Archive for the ‘Konya’ Category

Åžubat-6-2008
Filed Under (Konya) by admin

Konya : Tanıtımı, Resimleri, Tarihi - İl İl Türkiye Konya”da ve çevresinde yerleÅŸik düzen Prehistorik (Tarih öncesi) çaÄŸdan baÅŸlar. Bu çaÄŸ içinde Neolitik - KaIkolitik - Erken Bronz ÇaÄŸ kültürlerini görürüz.

Bu çağın iskan yeri olan höyükler, Konya il sınırları içindedir. (ÇeÅŸmelisebil”in ortasında da bir adet höyük vardır.) Neolitik Devre (MÖ. 7000-5500) ait buluntular, Çatalhöyük”teki arkeolojik kazılarda meydana çıkmıştır.

Bugün Konya”nın bir semtinin içinde kalan Karahöyük”te Hitit iskanı görülmektedir. Senelerdir sürdürülen arkeolojik kazılar bu çağı anlatan buluntular vermektedir.

Anadolu”da Hitit egemenliÄŸine son veren Friygler Trakya”dan Anadolu”ya göç etmiÅŸ kavimlerdir. Alaaddin Tepesi ve Karapınar, Gıcıkışla, Sızma”dan elde edilen buluntular MÖ VII. yüzyıla aittir. Frygyalılardan sonra Konya (KAVANİA) Lidyalılar ve İskender”in istilasına uÄŸramıştır. Daha sonraları Anadolu”da Roma hakimiyeti saÄŸlanınca Konya İkonium olarak varlığını korumuÅŸtur. (MÖ 25) Antalya”dan Anadolu”ya çıkan Hıristiyan azizlerden St. Paul Antiochia (Yalvac”a) sonra İkonium”a (Konya”ya) gelmiÅŸtir. Bu devirde Hatunsaray Lystra-Derbe ve Laodica (Ladik; Halıcı) ve Sille önemli Bizans yerleÅŸim yeridir.

İslamiyetin Anadolu”da yayılması ile Bizans”a (Yani İstanbul”a) Arap akınları baÅŸlamıştır. Emeviler, Abbasiler, Konya üzerinden akınlar yapmışlardır.

1071 tarihindeki Malazgirt Meydan Savaşı”ndan sonra Anadolu”nun büyük bir kısmı ile beraber Konya”da Selçuklular tarafından Bizanslıların elinden alınmıştır.

Anadolu Selçuklu Sultanı Süleyman Åžah 1076 tarihinde Konya yı baÅŸÅŸehir yapmıştır.1080 tarihinde baÅŸkent İznik”e nakledilmiÅŸtir. Kılıç Aslan I. 1097 tarihinde baÅŸÅŸehri Konya”ya taşımıştır. Konya 1097 tarihinden 1277 tarihine kadar aralıksız Anadolu Selçuklularının baÅŸÅŸehri olmuÅŸtur.

Konya 1277 tarihinde Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından ele geçirilmiştir. Karamanoğulları devletinin egemenliğine geçmiştir. Osmanlı Padişahlarından Murat II. 1442 tarihinde de Karamanoğulları hakimiyetine son vermiştir.

Konya Osmanlı Devleti zamanında şöhret ve itibarını devam ettirmiÅŸtir. Osmanlı sultanlarından Yavuz Sultan Selim, Mısır ve İran seferleri sırasında Konya”da konaklamıştır. Kanuni Sultan Süleyman İran, Murat IV ise BaÄŸdat seferi sırasında Konya”da kalmışlardır.

Cumhuriyet Devrinde hızla büyüyen ve gelişen Konya, tarihi eserleri ile bugün açık hava müzesi görünümünde bir şehirdir.



