Archive for the ‘istanbul’ Category
|
July-15-2007
İşlerinizin yoğunluğu, sizi hayattan zevk alamaz hale getirdiyse…
İstanbul’dan ayrılıp uzun bir süre tatil yapacak vaktiniz yoksa…
Akçakese yanıbaşınızda sizleri yaz- kış bekliyor.
İçinizden sakin bir yerde birkaç gün geçirmek geçiyor. Yoğun iş temposundan bunaldınız. Kaçacak bir yer arıyorsunuz…
Ne yapalım! Ne yapalım derken sıkıntıdan bunalıyorsanız, size önerimiz İstanbul’un yanıbaşında bulunan Akçakese’ye gitmek…
Akçakese özellikle tertemiz denizi, pırıltılı kumsalıyla, İstanbul’un nefes borusu olarak tanımlanabilir.
İstanbul’a 60 kilometre uzaklıkta bulunan altın koyda, ister bir bungolova yerleşin, isterseniz çadır kurun.
Kısa süre de olsa, Ege ve Akdeniz’i aratmayacak güzellikteki bölge, ferah havası, yemyeşil bitki dokusu, altın tozlu kumsalıyla, üzerinizdeki tüm yorgunluk ve stresten kurtulmanıza yardımcı olacak özellikler taşıyor.
Nasıl gidilir ?
Akçakese köyü, Şile- Ağva yolu üzerinde bulunuyor. İstanbul’a 60 kilometre, Şile’ye ise 17 kilometre uzaklıkta…İstanbul’un Avrupa yakasından Fatih Köprüsü’nü geçerek yola çıkanlar, Şile’ye yapılan ve tamamı biten yeni yoldan, Ömerli’ye kadar virajlardan arınmış, rahat yolculuk yapabilir.
Şile’den sonra manzarası güzel sahip yolunu tercih edenler, birbirinden güzel köyleri ve koyları görerek, Akçakese Köyü’ne gelecekler.
Köyden itibaren sahile ayrılan 2 kilometrelik toprak yol sizi, kıyı sahil şeridine getirecek.
Otobüs yolculuğunu seçerseniz, Şile - Ağva arasında çalışan minübüslerle Akçakese’de inip, aynı yolu yürüyerek sahile ulaşabilirsiniz.
Nerede kalınır ?
Akçakese’de günü birlik tatil yapacağınız gibi, hafta sonu veya daha uzun tatiller için çeşitli olanaklar var.
Sahilde yer alan Akkaya Tatil ve Kamp Merkezi’nde, 36 oda yer alıyor.
Jale ve Erol Karaoğlan ailesinin 30 yıldır işlettiği ağaçlarla bezenmiş kampta, karavan ve bungolovlara özel yer ayrılmış.
Tesisin içinde restoran ve yemek pişirme yerleri, spor tesisleri, bulaşıkhane, çamaşırhane, otopark sahası, kilitli buzdolapları, market, duş gibi üniteler bulunuyor. Tatil merkezinin en büyük yeniliği ise tesis içine Akdeniz’de olduğu gibi ağaç evlerin yapılmış olması.
Yaklaşık 10 adet olan bu ağaç evlerde iki kişi bülbüllerle bir arada yatıp, kalkma şansına sahip. Ayrıca yine tahtadan yapılan, deniz manzaralı ve çam ağaçlarının arasındaki evlerde de kalabiliyorsunuz.
Köpekli müşterilerin de kabul edildiği Akkaya Tatil Köyü’nde, fiyatlar da uygun.
Akçakese’de kalmak için diğer alternatifler arasında, sahilde kamp yapacak çeşitli alanların yanı sıra, Kabakoz Köyü ve Şile’de de konaklama tesisleri hizmet veriyor.
Ne yenir ?
Akçakese köyü sahilinde yer alan Akkaya tesisleri restoranı, tatil köyünde kalanların ve günübirlik konukların tüm siparişlerini hazırlıyor. Ege’de üretilen özel zeytinyağı ile hazırlanan meze çeşitleri damakta leziz tadlar bırakırken, et, tavuk ve balık türü yiyecekler, taze olarak bulunabiliyor.
Tesiste konaklayanlar, ortak mutfakta kendi yemeklerini pişirebildikleri gibi, konakladıkları bungolovlar önünde mangal keyfi de yapabiliyorlar.
Bölgede piknik yapacaksınız, piknik malzemelerini kendiniz getirmelisin.
Akkaya Köyü’ne giderken, Şile yolu üzerinde, ızgara piliç ve et çevirme yapan alabalık pişiren bir çok kır lokantası da bir başka alternatifiniz olabilir.
Dönüş yolu üzerinde dalından henüz koparılmış sebze çeşitleri, haşlanmış mısır kazanları da, uğrak yerleriniz olabilir.
Alışveriş
Akçakese’de yapılacak en önemli alışveriş, bölgede en popüler olan Şile Bezi’nden yapılan giysileri almak. Tabii ki gerçek ve kalitelisini bulabilirseniz. Çünkü Şile yöresinde gerçek el işi Şile Bezi yapımı neredeyse tarihe karışmak üzere.
Genç kızların özenle dokuyup, deniz suyunda yıkadıktan sonra, el emeği göz nuruyla işledikleri motiflerle süslü Şile bezi bluzlar, sevdiklerinize götürebileceğiniz hediyelerden en önemlisi. Akçakese’ye yolunda bulunan Şile’de mevsimine göre deniz ürünlerini de alma şansınız var.
Şile merkezinde kurulan pazarda ise, çevre köylerde yetiştirilen her türlü sebze ve meyveyi bulabilirsiniz…
İlginç yerler
Karadeniz’in özenle işleyip şekillendirdiği kıyılar içinde, Akçakese Köyü, estetik koyları, kayaları ve farklı yapısıyla dikkati çekiyor. Kilometrelerce uzayan sahil şeridi, görünüşü kadar kumsalıyla da kıyılarımız arasında rağbet görüyor.
