Archive for the ‘Balıkesir’ Category

Temmuz-15-2007
Filed Under (Balıkesir) by admin

GENEL BİLGİLER
Balıkesir, Marmara ve Ege Denizine kıyı veren Türkiye’nin en çok adasını bünyesinde barındıran tarihi, kültürel ve doğal güzellikleriyle gerçek bir turizm cennetidir.
Örenyerleri
Kyzikos - Erdek
Deasklaion - Bandırma/Ereğli
Saraylar - Marmara
Antandros - Edremit/Altınoluk
Antandros (Edremit-Altınoluk) Antik Kenti
Mysia’da İda Dağı eteğinde çok eski bir şehirdir. Adramytteion’un denize bakan çıkıntısının kuzey kenarında, Alkaios’a göre bir leleg yerleşimi, Skepsis’li Demetrios’a göre bir Kilikya kuruluş; Herodot’a göre bir Pelasg yerleşimi; Thukydides’e göre bir Aiol yerleşimi. Edonis ve Kimmeris gibi yan adları da vardır. Bu adların, Aristoteles’e göre Antandros’u işgal eden kavimlerden kaynaklanması gerekmektedir. Diğer bir söylentiye göre de; buradan sonradan kovulan Andria’lılar tarafından kurulmuş olmasıdır. Antandros bölgesinde, sikkelere göre Astria’nın doğusundaki Asponeus’da , İda dağlarından elde edilen ve özellikle gemi yapımında kullanılan ağaç (Odun-Kereste) ticareti ileri düzeydeydi. Pers yönetimi sırasında Dareios tarafından ele geçirilmiştir. Pelopponnes savaşları sırasında birçok kez olayın içine çekilmiştir. Atinalılara tribut(vergi) ödemek zorunda idi. Sicilyalıların hareketi yüzünden tekrar Perslerin eline düşmüştür. Sonra Persler tarafından kovulmuşlardır. 4.yy’ın ikinci yarısınra özgür bir şehir olarak sikke basmıştır. Geç dönemlerde Titus’dan Elagabal ‘a kadar sikke basmıştır. Hristiyanlık döneminde bir psikoposluk merkezi idi. H.Kiepert tarafından bugünkü Avcılar yakınında, sahile doğru, iki yüz on beş metre yükseklikteki bir dağ üzerinde lokalize edilmektedir. Burada bulunmuş bir yazıt yayınlanmıştır
Cami ve Kiliseler
Kurşunlu Cami: 1231 yılında Edremit Fatihi olan Selçuklu Komutanı Yusuf Sinan tarafından yaptırılmıştır. Caminin yanında Yusuf Sinan’ın türbesi vardır.
Ayazma Kilisesi: Günümüzde zeytinyağı fabrikası olarak kullanılan İon sütunlu Fenoremeni Kilisesi, ortadokslarca içindeki kutsal su nedeniyle “AYAZMA” olarak anılmaktadır.
Plajlar
Akçay: Edremit’e 10 km uzaklıktadır. Sahil şeridi olup, kısmen çakıllıdır. Her yerinden fışkıran tatlı , soğuk suları ve artezyenleri ile ünlüdür.
Altınoluk: Edremit’e 28 km. mesafededir. Oksijen deposu özelliğini taşıyan yörede çok sayıda konaklama tesisi ve eğlence mekanları bulunmaktadır.
Kaplıcalar
Edremit - Güre Kaplıcası: Edremit’e 12 km, Akçay’a ise 3 km uzaklıktaki kaplıca sağlık ve dinlenme yeridir. Kaplıcanın orijinal bölümlerinde ilkçağ Roma hamamı özelliklerini taşıdığı görülmektedir. Suyun sıcaklığı 64*C olup, romatizma, kadın hastalıkları, cilt hastalıkları,guatr, kireçlenme, sedef, böbrek taşı ve kumları ile karciğer hastalıklarına iyi gelmektedir. Konaklama imkanı vardır.

Bostancı - Entur Kaplıcaları: Burhaniye’nin Edremit çıkışında ve Burhaniye’ye 10 km uzaklıkta son derece modern tesislerdir. Ortalama 51derece sıcaklıktaki yıkanma suyu Romatizma, siyatik, lumbago ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir. Burhaniye-Edremit yol ayrımında olduğundan ulaşım kolaydır.

Edremit - Derman Kaplıcası: Edremit ilçesine 3,5 km uzaklıkta olan kaplıca tesisinde 21 adet küvetli odada banyo imkanı mevcuttur. Kaplıca suyu çeşitli kadın hastalıklarına, romatizmaya ve içilmek suretiyle böbrek taşı rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.

NE YENİR?
İlin höşmerim tatlısı ve Susurluk ayranı meşhurdur.
NE ALINIR?
İlin höşmerim tatlısı, kolonyaları, Yağcı Bedir halısı alışverişte alınması önerilen özgün ürünlerdir.
YAPMADAN DÖNME
Şeytan Sofrasında günbatımı izlemeden,
Cunda Adasında balık yemeden, Avşa şaraplarının tadına bakmadan
İlçe plajlarında denize girmeden,
Kaplıcalarından yararlanmadan,
Höşmerim tatlısı yemeden, Susurluk ayranı içmeden,
Kolonya ve almadan,Sındırgı’dan Yağcı Bedir halısı almadan,
…Dönmeyin
anahtar kelimeler: balıkesir Tatil Yerleri,balıkesir otelleri,balıkesir ucuz otelleri,balıkesir ucuz pansiyonları,balıkesir pansiyonları,balıkesir restaurantları,balıkesir gezilecek yerleri,balıkesir tarihi,balıkesir resimleri,balıkesir araba kiralama,balıkesir ucuz tatil,balıkesir hotelleri,balıkesir ucuz hotelleri,balıkesir ulaşım,balıkesir kalacak yerler,balıkesir haritası,balıkesir ilçeleri



Temmuz-15-2007
Filed Under (Balıkesir) by admin

Nüfusu : 973.314 kişi
Yüzölçümü : 14.292 km2
İlkbahar : Gidilebilir
Yaz : Tam sezonu
Sonbahar : Tam sezonu
Kış : Gidilebilir

Cunda Adası, yani Alibey Adası’na İstanbul’dan gitmek için en iyi güzergah, TEM otoyolunu kullanarak Tekirdağ’a gitmek. Tabii oraya gidince ilk adreslerinizden biri köfte yemek için mola vermek. Bunun için de ya şehir içinde bulunan Özcanlar köfte gideceksiniz sarımsağı az ve baharalkı köfte yemek için ya da yine hem sahilde hem de şehir merkezinde işyerleri bulunan Ali Baba Köftecisi bir başka adresiniz.Özel olarak yetiştirilen hayvanların etlerinden hazırlanan köfteleri yerken, “iyi ki mola verdik” diyeceğinizi biliyorum.

Nasıl gidilir ?
Bu arada eğer içki hem de rakı sevenlerdenseniz, tabii ki sahil yolu üzerinde bulunan Sezen Market’e uğrayın. Tekirdağ’daki rakı fabrikasında üretilen ilk ürünlerden olan rakılarınızı mutlaka alın. İçmedim ama içenler farklı bir tadı olduğunu söylüyor. Bu arada köy ekmeği ve beyaz peynirini de tadın ve alın. Pişman olmayacaksınız…

Ardından Gelibolu ve Çanakkale’ye arabalı vapurla geçebilirsiniz.

Sonra da, Assos yolu ile Ayvalık’a ulaşıyorsunuz. Ayvalık şehir merkezinden geçip, kısa bir tur attıktan sonra yolunuzu Türkiye’nin en eski köprülerinden biri ile Ayvalık’a bağlı olan Alibey Adası’na çevirin…

Hadi geçmiş olsun…

DENİZ OTOBÜSÜ…

İstanbul’da son yılların en büyük ulaşım alternatifi olarak hizmet veren deniz otobüsü de Ege yolculuklarında milyonlarca İstanbullu’ya büyük alternatif…

Yenikapı’dan kalkan deniz otobüsleri, 1 saat 45 dakika içinde Bandırma’da oluyor. Bu şekilde giderseniz yolunuz neredeyse 4 saat kadar kısalıyor. O nedenle bir çok insan bu yolu tercih ediyor…

İZMİR’DEN GİDİŞ…

Alibey Adası’na İzmir’den gitmek için ise, şehir merkezinden ayrıldıktan sonra Karşıyaka üzerinden sahilden keyifli bir yolculuk yapabilirsiniz yolun başında. Sonra da yaklaşık 5 saat kadar sürüyor yavaş yavaş mola vererek gidiş, İzmir- Alibey Adası arası sahil yolundan.

