Archive for the ‘Balıkesir’ Category
|
Şubat-7-2008
Balıkesir : Tanıtımı, Resimleri, Tarihi - İl İl Türkiye 
Balıkesir çevresinde bulunan pekçok höyük, iskan edilmiş mağara ve düz yerleşim yerinde yapılan araştırmalarda ele geçen bulgular, buralarda bilinmeyen çok eski zamanlardan MÖ 8000-3000 yılları arasında yerleşilmiş olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu arada Yortan Mezarlığı”nda yapılan çalışmalar, burada bir mezar kültü olduğunu ortaya çıkarmıştır. Hitit metinlerinde ASSUVA diye anılan Batı Anadolu”nun bu bölgesi Antik çağda MYSIA diye anılmakta idi. MÖ 3000-1200 yılları arasında bu bölgede farklı diller konuşan Pelasg ve Leleg kolonileri kurulmuştur.
4. Truva döneminde (MÖ 1800-1250) Antik çağda İda diye anılan Kaz dağları eteklerinde geçen efsanevi Truva Savaşları bölge halkını da derinden etkilemişti. Homeros”un Odeseus”unda anlatılan Argonotlar Arteka (Erdek) ve Kyzikos”a bu dönemde geldiler.
|
|
Ocak-24-2008
Ayrıca İrili ufaklı adaları, dünyada oksijenin en çok bulunduğu Homeros’un destanındaki İda Dağı, insanlara binlerce yıldır şifa değıtan termal kaynakları ile Balıkesir, ülkede turizmin ilk başladığı yerlerdendir.
Marmara ve Ege Denizi’ ne kıyıları olması nedeniyle Balıkesir zengin bir potansiyele sahiptir. Ege kıyılarında ( Alibey Adası, Sarımsaklı) - Burhaniye (Ören) - Edremit ( Akçay, Altınoluk ), Marmara kıyılarında ise Gönen (Denizkent)” Bandırma, Erdek ve Marmara (Avşa, Türkeli) turizme hareketlilik kazandıran yörelerdir.
Ayrıca, kaplıcalar, Kuşcenneti Milli Parkı, Kaz Dağları ve Kapıdağ bölgenin turizmine çeşitlilik kazandırmaktadır.
Antik Kentler
DASKYLEİON - BANDIRMA
Bandırma / Aksakal Beldesi, Ergili Köyü sınırları içerisinde Manyas Gölü kıyısında yer alan bu antik yerleşimin, arkeolojik bulgulardan MÖ. 7 yy’da iskan gördüğü anlaşılmaktadır. Akhamenid Krallığının satraplığından biri olan Daskyleion Satraplığı, Trakya, Boğazlar, Marmara Denizi Propontis ve Küçük Frigya bölgelerinin hem kontrolünü hem de siyasi ve ekonomik idaresini elinde tutma yetkisine sahipti. Satraplık merkezi olmadan önce de, jeopolitik konumundan dolayı Lydia Krallığının da bu bölgedeki yayılımı sırasında önem verdiği bir kaleydi. Şehrin yanında soylulara ait anıt mezarlardan olan Kösem Tuğ, Aksakal ve Eşen tümülüsleri ile MÖ.5 ve 4 yy’a ait yazılı belgeler önemli buluntulardır..
PROKONNESSOS - Marmara Adası
Marmara Adası’nın kuzeyinde Saraylar Köyü çevresinde bulunan antik mermer ocakları ile ünlü bu şehirde antik çağdan günümüze kadar mermerin hammadde olarak çıkarıldığı görülür. İ.Ö. 844 yıllarında Prokonnessos Miletos’ un bir kolonisi olarak kurulmuş yüzyılları boyunca mermeri ile ün kazanmıştır. Prokonnessos mermeri İÖ.4 yy’ da Ephesos’nun ünlü Artemis Tapınağı’nın sütunlarında ve Halikarnessosos Satrapı Mousolos’ un sarayında kullanılmaktadır. Ayrıca Roma İmp.’nun mermer ihtiyacını karşılamada Prokonnessos önemli bir rol oynamıştır.
ADRAMYTTEİON
Bilinen kaynaklara göre, kent Lidya Kralı Alyattes’in oğlu Adramys ( M.Ö. 6. yy) tarafından Mysialılar’a karşı bir kale olarak, Eunos’un güneyinde bir tepe üzerine kurulmuştur. (Bugünkü Ören Mahallesi) Antik kaynaklarda Adramytteion sadece bir şehir değil, aynı zamanda bir bölge adı olarak da anılmaktadır. Bu duruma göre Adramytteion bölgesi Gargara’dan (Küçükkuyu) başlayarak Pyrrha (Gömeç sınırları içinde kalan Karaburun)’a kadar bir coğrafi bölgedir. Bu bölge Edremit İlçesi kıyı kesimi ile Burhaniye İlçesinin tümünü içine almaktadır. Bölge içinde Adramytteion dışında başka kentler bulunduğu da belirtilmektedir. Klasik dönemde yerli halkın yanısıra, bölgenin Lydia’lılar, Aeoller ve bir süre için Kimmerler tarafından iskan edildiği bilinmektedir. Bölge M.Ö. 422′de bir süre Perslerin de denetiminde kalmıştır.
