Archive for the ‘Elazığ’ Category

Åžubat-7-2008
Filed Under (Elazığ) by admin

Elazığ : Tanıtımı, Resimleri, Tarihi - İl İl Türkiye GENEL TARİHİ

ELAZIĞ ili doğal şartların elverişli olması nedeniyle paleolitik (yontma taş) döneminden beri çeşitli toplulukların yerleştiği bir alan olmuştur.
Keban ve Karakaya barajları eski eserleri kurtarma projesi çerçevesinde yapılan arkeolojik kazı ve araştırmalar ,yöre tarihinin bilinmesine büyük katkılar sağlamıştır.
Bu çalışma ışığında Elazığ-Harput yöresinin bilinen en eski sakinleri Hurriler’dir. Arkeolojik kazılar sonunda elde edilen tabletlerden anlaşıldığına göre Hurriler ,Ön Asya da büyük bir bölgeye yayılmış ,M.Ö.2 bin yılının sonlarında kuvvetlenerek ırkdaşları Subar Beyleri’ni de egemenlikleri altına alarak ,sınırlarını genişletmişlerdir. Hurriler den sonra bölge Hititlerin hakimiyeti altına geçmiştir.
M.Ö.IX, yüzyıldan itibaren Urarturlar bölgeye egemen olmuşlardır. Urartu dönemine ait Palu,Kömürhan ve Bağın’da çivi yazılı kitabeler bulunmaktadır. M.Ö.VII. yüzyıllar da bölgeye Medler hakim olmuş , sonraki yüzyıllarda Pers Straplar’ın Büyük İskender’e yenilmesiyle Pers hakimiyeti sona ermiş , bölge İskenderin ordularının denetiminde kalmıştır.M.Ö.546 yılında Roma ordusu Persler’e yenilince yörede Persler’in hakimiyeti görülmeye başlamıştır.
Bu hakimiyetle birlikte yöre M.S.III. yüzyıla kadar Pers-Roma mücadelesine sahne olmuş ,Büyük Roma İmparatorluğu’nun M.S.395 yılında ikiye bölünmesinden sonra yörede ,Sasani Bizans mücadelesi başlamıştır. Sonuçta Fırat’ın batısı Bizans,doğusu Sasaniler ,hakimiyetine girmiştir.