Ama keyifli ve güzel…

Nerede kalınır ?
Ayvalık çeşitli konaklama tesislerine ve yüksek yatak kapasitesine sahip. Nispeten daha sakin Alibey Adası’nda pansiyon ve moteller bulunuyor. Sahil Caddesi’nde yer alan Artur Motel, TV ve mini bozdolaplı odaları ile hizmet veriyor.

Alibey Adası’na gelirken, “Arka Deniz” tarafında yer alan tesis Basel Otel… Ayrıca Deniz Motel ve Cunda Otel’de kalabilirsiniz.

Kamp yapmayı düşünüyorsanız, Ada Camp ve Cundamo Camp’ı da tercih edebilirsiniz.

Eğer şehir merkezinde uygun bütçeli bir pansiyonda kalmak isterseniz size Atün Pansiyon’u önerebilirim.

İskelenin arkasındaki caddede, yaşama bir adım mesafede temiz aile işletmesi. Odalarda standart temiz çarşaflı yataklar var. Banyo tuvalet içinde. Başka bir kanfor yok.

Ancak caddeye bakan odada kalırsanız, sahildekileri izleyebileceğiniz nefis sarmaşıklarla süslü balkonu var. Oraya çıkıp günün gecenin keyfini sürebilirsiniz…

Ne yenir ?
Ayvalık, Ege ve Akdeniz’in en zengin yemek ve meze çeşitlerine sahip bölgesi. Özellikle yöresel otlardan yapılan ve meze ve salatalar bölgeye has özellikler taşıyor.

Temmuz ayında İstifno başlarken, hindibağ, sarmısak, zeytinyağı, limon soslu radika otu masaların birinci sırada yer alan mezesi. Çıplak adalardan getirilen taze börülce, çevre köylerde yetiştirilen enginar, patlıcan salata, yaprak sarmalar Ayvalık’ın ünlü has zeytinyağı ile, daha da lezzetleniyor.

Çiçekyağı yerine has zeytinyağında kızartılan balık unutulmaz lezzetlere bürünüyor.

Alibey Adası’nın çevresinde gerek balık, gerekse kabuklu su ürünleri üreten birçok çiftlik yer alıyor.

Midye Akdeniz’den tuzlu suda büyüyüp serpilemediği için, az tuzlu olan Ege’de midye üretme ve arıtma tesislerinde işlenebiliyor. Kabuklu deniz ürünleri arasında bir tür midye olan”Akivadis” de Cunda Adası’ndan çıkıyor.

AŞÇILARIN GÖZDESİ AKİVADİS’İN YAPIMI!

Deniz ürünü kabuklu Akivadisler, tavada domates, biber, mantar ve baharat ilavesi ile hazırlanıyor. Ocaktan alınmadan önce içine bir tek viski dökülüp alevlendirilen meze oyalayıcı geniş şekliyle, farklı lezzetlere sahip oldukları için damak zevkine düşkün olanlarca tercih ediliyor. Kaşarlı istiridye, midye, kidonya, tarak, ayvada değişik pişirim şekilleri ve ilavelerle menüde yer alıyor.

Yörenin balıkları arasında,çiftlikte üretilen veya daha farklı fiyatla vahşi deniz çipurası, levrek aranan balıklar. Barbunya, sinarit, ispari gibi çeşitleri de var.
Artur Restoran, levrek veya iri sinaritten tuzda pişirdikleri balıkları, fırından kalıp halinde çıkarıp, maytaplarla masaya getiriyor. Konukların önünde de çekiçle kırıp servis yapıyorlar.

İskele’de bulunan mezeleriyle ünlü Deniz Restaurant da, bir başka lezzet durağı. Gerçekten her türlü mezeyi ağzınıza layık hazırlıyorlar. Özellikle deniz ürünü levrek ya da çipura bulabilirseniz mutlaka tadına bakın. Yemek sonunda müssesenin ikramı!” olarak Lor tatlısı ikram ediyorlar. Tadına bakın. Beğeneceksiniz…

Cunda Adası’nda özel olarak yiyecekleriniz arasında Papalina isimli, sardalyanın ufağı balıklar var. Yöreye özgü. Haziran ayı sonunda başlayan ve sardalyanın küçüğü olan “Papalina”, tekir dolması, ahtapot salatası, paçası, güveci, kalamar tava, hamsi, turşu sardalya, karides, sübye, midye salatası, deniz kestanesi gibi lezzetlerle donanan sofralar, bölgeyi sofra kültüründe ve damak zevkinde farklı kılıyor.

SABAH KAHVALTISINDA TOSTUN TADINA DOYAMAYACAKSINIZ!

Sabah kahvaltısında hemen her gün, zeytin, peynir, reçel ve bal sofralarımızın değişmez menüsüdür. Ancak buna Alibey Adası’nda veda edin. Çünkü burada Ayvalık ya da Ada tostu var. Bu tostu da yiyecekseniz Taşkahve’nin hemen yanında yer alan”Dedem” den yani Hıdır Tekinoğlu’ndan yiyin.

Aslında kahvenin yanındaki seyyar tost dükkanını, 20 yıl boyunca babası Hüseyin Ekiroğlu işletmiş. Ama hayata veda edince işin başına 3 yıl önce oğlu geçmiş. O da tıpkı babası gibi her tostu büyük bir özenle ve lezzetle hazırlıyor.

Tostun özelliği ise ekmeği. Bu ekmeği Ayvalık’ta Çamlıbel Tost Fırını yapıyor. Başka bir şey de yapmışormuş yıllardır. Lezzet her zaman aynı. Ufalanmayan lezzetli ekmeğin içine, İzmir’den getirilen peynirler konuluyor. İsteğe göre, karışık ya da sucuklu olmak üzere de tostlar yapıyor Hıdır Tekinoğlu. Tek kişilik ordu gibi sabahtan gece yarılarına kadar müşterilerine hizmet ediyor.

Adaya gittiğinizde bir sabah kahvaltınızı bu tostla yapın. Ne demek istediğimi anlayacaksınız.

TAŞ KAHVE

Adada güne başlama için en iyi yer, Taş Kahve. Ya pastahaneden ya da kahvenin hemen yanında bulunan Dedem tostçusundan alacağınız tostlarla burada güne başlıyorsunuz.

Kahvenin sabah erken saatlerden itibaren gün boyunca müşterileri neredeyse aynı. Özellikle sabahları, saat 09.00′da her gün kahvesini içmeye gelen yaşlı rum teyzeyi seyretmek bile sizi günlük telaşlarınızdan alacak. Kahvenin garsonu ile “bugün erken geldim, yok geç geldin” tartışmasını başka bir yerde izlemek bile, bambaşka bir dünyada olduğuzu, hatırlatıyor. Bir zamanlar büyük şehirlerde de yaşanan hemen herkesin birbirini tanıdığı, postacınının, bakkalın arkadaş olduğu günlerin hâlâ kaybolmadığını burada yeniden yaşıyorsunuz büyük bir şaşkınlıkla…

Müşteriler ile kahve sahipleri arasında dostluk, arkadaşlık oluşmuş. En yeni temiz giysilerini giyen yaşlı kadın, denizi seyrederek güne başlıyor. Bir yandan da sabah kahvesini içiyor.

Diğer masada ise, adanın bir başka yaşlısı Robrok isimli 95 yaşında olduğu söylenin kişi oturuyor. O da bir zamanlar adanın berberi imiş. Şimdi adanın en iyi otellerinden Artur ailesinin.

KİM ADALI, KİM YABANCI NASIL ANLAŞILIR!

Adalılar kendi aralarında, kahvede oturanların gerçek Alibey Adalı olup olmadığını şöyle anlıyorlarmış…

Eğer deniz kenarında kahvede oturan biri sırtını denize dönüp geleni geçeni seyrediyorsa bu mutlaka adalıdır diyorlar kendi aralarında. Buraya gezmeye, tatil için gelenler ise, yıl boyunca özlemini duydukları denize dönerek oturdukları için hemen tanınıyormuş.

ÇİFTE KAVRULMUŞ LOKMA…

Bir başka ada tadı ise, çifte kavrulmuş lokma. Özellikle iskele caddesinin başında bulunan ada pastanesinin önünde, bu lokmanın tadına bakmak için insanlar kuyruk oluyor.

