅŸekil ve yazılar Isparta, Atabey, Ertokuç Medresesi yanındaki bir sanduka ile tıpa tıp aynıdır.Yani Selçuklu Türklerinin Manavgat’a HamitoÄŸullarının batıdan geliÅŸinden daha önce kuzeyden geldiklerinin ispatıdır. Köprüçayı yöresinde Olukköprü’nün güney taraflarında (Karabük köyünde o günlerden kalma bir camii vardır. Önceleri bu açık hava camisi ibadete açıktır.) 1148 de Bizanslıları yenen Selçuklu Türkleri bu bölgeyi alarak Alanya’yı zaptetmiÅŸlerdir. (1223) Hatta Büyük Selçuklu sultanı Alaaddin Keykubat (1220-1237) bölgeyi Bizanslılar’dan temizleyerek , yenik valinin kızıyla evlenmiÅŸ, Åžehrin adını da Alaiye olarak deÄŸiÅŸtirmiÅŸtir. Yani kendi adını vermiÅŸtir.Alara kalesini de Alaaddin Keykubat’ın yaptırdığı söylenir. Alaiye’yi kendisine kışlık merkez yapar.
Ancak esas Türk egemenliÄŸi , Hamit ve TekeoÄŸullarının bu bölgelere dağılıp yerleÅŸmelerinden sonra baÅŸlamıştır.Bu dönemden baÅŸlayarak Manavgat’ın tarihi , Alanya tarihiyle birlikte deÄŸerlendirilmektedir.Bunun nedeni,bu bölgede büyük ÅŸehirleri olmayan Türklerin,yerleÅŸik bir hayata geçemeyerek hayvancılıkla uÄŸraÅŸan göçebe(yörük) olarak yaÅŸamaları,ya da yerleÅŸik hayata geçenlerin dahi köy köy beylere (Batı yakasında Tugay Beyleri,DoÄŸu yakasında Senir Beyleri)tabii olarak,Selçuklulardan itibaren önemli bir merkez olan Alanya Sancak BeyliÄŸi’ne idari olarak baÄŸlı olmasındandır.Bu dönemde Alanya’da basılan paraları Manavgatlılar kullanmışlardır.Hatta bunlar arasında KaramanoÄŸulları(1293),İlhanlılar(1304-1306) ve Mısır kölemenleri(1323-1341)’nin de paraları bulunmaktadır.

Beylikler dönemi (14.yy.da..) HamitoÄŸulları ve TekeoÄŸullarının nüfusu altındaki Manavgat,1361 yılında Kıbrıs Kralı Pierre,yörede yerleÅŸen Türklerin Mısır’a yardım etmesiönlemek amacıyla Antalya’yı zaptedince,Alanya ve Manavgat bu egemenliÄŸi kabul etmek zorunda kalmıştır.Ancak mücadeleden de vazgeçmeyen,Mısır’a yardımı sürdüren TekeoÄŸulları 1364 yılında Alanya ve Manavgat Beyleri’nin yardımını da alarak,Kıbrıs Krallığı yanlısı Antalya’ya saldırdı.Fakat Antalya’yı denizden kuÅŸatan Alanya Donanması yakıldı.Gizli gizli Mısır’a yardımı sürdüren Manavgat,Alanya ve KaramanoÄŸulları Kıbrıs Kralı Pierre’nin planını bozmuÅŸlarsa da,1365 yılına kadar Manavgat ve Alanya Kıbrıs yönetimi altında kalmıştır.
15.yy.ilk yarısında bölgeyi elinde bulunduran KaramanoÄŸulları BeyliÄŸinden,Karaman Bey,Osmanlıların buraları almak için sefere hazırlandıklarını öğrenince,Alanya ve Manavgat’ı alelacede Mısır’a 500 dinara satmıştır.Tabii Kıbrıs’ta (1425) Mısır Krallığı’na baÄŸlanmıştır.Ama Mısır Kralı II.Murat’ın kuvvet topladığını,yakında sıranın kendine geleceÄŸini biliyordu.
1462 yılında Fatih Sultan Mehmet’in KaramanoÄŸulları BeyliÄŸi’nin ortadan kaldırılmasıyla Manavgat,Alanya ile birlikte Osmanlı EgemenliÄŸi altına girmiÅŸtir.1530 yıllarına ait Osmanlı arÅŸivlerinde Manavgat’ın,Alanya yörük toplumları ve Tımarları içinde,Nahiye olarak kaydı vardır.Manavgat Çayı’nda gemileri olanlar da diÄŸerlerinin dışında gemi vergisi olarak götürü vergisinden söz edilmektedir.Osmanlı İdari TeÅŸkilatında Manavgat yine Beylere tabi olarak II.Murat zamanı(1584)kayıtların Teke iline baÄŸlı Alanya’yla birlikte 1603-1604 yılları arasında tımarlı bir nahiye olarak gözükür.