KÜLTÜR TARİHİ

Bugünkü Elazığ 1834 yılında tarihi Harput’un bir mezrası olan ve “mezre” diye anılan ovaya nakledilmesiyle kurulmuÅŸtur. Cumhuriyet döneminde ise geliÅŸmesine devam ettirerek geliÅŸen ve DoÄŸu Anadolu’nun önemli merkezlerinden birisi olan Elazığ, kültür tarihi ve yerleÅŸme tarihi açısından büyük önem arz eder.
Bilim adamlarının yer deÄŸiÅŸtiren ÅŸehirler arasında saydığı Elazığ ,1937 yılında bugünkü ismini almıştır. Harput; Sultan Aziz döneminde Mamüret’ül-Aziz ismin alıncaya kadar Harput ismiyle bilinmiÅŸ ve tarihe mal olmuÅŸtur. Bu nedenlerle Elazığı anlatırken onun menÅŸeini oluÅŸturan Harput’dan bahsetmek ve hatta birisinin ismi anıldığında diÄŸeri anlamak mecburiyeti var gibidir.
Elazığ(Harput)ve çevresi çok eski bir yerleÅŸme bölgesidir. Yöre hakkında ilk yazılı belgeler M.Ö.2000 yıllarına rastlar. Ancak 1967 yılında Keban Barajı’nın yapımı nedeniyle oluÅŸacak olan göl sahasında yapılan arkeolojik kazı ve etnografik araÅŸtırmalardan elde edilen buluntular , yörenin paleolitik (eski taÅŸ)devrine ulaÅŸan bir iskan sahası olduÄŸunu ortaya çıkarmıştır. Nitekim Elazığ’ın Murat ve Karasu’nun birleÅŸmesinden oluÅŸan Fırat Nehrinin çizdiÄŸi yay içinde sulak ve verimli bir ova üzerine kurulması ,yöreyi yerleÅŸmeye elveriÅŸli kılmıştır.
Elazığ(Harput)’ın yazılı tarihi hakkında ilk bilgilerin Hitit tabletlerinden almaktayız. Buna göre yörenin ilk sakinleri Mitanni adında bir devler kuran Hurriler olmuÅŸtur. M.Ö.III ve IV bin yıllarında bölgede Subarların yaÅŸadıkları ve Fırat isminin bunlar tarafından verildiÄŸi ileri sürülmüştür. Subarlar’ın Hurriler2le aynı kökten geldikleri ve yeryüzünde madeni ilk iÅŸleyen kavim oldukları bilinmektedir. Hatta iÅŸlenen madenlerin Mezopotamya’ya da ihraç edildiÄŸi anlaşılmaktadır. Mezopotamya’da geliÅŸen kültürlerin kökenini burada aramanın daha doÄŸru olacağı kanaatindedirler.
Hurriler2den sonra M.Ö.2000 yıllarında yöreye IŞUVA adı veren, tarımda ve dokuma sanatında ileri olan Hititler hakim olmuşlardır.
Hititlerin yöredeki egemenliğine ;çivi yazısını kullanan ve taş oymacılığı konusunda ileri olan Urarturlar son vermiştir. Günümüzde de ayakta olan Harput Kalesini ilk yapanların Urarturlar olduğu ileri sürülmektedir.
M.S. 1. Asırla 3. Asar kadar Harput’a hakim olan Romalılar ,madencilikte ileri olup yörede maden iÅŸletmeleri kurmuÅŸlar Harput ve civarında azda olsa bir ÅŸehir hayatının ortaya çıkmasına vesile olmuÅŸlardır.
Sasaniler’le Bizansızlar arsında zaman zaman el deÄŸiÅŸtiren Harput , 7. Asrın ortalarında Bizansızlar’ın eline geçer. Sonra H.z.Ömer zamanında müslüman Arapların hakimiyetine girer. Bu dönemlerde Uluova ve Kuzuova da hayvancılık yapılıyor,insanlar çoksade bir hayat sürüyorlardı .10.asırda ikinci defa Harput’u ele geçiren Bizanssızlar burada bir vilayet teÅŸkilatı kurmuÅŸlardır.
Harput ve çevresi 1071 yılında kazanılan Malazgirt zaferinden sonra 1085 yılında Türkler’in eline geçmiÅŸtir.Harput’taki ilk Türk hakimiyeti ÇubukoÄŸulları ile baÅŸlar.Bu dönemde Harput’un iskanı ve imarı çalışmaları uç verir.Böylelikle günümüze kadar gelen ve sonsuza kadar devam edecek olan Türk hakimiyeti saÄŸlam temeller üzerine kurulmuÅŸ olur.
Anadolu’nunu fethine katılarak ,TürkleÅŸmesinde önemli rol oynayan ArtukoÄŸulları ,Harput’ta 1113 yılından baÅŸlayıp 1234 yılına kadar ,yüzyıl sürecek olan bir hakimiyet kurmuÅŸlardır.ArtukoÄŸulları’nın Harput’un kültür tarihi üzerinde önemli bir yeri vardır.Osmanlılar gibi kayı boyundan olan Artuklular ünlü komutan Belek Gazi’yi yetiÅŸtirmiÅŸ ,Harput’u bugüne kadar ulaÅŸan Türk-İslam eserleriyle süslemeye baÅŸlamışlardır.Harput’taki Ulu Cami,Alacalı Camii bu dönemde yapılmışlardır.Yine ArtukoÄŸulları döneminde bir hastane,bir çok çeÅŸme ,türbe ,saray inÅŸa edilmiÅŸtir.Harput kalesi önemli bir onarım görmüş ve bazı eklentiler yapılmıştır. Yine kalenin hemen dibinde Süryani Kilisesinin Artuklu Hükümdarı Fahrettin Karaaslan tarafından yapıldığı kanaati vardır.
Bu dönemde ticaret ve el sanatları son derece ÄŸeliÅŸmiÅŸtir.1185 yılında yapılan Ahi Musa Mescidi’nin varlığı Harput’ta bir Ahi TeÅŸkilatı’nın kurulduÄŸunu göstermektedir.Artuklular dönemi Harput’un bayındır hale gelmesiyle birlikte bilim ve sanatta da önemli hamlelerle doludur.Adı bilinmeyen bir yazar matematik kitabı yazmış ,musikide .edebiyatta önemli geliÅŸmeler olmuÅŸtur.Artuklular döneminde Uluova ve Kuzuova da geleneksek usüllerle tarım yapılmıştır.Bu dönemlerde evler genellikle tek katlı ve damlıdır.
