Archive for the ‘Edirne’ Category
|
Şubat-7-2008
Edirne : Tanıtımı, Resimleri, Tarihi - İl İl Türkiye Edirne, Marmara Bölgesinin Trakya kısmında yer alır. Güneyinde Ege denizi, kuzeyde Bulgaristan, batıda Yunanistan, doğuda Tekirdağ, Kırklareli ve Çanakkale ileri ile çevrilidir.
Yüzölçümü 6.276 km² olan Edirnenin, deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 41 metredir. Edirne, idari olarak, biri merkez ilçe olmak üzere 8 ilçe ve 248 köyden oluşmaktadır.
Edirne ili, Trakya Yarımadasında; kuzeyde Istranca Dağları, güneyinde Koru Dağları ve Ege Denizi-Saroz Körfezi, batısında Meriç Nehri ve Meriç Ovası, doğusunda da Ergene Ovasını içine almakta olup, il topraklarının % 80 tarıma elverişlidir.
Trak Soylarından olan Odris”ler tarafından MÖ. 5.Yüzyılda ilk defa kent olarak kurulan ve zaman içinde değişik milletler tarafından değişik isimler verilen kentimizin adı I.Murat zamanında Edirne olarak kalmıştır.
Edirne, Milattan sonra ikinci ve üçüncü yüzyıllarda askeri, ticari ve tarımsal bakımdan çok önemli bir kent görünümündeydi. Bu durumu günümüzde de sürdürmektedir. 1361 yılında I.Murat tarafından fethedilen ve ebedi Türk yurdu olan Edirne, konumu nedeniyle İstanbul”un alınışına kadar (92) yıl boyunca Osmanlı Devletinin başkenti olmuştur.
Edirne”de eski çağdan itibaren sanat eserleri yapılmıştır. Bu eserlerin en eskisi Roma İmparatoru Hadrianus tarafından yaptırılan Edirne Kalesinden günümüze kalan sur ve burç duvarlarıdır. Ayrıca, Edirne”de Osmanlı Mimarisinin de çok değerli örnekleri mevcuttur. Selimiye Camii bunların en ünlüsüdür.
|
|
Şubat-2-2008
EDİRNE
Türkiye ile Yunanistan arasındaki Tekirdağ’ın kuzeyinde yer alan Edirne, yıllar boyu Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış ve 18. yüzyılda ise Avrupa’nın en büyük yedi şehrinden biri olmuştur.
100 yıl kadar bir süre Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olması buradaki tarihi ve mimari açıdan önemli yapıların sebebidir. Edirne, camileri, dini yapıları, köprüleri, eski pazar yerleri, kervansarayları ve saraylarıyla yaşayan bir açık hava müzesidir.
Kırkpınar Güreşleri’nin Tarihçesi:
Tarihi Kırkpınar Güreşleri’nin doğuşuna ilişkin çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan en yaygın olanı kısaca şöyledir:
1346 yılında Orhan Gazi’nin Rumeli’yi ele geçirmek için düzenlediği seferler sırasında, kardeşi Süleyman Paşa 40 askerle Bizanslılar’a ait Domuzhisar’ın üzerine yürür. Baskınla burasını ele geçirirler. Öteki hisarların da ele geçirilmesinden sonra, 40 kişilik öncü birlik geri dönerler ve şimdi Yunanistan’ın topraklarında kalan Samona’da mola verirler. 40 cengaver burada güreşe tutuşurlar. Saatlerce süren güreşlerde, adlarının Ali ile Selim olduğu rivayet edilen iki kardeşin bir türlü yenişemedikleri görülür.
Daha sonra bir Hıdrellez gününde, Edirne yakınlarındaki Ahıköy çayırında aynı çift yeniden güreşe tutuşurlar. Bütün bir gün güreşmelerine rağmen yine yenişemeyen kardeş pehlivanlar, gece boyunca da mum ve fener ışığında mücadelelerini sürdürmeye devam ederler. Ancak solukları kesilerek oldukları yerde can verirler.
