Archive for the ‘Muğla’ Category

Temmuz-15-2007
Filed Under (Muğla) by admin

Köyceğiz Gölü, sabahtan öğlene kadar yaprak kımıldamayan masmavi bir göl ama öğleden sonra ise, meltemle Köyceğiz’e hayat veriyor. Görünüşüyle sanki deniz gibi ama değil. Bakar bakmaz insana büyük bir huzur veriyor. İki katlı evleri. Her köşesinden sakinlik sunan sokakları. Yaşamın dinginliği. Göl kenarındaki 2 kilometrelik yürüyüş yolunda günün her saati keyifle yaşama imkanı. 112 çeşit kuş türünün yaşadığı, başta mide olmak üzere bir çok rahatsızlığa iyi gelen 50 dönüm arazi içindeki sığla ağaçlarının yağıyla, dünyaca ünlü ama çok az bilinen Sltaniye kaplıcalarıyla Köyceğiz, mutlaka ziyaret edilmeli. Ege Akdeniz in sınırında yer alan Köyceğiz’de, tatil yerlerinin kalabalığı gürültüsü yerine, sakinlik ve dinginlik hakim.

Nasıl gidilir ?
Köyceğiz, ulaşım yönünden her türlü araçla kolayca gidebileceğiniz rota içinde yer alıyor.
HAVAYOLU

Köyceğiz’e en yakın Dalaman hava alanı 27 km uzaklıkta yer alıyor. Özellikle İstanbul’dan havayoluyla başta THY olmak üzere, bir çok havayolu bu alana sefer yapıyor. Uçak İstanbul’dan 1 saat içinde buraya geliyor.
KARAYOLU ÖZEL ARAÇ

Tatilcilerin en çok kullandığı alternatif olan karayoluyla buraya gelmek istiyorsanız, İzmir’den Aydın’a kadar otobanı kullanıp Muğla yönünden önce Gökova’ya geliyorsunuz. Sakar geçidinden inince Antalya yönüne doğru yol almaya başlayın.

Marmaris sapağından 26 kilometre sonra ise Köyceğiz’e ulaşıyorsunuz.

OTOBÜS

Diyelim ki özel aracınız yok. Köyceğiz’e gideceksiniz. Bu sorun değil. Çünkü Köyceğiz’e İstanbul ve Ankara’dan Fethiye ye Pamukkale, Kamil Koç gibi acentelerin seferler ile rahatlıkla gidebilirler. Bu hatta çok sık çalışan otobüsler nedeniyle, ulaşımda sorun yok.

Köyceğiz ile çok bilinen turistik yerler arasındaki uzaklıklar ise şöyle.

Köyceğiz - Ortaca………..20 Km
Köyceğiz - Dalaman……..30 Km

Köyceğiz - Marmaris…….60 Km
Köyceğiz - Muğla…………60 Km

Köyceğiz - Fethiye………..80 Km
Köyceğiz - Datça…………133 Km

Köyceğiz - Bodrum………197 Km
Köyceğiz - İzmir…………..280 Km

Nerede kalınır ?
Köyceğiz’de öyle büyük tatil köyleri yok. Ama onun yerine en büyük sayılabilecek 3 yıldızlı oteller ve pansiyonlar var. Köyceğiz’in 850 yatak kapasiteli kalınacak tesisleri yer alıyor.

Bunlar arasında Köyceğiz merkezinde bulunan göl kıyısındaki Alila Motel kalınacak yerlerin başında geliyor.

Köyceğiz’de kalınacak bir başka alternatif ise, kamp sahaları. Göl kenarında yer alan Belediyenin kamp yerinde Türkiye’nin her yerinden gelen gençler kamp yapabiliyor.

Köyceğiz Panorama Plaza

Tel no: (0-252) 262 37 73

Evceğiz Otel

Tel no : (0-252) 262 23 43

Kaunos Otel

Tel no: (0-252) 262 42 88

Özay Otel

Tel no :(0-252) 262 43 00

Otel Sinderella

Tel no: (0-252) 262 22 54

Özbek Pansiyon

Tel no : (0-252) 262 28 40

Oba Pansiyon

Tel no: (0-252) 262 41 81

Ne yenir ?
Köyceğiz’de doğal şekilde yetiştirilmesi taze sebze ve meyvenin yanı sıra yenilebilecek en önemli lezzetlerin başında kefal balığı geliyor.

Gölden tutulan kefal balıkları Köyceğiz’de neredeyse hemen her çeşit olarak karşınıza çıkıyor. Balığın en büyük özelliği etinde hissedilen toprak kokusunun buradaki balıklarda hissedilmemesi. Pilakisi, kiremitte olanı, buğulaması, tavada yapılanı yani hemen yer çeşidi sofralı süslüyor.
THERA RESTORAN

Ancak Köyceğiz’de eğer balık ürünleri ve mezeler yiyecekseniz gidebileceğiniz en önemli adres ise, Thera Restoran. Burası adını, antik Thera kentinden alıyor. Aile isletmesi olan Thera Restoran’da günlük deniz ürünleri, en lezzetli olarak sunuluyor müşterilere. Köyceğiz Meydanı’ndan Sultaniye kaplıcalarına giden yol üzerinde, şehir merkezine çok yakın olan Thera Restoran’ın kapalı ve açık bölümleri var. Açık bölümde oturduğunuzda Gölü rahatlıkla seyredebiliyorsunuz. Gelelim Thera Restoran’ın yemeklerine…. Restoran’ın sahibi Hasan Gencer ve oğlu Osman buranın her zaman başında vemüşterilerin hizmetinde. Gelen müşterilere evlerine gelen misafir gibi hizmet ediyorlar.

Thera’nın en önemli mezelerinden biri olan Patlıcan Közlemesi, gittiğinizde tatmanız gereken en önemli lezzetlerden. Bir tek burada bulabileceğiniz patlıcan közlemesi, aslında şubat ayından mart sonuna kadar taze taze bulabiliyorsunuz. Eğer diğer mevsimlerde de gidiyorsanız endişe etmeyin. Yine de tatma mkanınız var. Çünkü patlıcanlar yağlanıp donduruluyor. Müşterilere sunulacağı zamanda sabahtan çıkarılıp kendi kendine gün içinde çözülüyor. Sanki biraz önce közlenmiş gibi lezzetli olarak tadına bakabiliyorsunuz.