Åžubat-2-2008
Filed Under (Konya) by admin

MEKE GÖLÜ

Konya Karapınar ilçesindeki Türkiye’nin en genç volkanik oluÅŸumu Meke Gölü, doÄŸa tutkunları için ideal. Konya’ya 101, Karapınar’a 8 kilometre uzaklıktaki krater gölüne Karapınar-EreÄŸli yolunun 7′nci kilometresindeki sapaktan gidiyorsunuz. İki kilometre sonra 16 bin hektara yayılmış doÄŸa harikası önünüzde. Elektrik, tesis ve asfaltın olmadığı göl, kamp ve fotoÄŸraf tutkunlarının mekanı. Birinci derecede doÄŸal sit alanı olan Meke Gölü, 12 metre derinliÄŸinde ve suyu tuzlu. 400 milyon yıl önce yaÅŸanan iki volkanik patlamada oluÅŸan krater gölünün ortasında, 9 bin yıl önceki patlamada oluÅŸan bir ada var. Çevresinde 5 kilometre yürünebilen göl, birçok kuÅŸ çeÅŸidinin yaÅŸam ve üreme alanı.
Gölün ismini aldığı Meke kuşları, yaz aylarında konaklayan flamingolara eşlik ediyor. Göl başta angıt, su çulluğu, ibibik, kaya kartalı, mısır akbabaları, kızıl şahin, kınalı keklik, yeşil karga, kılkuyruklu şakrak, Sakarmeke, Kızılbacak, Uzunbacak, Deli Doğan ve Yeşilbaş gibi çok sayıda kuşa ev sahipliği yapıyor.

Nasıl oluştu?

1. derecede doğal sit alanı olan göl, iç içe 2 krater gölünü barındırıyor. Göllerin oluşumu şöyle: 5 milyon yıl önce volkanik patlamayla oluşan krater, zamanla suyla dolarak göle dönüştü. Daha sonra ikinci bir volkanik patlama meydana geldi ve gölün ortasındaki ikinci volkan konisi oluştu. Zamanla o da suyla dolarak ikinci bir göle dönüştü. Bir ada olarak ana mekenin ortaya çıkmasını izleyen dönemlerde çeşitli patlamalarla bir bölümü ana koniye bitişik, bir bölümü de ada halinde olmak üzere 7 tane küçük meke daha ortaya çıktı.

Göl iki zamanlı volkanik bir krater gölüdür. Göl I.zamanda 4 km. çapında, yuvarlak bir çöküntü alanı içerisinde oluşmuş, ikinci bir püskürtme ile göl içerisinden sekonder denilen yükselmeler meydana gelmiştir. Bu oluşumdan sonra da gölün ortasında, 1.500 m. genişliğinde, göl düzeyine göre 140 m. yüksekliğinde proklastik oluşumlu volkanik Meke Tepesi bulunmaktadır. Bu jeolojik oluşumlar bununla da tamamlanmamış, sonraki evrelerde çeşitli patlamalar meydana gelmiş ve burada Parazit Koni denilen yedi küçük tepe (meke) daha meydana gelmiştir. Jeomorfolojide bu tip oluşumlara Kaldera ismi verilmekte olup, iç içe gelişmiş volkan bacası anlamına gelmektedir. Tepenin ortası içeriye doğru obruk şeklinde çöküktür. Günümüzde bu tepe volkan küllerinin sönmesinden ötürü bakır rengini almıştır. Göl çevresinde ve tepenin üzerinde yanık volkan küllerinin renkleri, külleri açıkça görülmektedir.

Meke Gölü’nün derinliği 12 m.yi geçmemektedir. Deniz seviyesinden yüksekliği de 985 m.yi bulmaktadır. Gölün yüzölçümü 0.5 km2’dir. Gölün magnezyum ve sodyum sülfattan oluşmuş su kaynakları yeraltından kaynaklanmaktadır.

Tarih boyunca Meke Gölü ve çevresi Karamanoğulları’nın, Osmanlı Devleti’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin tuz ihtiyacını karşılamıştır. O dönemlerde bu amaçla kullanılmış eski yapılara ait kalıntılar göl çevresinde görülmektedir. Yolun batısında Tekel işletmesinin eski tuz depoları, müştemilat yapıları bulunmaktadır. Gölün doğusunda 10-15 m. uzaklıkta tatlı su kuyusu bulunmaktadır. Gölün batı yakası ise oldukça dik ve keskin kayalıklarla kaplıdır.