Arkadaşları onları aynı yerdeki bir incir ağacının altına gömerek oradan ayrılırlar. Yıllar sonra ise aynı yere gittiklerinde iki pehlivanın mezarlarının bulunduğu yerde gür bir pınar görürler. Bundan sonra halk orada yatanların anısına o yöreye, “KIRKPINAR” adını verirler.
Yunanistan’ın Samona köyünün merası içindeki alan asıl KIRKPINAR çayırıdır. Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı sonunda, Kırkpınar Güreşleri Edirne ile Mustafapaşa yolu arasındaki “Virantekke” denilen yerde düzenlenmiştir.
Cumhuriyet’ten sonra 1924 yılında ise güreşler Edirne’nin Sarayiçi mevkiinde yapılmaya başlanmıştır.
Kırkpınar Güreşleri 1928 yılına kadar ağaları tarafından düzenlenmiştir. Güreşlerdeki ödülleri ve misafirlerin ağırlanmasını hep ağalar karşılamıştır. Ancak 1928 yılında ülkede meydana gelen ekonomik sıkıntılar nedeniyle ağalığa talip çıkmayınca, güreşlerin organize ve gelenleri ağırlama işi Kızılay ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından üstlenilmiştir.
1946 yılında ise Tarihi Kırkpınar Güreşleri Edirne Belediyesi’nce düzenlenmeye başlanmıştır. Bu yıl da zamanın Belediye Başkanı Tahsin ŞIPKA Kırkpınar Güreşleri’ni Belediye hizmetleri arasına almıştır.
Pehlivan:
Pehlivan sözcüğü farsçadır. Burhan-katia göre asıl anlamı yürekli cesur (Şeci) yiğit (dili) ise de, Zabit, vali, iri vücutlu ve doğru sözlü kimseye de Pehlivan denilir. Bu nedenle yerine göre çeşitli zamanlar için kullanılmıştır.
Selçuklular zamanında kahramanlık gösteren savaşçılara, üstün başarı kazanan atıcı, güreşçi, gürzcü’lere Pehlivan denildiği gibi bu sıfatın 16. yüzyıl başlarında yalnız sporcular için kullanılmış olmasıdır. Pehlivan deneyiminin bu anlamda kullanılışı Sultan II. Mahmut çağının sonuna kadar süre gelmiştir.
Türk Milleti erkeği, kadın ve çocuğuyla güreş sever, güreşçiye saygı duyar ve Pehlivanlara ayrıcalık tanır, şüphesiz ki bu sevgi ve saygı, Türk’ün ruhundaki savaşçılık kahramanlık duygulardan ve sporu bu yönüyle görmesinden kaynaklanmaktadır. Güreşçiye karşı duyduğu sevgi ve saygı da pehlivanların herkesten daha güçlü kuvvetli, vücut yapısının, adalelerinin daha gelişmiş, görünüşünün daha sağlıklı görünmesinden, davranışının yiğitçe, karakterinin doğru ve mertçe oluşu, diline eline ve beline güvenilir olmasından ileri gelmektedir.
Osmanlılar zamanında saray dışında yapılan güreş yarışmaları panayırlarda, düğünlerde kulüplerde bir hayır kurumu yararına veya meslek edinmiş organizatörlerin özel yer ve salonlarında yapılırdı, ayrıca Düğün Güreşleri, Ramazan Güreşleri, Hayır Kurumlarına yapılan Güreşler vardı.
|
|
Ocak-24-2008
Sadece camilerin sayısının sekseni bulduğunu söylemek bu konuda yeterli fikir verebilir.
Edirne giderek önemini kaybetmiş, nüfus 1915’te 135,000’e kadar düşmüş önce Rus, ardından Bulgar ve Yunan işgali altında kalmış ve nihayet işgal 1922’de sona ermiştir. Osmanlı’nın kenti almasından sonra Müslümanlığı kabul etmeyenlerin oturmayı sürdürdüğü kaleiçi eski yapılarıyla kentin tarihi çekirdeğini oluşturmaktadır.