Yapımına gelince. Patlıcanlar közlendikten sonra elle değil bıcakla soyuluyor, Limonlu su ile temizleniyor. Derin dondurucu da bekletiliyor. Her mevsim de yeniliyor.

KEFAL HER ŞEKİLDE YAPILIR!

Hasan Gencer, Köyceğiz’in en ünlü yemeği Kefal balığı ile yapılmış olanlar olduğunu söylüyor. . Etine sinmiş toprak kokusu sezilmeyen Köyceğiz Gölünün kefal balığı, Pilakisi, kiremitte pişirileni, buğulaması, tavada kızartılanı, pilakisi tercih edilirken, kefalin fıska adı verilen havyarları da arananlar arasında bulunuyor. Hasan Bey doğal ortamda yetişen Kefal balığının bölgede 8-10 çeşidinin bulunduğunu belirtiyor. Bunların ancak 2/3 tanesi lezzetli olarak pişiriliyormuş. Sarı kanat ve sarı kuyruk denilenleri en iyileri.

Ayrıca Mavri denilen deniz kefali de var. Bunun kızartması yapılıyor, Ama en çok da en lezzetli olarak pilakisi yapılıyor. Bol soğanlı pilaki herkesin tercihi. Tabii buğulaması da bir başka lezzet. Hasan Bey’e göre kefal nasıl istenirse öyle yapılabilecek bir balık. Kefal her şeye geliyor.

ÇİĞ HAMSİ…

Thera Restoran’ın bir başka özel mezesi ise, çiğ hamsi. Evet çiğhamsi tuzda ufak bir işlemden geçirildikten sonra masanıza geliyor. Siz de çiğ çiğ yiyorsunuz. Hamsinin sırrı ise, filetoları çıkarılan hamsi bolca tuzla üstü kapanana kadar üzüm sirkesi içine konuluyor. 1 saat burada bekledikten sonra yenilecek kıvama geliyor. Evde yapmaya kalkarsanız, olup olmadığını anlamak içinse balıkların sırtına bakın. Sırtı beyaz olursa süzüp zeytinyağı ve limonla servis yapın.

Bölgeye ait bir çeşit olan, sılcan otu Günnük ağaçları gövdelerine sarılarak büyüyor bu sarmaşık türü yapraklarını haşlayıp üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yapılan “sılcan yoğurtlaması”ekşi buruk tadıyla meze olarak ilgi çekiyor.

Köyceğiz’in pazarında satılan yöresel otlar, özellikle narenciyelerin çiçek açma mevsiminde elde edilen bal emsallerinden çok farklı kokusu ile aranılıyor.

Köyceğiz sahilinde sırayla dizili çay bahçeleri çay rağbet görürken, Sandras dağından toplanan iri yapraklı kekiklerin birkaç yaprağının çay bardağına atarak demlenmesiyle elde edilen kekik çayı hem mideye iyi geliyor hem de boğazdaki gıcık ve pürüzleri temizliyor.

Köyceğiz yolu üzerinde ve dağdan gelen su yoları üzerine kurulu alabalık lokantaları yemek yenecek yerler arasında bulunuyor.

Alışveriş
Köyceğiz’de özellikle mevsiminde her türlü sebze, meyve satılıyor. Dalından koparılmış narenciye ürünleri sizleri bekliyor.

İlginç yerler

Gazetecilerin duayenlerinden, kelimelerin üstadı yazar Çetin Altan Köyceğiz’in uzun bir süredir en önemli sakini olarak, ilkbahardan itibaren bulunduğu yöreyi şöyle anlatır.

“Gök masmavi… Bir avuçluk bahçedeki tek portakal ağacı, gövdesinin sıskalığına aldırmadan, top top sivri yeşil yaprakları arasında bıcır bıcır beyaz çiçeklerle donanmış…

Vızıltılı bir uğurböceği, çiçeklerin birinden kalkıp ötekine konuyor; beleşçi ve ciddi bir bürokrat benzeri, gelecekte portakal olacak gizli spermlerin nektarlarını hortumluyor.

Menekşelere karşı, neşeli bir hayranlıkla gülümsemeli sevecenliğim hiç aşınmadı. Sarılar çoğunlukta bu nisan. Üç beş tane, ortası mor, süslemeli; cilveli mi cilveli beyaz menekşe… Birkaç tane de, ortası minicik sarı noktalı tümden mor olanlar var aralarında., Köyceğiz’de, yeryüzündeki tüm orkestraların bin bir musikisi, yeşile dönüşmüş gibi… Kavaklar, salkım söğütler, okaliptüsler, günlükler, çınarlar ve çamlar… Artık hepsi değişik tonlarda yemyeşil…”

Köyceğiz, bin yanına Sandras Dağı’nı almış öbür yanına Ölemez tepelerini. Onların arasında masmavi bir göl. Etrafında ise sazlıklar, yeşillikler, yeşilin ve mavinin bin bir tonu. Birlikte gece gündüz dans ediyor. İki katlı evlerin arasında daracık sokaklar, ahşap evler, sokaklarında ve evlerin pencerelerinden dışarı sakinlik, dinginlik taşıyor. Öyle büyük şehirlerin kargaşası yok burada. Canınız mı çekti. Alın bir sandalye atın gölün kenarına. İster elinize bir kitap alın, ister sadece gölün renklerini kıvrımlarını seyredin. Hayatı bir kaç saatliğine de olsa durdurun.

İşte bütün bunları yaşayabileceğiniz bir yer Köyceğiz.