Helenistik Dönemde de önemli bir kent olan Adramytteion’un adı Makedonyalı Yöneticilerin mücadelesinde de karşımıza çıkmaktadır. Krallıklar döneminde Bergama Krallığı için önem taşıyan bölgenin Roma için de önemi büyüktür. Roma İdaresinde Asya Eyaletine bağlı önemli Yargı Merkezlerinden biri olmuştur. Bugün antik kentle ilgili bilimsel kazılar Ören Mahallesinde sürmektedir.
|
|
Temmuz-25-2007
Şarap Adası olan Avşa’da dünyada sadece Avşa Adası’nda yetişen Adakarası üzümlerinden elde edilen özel rengi ve tadıyla haklı şöhrete sahip şaraplar bulunuyor. 3,5 ila 5 yıl dinlenen sık taneli tatlı siyah kumlu toprakta yetişen üzümlerden elde edilen şaraplar ahududu renginde oluyor. Şarapçılık kadar balıkçılığın da gelişme gösterdiği adada deniz ürünleri arasında Mayıs ayında levrek, Ağustos’ta yavru palamut, Eylül’de lüfer, Ekim’de Uskumru, torik, mezgit, hamsi sürüleri görülürken Ege’den de sardalya sürüleri geliyor. Yerli balıkları arasında tekir, kefal, istavrit, pisi, dil, kırlangıç, izmarit, mercan, lipsoz, eşkinaya az da olsa rastlanıyor. Ayna, pavurya, karides, tarak, kum ve kaya midyeleri istiridyeler, kabuklu deniz ürünlerini oluşturuyor. Bortaçino şarap evi restoranında levrekten yapılma tuzda balık yiyenler kilosuna 20 Milyon, lüfer porsiyonuna 10 Milyon, Çinekop 5 Milyon, soğuk meze 1,5 Milyon, kuzu şiş 4 Milyon, 70 Cl. Rakı 13 Milyon ödüyor veya kredi kartı kullanıyorlar.
|
|
Temmuz-25-2007
Avşa’da ekonomik fiyatlı konaklamak için, çeşitli seçenekler bulunuyor. Pansiyonların yanı sıra kamp alanları da hizmet veriyor.
Oteller arasında, Park Otel, Fantasia, Avşa, Yarar, Çınar, Ayberk, Özcan, Sancak, Yüksel, Kent, Uzun, Çatuk, Çankırı, Meltem yer alıyor. Arzu edenler mevsimlik ev kiralayabiliyorlar.
AVŞA ADASI PANSİYONLARI
Uzun Pansiyon
Tel: Tel: (0-266) 896 10 81
Işık Apart
Tel: (0-266) 896 21 25
Güneş Pansiyon
Tel: (0-266) 896 11 53
Şeref Pansiyon
Tel: (0-266) 896 22 86
Çankırı Pansiyon
Tel: (0-266) 896 13 81
Murat Pansiyon
Tel: (0-266) 896 17 37
Kalkın Dilek Pans
Tel: (0-266) 896 31 08
Özcan Pansiyon
Tel: (0-266) 896 12 50
Uzuner Pansiyon
Tel: (0-266) 896 10 60
Hayat Pansiyon
Tel: (0-266) 896 38 34
Korhan Pansiyon
Tel: (0-266) 896 11 69
Ömer Deniz Pans
Tel: (0-266) 896 12 11
Erenler Pansiyon
Tel: (0-266) 896 13 87
Tezget Pansiyon
Tel: (0-266) 896 11 88
Özkaptan Pansiyon
Tel: (0-266) 896 11 01
Üstün Pansiyon
Tel: (0-266) 896 17 72
Ergün Pansiyon
Tel: (0-266) 896 31 26
Boğaziçi Pansiyon
Tel: (0-266) 896 18 52
Yelken Pansiyon
Tel: (0-266) 896 25 14
Yeşilyurt Pansiyon
Tel: (0-266) 896 17 83
Demirel Pansiyon
Tel: (0-266) 896 25 34
Tüzün Pansiyon
Tel: (0-266) 896 10 65
Doğan Pansiyon
Tel: (0-266) 896 19 32
Sancak Pansiyon
Tel: (0-266) 896 11 11
Koç Pansiyon
Tel: (0-266) 896 18 11
Ertol Pansiyon
Tel: (0-266) 896 35 62
Olcay Pansiyon
Tel: Tel: (0-266) 896 13 38
Aslı Pansiyon
Tel: (0-266) 896 10 61
Saadet Pansiyon
Tel: (0-266) 896 31 11
Reis Pansiyon
Tel: (0-266) 896 10 07
Erdi Pansiyon
Tel: (0-266) 896 11 42
Ölçekçi Pansiyon
Tel: (0-266) 896 12 71
Yıldız Pansiyon
Tel: (0-266) 896 11 29
Yarar Pansiyon
Tel: (0-266) 896 12 48
Ali Erdi Pansiyon
Tel: (0-266) 896 10 51
Gökhan Pansiyon
Tel: (0-266) 896 17 40
Kezban Pansiyon
Tel: (0-266) 896 23 27
Altınkum Pansiyon
Tel: (0-266) 896 10 45
Ömür Pansiyon
Tel: (0-266) 896 26 29
Tezölmez Pansiyon
Tel: (0-266) 896 10 36
Uyar Pansiyon
Tel: (0-266) 896 13 07
Çağlar Pansiyon
Tel: (0-266) 896 11 73
Kanarya Pansiyon
Tel: (0-266) 896 19 22
Üstün Pansiyon
Tel: (0-266) 896 11 43
Uymaz Pansiyon
Tel: (0-266) 896 35 05
Ankara Pansiyon
Tel: (0-266) 896 11 72
Elkol Pansiyon
Tel: (0-266) 896 10 56
İzmir Pansiyon
Tel: (0-266) 896 11 17
Erdil Pansiyon
Tel: (0-266) 896 22 20
|
|
Temmuz-25-2007
Nasıl İtalya’da her yol Roma’ya çıkıyorsa Marmara’da da her yol Avşa’ya çıkar deniyor. Avşa’ya gitmek için çeşitli seçenekler var. İstanbul, Bostancı ve Yenikapı’dan deniz otobüsleri ile seyahat en pratik, en çabuk, en konforlu, en az zahmetli gidiş şekli (Temmuz-Ağustos’ta yer bulmak sorun oluyor). Salı günleri Sarayburnu’ndan denizcilik işletmesine ait feribot. 08:30′da kalkıyor. 13:45′te Avşa’ya Marmara Adası uğraklı geliyor. Hafta içi Salı hariç, Mavi Marmara gemisi sadece yolcu seferi yapıyor ve 5 saatte geliyor. Her gün Silivri’den Öz kaptan gemisi 16:00′da kalkarak otomobil ve yolcu taşımacılığı yapıyor. Tekirdağ’dan 15:30′da 30 araç kapasiteli tekneler yolcu 5 milyon, araç 20 milyon TL karşılığı sefer yapıyorlar. Erdek’ten Avşa’ya saat 11:00′de arabalı vapur seferi yapılıyor. Erdek’ten 30 araçlık özel tekneler 15:30′da kalkıyor.