Kentteki en önemli tarihi eser olan Mimar Sinan’ın ustalık eserim dediği Selimiye Camisi Türkiye’nin uluslararası mimari değerlerinin başta gelenidir. 22,202 metrekarelik alana yayılan külliyenin bir bölümü Türk-İslam Eserleri (Selimiye) Müzesi olarak düzenlenmiştir. 1569-1575 Yılları arasında yapılan külliyenin 27.760 kese akçeye malolduğu bilinmektedir. Edirne’ye yaklaşırken uzaklardan görünen caminin kubbesi 31.30 metre çapında, 43.28 metre yüksekliğindedir. Minarelerinin hepsi eşit yüksekliktedir ve 70.89 metredir. Cami sadece mimarisiyle değil iç süslemeleri, çinileri ile de bir şaheserdir.
Camiye giderken içinden geçilen Sera Park’ın köşesinde Mimar Sinan’ın heykeli vardır. Her ne hikmetse Sinan’ın yüzü camiye değil de ters tarafa cevrilmiştir.
Gezilmeli-Görülmeli
Kentin Selimiye dışındaki başlıca camilerine gelince; bunların en eskisi bir Bizans kilisesi yerine kurulan Yıldırım Beyazıd Camisidir (1397). Kent merkezindeki Eski Cami (1414), Tunca ırmağının sağında Gazi Mihal (1422), Gazi Mihal Köprüsü’nden girişte Şahmelek Paşa (1429), Ayşe Kadın (1469), Sitti Sultan (1482), Kadı Bedrettin (1530), Süleyman Paşa (1548) yapılış sırasıyla diğer camilerden başlıcalarıdır. II. Beyazıd Camisi (1488) ile Cumhuriyet Alanı’ndaki Üç Şerefeli Cami (1447) Selimiye’den sonra iki büyük camidir.
Kent merkezinde bulunan tarihi çarşılardan Bedesten(1417) ve Ali Paşa Kapalı Çarşılarına(1569) da uğramalısınız. Edirne ciğercileri ile de ünlü. Belki de ciğer pişirip satan dükkanların oluşturduğu tek sokak Edirne’dedir.
Selimiye Camii’nin bünyesinde bulunan arastadan bir çeşit kuvvet macunu olan Devr-i Misk satın alabilirsiniz. Badem ezmesi ve peynir şekeri de arastada satılan Edirne’ye özgü şekerlemelerdir.
Edirne bir dönem Osmanlıların başkentiydi. Padişahların Edirne’de ikamet ettikleri dönemde yaptırılan saraylardan Edirne Saray-ı Hümayunu Osmanlı Sarayları arasında Topkapı’dan sonra en büyüğüdür. Tıpkı Topkapı gibi, her padişahın yaptığı eklemelerle büyüyen saray, bakımsızlık ve doğa lafetler nedeniyle yok olmuş, sadece Sarayiçi denilen, Tunca Nehri’nin çevirdiği alanda bir köşk ve kule günümüze ulaşabilmiştir.
Sarayiçi
Kentin doğu ucunda bulunan ve Sarayiçi denilen bu bölge, şimdilerde tarihi Kırkpınar Güreşleri’nin yapıldığı yerdir. Her yıl haziran sonu ile Temmuz başı arasında yapılan ve üç hafta süren güreşler sırasında bir panayır yerine döner Sarayiçi.
Kırkpınar Güreşleri’nin kökeni 1354 yılına kadar gidiyor. Rumeli’de sefere çıkan ilk akıncı gruplarından birinin verdiği molada iki yiğit görüşe tutuşur. Daha önce de güreşen ama bir türlü yenişemeyen iki pehlivanı saatler sonra ayırmaya gelen arkadaşları ölmüş olduklarını görürler. İki yiğit bir sögüt ağacının dibine gömülür. Göre döndüklerinde bakarlar ki, mezarların olduğu yerden su çıkmış. ve buraya Kırklar Pınarı adını verirler.Bu yerin neresi olduğu konusunda bilgi yoktur elimizde.