Artuklular döneminde Harput bir bilim,kültür,sanat ve ticaret merkezi haline gelmiştir.
Anadolu Selçuklu hükümdarı Alaaddin Keykubat ,Artukluların egemenliÄŸine son vererek Harput’a hakim olur. Bu dönemde Harput’ta Türk-İslam Kültürü tamamen hakimdir. Ticaret,sanat ve kültür ÅŸehri olma özelliÄŸini sürdürür. Arap Baba Mescidi bu dönemin eseri olup,mescitteki çini işçiliÄŸi ,el sanatlarının ne kadar ileri bir düzeyde olduÄŸunu gösterir.
Selçuklular’ın zayıflama dönemlerinde Harput’a İlhanlı akınları oldu. İlhanlılar yörede huzursuzluk yarattıkları gibi Harput’ta oluÅŸan uygarlık birikimlerini de önemli ölçüde tahrip etmiÅŸlerdir. Harput’un yaÅŸadığı en acı ve en talihsiz yıllar bu dönem olmuÅŸtur.
İlhani hakimiyetinden sonra Harput’a 1339 yıllarında baÅŸlayıp 1465 yılına kadar sürecek olan DulkadiroÄŸulları dönemi baÅŸlar ve bu dönemde Harput Kalesi tekrara onarım görür.
Tarihi boyunca bir sınır bölgesi ve ihtilaf hududu olarak kalan Harput ,1465′de Akkoyunlular’ın eline geçer ve Osmanlılara sınır oluÅŸturursuzun Hasan döneminde İtalyan gezgini Barbora’ya göre göz kamaÅŸtırıcı bir kenttir. Akkoyunlular zamanında Harput’ta para basılmış,kültür ve sanatta önemli hamleler yapılmış ,çok sayıda din adamı ,bilim adamı ve sanatkar yetiÅŸmiÅŸtir.
Harput 1507 yılında Safaviler’in eline geçmiÅŸ ,26 mart 1516 yılında ise Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır. Osmanlı Devleti zamanında en olgun devrini yaÅŸar ve DoÄŸu Anadolu ‘nun ticaret merkezi olur. Bu dönemde Palu ve Keban’da da önemli eserler yaptırılmış ,Keban ve Maden ilçelerinde maden iÅŸletmeciliÄŸi oldukça geliÅŸmiÅŸtir. Bu nedenle özellikle Harput’ta bakır iÅŸletmeciliÄŸi geliÅŸmiÅŸ ;bakır türkülere konu olmuÅŸtur.
Harput medreselerinde çok sayıda vasıflı alim ve sanatkar yetişmiştir. Yöre insanı divan edebiyatı konularına hakim olmuş ,Fuzuli ve Nedim gibi şairlerimizin şiirlerini bestelemişlerdir. Medrese kültürü ile, kır kültürü birbirini yakından etkilemiş aydın halk tezadı önemli ölçüde ortadan kaldırmıştır. Bu dönemde musikide de önemli gelişmeler olmuş ve divan geleneği ile halk geleneğinin kaynaşmasından oluşmuş bir müzik kültürü ortaya çıkmıştır. İpekçilik son derece gelişmiş ,ipek tezgahları ve fabrikaları kurulmuştur.
Evliya Çelebi Harput’ta 17. Yüzyılda 600 dükkan ,7 ticaret hanından,bedesten ve saraçhaneden söz eder. Harput’un çevre köylerinde de el sanatları yaygınlaÅŸmıştı.
Pamuk ve diğer zirai ürünler ekilir , tarım ve hayvancılıkla birlikte el sanatları en önemli geçim kaynağını oluştururdu.
Harput 19.yüzyılda canlılığını korudu.Kamus’al-Alem’e göre bu dönmede Harput’ta 2670 ev,843 dükkan, 10 camii,10 medrese, 8 kütüphane, 8 kilise ,12 han ve 90 hamam bulunmaktaydı.
19. yüzyılda Harput2ta sanayide uç vermeye baÅŸladı.Osmanlıların son zamanlarında batılılar Harput’a özel bir önem verdiler. Amerikan,Alman ve Fransız kolejleri kurdular. Bu okullar Harputtaki yaÅŸama biçimini etkilemiÅŸtir. Bu nedenle Harput halkından bir çok insan Amerika’ya gidip gelmiÅŸtir. Cevat Fehmi BaÅŸkut’un yazdığı Harput’ta bir Amerikalı oyunu bu olayı Harput’un son yüzyıldaki çöküşünü anlatır.
Harput,birbirine çok benzeyen sebeplerle tarihe karışan bir çok eski Türk ÅŸehri gibi terk edilmiÅŸtir. Yöneticilerin 1834 yılında askeri ve idari merkezlerini mezraya taşımaları ,demir yolunun mezreden geçmesi gibi nedenlerle zaman içerisinde Harput bütün fonksiyonları ile birilikte taşınarak bugünkü Elazığ ‘ı oluÅŸturmuÅŸtur.
Türklerin fethine kadar bir kale ÅŸehri olarak kalan Harput ,Türklerle birlikte bayındır bir ÅŸehir haline gelmiÅŸ ve istikrara kavuÅŸmuÅŸtur. Orta Asya’dan kopup gelen Türk insanı ,beraberinde getirdiÄŸi bilgi birikimi,gelenek,görenekleri ile mahalli kültürlerden de istifade ederek ,Harput’u çiçek çiçek nakışlamış ve Türk medeniyetinin en hassas , en sevimli ve en yüksek örneklerini yaratmıştır.
Türklerle birlikte Harput’ta ÅŸehirleÅŸme,ticaret,el sanatları,dini ve diÄŸer kültürel faaliyetler her geçen gün geliÅŸerek devam etmiÅŸtir. Son derece güçlü ÅŸairler , bilim adamları,mutasavvıf yetiÅŸtiren Harput ,kendine has bir folklor ve edebiyat geliÅŸtirmiÅŸ ve Türk kültür tarihi içerisinde nadide bir yere sahip olmuÅŸtur.