Gerçek çifte kavrulmuş lokmalar gözünüzün önünde keyifle hazırlanıyor. Üstüne tarçını kıvamında serpiliyor. Ve ağzınıza aldığınız anda, ne demek istediğimi daha iyi anlıyorsunuz.

Bir çok yerde yediğim lokmanın hiç bir şey demek olduğunu, bu lokmayı yiyince daha iyi anladım.

Bunlar da anlaşılacağı gibi ada, uzun yaşamanın en önemli duraklarından biri. Nasıl olmasın ki. Tertemiz havası, oksijen kürüne girmiş gibi hissettiriyor insanı.

Denizi bir başka güzel. Sahilin dinginliği, insanların hayatın günlük koşturmacalarına verdiği ara, sizi de bir anda günlük stresten uzaklaştırıyor.

Bir kaç günlüğüne de olsa, bambaşka bir yaşama uyum sağlıyorsunuz.

Alışveriş
Alibey Adası’nda alınacak ürünlerin başında tabii ki zeytin ürünleri başı çekiyor.
Adada yetişen zeytinlerden üretilen ürünleri alabileceğiniz yerlerin başında, sahil girişinde bulunan Giritli geliyor. Sahibi Murat Başkurt Girit kökenli.

Her türlü zeytinyağını bulmam mümkün. Kendi bahçelerindeki zeytinlerden üretilen yağları satıyorlar. Dükkana girer girmez zaten havasından farklılığını hissediyorsunuz.

Hazırlanan şişe içine doğranan ufak parçalar halindeki beyaz peynirleri Giritliler, sabah kahvaltılarından yiyormuş. Aynısı bulma imkanınız var. Tabağa döküp yağ içinde bekleyen peynirleri yiyorsunuz.

Alibey Adası’ndan alacaklarınız arasında taze deniz ürünleri de var…

Adada ayrıca sabah erken saatlerde balık alma imkanınız da var. Avdan dönen balıkçıların büyük balıklarını özellikle restoran sahipleri hemen alıyor. Geriye kalan orta ve ufak balıkları ise hemen yerel balık satıcıları alıyor. Başlıyor erken saatlerde iskele caddesinin hemen arkasında, taş kahvenin yanındaki dükkanlarında ya da tezgahlarında satmaya. Ada ufak olunca bir adımda buraya gidiyorsunuz. Balıklarınızı alıyorsunuz. Tabii bu adada evi olanlar icin.

Gezmeye gidenler ise, sahilde yer alan balıkçılarda büyük sehirlerde bulamayacakları deniz levreklerini, çipuraları uygun sayılabilecek fiyata yiyebiliyorlar. Tabii yanında Ege’nin o birbirinden leziz ot yemekleri, mezeleri de cabası. Isırgan otu salataları, borulceler, dalından yeni koparılmış domateslerle yapılan salatalar. Yani yolunuz düşürse adaya, mutlaka uğrayın balıkların tadına bakın.

ADA PEYNİRCİSİ PEYNİR SEVENLERİN ADRESİ…

Alibey Adası’nın peynirlerini de es geçmemek lazım. Bunu da almak için çarsı içinde Ada peynircisine mutlaka uğrayın…Cemal - Ali Gülören kardeşler sahipleri… İki çeşit özel peynirleri var. Ürettikleri sepet peynirler; yöresel peynir olarak geçiyor. Sadece Ayvalık yöresine has bir peynir. Mart ayından haziran ayının ilk haftasına kadar üretiliyor. Bitim tarihi de stoklara bağlı. Bir yılda da bitiyor daha da fazla sürüyor.

Peynirler sırf koyun sütünden yapılıyor. Özelliği adada yetişen koyunların sütünden yapılıyor olması. Peynirin dışındaki kabuk kısmı uzun süre dayanmasını sağlıyor. Peynirin için tuzsuz oluyor.

Sadece kabuk kısmı tuzlanıyor. Tuzu sonra yavaş yavaş içine cekiyor ama fazla değil. Alıp dolaba koyarsanız bir ay kadar dayanabiliyor. Hatta küçük parçalara bölüp saklarsanız ömrü daha uzun oluyor. İstanbul Ankara gibi şehirlerden müşterileri var. Onlara istek üzerine kargo ile gönderiliyor.

Bir de teneke tulum denilen peynileri var yöreye özgü. O da bu peynirin kasnakta yapılmışı. Aynı sistemle yapılmıyor. Bu peynirler kasnağa konulup yaklaşık 4 ay buzhanede bekletiliyor.

HEDİYELİK EŞYA

Ada turizme açıldıktan sonra, bir zamanla sadece insanların piyasa yaptıkları iskele; özellikle akşamları alışveriş merkezine dönüyor. Aday özgü ürünlerden tutun da, her türlü yerli yabancı hediyelik eşya kurulan seyyar dükkanlarda sizleri bekliyor.

Aklınıza gelebilecek hemen her şey var burada. Uzakdoğu’dan getirilen deniz ürünlerinden ve ağaçlardan yapılan hediyelikler ilginizi mutlaka çekecek…

İlginç yerler
ADANIN ADI NEREDEN GELİYOR?

Kurtulus Savaşı’ndan sonra, Yunanlılar’a karşı ilk karşı koyan komutanın anısına adaya “Alibey Adası” adı verildi. Ancak Cunda Adası ismi adaya verilen bir başka isimdir.

Yazar Ahmet Yorulmaz’ın Ayvalık’ı Gezerken 5 isimli kitabında yazdığına göre:
” Ayvalık’ın karşısındaki adaya Cunda deniyor. Bu adın Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye’sinde geçen Yunda Adalarından Galat olduğu sanılıyor.Her iki isim de kullanılmaktadır bugün. Bazı gezginlerin, halktan birisinin adaya “Cunda” demesini yadırgamamaları, isimde Rumluk aramamaları gerekir.Çünkü Ayvalıklı Rumlar buraya “kokulu ada” anlamına gelen “Moshonis” adını vermişlerdi.
Bunun da ünlü bir korsandan geldiği kayıtlıdır. ”

Alibey Adası’nda taş mimarisiyle Rum evleri, manastırlar, yaşlı zeytin ağaçları, rengarenk tekneli balıkçılar arasında bambaşka bir atmosfer yaşanıyor. Adanın arka yüzündeki keşfedilecek birçıok yer var. Gezinize Alibey Adası’nın yerleşim alanı, Ayvalık’a bakan yüzünden başlayabilirsiniz.

Adaya girişte karşınıza çıkan metruk değirmenden sola dönünce, kendizini adanın taş kaplı daracık sokaklarında bulunuyorsunuz.

Şeytan Sofrası’nda güneş batışı…

ADANIN ADI NEREDEN GELİYOR?

Kurtulus Savaşı’ndan sonra, Yunanlılar’a karşı ilk karşı koyan komutanın anısına adaya “Alibey Adası” adı verildi. Ancak Cunda Adası ismi adaya verilen bir başka isimdir.

Yazar Ahmet Yorulmaz’ın Ayvalık’ı Gezerken 5 isimli kitabında yazdığına göre:
” Ayvalık’ın karşısındaki adaya Cunda deniyor. Bu adın Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye’sinde geçen Yunda Adalarından Galat olduğu sanılıyor.Her iki isim de kullanılmaktadır bugün. Bazı gezginlerin, halktan birisinin adaya “Cunda” demesini yadırgamamaları, isimde Rumluk aramamaları gerekir.Çünkü Ayvalıklı Rumlar buraya “kokulu ada” anlamına gelen “Moshonis” adını vermişlerdi.
Bunun da ünlü bir korsandan geldiği kayıtlıdır. ”

Alibey Adası’nda taş mimarisiyle Rum evleri, manastırlar, yaşlı zeytin ağaçları, rengarenk tekneli balıkçılar arasında bambaşka bir atmosfer yaşanıyor. Adanın arka yüzündeki keşfedilecek birçıok yer var. Gezinize Alibey Adası’nın yerleşim alanı, Ayvalık’a bakan yüzünden başlayabilirsiniz.

Adaya girişte karşınıza çıkan metruk değirmenden sola dönünce, kendizini adanın taş kaplı daracık sokaklarında bulunuyorsunuz.