Edirne Evleri
Edirne Evleri, savaşlar, yangınlar, istilalara karşın ayakta kalmış örnekleriyle önemli sivil mimari değerlerdir. Özellikle Kaleiçi semti, farklı din ve inanışlardaki insanların yarattıkları ve yaşattıkları ortak kültürün zaman içinde geliştirdiği, geleneksel konut anlayışının bütün evrelerini ve özelliklerini içeren bir yerdir. Bugüne kadar gelen bu evlerin kimliklerine uygun biçimde korunması ve Edirne Evlerinin zengin kültürel mirasının geleceğe taşınması amacıyla projeler yürütülmektedir.
Edirne Çarşıları
Bedesten
Bedesten erken Osmanlı dönemi eserlerinden biridir. Sultan Mehmet Çelebi tarafından Eski Cami’ ye vakıf olarak 1418 yılında yaptırılmıştır.Değerli eşya ve mücevher satılan çarşı anlamına gelen Bedesten’in mimarı Alâattin ‘ dir . Yaklaşık 41×78 metre boyutlarında dikdörtgen biçimindeki yapı , sıra halinde 14 yüksek kubbe ile kapalıdır . Dört cephesinde 54 dükkân yer alır. Basık sivri tonozla örtülü dükkânların alın kemeri hizasından geçen ahşap bir saçak bütün yapıyı dolanır.Her cephenin ortasında bulunan dört büyük kapısı vardır. İç mekândaki dört yüzde 36 dükkân bulunur.
Arasta
Arasta , II. Selim ‘den sonra padişah olan III. Murat ‘ın Selimiye’ye gelir getirmek için vakıf olarak yaptırdığı kapalı çarşıdır . Mimar Sinan ‘ ın yaptığı ve üstü açık dükkanlardan oluşan çarşının karşısına Mimar Davut Ağa tarafından yapılmıştır. 255 m uzunluğundaki Arasta ‘ da 73 kemer , 124 dükkân bulunur.
Semiz Ali Paşa Çarşısı
Ali Paşa Çarşısı , Kanuni’nin son Sadrazamı Hersekli Semiz Ali Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırıldı . 1569 tarihli çarşı 300 metre uzunluğunda ve koridor şeklindedir. Dış duvarları kesme taş , üst kısımları tuğla örülü , kemerlerle bölünmüş ve beşik tonozla örtülüdür. Altı kapısı olan çarşıda 129 dükkan bulunmaktadır . 16. ve 17. yüzyıllarda ticari yaşamın en önemli merkezi olan çarşı 26 Eylül 1992 tarihinde büyük bir yangın geçirmiş ve yeniden restore edilerek 1997 yılında tekrar kullanıma açılmıştır.
Çeşmeler
Edirne’nin mimari yapıtları arasında çeşmelerin özel bir yeri vardır. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından yaptırılan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Çeşmesi Selimiye Camii’nin yanındaki Arasta’nın karşısındadır. II. Bayezit Camii önündeki Sinan Ağa Çeşmesi ve Tophane bayırındaki Yahya Bey Çeşmesi de günümüze ulaşan örneklerdendir. Edirne çeşmeleri arasında günümüzde başka örneği kalmayan Tavanlı Çeşme dikkat çekicidir. Kesme taştan, tek cepheli yapılan çeşmenin üzerinde ahşap tavan bulunur. Çatının üzerinde alaturka kiremitler vardır. Bir başka çeşme de Yeniçeri Hamamı yanındaki Yeniçeri Çeşmesi’dir. Onarım gören çeşme günümüzde kullanılabilir , haldedir. Meriç Köprüsü yanındaki Hacı Adil Bey Çeşmesi, dönemin Edirne Valisi Hacı Adil Bey’in desteği Edirne Vakıflar Müdürlerinden Sadrettin Bey Dr. Rıfat Osman’ın müşterek projeleri doğrultusunda I9l4 yılında yapılmıştır . Mimar Kemalettin’in eseri olan ve eski adıyla istasyon Meydanı denilen yerde bulunan çeşme, İstanbul çeşmelerini andırır. Türk klasik üslubunda, kesme taştan yapılmıştır.