Sahil, ayak sağlığı için; masaj etkili kum yürüyüşleri, bacak kaslarının kuvvetlenip mide yağlarından kurtulmak veya üzerinizde biriken elektrik ve stresinizden arınmak ya da kızgın kumlara yatıp kum kürü yapmak için ideal bir yapıya sahip…
ALTIN DA VAR…
Maden Tetkik Arama Enstitüsü’nün yaptığı incelemelerde, ekonomik olmasa da altın tozuna rastlanan kumsal, güneş ışıkları altında pırıl pırıl parlıyor. Bir tek çakıl taşı bulunmayan koyların burunlarında Karadeniz’in karakteristik özelliği, denize dik inen dilimli ve sünger görünüşlü kayalar yer alıyor.
BALIKÇILAR… RASTGELE!
Akçakese turunuzda beraberinizde oltanızı da götürürseniz, kayalıklardan balık tutma imkanı da var. Bölge balıklarından bazıları mevsimine göre, tekir, çinekop, levrek ve kefal.Meraklıları pavurya avına da çıkıyor.
Su altına ilgi duyanlar ve dalgıçlar için dalma imkanı, sörf yapma, köy evlerini, kayaları, denize batan güneşi fotoğraflama, yürüyüş, koşu, kitap okuma, Akçakese’de yapabileceklerinizden bazıları…
Çevre gezilerine meraklıysanız, bezi ve deniz feneriyle ünlü Şile Çarşısı’nda dolaşabilirsiniz.
Mimari yapısıyla dikkat çeken Kabakoz Köyü, Ağva, Bağırganlı, Kerpe, Kovanağzı, Pembe kayalar, Cebeci gibi birbirine yakın koylarda, hayret uyandıran, anıtlaşmış doğa harikası kayaları denizle buluşan dereleri, şelaleleri, uçsuz bucaksız uzanan kıyıları inceleyebilirsiniz.
anahtar kelimeler: İstanbul Tatil Yerleri,İstanbul otelleri,İstanbul ucuz otelleri,İstanbul ucuz pansiyonları,İstanbul pansiyonları,İstanbul restaurantları,İstanbul gezilecek yerleri,İstanbul tarihi,İstanbul resimleri,İstanbul araba kiralama,İstanbul ucuz tatil,İstanbul hotelleri,İstanbul ucuz hotelleri,İstanbul ulaşım,İstanbul kalacak yerler,İstanbul haritası,İstanbul ilçeleri
|
|
July-15-2007
Kusursuz doğa….Temiz hava… Leziz balıklar…Üstelik ulaşımı da artık çok kolay…
Doğa harikası olan Şile’nin komşusu olan Ağva’da, balığın her çeşidini nefis manzaralar eşliğinde yiyerek, midenize ve gözlerinize bayram ziyafeti çekebilirsiniz.
Batı Karadeniz sahilinde yer alan Ağva, yılın her mevsiminde bir başka güzel. Yaz aylarında buraya gittiğiniz zaman, denizin tadını doyasıya çıkarabilirsiniz.
İstanbul’un diğer kıyılarına göre deniz sıcaklığı bir kaç derece soğuk olduğu için, bir çok İstanbullu burada kendine yazlık evler de yapmış.
Sonbahar aylarında ise, bölgeyi saran ağaçların sararıp kuruyan yaprakları, sağa sola uçuşurken, siz de yolunuza devam edip, keyifli yürüyüşler yapabilirsiniz.
Zamana ve iklime meydana okuyan Karadeniz’in tipik özelliği denize dik inen kayaların, anıtlaşmış olması. Yemyeşil vadilerin, sık bitki dokusunun yanı sıra, fındık ve yaprağını dökmeyen ağaçların da sıkça rastlandığı bölgede, hüzne yer yok…
Nasıl gidilir ?
Burası yeşilin bol olduğu, sessizliği dinleyip, keyifli yemekler yiyebileceğiniz bir çeşit huzur sığınağı.
Güzergah üzerinde ise, tekrar tekrar gelmenizi sağlayacak keyif ve tad alacağınız güzellikler ve pastoral lezzetler var.
Nasıl gidebileceğinize gelince… İstanbul’dan özel aracınızla yola çıkıyorsanız, 110 kilometre uzaklıkta yer alan Ağva’ya yaklaşık 1,5 saatlik yolunuz var demektir. Şile yolunu uzun zamandır kullanmadıysanız, virajları gözünüzde büyütmeyin.
Son yapılan düzenlemelerle artık otobanı kullanarak, neredeyse Şile’nin içine kadar otobanla gidiyorsunuz.
Mide bulandıran virajlardan arınmış yolda, araç kullanmak keyif haline getirilmiş.
Şile’den sonra ünlü feneri geçip, Ağva-Kandıra sahil yolunu tercih ederseniz, Karadeniz’e has mimari dokunun gözlendiği ve araları beşer dakika olan birbirinden güzel köyleri görebilirsiniz. Yol üzeri giderken tavukları ve güneş batışında dönen ağır adımlı inekleri görebilmek için, aracınızı durdurabileceğiniz bir hızda seyredin.
Nerede kalınır ?
KURFAL OTEL ilk adreslerden biri…
Ağva’da hafta sonu geçirmeye karar verdiyseniz, ailece kalabileceğiniz birçok konaklama tesisi bulunuyor.
Bunların başında, Kurfal Otel’ geliyor. Bir zamanlar tek binada hizmet veren tesis, şimdi üç binada hizmet veriyor misafirlerine.
Kurfal Tatil evi (0216) 721 84 93-94
29 özel odası,köy mutfağı,şarap bölümü, havuz ve şömine keyifleriyle, herkesin uğrak yeri.
İçinde ayrıca mini golf alanı yer alıyor. İstanbul’un ilk üçü arasına giren 13 delikli mini parkuru var. Golf severler için bu büyük bir tesis…
Kurfal Gizlibahçe Restaurant (0216 721 72 23) ise,
Göksu deresinin kenarında tatil evine, 700 m mesafede yeralıyor. Ekolojik ve balık ağırlıklı bir restaurant. 3 dönümlük arazi içinde mini hayvan bahçesi, ekolojik bahçe ve hamaklı bölümler var.Ekmekler bahçedeki köy fırınında pişiriliyor.