İDO Deniz Otobüsleri
:
(0-266) 896 42 30 - (0-212) 516 12 12
Ömer Kaptan gemisi
:
(0-266) 896 13 82
Öz Kaptan gemisi
:
(0-266) 896 38 87 - 896 11 01
İst. Denizyolları İşl.
:
(0-266) 896 13 04 -896 30 44
|
|
Temmuz-25-2007
Denizi, Kumu bir de Şarapları ile ünlü; Avşa Adası
Marmara Denizi ortasında Kapıdağ Yarımadası’nın uzantısında oluşmuş adalar grubundan biri. Bir ismi Avşa, diğer ismi Türkeli, halk arasında ise Şarap Adası olarak ünlenmiş. İstanbul’a çok yakın olmasına rağmen İstanbul’dan çok farklı. Marmara’dan Çanakkale Boğazı’na kucak açmış. Ege havası var . Deniz suyu lezzetiyle Ege gibi tam karşınızda Kara Biga, arkanızda Tekirdağ, yanınızda Marmara Adası, elini uzatsanız Ekinlik, Koyun, Paşa Limanı, biraz ilerde Erdek.
Ege, Akdeniz’in kıyılarının keşfedilmediği, yollarının olmadığı yıllarda, İstanbulluların bir numaralı tatil merkezi olan Erdek ve Avşa inanılmaz ölçüde rağbet görür, Avşa’da tatil dilden dile dolaşır, anlatıla anlatıla bitmezdi. Avşa’ya bir gelen ne yapar yapar “yedi kez daha gelir, kumu çeker” denirdi. Deniz suyu öylesine net, dip öylesine berraktı ki yolcu motorları iskeleye yanaşırken 10-15 yaşındaki ada çocukları 1 lirayı 50 kuruşu denize at dibi bulmadan çıkaralım diye teklifte bulunurdu. Avşa’ya gelen ziyaretçilerin denize attığı nikel paraları çıplak gözle 8-10 metrede yakalar su yüzüne çıkarırlardı. Size de bu küçük bahşiş karşılığı seyir zevki yaşatırlardı. Hemen hemen her köşede açık şaraplar satılır Avşa şarabını içen gençler geceleyin kumsalda yaktıkları ateşle sabaha dek şarkı söyler, kumsalda dans edip neşelerini bulurlardı. Bu anlattıklarım 60′lı yıllardaydı. Şimdi ise 2000′li yılların Avşa’sındayız. İnternet’ten deniz otobüsü seferlerine bakıyoruz, bir telefon yerler hazır. Hareket saatine 15 dakika kala 09:45′te Bostancı’dan gelen deniz otobüsüne 10:15′te Yenikapı’dan biniyor, air condition salonun serin havası içinde hareketle 12:45′te Marmara Adası’na uğrayarak 13:15′te Avşa’nın yeni yapılan ve Marmara’nın sayılı iskelelerinden biri olan 260 kazıklı 4600 metrekarelik platforma yanaşıyoruz.
Yazlığa tatile gidenler malum. Her gün 3-4 kıyafet değiştirme zevkine sahip olduklarından mı bilinmez, evden eve taşınır gibi koca koca valizlerle geldikleri için deniz otobüsünün valiz bölümü önünde az da olsa bir kargaşa yaşanıyor. Valizini kapan Avşa Belediyesi’nin tahsis ettiği plakalı 3 tekerlekli, şu bizim bildiğimiz seyyar satıcılarının kullandığı çek çek arabalarına binerek çıkışa doğru harekete geçiyorlar. Çıkış yakınlarını karşılamak isteyenlerle huni misali daraltılsa da kucaklaşmalar, hasretle hararetli ayaküstü sohbetleri kaçınılmaz oluyor. Gelen yolculara pansiyon görevlileri de boş odaları olduğunu, fiyatları, şartları ayaküstü fısıldıyorlar. Avşa iskelesi, bilet satış, çeşitli büfeler, turizm information, jandarma noktasını geçip Atatürk Heykeli’nin sağına ve soluna uzanan plajlar geri planda yer alan yazlık ve pansiyonlarla kıyı boyunca uzanırken arada kalan daracık sokaklar hediyelik eşya tezgahlarının iyice daralttığı kaldırımsız geçitler arasında ilerliyorsunuz. İskele çıkışında belediye binasına doğru direk yürüyenleri gölgelikli durakta bekleyen taksiler karşılıyor. Yaz mevsimi boyunca trafiğe kapatılan sahil yolu kullanamayan araçlar çarpık yerleşim nedeniyle labirent misali arka yollardan yol alıyorlar. Avşa merkezinde, sahil kesiminde üstü açık yiyecek satan dükkanlar, cafeler, hediyelik eşya tezgahları, lokmacılar ve plaj iğne atsanız yere düşmeyecek türden. Kumsal ise neredeyse görünmüyor. Genelde nüfus genç. Aile ve özellikle hanım oranı dikkat çekiyor. Belediye bahçesinde Osmanlı mezar taşları, Bizans kalıntıları, lahit parçaları, Rumlar’dan kalma amforalar, granit taş örnekler görülebiliyor. Belediye Başkanı odasında antik şarap küpleri, amfora, mezar stelleri korunarak teşhir ediliyor. Sahilde yer alan düzgün parklar içinde geçtiğimiz yıllarda yapılmış etkinlikler arasında granit taşların biçimlendirilmesi yarışmasıyla kazanılmış “uyuyan kız” heykeli, ortopedik oturma grupları, çeşitli granit heykeller gözü okşuyor. Alışverişte büyük farklılıklar yaşanıyor. Örneğin bir pet şişe suyu her dükkandan başka fiyata alabiliyorsunuz. Avşa esnafında samimi, sıcak, güleryüz gibi özelliklere rastlanmıyor. 