Köyceğiz sakin bir yer. İlçede büyük şehirlerde görülen hırsızlık olayları yok denilecek kadar az. İnsanlar huzur içinde yaşıyor. Evler yemyeşil dokunun içinde. Bin bir çiçek, yeşillik, bitki örtüsü doğanın her yanında. Unuttuğunuz güzellikler burada sizleri bekliyor

KÖYCEĞİZ GÖLÜ

Göl aslında 52 Km2′lik tatlı su gölü. Ancak en ilginç özelliği ise, azlıklarla kaplı doğal bir kanalla göl Akdeniz’e bağlanır. Bu tür göllere yani denizle doğal bir kanal vasıtası ile birleşen göllere ayaklı göl adı verilir. Dünyada bu tür göllerin sayısı Köyceğiz Gölüyle beraber sadece 7 tanedir. Yani Dünyada ki doğa harikası 7 ayaklı gölden birisi de Köyceğiz Gölüdür. Derinliği 20-60 metre arasında değişiyor. Köyceğiz Gölünün en ilginç tarafı ise deniz seviyesinden 6-10 metre yüksek olması.

Her türlü tatlı su balığı bulunur. Ayrıca güneyinde nesli tükenmekte olan Nil Kaplumbağası bulunur. Göl içerisinde dört adet irili ufaklı ada mevcuttur. Etrafı dağlarla çevrili olup en yükseği Ölemez Dağıdır.

Köyceğiz Gölü’nde öğleden sonraları esen meltem sayesinde, sörf ve yelken yapmak da mümkün. Ayrıca kano ve kürek sporlarını da yapabilirsiniz.

Köyceğiz’de kalıyorsanız günübirlik tekne turları yapmayı ihmal etmeyin. Bu şekilde 45 dakika içinde Sultaniye Kaplıcaları’na, Kaunos Harabeleri’ne, çamur banyolarına, sazlıkların arasında süzülerek labirent gibi Dalyan Kanalı arasından bir buçuk saat sonunda, Akdeniz’in en güzel yerlerinden olan 7 kilometrelik kumsalıyla ünlü İztuzu plajına gitme imkanınız var.

KÖYCEĞİZ’İN ADI NEREDEN GELİYOR?

Köyceğiz adının nereden geldiğine gelince: Efsanelere göre Köyceğiz, gölün alanı üzerinde bulunan bir ovada kurulmuş. Bilinmeyen bir zamanda ovayı sular basmış. Felaketin seyrine gelenler gölün doğu kısmında kalan bir kaç evi ve insanı görünce: “Bütün şehir batmış, sadece kıyıda bir Köyceğiz kalmış.” demişler. Bugün hala gölün altında bir batık şehir olduğuna inanılır.

Köyceğiz tam anlamıyla turizmin her türlüsünü yapabileceğiniz bir yer. Sandras Dağları’nın tepesi 2295 metreyi bulur. Dağın eteklerinde çok güzel yürüyüş rotaları, trekking parkurları yer alıyor.

Köyceğiz’deki Tarihi Eserler

Köyceğiz çevresinde çok zengin tarihi kalıntılar vardır. M.Ö.3500-3000 yıllarında yörede uygarlık merkezlerinin oluşturulmaya başlandığını görürüz. O günden bu güne çok sayıda uygarlı çevremize hakim olmuş ve günümüze zengin tarihi kalıntılar kalmıştır. Bu eserler:

1- Kaunos Harabeleri: Kounoslar tarafından kurulan kentte agora, stoa, Roma Hamamı, tapınaklar, anfitiyatro, liman ve kale surları kazılarla ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca M.Ö. 4. yüzyıla ait Kaunos kaya mezarları tarihi kentin hemen yakınındaki Dalyan İlçesinin karşısındadır.

Köyceğiz merkezinde Köyceğiz’in simgesi tarihi Kaunos Aslan heykeli yer alıyor. Bunun da ilginç bir öyküsü var. Aslan 2 bin yıl önceki Kaunos’u temsil ediyor. Aslan’ın sağ pençesi altında bulunan ölmek üzere olan öküz kafası ise, Kaunos medeniyetine karşı olan medeniyetleri temsil ediyor.

Şimdi bu aslan Köyceğiz’in simgesi ve her yıl Köyceğiz’de Altın Aslan Film festivali düzenleniyor.

2- Akköprü: M.S. 3. yüzyılda Romalılar tarafından yapılmıştır. Köyceğiz’e 33 km. uzaklıkta olup 30 m. yükseklikte, 50 m. uzunluğunda, iki kemerli ve üç ayak üzerine oturtulmuştur. Eski çağlarda Ege’yi Akdenize bağlayan tek köprü olduğu bilinmektedir. Hakim rengi kullanılan malzemeden dolayı kirli beyaz olduğundan halk buraya “Akköprü” yakıştırmasını yapmıştır. Taşların bazıları demir kancalarla birbirine tutturulmuştur. Köprü halen yayların geçişine açıktır.

3- Gedova: Hıristiyanların din savaşlarından Yahudilerin dışlanması üzerine onlardan biri kaçıp Gedova’ya gelir. Önce “Yehova” olan bu adanın ismi daha sonra Gedova olur. Bugün Gedova’ya verimsiz ova da denir. Gedova’da bulunan bir mezar taşında; “Yüz yirmi güneş yılı yaşayan Suciye, o kadar çok içerdi ki, içtiği zaman Azrail bile ondan korkardı. İçki içmediği bir gün Azrail onun canını aldı diye yazılıdır.

10- Şeyhler Türbesi (Şeyh Hasan Dede Türbesi): Osmanlılar Devrine aittir ve Şeyhler Camii 1957′de onarım görmüştür.

11- Sultaniye Kaplıcaları ve çevresi…

12- Ali Paşa Konağı ve Çeşmesi: 1800′lü yılların sonlarına doğru yapılan konak ve çeşme Köyceğiz Köyü’ndedir.

14- Eski Evler: Köyceğiz merkezindedirler. Bu evlerin dış kapıları üzerinde yapılış tarihleri, kabartma usulünde yazılmıştır.

KÖYCEĞIZ’İN ÇEŞMELERİNDEN KAYNAK SUYU AKIYOR.

Köyceğiz’in bir başka özelliğiyse çeşmelerinden akan suyun kana kana içilebilmesi. Çünkü belediye başkanlığı yaptığı bir çalışmayla, Köyceğiz’den 22 kilometre uzaklıkta 1700 metre yükseklikte yer alan şişe suyu niteliklerindeki suyu, ilçeye getirerek halkın kullanımına sunmuş. O nedenle bu su çeşmeden aktığı gibi içilebiliyor hala günümüzde. Bu özellikle kaç yerde kaldı dersiniz!

