Archive for the ‘Diyarbakır’ Category
|
Åžubat-7-2008
Diyarbakır : Tanıtımı, Resimleri, Tarihi - İl İl Türkiye Yüzölçümü, 15.355 km2 Nüfusu, 1 milyon 364 bin 209 (2000 sayımına göre) Komşu olduğu iller, Malatya, Elazığ, Bingöl, Muş, Batman, Mardin, Şanlıurfa, Adıyaman. İlçeleri, Bismil, Çermik, Çınar, Çüngüş, Dicle, Eğil, Ergani, Hani, Hazro, Kocaköy, Kulp, Lice, Silvan. Köy sayısı, 743
Mezopotamya’nın kuzeyinde yer almaktadır. Malatya, Elazığ, Bingöl, Muş, Siirt, Mardin, Urfa, Batman ve Adıyaman illeriyle çevrelenmiş olan Diyarbakır ili, bölgenin tüm özelliklerini taşır. Bağlı 13 ilçe merkezi bulunmaktadır.Diyarbakır kent merkezi 7 bin 500 yıllık bir geçmişe sahiptir.
Tarihin her döneminde büyük uygarlıkların, kültürel ve ekonomik hareketlerin merkezi olarak kabul edilen kent, birbirini izleyen 26 değişik uygarlığa beşiklik etmiştir.M.Ö.3000 yıllarında Hurriler’den başlayarak Osmanlılar’a kadar uzanan yoğun bir tarihi geçmişi olan Diyarbakır’da yaşayanlar, dönemlerine ait izlerle kenti ölümsüzleştirmişlerdir.Bu eserlerin başında, kuşbakışı bir kalkan balığını andıran biçimiyle kenti baştanbaşa kuşatan surlar gelir. Diyarbakır surları uzunluk bakımından Çin Seddinden sonra dünyada ikinci, ama eskilik bakımından birinci sırada kabul edilmektedir.
|
|
Ocak-24-2008
Ama Diyarbakır yalnız bunlardan ibaret deÄŸil. Her ÅŸeyden önce Diyarbakır mimari yönden de ilginç eserlere sahip bir kent. Nebi Camisi ve Ulu Cami tarihsel geçmiÅŸleri ve mimari tarzları ile birer ÅŸaheser. Türkiye’ nin en eski camilerinden olan Ulu Camii’ nin avlusundaki güneÅŸ saatini ve güzel taÅŸ işçiliÄŸini iyice inceleyin. TaÅŸ işçiliÄŸi baktıkça zenginleÅŸiyor.
Milattan önce 700 yılında kurulan Diyarbakır beşiklik ettiği, Hurriler, Asurlular, Medler, Romalılar, Bizanslılar, Emeviler, Abbasiler, Oğuzlar, Selçuklular ve Osmanlılardan kalma zengin bir tarihsel mirasa sahip. Bu eserler içinde camiler, medreseler, hanların yanı sıra çok sayıda kilise de var.
Diyarbakır’ı gezerken göreceÄŸiniz kiliseler arasında Mart Thoma, Meryemana, Kırklar Kilisesi ve Mart Pityon kilisesi de var. Bu kiliselerden Mart Thoma kilisesi İslamiyetin kabulünden sonra 639′ da bugünkü Ulu camiye dönüştürülmüşken, Meryamana kilisesi, ÅŸehirde kalan az sayıdaki Süryani cemaati tarafınan halen kullanılmaktadır.
Görülmeli-Gezilmeli
Diyarbakır ı gezerken mutlaka uğrayacağınız yerlerden biri de, müzeye dönüştürülmüş Diyarbakır lı şair Cahit Sıtkı Tarancı nın evi olmalı. Hem mimari tarzı hem Diyarbakır ın sosyal yaşamının tipik simgesi olarak korunup düzenlenmiş olan evi gezerken Diyarbakır ın sosyal yaşamı hakkında da bilgi edinebiliyorsunuz.
Diyarbakır ı gezerken Cahit Sıtkı Tarancı evine, Sipahi Çarşısından geçerek gidin. Çünkü bu çarşı da düzeni ve halen yapılmakta olan alışverişleri ile çok ilginçtir. Çarşı sanki yüzyıllar öncesininden kalmış gibidir. Keçeciler, takunyacılar gibi pek görülmeyen zenaatlar ile çuvallar, sandıklar içinde içinde satılan şeyler.
Tarihi İpek Yolu nun merkezlerinden biri olması nedeniyle Diyarbakır aynı zamanda geçmişin ticaret mekezleri olan hanları ile de ünlüdür. Diyarbakır a geldiğinizde başta Deliller Hanı olmak üzere, Hasan Paşa, Çiftehan ve Yeni Han ı gezin. Bu hanlarda, geçmişte olduğu gibi günümüzde de halı, kilim ve gümüş işleme satan dükkanlar bulunuyor.
Deliller Hanı nı gezdikten sonra Mardinkapı ya doğru yönelip burada yol üzerinde, yoğurtçular ve peynirciler çarşısını gezin. Bu çarşının ne özelliği var derseniz, Türkiye nin neresinde Peynirciler ve yoğurtçular çarşısı var ? deriz. Çarşıyı gezerken Diyarbakır da ne kadar çok peynir çeşidi olduğunu görecek ve bu kadar çok peyniri olan bir yerde Peynirciler ve Yoğurtçular Çarsışı olmasını doğal bulacaksınız. Çarşıda yalnız peynir ve yoğurt da satılmıyor. Burada çeşit çeşit bal da bulabilirsiniz.
Peynir yoğurt ziyaret ve alışverişiden sonra Mardin Kapı ya doğru yürümeye devam edin. Yol üzerinde sağda eski Kervansaray a geldiğinizde durun.