6 Milyon’dan başlayıp 25 Milyon’a kadar çıkan pansiyonlar için alabildiğine pazarlık yapılıyor. Adanın gelişmekte olan faaliyetlerin başında ise marina inşaatı geliyor. Kapıdağ Yarımadası’nın övgüye değer koyları bir keşfedilebilse, Avşa Marina’da tekne bağlayacak yerin bulunmaz olacağına kesin gözle bakılıyor. Adanın kuzeybatı tarafında yoğun ağustos böceği sesi, kah martı sürüleri, kah suya paralel gruplar halinde uçan karabatak sürülerine tanık oluyorsunuz. Rüzgar hep var. Nem oranı ya çok düşük ya hiç yok. Kıyılarda denizin dalganın oyununa gelmiş, biçimlenmiş, granit anıt kayalar yer alıyor. Bazılarının üstünde portakal renkli uzun sürede oluşan bir tür yosuna rastlanıyor. Az da olsa ağaçlık bölümler, deniz ortasında fenerler, ada siluetleri panoramayı tamamlıyor. Adanın kuzeybatı ucundan ayrılıyor, bu defa tam aksi yöne diğer sahile Avşa merkezi haricindeki tek yerleşim köyü olan (Araplar) Yiğitler’e uzanıyoruz. Güzergah üzerinde adanın tek akaryakıt istasyonu BP’nin önünden geçerek gidilen Yiğitler’de korunaklı bir plaj olan Altınkum’u ilgi görüyor. Koca bir çınar, üzüm bağları, birkaç kır lokantası, sahil boyunca uzanıyor. Köy içinde balık ağlarını onaran balıkçılar, sahilin uzak ucunda kıyı dolgu çalışması liman inşaatı, birkaç tekne çoğu yerde olduğu gibi yılda 1-2 ay kullanılabilen ve ev sahiplerini bekleyen yazlıklar yer alıyor. Adanın en dikkat çeken yeri şüphesiz ki Adakarası üzümlerinin hayat bulduğu Avşa şarabının ünlü olmasında pay sahibi olan “Bortaçina” şarap fabrikası oluyor. Rumlar’dan kalma devasa boyuttaki antik meşe fıçılar hazineyi saklarcasına mahzende yer alıyor. Mistik hava, fantastik koku, ahududu renkli şaraplar arasında nefes alırken bile kendinizden geçip büyüleniyorsunuz. Tüm fıçılardan tatmak, küçük yudumlar alıp ağzınızın içinde dolaştırmak, kadehin iç çeperinde şarabın bıraktığı bacaklara, tadındaki buklelere tanık olmak istiyorsunuz. Bortaçina şarapçılık ailesi yarattıkları eserin mağrurluğunu yaşarcasına ağırbaşlı vakur davranıp az konuşuyorlar. Fabrika yanına Avşa’nın en güzel, en özellikli restoran ve şarap evini kazandırmış olmanın mutluluğunu hissettiriyorlar. 8-10 basamakla çıkılan şarap evinde uzun süre deniz dibinde kaldığı yüzünden belli kocaman bir çıpa göze çarpıyor. Tuğla duvarlı salonda şaraplar, fıçılar, masalar, arkada şarap imalathanesi, şişeleme üniteleri bulunuyor. İsterseniz fabrikadan alışverişte yapabiliyorsunuz. Şarap evinde kahvaltı, öğlen veya akşam yemeği balık, ızgara çeşitleri, balık çorbası ve tabi şarap çeşitleri bulunuyor. Alakart dışında 2 mönü var. Birinde hamsi omlet (veya hamsi tava)+salata+şarap 3 milyon. Soğutmalı fıçılardan litre litre açık beyaz şarap doldurup götürmek isterseniz litresine 3 milyon daha ödüyorsunuz. Et mönüde ise kasap köfte veya piliç şiş, pilav+patates+salata+şarap 3 milyon.
Adres: Avşa Adası Yiğitler Köyü Yat limanı
Beyaz Saray Koyu
Şimdi de adanın bir başka koyuna gidiyoruz. Adı Beyaz Saray Koyu. Baştan beri anlattığım kalabalığa, kargaşaya, dükkanlara burada hiç mi hiç rastlanmıyor. Özel bir koya kurulmuş iki katlı restoranlı bar ve bahçeli Avşa’nın en büyük, en geniş alanına sahip Beyaz Saray Oteli bu koyda yer alıyor. Sadece otel müşterilerinin kullandığı kum plajlı koyda, Kara Biga Çanakkale yönünden gelip, denizde filtre edilmişçesine ılık esen rüzgar bir yandan terletmeden, bunaltmadan, açıkçası çaktırmadan cildinizi bronzlaştırırken diğer yandan taşıdığı yüksek oksijen ile enerjik olmanızı sağlıyor. En kötüsü de iştah açıyor, sürekli bir şeyler yiyip içme hissi uyandırıyor. Vücuda yapışmayan granit kayası kumu bacak ağrılarını alıyor. Vücudunuzda elektrik, stres hiçbir şey bırakmıyor. Kumsaldaki yürüyüşünüz sonrası, her şeye boş veren dertsiz, nötr biri olup çıkıyorsunuz. Kum yürüyüşünüz kondisyon kazandırıyor. Adale ve mide kaslarınızı güçlendiriyor. Eğer varsa sarkan göbek kaslarınız