HARPUT VE ELAZIÄž ADININ KAYNAÄžI

Asur ve Hitit yazılarında Harput’tan söz edilmektedir. BoÄŸazköy’de bulunan Hititler’e ait çivi yazılı belgelerde Harput yöresine IÅžUVA denildiÄŸi görülmektedir.M.Ö.19. uncu asırda bulunan Asurlar’a ait çivi yazılı Kapodokya metinlerinde KARPATA adıyla geçen yerin Harput olduÄŸu söylenmektedir.Urarturlar döneminde Harput’a KARBERD denilmekte idi.”KAR ” taÅŸ, “BERD” ise kale anlamına gelmektedir.
M.Ö.13. asra ait Hitit çivi yazılı bir vesikada Harput, HARPUTTAÅž olarak adlandırılmıştır. Vesikada HarputtaÅŸ ,Harziuna ülkesinin dört ÅŸehrinden birisi olarak gösterilmiÅŸtir.HarputtaÅŸ ÅŸehri ile bugünkü Harput’un aynı olduÄŸu konusundaki fikri Prof.Bossert ileri sürmüştür.M.Ö.9. ve 8. yüzyılda Hitit kitabelerinde Harput’a HARPUTTAVANAS denilmektedir.
M.Ö.900-650 yıllarında Urarturlar Harput’a SUPANI adını vermiÅŸlerdir.Eski Yunan ve Romalılar bu kelimeyi SUPHANE ya da SOFEN ÅŸeklinde kullanmışlardır.Bununla beraber ünlü Alman CoÄŸrafyacılarından “K.Ritter” Harput’un bütün SUPHANE eyaletinin merkezi olarak göstermekte ve bu fikri Lehman Haupt da muhtemel görmektedir.
Arap kaynaklarında Harput ve yöresi HİNZİT,Ermeni kaynaklarında ise HANDZİT olarak geçmektedir.Arap kaynaklarında İranlılar’ın zapt ettikleri ZIATA CASTELLUM denilen yerin Harput’tan baÅŸka bir yer olmadığı , ZİYATA kalesine Araplar’ın HISN-I ZİYAT dedikleri ,Ziyata’nın Ziyad’a benzetilmiÅŸ olduÄŸu ve Castellumun’da Arapça kale manasına gelen HISN kelimesinin karşılığı olduÄŸu muhakkakdır.
Harput bir zamanlar bu ÅŸekilde isimlendirilmiÅŸ ve Hısn-ı Ziyat ismi yakın asırlara kadar devam etmiÅŸtir.Bazı bilginler Hısn-ı Ziyat isminin yalnızca kaleye verildiÄŸi ,ÅŸehre ise HARTABIRT denildiÄŸi ve Arapça’ya bu ÅŸekilde ve bazende HATR-EL-BUYUT geçtiÄŸi ifade edilmektedir.
Harput’un Elazığ’a taşınmasıyla Elazığ’da oturan insanlar Harput’a yukarı ÅŸehir demeye baÅŸladılar.
Elazığ’ın Osmanlı Dönemindeki ilk adı Mezradır.Elazığ’ın Sultan Abdulaziz zamanında bayındırlaÅŸtığı ve buraya MAMURET’ÜL AZİZ yani Aziz’in yaptırdığı kent adı verilmektedir.Sonraları halkın aÄŸzında daha kolay söylenebildiÄŸi için ELAZİZ olarak kullanılmıştır.17 Kasım 1937 ‘de ELAZİZ’e gelen Atatürk ,ÅŸehrin adının ELAZIK olmasını istemiÅŸ; Atatürk’ün önerisi ve bakanlar kurulu karari ile Elaziz,Elazık olarak deÄŸiÅŸtirilmiÅŸtir.Azık diyarı anlamına gelen bu kelime , söyleniÅŸ zorluÄŸu nedeniyle 10 Aralık 1937 ‘de bir bakanlar kurulu kararı ile bugünkü söyleniÅŸ ÅŸekliyle kabul edilmiÅŸtir.