Sultan Abdülmecit zamanında (1859)yapılan yeni idari düzenleme ile Manavgat, yine Alanya sancağına baÄŸlı olarak Konya eyaletine baÄŸlanır.1868 yılında sancakların Antalya’ya verilmesiyle Alanya ve Manavgat’ın itirazlarına raÄŸmen,1871′de bir kaza olarak Alanya ile birlikte Alanya kazasının nahiyesi olarak Antalya’ya (Teke Sancağına)baÄŸlanır.Buna çok kızan Alanyalılar;6 köy ve mahalle muhtarları ve imamları ile birlikte 71 Alanyalı tarafından mühürlenmiÅŸ,bir tutanak hazırlamışlar.Bu tutanak Alanya’lıların Antalya’ya karşı duydukları kırgınlığın tam bir ifadesidir.Nitekim tüm bunların üzerine 1896 yılında Alanya kaza olarak yine Konya vilayetine baÄŸlanınca Manavgat’ta Konya’ya baÄŸlanmış oldu.
Böylece Manavgat Irmağı’nın batısı Tugay Beylerinin,doÄŸusu Senir Beylerinin Tımar,zeamet ve hasları olarak Cumhuriyet’in ilanına kadar devam etmiÅŸ,daha sonraları buralar bu beylerin üzerine tapu edilmiÅŸtir. Görüldüğü gibi Manavgat ve civarı güç kime geçtiyse olaralara tabi olmak zorunda kaldığından bir batı,bir doÄŸu derken sonunda Türklerin egemenliÄŸi altına girmiÅŸ ve Türk ÅŸehri olarak yaÅŸamını sürdürmektedir.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE MANAVGAT

Bugünkü Manavgat’ın kuruluÅŸ tarihi hakkında kesin bir kayda rastlanmamakla birlikte köklü bir yerleÅŸim merkezi oluÅŸu 150-200 önce rastlamaktadır. Yakın tarihe kadar , ÅŸimdiki ilçe merkezinin bulduÄŸu Manavgat Çayı’nın civarında iki yakalı (kayık ve gemilerin çay üzerinde, iki yaka arasında , yük ve insan nakli yapıldığı) bir yer olarak belgelerde görülmektedir. Cumhuriyet ilanıyla , 1923 yılında vilayet yapılan Antalya ile birlikte Manavgat’ta BeÅŸkonak ve TaÅŸağıl Nahiyeleri ile kaza yapılmış (1924) ve Antalya ‘ya baÄŸlanmıştır.O zamanlar elveriÅŸsiz doÄŸal ortam (çay taÅŸmaları, sıtma sıtma hastalığının bir doÄŸal afet olması) nedeniyle büyüyüp geliÅŸemeyen Manavgat için o günkü Manavgat için Orhan Tunçdemir’in tasfiri o günkü Manavgat’ı ne güzel anlatıyor: Cumhuriyetin ilk Kaymakamları Lütfi Bey ve Avni Refik’tir. Cumhuriyetin ilk yıllarında İttihat ve Terakki zamanında temeli atılan ÅŸimdiki “ÇaÄŸlayan İlkokul ve TugayoÄŸullarından Hafize Hatun camii ve caminin yanında Hoca Mustafa Medresesi ” en önemli yapı olarak gözükmektedir. Bunlardan baÅŸka, 1920-1930 yıllarında, 3 aÄŸaya ait konut, bir iki tahta kagir bina ve yörüklerin kışladıkları bir sürü saz damlar bulunmaktaydı. Taşıt olarak 3 aÄŸaya ait iki tekerlekli binek arabası vardı.o zamanlar ırmak üzerinde köprü olmadığından kayıla ve küçük mavnalarla insan ve yük nakli yapılırdı. Bütün manavgat’ın lağımları ırmaÄŸa akardı. Çok miktarda hayvan besleyen yörüklerin saz damlarının etrafı gübre tepecikleri ile doluydu.Bu yüzden bataklıklarda ürey4en sivrisinek , gübreliklerde üreyen kara sineklerden yaÅŸanmaz, pis ve bakımsız bir belde idi. 50 yıl önce Manavgat… Durumun en acı tarafı , lağım ve gübreliklerinin pis suyunun aktığı Manavgat Çayından halk, içme suyunu alırdı. Hatta bu hal zamanla belediye ve hükümet yetkililerinin dikkatini çektiÄŸinden ırmaÄŸa akıntısı olan tüm lağımlar foseptik ÅŸekline dönüştürüldü.Irmağın kirletilmesi yasaklandı.Çünkü ırmak suyunu içmekten halkı men etmenin imkanı yoktu.Çevrede baÅŸka kaynak suyu bulunmuyor, kuyu açmak zahmet ve masrafından ırmaktan su almak, halk için daha pratikti. Belediye su ÅŸebekesi kuruncaya kadar bu hal devam etmiÅŸtir.