Tesisin aktivite bölümünde ise, imkanlar geniş. Kanoyla nehirde gezintiler, dağ bisikleti, sandal ve balık tutma imkanlarının yanısıra çevre koy ve köy gezileri devam ediyor.
DİĞER TESİSLER…
Doğanın kucağında sesizzliğin sesini dinlemek isterseniz, yaz-kış kalabileceğiniz yerlerden biri.
Yeşilçay üzerinde bulunan üç katlı 18 odalı Tahir, yılboyu açık. Otelin iki veya üç yataklı odalarından dışarı bakanlar, yamaçları bodur bitki dokusunun Yeşilçay’a vuran yansımasını seyrederek sessizliği dinleyebilirler.
Konaklamak için ev pansiyonunu tercih ederseniz, Celal Keskiner’e ait, Merkez Pansiyon ile temas kurabilirsiniz.
Ayrıca, Otel Faruk, Acar Motel, Göksu Apart Otel gibi tesisler ile, yaz sezonununda belediyenin kamp sahaları da bulunuyor.
Ne yenir ?
Yöreye has bölge balıkları, günlük tutulup buzluk şokuna girmeden tüketiliyor. Yeşilçay kıyısında balık satılan tezgahlar da var. Restoranlarda küllenmiş ocakta, ağır ağır pişen ızgara ve tava ya da odun ateşi fırında kiremitte yapılan balıklara,defne yaprağı ve özel sos konuyor.
Lüfer, palamut, çinekop gibi balıkların fiyatlarını hava ve o gün yakalanan miktar belirliyor. Yine de porsiyon fiyatları uygun. Özellikle de istanbul Boğazı kıyısında bulunan lokantalara göre…
Yemek için Şile’ye yaklaşırken, yolun her iki tarafına kurulmuş kır lokantalarını tercih ederseniz, bıldırcın , piliç, tandır kebap ve ızgara gibi çeşitleri seçebilirsiniz.
Alışveriş
Ağva’da alışveriş yapacak alışveriş merkezi gibi yerler ne yazık ki yok.
Burada alınabilecek en önemli şey, denizde taze taze tutularak gelen ve ufak balıkhalinde satılan birbirinden leziz balıklar.Günün erken saatlerinde Limana giderseniz, istediğiniz balığı bulma şansınız var.
Ağva’da alınabilecek bir diğer hediyelik ürün de, Şile’de bile çok az tezgahta üretilen Şile bezi giysiler.
İlginç yerler
Ağva, İzmit’in Çal Tepesi’nden doğup gelen Göksu ve Yeşilçay dereleri arasındaki deltaya, alüvyonlar üzerinde kurulmuş. Eski zamanlarda Ceneviz ve Venedikliler’in kolonisi olan yerleşim bölgesi, 50 metre eninde 2,5 kilometre uzunluğunda kumsala sahip.
DENİZ MEVSİMİ NE ZAMAN!
Haziran sonunda başlayıp ekim ayı sonuna dek süren deniz sezonunun yanı sıra Ağva, yıl boyu gidilebilecek bir tatil yöresi.
Köye girişte ilk dikkatinizi çeken, balıkçı teknelerinin çokluğu. Kıyı şeridinde ise bir sonraki güne ağlarını onararak hazırlanan balıkçılar gözünüze çarpıyor. Nostaljik bir balıkçı köyüne girdiğinizi çok geçmeden anlıyor ve kendinize yemek yiyecek bir bahçe, denize yakın veya çayların üzerinde kurulu lokantalardan birini seçiyorsunuz.
GELİN KAYASI
Eğer hava, dereden çıkıp denize açılmaya uygunsa, üşenmeyin. Motorlu bir tekne tutup, kıyıyı takip ederek bu defa bir başka pastoral lezzeti keşfe çıkın. Rotanızı Ağva Feneri’nden Karadeniz’e Kerpe tarafına çevirip yol alırken, daha ilk dakikalarda gördükleriniz karşısında, “Acaba ben İrlanda sahillerinde mi yoksa, Norveç fiyortlarında mıyım?”diye düşünebilirsiniz.
Çünkü burası Karadeniz ve usta heykeltraşları bile hayrete düşüren doğanın işçiliği ile karşı karşıya kalıyorsunuz.
Bir nevi açıkhava müzesi olan kıyılarda, rüzgarla elele verip sabırla uğraşan, kayaları dantel gibi oyararak, mağaralar, adalar, anıtlar yaratan dalgalar, yıllar sonra ortaya çıkan bu oluşumları acımasızca bozarak içine çekip hazmediyor.
Bu bakımdan sahil şeride üzerinde zaman zaman değişimlere rastlanıyor. Fakat yıllara ve dalgalara göğüs geren öyle bir anıt kaya var ki, denizden olsun karadan olsun, her açıdan bir başka güzelliğe sahip. İlginç öykülü kaya, bulunduğu koya adeta gözcülük yapıyor. Beyaz renkli kaya, “Gelin Kayası” ismiyle anılıyor ve denizden bakınca bembeyaz duvaklı bir geline benziyor.
SAKLI GÖL
Kıyı şeridi insanı şaşkına çevirmeye devam ederken, biz bu defa da haritalarda görülmeyen, pek de kimsenin bilmediği, gözlerden uzak doğanın içinde saklı bir göle gidiyoruz.