Åžubat-2-2008
Filed Under (Elazığ) by admin

GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 3.153 km²

Nüfus: 498.225 (1990)

İl Trafik No: 23

Elazığ ili, Doğu Anadolu Bölgesinin güneybatısında, Yukarı Fırat Bölümünde yer almaktadır. 9153 Km2 yi bulan yüzölçümü ile Türkiye topraklarının % 0 12 ni oluşturmaktadır. İl, doğudan Bingöl, kuzeyden (Keban Baraj Gölü aracılığı ile) Tunceli, batı ve güney batıdan ( Karakaya Baraj Gölü aracılığıyla) Malatya, güneyden ise Diyarbakır illerinin arazileri ile çevrilidir. İl, merkez ilçe ile birlikte 11 ilçe, 537 köy ve 709 mezra yerleşmesinden oluşmaktadır.

İLÇELER

Elazığ ilinin ilçeleri; Ağın, Akçakaya , Arıcak , Baskil , Karakoçan, Keban, Kovancılar, Maden, Palu ve Sivrice’dir.

Ağın: İlçenin tarihinin M.Ö. XVI-XIV yüzyıllarda yöreye yerleÅŸen Hurrilere kadar uzandığı bilinmektedir. Fırat’ın bir kolu olan Karasu, İlçenin doÄŸu sınırı boyunca uzanmakta ve Keban civarında Murat Nehri ile birleÅŸerek asıl Fırat’ı teÅŸkil etmektedir. İlçe Roma devrinden kalma kaya mezarları ve leblebisi ile ünlüdür.

Alacakaya : İlçede ‘Murat Hanı’ adını taşıyan tarihi bir yapı bulunmaktadır. DoÄŸal güzelliklere sahip ilçede (Elazığ- Alacakaya karayolu üzerinde Sori mıntıkasında) görülmeye deÄŸer bir ÅŸelale ile ilçe merkezine 3 Km. Mesafede ‘ Gölalan’ adında bir gölcük mevcuttur. İlçe , Dicle Kral Kızı Barajının tamamlanmasıyla yaÅŸanmaya ve görülmeye deÄŸer bir sayfiye yeri olmaya aday durumdadır.

Arıcak : İlin en yüksek dağı olan 2517 metre rakımlı Hacı Ali Dağı ilçe sınırları içerisindedir. Dicle nehrinin kaynağını oluşturan Mirvan Çayı ilçe merkezinden geçer. Yaz aylarında bu çayın kıyıları mesire yeri olarak tercih edilir. Ayrıca ilçenin Erimli Kasabasında enfes doğal güzelliğe sahip bir şelale bulunmaktadır.

Baskil : İlçe dağlık bir bölge olup, Haroğlu ve Hacı Mustafa önemli dağlardır. İlçede yapılan kazılarda buranın Roma ve Bizans döneminde de yerleşim merkezi olduğu ortaya çıkmıştır. Ulaşım kara ve demiryolu ile sağlanmaktadır.