Eski taş evlerin arasında müşteri bekleyen at arabası sahibi…

Dar sokaklara keskin dönemeçlere uyum sağlayan at arabaları ve merkep taşımacılığı hala sürüyor.

Bölgesel renkteki taş yapıların kapıları, balkon demirleri, pencere pervazları ve kapı tokmakları ile farklı olduklarını bir çırpıda anlatıyor.

Adanın yüksek tepelerinden Ayvalık’a doğru bakınca solunuzda Dalyan Boğazı yer alıyor.

Sekiz manastır ve bir o kadar da kilisenin yer aldığı ada, koruma alanı ilan edilmekte geç kalınmasına rağmen, eski medeniyetleri anımsatan bir çok özelliğini hala koruyor.

Sessizliğin hakim olduğu sokaklardaki gezinizde, resim fotoğraf, film gibi bir çok sanat faaliyeti gerçekleştirebilecek imkanları da bulabilirsiniz.

Adanın diğer kısımları, doğa yürüyüşlerine daha uygun flora ve fauna zenginliğini içeriyor.

Alibey Adası, özellikle iskelenin arkasından itibaren daracık sokakları, birbirine yaslanan kime restore edilmiş kimine dokunulmamış eski Rum Evleriyle sokak sokak keyifle gezilecek nitelikte…

Her şey yüzyıllar öncesinden kalmış gibi.Evlerin arasından Adayı hakim bir tepeden görebileceğiniz Aşıklar Tepesi’ne de çıkabiliyorsunuz…

Sahil sonunda ise, Ayvalık otobüslerinin kalktığı yerde, Adaya Yunanistan’dan ilk getirilen getirilen göçmenlerin denizden karaya çıktığı noktada, bir mevlevi heykeli var. Burada adanın tarihçesi bir tabelaya yazılmış…
Alibey Adası’nda gidecek yer çok. Denize gitmek istiyorsanız karadan adanın arka tarafında bulunan Patricia’ya gidebilirsiniz. Yol zeytin ağaçlarının arasından geçiyor. Yarım adanın arkasındaki Patricia gerçekten görülmeli. Günümüze kalan çoğu harap da olsa rum evlerini, yaşam biçimini görme şansınız var. Tabii ki, sahilde de denize girme imkanı var. Temiz kimsenin olmadığı nefis yerler.

HAYDİ TEKNE İLE ADALAR GEZİSİNE ÇIKIYORUZ!

Bir başka deniz alternatifi ise, ya Ayvalık’tan iskeleden binebileceğiniz ya da Alibey Adası iskelesinden de katılabileceğiniz tekne turları. Ayvalık civarında bulunan 23 ada rüzgarın durumuna göre dolaşılıyor. Bir gezide 4-5 adaya uğrayabiliyorsunuz. Adaların koyları nefis. Bu turlara biz Bambi Tur’un sahibi Coşkun Kaptan’ın teknesiyle çıktık. Kaptan tekneye biner binmez sizi karşılıyor. Teknenin kurallarını anlatarak size aydınlatıyor…

Bu kurallar da neyin nesi demeyin. Uzun yıllar Almanya’da kalan kaptan, tekne gezisinin ne kadar farklı olduğunu size hissettiriyor. İnsanların yol boyunca en çok ihtiyacı olan tuvalet konusunda çok titiz oldukları verdiği bilginin en önemli bölümünü oluşturuyor. Tuvalete her giren kişi tekne görevlilerini bildiriyor. Çıkar çıkmaz da hemen görevli tuvalete girip, içerisini dezenfekte ediyor.

Kısacası günübirlik de olsa, denizin ortasında keyifli yolculuk yapmak istiyorsanız size tavsiye edebilirim. Kaliteli bir tekne. Herkesin yeri rezervasyon durumuna göre teknede ayrılıyor. Üst kısmında ise güneşlenebiliyorsunuz. Yemekli tur alırsanız keyfiniz daha da yerinde oluyor.

Öğlenleri genellikle balık salata ve meyveden oluşan menü var. Ama menünü özelliği hemen her şeyi doyana kadar yiyorsunuz.

Balıklar gözünüzün önünde teknede hazırlanıyor. Salata da öyle. Keyifle bir yandan güzel bir koyda dinleniyor. Bir yandan da yemek yiyorsunuz. Kaptan en yoğun sezonun temmuz ağustos ayı alduğunu anlatıyor. Aslında tekneler 1 Mayıs ile 30 Ekim arasında hizmet veriyor. Sabah 11.00 gibi denize çıkılyor. Akşam 18.30′da geriye dönülüyor.

Denizde Melina, Karaada Akvuryum, Çoban Kayalıkları, İncirli ada gibi yerlere uğranıyor. Adaların isimleri, üzerlerinde yetişen meyvelere ya da coğrafi şekillere göre yöre halkı tarafından konulmuş.

Bölgede Maden Adaları da var. Bir zamanlar maden çıkarılan adalarda şimdi ocaklar faaliyetini durdurmuş ama bazılarının bacaları hala gözüküyor. 25 yıl öncesine kadar bu madenler çalışıyormuş.

Gelir az gider fazla olunca madenlerin çalışmasına ara vermişler. Ancak adaların en keyifsiz yanı, üzerlerinde bulunan kiliselerin, binaların bugüne kadar metruk olarak bırakılması. Bir çok adada bulunan kilise, zamanın tahribatına dayanamamış. Un ufak olmuş.

Gezilerde Patrica manastırı denilen Ayışığı Manastırı’na da uğranıyor. Burası da aslında karayoluyla da gidilen bir manastır. Ama adanın uç kısmında ve yol olmayan bir yerde olduğu için en iyisi, tekneyle gitmek. Deniz kenarında metruk olarak duruyor. Buraya gelen Yunanlılar, Rumlar mutlaka bu manastırı ziyaret ediyor.

Kaptanlar gezilerini rüzgar durumuna göre belirliyor. Lodos olursa Alibey Adası Güney Batı kısmına gidiliyor. Burası geziliyor. Ayvalık’tan ayrıca Assos’a da feribot çalışıyor.

Ada aslında çok büyük. 8 mil hızla tekneyle giderseniz, 5 saatte etrafını ancak dolaşabiliyorsunuz. Ada’da 1967 yılına kadar nüfus 2 bin imiş. O zaman Ayvalık’tan teknelerle insanlar adaya gelirmiş. Ortalık sakinmiş. 80 yılından sonra insanlar adaya akın etmeye başlamışlar. Burayı değiştirmişler tabi ki.
anahtar kelimeler: Balıkesir Tatil Yerleri,Balıkesir otelleri,Balıkesir ucuz otelleri,Balıkesir ucuz pansiyonları,Balıkesir pansiyonları,Balıkesir restaurantları,Balıkesir gezilecek yerleri,Balıkesir tarihi,Balıkesir resimleri,Balıkesir araba kiralama,Balıkesir ucuz tatil,Balıkesir hotelleri,Balıkesir ucuz hotelleri,Balıkesir ulaşım,Balıkesir kalacak yerler,Balıkesir haritası,Balıkesir ilçeleri



Temmuz-8-2007
Filed Under (Balıkesir) by admin

Ege’nin en güzel sahillerinden biri Ayvalık Sarımsaklı bölgesindeki plajdır. 7 kilometre uzunluğunda 100 metre genişliğinde olan plaj ince kumu, berrak denizi, plaj ve çevresinde bulunan birçok kafeteryası, balık restoranı ve büfesi ile ihtiyacınız olan her şeyi bulabileceğiniz bir yer. Ayrıca geceleri de eğlenmek için burayı tercih edebilirsiniz.

anahtar kelimeler: sarımsaklı Tatil Yerleri,sarımsaklı otelleri,sarımsaklı ucuz otelleri,sarımsaklı ucuz pansiyonları,sarımsaklı pansiyonları,sarımsaklı restaurantları,sarımsaklı gezilecek yerleri,sarımsaklı tarihi,sarımsaklı resimleri,sarımsaklı araba kiralama,sarımsaklı ucuz tatil,sarımsaklı hotelleri,sarımsaklı ucuz hotelleri,sarımsaklı ulaşım,sarımsaklı kalacak yerler,sarımsaklı haritası,sarımsaklı ilçeleri