Şimdi otele dönüştürülmüş olmakla beraber Kervansaray, mimarisi ve iç yapısı ile görülmesi gereken yerlerden biri. İsterseniz avlusudaki kahveye oturup bir yandan kahvenizi içip bir yadan da o muhteşem yapıyı inceleyebilirsiniz.
Aslında Kervansaray ı gezmeye geldikten sonra buradan biraz daha yürüyüp Surların üzerine çıkıp hem Fırat ı ve önünüze uzanan geniş yaylayı seyredebilir hem de M.Ö. 349 yılında Bizans İmparatoru Costantinus tarafından yenilenen surların üzerinde kısa ama hoş bir gezinti yapabilirsiniz. Surların yapılış tarihi tam olarak bilinemiyor. Beş km. uzunluğunda 8-12 m. yüksekliğindeki surlar çok iyi durumda. Diyarbakır Kalesi nin dört kapısı ( Urfakapı, Dağ (Harput) Kapı, Mardin ve Dicle kapıları), ile 82 burcu var. İçkale 1524 de Kanuni Süleyman tarafından ikinci bir surla çevirtilmiş.
Surları gezdikten sonra, Atatürk ün Diyarbakır a geldiğinde konakladığı, Gazi Köşkü nü de ziyaret edebilirsiniz.
Şimdi yeniden şehir merkezine dönüp önce bir yemek yiyelim derseniz size Selim Amcanın Sofrası nda kaburga yemeği öneriyoruz. Selim Amca da yiyeceğiniz kaburgayla, eğer daha önce bu yemeği başka yerde yediyseniz o yediğinizin kaburga olmadığını anlayacaksanız. Çünkü yalnız Diyarbakır da değil, Güneydoğu da en güzel kaburgayı Selim Amca yapıyor.
Bu arada ister yemekten önce ister yemekten sonra gezerken yolda sırtındaki süslü koca güğümü ile dolaşıp elindeki çıngırakları şıngırtdatan meyankökü satıcılaranı göreceksiniz. Meyenköküne orada ava sûse diyorlar.Yörenin özgün içeceklerinden olan meyankökü, aslında bilinen kolalı içeceklerin atası sayılabilir. Fakat bölge halkı bu maddeyi daha farklı biçimde içmeye alışmış. Akşamdan suya yatırılan meyankökleri sabaha kadar suyun içinde çözülüyor. Çözülen bu su daha sonra süzülüp içine buz atılıp iyice soğutulduktan sonra, sırta alınan bakırdan yapılmış bir tür güğümden bardaklara dolurulup veriliyor. Diyarbakır a sıcak bir günde gittiyseniz size bol bol meyankökü içmenizi öneririz.
Yaz günü yapıyorsanız geziyi Diyarbakır sıcağının çok bunaltıcı olduğunu hatırlatalım ve akşamüstünü tercih etmenizi önerelim. Gene de ara sıra mola verip dinlenmekte yarar var. Kaldırımlarda, iç avlularda, çarşı içlerindeki küçük meydanlarda kahvelerin kursi denilen küçük hasır iskemlelerinde dinlenin.
Veya Diyarbakır da hemen hemen bütün lokantaların ya teraslarında ya da bahçelerinde açık yerleri var oraları tercih edebilirsiniz. Akşam geç vakit çarşıya çıkarsanız ya da otelinize giderken yolda kaldırımlarda kurulmuş tezgahlarda pişirilen cartlak kebabı kokularını alacaksınız. Gecenin bu vaktinde ciğer kebabı da ne oluyor demeyin, Diyarbakır da gecenin geç vakti ciğer kebabı yemek bir tür sosyal etkinlik olarak kabul ediliyor. İsterseniz siz de yol üzerindeki küçük masalardan birine yanaşıp önünüze konacak cartlak kebabının tadına bir bakın.
Alışveriş için değil ama daha önceki özellikleri nedeniyle eskiden şehrin ticaret merkezi konumunda olan, kaçak eşya satılan pasajları da gezebilirsiniz.
EVLi BEDEN BURCU (BEN-U SEN BURCU)
Artuklu hüÂkümdarı Melik Salih adına 1208 yılında mimar ibrahim tarafınÂdan yapılmıştır. Bilhassa burcu bir kuÅŸak gibi sarmış olan kitabesi önemli bir sanat eseridir.
YEDi KARDEÅž BURCU
Artuklu Hükümdarı Melik Salih adına 1208 yılında mimar ibrahim oÄŸlu Yayha tarafından yapılmış olan bu burçta Selçukluların sembolü çift baÅŸlı Kartal, Aslan kabartÂmaları ve meÅŸhur kitabeleri ustaca iÅŸlenmiÅŸ olup, mimari deÄŸeri büyük bir burçtur.
KEÇi BURCU
Mardin kapısının doÄŸusunda yontulmuÅŸ olan kaya kitlesinin üstüne inÅŸa edilmiÅŸ olan Keçi Burcu; surlar üzeÂrinde bulunan burçların en büyüğü ve en eskisidir. inÅŸa tarihi biÂlinmemekle beraber 1223 yılında Mervan oÄŸulları tarafından onarılmıştır. Bu muhteÅŸem burç içinde 11 kemer bulunmaktadır. Eskiden mabet olarak kullanıldığı sanılan burcun son bölümünÂde bir kuyu veya yeraltı geçidini andıran dehliz bulunmuÅŸsada beton bir blokla üstü kapatılmıştır.
ULU CAMi
Çok saÄŸlam, kara taÅŸtan yapılmış, Anadolu’nun en eski camiierindendir. M.S.639 yılında islam orduları DiYARÂBAKıR’ı fethedince Mar-Toma Kilisesi’nin camiiye çevrilmesiyle kurulmuÅŸtur. islam aleminde 5. HaremÅŸerif olarak tanınmaktadır. Duvarlarında birçok uygarlığın kitabesi bulunmaktadır.