Hamamlar
Bugüne ulaşan Edirne Hamamlarının çoğu II. Murat dönemine (1421-1451) aittir . Bu dönemden günümüze ulaşanlardan biri 1421-22 yıllarında Tunca Nehri kenarında yaptırılan Gazi Mihal Hamamı’dır . Bu döneme ait bir başka hamam da Yusuf Paşa adındaki beylerbeyi tarafından 1428-29 tarihinde inşa ettirilen Beylerbeyi Hamamı ‘ dır . Bugün hamamın bir bölümü yıkılmıştır . II. Murat döneminden kalan diğer dört hamam da Muradiye Küçükpazar semtindeki tek hamam olarak inşa edilen Yeniçeri Hamamı , 1434-1435 tarihli Tahtakale Çifte Hamamı ile Kaleiçi’de 1440-41 tarihlerinde çifte hamam olarak inşa edilmiş Topkapı Hamamı (Alaca Hamam ) ve Selimiye Camii önündeki alanda Yediyol ağzında yer alan Mezit Bey Hamamı’dır.
Bu yapılara ayrıca İbrahim Paşa Hamamı , Edirne yeni sarayının bir parçası olarak inşa edilen Kum Kasrı Hamamı , 16. yüzyıldan bugüne ulaşan Abdullah Hamamı ile Tahmis Hamamı da eklenir.Bunlardan sadece Tahtakale ve Mezit Bey Hamamları kullanımdadır. Selimiye arkasındaki Saray Hamamı ise Eski Edirne Sarayı’ndan kalan tek yapıdır.Sarayın arasına Selimiye Camii yapıldıktan sonra bu hamamın çarşı hamamı olarak çalıştırıldığı biliniyor. 16. yüzyılda yapılmış hamamlar içinde özgün işlevini sürdüren ve boyutsal açıdan da en büyük ve önemli olan ise Mimar Sinan tarafından inşa edilen Sokulu Hamamı’dır. 16. yüzyılın ikinci yarısında Sokulu Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Çifte hamam planında olması nedeniyle Çifte Hamam olarak da anılır. Günümüzde hizmet verir durumdadır.
|
|
Temmuz-15-2007
EDİRNEGENEL BİLGİLER
Türkiye ile Yunanistan arasındaki Tekirdağ’ın kuzeyinde yer alan Edirne yıllar boyu Osmanlı başkenti, 18 inci yüzyılda ise Avrupa’nın en büyük yedi şehrinden biri olmuştur.100 yıl kadar bir süre Osmanlı İmparatorluğunun başkenti olması buradaki tarihi ve mimari açıdan önemli yapıların sebebidir. Edirne, camileri, dini kompleksleri, köprüleri, eski pazar yerleri, kervansarayları ve saraylarıyla yaşayan bir müzedir.
Edirne Evleri
Taş duvar ve sıvayla örülmüş ahşap iskelet sistemleri ile yapılırdı. Bu evler genellikle yanındaki daha yüksek saçaklara çift eğri öğe ile bağlanan bir çatıyla örtülü, az derinde kalan locanın içine yerleştirilmiş merkezi girişi ile kusursuz bir simetriye sahipti.
Balkan Yarımadası’nın hemen her tarafında en küçüğünden en gösterişlisine kadar bütün evlerde “hayat” denilen bölümler vardır. Oda kapılarının açıldığı yer olan bu bölüm, doğrudan evin bahçesine bakan yönde 1,5-2 metrelik direkler üzerine dayandırılmıştır. Hayatların sonunda bir basamak yükseklikte dört köşe bir kısım ayrılarak, tahta sedirlerle çevrilirdi.