Temmuz-8-2007
Filed Under (Balıkesir) by admin

Antik çağda adı ADRAMYTTEİON olan BURHANİYE-ÖREN Bir tarafında antik MADRA dağı, kuzeyinde ise İDA(KAZ DAĞI)ile çevrili,Çevresinden HAVRAN (EUENOS) ve KARINCAÇAY (OLLİOS)geçen antik çağda kendi adıyla anılan körfezin kıyısında kurulmuştur. ADRA ana tanrıçanın erkeği anlamına gelmekte ve bu isim de Anadoluda bulunan,bütün yer adlarında görülen,öz be öz Anadolulu,LUVİ kökenlidir. ADRAMYTTEİON’unda tüm kıyı kentlerinde olduğu gibi kalıntıları zaman içinde talana uğramıştır. Ancak Prof.DR. Engin BEKSAÇ tarafından başlatılan kazıları,DOÇ,DR Tülin ÇORUHLU sürdürmekte ve antik kentte çok önemli buluntularla karşılaşılmaktadır. BURHANİYE ve çevresi ile ilgili Prof.Dr. Engin BEKSAÇ’IN TARİHİN IŞIĞINDA BURHANİYE isimli çok önemli,güzel bir çalışması çıktı.Tüm ÖREN sevenlere duyurulur.

anahtar kelimeler: ören Tatil Yerleri,ören otelleri,ören ucuz otelleri,ören ucuz pansiyonları,ören pansiyonları,ören restaurantları,ören gezilecek yerleri,ören tarihi,ören resimleri,ören araba kiralama,ören ucuz tatil,ören hotelleri,ören ucuz hotelleri,ören ulaşım,ören kalacak yerler,ören haritası,ören ilçeleri



Temmuz-8-2007
Filed Under (Balıkesir) by admin

Çınarlı Köyü, isminden de anlaşılacağı gibi yüzyıllara meydan okuyup günümüze kadar ayakta kalmayı başaran,tarih eser niteliğindeki çınarlarıyla ünlüdür.Köyün Rumlar zamanındaki bağlarının, badem ve zerdali ağaçlarının çok yakın zamana kadar korunduğu köyde 1950 yılına kadar bağları işlemiş köylüler; bu bağlarda yetiştirilen şaraplık üzümü Avşa’ ya, diğer üzümleri de pekmez yapıp Tekirdağ’a satarlarmış.Sonra balıkçılık oldukça ilerlemiş,hatta bir zamanlar kılıç balığı bile varmış.

Köy ince kumlu sahil şeridine sahip, temiz berrak deniziyle sakin, doğa ile baş başa kalmak aynı zamanda denizin tüm nimetlerinden faydalanmak için otel, motel, pansiyon gibi turistik tesisleri ile tam bir tatil köyüdür.

Gündoğdu Köyü, dantel gibi koylar üzerine kurulmuştur.Küçük ve şirin bir balıkçı köyüdür.Tarihi evleriyle ve sokak çeşmeleriyle mistik bir havaya sahip olan bu köy, görülmeye değer mavi deniziyle,çam ağaçları ile el değmemiş turistik köylerimizden birisidir. Rumlar zamanında 450 haneyle adanın en kalabalık köyüymüş.Yamaçlardaki arazilerde üzüm bağları olan köyde 4 tanede şaraphane bulunuyormuş.Ancak denizci olan Yeniköy sakinleri ne zeytin ne de üzüm ile ilgilenmediklerinden zeytin giderek azalmış, bağlar yok olmuş, şaraphaneler kapanmıştır.

Asmalı Köyü, adanın son İstanbul çıkış noktası olması nedeniyle yat turizmine oldukça elverişlidir.Turizmin yanında zeytincilik ve balıkçılıkta oldukça gelişmiştir. Eski ahşap Rum evlerinin hala kullanıldığı Asmalı Köyünün birazı Pomak çoğu Karadenizli olan sakinleri geçimlerini çam toplayarak ve balıkçılık yaparak sağlamaktadırlar. Rumlardan kalan bu eski tahta evler tarihten birer sayfa gibi duvarlarına yapılan resimleri asırlardır korumaktadırlar.

Topağaç Köyü, adanın tarımsal faaliyetlerine en elverişli ve adanın sebze ihtiyacının önemli bir kısmını sağlayan köyüdür. Ovalarında yetişen doğal, taze sebzelerinin lezzeti ada halkının tercihidir. Bunun yanında geniş bir plaja sahip olan Topağaç köyü eşsiz bir güzelliğe sahiptir. Köy halkı tarım ve hayvancılıkla uğraşarak pek çok insana nasip olmayan doğal hayatın ve eşsiz doğa güzelliklerinin sefasını en iyi şekilde sürdürürken,turizme yabancı kalmamıştır. Pek çok tatilci bu köyde yazlık sahibi olmak için uğraşmaktadır.

Saraylar… Başka bir deyişle Mermerci kenti…M.S. 2-3 yüzyıllarına inen en erken buluntular Mermer ocaklarının tarihini Roma devrine kadar götürüyor.Yani bin sekizyüz yıldır mermer çıkarılıyor Saraylardan.Burada çıkartılan mermerler dünyaca ünlüdür.M.Ö 4 yy.’ da Ephesos’nun ünlü Artemis Tapınağının sütunlarında ve Halikarnessosos satrapı Mausolos sarayında Saraylardan çıkartılan bu mermerler kullanılmıştır.Saraylarda bir açık hava müzesi bulunmaktadır.

Marmara Adası dağ sporları ve avcılık için idealdir.Ayrıca bu dağlarda şifalı otlar (Kekik,Ada çay, Kuşburnu,çeşitli salatalık otları) bulunmaktadır.Ada halkı bu otları toplayarak turizme katkıda bulunmaktadırlar. İlçenin sahil bandında bulunan asırlık çınar ağaçları ve altına kurulmuş çay bahçeleri adaya her gelen insanın hafızasında iz bırakmıştır.Ada halkı yaz sezonu ile beraber gelecek ziyaretçiler için hazırlık yaparlar. Bu onlar için vazgeçilmez bir uğraş,zevk haline gelmiştir.

Marmara Adası Otelleri, Motelleri, Pansiyonları ve diskoları,pek çok eğlence yerleri ile ideal bir tatil merkezidir.Günümüzde gittikçe artan deniz kirliliğine rağmen denizi,plajları temiz ve eşsiz güzelliktedir.Adaya ulaşım; her gün Erdek seferi olmak üzere, haftanın belirli günleri Tekirdağ seferleri,İstanbul’dan sefer yapan büyük yolcu gemilerinden ibarettir.Kışın bu seferlerle sınırlı kalan ulaşım yaz gelince Turizm sezonunun hareketlenmesiyle artmaktadır.Ayrıca Bandırma-İstanbul arası hızlı feribot seferleri de mevcuttur.

anahtar kelimeler: marmara adası Tatil Yerleri,marmara adası otelleri,marmara adası ucuz otelleri,marmara adası ucuz pansiyonları,marmara adası pansiyonları,marmara adası restaurantları,marmara adası gezilecek yerleri,marmara adası tarihi,marmara adası resimleri,marmara adası araba kiralama,marmara adası ucuz tatil,marmara adası hotelleri,marmara adası ucuz hotelleri,marmara adası ulaşım,marmara adası kalacak yerler,marmara adası haritası,marmara adası ilçeleri



Temmuz-8-2007
Filed Under (Balıkesir) by admin

Adanın İsmi

Adanın ilk ismi, Elafonesos’dur. Bu isim Elafos’tan yani geyik’ten türemiştir. Bir başka teoriye göre adaya ayak basan koloniciler yerli bir kadının testisinden su içmişlerdir ve adayı testi adası anlamına gelen Prokonnisos adıyla anmışlardır. M.Ö. 6. yüzyıl sonuna doğru ada yeni Prokonnisos, daha sonralarıysa sadece Prokonnisos adını aldı. Bu dönemden önce, ada’nın Neuris adıyla anıldığı bilinmektedir.

Milad sırasında ada, Elafonesos, Neuris ve Prokonnisos isimleriyle anılmaktaydı. Atina Metropoliti Meletios’un 17. yüzyıl sonunda yayınlanan coğrafyasında bu adaya kardeş adası anlamına gelen Adelfonesos ve Baş Ada anlamına taşıyan Protonnesos isimleri de verilmekteydi. Bizans imparatoru Justinyen döneminde ada’yı kızına çeyiz olarak armağan etti. Bu dönemde ada, Preikanisos adıyla anıldı. Ada’nın Marmara adını ne zaman aldığı belli değilse de Marmor (Mermer)’den gelen bu isim Bizans devri içerisinde ve bihassa Italyan gemiciler tarafından kullanıldığı anlaşılıyor. Marmara adı 1224′te ada’ya sahip olan Georgios tarafından, Marmara ismi soyadı olarak kullanılmıştır.