… Irmak kenarındaki lokantalarda yemek yiyen müşteriye garson , gözü önünde sürahiyi çaydan doldurup masaya kordu… 1940 yılında 1162 olan nüfus ancak tarım ve eÄŸitim geliÅŸmesi hükümet ve belediyenin doÄŸal ÅŸartlarla mücadelesi sayesinde 1960 ‘lı yıllarda itibaren geliÅŸmeye baÅŸlamıştı. Son zamanlarda ki turizm ile birlikte Türkiye’nin her tarafından , hatta yabancı ülkelerden bile insanların gelip yerleÅŸtiÄŸi bir kent olmuÅŸtur. İnsan ihtiyaçları kurumlaÅŸmış devlet kendisini hissettirmiÅŸ ve yerel yönetim kentin eksiklerini gidermeye baÅŸlamıştır. Bu dönemde ırmak üzerine, Alman Grup Firması tarafından 1931 yılında demir köprü yapımına baÅŸlanmış ve köprünün yapımı 1938 yılında tamamlanmıştır. Halkın ekonomik ve kültürel seviyesi artıkça daha modern bir kent olmaya baÅŸlayan Manavgat 1990′lı yıllarla birlikte il olmayı hak eden çaÄŸdaÅŸ bir kent görünümüne kavuÅŸmuÅŸtur.

anahtar kelimeler: Manavgat Tatil Yerleri,Manavgat otelleri,Manavgat ucuz otelleri,Manavgat ucuz pansiyonları,Manavgat pansiyonları,Manavgat restaurantları,Manavgat gezilecek yerleri,Manavgat tarihi,Manavgat resimleri,Manavgat araba kiralama,Manavgat ucuz tatil,Manavgat hotelleri,Manavgat ucuz hotelleri,Manavgat ulaşım,Manavgat kalacak yerler,Manavgat haritası,Manavgat ilçeleri



Temmuz-8-2007
Filed Under (Antalya) by admin

Manavgat’ın kuruluÅŸ tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, yerleÅŸim merkezi oluÅŸunun M.Ö. 150 - 200 yılları arasında olduÄŸu sanılmaktadır. 400 - 500 yılları arasında konaklama ve göçme ÅŸeklinde geçici yerleÅŸmelere sahip olduÄŸu söylenmektedir. M.Ö.’sinden yakın zamana kadar, ÅŸimdiki ilçe yakınlarında kayıklar ve gemilerin çay üzerinde bulunan iki yaka arasında yük ve insan taşımacılığı yapıldığı, belgelerden anlaşılmaktadır. Evliya Çelebi, ÅŸimdiki GündoÄŸdu Köyü yakınlarında Sarısu civarında kaplan avlandığını ve bu çevrede yörük denilen halkın oturduÄŸunu anlatır. Manavgat o zamanlar bir yerleÅŸim merkezi deÄŸildi. Kuzeyde Toroslar, güneyde Akdeniz, doÄŸuda Manavgat Çayı ile çevrelenen geniÅŸ alana verilen ad idi. Malazgirt savaşından sonra bu yöreye Horasan’dan gelen yörükler ve Yörük Beyleri yerleÅŸmiÅŸtir. Manavgat çayının batı yakası Turgay beylerinin, doÄŸu yakası Senir beylerinin tımar, zeamet ve baÅŸları olarak Cumhuriyet dönemine kadar devam etmiÅŸtir. Daha sonra bu iki yaka birleÅŸtirilerek 1913 yılında Manavgat adı ile ilçe olmuÅŸtur.

anahtar kelimeler: Manavgat Tatil Yerleri,Manavgat otelleri,Manavgat ucuz otelleri,Manavgat ucuz pansiyonları,Manavgat pansiyonları,Manavgat restaurantları,Manavgat gezilecek yerleri,Manavgat tarihi,Manavgat resimleri,Manavgat araba kiralama,Manavgat ucuz tatil,Manavgat hotelleri,Manavgat ucuz hotelleri,Manavgat ulaşım,Manavgat kalacak yerler,Manavgat haritası,Manavgat ilçeleri