SIĞLA AĞAÇLARI KÖYCEĞİZ’İN GÖZBEBEĞİ.

Köyceğiz’in Doğu ve Batı kesimlerinde akarsuların kışın taşması nedeniyle, sular altında kalan bazı yerlerde dünyada eşine az rastlanan Günlük (Sığla) Ağaçları bulunur. Bu ağaçların sevdiği sıcak ve nemli iklimin özelliklerini Köyceğiz taşıdığından Orman İşletmesi bu ağaçların bakımına özel bir önem verir.

Sığla Ormanlarının dünyada az rastlanır bir tür olması nedeniyle; koruması, imar ıslahı, gençleştirilmesi çok büyük önem taşımaktadır. Muğla İl sınırları içerisinde önemli yayılma alanları gösteren sığla ormanları, mevcut ormanların çok tahribata uğraması nedeniyle zarar görmektedir. Kendiliğinden yenilenmesi mümkün olmayan günlük ağaçlarının yetiştirilmesi ve ıslahına Orman İşletmesi’nce özel bir önem verilmektedir. Bu nedenle Orman Genel Müdürlüğü 1985-1991 yılları arasında 266.000 adet sığla fidanı dikmiştir. Yunus Emre Arberetum Sahası’nda da günlükler korumaya alınmıştır.

Dünyada sığla yağı üreten iki ülkeden birisi Türkiye diğeri Honduras’tır. Sığla yağı; parazit öldürücü olması ve mide hastalıklarında tedavi edici nitelikleri olması nedeniyle ilaç sanayinde, hoş kokusu nedeniyle kozmetik sanayinde kullanılan çok kıymetli bir hammaddedir. 1990 yılı itibariyle sığla yağı üretimi 3000 kg.dır.

Sığla’nın buhur denilen kabuklarının yakılmasıyla güzel kokular çıkması dolayısıyla dini bayramlarda ve Perşembe akşamları birçok evde buhur yakılır.

Köyceğiz doğal değerler açısından oldukça yüksek turizm potansiyeline sahip bir ilçedir.

Yörede plajların yanı sıra motorla deniz, göl, kanal gezileri, kara ve deniz avcılığı, piknik, yürüyüş, dağcılık, arkeolojik eserler görebilme ve kaplıcalardan yararlanmak mümkün. Köyceğiz’de izlenen gelişmeler, turizm hareketlerinin artmasıyla canlılık ve çekicilik kazandı.

SULTANİYE KAPLICALARI

“Buralarda yaşayan ölmez demişler, dağın adını ölmez koymuşlar. Sultanlar gelmişler şifa bulmuşlar, köyün adını Sultaniye koymuşlar”

Köyceğiz Belediye Başkanı Salih Erbay, böyle anlatıyor Köyceğiz’i.

Sultaniye Kaplıcaları’na Köyceğiz’den çıkıp, Hamitköy üzerinden Ekincik’e gittiğiniz yol üzerinden gidiyorsunuz.

Sultaniye Kaplıcaları, Köyceğiz’e gidenlerin mutlaka uğraması gereken yerlerden biri. Bunun birinci nedeni, doğanın en güzel görüntülerinin olduğu Ekincik Koyu Yolu’ndan buraya gidiyorsunuz. Yol boyunca etrafınızda, mandalina, portakal, limon ağaçları, sazlıklar, yemyeşil doğa ve Köycegiz Gölü manzarası sizi bekliyor. Eğer bir de fotoğraf tutkunuysanız neredeyse her kilometrede bir karşınıza güzel manzara çıkıyor. Onları çeke çeke Sultaniye kaplıcalarına kadar gidiyorsunuz.

Eğer Köyceğiz, Dalyan ve Ekincik gibi yerlerde kalıyorsanız günübirlik tekne turlarıyla buraya geliyorsunuz.

Kaplıca’nın girişinde belediye düzenleme çalışmaları yapmış ama, ilk bakışta çok modern bir düzenleme beklemek haksızlık olur. Kaplıcalara girerken, genelde sürekli kalanların bulunduğu tek sıra yan yana betondan yapılmış bir görüntü sizi karşılıyor. Onların faydalanması için bir de havuz yapılmış.

Turizme hizmet veren ise ilginç mimarisiyle dikkatini çeken havuz bölümü. Burası özellikle turistler için kadın erkek birlikte girmeleri için yapılmış. Çok büyük değil ama girilebilir. Kubbeli yapısıyla eski hamamları andırıyor.

Küçük havuz sabahın belirli saatlerinde yalnızca hanımların yararlanması için ayrılıyor. Büyük havuzun yanındaki kaynak su içmece olarak karaciğer, safra kesesi ve bağırsak problemi olanlar tarafından kullanılıyor.

Kaplıcadan çıkanlar için ise, özellikle turistlere yönelik olarak çamur banyosu yapılan açık bölümü de var. Teknelerle Köyceğiz’den ve Dalyan’dan gelenler, burada çamur havuzunda çamurlara bulanıp orada dinleniyorlar. Kısa süre sonra üzerlerinde kuruyan çamurları duşlarda temizliyorlar.

Turizm ve Sağlık Bakanlıkları’nca yapılan araştırmalar ve incelemeler sonucu Ölemez Dağı Doğusunda Sultaniye Köyü sınırları içerisinde kıyı boyunca uzanan çok sayıda termal kaynağın varlığı tespit edildi. Sağlık amaçlı olarak faaliyet gösteren bu termal kaynakların en önemlileri Sultaniye Ilıca ve İçmeleri, Hasan Çavuş Ilıcası ve Kokargirme Kaplıcasıdır

Kadın hastalıkları tedavilerinde yarar sağlamaktadır. Kaplıcalar ve sıcak sulu çamur banyosu tesisleri yaralar ve cilt hastalıkları tedavilerinde kullanılıyor.