13. yüzyılın başında ada’ya Marmara dendiğini, haçlı seferlerini yazan Geoffroi Devillehardouin’den öğreniyoruz. 15. yüzyılda da ada’yı ellerine geçiren Türkler telaffuzu zor olan Proikonnisos yerine Marmara adını tercih etmişlerdir.

Yerleşmenin başlangıç tarihi neolitik döneme kadar iner. Asmalı köyünün kuzeyindeki bir koyda, alüvyon dolgu içerisinde bulunan kalıntılar neolitik’te ada’da bazı yerleşimlerin varlığı göstermektedir.

Marmara Adasında kesin olarak bilinen ilk yerleşim, tarihçi Strabon’un anlattıklarına göre I.Ö. 680 yıllarında Marmara Adası’na dışarıdan gelip yerleşen Sisam ve Miletos’lular tarafından kurulmuştur. Miletos’tan gelenler, ada’nın kuzey doğusunda bulunan; bugünkü adı Saraylar, antik dönemdeki ismi Palatia olan bölgedeki zengin mermer yataklarını keşfedip, işleterek, dünyanın pek çok yerine Marmara mermerini ihrac etmişlerdir. Marmarada bulunan mermer, yapısı itibariyle mimari ve heykel sanatlarında kullanılmaya oldukça müsaittir. Mermer üretimi Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden günümüze kadar devam etmektedir.

Ionia isyanına katılan Prokonnisos’un M.Ö. 493 yılında Fenikeliler tarafından yakılması üzerine, Marmara adası M.Ö. 478-477 yıllarında kurulan Attika-Delos deniz birliğinin bir üyesi olmuştur. Ada, M.Ö. 362-358 yılları arasında Kyzikos’lular tarafından zaptedilip ahalisi topluca Kyzikos’a (Kapıdağı) sürülmüştür. Ada’nın ünü antik çağda Mitologya’ya kadar ulaşmış ve tanrıça Rhea Cronos’a Zeus yerine yutturduğu bebek biçimindeki taşı Prokonnisos’tan getirtmiştir.

Ada’nın Kyzikos egemenliğine geçmesinden birkaç yıl sonra M.Ö. 353 senesinde ölen Karia satrabı Maussolos için karısı Artemis II tarafından Halikarnassos (Bodrum)’da mimar Pitheos’a yaptırılan ve eski dünyanın yedi harikasından biri sayılan Mousselleion namındaki anıt mezarın duvarlarına kaplanan levhaların Prokonnisos’tan gittiğini M.Ö. I. yüzyılda yaşamış olan Romalı bir mimar Vitruvius’tan öğreniyoruz.

Kyzikos’un tarihini yazan Deiokhos ve Vitruvius’un ada’da çalışmalar yaptığı bilinmektedir. Büyük İskender döneminde, Prokonnisos’lu Bion, ünlü Miletos’lu Kadmos’un eserlerini tasnif etmiştir. Antonin’ler döneminde imparator Hadrianus’un ada’yı ziyaret ettiği, Gündoğdu (Prastioi) köyünde konakladığı Texier’in yazılarında anlatılmaktadır.
Ada’da Prokonnisos’lu şair-filozof Aristeas yaşamış-tır. “Tanrılar Prokonnisos’u yaratırken sarhoştular, başka türlü bu kadar güzelliği bu adaya vermezlerdi” sözü Aristeas’a aittir.

Prokonnisos’lu Aristeas destansı şiirlerini Arismaspes adlı yapıtında toplamıştır. Aristeas’ın bu konuda Homeros’u bile geçtiği söylenir. Prokonnisos’lu Aristeas, rivayete göre Kyzikos’ta gezerken tesadüfen bir butiğe uğrar ve daha sonra orada ölüsünü bulurlar. Ölüsünü bulduklarında üzerindeki elbiseler simsiyahmış. Ölümü üzerine tören yapmaya hazırlanırken tekrar canlandığı ve bunun ileriki yıllarda tekrarlandığı anlatılır. Herodot’un yazdıklarına göre, Aristeas bir karga olarak Marmara Adası üzerinde yaşamına devam edip tanrılara eşlik etmektedir. Prokonnisos’lu Aristeas İtalya’da yaşayan Grek’ler arasında beğenilen bir filozof-şairdir. Hatta Aristeas, Apollon’la özdeşleştirilerek Metapontios denilen bölgede heykelleri dikilmiştir.

Bizans Dönemi

Prokonnisos, Bizans Piskoposluk makamıydı. IX. yüzyıla kadar bağımsız bir metropolitlik, 1824 tarihinde bir metropolis olmuştur. Ada Bizans devrinde itaatsiz papazların sürgün yeri durumuna gelmiştir. Gezgin tarihçi Dapper’e göre ada’da sayıları fazlaca olan Ermit (dünya nimetlerinden son derece az faydalanan, kaya ve ağaç kovuklarında yaşayan kendini tamamen tanrıya adayan Hristiyan din adamlarına verilen isimdir.) denilen din adamları yaşardı.

1204 yılında Marmara, Pierre de Braiccuel’e düşmüş ve bir Latin piskoposluğu olmuştu. 1230 yılında imparator Yoannis III Dukas Vatatzes zamanında ada, Iznik’teki Bizans’lılar tarafından geri alınmış, altı sene sonra da Baylos Yoannis Mikelis donanmasının taarruzuna uğramıştı. 1307 senesinde ada’ya saldıran Katalan’lar ada’yı ele geçirememişlerdir. 1399 yılında ada açıklarında Osmanlı’larla Venedik’liler arasında meydana gelen bir deniz savaşı sonunda ada’nın kimlerce ele geçirildiği belli değildir.

1422 yılında imparator Manuil Paleologos’un ada’yı ziyareti Bizans yazarlarının burası hakkındaki son bahsini teşkil etmektedir.

Yazar Kıhalkolondilis’e göre ada’lı bir kıza aşık olan imparator bu aşk yüzünden vaktini ada’da geçiriyor ve başkente dönmüyordu. (Kaynak: M. Louis Lacroix)

Imparator Manuil Komninosun 1115 yılında Yoannis Komnisos’a bağışladığı Prokonnisos adası, daha sonra 1224′de Despot ve Mora dükü diğer Manuil Komninos tarafından Georgios Marmara’ya bağışlanmıştır.

Adaya Türklerin Gelişi

Türk’lerin ada’ya ilk gelişi 1090 yılında Arslanbey adındaki Selçuklu komutanın Marmara ve civarındaki adaları ele geçirişiyle olmuştur. Bundan sonra 1359′da Orhan Gazi döneminde Süleyman Şah’ın Rumeli’ye geçişiyle bazı Türk’lerin burada ikamet ettiği; İstanbul’un fethi olan 1453 tarihinden sonra Marmara Adası’nın yönetimi tamamen Osmanlı İmparatorluğu’na geçmiştir. Bu dönemden sonra da Osmanlı İmparatorluğu adadaki Rum ve Yahudi toplumuna adada kalma yaşama özgürlüğünü tanımıştır. Bu yapı 1924′te Yunan istan’la yapılan mübadele antlaşmasına kadar devam etmiştir. Günümüzde Marmara Adası’nda Rum ve Yahudi toplumundan hiç kimse kalmamıştır.

Marmara Adası Yahudileri

Marmara Adası’na Yahudiler’in gelişi II Beyazıt zamanında olmuştur. Imparatorluk, Ispanya’nın sürgüne gönderdiği Yahudiler’e (Sephardic) kucak açmış Tekirdağ, Gelibolu, Çanakkale ve Marmara Adası’na yerleşmeleri için izin vermiştir. Marmara’daki Yahudiler daha çok ticaretle uğraşırlardı. Tuzlu balık imalatı, bakkallık, hazır elbise ve giyim eşyası, şarap imalatı, peynircilik, tenekeden imal edilen kap-kacak ve soba imalatı yaparlardı. Ada’yı terkettikleri zamana kadar bu mesleklerini sürdürenlerden, peynirci Albert, tenekeci Nahman, giyim eşyası ve iylik gibi şeyleri satan Avram, şarap imalatçısı Aron Kaptan, şarapçı ve bakkal Şuva Bezirgan, tuzlu balıkçı Daniel, Manifaturacı Avram Kalvo, bakkal Mordohay, bakkal Nisim Ağa ve çocukları, Marko ve Yeşua Kordova 1950 yılına kadar Marmara’da kalmışlar, en son bakkal Yeşua ve şarapçı Aron kaptan Israil’e göç etmişlerdir. Bugün bu cemaatten geriye birkaç adet Yahudi evi ve bir Sinagog kalıntısı vardır. Yahudilerin mezarlığı padişah tarafından tahsis edilen eski soğuk hava deposunun kurulduğu alandaydı. Bu mezarlık, 1950′ye kadar kullanılmıştır. Burada en son gömülen Yahudi Nisim Ağa’dır.