Karakoçan: İlçenin kuzeyinde yer alan daÄŸlık kesimler meÅŸe ormanlarıyla kaplıdır. Peri Çayı’da ilçenin içlerine kadar uzanmaktadır. Zengin doÄŸal güzelliklere sahip olan ilçede, Peri çayı kenarında bulunan Kolan kaplıcalarını her yıl binlerce kiÅŸi saÄŸlık amacıyla ziyaret etmektedir. Yine ilçe merkezinde Kalecik Barajı Çamlığı, Beyaz ÇeÅŸme Mesire Yeri, Güzel baba Ormanı yaz aylarında halkın raÄŸbet ettiÄŸi dinlenme yerleridir.

Keban: İlçenin hangi tarihte kurulduğu kesin olarak bilinememekle birlikte X. Yüzyıla ait bir yerleşim yeri olduğu , Keban Barajının yapımı nedeniyle yörede gerçekleştirilen kazılar neticesinde ortaya çıkarılmıştır. IV. Murat , Bağdat seferine giderken yöreye uğramış ve Denizli köyü yakınlarında bir kervansaray yaptırmıştır. İlçede ülkemizin en büyük barajlarından birisi olan Keban Barajı ile Yusuf Ziya Paşa tarafından inşa ettirilen ve kendi adıyla anılan bir camii ve çocuklarına ait bir tarihi türbe bulunmaktadır.

Kovancılar: Ekonomisi genelde tarıma dayalı olan ilçede, son yıllarda endüstri bitkileri de yetiştirilmektedir.

Maden: Bilinen tarihi kaynaklara göre , İlçenin tarihi M.Ö. 2000 yıllarına kadar uzanır. Maden ilçesi, Doğu Torosların devamı olan Mihrap dağı eteklerinde, dar bir vadinin yamaçlarında kurulmuştur.

Palu: İlçenin tarihi oldukça eskidir. Yörede ilkçağ ve ortaçağdan kalma birçok eser vardır. Palu yakınlarındaki Şimsat Kalesi, o dönemde oldukça önem arz etmiştir.

Sivrice: İlçenin tarihi ile ilgili olarak Selçuklu öncesine dayalı çok kesin bilgi ve belgeler yoktur. Öyle ki Hazar Gölü altındaki Batık Åžehrin tarihi bile kesin olarak ortaya çıkarılamamıştır. Sivrice ilçesinin en büyük varlığını teÅŸkil eden Hazar Gölü, eÅŸine ender rastlanan göllerden biridir. Özellikle Elazığ ve çevre illerin eÄŸlence, dinlenme ve tatil merkezi durumundadır. Göl çevresinde 25′e yakın Kamu Kurum ve KuruluÅŸlarının kamp ve dinlenme tesislerinin yanı sıra halka açık tesislerde bulunmaktadır. Son yıllarda çeÅŸitli siteler, yazlıklar ve ikinci konutlarla çevresi bir hayli renklenen Hazar gölü, turizmin yanı sıra balıkçılık için de elveriÅŸlidir.

NASIL GİDİLİR

Karayolu

İlde karayolu ile ulaşım, hemen hemen tüm bölgelere (bu bölgelerdeki bazı illere) özel otobüs işletmeleri tarafından sağlanmaktadır.

Otogar Tel: (+90-424) 224 20 02

Demiryolu

Elazığ İl merkezi Malatya’dan gelerek Maden ve Ergani ilçesi üzerinden Diyarbakır’a giden demiryoluna 1934 yılında açılan Yolçatı - Elazığ hattıyla baÄŸlanmış, bu hat Elazığ İlinden geçerek Tatvan’a ulaÅŸmaktadır. Bununla birlikte Elazığ’dan İstanbul’a ve Adana’ya demiryolu ile yolcu ve yük taşımacılığı yapılmaktadır.

İstasyon Tel: (+90-424) 218 10 72 - 212 18 67

Havayolu

Elazığ’dan, haftanın her günü , Türk Hava Kurumu uçakları ile Ankara’ya ve Ankara baÄŸlantılı İstanbul, İzmir ve Antalya’ya tarifeli uçak seferleri, haftada bir gün ise direkt Elazığ - İstanbul seferi yapılmaktadır.