Köyceğiz’e gittiğiniz zaman, karayolunun yanı sıra gölden kalkan teknelerle de Sultaniye ve Kokargirme termal tesislerine gidebilmek mümkündür.

Dünyada bir benzeri sadece Kanada’da bulunan bu kaplıcanın deva olmadığı hastalık yok gibi. 12 mineral içeren bu kaplıcanın kadın hastalıkları, mide rahatsızlıkları, böbrek ve en ilginci de çocuğu olmayanı çocuk sahibi yapacak özelliklere sahip olması geliyor. Ilıca suyu ayrıca bel ağrısı, romatizma, siyatik, nefrit, lumbago, ruhi yorgunluklar, cilt ve kadın hastalıkları tedavisinde etkili oluyor.
NASIL FAYDALI OLUYOR?

39 derece sıcaklıktaki şifalı sudan yararlanabilmek için her yıl kaplıca küründe olduğu gibi 21 günlük tedavi süresince, ilk girişte 10 dakikadan başlamak üzere günde iki kez banyo almak gerekiyor. Hamam özelliği nedeniyle kaplıca suyu, hamam kubbesi altında radyoaktif özellik etkili olabiliyor.

Bir diğer ilginç yanı da doğal Viagra olduğu konusunda görüşler. Türkiye’de eşi olmayan bu kaplıcanın 9 mineralli Yalova ve Pamukkale, 5 mineralli Balçova kaplıcalarına göre az ziyaret edilmesi ve pek bilinmemesi, tanıtımının bugüne kadar yeterince yapılamamasından kaynaklanıyor.

2000 yıl önce insanlara şifa dağıtan ve ciddi bir tedavi yöntemi olan bu kaplıcayı bir ziyaret edin. Bakın bakalım gerçekten de söylenenler gerçek mi?

REMO HAN.

Köyceğiz’den çıkıp Marmaris’e doğru giderken yolun sol tarafında, “Remo At Çiftliği” tabelasını görünce burada bir mola verin. Burası aslında hara yani at yetiştirme çiftliği. Sahibi Remzi yücel Malatyalı. Kendi şehrinde Arap atı yetiştirirken, yılın 4 ayı atları için ancak yeliş ot bulabilirken Köyceğiz’i keşfetmiş. Buranın sulak iklimi , yeşilliği ve verimliliği onu etkilemiş. Buraya gelip at çiftliğini kurmuş. Yetiştirdiği atları hipodromlarda koşuyor.

Bir zamanlar burada çiftliğe girip atlara binme imkanı da vardı. Ancak şimdi yine de içeri girebiliyorsunuz. Çiftliği gezebiliyorsunuz. Atları izleme imkanınız var.

ANTİKA OTOMOBİL PARKI

Köyceğiz yolu üzerinde seyredenlerin dikkatini çekecek bir başka uğrak noktası antika otomobil parkı olabilir. İstanbul un Feriköy semtinden Köyceğize taşınan bu parkta eski, antik otomobilleri ve bunlara ait yedek parçaları bulabiliyor eski model otomobil alıp satabiliyor hatta seyrederken bile nostalji yaşıyorsunuz.

PALMİYE ÇİFTLİĞİ

Burası da Köyceğiz’den çıktıktan sonra hamitköy yoluna girdiğinizde 2 kilometre sonra karşınıza çıkıyor. Tropik bitkiler üzerine koleksiyon yapan doğa aşığı doktor, dünyanın çeşitli yerlerinden 400’e yakın palmiye getirmiş ve buraya dikmiş. Yani özel bir arberetrum. Gezilebilecek ilginç yerlerden biri de burası.
anahtar kelimeler: Muğla Tatil Yerleri,Muğla otelleri,Muğla ucuz otelleri,Muğla ucuz pansiyonları,Muğla pansiyonları,Muğla restaurantları,Muğla gezilecek yerleri,Muğla tarihi,Muğla resimleri,Muğla araba kiralama,Muğla ucuz tatil,Muğla hotelleri,Muğla ucuz hotelleri,Muğla ulaşım,Muğla kalacak yerler,Muğla haritası,Muğla ilçeleri



Temmuz-15-2007
Filed Under (Muğla) by admin

Sürekli değişen hava akımı…Denizinde ve kumsalında en ufak taş ve çakıl bulunmayan kilometrelerce uzunluktaki sahil şeridi…

Deniz sezonunu açmak için Sarıgerme’den daha iyi bir yer bulamazsınız…

Nasıl gidilir ?
NASIL GİDİLİR?

İstanbul’dan yola çıkacaklar için, çeşitli alternatifler var. En kısa ulaşım, uçakla Dalaman havaalanına gitmek. Buradan taksiyle Sarıgerme’ye gidebilirsiniz.
Sarıgerme - Dalaman arası sadece 12 kilometre.

Bu yüzden uçaktan inince en çabuk plaja kavuşabileceğiniz tatil köylerinin bulunduğu yer olarak da ünlü Sarıgerme…

ÖZEL ARAÇ

Özel aracı ile yola çıkanlar, İzmir, Aydın ve Muğla’yı geçtikten sonra, Sakar Geçidi’ni inince, Fethiye - Göçek yönüne dönmelisiniz. Köyceğiz’i geçtikten sonra, Ortaca’ya varacaksınız.

Sarıgerme yoluna saparsanız, sağlı sollu meyve bahçeleriyle dolu asfalt yoldan Osmaniye köyüne ve Sarıgerme’ye ulaşacaksınız.

OTOBÜS

Otobüs yolculuğunu seçenler Ortaca’da ineceksiniz. Minübüsler Sarıgerme’ye 15 -20 dakikalık mesafesi olan Ortaca’dan devamlı seferle yapıyorlar.

arıgerme, son yıllarda turizm alanında yaptığı atak ve hızlı gelişimlerle, adından çok söz ettiriyor.

İlginç doğası, çevre zenginliği ve tarihiyle de ilgi çeken tatil beldeleri arasında yer alıyor.

En büyük özelliği ise, Fethiye, Dalyan, Göçek gibi turizm merkezlerine olan yakınlığı.