SAFA CAMii
Palu (Parlı) Camii ismi de verilen yapı 1532 yıÂlında yapılmış bir Akkoyunlu eseridir. Çini ve motiflerle süslenÂmiÅŸ çok zarif olan minaresinin son zamanlara kadar kılıfla muhafaza edildiÄŸi söylenmektedir. Batısında büyük Hekim Muslihiddin-i Lari’nin mezarı vardır.
BEHRAMPAÅžA CAMii
1572 yılında DiYARBAKıR Valisi Behram PaÅŸa tarafından yaptırılmış Osmanlı eseridir. GiriÅŸ kapısının üstündeki saÄŸ ve sol sahanların ters düzeninin bugünkü inÂÅŸaatlarda kullanılan modern sıkıştırma usulünün günümüzden 400 sene önce taÅŸ inÅŸaatına tatbiki suretiyle yapılması fen adamlarıÂnın dikkatini çekmekte ve takdirini kazanmaktadır.
HAZRETi SÜLEYMAN CAMii
Camii’nin diÄŸer adları da NaÂsıriye Kale Camii’dir. 1155-1169 yılları arasında NisanoÄŸlu EbulÂKasım tarafından yaptırılmıştır. Camiinin bitiÅŸiÄŸindeki Halid Bin Velid’in oÄŸlu Süleyman ile DiYARBAKıR’ın Arap’lar tarafından alınÂması sırasında ÅŸehit düşen diÄŸer sahabeler yatmaktadır. Camii Selçuklu tarzında, mimarisi ise Arap usulüdur.
NEBii CAMii
Akkoyunlu eseri olup, 15. Yüzyıldan kalma taÅŸla örtülü tek kubbeli bir camiidir. Minaresinde Peygamber EfendiÂmizden (Kaalen Nebiye) diye bahseden kitabelerin çokluÄŸundan dolayı Nebi veya Peygamber Camii denildiÄŸi sanılmaktadır. 1530 yılında Hacı Hüseyin adlı bir kasap tarafından yaptırılan minareÂsi 1960 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce yeri deÄŸiÅŸtirilerek onarılmıştır.
FATiHPAÅžA CAMii
KurÅŸunlu Camii’de denilmektedir. 1516-1520 yılları arasında ÅŸehrin ilk Osmanlı valisi DiYARBAKıR’lı Bıyıklı Mehmet PaÅŸa tarafından yaptırılmıştır. ilk Osmanlı eseriÂdir. Duvarlı çok güzelOsmanlı çinileri ile kaplıdır. Mihrabı ve minÂberi görkemli bir sanat yapıtı olan camii’nin ayrıntıları Selçuklu tarzındadır. Cumhuriyet devrinde onarılan camii’nin yanında birde türbe vardır.
HÜSREVPAŞA CAMii
Osmanlı devri DiYARBAKıR ValileÂrinin ikincisi olan HüsrevpaÅŸa tarafından 1512-1528 tarihleri araÂsında yaptırılmıştır. Bina önce Üsreviye Medresesi adı ile yaptırılmıştır. Kesme taÅŸtan yaptırılmış olan minaresi Selçuklu tarÂzında olup, sarkıtlarla süslüdür.
MELEK AHMET CAMii
Melek Ahmet PaÅŸa tarafından 16. Yüzyılda yaptırılmıştır. Tümü çiniden yapılmış mihrabı çok ilgi çeÂkicidir. Minaresine yarıya kadar birbirini görmeyen iki merdivenÂle çıkılır, yarıda bu iki merdiven birleÅŸir. Kaidesinin süslemeciliÄŸi oldukça inceliklidir. Çini mozaiklerle süslü kabartmalar ince ve ustalıkiı bir beÄŸeni örneÄŸidir.
iSKENDER PAÅžA CAMii
Vali iskender PaÅŸa tarafından 1551 yılında yaptırılmıştır. Önünde ÅŸadırvanı, doÄŸusunda türbesi varÂdır. Kara ve beyaz taÅŸlarla süslü olan camii güzel bir Osmanlıeseridir.
DÖRT AYAKLI MiNARE
Akkoyunlu Kasım Han tarafından yaptırılan Åžeyh mutahhar CaÂmii’sinin dört ayaklı minaresi yekpare dört sütun üzerinde inÅŸaa ettirilmiÅŸ ilginç anıtlardandır. Minarenin sütunları altından yedi defa geçenin her dileÄŸinin yerine geldiÄŸine inanılır.
MESUDiYE MEDRESESi
Ulu Camii’nin kuzeyinde ve camiÂi’ye bitiÅŸiktir. 1198 yılında Artuklu Melikül Mesut Kutbudin Ebu Muzaffer Sokman zamanında inÅŸaasına baÅŸlandığı üzerindeki kiÂtabeden anlaşılmaktadır. Motif ve kitabeleriyle çok deÄŸerli bir sanat eseri olan medresenin avlusundçıki mihrabın iki yanına ustaca yerÂleÅŸtirilmiÅŸ döner taÅŸ sutünlar binanın herhangi bir yerinde meyÂdana gelecek çökmeyi veya kaymayı tespit için konulmuÅŸtur. Bina kesme taÅŸtan iki katlı olarak yapılmıştır. Mesudiye medresesi içinde öğrenim yapılan Anadolu’nun ilk üniversitesidir.
ZiNCiRiYE MEDRESESi
Sincariye Medresesi’de denilir. Bina 1198 yılında yapılmış olup, mimarının adı isa Ebu Dirhem’dir.