Geçen yıl yaz aylarında yeterli yağış almadığı için kuruyan, bazı bölgeleri de bataklık haline gelen Meke Gölü’nün imdadına kışın yağan yoğun kar yağışı yetişti. Yağan bahar yağmurları ve eriyen karlarla birlikte gölün su seviyesi yükseldi. ‘Dünyanın nazar boncuğu’ olarak nitelendirilen göl kuruma tehlikesini atlattı. Yaz aylarında flamingoları ağırlayan Meke Gölü’nün bir benzeri ise yalnızca Kanada’da bulunuyor. Geçen yıl gölü besleyen yeraltı sularının çiftçilerce tarımda kullanılması ve çevresinin korunmaması nedeniyle göl, bütün güzelliğini yitirmişti. Bunun üzerine gölde yaşayan flamingo sürüleri de başka sulak alanlara gitmişti. Öte yandan Meke Gölü’nün yakın bölgelerinde orman oluşturma çalışmaları devam ediyor. Bu çerçevede bölgeye geçtiğimiz dönemde 300 bin ağaç dikildi. Meke krateri, 25 metre derinlikte gölün yüzeyinde bir koni gibi yükseliyor. Meke’nin üzeri kızıl kahverengi, mor, kırmızı ve siyah renkli volkanik taş parçaları ile kaplı. Bu renkler kraterin bir volkanik dağ olduğunu ele veriyor. Volkanik taşlardan oluşan krater, şiddetli yağmur sularını da emiyor. Bilim adamlarınca 5 milyon yıl önce bir volkanik patlama sonucu oluştuğu bildirilen göl, taban suyuyla besleniyor. Gölün ikizi ise Kanada’da bulunuyor.



Ocak-24-2008
Filed Under (Konya) by admin

Genel
Yüzölçümü olarak Türkiye’nin en büyük toprak arazisine sahip olan Konya, ovası ile gerçekten de Türkiye´nin doğal tahil silosu. Tarih boyunca mistik bir şehir olan Konya´yı günümüzde Mevlana Müzesi ve diğer özellikleriyle turizmimizin önemli merkezlerinden.
Görülmeli
Halı ile ilgiliyseniz yaklaşık 150 yıllık bir geçmişi olan elde dokunan Simav Zerafet Halıları ilginizi çekebilir.

Ziyaret etmeden geçilemeyecek yerler
Kale Çamlığı, Huğlu, Karaburun ve Kızılören Çamlığı Orman İçi Dinlenme Yerleri, Meram Bağları, Ilgın Kaplıcası, İvriz Kaya Kabartması, Beyşehir Kalesi, Akmanastır, Hagia Eleni Kilisesi , Sırçalı Medrese, Tacül Vezir Medresesi ve Türbesi, İnce Minareli Medrese, Ali Gav, Küçük Karatay, Karatay ve İsmail Aka (Taş Medrese) Medreseleri, Has Bey ve Nasuh Bey Darülhuffazları, Seydişehir Muallimhanesi, İplikçi Camisi ve Medresesi, Sadreddin Konevi Camisi ve Türbesi, Alaeddin Dursunoğlu, Selimiye, Kapı, Aziziye, Eşrefoğlu ve Pir Hüseyin Camileri, Sahip Ata , Karabaş Veli ve Lala Mustafa Paşa Külliyeleri, Akşehir ve Ereğli Ulucamileri, Mevlana Türbesi ve Dergâhı , Nasreddin Hoca Türbesi , Taş Mescit, Sırçalı Mescit, Karatay, Tahir ile Zühre, Altunkalem, Güdük Minare ve Küçük Ayasofya Mescitleri, Yusuf Ağa Kitaplığı, Kubadabad Sarayı, Seyyid Mahmud Hayran ve Şeyh Şahabeddin Zaviyeleri, Kızılviran, Sultan, Zazadin, Horozlu, Kadın, İshaklı ve Kuruçeşme Hanları, Rüstem Paşa Kervansarayı, Konya Arkeoloji, Karatay Çini Eserleri, Konya Taş ve Ahşap Eserleri, Konya Mezar Anıtları, Atatürk Evi ve Kültür, Konya Etnografya, Konya Mevlana, Koyunoğlu, Akşehir Taş Eserler, Akşehir, Atatürk ve Etnografya, Ereğli Müzeleri

Konya Höyükleri
Yaklaşık 40 yıldır kazılar yapılan çatalhöyük ve (diÄŸer iki höyük) Konya’ya gidildiÄŸinde mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden biridir. Konya’nın Çumra İlçesi sınırlarında olan bu höyük’te yapılan çalışmalar sonucunda 13 yapı katı açığa çıkartılmıştır.