Kaunos, Telmessos, Pisilis antik kentleri üçgeni içinde yer alması ve sürekli esen rüzgarıyla sörfçülerin ilk tercih ettiği yerlerin başında geliyor. Geceleri mavi yolculuğa çıkan yatları ağırlayan Sarıgerme, “Yatların uyuduğu sahil” olarak belleklere kazınıyor.

Nerede kalınır ?
Beş yıldızlı üç büyük otel, “Magic Life”, İber ve Valtur Sarıgerme sahilinde yer alıyor. Osmaniye Köyü’nde motel, apart ve pansiyon, Sarısu’da ise belediyenin kamp alanları var. Osmaniye köyü içinde, “Otel Aydemir”, “Kardinal Sonne Pansiyon” gibi konaklama tesisleri dışında, vadide yer alan ve yeni açılan tesisler de göze çarpıyor. Bunlardan biri de Mesut Arslan ve eşinin işletmesi altındaki, “Pisilis Motel”. 24 oda ve 60 yatak kapasiteli motelin restoranı, havuzu, barı ve otoparkı var. Etrafı ormanlarla çevrili. İçi çiçekli, sakin ve huzurlu ortamda tatil yapmak isteyenlerin tercihi bu motel…

IBER OTEL SARIGERME PARK

Pisilis antik kenti yakınında yer alıyor. 20’si suit, 744 yataklı 372 odalı otelin odaları, müzik, uydu TV, klima, özel kasa ve balkonlu. Restoran ve üç barı olan tesisin toplantılar için 350 kişilik salonu bulunuyor.

MAGİC LIFE OTELİ

224 odası, her türlü spor, aktivite, animasyon ve konforuyla ultra oteller kategorisinde yer alıyor.

Magic Life’a, bir kez ücret ödenince konaklama süresince hiçbir şeye para ödenmiyor. Otelin hayvanat bahçesi bile var…

Ne yenir ?
Sarıgerme sahilinin yerleşim alanı olan Osmaniye Köyü içinde, yemek yenecek bir çok restoran, kebapçı ve bahçe içi kır lokantaları bulunuyor. Izgara ve tencere türü yemeklerin yanısıra, Dalyan’dan getirilen kefal balıklarını kiremitte ve buğulamasını yapan lokantalar var. Özellikle turistlerin rağbet ettiği bahçe barları, günün yorgunluğunun atıldığı yerlerin başında geliyor.

Sarıgerme sahilinde meşrubat, bisküvi, cips türü yiyecekler, en önemlisi de su satan bir büfe var.

Gelelim beş yıldızlı otellerin yemeklerine. Magic Life, Iber Otel gibi büyük tesislerin açık büfeleri ise sıcak - soğuk, tüm yiyecek çeşitleri ve dekor zenginliğiyle, bütün müşterilerini memnun ediyor.

Otellerin normal öğünleri dışında, akşam çayları, diskodan dönenlere, gece çorbası gibi ekstra servisleri de limitsiz şekilde uygulanıyor.

KIZARTMA DONDURMA

İber Otel Sarıgerme Park’ın başaşçısı Hayri Şahin’den, siz damak tadını sevenler için özel bir tarif istedik. O da bize, özel günler için hazırlanacak ve sıcak yaz günleri için ideal olan dondurmalı tarif verdi. Tatlının özelliği dondurmanın kızartılması gibi, fusion bir mutfak denemesi. Tadına bakınca beğeneceğinizi umuyoruz.

Dondurma topları öce bir kapta hazırlanan yumurta beyazına batırılıp, ardından hindistan cevizi ile kaplanıyor. Bu şilmei üç kez tekrar ediyorsunuz. Önce yumurtanın akı, ardından hindistan cevizi. Daha sonra da istediğiniz miktarda hazırladığınız dondurma toplarını, buzdolabının derin dondurucusuna koyup 15 dakika bekletiyorsunuz. Amaç, kaplanan dondurmayı kızartmaya dayanıklı hale getirmek.

Dondurmaları daha sonra bir kapta hazırladığınız kızgın yağa atıp kısa süre kızartıyorsunuz. Fazla kızartmamaya dikkat edin. Ardından da hemen servise çıkarıyorsunuz.

Umarız misafirleriniz böylesine ilginç bir dondurma çeşidinden memnun olur.

Afiyet olsun.

Alışveriş
Narenciye deposu olan Ortaca’da nisan ve mayıs ayları narenciye çiceklerinin yoğun parfüm kokusu etkisinde kalırken, bölgede her türlü deniz ürünü bulunuyor.

Dalyan’da Dalko tesislerinden ekonomik fiyatlı balıkları arasında kefal, levrek, çipura, sazan, yılan balığı belediye hoporlörlerinden yapılan anonslarla halka satılıyor.

Havyar ve çiçek balı yöreye has lezzetler taşıyor.

İlginç yerler
Yıllar önce Sandros dağlarından kesilen nitelikli tomruklar, Dalaman Çayı’nda taşınırmış. Denize taşmasın diye de nehrin ağzına ağ gerilirmiş. Bölgede “Sarısu” isimli bir de çay varmış. İşte bu ağ germe işlemi ile çayın ismi birleşince, yörenin adı “Sarıgerme” oluvermiş.

Yılların rötarını, dev adımlarla kapatan tatil merkezi Sarıgerme, her yerde rastlanmayan doğası, yöresel özellikleri ve çevre zenginliğiyle tatilcilerin gözdesi.

Muğla iline bağlı Dalaman’a 12 kilometre uzaklıktaki Sarıgerme, uçaktan inince en çabuk plaja kavuşulan yer olarak da cazibesini koruyor.