geriliyor dimdik oluyorsunuz. Hasır şemsiyeler, ortopedik plastik şezlonglara veya kuma yatıyorsunuz. Çığlık çığlığa ağustos böcekleri geri planda çalan Tom Jones parçalarına vokal yaparken sabah sesleriyle uyandığınız kumsalı yalayan dalgalar sürekli denize girmeniz için adeta size davetiye çıkarıyorlar. Bahçede oturma üniteleri gruplar halinde ağaçlar altına yerleştirilmiş, içinde puf yastıklar bulunan hamaklar, ağaçtan ağaca gerilmiş beşik gibi uyumanız için hazırlanmış. Çimlerde çıplak ayakla dolaşabiliyor isterseniz iskelede güneşlenebiliyorsunuz. Gözlerden uzak huzur ve sakinlik arayanların gözdesi olan Beyaz Saray’da kalkan özel servis Avşa’ya gitmek isteyenleri 10 dakikada iskeleye götürüyor. Sırf iş olsun diye gelen gemiyi karşılamaya gidip Avşa’ya kimler gelmiş, kimler gidiyor diye bakabilirsiniz. Yada gazete vs. gibi siparişlerinizi gitmeden verebilirsiniz. Akşama doğru gün boyunca bikinileri ile dolaşıp bronzlaşan hanımlar bu defa bikiniden biraz daha büyük elbiseleri ile sahile yürüyüşe çıkıyorlar. Güneş bile bu saatlerde batmak istemezcesine ufuk hattına yaklaşırken bir müddet asılı kalıyor ve çevreyi, gri ve kızıla boyuyor. Başka yerde rastlanmayan böylesi bir durum Avşalılar’ca şölen gibi izleniyor. Gece yaklaşıp gökyüzü yeterince lacivertleşince Beyaz Saray otel bahçesinde renkli spotlar, ağaçlara sarılmış tüp lambalardan çıkan renkli ışıklar, adeta dans ederek koyda kaybolan güneşin renklerine misilleme yapıyorlar. Hele mehtap varsa, yakamoz farklı oluyor, takılıp kalıyorsunuz. Ağustos böcekleri susuyor, ütülenmiş gibi dümdüz görünen denizin kokusuna Avşa şaraplarının ve rakının kokuları karışıyor. Ayak altında dolaşan kedi, kolunuzu yüzünüzü ısıran sivrisinek olmadığı için gecenin ilerleyen saatlerine kadar huzur içinde oturabiliyorsunuz.
Coğrafi durum
Marmara’nın yüzey suları genellikle az tuzlu olup ortalama binde 22 tuz oranındadır. 15-20 metrelik bir katmana sahip yüzey suları sıcaklığı 24 derece civarında seyrederken Ege’ye doğru yüzey, Karadeniz’e doğru dip akıntısı bulunur. Marmara Denizi’ni güneybatısında üç büyük ada olan Marmara, Avşa, Paşa Limanı ve dokuz küçük Ekinlik, Koyun, Mamali, Hasır, Pala, Fener, Asmalı, Paşa Limanı koyunda iki adacık görülür. Avşa 20,62 km2 yüzölçümü ile çevresinde 33 km.lik yol bulunuyor. Adayı çevreleyen koylar arasında kuzeyde Değirmen, Mavikoy, Kambur Tarla, Çiftlik, Aleko, Küllü Yalı, Yiğitler, güneyde Aksa, Manastır, Beyaz Saray, Çınar, Kum Burnu, Altınkum, koy ve plajları yer alıyor. Arazi yapısı bakımından Ayit, granit, grays, kristalin, sist ve mermer egemen olup granit ve grano diyotrit anakayasından oluşan kumlu topraklar görülür. İstanbul’a 65 mil uzaklıkta yer alan Avşa, dördüncü zamanın sonunda denizin yükselmesiyle diğer adalar gibi Kapıdağ Yarımadası’ndan ayrılmış. En soğuk ayı Ocak’ta, en sıcak günleri Temmuz’da, en çok yağmuru Aralık ayında görüyor.
Tarihçesi
Kizikoslu Diogenes, Propontis Marmara Adaları’ndan bahsederken OFİOUSA ile FİSİA”yı birbirinden ayırıyor. Pilinius bu adaya OPHİUSSA diyar diyor. Bizans tarihinde adanın ismi AFOUSİA olarak geçiyor. Toprak durumu yüzünden hiçbir zaman zengin olamamış ve bağımsız idareye kavuşamamış olan bu ada, tarihi akışına göre çevresinde hakim olan kuvvetlerin egemenliğine girmiştir. Ada Hıristiyan din adamları için sürgün yeri olarak kullanılmış. Ve GEDEON’un iddiasına göre ortaçağda boş kalmış.
|
|
Temmuz-23-2007
mare & monte oteli 23 odalı. Kaloriferli, TV, Klima, daimi sıcak su, wc li odaların denize bakan odaları balkonlu. Dost ve samimi aile ortamında ağırlanan konuklar, kış aylarında şömineli bahçe katı salonunda, yazın asmalarla kaplı, üzüm salkımları altında deniz kenarında açık büfe kahvaltı ve yemeklerini yiyorlar. Yöreye has zeytinler kahvaltıları süslerken, ünü yurt dışına taşmış zeytinyağları yemeklere nefaset katıyor. Otel önünde uzanan kum plaja ise birkaç adımda ulaşmak mümkün oluyor. Dağ ve denizin kucaklaştığı sahilde yer alan otelin sol tarafı liman ve yürüyüş alanı olarak kullanılan dalgakıran, sağ tarafında plaj uzanıyor.
.
.