Ağva’yı, Kadıköy ve Pınarlı gibi köyleri geçip son evden sola saparsanız, toprak yolda traktörlerin yumuşak zeminde bıraktığı derin tekerlek izleri nedeniyle çukurlu bir yol göreceksiniz. Burada 5 dakikalık bir yürüyüşle tamamladığınız yolun bitiminde, “Saklı Gölü” bulacaksınız.
anahtar kelimeler: İstanbul Tatil Yerleri,İstanbul otelleri,İstanbul ucuz otelleri,İstanbul ucuz pansiyonları,İstanbul pansiyonları,İstanbul restaurantları,İstanbul gezilecek yerleri,İstanbul tarihi,İstanbul resimleri,İstanbul araba kiralama,İstanbul ucuz tatil,İstanbul hotelleri,İstanbul ucuz hotelleri,İstanbul ulaşım,İstanbul kalacak yerler,İstanbul haritası,İstanbul ilçeleri
|
|
July-8-2007
Ağva, yemyeşil doğası, iki yanında akan Göksu ve Yeşilçay nehirleri, cephesinde Karadeniz’in masmavi suları, birbirinden lezzetli balıkları ile İstanbul’un kuzeydoğusunda yer alan bir doğa harikası…
İstanbul’a sadece 97 km uzaklıktaki Ağva, Şile ilçesine bağlı bakir kalmış yerden biri. Eskiden çoğunlukla bahar ve yaz aylarında İstanbullular içi sayfiye yeri sayılan ama artık kışın da şehrin gürültüsünden kaçmak ve huzur içinde bir tatil geçirmek isteyenlerin bir numaralı tercihi olan yemyeşil bir rüya Ağva…
İzmit’in Çal Tepesi’nden doğup gelen Göksu ve Yeşilçay derelerinin Karadeniz’e döküldüğü yerde, zamanla oluşan delta üzerine kurulan bu şirin beldenin belki de en çekici yanı bu derelerin yemyeşil kıyıları. Oteller ve restoranlar buralara kurulmuş, yörenin tüm aktiviteleri bu kıyılarda gerçekleştiriliyor.
Medeniyetlerin uğrak yeri
Ağva, Hititler, Frigler, Romalılar ve Osmanlılar gibi bir çok uygarlığın geçiş yeri olmuş bir belde. M.Ö. 7.yy. uzanan tarihin kalıntılarına Ağva’ ya bağlı civar köylerde rastlamak mümkün. Kalemköy’ de Romalılara ait kilise kalıntıları ve mezar taşları, Hacıllı köyünde, 3.yy. sonu - 4.yy. başlarında bulunan Gürlek Mağarası, Hisar Tepe’ de bulunan kale kalıntısı, Sungurlu mahallesindeki dağ değirmeni önemli buluntulardır. Ağva’ya 14. yüzyılın ikinci yarısında Konya, Karaman ve Balıkesir’den gelen Türkmen boylarını yerleştiği söylenmektedir. Bugünkü Ağvalılar da aynı Türkmen boylarının çocukları olarak biliniyor.
Kusursuz bir çevre
Ağva, Karadeniz kıyısında 3 km. uzunluğunda kumsala sahip. Yerleşim yerleri çoğunlukla hayli içeride ve çamlıkların arkasında yer aldığı için burada deniz kirliliği yaşanmıyor. Kumsal her zaman tertemiz sizleri bekliyor.
Doğal plajı ve doğa harikası yeşili, etrafında yer alan bakir koylar, adacıklar, ormanlarla doğallığın iç içe ve oksijen oranının çok yüksek olduğu bir bölge. Kilim Koyu, Gelin Kayası, Saklı Göl mutlaka keşfedilmesi gereken yerler. Gelin Kayası denmesinin sebebi, beyaz olması ve duvaklı bir geline benzemesi. Gelin Kayasının bu adı almasının sebebine gelince, beyaz olması ve duvaklı bir geline benzemesi.
Yerinde duramayanlar için de ideal
Balık avlamaya meraklıysanız Ağva kıyıları sizin için biçilmiş kaftan. Burada balığa doyacaksınız. Karadeniz’e kıyısı olması nedeniyle ve iki nehir arasında kurulması sebebiyle burada her tür balık bulunuyor. Ağva’nın merkezindeki gözünüze çarpacak en önemli şeyler balıkçı tekneleri olacaktır. Balıkçılarla sohbet edebilir, çay içebilir hatta birlikte balığa bile çıkabilirsiniz. Yöredeki tesislerde her zaman mevsimin taze balıklarını bulabilirsiniz.
Eşsiz tabitatıyla keşfedilmeye hazır Ağva’da, yaz kış su sporları (dere kıyısında kano, deniz bisikleti) kış aylarında fitness, doğası itibariyle trekking ve avcılık yapabilirsiniz. Ormanda yürüyüş, koşu, bisiklet, kamping gibi aktiviteler için son derece uygun olan Ağva, yazın Karadeniz’in hırçın sularında serinlemek isteyenler için de ideal. Kaplumbağa, ceylan, kurt, çakal, yaban domuzu, tilki, birçok kuş türü barındıran Ağva avlanmaya da çok uygun. Temiz havayı buram buram solumak, romatizmal hastalıklara iyi geldiği söylenen şifalı kumsalında yürümek, dere kıyısındaki restoranlarda lezzetli balıkları tatmak da Ağva’nın keyfine varırken ihmal etmemeniz gerekenler.
Ağva’da pazar cuma günleri kuruluyor. Bu pazarda yöre insanının kendilerinin yetiştirdikleri ürünlerini bulabilirsiniz. Hem bu ürünler doğal, hormonsuz ve sağlıklı. Ayrıca çarşı içinde yer alan 70 yıllık fırından alacağınız ekmekin ünü Ağva’nın sınırlarını bile aşmış durumda. Burada yiyeceğini ekmekin tadına başka hiçbir yerde varamayabilirsiniz.