MERYEMANA KiLisESi
3. Yüzyıldan kalmadır. Zamanla birÂçok onarım görmüş olup, Bizans devrinden kalma mihrabı, RoÂma biçimi kapısı ilginçtir. Kilisede bazı azizlerin türbesi bulunmaktadır. Åžehrimizin en güzel Süryani Kadim Yakubi mezÂhebi kilisesidir. DiÄŸer bir kilisede Keldani Kilisesidir.
|
|
Temmuz-15-2007
“İnsan Diyarbakır’a bir gelirken aÄŸlar.. Bir de giderken..”
Tayini Diyarbakır’a çıkanlar, gelirken aÄŸlarmış,
“Bu Allahın unuttuÄŸu yerde nasıl yaÅŸarız” diye.. Bir de giderken.. “Bu cenneti nasıl bırakıp gidiyoruz” diye..
İşte biz de gidiyoruz…
Hıncal Uluç, Sabah gazetesindeki köşe yazısını böyle bitiriyordu, Diyarbakır gezisinin ardından… Gerçekten de, buraya gitmeyen insanlar, Diyarbakır’ı gördükten sonra iÅŸte böylesine etkileniyor…
Yıllarca gözden uzak kaldı. Kimse yan dönüp bakmadı bile. Unutuldu gitti, doÄŸunun bir köşesinde. Terörün gölgesinde kaldı. Kimse gitmedi. Gidemedi. Ama artık her ÅŸey deÄŸiÅŸti. DoÄŸu’nun en güzel yerlerinden olan ve turistik olarak mutlaka görülmesi gereken yerlerden bir olmaya aday Diyarbakır.
Diyarbakır’a yıllar önce biz gazeteciler sadece bir ÅŸey için giderdik. Olaylar için. Her gidiÅŸimizde içimiz parçalanırdı. Bu insanlar niye böylesine periÅŸan diye kendimize sorular sorar, cevaplarını arardık. Ama son yıllarda Diyarbakır’a giderken artık keyifle gidiyorum. EndiÅŸe duymuyorum. Çünkü sokaklarında özgürce gezme ÅŸansınızın olduÄŸu, Anadolu’nun bu güzel kentinde, yıllara meydan okuyan tarihsel yerleri gezmenin keyfi bambaÅŸka. Bir de Diyarbakır insanının, hiçbir çıkar gözetmeden size yardım elini uzatması, samimiyeti gerçekten yaÅŸanmaya ve görülmeye deÄŸer.
Diyarbakır’ın ne zaman kurulduÄŸu bilinmiyor. ÇeÅŸitli kaynaklarda, ÅŸehrin doÄŸusunu sınırlandıran ve Dicle yatağından yüz metre kadar yükseklikte bulunan Fiskayası isimli sarp kayalığın, İçkale kesiminin ilk yerleÅŸme yeri olarak çekirdeÄŸi oluÅŸturduÄŸu sanılmaktadır. En az beÅŸ bin yıllık bir geçmiÅŸe sahip olan Diyarbakır, kurulduÄŸu günden beri yeri deÄŸiÅŸmemiÅŸ ender yerleÅŸim yerlerinden biridir. Diyarbakır, baÅŸka ÅŸehirlerin aksine yürüyerek dolaÅŸabileceÄŸiniz güzellikleri içinde barındıran bir ÅŸehir. Nerede kaldığınızın önemi yok. Hemen her yer, yarım saatlik yürüyüş mesafesi içinde. Kervansaray otelde kalıyorsanız, otelden çıkar çıkmaz sol tarafa dönerseniz, kendinizi boydan boya uzanan surların dibinde buluyorsunuz. Taksi aramayın. Ayaklarınıza rahat ayakkabı giyin ve yürüyüşe baÅŸlayın surların etrafında.
Surlar, şehri neredeyse baştan sona çeviriyor. Çin seddinden sonra dünyanın en büyük ikinci surları. Bu bölgede surlar yeniden elden geçiriliyor. O nedenle bazı bölümlerinin üstüne bile çıkmanız mümkün.
Otelin yanındaki surların arasından geçin, dışarı çıkın. Burada Diyarbakır’ın dış mahallelerini görme ÅŸansınız var. En önemlisi de Dicle nehrini. Çekilin bir kenara. Bir baÅŸka dünyada hissedin kendinizi… Asıl gezi ÅŸimdi baÅŸlıyor. Oteli saÄŸ tarafınıza alın ve yürüyüşe baÅŸlayın. SaÄŸlı sollu alışveriÅŸ yerleri, sebze satıcıları, yerel giysi satan dükkanlar sizi bekliyor. Anadolu’nun bu farklı coÄŸrafyasının tadını çıkarın. Biraz ileride saÄŸ tarafta bulunan peynirciler çarşısına mutlaka uÄŸrayın. Yörenin birbirinden lezzetli peynirlerini mutlaka tadın. Vaktiniz varsa, ya da geri dönecekseniz biraz da yanınıza alın. Büyük ÅŸehirlerde satılan peynirlerle alakasının olmadığını göreceksiniz. Peynir pazarını geçince, biraz ileride Anadolu’nun en eski dinsel mabetlerinden biri olan Ulu Cami karşınıza çıkacak. Ulu cami Türkiye’deki en eski cami olarak biliniyor. Bir zamanla kilise olan bu mabet, daha sonra camiye dönüştürülmüş. Gerçekten ilginç mimari özellikleri ve konumuyla Diyarbakır’ın merkezinde yer alıyor. Caminin minareleri ise, dikdörtgen formuyla hemen dikkati çekiyor. Üstünde bulunan iÅŸlemeler ve taÅŸ işçiliÄŸi gerçekten görülmeye deÄŸer.