Kilistra: Konya’nın Kapadokyası
Kilistra Antik kenti M.S. 7. y.y’da Kapodokya benzeri yumuÅŸak kayaların oyulması ile bir çok kaya yerleÅŸmesi oluÅŸturulmuÅŸtur. 1998 yılında giderleri il özel idare müdürlüğü tarafından karşılanmak üzere Konya Müze Müdürlüğü adına yapılan kurtarma kazısı çalışmalarında, Haç Planlı Åžapel, Sümbül Kilise, Büyük Su Sarnıcı ve Şırahanelerde temizlik, restorasyon, çevre düzenlemesi yapılmıştır.

Dünyadaki ilk manastırlar
Sille, Konya merkezinin 8 kilometre kuzeybatısındadır. O dönemde keşişler, kayaları oyarak yapmışlardır ve dünyadaki ilk manastırlardandır.

Mevlana Müzesi
Höşgörünün, farklı kültürlere, başka inançlara saygınının simgesi olan Mevlana Müzesi ve Türbesi bu çağda özellikle ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri.

Alaadin Camii
Kentin merkezinde Alaeddin Tepesi üzerinde. Anadolu Selçuklu mimarisinin Konya’daki en büyük ve eski camisi. Zaman içinde sürekli değişme ve eklerle günümüze ulaşan yapı 12. yüzyıl ortalarına ait. İki renk taş ve mermerden taçkapı, çinili mihrap, çini mozaik süslemeli kubbe ve abanoz minber, yapının önemli bölümlerinden.

İplikçi Camii
Alaeddin Caddesi üzerinde yer alan yapı Şemseddin Altun Apa tarafindan yaptırıldı. Caminin mihrabi gök mermerden yapılmış. Mevlâna Celaleddin Rumi burada ders verdi.

Sahip Ata Külliyesi
Mescit, hanigâh, türbe ve hamamdan oluşuyor. Selçuklu vezirlerinden Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından 1258-1283 yılları arasında yaptırıldı.

Åžerafettin Camii
Şeyh Şerafettin tarafından yapılan cami 1336 yılında yıkılarak Çavuşoglu Mehmet Bey tarafindan yeniden yaptırıldı. Gövdesi kesme taştan bir kubbe ile örtülü. Mermer işlemeli minber ve mihrabi sanat eseri olarak göz dolduruyor.

Selimiye Camii
Mevlâna Türbesi’nin yanında yer alan caminin yapımına 1558 yılında, Sultan 2. Selim’in şehzadeligi döneminde başlandı. Caminin inşası 1587’de tamamlandı. Mimarı belli olmayan caminin kareye yakın dikdörtgen planı ve kubbeleri, Sinan’ın bazı yapıtlarını andırıyor.

Aziziye Camii
Mustafa Paşa’nın 1676’da yaptırdığı ilk yapı yanınca Abdülaziz ve annesi Pertevniyal Valide Sultan’ın yardımlarıyla 1875 yılında restore edildi. Caminin tüm cephelerinde zengin süslemeler bulunuyor. Cami Türbe Caddesi’nde.

Sırçalı Medrese
Anadolu’daki çinili medreselerin en önemlilerinden. Medresenin yapım tarihi 1242. Gazi Alemşah Mahallesi’nde yer alıyor.

Hasbel Darul Hafzl
Karamanoglu 2. Mehmet zamanında Haci Hasbey oğlu Mehmet Bey tarafından 1421 yılında yaptırıldı. Yüksek bir kubbe ile örtülü yapı, tuğladan ve kare planlı. Içerisinde çinilerle süslü bir de mihrap bulunuyor. Gazi Alemşah Mahallesi´nde.