Aslına bakarsanız, Sarıgerme’nin en gözde tatil merkezlerinden biri haline gelmesinin bir çok nedeni var. Bunlardan en önemlisi ve deniz ve kıyı şeridi. Bir mil açıkta bulunan Babaada, bir tür dalgakıran görevi yapıyor. Aynı zamanda kıyı şeridi arasında suyu sürekli sirkülasyonunu da sağlıyor. Sıcaktan bunalan ve durgun havayı sevmeyenlere doğal klima görevi, yapan hava akımı ve suyun değişkenliği gibi avantajlar, sörf ve yelkenciler için vazgeçilmez tadlar sunuyor. Sahile yan yana gelen dalgalar, yüzenlere sadece bir kez temas edip geçiyor. Deniz, çocukların bile yüzebileceği sığlıkta, metrelerce devam ediyor. Kumsal ve denizde en ufak bir taş veya çakıla rastlanmıyor. Her mevsim değişen kıyı şeridi üzerinde ve su içinde kilometrelerce yürüyerek brozlaşabiliyorsunuz.

Bu yürüyüş ayak sağlığı için de en güzel masaj oluyor. Vücuttaki stress ve biriken elektrikten kurtulma, iyot, oksijen tedavisi gibi yararlar sağlarken, su içinde yürürken daha çok efor gerektiğinden bacak adalelerini de kuvvetlendiriyor.

Vücuda yapışmayan ince kumun altında ve İber Otel’in bahçesinde ise, Pisilis Antik Kenti kalıntıları bulunuyor.

Sarıgerme’nin yerleşim alanı olan Osmaniye Köyü, Sarıgerme Çevre Eğitim Derneği tarafından düzenlenen sahil plaj bandının biraz gerisinde bulunuyor.

Köyle sahil arasında ulaşım, 5 dakikalık yolculukla çek çek arabaları ile sağlanıyor.Turistler akşam olduğunda köy içindeki çarşıda toplanıyorlar. Kuyumcu, bar, restoran, hediyelik eşya ve halıcıların yer aldığı ışıl ışıl çarşıda, yeni düzenlemeyle köy dışından geçen trafikten etkilenmeden dolaşan turistlerin son durakları ise, saat 24.00′de açılan Pascha Disco. Taş duvarlı bu açık hava diskosunun en önemli özelliği, doyurucu ses kalitesini, istanbul Kuruçeşme’den getirilen müzik setine borçlu olması.

GÖRÜLECEK YERLER

Çevrede görülecek yerlerin başında “Aşı Koyu” geliyor. Ovacık köyü üzerinden toprak yolla ulaşılan köy, Dişibilmez- Karaburun arasında yer alıyor. Çevre kum sahili, ilginç kayalıklar ve çam ağaçlarıyla kaplı. Durgun koy, yatların da başlıca uğrak yeri. Büyük otellerin plaj kalabalıklığından sıkılan konukları, jeep ve kamyonetlerle, bu koya gelereke günboyu denizin tadını çıkarıyor.

Gün içinde geçilip görülecek yerlerin arasında, 22 kilometre uzaklıkta Dalyan, 32 kilometre uzaklıkta Göçek ve 12 Adalar, 65 kilometre uzaklıkta Fethiye, 90 kilometre uzaklıkta ise Marmaris bulunuyor.

RAFTİNG TUTKUNLARI !

Rafting’e meraklıysanız, Köyceğiz yolu üzerinden Beyobası sapağını takip ederek, Akköprü’nün bulunduğu rafting başlangıç sahasına ulaşabilirsiniz. Eğer canınız dere üzürinde kurulu teraslarda, yemyeşil bitki örtüsü arasında kuş ve su sesi dinleyerek kiremitte alabalık ve patlıcan közleme yemek isterse, Beyobası sapağından dönüp, Topgözü kanyonunda Yuvarlakçay’a gidebilirsiniz.

DENİZ DİBİNİ SEVENLER !

Sarıgerme’de kalanlar için, Babaadası etrafında dalış veya adanın zirvesine çıkıp çam ağaçlarının gölgesinde rüzgarın sesini dinleyerek, Sarıgerme sahillerini seyretmek zevkli olabilir. Paraşüt , kayak , banana , sörf , yelken , jet-ski ve kano da Sarıgerme’de yapabilecekleriniz arasında yer alıyor.

Gerek foto safariye çıkmak, gerekse rehber eşliğinde çevreyi zahmetsiz geziler yapmak isteyenler, Pisilis Motel’de düzenlenen turlara katılmak için, Mesut Arslan ile bağlantı kurabilirler.
anahtar kelimeler: Muğla Tatil Yerleri,Muğla otelleri,Muğla ucuz otelleri,Muğla ucuz pansiyonları,Muğla pansiyonları,Muğla restaurantları,Muğla gezilecek yerleri,Muğla tarihi,Muğla resimleri,Muğla araba kiralama,Muğla ucuz tatil,Muğla hotelleri,Muğla ucuz hotelleri,Muğla ulaşım,Muğla kalacak yerler,Muğla haritası,Muğla ilçeleri



Temmuz-15-2007
Filed Under (Muğla) by admin

İnsan vücudunda jakuzi etkisi yapan hırçın dalgalarda doyasıya yüzmek… Şifalı kumlar üzerinde yürümek… Antik kent kalıntıları arasında, Hafringer cinsi atlarla dolaşmak ve kum tepeleri üstünden güneş batımını izlemek için Patara’ya mutlaka gitmelisiniz…

Anadolu uygarlıklarından Likya’nın önemli limanlarından biri olan Patara, doğanın cömert davrandığı bir bölgede yer alıyor. Çölü anımsatan kumları, tertemiz denizi ve çam ormanlarıyla ünlü yöre, bünyesinde bir çok sürprizi saklıyor. Patara antik kenti, 15 kilometre boyunca devam eden sahil bandının hemen gerisinde kurulmuş. Tiyatro, su kemerleri, anıt mezarlar, lahitler ve kilise, arkelojik çalışmalar sonucu gün ışığına çıkarılanlardan. Fakat kentin önemli bir bölümü, rüzgarlarla bir yerden bir yere taşınan kumların altında saklı. Patara’da yerleşim alanı, Gelemiş köyü antik kentinin 2 kilometre gerisinde yer alıyor.

Nasıl gidilir ?
UÇAK

Uçak yolculuğunu seçenler için Patara’ya en yakın havalimanı Dalaman. 110 kilometre uzaklıkta. Fethiye - Kaş karayolu üzerinde bulunan Patara’ya, Kaş ve Kalkan’dan direk otobüs seferleri var. Anayol üzerindeki sapaktan içeriye giden Patara minübüslerine, cüzi bir ücret ödüyorsunuz.