Ağva’ya gelirken yanınıza fotoğraf makinenizi almazsanız, yemyeşil doğayı, ağaçlar arasından Karadeniz’e dökülen nehirleri gördüğünüzde pişman olabilirsiniz.
anahtar kelimeler: ağva Tatil Yerleri,ağva otelleri,ağva ucuz otelleri,ağva ucuz pansiyonları,ağva pansiyonları,ağva restaurantları,ağva gezilecek yerleri,ağva tarihi,ağva resimleri,ağva araba kiralama,ağva ucuz tatil,ağva hotelleri,ağva ucuz hotelleri,ağva ulaşım,ağva kalacak yerler,ağva haritası,ağva ilçeleri
|
|
July-5-2007
GENEL BİLGİLERYüzölçümü: 5.712 km²
Nüfus: 7.309.190 (1990)
İl Trafik No: 34
“Orada, Tanrı ve insan, doğa ve sanat hep birlikte, yeryüzünde öylesine mükemmel bir yer yarattılar ki, görülmeğe değer.” Bir koluyla Asya’ya, diğeriyle Avrupa’ya uzanarak iki kıtayı da kucaklayan kenti Lamartine böyle tanımlıyor.
Başkentler başkenti olarak bilinen, önce Roma, ardından Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu ve kıtalara hükmederek büyük barış coğrafyaları yaratmış, Osmanlı İmpatatorluğuna başkentlik yapan İstanbul, geçmişin ihtişamını gururla korurken modern bir geleceğe doğru ilerlemektedir. İstanbul’daki çeşitlilik ziyaretçileri gerçekten büyülemektedir. Müzeleri, kiliseleri, sarayları, camileri, pazar yerleri ve doğal güzellikleri bitmez tükenmez nüanslar sunmaktadır. Boğazın kıyısında şöyle bir arkanıza yaslandığınızda, grupta kızaran renklerin karşı sahildeki evlerin pencerelerine yansımasını seyrederek, yüzyıllar öncesinde, insanların bu olağanüstü yeri neden seçtiklerini birden anlar ve İstanbul’un “dünyanın merkezindeki” şehir olduğunu hissedersiniz.
Şehrin en güzel anıtları, Haliç-Marmara Denizi-Surlar arasında kalan yarımadada yer alır. Kentin tepelerinden yükselen 500′ü aşkın caminin sulieti başdöndürücü bir atmosfer yaratır. İnsan kendini geçmiş zamanla bugün arasında bir rüyada gibi hisseder! Altı minaresiyle İstanbul’un sembolü haline gelen, dekorasyonunda kullanılan mavi çiniler nedeni ile “Mavi Cami” diye anılan Sultanahmet Camii’ni mutlaka görmelisiniz. Karşısında, İmparator Justinien zamanında kilise olarak inşa edilmiş olan ünlü Ayasofya Müzesi yer alır; mimari hünerler örneği olan bu yapı, Hz. İsa’yı, Hz. Meryem’i ve imparatorları tasvir eden nefis mozaik panolarla bezenmiştir. Bir başka tepeden bu iki muhteşem abideyi seyreden Süleymaniye Cami ise Osmanlı mimarlık sanatının zirvesidir. Kanuni Sultan Süleyman’ın isteği üzerine Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir.
Marmara’ya ve Boğaz’a hakim bir tepe üzerinde, 400 yıl boyunca Osmanlı sultanlarına konutluk ve siyasi merkezlik etmiş olan Topkapı Sarayı yer alır. Topkapı’da Çin Porselenleri koleksiyonunu, altın işlemeli ve değerli taşlarla süslü tahtları, sultan kostümlerini, masallardakileri andıran mücevherleri, nadir elyazması kitapları, yüzyıllarca merak uyandırmış olan harem salonlarını görebilirsiniz.
Ayasofya ile Sultanahmet Cami arasında araba yarışlarının yapıldığı Bizans Devrinin ünlü Hipodromu ve bu Hipodromun orta yerinde, bu dönemden kalma üç dikilitaş bulunur.
Yerebatan Sarayı Bizans döneminde yapılmış en önemli su sarnıçlarından biridir. En güzel Bizans devri eserlerinden biri sayılan Kariye Müzesi mozaik ve fresklerle süslü orijinal dekorunu muhafaza etmektedir. İstanbul’da görmeden edemeyeceğiniz bir başka mekan da Eyüp Camiidir. Burası, Eyüp Sultan’ı ziyaret edip manevi haz arayanlara güvercin sesleriyle her an cıvıl cıvıl bir ortam sunar.
İstanbul tarihsel yapıların yeniyle buluştuğu, yenilendiği bir şehirdir aynı zamanda. Kapalıçarşı labirentvari yapısıyla geçmişin hülyalı günlerinin izlerini taşımakta ısrar ederken bir yandan da modern dünyanın yepyeni ürünlerini serer önünüze; büyüleyici mücevherler, bakır eşyalar, halılar, çeşit çeşit deri ve süet giyim… Cazibesine kapılınca en ufak bir yorgunluk duymadan saatlerce dolaşabilirsiniz bu çarşıda.
Boğaz’da bir vapur gezisi, unutulmaz anılarınız arasına girecektir. Boğaz’ın iki yakasında sıralanan her birinden ayrı bir sevda masalının sulara yansıdığı asude ve emsalsiz yalılar, 20. yüzyılda yapılan lüks villalar, Dolmabahçe, Göksu ve Beylerbeyi Sarayları, Rumeli ve Anadolu Hisarları, balıkçı köylerinden kalma izler, lokantalar, çay bahçeleri, parklar, gece kulüpleri sizi büyüleyebilir. Aynı günde Karadeniz’in vahşi sahillerinde denize girip ardından Marmara’nın sakin kıyılarında bir çay bahçesinde bir fincan kahvenizi yudumlarken belki de tarihe geçecek anılarınızı kaleme alabilirsiniz.
Eşsiz tarihi ve kültürel geçmişi ve sayısız cazibesine ilave olarak modern oteller, istisnai lokantalar, gece kulüpleri, kabareler, tarihi çarşılar ve dükkanlar İstanbul’u konferans ve kongreler için dört dörtlük bir mekan yapmaktadır.
İlçeler
Adalar, Bakırköy, Beşiktaş, Beykoz, Beyoğlu, Eminönü, Eyüb, Fatih, Gazi Osman Paşa, Kadıköy, Kâğıthane, Kartal, Küçükçekmece, Pendik, Sarıyer, Şişli, Ümraniye, Üsküdar, Zeytinburnu, Büyükçekmece, Çatalca, Silivri, Şile, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bayrampaşa, Esenler, Güngören, Maltepe, Sultanbeyli, Tuzla.