Cami dışında bulunan Diyarbakır Çarşısı’nda, DoÄŸu’nun yansıması var. Bölgenin bütün renklerini görüyorsunuz. Tütün satanlar, altın satan kuyumcu dükkanları, yörenin hemen her türlü yiyeceÄŸini bulabileceÄŸiniz dükkanlar sıra sıra.. Özellikle altın çarşısı mutlaka görülmeli…
Ulu cami etrafındaki çarşılarda günlük yaşamın kalbi atarken, içeri girdiğinizde sizi bir başka dünya karşılıyor. Ana girişin hemen karşısında avlunun ortasından yer alan şadırvan gerçekten görülmeli. Caminin neredeyse orijinalliği korunmuş tuvaletleri ve banyo yapılan yeri ise görülmeli. Tarihi binanın taş işçiliği etkileyici.
Eski Diyarbakır sokakları da mutlaka görüleceklerin arasında. Daracık, geleneksel mimari ile yapılan yerler. Bunların arasına mutlaka girin. Özellikle yiyecek maddelerinin satıldığı, altın çarşısının yanında bulunan sokaktan içeri girdiÄŸinizde, eski Diyarbakır’ı gerçekten bugün de bulma ÅŸansınız var. Bir yanda leblebi satanlar, bir yandan günlük yaÅŸamın sürdüğü evler.
Cahit Sıtkı Tarancı Evi
Cahit Sıtkı Tarancı Evi
CAHİT SITKI TARANCI MÜZE EVİ (KÜLTÜR MÜZESİ)
Diyarbakır’da gidilecek yerlerden biri de, ünlü ÅŸair ve yazar Cahit Sıtkı Tarancı’nın yaÅŸamını sürdürdüğü ev. Diyarbakır’ın il merkezinde Cami-i Kebir Mahallesi, Cahit Sıtkı Tarancı Sokakta bulunan yapı 1733 yılında tarihlenmektedir. Diyarbakır sivil mimarisinin en güzel örneklerinden biri olarak günümüze ulaÅŸmıştır. Haremlik ve selamlık olarak inÅŸa edilen evin, selamlık kısmı sonradan yıkılmıştır. iki katlı bir yapıdır ve kesme bazalt taÅŸtan inÅŸa edilmiÅŸtir. Bu binada da içe dönük mimari plan uygulanmış. Cepheler iç avluya bakmaktadır. Tek katlı ahÅŸap giriÅŸ kapısı dar bir koridorla avluya açılmaktadır. Binada mekanlar iklim ÅŸartlarına uygun olarak mevsimlere göre cephelere yerleÅŸtirilmiÅŸtir. Beyaz renkli “ciz” veya “kehal” denilen süslemeler bu binada da en güzel ÅŸekilde kullanılmıştır. Ev, yıllarca virane olarak kaldıktan sonra, kısa zaman önce Kültür Bakanlığı tarafından restore edilmeye baÅŸladı. Kısa süre önce bitirilen ev, isteyenlerler tarafınndan gezilebiliyor.
Gazi köşkü, 16. yüzyıla ait olan bir Akkoyunlu eseri. Diyarbakır’ın hemen dışında yer alıyor. 16. kolordu komutanı olarak Diyarbakır’a atan Gazi Mustafa Kemal, çok sevdiÄŸi bu köşkte 11 ay kalmıştır…1937 yılında Diyarbakır’a geldiÄŸinde, köşk sahiplerinden satın alınarak armaÄŸan edilmiÅŸ. Köşk bugün valilik tarafından müze olarak kullanılıyor… GeniÅŸ bahçesi ise, Diyarbakırlılar için iyi bir piknik alanı… Köşkün alt katında havuzlu salonu var. Üst katta nefis bir balkonu var. Oturma odaları ve yatak odası da bu katta yer alıyor. Åžehir dışında ama Dicle’ye ve Diyarbakır’a hakim manzarası var. Etrafındaki yeÅŸil alanda Diyarbakırlılar piknik de yapıyor.
Ongözlü Köprü : Eski Dicle üzerinde yer alıyor. Gerçekten etkileyici.Şimdi altından bir zamanların görkemli Dicle nehri yerine artık daha cılız bir nehir akıyor. Ama yine de görülmeye değer.
DÖRT AYAKLI MİNARE
Diyarbakır’ın en eski yerleÅŸim yerlerinden olan Özdemir Mahallesinde Balıkçılarbaşı’ndan yeni kapıya doÄŸru inen yolun üstünde yer alan minare, gerçekten görülmeye deÄŸer.
Günümüzde sokağın ortasında sıradan bir taş gibi duruyor. Ama tek kubbeli kare prizma gövdeli minare, üzerinde iki pencere de yer alıyor. Kubbe kurşun kaplıdır. Leylek yuvasının sardığı kesik koni bicimindeki taş alemin dikkatli bakılınca üst kesimi çok az görülebilir.
Minarenin bulunduğu yörede, şehrin günlük yaşamı her gün biteviye devam eder. Bir yanda leblebi satılıcıları, bir yanda demir işçileri.
anahtar kelimeler: Diyarbakır Tatil Yerleri,Diyarbakır otelleri,Diyarbakır ucuz otelleri,Diyarbakır ucuz pansiyonları,Diyarbakır pansiyonları,Diyarbakır restaurantları,Diyarbakır gezilecek yerleri,Diyarbakır tarihi,Diyarbakır resimleri,Diyarbakır araba kiralama,Diyarbakır ucuz tatil,Diyarbakır hotelleri,Diyarbakır ucuz hotelleri,Diyarbakır ulaşım,Diyarbakır kalacak yerler,Diyarbakır haritası,Diyarbakır ilçeleri
|
|
Temmuz-15-2007
Diyarbakır deyince aklınıza hemen kebap, kavurma gelebilir. Ama gittiÄŸiniz zaman gerkçekten ÅŸaşıracaksınız. Çünkü Diyarbakır, birbirinden deÄŸiÅŸik yöresel yemeklerine ev sahipliÄŸi yapıyor. EÄŸer bir de yöresel yemeklere meraklıysanız, gideceÄŸiniz bir iki adres var. Bunların ilk sırasında ise, Selim Amcanın Sofra Salonu’ geliyor. 1982 yılından bu yana Diyarbakır’a giden hemen herkes, en üst düzey protokol mensubundan, yöreyi biraz bilen gazetecilere kadar, buraya mutlaka uÄŸruyor. Yemeklerin tadına bakıyor. Uçaktan inip buraya gelenler var.