.
mare & monte de konaklayan misafirler arzu ederlerse otelin seyahat acentesi mare&monte tur tarafından düzenlenen günübirlik gezilere katılabiliyorlar. Odalarından çıkan konuklar sabah kahvaltılarını yapıp otel önünden kalkan 4×4 türü araçlarla Kaz Dağlarının çeşitli yerlerine safari yapıyor, geziyor, piknik yapıp, yüzüyorlar. Yemek, uyku, eğlence ile geçen tatil günleri için şortunu, havlusunu, şapkasını alıp zahmetsizce her gün dağın bir başka yöresini keşfe çıkanlar, trafikten, beton binalardan, kirli havadan arınmış doğal ortamda, dinlenmiş, stresten kurtulmuş, kuşlar gibi hafifleyip, unutulmaz güzelliklerin tanığı olarak dönüyorlar. Tatil bitiminde beraberlerinde götürdükleri arasında, anılar ve otelin özel yapımı, yemeklere lezzet katan has zeytinyağları oluyor.
mare & monte Oteli
Tel: (0-266) 396 17 30 Faks: (0-266) 396 06 75
Bu numaraları hem hotel hem de seyahat acentasında kullanılmaktadır. Ayrıca yaz döneminde gezi standında (0-266) 396 44 48 ve
0536 329 26 00 nolu telefonlarla irtibat sağlaınyor.
www.hotelmaremonte.com
Altınoluk daha ziyade yazlıkçıların istilasına uğramış bir yer. Ege ve güney sahilleri gibi beş yıldızlı otelleri ve tatil köyleri çok yok. Bu yüzden dış turizme de henüz açılmamış.
Buna rağmen denize sıfır bir çok konaklama tesisi ve aile tipi pansiyon bulmak için seçenek fazla.
Yöredeki diğer otellerden bazıları:
Güneş Otel
Eren Otel
Hotel Club Elif
Bent Otel
Afrodit Holiday Village
|
|
Temmuz-23-2007
Bölgenin en önemli özelliği İtalyanlar’ın zeytinyağı haritasında yeşil hatla belirtildiği gibi dünyanın en kaliteli yağ üretildiği yer olması. Haliyle has zeytinyağıyla yapılan yemeklerde hayli lezzetli.
Mare Monte Oteli restoranında asma yapraklarına sarılıp ızgara yapılan sardalyalar, fener balığı buğulama, börülce suyuna pişirilen tarhana çorba, zeytinyağlı yaprak sarma, ahtapot salata, humus, pança mezeleri damakta tat bırakan lezzetler. Pansiyonda kalanlar sahile yanaşan balıkçı teknelerinden sabahları barbunya, çinekop, istavrit, izmarit, sardalya gibi balık çeşitlerini ekonomik fiyatlarla alabilirler.
Altınoluk’ta Cumartesi günleri pazar kuruluyor. Yörüklerin yöresel kıyafetlerle satış yaptıkları tezgahlarda zeytin, şifalı otlar, sebze ve meyvelerden alabilirsiniz. Bölgeden ayrılırken beraberinizde götürebileceklerinizin başında zeytin, yağ ve şifalı otlar geliyor.
Altınoluk’da mutlaka uğramanız gereken yerlerden biri de dondurmacı Vardar. Kral dondurmacı her gün el değmeden tam 101 çeşit dondurma yapıyor. Dondurma yapımında saf inek sütü ve doğal meyvalar kullanılırken çeşitler arasında tarçın, fındık, kestane, cappucino, ceviz, kahve, çilek, kayısı, kavun, ananas, avakado, limon, ahududu, karadut, franboğaz, sütlü, çikolatalı gibi bilinen tüm türler, sıcak kornet külahlar içinde üzerlerine arzuya göre sıcak çikolata sosu, fındık-fıstık sosu bulanıp sunuluyor. Fakat bu dondurmalar arasında, tadı en uzun süre damakta kalan Yunanistan’dan ithal damla sakızıyla yapılan sakızlı dondurma için Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelenler oluyor. Yılların dondurmacısı Neco, ertesi güne kalmayan dondurmaları için boğaz ağrısı çekenlerin bile geldiğini belirtiyor.
Vardar Dondurma, rejim yapanlar için özel olarak ürettiği tok tutan ve acıkma hissi uyandırmayan galetaların da ısrarla istendiğini belirtiyor. Kazdağı’nda Piknik
Kazdağı’na düzenlenen turlarda yapılan soğuk ve sıcak kumanyalı piknik yemekleri büyük iştahla yenirken tura katılanlar en çok alabalık tava ve otlu peynirle yapılan gözlemelere rağbet ediyor. Soğuk pınar sularını doyasıya içiyorlar.
|
|
Temmuz-23-2007
Altınoluk’a İstanbul’dan Bursa-Balıkesir-Havran üzerinden gidebileceğiniz gibi, Tekirdağ-Çanakkale yolunu da tercih edebilirsiniz. Bu yol manzarası güzel trafiği az ve 450 kilometre. İstanbul-Kınalı arası otoyolu kullananlar Tekirdağ’dan Keşan’a sonra da Gelibolu’ya gelecekler. Buradan Lapseki’ye veya Eceabat’tan Çanakkale’ye karşıya geçmek için Feribotlar saat başı kalkıyor. Truva’dan, Edremit Körfezi’ne inerken Altınoluk sizi karşılıyor. Aynı yolu otobüsle almak isteyenler Pamukkale, Uludağ, Kamil Koç, Akçay veya Metro Turizm’in seferleriyle gelebilirler. Altınoluk’tan Edremit’e Assos’a sefer yapan minibüsler var. Yazın ayrıca Ayvalık, Bergama, Truva, Assos, Babakale gibi tarihi noktalara düzenlenen turlara da katılma imkanınız bulunuyor. Kazdağı’na çıkmak için Orman İdaresi’nin yaptığı toprak yolları jeep türü araçlarla aşmak gerekiyor. Şahinderesi Kanyonu’nun girişine gitmek için sırtınızı denize çevirip Altınoluk merkeze girişte belediye karşısındaki sokaktan girerseniz Kocaçay yoluna Değirmen mevkiine geleceksiniz. 1 kilometre sonra kanyon girişindeki zeytin ağacı gölgesindeki otoparka aracınızı bırakabilirsiniz.
Yeni yol çalışmaları sayesinde İstanbul’dan çıkanlar daha geniş ve rahat bir güzergahda yol alıyorlar. Kınalı çıkışından itibaren yeniden düzenlenen Keşan kavşağına, sonrasında büyük bölümü bitirilmiş tek yönlü yolu kullananlar, Gelibolu yönünde aynı konforla ulaşıyorlar. Çanakkale geçişi sonrası Küçükkuyu, Altınoluk, Edremit güzergahı yeni şerit ilaveleri ile neredeyse uçak pisti haline getirilmiş görünüyor.