Önemli Semtler
Boğaz: Avrupa ve Asya’yı ayıran Boğaz’da Karadeniz’e doğru geleneksel ve unutulmaz bir deniz gezisi yapmadan İstanbul ziyareti tamamlanmış sayılamaz. Büyük bir ihtişam ve saf bir güzellik yansıtan kıyıları geçmiş ve günümüzün karmasıdır. Yalıların yanında modern oteller, taştan hisarların yanı başında rustik saraylar ve küçük balıkçı köylerinin hatırasını taşıyan semtlerde şık yapılar… Boğaz’ı görmenin en iyi yolu kıyılarında zig zag çizen yolcu vapurlarından birine binmektir. Eminönü’nden başlayan gezi sanki bir bayramda akraba ziyaret ediyormuş gibi sırayla Boğazın Asya ve Avrupa kıyılarına uğranarak devam eder. Gezi, aşağı yukarı 6 saat sürmektedir. Eğer gezi özel bir biçimde gerçekleştirilmek istenirse, bu konuda gece veya gündüz kısa düzenlemeler yapan ihtisaslaşmış acentalara başvurulabilinir.
Haliç: Uzun ve dar, boynuz biçimindeki Haliç İstanbul’un Avrupa tarafını bölmektedir. Dünyanın en tabii limanlarından biri olduğundan Bizans ve Osmanlı donanmaları ve ticari gemicilikle ilgilenenler burada toplanmışlardır. Gurup vakti suyun altın rengini aldığı bu yerin kıyıları bugün hoş parklarla ve yürüme alanlarıyla çevrilidir. Haliç’in ortasına doğru gidildiğinde yer alan Fener ve Balat semtlerinde, Bizans ve Osmanlı döneminden kalma ahşap evler, kiliseler ve sinagoglarla dolu sokaklar bulunmaktadır. Ortodoks Patriği de burada oturmaktadır. Biraz yukarıdaki Eyüp, Osmanlı mimarisinde oymacılığın yansıdığı bir yerdir.
Tepelerin yamaçlarını yer yer koyu selvilerin bulunduğu mezarlıklar kaplamaktadır. Dualarının kabul göreceğine inananlar buradaki Eyüp Türbesini ziyaret ederler. Bu tarafa bakan tepedeki Pierre Loti Kahvesi manzaranın keyfine varmak için mükemmel bir mekandır.
Beyoğlu Ve Taksim: Beyoğlu yapıldığı devrin özelliklerini koruyan, 100 yıl evvelki Avrupa tesirli mimari mirasıyla görülmeye değer bir semttir. Avrupa’nın ikinci eski metrosu Tünel halen en kısa metro unvanını korumaktadır. Metro ile kulesi bir sembol haline gelen Galata bölgesine geçmek mümkündür. Tünelin üst ucu Istiklal Caddesinin başlangıcıdır. Eski tramvayların tekrar servise konulduğu, yalnız yayalara açık cadde, Cumhuriyet devrinde konsolosluklara tahsis edilen eski elçilik binaları ile çevrilidir. Tünelin üst kısmında, İstiklal Caddesinin başlangıcındaki Divan Edebiyati Müzesi (Mevlevi Tekkesi - 18. yy. eseri) güzel bir yapıdır. Caddenin iki yanında birbirinden meşhur mekanlar vardır. Bir yanda Galatasaray Lisesi, karşı sırada rengarek, otantik restoranları ve Balık Pazarını içine alan Çiçek Pasajı… Sonra cadde boyunca sinemalar, tiyatro, kafe, lokanta ve eğlence yerleri… Taksim meydanına ulaşan cadde eski parlak, hareketli, daima kalabalık gün ve gecelerine yeniden kavuşmuştur.
Türk’ün Kurtuluş Savaşını, Atatürk ve arkadaşlarını sembolize eden, göz okşayan abide Taksim meydanını süslemektedir. Yeni metronun ana terminali meydanın altında, Atatürk Kültür Merkezi de kuzeyde yer almaktadir. Beş yıldızlı Hyatt ve Intercontinental Otelleri Taksim Parkındadır, Istanbul Hilton Oteli de buradadır. Sınıfında Türkiye’de yapılan ilk otel olan Hilton (1955) halen en meşhur ve en iyi olma özelliğini korumaktadır. Radyo Evi, türünün en zenginlerinden olan Istanbul Askeri Müzesi, Lütfü Kırdar Kongre Sarayı, Açık Hava Tiyatrosu da bu civardadır.
Sultanahmet: Tarihi yarımadanın batı ucunda yer alan semtte farklı İmparatorlukların önemli dini, idari ve sivil yapıları yer almaktadır. Tarihi Sultanahmet meydanının etrafı Ayasofya, Haseki Hürrem Hamamı, Sultanahmet Camii, Hippodrome, Dikilitaşla gibi tarihi eserlerle çevrilidir.
Ortaköy: Boğazın en güzel yerine tahtlanan, zamanında padişahların sayfiye yeri olan Ortaköy Osmanlı Dönemi’nden beri ilgi çeken bir yerleşim merkezidir. Bugün Çırağan Sarayı, Kabataş Erkek Lisesi, Feriye, Princess Oteli, ve cami kilise ve sinagog üçgeninde yer alan Ortaköy, çarşısı ve içindeki seyyar “entel pazarı”, hediyelik eşya dükkanları, kafeleri, barları ve restoranlarıyla İstanbulun önemli eğlence ve alışveriş merkezlerinden birisidir.
Sarıyer: Tarabya’dan sonraki virajdan Boğaziçi’nin Karadeniz’e kavuşması ilk defa görünür. Buradan Sarıyer semti içlerine kadar elçiliklere ve şahıslara ait eski yazlıklar ve balık lokantaları sıralıdır. Büyükdere’den ayrılan dar bir yol orman içlerini aşarak, bentleri geçerek Karadeniz sahillerine, meşhur Kilyos plajlarına ulaşır.