Ne Yenir?
Konya Mutfağı , mutfak mimarisi, araç gereçleri, yemek çeşitleri, pişirme yöntemleri, sofra düzenleri, servis usulleri, kış için hazırlanan yiyecekleriyle kendine özgü bir mutfak ve bu mutfakla ilgili inanılmaz zenginlikte bir mutfak kültürü meydana getirmiştir. Konya Mutfağı’nın en ilgi çekici özelliği kurallaşmış davet yemekleridir. Aşçı Takımı denilen düğün pilavı, davet yemeklerinin en güzeli ‘kara yemek takımı’ belli yemeklerden oluşur ve bu davetlere gidildiğinde hangi yemeklerin yenileceği bellidir. Komşu kaldırmaları, çetnevir, soğukluk sofraları, tandıra bütün kuzunun asılmasıyla hazırlanan ‘çebiç’ olarak adlandırılan ziyafet sofrası yemekleri, Arabaşı ve ‘peşmani’ çekilen gece misafir sofraları da genellikle bilinen yemeklerden oluşur.

Bamya Çorbası
Orta Anadolu’da da yapılan bamya çorbası Konya’da klasik menülerde ara yemeği olarak önem arz eder. Konya’da pilav ve kara yemek takımında ekşi olduğu için tatlıdan sonra verilerek ikinci tertip yemeklerin yenmesi için iştah açar.

Çebiç
Çebiç, Konya ziyafet sofralarının en muhteşem olanıdır. Çebiç ziyafetine sabahtan gidilir, kahvaltıda kuzunun ciğeri ızgara yapılarak sunulur. Tandırda pişen kuzu öğlen yemeğinde bulgur pilavı üzerine konarak sunulur. Konyalı gurmelerin söylediğine göre en lezzetli çebiç Eylül ayında yapılır çünkü kuzular bu ayda en uygun olgunluktadır.

İklim
Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk geçen karasal iklim yöreye hakim. En sıcak dönemi Temmuz ayı.



Temmuz-5-2007
Filed Under (Konya) by admin

GENEL BİLGİLERYüzölçümü: 38.183 km²

Nüfus: 1.750.303 (1990)

İl Trafik No: 42

İnsanlık tarihinin ilk yerleşim yerlerinden biri olan ve tarih akışı içerisinde birçok medeniyetin izlerini bağrında taşıyan Konya, adeta bir müze şehir hüviyetindedir.

Sayısız tarih, kültür ve doÄŸal zenginliklerine sahip olan Konya yetiÅŸtirdiÄŸi İslam  büyükleri ile de tanınmaktadır. Konya tarih boyunca belli baÅŸlı yollar üzerinde yer almıştır. Tarihi İpek Yolu’nun en önemli ticaret ve konaklama merkezlerinden birisi olmuÅŸtur.

İLÇELER:

Konya ilinin ilçeleri; Karatay, Meram, Selçuklu, Ahırlı, Akören, AkÅŸehir, Altınekin, BeyÅŸehir, Bozkır, Cihanbeyli, Çeltik, Çumra, Derbent, Derebucak, DoÄŸanhisar, Emirgazi, EreÄŸli, Güneysınır, Hadım, Kulu, Sarayönü, SeydiÅŸehir, TaÅŸkent, Tuzlukçu, Yalıhöyük ve Yunak’tır.

AkÅŸehir: İl merkezinin 132 km. batısındadır.Türk ulusunun geleneksel hazır cevaplılığını güldürüleriyle yansıtan Nasreddin Hoca Türbesi’nin bulunduÄŸu, ilçede Seyyid Mahmud Hayrani Türbesi, Garp Cephesi Müzesi, TaÅŸ Camii, Hıdırlık mesire yeri, Kilise, AkÅŸehir gölü turistik yerlerindendir. Her yıl 5-10 Temmuz tarihleri arasında Uluslararası Nasreddin Hoca Åženlikleri yapılmaktadır.

BeyÅŸehir: İl merkezinin 92 km. batısındadır. İlçe turizmine canlılık kazandıran BeyÅŸehir Gölü bir milli park hüviyetindedir. Göl üzerinde 30′a yakın ada, 13 çeÅŸit balık vardır. EÅŸrefoÄŸlu Camii ve Türbesi, TaÅŸ Medrese, Çifte Hamam, Bedesten, Kubadabat Köşkü kalıntısı ve BeyÅŸehir Köprüsü önemli tarihi ve turistik yerleridir. Ayrıca Eflatun Pınar ve Fasıllar Anıtı dünyaca tanınan yerleridir. DoÄŸal güzellikleri ile ünlü ilçede Yaka Manastır, göl içerisindeki Hacı Akif Adası, dikit sarkıtları ile dolu maÄŸaraları ilgi çekicidir.