Marmara adası kökenli Yahudi’lerin en ünlüsü şüphesiz ki 1880 yılında Marmara’da doğan Atatürk’ün doktorlarından TBMM’de beşinci ve altıncı dönemlerde (1935-1939) milletvekilliği yapmış Dr. Samuel Abreveya Marmaralı’dır.

Sonradan Et-Balık Kurumu’nun soğuk hava deposu yapılırken, maalesef bu mezarlık yokolmuştur. Belirli mezar taşları şu an koruma altına alınmıştır. Mevcut sinagogun restorasyonu.

anahtar kelimeler: marmara adası Tatil Yerleri,marmara adası otelleri,marmara adası ucuz otelleri,marmara adası ucuz pansiyonları,marmara adası pansiyonları,marmara adası restaurantları,marmara adası gezilecek yerleri,marmara adası tarihi,marmara adası resimleri,marmara adası araba kiralama,marmara adası ucuz tatil,marmara adası hotelleri,marmara adası ucuz hotelleri,marmara adası ulaşım,marmara adası kalacak yerler,marmara adası haritası,marmara adası ilçeleri



Temmuz-8-2007
Filed Under (Balıkesir) by admin

Prokonnesos (Marmara Adası) (Balıkesir-Marmara)

Marmara Denizi’nin (Propontis) güneybatısında yer alan Prokonnesos, İmroz’dan (Gökçeada) sonra Marmara’nın en büyük ikinci adasıdır.
Prof.Bilge Umar’a göre Prokennesos’un ismi Hellen dilinde ceylan anlamına gelen “prox” ile ada anlamındaki “nesos” un birleşmesinden meydana gelmiştir.W.M.Ramsay’da M.Ö.2000’de Luwi dilinden gelen bu ismin Hellen dilinde değiştirildiğini ileri sürmüştür.
Prokonnesos’da Eski çağdan günümüze ulaşan kalıntılarla karşılaşılmamıştır.Tarihi kaynaklara göre M.Ö.1200’lerdeki İon göçünden sonra yerleşim başlamıştır.Antik çağlarda Miletoslular burasını deniz üssü olarak kullanmışlardır. Konumundan dolayı tarih boyunca saldırıları uğramış ve yağmalanmıştır. Bu nedenle de adanın çeşitli yerlerinde kale kalıntıları ile karşılaşılmıştır.Roma döneminde buradaki mermer ocakları işletilmiş ve önemli bir mermer yapım yeri olmuştur. Antik çağlardan günümüze kadar yararlanılan bu mermer ocaklarının %95’inin saf oluşu kalitelerinin bir işaretidir. Kalıntıları, çoğu kez 2 m.ye ulaşan mermerlerin yanı sıra Çınarlı köyündeki Bedalan Körfezi (Pîrî Reis bu limandan Petalan Limanı diye bahseder) çevresinde de kristalleri daha küçük boyutlarda olan dolamitli mermerler çıkarılmıştır.
İlk çağdan günümüze ulaşan yapı kalıntısı olmamasına karşılık, Viranköy’ün güneyindeki tepede kale kalıntısı, Kesikçiler mevkiindeki limanda da horasan duvarlarla karşılaşılmıştır. Prokennesos küçük bir kent görünümünde olmasına karşılık, Fenike donanmasınca yakılıp yıkılmıştır. M.Ö.410’da Alkibiades komutasındaki Atina donanması Kyzikos yakınlarındaki savaş öncesi burada konaklamıştır.M.Ö.408’’e Atina donanması Khalkedon ‘a (Kadıköy) kuşatmaya giderken yine burada bir süre kalmıştır.
Prokonnesosda yüzey araştırması ve kazı çalışmalarına uzun süre başlanamamıştır.İlk kez İstanbul Arkeoloji Müzeleri adına Dr.Nuşin Asgari’nin 1971’de burada başlattığı kazılar 1978 yılına kadar sürmüştür. İlk dönem çalışmalarında Roma dönemi lahitleri ile karşılaşılmıştır. Araştırmalar ilerleyince oldukça geniş bir alana yayılmış Roma nekropolü ile karşılaşılmıştır. Burada ortaya çıkarılan lahit , mezar stelleri ve mermer parçaları düzenlenen açık hava müzesinde koruma altına alınmıştır. Daha sonraki kazı çalışmalarında da yine çok sayıda birbirine benzer Roma lahitleri ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca lahitler içerisinde Roma altın sikkeleri ile karşılaşılmıştır. Pagan inancına göre ölünün ağzına konan para, ihtiyar kayıkçı Şaron’un onu Striks ırmağından geçirmesi içindir.

anahtar kelimeler: marmara adası Tatil Yerleri,marmara adası otelleri,marmara adası ucuz otelleri,marmara adası ucuz pansiyonları,marmara adası pansiyonları,marmara adası restaurantları,marmara adası gezilecek yerleri,marmara adası tarihi,marmara adası resimleri,marmara adası araba kiralama,marmara adası ucuz tatil,marmara adası hotelleri,marmara adası ucuz hotelleri,marmara adası ulaşım,marmara adası kalacak yerler,marmara adası haritası,marmara adası ilçeleri



Temmuz-8-2007
Filed Under (Balıkesir) by admin

 Sarımsaklı Plajı:
Ayvalık’a 7 km. mesafedeki bu doğal kum plaj yörede denize girilecek en güzel yerdir. Turistik potansiyelin çoğunluğunu buradaki otel, motel, pansiyon ve eğlence yerleri oluşturur.

Alibey (Cunda) Adası:
Ayvalık’a, denize dolgu yapılarak bağlanan bu ada karadan 8 km., denizden 3 km. mesafede olup manzarasıyla, zeytin ağaçlarıyla ve gözlerden ırak kumsallarıyla bir doğa harikasıdır. Adanın eski yerleşim merkezinde bulunan balık restaurantlarında yıl boyunca taze deniz mahsulleri yiyebilirsiniz.

Şeytan Sofrası:
Ayvalık’a gelen herkes tarafından ziyaret edilen bu tepeden Ayvalık, Sarımsaklı ve çevredeki adacıklar panoramik olarak seyredilebilmektedir. özellikle gün batımında olağanüstü bir manzara sunan bu yerde büyük bir kaya parçasının üzerinde şeytanın ayak izi olduğuna inanılan bir çukura para atılarak dilek tutulması yöresel bir inanış sayılmaktadır.

Tımarhane Adası:
Sarımsaklı yarımadasının en uç noktasında taş bir manastır olup manzara ve iklimin güzelliğinden ötürü 70 yıl öncesine kadar sinir bozuklukları tedavisinde değerlendirildiği bilinmektedir

Taksiyarkis Kilisesi:
Ayvalık’ın içinde yeralan bu kilise mimari tarzı, mermer oymacılığı, tavanındaki dini freskleri, ikonaları ve 130 yıllık tarihe sahip balık derisi üzerine yapılmış aziz resimleri ile ünlüdür.