Bursa yönünden gelenler ise büyük bölümü bitirilen Mudanya yol ayırımına kadar otoyolu kullanabiliyorlar. Bursa’nın İstanbul çıkışı son düzenlemeyle alt geçit kullanımıyla kent çıkışına bağlanıyor.
|
|
Temmuz-23-2007
Altınoluk ve Şahinderesi Kanyonu
İster dağa çıkın, ister denize inin…
Bu defa havası, suyu ve şifalı otlarıyla sizi bambaşka bir cennete davet ediyoruz. Altınoluk ve Şahinderesi Kanyonu huzur ve sağlık arayanlar için ideal bir yer… İsterseniz Kazdağı’na çıkıp dağ havası alın, isterseniz kanyonda dolaşın, isterseniz de kanyona girin…
İsmini çevresinde bulunan Şahinderesi Kanyonu ve altın sarısı renkteki zeytinyağından alan Altınoluk eski ismi papazlık olan bir Rum köyü. Hem deniz, hem de dağ turizminin birlikte yaşanabildiği bölge bol oksijenli temiz havası ve dünya çapındaki zeytinyağıyla ünlü. Kazdağı eteğinde Edremit Körfezi’nin incisi durumundaki yerleşim bölgesine aşırı talep nedeniyle hayli konut yapılmış. Ancak kalabalık şehir merkezini bırakıp eşsiz güzellikteki yol tarafına bakarsanız kanyon girişi, dağ manzarası, şelale ve göletler göze, alabalık çiftlikleri ise damağınıza hitap edebilecek güzellikler sunuyor. Mayıs ayında zeytin, iğde, badem, ıhlamur, hanımeli, zambak ve kır çiçekleriyle baş döndürücü bir koku yaydıkları çiçek açma mevsimlerinde Yedigöller Milli Parkı’nı kıskandıracak güzelliğe bürünüyor. Özellikle 610 metre yükseklikte bulunan (Fidanlık mevkii) bozuk dağ yoluna rağmen tüm yorgunluğunuzu unutturacak güzellikte şelale ve doğa yapısına sahip.
Altınoluk yöre halkı etraftaki diğer köylere nazaran masada yemek yemeye intibak eden ilk köy olmuş. Altınoluklular Midilli Adası halkı ile son derece samimi temas halindelermiş. Hatta zamanın beylerinin karbeyazı gömlek yakaları kolalanmaya Midilli’ye gönderirlermiş. Yöre hanımlarının vazgeçilmez tutkularının başında ise takılar geliyormuş. Günümüzde Altınoluk aileler için tercih edilen yazlık tatil yerlerinin basında geliyor. Zengin çarşısı, cafe-bar ve çay bahçeleri şenlenirken akşam yemek sonrası başlayan piyasa gecenin geç saatlerine kadar devam ediyor. Yürüyüş parkuru Altınoluk meydanı dondurmacı Vardar önünden sahil boyu ve Mendirek sonuna dek sürüyor. Plajlar ise hem ücretsiz hem de her yerden denize girme imkanı sağlıyor. Sezon sonu Eylül ayında uyuyan deniz, dipte gazete okuyacak kadar net görünüp berraklaşıyor.
Kaz Dağı Düden Yaylası
Mare&Monte tur’a katılan günübirlik veya konaklamalı kamp yapmak isteyen gruplarla eski Altınoluk yerleşim merkezi Çam Mahallesinden saat 10.00 da Kaz Dağına doğru dağ yoluna giriliyor.
Sırasıyla Küp Gediği, Sarısu, Üç Pınarlar, Karaçam, Kazak Pınarı, Şah Taşları sonrası Düden’e geliniyor. Tur rehberi güzergâh boyunca iki kez mola vererek hem gezi boyunca görülecek yerler, hem de Kaz Dağının mitolojik geçmişi hakkında aydınlatıcı bilgi veriyor. Düden mevkii, kapalı ev ekonomisinin geçerli olduğu yıllarda, dağın iki yamacında oturan insanlar senenin belirli zamanlarında mallarını ihtiyaç doğrultusunda takas yoluyla değiştirdikleri yer olarak biliniyor. Türkmenlerin konargöçer olarak yaşadığı, yaz aylarında oba kurup kamp yaptığı ve günümüzde Milli Park sınırları içinde olan bölgede “Milli Park Kamp Alanı” tahsis edilmiş. Kapalı korunak, duş, wc, mutfak, çamaşır yıkama yeri, alabalık yaşatma
havuzu, çeşme, çadır yerleri, hamaklar, salıncaklar bulunuyor. Altınoluk - Düden arası yer yer engebeli toprak olan dağ yolunda 4×4 türü dağ araçlarıyla ulaşım sağlanıyor. Düden Yaylası, Anadolu yükseltileri arasında cüce sayılmasına rağmen deniz seviyesi sıfır noktasından 1250 metreye 26 km gibi kısa mesafede ani çıkılması nedeniyle ilgi çekiyor. Yazın en sıcak aylarında bile serin olan yaylada rüzgâr sesi ile nefis botanik kokusu buram buram hissediliyor. Endemik bitkiler, dağ laleleri, mevsiminde kelebekler, tüm doğal ortam fotoğraf severleri mutlu etmeye yetiyor. Yol boyunca tur yolcuları bazen yaban hayatın sürprizlerinden ayı, domuz, karaca görme şansı bulabiliyorlar. Dağın ilk 500 metre yükseltileri zeytin ağaçları, 650 metre kızılçamlarla Akdeniz orman tipi görülebiliyor. 4 mevsim yaşanan dağın Kuzey yamacında ise karasal iklim nedeniyle kızılçam bulunmuyor. Mayıs sonu Eylül sonuna dek tur düzenlenen turlarda Düden Mevkiinde mola için soluklananlar yemek siparişlerini verip Küçük Düden Mevkide 15 dakikalık bir yürüyüş yaparak burada ki koyun ağılında süt sağma, peynir yapımı gibi yöresel üretimleri görüyor, acıkmış olarak Düden kamp alanına dönüyorlar. Tavada pişirilmiş alabalıklar, henüz açılan hamurlarla yapılan gözlemeler, salata ve meyveler, buz gibi
pınarlarda soğutulmuş biralar, meşrubatlar büyük iştahla yenip içiliyor. Yemek, dağın pınar sularından demlenen çaylar, kahvelerle tamamlanıyor. Sürenin durumuna göre Şahin dere kanyonu Gücük Burun’dan kanyonun muhteşem ve tüyler ürpertici, görkemli manzarası seyrediliyor. Bol bol anı fotoğrafları çekiliyor. Son etapta dağın zemin sularında ki tertemiz göletlerde yüzüp safarinin tozu atılıyor. Akşam 18.00 de doğanın natürel kalbinden ayrılıp Altınoluk’a dönen grup yeniden betona yenik düşmüş sahillere ve trafiğin içine girerken bir başka geziye katılmak üzere vedalaşıp ayrılıyorlar.