Buraya asıl ününü saÄŸlayan, Kaburga dolması isimli özel yemekleri. O kadar adı duyulmuÅŸ ki, dondurulmuÅŸ olarak baÅŸta Ankara olmak üzere, hem Türkiye’nin büyük ÅŸehirlerine hem de yurt dışında bir çok ülkeye uçakla gönderiliyor Åžimdi bu yemeÄŸin özelliÄŸi ne ki bu kadar ünlü diyebilirsiniz. Bunu yazıyla anlatmak gerçekten çok zor. Ama anlatmayı deneyeceÄŸim.
KABURGA DOLMASI NASIL YAPILIYOR?
Kaburga Dolması, kuzu veya erkek oÄŸlak etinden yapılıyor. Ön kol veya yan boÅŸluktan alınan et, haÅŸlanmış iç pilavla doldurulup dikiliyor. Üç saat kadar buharda piÅŸirildikten sonra yarım saat ya da daha uzun bir süre fırına veriliyor. Süre önemli ama kaburga dolmasının piÅŸirilme süresini ancak ustası ayarlayabiliyor. Süre tutmazsa, ne oluyor derseniz…Kaburga dolması patlıyor ve bütün emek boÅŸa gidiyor. Pirincin ayarı da o denli önemli; az olursa iç pilav lapa oluyor, çok olursa dolma patlıyor. Kıvamın sırrı da yemeÄŸin kokusunda. Restoranın kurucus selim usta bunu, “YaÄŸ ya da su kokusu olduÄŸu sürece yemek piÅŸmemiÅŸ demektir. İyi piÅŸen kaburgadan ilik kokusu gelir” diye açıklıyor. İki günde hazırlanıp 4-5 saatte piÅŸirilen bir lezzeti denemek isterseniz Selim Amca’nın Sofra Salonu’na bir uÄŸrayın.
Büyük bir tabak içinde gelen “kaburga dolması”, garsonun hünerli elleriyle dikilen kaburgaları açıp, kemikleri çıkarıp, eti lime lime pilavın üzerine dağıttıktan sonra, yemeÄŸe hazır hale geliyor. En az iki kiÅŸilik yemeÄŸi ne yazık ki, baÅŸka bir yerde tatma imkanınız yok. Lokantada ayrıca, nar ekÅŸili bostana salatası, haÅŸlanmış içli köfte, bumbar dolması ve özellikle tarçınlı irmik helvası gerçekten tatmaya deÄŸer lezzette.
Bir de İstanbul’da yaÅŸayanlara iyi haber. Bu yemekleri tatmak için Diyarbakır’a gitmenize gerek yok, Çünkü bütün bu yemekler, Bahçelievler ve Erenköy’de iki restoranda lezzet severleri bekliyor. Kaburga dolması, Diyarbakır’da yapılıp İstanbul’a gönderiliyor. Lokantaya gittiÄŸinizde, eÄŸer ne yiyeceÄŸinize karar veremezseniz, kendinizi baÅŸ garsonun tercihine bırakın. O size bütün yemeklerden az az oluÅŸan bir menü sunacaktır. Yalnız dikkat! Buradan çıktıktan sonra gideceÄŸiniz yere, yürüyerek gidin. Çünkü yediÄŸiniz yemekleri eritmek için buna ihtiyacınız var.
DİYARBAKIR TAVASININ TADINA DOYAMAYACAKSINIZ…
Diyarbakır’a kadar gitmiÅŸken öğle yemeklerinde gidebileceÄŸiniz bir diÄŸer adres ise, Recep Usta. Namı diÄŸer, “Tavacı Recep Usta”… Diyarbakır surlarının dibinde, dışarıdan bakınca büyük ÅŸehirlerin sıradan bir sokak lokantası görünümde bir yer olan Recep Usta’nın yeri, bahçesinden içeri girince ortaya çıkıyor. Sur dibindeki bahçede, isteyen sandalyeli masalarda, isteyen de tabureli sinilerin etrafından oturuyor. Bir de bütün gün sokaklarda dolaşıp buraya geldiyseniz, sizi o leziz kokular mest ediyor. Ne yiyeceÄŸim diye düşünmeyin. Kendinizi baÅŸ garsonun teklifine bırakın. O size tava söyleyecek. Kabul edin. Mevsiminde gittiyseniz, Diyarbakır’ın meÅŸhur marullarını yeme ÅŸansınızı da bulabilirsiniz. Marulu bir de, yaptıkları ayranın kaymağıyla birlikte masanıza getiriyorlar. Yanında bir de koruk ekÅŸili çoban salatası ve pide. Artık sizi kimse tutamaz.
KADAYIF HACI LEVENT’TEN YENİR
Gelelim Diyarbakır’ın ünlü burma kadayıflarına. Diyarbakır’a gidip de, kadayıfın tadına bakmadan dönmek olmaz. Bunun için de ÅŸehir merkezinde bir çok kadayıfçı var. Var da bunları arasında bir tanesi var ki, mutlaka gidilmeli. Hacı Levent, bu kadayıfçının ismi. Yaklaşık 1907 yılından bu yana kadayıf yapıp satan ailenin dükkanı, Diyarbakır’ın merkezi sayına demir otelin bulunduÄŸu sokakta yer alıyor. Bulmak zor deÄŸil. Kime sorsanız size gösterir.