Aya Nikola Kilisesi:
Alibey Adasındaki bu kilise İncil’den alınmış temaları yansıtan süslemeleri ile ünlüdür.

anahtar kelimeler: ayvalık Tatil Yerleri,ayvalık otelleri,ayvalık ucuz otelleri,ayvalık ucuz pansiyonları,ayvalık pansiyonları,ayvalık restaurantları,ayvalık gezilecek yerleri,ayvalık tarihi,ayvalık resimleri,ayvalık araba kiralama,ayvalık ucuz tatil,ayvalık hotelleri,ayvalık ucuz hotelleri,ayvalık ulaşım,ayvalık kalacak yerler,ayvalık haritası,ayvalık ilçeleri



Temmuz-8-2007
Filed Under (Balıkesir) by admin

19. yüzyılın ikinci yarısı ile 20. yüzyılın başlarında en parlak dönemini yaşamıştır. O günlerden zamanımıza neoklasik mimarinin ender örneklerinden kentsel bir doku oluşmuştur. Bu doku içinde yükselen kiliseler günümüzde camiye dönüştürülmüştür. Kentin yerleşim düzeni anfiteatr şeklinde olup, dar cadde ve sokaklar, bitişik nizamda küçük yapılar dikkat çekicidir.
Bugün yoğun nüfus artışı ve turizm hareketleri ile birlikte ilçe merkezi çevreye taşmış, 30 kilometrelik sahil boyunca süren yapılaşma sonucu ilçe merkezi, Küçükköy ve Altınova kasabaları hemen hemen birleşmiştir.

Alibey Adasında (NASOS-CUNDA) yaklaşık 2500-3000 nüfus yaşamaktadır. Neoklasik tarzdaki yapılar adaya ayrı bir özellik verir. Altınova ve Küçükköy kasabaları eski yerleşimleri itibariyle toplu düzende yerleşik köy görünümü sergilemekle beraber turizm hareketlerine bağlı olarak Altınova’da İskele, Tatlısu; Küçükköy’de Sarımsak; Badavut tuzla, gibi yeni semtler oluşmuştur. Folklorik açıdan, özellikle Girit ve Midilli adalarından gelen vatandaşlar gelenek ve göreneklerini sürdürmeye çalışmaktadır. Ayvalık’ta kendine özgü çeşitli otlardan yapılan salata ve yemekleri yerli ve yabancı turistlerce ilgiyle karşılanmaktadır. İlçe ekonomisi tarım ve zeytinciliğe dayanır. Zeytinciliğe bağlı olarak gelişen yağ ve sabun sanayii ilçenin ticari hayatında önemli yer tutar. Son yıllarda tütün, pamuk, patates üretiminde de önemli artışlar gözlenmekte ve gelişen turizm sektörü dikkat çekmektedir.

anahtar kelimeler: ayvalık Tatil Yerleri,ayvalık otelleri,ayvalık ucuz otelleri,ayvalık ucuz pansiyonları,ayvalık pansiyonları,ayvalık restaurantları,ayvalık gezilecek yerleri,ayvalık tarihi,ayvalık resimleri,ayvalık araba kiralama,ayvalık ucuz tatil,ayvalık hotelleri,ayvalık ucuz hotelleri,ayvalık ulaşım,ayvalık kalacak yerler,ayvalık haritası,ayvalık ilçeleri



Temmuz-8-2007
Filed Under (Balıkesir) by admin

Orta ve Genç Bronz Çağı´nda (MÖ. 1200 - 1800) Mysia bölgesinde Kuzey Batı Anadolu gruplarının yaşadığı ve konuluşan Mysia dilinin Lydia ve Phrygia dillerinin karışımı olduğu bilinmektedir. Yine bazı kaynaklara göre Antik dönemde Akçay´ın buluduğu bölgede Chrysa ve Killa şehirlerinin bulunduğu, sonraları korsan saldırıları nedeniyle terk edildiği belirlenmektedir. Miladdan önce 9. yüzyılda yaşayan Homeros, şiirlerinde Akçay´ın adının Stoeis olarak geçmesi de, Akçay´ın bulunduğu yerin vaktiyle bir yerleşim yeri olduğunu tayin etmektedir. Akçay´ın bulunduğu yerdeki bu şehirler askeri strateji bakımından çok büyük önem taşıyorlardı. Çünkü çevresinde hemen hemen aynı yıllarda kurulmuş Assos, Thebe, Antandros, Adremyttion, Bergama gibi büyük şehirleri birbirine bağlayan yolun üzerinde, hem de daha önemlisi Avrupa´yı Efes´e bağlayan Haç yolu üzerinde bulunuyordu.

Akçay, Edremit ilçe merkezine 8 kilometre uzaklıkta ve Edremit Körfezi´nin avuç içi gibi tam içinde bulunmaktadır. 1880 yılında Akçay Edremit´in bir iskelesi olarak kabul edilir. 1800´lü yıllarda Akçay´da Rumlardan kalma iki katlı bir sabunhane ve birkaç rum evi dışında kahvhane ve balıkçı kulübeleri vardı. Daha sonraki yıllarda Akçay iskelesi ve diğer resmi binalar yapıldı. 1935 yılında hane sayısı 30´a yükseldi. Akçay ismi Kazdağları´ndan gelen Kızılkeçili Çayı´nın Kızılkeçili köyünü geçtikten sonra aldığı isimdir. Akçay Deresi denize döküldüğü yere adını vermiştir. Ayrıca bu derenin Kazdağları´nda beyaz renkli mermer parçalarını sürükleyip getirmesi nedeniyle Akçay ismi verildiği düşünülmektedir. Bugün Akçay Kuzey Ege´nin en önemli tatil yörelerinden birisi olarak hizmet etmektedir. Akçay´ın yerleşik nüfusu 20 bin dolayında olup turizm sezonunda 100-150 bine ulaşmaktadır.

Kazdağları (İDA)

Antik çağlarda ki adı “İDA” olan Kazdağları mitolojiye göre üç büyük tanrıça arasında geçen dünyanın ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yer olmanın yanı sıra aynı yarışmanın yargıcı ve Troia savaşının çıkmasına neden olan çoban Paris’in büyüdüğü yer olarak bilinir. Paris, Troia Kralı Priamos’la karısı Hakebe’nin en küçük oğludur. Annesi Hakebe, Paris’i doğurmadan önce bir düş görür. Düşünde karnından çıkan bir alev Troia surlarını sarmakta ve alevler tüm kente yayılmaktadır. Falcılar bu düşü yeni doğacak çocuğun kenti yıkıma sürükleyeceği şeklinde yorumlarlar. Bunun üzerine Kral Priamos bebeği İda Dağı’na bırakır. Paris bu dağda ölüme terk edilmiştir. Ancak dişi bir ayı bebeği emzirir, bir süre sonra da bir çoban Paris’i bulur ve büyütür. Paris büyüyüp yakışıklı bir delikanlı olunca bir gün bir düğün davetinde tanrıçalar arasında başlayan güzellik kavgası sonrası baş tanrı Zeus Paris’i hakan tayin eder. Paris, Aphrodit’i en güzel seçer ve altın elmayı O’na verir. Daha sonra Paris Sparta Kralı Menelos’la evli güzel Helene’yi kaçırır ve böylece on yıl sürecek Troia Savaşı’nın başlamasına neden olur böylece falcıların yorumladığı gibi Troia savaşlar sonunda yıkılır. Bu anlamda dünyada ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yer İda Dağı olması sebebiyle mitolojik önemi bulunmaktadır. Ayrıca Kazdağları’nda yaşanılmış olduğuna inanılan Sarıkız ve Hasan Boğuldu gibi halk hikeyeleri bulunmaktadır.

Kazdağları Milli Parkı

Biga Yarımadası üzerinde Edremit Körfezi’nin kuzey kıyısını takiben doğubatı yönünde 60-70 kilometre uzanan Kazdağı, batıda Ege Denizi boyunca ve kuzeyde Marmara Denizi’ne doğru, araya nehirleri ve vadileri alarak devam ediyor. Karataş Tepesi 1774 metre ile Kazdağı’nın zirvesini oluşturuyor. Onu 1767 metre ile Babadağı Tepesi ve 1726 metre ile Sarıkız Tepesi izliyor. Üçü de Türkmenlerin “Cılbak” olarak nitelendirdiği ağaçsız bir kütlenin üzerinde yer alıyor. 21.300 hektarlık bir alana yayılan Kazdağı Milli Parkı, 17.04.1993 tarihinde Resmi Gazete’de ilan edilmiştir. Kazdağı Milli Parkı’na rehberlerle birlikte ve Milli Parklar Mühendisliği’nden izin alarak girilebiliyor.

anahtar kelimeler: akçay Tatil Yerleri,akçay otelleri,akçay ucuz otelleri,akçay ucuz pansiyonları,akçay pansiyonları,akçay restaurantları,akçay gezilecek yerleri,akçay tarihi,akçay resimleri,akçay araba kiralama,akçay ucuz tatil,akçay hotelleri,akçay ucuz hotelleri,akçay ulaşım,akçay kalacak yerler,akçay haritası,akçay ilçeleri