Bozkır: İl merkezinin 119 km. güneyindedir. Zengibar Kale Kalıntısı, Kaya Mezarları, Selçuklu Devri Köprü, Osmanlı devri Bozkır Camii, Akçapınar Çamlığı, Sarıot Yaylası ve Söğütlü Pınar önemli tarihi ve doğal güzellikleridir.

Cihanbeyli: İl merkezinin 97 km. kuzeyindedir. Her türlü otomobil sporlarının yapılabileceği ve akşam güneşinin ayrı bir güzellik sergilediği Tuz Gölü ve peri bacaları oluşumları ile ilgi çekicidir.

Çumra: İl merkezinin 48 km. güneydoÄŸusundadır. Zengin höyük varlığı ve sit alanları ile ilgi çekicidir.İlçede bulunan Çatalhöyük’ün tarihi M.Ö. 7000′e kadar uzanmaktadır. İlk ev mimarisi ve ilk kutsal yapılara ait özgün buluntular ile insanlık tarihine ışık tutan bir merkezdir. Anadolu’da ilk yerleÅŸik hayata baÅŸlandığını gösteren Neolitik devri iskan yerlerinden birisidir. Kazılarda bulunan çok sayıda eser, Konya Arkeoloji ve Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde teÅŸhir edilmektedir.

Doğanhisar: İl merkezinin 122 km. batısındadır. Yayla ve dağ turizmine yönelik yöreleriyle tanınan ilçe, Yunus Emre ve Taptuk Emre Mezarı, camiileri, tarihi kalıntılar ve doğal güzellikleriyle eşsiz bir yöredir.

Ereğli: İl merkezinin 145 km. doğusundadır. Ulu Camii ve Rüstem Paşa Kervansarayı önemli tarihi eserlerindendir. Akhüyük kükürtlü suyu, traverten oluşumları ile ilgi çekicidir.

Hadım: İl merkezinin 120 km. güneyindedir. İlçeye adını veren Hz. Hadimi Türbesi, bir doğa harikası kalıntılar, kaya mezarları, mağaraları ve yaylalarıyla turizme yönelik bir ilçemizdir.

Halkapınar: İl merkezinin 168 km. doğusundadır. Ivriz Kaya kabartması, dünyadaki ilk tarım anıtıdır. Ivriz Çayı dağ turizmine yönelik alanları ile ilgi çekicidir.

Ilgın: İl merkezinin 87 km. kuzey batısındadır. Sağlık turizmine yönelik Roma devrinden kalan kaplıca ve içmelerin bulunduğu ilçede, tarihi camiiler ve bedesten vardır.

Kadınhanı: İl merkezinin 60 kuzeybatısındadır. İlçeye adını veren Raziye Sultan Han ve camiiler bulunmaktadır. Ayrıca mağaraları, Kestel Kalesi ve astım hastalarına iyi geldiği bilinen Kestel Ormanları ve şifalı içme suyu ile ünlüdür.

Karapınar: İl merkezinin 96 km. doğusundadır. Selimiye Külliyesi, doğa harikası olan Meke Krater Gölü ve gölde yaşayan Meke Kuşları, Acı Göl, antik bir şehir kalıntısını içeren Çıralı Göl, Meyil Gölü önemli yerlerdir.

Seydişehir: İl merkezinin 134 km güneybatısındadır. Seyyid Harun Veli Türbe ve Camiisi, mağaraları, tarihi kalıntıları ve yayla turizmine yönelik alanları ile ünlü ilçemizdir.

anahtar kelimeler: konya Tatil Yerleri,konya otelleri,konya ucuz otelleri,konya ucuz pansiyonları,konya pansiyonları,konya restaurantları,konya gezilecek yerleri,konya tarihi,konya resimleri,konya araba kiralama,konya ucuz tatil,konya hotelleri,konya ucuz hotelleri,konya ulaşım,konya kalacak yerler,konya haritası,konya ilçeleri