Temmuz-8-2007
Filed Under (Antalya) by admin

Kumluca: Alakır Çayı ile Gavur deresinin daÄŸlardan sürükleyip getirdiÄŸi alüvyonlu bir ovada yeralan Kumluca Finike ve Elmalı İlçeleri ile çevrelenmiÅŸtir. Kumluca sahil boyunca plajlar, konaklama tesisleri ve koylara sahiptir. Kumluca’nın 27 km. kuzeyinde yeralan Altınkaya yaylası, Alabalık üretme çiftliÄŸi, Sedir Ormanları ve bol suları olan güzel bir yayladır. Korydalla ve Olympos Antik kentleri Kumluca ilçesi sınırlarında yer almaktadır.
Kumluca’nın ilk yerleÅŸimi ilçenin merkezinin 5 km kadar doÄŸusunda, tepelerin eteklerinde san kavak adıyla 1830 yıllarında kurulmuÅŸtur. Elmalı’dan ayrılan Finike ile Antalya’ya baÄŸlı IÄŸdırmaÄŸardıç Bucağı Kumluca ve Kemer diye ikiye ayrılarak, Kemer Antalya’ya, Kumluca’da Finike’ye baÄŸlanmıştır. Bu sırada Sarıkavak, IÄŸdırmaÄŸardıç Bucağının bir köyüdür. Bu günkü Kuzca Köyü ise o zaman ayrı bir bucak idi. 1924 yılında Kuzca Bucağının merkezi Gödene’ye (Altınyaka) alınmış ve zamanla göçebe halkın yerleÅŸerek kalabalık bir merkez haline getirdiÄŸi bugünkü ilçe merkezinin bulunduÄŸu yerde kumluca bucağı kurulmuÅŸtur. Kumluca bucağı sonraları daha da büyümüş, 1958′de Finike’den ayrılarak ilçe olmuÅŸtur.

anahtar kelimeler: kumluca Tatil Yerleri,kumluca otelleri,kumluca ucuz otelleri,kumluca ucuz pansiyonları,kumluca pansiyonları,kumluca restaurantları,kumluca gezilecek yerleri,kumluca tarihi,kumluca resimleri,kumluca araba kiralama,kumluca ucuz tatil,kumluca hotelleri,kumluca ucuz hotelleri,kumluca ulaşım,kumluca kalacak yerler,kumluca haritası,kumluca ilçeleri



Temmuz-8-2007
Filed Under (Antalya) by admin

PHASELİS
Antalya-Kumluca karayolunun 57.km.’sinden güneye dönüldüğünde yaklaşık 1 km. sonra Phaselis’e ulaşılır. Kent İ.Ö. VII. yüzyılda Rodoslular tarafından kurulmuÅŸtur. Uzun yıllar Likya’nın doÄŸu kıyısının en önemli liman özelliÄŸini korumuÅŸtur. Phaselis’in üç limanı vardır. Kuzey Limanı, SavaÅŸ Limanı veya KorunmuÅŸ Liman ve GüneÅŸ Limanı. Bunlardan en önemlisi güneydekidir. Kentin ortasında 20-24 metre geniÅŸliÄŸinde muhteÅŸem bir cadde vardır. Bu caddenin güney ucunda Hadrian Kapısı bulunur. Caddenin iki yanında gezinti yolları ve dükkanlar vardır. Bunların da yakınında Hamamlar, Agora ve Tiyatro gibi kamu yapıları bulunur. Bu yapıların tarihinin İ.Ö. I. ve II. yüzyıla kadar uzandığı ileri sürülmektedir. Kent merkezi ile 70 m. yükseklikteki plato üzerine kurulmuÅŸ olan yerleÅŸim yeri arasında su kanalları vardır.

OLYMPOS VE ÇIRALI
Antalya’nın batısında Kemer ile Adrasan arasındadır. Antalya-Kumluca yolunda Phaselis’i geçtikten sonra Çıralı ve Olympos’a giden yolları gösteren iki iÅŸaret görülür. Her iki yolla da Olympos’a ulaşılır. Çıralı, Olympos antik kentinin yanındaki köyün adıdır. Olympos İ.Ö. II.yüzyılda kurulmuÅŸ bir liman kentidir. İ.S. XV.yüzyıla kadar varlığını korumuÅŸtur. Ünlü Bellerophontes efsanesi burada geçmiÅŸtir. Antik kent eÅŸsiz güzellikteki bir vadinin iki yakasındadır. Vadi ve kentin denize ulaÅŸtığı yerde kumsal çok güzel bir plaj oluÅŸturur. Olympos’dan yaya olarak bir saatte ulaşılabilen Çıralı ilginç bir doÄŸa harikasıdır. Yerli halkın “Yanar” dedikleri bu daÄŸda, doÄŸal gaz sızıntısının oluÅŸturduÄŸu ve binlerce yıldır hiç sönmeden yanan alevler yükselir gökyüzüne. Buraya ilk kez gelenlerin Çıralı Köyü’nden bir rehberle birlikte Yanar’a gitmelerini öneririz.