Evin harem ve selamlıklarında büyük kapıların açıldığı bahçe kısımları olan avluların uygun bir yerinde mermer bir çeşme bulunurdu. Bazı evlerde avluların ortasında küçük havuzlar, üzerine asma sardırılmış çardaklar vardı. Harem ve selamlık avlularından birbirine geçilecek küçük kapı bulunurdu
Müzeler
Edirne Müzesi
Adres: Selimiye Camii Yanı - Edirne
Tel: (284) 225 11 20
Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi
Edirne Türk İslam Eserleri Müzesi
Örenyerleri
Enez Antik Kenti: Enez ( Ainos ) tarihi dönemlerde çok önemli bir liman iken bugün kıyıdan 3.5 km içeridedir. Tarih boyunca birçok kereler restore edilmiş olan Enez Kalesi görülmeye değer. Aynı zamanda M.Ö. 6 ıncı yüzyıla dayanan bir kilise, bazı oyma mezarlar ve suları berrak bir de plajı bulunmaktadır.
Dolmenler (Menhir, Taş Mezarlar): Lalapaşa ilçesinde İ.Ö.2000 sonları ile İ.Ö. 1000 başlarından kalma ‘Dolmenler’ (menhir, taş mezarlar) bulunmaktadır. Yapılan kazılarda mezar içlerinde bazı araçlar (Göz yaşı şişesi, madeni takılar) bulunmuş ve bunlar Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde sergilenmektedir
Saraylar
Edirne Sarayı: Sultan I. Murad tarafından yaptırılan ilk saraydan sonra, Sultan II. Murad döneminde Tunca’nın batısında, çok büyük bir alan üzerine 1450′de Edirne Sarayı’nın inşaatına başlandı. Sultan’ın 1451′de ölümünden sonra oğlu Fatih Sultan Mehmed tarafından yapı tamamlatıldı. Kalıntılar arasında, Cihannüma Kasrı, Kum Kasrı Hamamı, Babusseade, Matbahi Amire ve Adalet Kasrı
Camiler ve Kiliseler
Selimiye Camii: Edirnen’nin en önemli eseri olan Mimar Sinan’ın ustalık dönemi eseri Selimiye Cami Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biridir.
1569 - 1575 yılları arasında II. Selim tarafından yaptırılmıştır. Taş işçiliği, çinileri ve kalem işleri bakımından eşsiz bir eserdir.
Kentin diğer önemli cami ve kiliseleri Üç Şerefeli Cami, Muradiye Cami, II. Bayezid Cami Ve Külliyesi, Eski Cami , Yıldırım Camii, Fatih Cami (Enez Ayasofyası), Sokullu Külliyesi (Kasım Paşa Külliyesi), Sweti George Kilisesi, Yahudi Havrasıdır.
Kervansaraylar
Sokak üzerinde bir sıra dükkânı bulunan ve klasik Osmanlı mimarlığının ilginç örneklerinden olan Rüstem Paşa Kervansarayı, Kanuni Sultan Süleyman’ın ünlü sadrazamı Rüstem Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırıldı.
Ekmekçioğlu Ahmed Paşa Kervansarayı, I. Sultan Ahmed’in emri ile Defterdar Ekmekçioğlu Ahmet Paşa tarafından 1609 senesinde yaptırıldı.
Köprüler
Edirne’deki önemli yapı türlerinden biri de köprülerdir. Edirne’nin içinde bulunan ve Sinan devrinin Edirne dışında inşa ettiği köprülerin güzelliğine başka kentlerde erişilememiştir.
Bu kentteki köprülerin en eskisi Bizans İmparatoru Michael Palaiologos (1261-1282) dönemindendir. Köprü sonradan Gazi Mihal Bey tarafından yeniletildiğinden onun adı ile anılır (1420). 1640′da Kemankeş Kara Mustafa Paşa bu yirmiyedi gözlü köprüye sivri kemerli Tarih Köşkü’nü ekletmiştir. 1451′de yapılan Şahabettin Paşa (Saraçhane) Köprüsü on iki ke- merli ve on bir ayaklıdır.