Kişi başı 30 YTL ödenen turlarda Alabalık için 7, gözleme için 3 YTL ödeniyor.
Mare&Monte Seyahat Acentesi:
Tel: (0-266) 396 17 30 Gsm: 0536 329 26 00
Acentenin Hasanboğuldu, Sutüven Şelalesi, Tahtakuşlar Etnografya Galerisi, Başdeğirmen Şelalesi, Adatepe, Yeşilyurt, Zeus Atları, Ayı Dere, Bozcaada, Kuşadası, Gökçeada, Assos, Truva, Gelibolu Yarımadası Milli Parkı, Kaz Dağı Zığındere gibi çeşitli yerlere turları bulunuyor.
www.hotelmaremonte.com
Şahinderesi Kanyonu
Altınoluk’u oksijen çadırına dönüştüren etkenlerin başında Şahinderesi Kanyonu geliyor. Bölgede hava değişimini sağlayan kanyon, dağdan çektiği çam kokulu havayı ovaya dağıtırken, denizden aldığı iyot kokulu havayı, dağa çıkartarak bir çeşit baca görevi görüyor. Karşılıklı hava sirkülasyonunu sağlayan 27 kilometre uzunluğundaki kanyonun yüksekliği 600 metre. Açık U şekilli aralığı 700 metre civarında. Çevresi şifalı bitki ve otlarla bezeli olan Şahinderesi Kanyonu’na Orman İşletme Müdürlüğü’nden izin alınarak giriliyor. Rehbersiz gezmenin oldukça zor olduğu Şahinderesi Kanyonu’nda 25 kilometrelik bozuk toprak yol daha ziyade Jeep türü araçlara geçit veriyor. Mare Monte Oteli’nden Erinç Ersöz’ün kurduğu seyahat acentasının dağa düzenlediği turlar grubunun arzusuna göre şekillenip tam gün sürüyor.
Kanyonda bekleyen sürprizler
Şahinkale’nin kuzeyine gitmek için Avcılar Köyü’nden orman yoluna giriliyor. Ormana giriş izninizi görevli bekçiye gösterip köprü başından Kışla Dağı’na varılıyor. Yol üzerinde çok soğuk, kireçsiz vücut üzerinde çarçabuk kuruyan suya sahip gölcükler bulunuyor. Bunlardan biri olan Dereçatı mevkiinde yüzebilirsiz. Bu nedenle yola çıkmadan önce mayo ve havlunuzu yanınızda bulundurun. Su ve kuş sesinden başka ses duyulmayan bölgede pınar suları hayli bol. “Dereçatı suyu” çiçek ve kekik kokularını da beraberinde getirip, yosunlu kayaların kalbinden akıyor. Biraz ilerideki pınar ise nane otları arasından aktığı için “Naneli pınar” ismiyle anılıyor. Kanyonda ilerleyen Gücük Burun, Ağlayan Çam, Kestane Deresi, Yörük Pınarı, Selvili Mezarlık, Ayı Kapıları, Damla isimli etapları geçip kabaran iştahınızla Altınoluk’a dönebilirsiniz.
Şifalı otlar
Birçok hastalığın tedavisinde başrolü üstlenen otların tüm çeşitlerini Kazdağı’nda bulmak mümkün. Bitki ve otlara meraklılar eczacı ve doktorların aradığı isim ise; dağın neresinde, ne zaman ne yetiştiğini çok iyi bilen İbrahim Arısoy. Hiç oturulmamış bir evi seramikle döşetip bitki ve ot kurutan İbrahim Arısoy’un Tel:(0-266) 396 05 28 Dağın otları arasında çarpıntıyı önleyen Melisa geliyor. Stresi yok edip, kalbe ve taniyona iyi geldiği söylenenler arasında.
Kandil Çayı: Bademcik ve boğaz hastalıklarına,
Papatya, nane: Nezle ve sinizüte Isırgan otu: Çayı, tohumu havanda dövülüp bal ile karışımlarda kullanılarak tüketiliyor.
Karabaldır otu: Prostat ve basura iyi geldiği söyleniyor.
Üç çeşidi bulunan kekik otu şeker hastalığına ve her derde deva olduğuna inanılıyor. Milli park sınırları içinde her türlü ot ve bitki toplamak yasaklandığı için meraklılar sadece fotoğraf çekmekle yetiniyorlar.
Kayalar
Kaz Dağı’ndaki karların erimesiyle debisi iyice artan sular , dereler ve şelaleler oluşturuyor. Kanyonun kalbi sayılan ve 70 derecelik açıya sahip dik yamaçları, granit kayaları aşındırıp zımparalanmış kaya şekilleri yaz sonunda suların azalmasıyla ortaya çıkıyor. Bu görüntü ise pastoral fotoğraf meraklılarına görsel bir ziyafet çekiyor.
|
|
|