Hava Limanı Tel: (+90-424) 255 52 87

Denizyolu

Keban Baraj gölü üzerinde, Elazığ-Pertek, Elazığ- Çemişgezek , Elazığ-Ağın arasında ulaşım feribotla sağlanmaktadır. Bu feribotlar belirtilen ilçe belediyeleri tarafından işletilmektedir



Ocak-24-2008
Filed Under (Elazığ) by admin

Görülmeli
Oldukça ilginç bir doğa fenomeni olan Buzluk Magarası ve Hazar Gölü görülmeli.

Harput Mesiresi
Elazığ´a 5 km. uzaklıkta. Açıkava Hava Müzesi görünümünde olan ve hemen hemen her dönemden kalma tarihi eserlerin bulunması, dini turizm ve Kaplıca Turizmi için de tercih edilen Harput Mesiresi yeşilliği ve temiz havası ile görülmeye değer.

Harput’a Harput Kalesi’ni görmeye gitmeli.Harput’un meydanı koca çınarla süslü etrafı ise tarihle çevrili: Alacalı camisi, Sarahatun Camisi, Cimşit Beş Hamamı, Kurşunlu Camisi ve Ulu Cami. Hiçbiri turizme açık değil. Halk arasında en ünlüsü Arap Baba Türbesi. Cesedinin ve kesik başının çürümemiş olduğuna inanılıyor.

Keban Barajı
Keban Barajı´nın inşasından sonra 64100 hektar büyüklüğünde bir baraj gölü meydana gelmiş. Bu gölün etrafında Elazığ ve çevre iller halkının yararlandığı eğlence ve mesire yerleri mevcut.

Hazar Gölü
Elazığ´a 22 km. uzaklıkta, Hazarbaba ve Mastar dağları arasında sıkışmış tektonik bir göldür. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin kendine has plajları olan, su sporları ve balık avcılığı yapılan en önemli gölüdür.

Buzluk Mağarası
Tarihi Harput beldesinin kuzeydoğusunda Elazığ´a 11 km. uzaklıkta bulunuyor. Jeomorfolojik yapısı nedeniyle hava akımı ile yaz aylarında burada sarkıt ve dikitleri andıran buz tabakaları oluşuyor. Kış aylarında ise tam tersi olarak sıcak hava oluşuyor.

Etkinlik
Sivrice Göl Şenlikleri: 21-23 Temmuz
Ağın Şenliği: 21-23 Temmuz
Leblebi ÅženliÄŸi: 5-7 AÄŸustos

İklim
Karasal iklim egemen olup, kışlar soğuk ve yağışlı, yazlar ise sıcak ve kurak geçiyor. En uygun gezi ayları Haziran-Ağustos arasındaki dönem.



Temmuz-5-2007
Filed Under (Elazığ) by admin

GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 3.153 km²

Nüfus: 498.225 (1990)

İl Trafik No: 23

Elazığ ili, Doğu Anadolu Bölgesinin güneybatısında, Yukarı Fırat Bölümünde yer almaktadır. 9153 Km2 yi bulan yüzölçümü ile Türkiye topraklarının % 0 12 ni oluşturmaktadır. İl, doğudan Bingöl, kuzeyden (Keban Baraj Gölü aracılığı ile) Tunceli, batı ve güney batıdan (Karakaya Baraj Gölü aracılığıyla) Malatya, güneyden ise Diyarbakır illerinin arazileri ile çevrilidir. İl, merkez ilçe ile birlikte 11 ilçe, 537 köy ve 709 mezra yerleşmesinden oluşmaktadır.

İLÇELER

Elazığ ilinin ilçeleri; Ağın, Akçakaya, Arıcak, Baskil, Karakoçan, Keban, Kovancılar, Maden, Palu ve Sivrice’dir.

Ağın: İlçenin tarihinin M.Ö. XVI-XIV yüzyıllarda yöreye yerleşen Hurrilere kadar uzandığı bilinmektedir. Fırat’ın bir kolu olan Karasu, İlçenin doğu sınırı boyunca uzanmakta ve Keban civarında Murat Nehri ile birleşerek asıl Fırat’ı teşkil etmektedir. İlçe Roma devrinden kalma kaya mezarları ve leblebisi ile ünlüdür.

Alacakaya: İlçede ‘Murat Hanı’ adını taşıyan tarihi bir yapı bulunmaktadır. Doğal güzelliklere sahip ilçede (Elazığ-Alacakaya karayolu üzerinde Sori mıntıkasında) görülmeye değer bir şelale ile ilçe merkezine 3 Km. Mesafede ‘ Gölalan’ adında bir gölcük mevcuttur. İlçe , Dicle Kral Kızı Barajının tamamlanmasıyla yaşanmaya ve görülmeye değer bir sayfiye yeri olmaya aday durumdadır.