1452′de Fatih döneminde yaptırılan Fatih Köprüsü, 1488′de Mimar Hayrettin’in yapıtı olan Bayezid Köprüsü, 1560′da Mimar Sinan’ın eserleri arasında yer alan Saray (Kanuni) Köprüsü, 1608-1615 yılları arasında Sedefkar Mehmed Ağa’nın yaptığı Ekmekçizade Ahmed Paşa Köprüsü, 1842-1847 yılları arasında Meriç’le Arda’nın birleştiği yerde tamamlanan Meriç Köprüsü (Yeni Köpıü) Edirne’nin en önemli köprüleridir.
Plajlar
Edirne,Ege Denizi sahilinde Saros körfezinde kumsallarla kaplı,nitelikli bir kıyı şeridine sahiptir.Bu kıyılar Keşan ve Enez ilçelerinin mülki hudutları içinde yer alır.Kıyı kullanımına elverişli plajlar; Keşan’da Sazlıdere, Gökçetepe, Mecidiye, Erikli, Danişment ve Yayla ile Enez’de Karaincirli, Vakıf, Gülçavuş, Sultaniçe ve Enez plajlarıdır.
NE YENİR
Edirne’ye özgü yiyeceklerin başında Edirne’nin meşhur tava ciğeri gelmektedir.Edirne’yi ziyaret edenler Edirne’nin tava ciğerini yemeden kentten ayrılmazlar.
NE ALINIR?
Edirne’de Tarihi Alipaşa kapalı çarşısının otantik ortamında alış-veriş yapabilirsiniz. Özellikle Edirne ‘ye özgü ürünlerin satıldığı Selimiye arastasında Edirne’nin meşhur Deva-i Misk tatlısını , peynir şekerini , misk sabununu; Arasta çarşısındaki sahaflardan ise her türlü kitap ihtiyacınızı ve Edirne’nin en işlek caddesi olan Saraçlar caddesinde Edirne’ye özgü bir ürün olan badem ezmesini ve El Sanatları Mağazasından Edirne’ye özgü el sanatları ürünlerinden satın alabilirsiniz.
YAPMADAN DÖNME
Edirne Müzesi,Türk İslam Eserleri Müzesi,Sağlık Müzesi,Balkan Savaşı Müzesi ve Karaağaç’ı görmeden,
Selimiye Camii,Eski Camii,Üç Şerefeli Camii,Ali Paşa Kapalı Çarşısı ve II.Bayezit Külliyesini gezmeden,
Meriç kenarında yemek yemeden ve Edirne’nin meşhur ciğer tavasını tatmadan,
Badem ezmesi,deva-i misk şekeri,mis sabunu ve beyaz peynir almadan,
Her yıl Haziran ayı son haftasında düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreşleri ve Kültür Etkinliklerinde Edirne’de bulunmadan…
Dönmeyin.
anahtar kelimeler: edirne Tatil Yerleri,edirne otelleri,edirne ucuz otelleri,edirne ucuz pansiyonları,edirne pansiyonları,edirne restaurantları,edirne gezilecek yerleri,edirne tarihi,edirne resimleri,edirne araba kiralama,edirne ucuz tatil,edirne hotelleri,edirne ucuz hotelleri,edirne ulaşım,edirne kalacak yerler,edirne haritası,edirne ilçeleri
|
|
Temmuz-5-2007
GENEL BİLGİLER
Yüzölçümü : 6.276 km²
Nüfus : 40.599 (1990)
İl Trafik No : 22
Türkiye ile Yunanistan arasındaki Tekirdağ’ın kuzeyinde yer alan Edirne yıllar boyu Osmanlı başkenti, 18 inci yüzyılda ise Avrupa’nın en büyük yedi şehrinden biri olmuştur.100 yıl kadar bir süre Osmanlı İmparatorluğunun başkenti olması buradaki tarihi ve mimari açıdan önemli yapıların sebebidir. Edirne, camileri, dini kompleksleri, köprüleri, eski pazar yerleri, kervansarayları ve saraylarıyla yaşayan bir müzedir.