KADAYIFIN ÖZELLİĞİ
Buradaki kadayıfların en büyük özelliÄŸi, kadayıfın yağının Urfa’dan, fıstığının Gaziantep’ten, peynirinin Antakya’dan geliyor olması. Peki neden diye sorarsanız size ÅŸu cevabı veriyorlar: Antakya - Urfa arasındaki daÄŸlarda keki bol yetiÅŸiyor. Bu kekikleri yiyen keçilerden üretilen peynirler de çok lezzetli oluyor. Bu malzemeyle Diyarbakır’daki kaliteli üretim birleÅŸince, ortaya mükemmel bir tad çıkıyor.
Hacı Levent’in dükkanında günde 15 tepsi kadayıf satılıyor. Bu kadayıfları yine İstanbul’da bulunanlar, ÅŸehrin BaÄŸdat Caddesi, Kazasker, Dudullu ve Kayışdağı’nda bulunan ÅŸubelerinde bulma ÅŸansları var. Bu kadayıfların da ünü bütün dünyaya ulaÅŸmış durumda. Bakır tepsilerde yapılan kadayıflar, Amerika ve Avustralya’ya bile gidiyor.
KADAYIF NASIL YENİYOR?
Şimdi gelelim bu kadar övdüğümüz kadayıfları nasıl yiyeceğinize. Çünkü bu öyle bildiğiniz gibi değil. Öncelikle kadayıfların tadı damağınızda uzun süre kalsın istiyorsanız, suyu 10,15 dakika sonra içmelisiniz. Yani kısacası, tepsiler içinde nar gibi kazırmış üstü fıstıklarla süslenmiş kadayıflar gerçekten başta tatlı severler olmak üzere, hemen herkesin ağzını sulandırıyor.
Not : Bu tatlılar o kadar ünlü ki, büyük ÅŸehirlerin havalimanlarında, Diyarbakır’dan gelen yolcular hemen belli oluyor.Çünk uçaklardan inen yolcuların hemen hepsinin ellerinde bulunan poÅŸetlerin içinde, kilolarca baklava, yakınları için getirilecek en büyük hediye. Diyarbakır’a iÅŸ için giden bir yabancı bir gazeteci arkadaşım uçakta herkesin elinde bu torbaları görünce ÅŸaşırdığını, bunların uçakta dağıtıldığını sandığını bana söylemiÅŸti. Onun üzüntüsü ise, “Bana niye bu torbalardan vermediler?” ÅŸeklindeydi. Ona bunların tatlı olduÄŸunu anlattığım zaman yüzündeki ifadeyi görmenizi isterdim. Dükkanda, burma kadayıf, düz kadayıf, çubuk kadayıf, kaymaklı kadayıf gibi kadayıfın her türü var.
anahtar kelimeler: Diyarbakır Tatil Yerleri,Diyarbakır otelleri,Diyarbakır ucuz otelleri,Diyarbakır ucuz pansiyonları,Diyarbakır pansiyonları,Diyarbakır restaurantları,Diyarbakır gezilecek yerleri,Diyarbakır tarihi,Diyarbakır resimleri,Diyarbakır araba kiralama,Diyarbakır ucuz tatil,Diyarbakır hotelleri,Diyarbakır ucuz hotelleri,Diyarbakır ulaşım,Diyarbakır kalacak yerler,Diyarbakır haritası,Diyarbakır ilçeleri
|
|
Temmuz-15-2007
OTEL BÜYÜK KERVANSARAY
Diyarbakır’da özellikle ÅŸehir merkezinde kalabileceÄŸiniz yeni ve modern oteller yer alıyor. Son yıllarda kalacak yer konusunda önemli geliÅŸmeler var. Ama bunlar arasında biri var ki, bölgede kalınabilecek en iyi yerlerin başında geliyor. EÄŸer geleneksel yerlerde kalmak istiyorsanız, ama aynı zamanda da her türlü günlük ihtiyacınızı rahat ÅŸekilde karşılamak istiyorsanız burası tam size göre.
Burası bir zamanlar Deliller Hanı olarak bilinen Büyük Kervansaray Oteli. Otel, ipekyolunu kullanarak Suriye , İran ve Hindistana gidecek olan tüccarlar için yaptırılan Bezirgan Hanı’nın karşısına, cami ve medreseyle birlikte bir külliye olarak 1521 yılında baÅŸlanmış ve 1527 yılında bitirilmiÅŸtir. Delil, eskiden hacca gidecek hacılara rehberlik eden kiÅŸilere verilen isim. Han 72 oda 17 dükkan ve 800 deve alabilecek kapasitede bir ahırdan oluÅŸmuÅŸ. Siyah ve beyaz taÅŸtan yapılan otelin beyaz taÅŸları Urfa’dan siyah taÅŸlar ise KurtboÄŸaz taÅŸ ocağından çıkarılmıştır. Otel ÅŸehir merkezine biraz uzak. Ama yürüyerek 15 dakikada merkeze ulaÅŸabiliyorsunuz. Otel Türkiye’deki kervansarayların en büyüğü. Odalarının hepsi elden geçirilmiÅŸ. Orijinallikleri bozulmadan birleÅŸtirilmiÅŸ.. İçlerinde gömme banyolar var. Oda isimleri ise Dicle, Fırat KaracadaÄŸ, Kral Kızı, Hasankeyfi, Mezepotamya, Amid, Saray Kapı, İç Kale gibi. İçinde 15 suit odası yer alıyor. Banyoları jakuzili… Ayrıca sauna, lobi, kuaför, Osmanlı Hamamı, 600 kiÅŸilik restoran, 3 bin kiÅŸilik havuz başı, bulunuyor. Ayrıca bilgisayar, faks gibi modern iletiÅŸim imkanları da var. Yani burada kaldığınız zaman 500 yıllık kervansarayda kalmanın heyecanı ve keyfini çıkarıyorsunuz.