Sarıyer ve sonraki Rumeli Kavaği vapur seferleri ile Boğazı gezenlerin Avrupa yakasındaki son iskeleleridir. Balık lokantaları ile şöhretli her iki komşu semt ve karşı kıyıda bulunan Anadolu Kavağı tatil günleri çok kalabalık olur.
Boğaziçi bu yerleşimleri geçtikten sonra sadece yeşil koruluklarla örtülü yamaçlara sahiptir. Her iki kıyıda son yerleşimler Karadeniz’e komşu Anadolu ve Rumeli Fenerleri ile balıkçı köyleridir.
Üsküdar: Üsküdar, Kız Kulesi ile bütünleşen bir semttir. Karşıya, Avrupa’ya geçişin iskelesidir. Meydandaki 16. yüzyıl camileri, ortadaki abidevi çeşme, sahildeki minyatür Şemsi Paşa Cami ve Medresesi Türk sanatının güzel örnekleridir. Tarihi Karacaahmet Mezarlığı ve daha ilerideki büyük ve küçük Çamlıca tepeleri Üsküdarın sırtlarında bulunur. Tepeler çamlıklarla örtülü olup, Adaların ve Boğazın kuş bakışı manzaralarına hakimdir.
Kadıköy: Marmara sahillerindeki güzel Kadıköy’de tarihi yapı bulunmaz. Istanbul’un son yüzyılda hızla gelişen semtlerinden biridir. Antik Kahlkedon yerleşim biriminde sonraları bir çok manastır inşaa edilmişti. M.S. 5. yüzyıl Hıristiyanlık dünyası önemli konsül toplantıları burada yapılmıştı. Eski bahçeli malikanelerin çok azı zamanımıza gelebilmiştir. Yat Kulüpleri, marinalar, geniş caddeler, Kadıköy sahilleri boyu uzanır.
Fenerbahçe güzel bir gezinti yeridir. Meşhur Bağdat Caddesi de alışveriş imkanları ile ünlüdür. 1908 yılında tamamlanan Prusya mimari üslubundaki Haydarpaşa Tren İstasyonu, Üsküdar çıkışındadır. İstasyon Bağdat demiryolunun ilk (veya son) duraği idi. Yandaki yamaçta Kırım Savaşında hayatlarını kaybeden Ingiliz ve Fransız askerlerinin mezarları ve abideleri, büyük askeri hastanenin yanında bulunmaktadır.<br><br>Ticari liman tesisleri arkasındaki tepelere yerleşmiş iki büyük bina vardır. Saat kuleli olan eski Haydarpaşa Lisesi, şimdi üniversitedir. Diğeri, büyük ve 4 kuleli olan Selimiye Kışlasıdır (19. yy). Kırım Savaşı sırasında buradaki yaralılara hemşirelik yapan Florence Nightingale anısına kaldığı oda o günlerdeki gibi korunmaktadır.
Şile: Üsküdar’dan 50 km. mesafedeki şirin ve güzel turistik kasaba Karadeniz sahillerindedir. Kısmen tamamlanmış otoyolu ve sonrası ormanları aşan viraj yol ile geniş ve meşhur Şile plajlarına ulaşılır. Balıkçı barınaği, Ceneviz kale kalıntısı ve şöhretli feneri görülmeye değer yerlerdir. Batıda plajlar, kasabanın doğusunda da bir sıra küçük kumsal koy uzanır. Yaz aylan hareketli ve kalabalık geçer, bol sayıda pansiyon ve oteller mevcuttur.
Adalar: Prens Adaları adı ile de bilinen Istanbul Adaları, Marmara Denizinde, şehre bir saat kadar yakınlıkta 8 adadır. Haliç girişi ve Kabataş Iskelelerinden kalkan vapur veya deniz otobüsleri dört adaya muntazam seferler yaparlar.
Bizans devrinde manastırların kurulduğu Adalar, saray mensuplarına yazlık veya sürgün yeri olmuş; Heybeliada’da Bizans’ın son yapısı, Meryem Ana’ya ithaf edilmiş küçük kilise, Deniz Lisesi üst binası avlusunda bulunur.
19. yüzyıl başlarında servise giren buharlı vapurlar ile Adalar’a ulaşım kolaylaşmış, okullar ve oteller de inşa edilince nüfus artışı başlamıştır. Büyükçe olan, yan yana sıralı dört ada yazlık evler, villalar, çamlık korularla kaplı olup, plaj ve piknik yöreleri ile ünlüdürler. Mayıs ayından eylül sonuna kadar kalabalıklaşan Adalar diğer zamanlarda tenhadır. Yerleşim bölgelerinin iskelelere yakın çevrelerde, şehre bakan yönde geliştiği, tepeleri çamlıklarla örtülü ada yollarının tek vasıtası faytonlardır. Mevsim boyu, bilhassa tatil günlerinde koylar ve plajlar özel yat ve motorların, yelkenli teknelerin çekici duraklarıdır.
Her adada bulunan Yelken ve Su Sporlan kulüplerinin ilki ve meşhuru Burgaz Adasındadır. Hikaye yazarı Salt Faik Abasiyanık adada yaşamış, yaşadığı ev müzeye çevrilmiş ve uğrağı, gün batımı ile şöhretli Kalpazan Kaya mahalli meşhur bir kahve olmuştur.
Heybeli yönünde, şeklinden dolayı adlandırılmış, Kaşık Adası yer alır. Heybeli Ada’nın ikiz tepeleri arasında Deniz Lisesi üst binası bulunurken, öndeki diğer tepe üzerinde, çamlık içerisinde, Rum Ruhban Okulu ilk görülen büyük yapılardır. Ada iskelesi yanında Deniz Lisesi sahil boyu uzanır. Lokanta ve çayhaneler diğer yöndedir. Yerleşim alanlarının arka cephesinde çok güzel bir koy ile, Kaşık Adası’na bakan tarafta halk plajı ve Deniz Kulübü tesisleri ile arkasında meşhur Değirmen Burnu piknik alanı bulunur. Tepeleri çevreleyen yollarda, çamlar içerisinde güzel ve manzaralı yürüyüş güzergahlan adayı dolanır. Ada okullar ve sanatoryum tesislerinden dolayı kış aylannda da nispeten hareketlidir.