İLÇELER
Edirne ilinin ilçeleri; Enez, Havsa, İpsala, Keşan, Lalapaşa, Meriç, Süloğlu ve Uzunköprü’dür.
Havsa: Havsa, Edirne’nin kuzey yarısında ve Lalapaşa yaylası üzerindedir. Havsa’ya Hafsa Hatun bir han, Sadrazam Sokollu Mehmet Paşa bir külliye ve zamanın defterdarı (Maliye Bakanı) bir cami yaptırmıştır. Çok işlevli yapı topluluğu olan külliye, Mimar Sinan’ın eseridir.
İpsala: İpsala, Edirne’nin güney yarısında yer alır. Ayakta kalmış olan Osmanlı yapısı, Alaca Mustafa Paşa Camii’dir. Tek kubbeli ve tek minarelidir. Tahta işçiliği bakımından sanat değeri taşır.
Keşan: İlçe, Edirne’nin güney yarısındadır. Tarihsel değer taşıyan yapıları, Hersekzade Ahmet Paşa Cami ile İbrice-Keşan kervan yolu üstündeki üç taş köprüdür. Uzunkum adlı alçak kıyı, deniz turizmi bakımından elverişlidir. Düzgün yolları ve turistik işletme belgeli konaklama yerleri bulunan ilçe, Edirne’nin turistik yerlerindendir. İlçenin iç turizm bakımından önemli olayı, panayırı ile Hıdırellez’de yapılan dallık adlı bahar şenliğidir.
Lalapaşa: İlçe Edirne’nin kuzey yarısındadır. İlçedeki en önemli tarihsel eserler, taş devrinden kalma türbe ve tapınaklardır. Bu türbelere, Tablataş, Kapaklıkaya, Perikızı Evi (dolmen) denir. Tapınma yerleri ise Ulutaş (menhir) adını taşır. Bunlar, dünyada benzeri az bulunan eserlerdir. Sinanköy’deki kale ören durumundadır.
Meriç: İlçe, Edirne’nin orta kısmında ve Lalapaşa Yaylasının güney batı köşesindedir. İç turizm bakımından önemli olayları, Beyköy dallığı ve Mayalar adıyla anılan ilkbahar şenlikleridir.
Süloğlu: Edirne’nin kuzey yarısında ve Lalapaşa Yaylası üstündedir. Baraj gölü çevresi bir piknik yeri olarak ilgi çeker.
Uzunköprü: İlçe Edirne’ nin orta kısmında ve Trakya Yontukdüzü üstündedir. En ünlü tarihi yapısı, Mimar Muslihiddin’in eseri olan Ergene Köprüsüdür. Uzunluğu 1200 metreyi, kemer sayısı 170′i geçer. Diğer önemli yapılar, II. Murat Külliyesi’nin tek minareli ve çatılı Muradiye Camii, II. Bayezit zamanında Mimar Hayreddin’in yaptığı Halise Hatun Camii, külliyenin bir vakfı olan Çifte Hamam, köprüye eklenmiş çeşmelerdir. Köprünün kentten yana ucuna, İkinci Meşrutiyet döneminde eklenen, Hürriyet Çeşmesi adıyla anılır. Daha eski öteki tarihi çeşmeler Gazi Mahmut (Belediye parkı), Halise Hatun (Hacı İbrahim Ağa ya da Tosbağacı) çeşmeleriyle Telli Çeşme’dir. Önemli iç turizm olayları, Bülbül Deresi’nde yapılan Dallık adlı bahar şenliği, av partileri ve panayırdır.
anahtar kelimeler: edirne Tatil Yerleri,edirne otelleri,edirne ucuz otelleri,edirne ucuz pansiyonları,edirne pansiyonları,edirne restaurantları,edirne gezilecek yerleri,edirne tarihi,edirne resimleri,edirne araba kiralama,edirne ucuz tatil,edirne hotelleri,edirne ucuz hotelleri,edirne ulaşım,edirne kalacak yerler,edirne haritası,edirne ilçeleri
|
|
|