Otel sahibinin bir de Dicle Üniversitesi yolunun biraz ilerisinde özel bir hayvanat bahçesi var. Burası da yeÅŸillikler içinde bir yer… İsteyen gidip piknik yapabiliyor. Özel çardaklarından oturup sıcak havalarda keyif yapabiliyorlar.. Ayrıca ayı gibi ender bulunan hayvanlar da parkta yer alıyor.
DEDEMAN OTELİ
Yok ben modern bir binada kalmak isterim derseniz, onun için gideceğiniz yer belli. Şehir merkezinde yer alan Dedeman oteli. Beş yıldızlı otelde her türlü konfor yer alıyor.
DEMİR OTEL
Diyarbakır’ın en eski otellerinden biri. Birkaç yıl öncesine kadar en popüler yerlerden biriydi. Ama günümüzde yeni açılan oteller nedeniyle biraz gözden düştü. Yine de ÅŸehir merkezinde oluÅŸu nedeniyle tercih edilebilir.
anahtar kelimeler: Diyarbakır Tatil Yerleri,Diyarbakır otelleri,Diyarbakır ucuz otelleri,Diyarbakır ucuz pansiyonları,Diyarbakır pansiyonları,Diyarbakır restaurantları,Diyarbakır gezilecek yerleri,Diyarbakır tarihi,Diyarbakır resimleri,Diyarbakır araba kiralama,Diyarbakır ucuz tatil,Diyarbakır hotelleri,Diyarbakır ucuz hotelleri,Diyarbakır ulaşım,Diyarbakır kalacak yerler,Diyarbakır haritası,Diyarbakır ilçeleri
|
|
Temmuz-5-2007
GENEL BİLGİLER
Yüzölçümü: 15.355 km²
Nüfus: 1.094.996 (1990)
İl Trafik No: 21
Isının 40-50 dereceye vardığı yaz günlerinin bunaltıcı sıcaklığından kurtulmak amacıyla gelişen düz damlı evleri ile tipik yöre mimarisinin günümüzde de yaşatıldığı Diyarbakır, uzun surları, Malabadi Köprüsüyle görülmesi gereken bir ildir.
İLÇELER:
Diyarbakır ilinin ilçeleri; Bismil, Çermik, Çınar, Çüngüş, Dicle, EÄŸil, Ergani, Hani, Hazro, Kocaköy, Kulp, Lice ve Silvan’dır.
EÄŸil: Zengin bir geçmiÅŸe sahip olan EÄŸil ilçesi tarih içinde de önemli bir yer iÅŸgal etmiÅŸtir. Asur Kalesi’nin adından da anlaşılabileceÄŸi gibi Asurluların da ötesine ulaÅŸan bir geçmiÅŸi vardır.
Çermik: Diyarbakır’ın kuzeybatısında olan Çermik, kaplıcalarıyla tanınmış ünü tüm yurda yayılmış güzel ve yemyeÅŸil bir ilçemizdir. Dünyanın her yanından insanlar ÅŸifa bulmak amacıyla bu kaplıcalara gelirler. İlçenin eski kalesi, Alaaddin Camii, Abdullah PaÅŸa Medresesi Haburman Köprüsü efsanevi Gelin Dağı, Seyfullah Bey Hamamı ve Ali Dede ÇeÅŸmesi ilk anda görülmesi gereken ünlü yerlerindendir.
Hani: Diyarbakır’ın 90 km. kuzeydoÄŸusunda Bingöl-Diyarbakır karayolu üzerinde daÄŸlık bir yerleÅŸim yeridir. Hani İlçesinde 13. yy.da yapıldığı sanılan Hatuniye Medresesi ve 15. yy.da yapılan Ulu Cami bir Selçuklu eseridir.
Kulp: Kulp, Diyarbakır’ın en uzak ilçesidir. ÜrettiÄŸi nefis ballarıyla tanınan Kulp, Kâfurum Kalesi, Kanikan MaÄŸaraları, Kale-i Ulya, Ciksi Kalesi, Büyük Kaya, İmamı Gazali Türbesi ve çok eski olduÄŸu sanılan Bahemdan köyü gibi eski eserleriyle de geniÅŸ bir tarihi zenginliÄŸe sahiptir.
Kocaköy: Kocaköy’ün ne zaman kurulduÄŸu bilinmemektedir. İlçede birçok höyük ve maÄŸara bulunmaktadır.
Lice: Diyarbakır’ın 95 km. kuzeyinde tarihi bir yerleÅŸim merkezidir. Efsanesi dünyaca bilinen, çeÅŸitli ülke ve ÅŸehirlerin sahip çıktığı Eshab-ül Kehf maÄŸarasının asıl efsanede geçen Dakyonus ÅŸehri tüm özellikleriyle Diyarbakır’ın Lice ilçesi yakınındadır.
Silvan: Kuruluş tarihinin Diyarbakır kadar eski olan Meyyafarikin uygarlığının beşiği olan bir ilçedir. Dünyanın önemli eserlerinden Malabadi Köprüsü, Silvan Kalesi, Kulfa Kapısı ve çeşitli tarihi camilerin yer aldığı tepeden tırnağa tarihle doludur.
anahtar kelimeler: diyarbakır Tatil Yerleri,diyarbakır otelleri,diyarbakır ucuz otelleri,diyarbakır ucuz pansiyonları,diyarbakır pansiyonları,diyarbakır restaurantları,diyarbakır gezilecek yerleri,diyarbakır tarihi,diyarbakır resimleri,diyarbakır araba kiralama,diyarbakır ucuz tatil,diyarbakır hotelleri,diyarbakır ucuz hotelleri,diyarbakır ulaşım,diyarbakır kalacak yerler,diyarbakır haritası,diyarbakır ilçeleri
|
|
|