Takım Adaların en büyüğü ve meşhuru Büyük Ada’dır. Fayton turu ile etrafı iki saate yakın bir sürede dolaşabilirsiniz. Ancak bir saatte dolaşılan yarım tur daha enteresandır. Halk plajlarından Heybeli Ada yönündeki Yörük Plajı şahane bir koyda bulunmaktadir. Dil Burnu mesire alanı tercih edilen güzel bir yerdir. Iskele civarı kalabalık yerleşim bölgesinin aksine adanın güney tarafı ıssızdır. Buralardaki koylar teknelerin ziyaret yerleridir. Adanın üst sırtlarında harap halde bulunan 19. yüzyıl yapısı eski oteli, belki dünyadaki en büyük ahşap yapı, ihya edileceği zamanın özlemi ile ayakta durmaya çabalamaktadır. Büyük Ada iskele civarı lokantaları, çayhaneleri ve dükkanları ile renkli ve hareketlidir. Yaz aylarında servis veren dört oteli vardır. Güzel evler, bakımlı bahçeler eşsiz manzaralar adaları gezenlerde unutulmaz anlar bırakır. Sonraki Sedef Adası sakinlerinin dışında gelenlere plajı ile açıktır.
Çevresi
İstanbul’un dışından 25. km.de, Karadeniz’in Avrupa kıyısında Kilyos’un geniş kumsalları yaz aylarında İstanbulluları çekmektedir. Karadeniz’den içeride, Avrupa kıyısındaki Belgrad Ormanı İstanbul’un çevresindeki en geniş ormandır. İstanbullular, hafta sonlarında, gölgeliklerinde, mangallı aile piknikleri yapmak amacıyla arabalarıyla buraya giderler. Yöredeki 7 adet eski su deposu ve bazı doğal kaynaklar farklı bir atmosfer oluşturur. Osmanlı su kemerlerinden 16.’ncı yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapılan Moğlova Su Kemeri en muhteşemidir. Golf Kulübü’nün üzerinden geçen yine Sinan’ın eseri 800 m. uzunluğundaki Sultan Süleyman Su Kemeri Türkiye’deki su kemerlerinin en uzunlarından biridir.
İstanbul’dan 25 km. uzaklıktaki Polonezköy, 19′uncu yüzyılda Polonyalı göçmenler tarafından Asya kıyısında kurulmuştur. Köy atmosferi içinde yürüyüşler, atlı gezintiler yapmak, buraya ilk gelenlerin yakınlarınca sunulan geleneksel Polonya yemeklerinden tatmak için Polonezköy, İstanbulluların uğrak yeridir. Üsküdar’a 70 km. uzaklıkta Karadeniz kıyısındaki Şile’nin kumsalları, restoranları ve otelleri burayı İstanbul’un en hoş tatil mekanlarından biri haline getirmektedir. Turistik açıdan popüler olan yöre, tanınmış Şile bezinin üretildiği yerdir.
Bayramoğlu - Darıca Kuş Cenneti ve Botanik Parkı İstanbul’un 38 km uzağında eşsiz bir dinlenme yeridir. Yaya yürüyüş yolları, restoranları ile bu devasa park dünyanın farklı bölgelerinden gelen kuş çeşitleri ve bitkilerle doludur.
Marmara Denizi’ndeki günlük seyirlerinden sonra yatçıların marinasına yanaşabildiği şirin Eskihisar balıkçı kasabası İstanbul’un güneydoğusundadır. Türkiye’nin 19′uncu yüzyıl büyük ressamı Osman Hamdi Bey’in kasabadaki evi müzeye dönüştürülmüştür. Eskihisar ve Gebze arasında yer alan Anibal’ın mezarı bir Bizans kalesi çevresindeki sitlerdendir.
İstanbul’dan 65 km. mesafedeki popüler tatil yeri Silivri’de birçok İstanbullunun yazlık evi bulunmaktadır. Burası harika restoranları, spor ve sağlık merkezleri ile büyük bir tatil yeridir. Konferans merkezi de iş - tatil karışımı faaliyetleri ve “kültür turizmi” için şehrin hızlı temposundan kaçan iş adamlarını çekmektedir. Tarifeli deniz otobüsü servisi İstanbul’u Silivri’ye bağlamaktadır.
Dokuz ada ile bezeli Marmara Denizi’ndeki adalar Bizanslı prenslerin sürgün yeriydi. Bugün artık varlıklı İstanbulluların yaz aylarında serin meltemlerine ve 19′uncu yüzyıl şık evlerine kaçtıkları mekanlardır. Adaların en büyüğü Büyükada’dır. Çam ağaçları arasında harika bir fayton gezisi yapabilir veya adanın çevresindeki sayısız küçük koylardan birinde denize girebilirsiniz!
Diğer popüler adalar Kınalı, Sedef, Burgaz ve Heybeliada’dır. Muntazam araba vapuru seferleri adaları her iki Avrupa ve Asya kıyılarına bağlamaktadır. Yazın Kabataş’tan hızlı deniz otobüsü servisi vardır.
anahtar kelimeler: istanbul Tatil Yerleri,istanbul otelleri,istanbul ucuz otelleri,istanbul ucuz pansiyonları,istanbul pansiyonları,istanbul restaurantları,istanbul gezilecek yerleri,istanbul tarihi,istanbul resimleri,istanbul araba kiralama,istanbul ucuz tatil,istanbul hotelleri,istanbul ucuz hotelleri,istanbul ulaşım,istanbul kalacak yerler,istanbul haritası,istanbul ilçeleri
|
|
|