anahtar kelimeler: kemer Tatil Yerleri,kemer otelleri,kemer ucuz otelleri,kemer ucuz pansiyonları,kemer pansiyonları,kemer restaurantları,kemer gezilecek yerleri,kemer tarihi,kemer resimleri,kemer araba kiralama,kemer ucuz tatil,kemer hotelleri,kemer ucuz hotelleri,kemer ulaşım,kemer kalacak yerler,kemer haritası,kemer ilçeleri



Temmuz-8-2007
Filed Under (Antalya) by admin

Kemer ile ilgili araÅŸtırmalar, buranın bir Likya Åžehri olmasının ötesinde bilgi vermemektedir. Ancak yerli halktan edinilen bilgiye göre 1910′lu yıllarda Eski Köy adı ile anılan Kemer, daÄŸlardan gelen seller nedeni ile bir göl ve bataklık görünümüne bürünmüştür. Daha sonraları 1916 - 1917 yıllarında burada yaÅŸayan insanlar sel baskınlarından korunmak için daÄŸ eteklerine 23 km. uzunluÄŸunda taÅŸtan duvar örmüşlerdir. Bu duvar nedeni ile daha sonraları Kemer diye anılmıştır.

anahtar kelimeler: kemer Tatil Yerleri,kemer otelleri,kemer ucuz otelleri,kemer ucuz pansiyonları,kemer pansiyonları,kemer restaurantları,kemer gezilecek yerleri,kemer tarihi,kemer resimleri,kemer araba kiralama,kemer ucuz tatil,kemer hotelleri,kemer ucuz hotelleri,kemer ulaşım,kemer kalacak yerler,kemer haritası,kemer ilçeleri



Temmuz-8-2007
Filed Under (Antalya) by admin

1910 yılında kurulan Kemer, Antalya iline 43 km. uzaklıkta Batı Toros DaÄŸlarının eteklerinde kıyı boyunca uzanan ÅŸirin bir yerleÅŸim merkezidir. Kemer ilçesinin 3 beldesi ve 6 köyü vardır. 1990 yılı sayımlarına göre 9740 nüfuslu 52 km.’lik uzun bir kıyı ÅŸeridine sahiptir. Deniz, orman ve daÄŸların bir renk uyumu içinde birleÅŸtiÄŸi Kemer eÅŸsiz bir doÄŸal güzelliÄŸe sahiptir. Kıyı boyunca bir çok irili ufaklı koyları bulunmaktadır. Denizin maviliÄŸi ve ormanın yeÅŸilliÄŸi ile daÄŸlar çok güzel bir görüntü oluÅŸturmaktadır.

Kemer son yıllarda önemli geliÅŸmeler göstermiÅŸtir. Turizm amaçlı yatırımlar sayesinde Antalya ilinin yatak kapasitesi bakımından önemli bir kısmını teÅŸkil eder. Kemer aynı zamanda modern bir kentleÅŸmenin de örneÄŸidir. Altyapı tesislerinin muntazam bir ÅŸekilde tamamlanmış olması, her türlü ulaşımın kolay olması, PTT hizmetlerinin her çeÅŸidinden yararlanılması ve Belediye hizmetlerinin devreye girmesi Kemer’i rahat ve huzurlu bir tatil beldesi haline getirmiÅŸtir. Kemer uluslararası bir üne sahip olduÄŸu gibi, Antalya’nın da incisi haline gelmiÅŸtir. Kemer 1991 Eylül ayında Kaymakamlık TeÅŸkilatının kurulması ve tüm kamu kuruluÅŸlarının hizmete girmesi ile daha fazla güncelleÅŸmiÅŸtir.

anahtar kelimeler: kemer Tatil Yerleri,kemer otelleri,kemer ucuz otelleri,kemer ucuz pansiyonları,kemer pansiyonları,kemer restaurantları,kemer gezilecek yerleri,kemer tarihi,kemer resimleri,kemer araba kiralama,kemer ucuz tatil,kemer hotelleri,kemer ucuz hotelleri,kemer ulaşım,kemer kalacak yerler,kemer haritası,kemer ilçeleri