Arıcak: İlin en yüksek dağı olan 2517 metre rakımlı Hacı Ali Dağı ilçe sınırları içerisindedir. Dicle nehrinin kaynağını oluşturan Mirvan Çayı ilçe merkezinden geçer. Yaz aylarında bu çayın kıyıları mesire yeri olarak tercih edilir. Ayrıca ilçenin Erimli Kasabasında enfes doğal güzelliğe sahip bir şelale bulunmaktadır.

Baskil: İlçe dağlık bir bölge olup, Haroğlu ve Hacı Mustafa önemli dağlardır. İlçede yapılan kazılarda buranın Roma ve Bizans döneminde de yerleşim merkezi olduğu ortaya çıkmıştır. Ulaşım kara ve demiryolu ile sağlanmaktadır.

Karakoçan: İlçenin kuzeyinde yer alan dağlık kesimler meşe ormanlarıyla kaplıdır. Peri Çayı’da ilçenin içlerine kadar uzanmaktadır. Zengin doğal güzelliklere sahip olan ilçede, Peri çayı kenarında bulunan Kolan kaplıcalarını her yıl binlerce kişi sağlık amacıyla ziyaret etmektedir. Yine ilçe merkezinde Kalecik Barajı Çamlığı, Beyaz Çeşme Mesire Yeri, Güzel baba Ormanı yaz aylarında halkın rağbet ettiği dinlenme yerleridir.

Keban: İlçenin hangi tarihte kurulduğu kesin olarak bilinememekle birlikte X. Yüzyıla ait bir yerleşim yeri olduğu , Keban Barajının yapımı nedeniyle yörede gerçekleştirilen kazılar neticesinde ortaya çıkarılmıştır. IV. Murat , Bağdat seferine giderken yöreye uğramış ve Denizli köyü yakınlarında bir kervansaray yaptırmıştır. İlçede ülkemizin en büyük barajlarından birisi olan Keban Barajı ile Yusuf Ziya Paşa tarafından inşa ettirilen ve kendi adıyla anılan bir camii ve çocuklarına ait bir tarihi türbe bulunmaktadır.

Kovancılar: Ekonomisi genelde tarıma dayalı olan ilçede, son yıllarda endüstri bitkileri de yetiştirilmektedir.

Maden: Bilinen tarihi kaynaklara göre , İlçenin tarihi M.Ö. 2000 yıllarına kadar uzanır. Maden ilçesi, Doğu Torosların devamı olan Mihrap dağı eteklerinde, dar bir vadinin yamaçlarında kurulmuştur.

Palu: İlçenin tarihi oldukça eskidir. Yörede ilkçağ ve ortaçağdan kalma birçok eser vardır. Palu yakınlarındaki Şimsat Kalesi, o dönemde oldukça önem arz etmiştir.

Sivrice: İlçenin tarihi ile ilgili olarak Selçuklu öncesine dayalı çok kesin bilgi ve belgeler yoktur. Öyle ki Hazar Gölü altındaki Batık Şehrin tarihi bile kesin olarak ortaya çıkarılamamıştır. Sivrice ilçesinin en büyük varlığını teşkil eden Hazar Gölü, eşine ender rastlanan göllerden biridir. Özellikle Elazığ ve çevre illerin eğlence, dinlenme ve tatil merkezi durumundadır. Göl çevresinde 25’e yakın Kamu Kurum ve Kuruluşlarının kamp ve dinlenme tesislerinin yanı sıra halka açık tesislerde bulunmaktadır. Son yıllarda çeşitli siteler, yazlıklar ve ikinci konutlarla çevresi bir hayli renklenen Hazar gölü, turizmin yanı sıra balıkçılık için de elverişlidir.

anahtar kelimeler: elazığ Tatil Yerleri,elazığ otelleri,elazığ ucuz otelleri,elazığ ucuz pansiyonları,elazığ pansiyonları,elazığ restaurantları,elazığ gezilecek yerleri,elazığ tarihi,elazığ resimleri,elazığ araba kiralama,elazığ ucuz tatil,elazığ hotelleri,elazığ ucuz hotelleri,elazığ ulaşım,elazığ kalacak yerler,elazığ haritası,elazığ ilçeleri