Ancak kalacağnız otele daha önceden haber verirseniz, otel görevlileri sizi servis araçlarıyla karşılayıp, dönüşte biletinizi ayırtıp, otobüse kadar bindiriyor.

Patara’da oto kiralama acentaları, Marmaris, Pamukkale, Afrodisias, Bodrum gibi turistik merkezlere tur düzenleyen şirketler de var.

ÖZEL ARAÇ

Yola özel araçla çıkanlar, karayollarının titiz çalışmaları sonucunda virajlardan kurtarılarak kısaltılan geniş ve rahat bir yolla, Antalya - Kaş veya Dalaman - Göçek yönünden Patara’ya ulaşabilirler.

AMAN DİKKAT!

Yola pazar günü çıkıyorsanız, tatilden istifade evlenen insanlar çok olur. Bu da tabii ki trafiğe yansır. Şehirler arası yollarda düğün arabalarından oluşan konvoylara aman dikkat edin. Bir de mıcırlı yollara özellikle dikkat edin!

Oturmamış yol araç gezdiriyor. Yavaş seyredin ve öndeki araçla mesafeli gidin, ön camı kollayın.

İstanbul çıkışlı olanlara müjde. Bilecek rampası genişletildi. Asfaltlandı. Bu yüzden daha rahat bir yolculuk yapma şansınız var.

Nerede kalınır ?
Patara, yüksek turizm kapasitesine sahip turizm merkezlerinden biri. Yörede ekonomik fiyatlı pansiyonlar ve oteller yer alıyor. Çevreye hakim panoramik manzarası ile Otel Beyhan, üç yıldızlı. Yüzme havuzlu, spor tesisleri gibi çeşitli üniteleriyle hizmet veriyor.

Bölgedeki diğer tesisler :

PATARA GATE

Otel, karavan, kampingi imkanlı, havuzlu, geniş bahçeli ve 20 odalı tesiste, ücretlendirme mark olarak yapılıyor.

RÜYA AİLE PANSİYONU

11 oda, 27 yataklı, vantilatör ve cibinlik ilaveli pansiyon. Abdullah - Hülya Diker tarafından işletilen aile tipi mutfaklı, opoparklı bu pansiyon, Gelemiş Köyü içinde bulunuyor.

Sisypos, Asso, Xantos, Likya , Merhaba, Sema, Delfin, Roze, Akay, Paradise ve Flower yöredeki diğer konaklama tesislerinden bazıları.

Ne yenir ?
Gelemiş köyü çarsısı içinde, bahçeli ve çok sayıda kır lokantası var. Piliç çevirme, ızgara yapanlar, yörük çadırı dekorlu yer sofralı gözlemeciler ve kafeler arasında seçim yapmak hayli zor.

Köy meydanı, PTT yanındaki Sultan Pizza, yabancı turistlerin en çok rağbet ettiği yer. Pizza çeşitlerinin yanı sıra, et, tavuk çeşitleri ve özellikle pastane bölümündeki tatlılar ile Sultan Pizza, büyük ilgi çekiyor. Restoranın yanında ilginç bir de bar bulunuyor. Açıkhavalı vitamin barda oturanlar, içkilerini içerken bir yandan da hedef tahtasına ok atışı yapıyorlar. Sultan Pizza’nın en çok sipariş verilen menüsünde, deniz ürünleri ve güveç çeşitlerinden yapılan pizza çeşitleri yer alıyor.

Bir başka seçenek ise, Florya Restoran. Bahçe içi, ağaç altı, fonda çalan hafif müzik eşliğinde vitrinden seçeceğiniz soğuk mezeleri, et, tavuk balık siparişlerini, restoran şefi Ahmet Erbil’in samimi servisi ile afiyetle yiyebilirsiniz.

Köyde çok sayıda müzikli bar da yer alıyor. Nightemple barda, DJ’in çaldığı en yeni CD’lerle dans etme olanağınız mevcut. Patara sahili denizi seven herkesi memnun edecek niteliklere sahip bir mekan.

Alışveriş
Patara’da yapılacak alışveriş etkinlerinin en önemlisi, yöresel ürünlerin satıldığı çarşı içinde kurulan pazarda alışveriş yapmak. Burada gerek yerli gerekse yabancı turistler kendi yörelerinde bulamaycakları, otları, taze sebze ve meyveleri bulma şansına sahipler.

Yöredeki köylerde yapılan el işi ürünler de cabası. Gelemiş Köyü içinde bulunan dükkanlarda bölgeye özgü ürünleri bulmak mümkün.

Patara’da, en gözde aktivite sultan Han isimli çiftlikte yetiştirilen Hafringer cinsi atlarla, 60 - 70 kilometre süren safariye çıkmak…

İlginç yerler
Anadolu uygarlıklarından Likya’nın önemli limanlarından biri olan Patara, doğanın fazlasıyla cömert davrandığı bir antik kent ve tatil yöresi. Antalya’dan Fethiye’ye doğru giderken, Kalkan’ı geçtikten 11 kilometre sonra, Patara sapağı ile karşılaşıyorsunuz. Bu yoldan 6 kilometre içeri girerek asfalt yolu takip ettiğinizde, sağlı sollu pansiyonların yer aldığı yerleşim alanı içine giriyorsunuz. En önemli özelliği, yaşva ve plansız bir gelişme gösteriği için, antik kent kalıntılarının içinde kalmış olması.

DENİZE GİTMEK

Denize gitmek için ya sabah sporu olarak yürüyüş yapacaksınız ya da minübüsle beş dakikada sahile varacaksınız. Eğer özel aracınızla gideceksiniz, otomobilinizi akasyaların gölgesine bırakıp, vahşi kumla yolculuğa başlamanız gerekiyor. Sahile giderken yedi katlı anıt mezar, lahitler ve su kemerlerinden oluşan manzarasıyla antik kente girmeniz ve para ödemeniz gerekiyor.

Vahşi kumsalda rüzgar, denizde ise dalga hiç eksik olmuyor. Akdeniz’in en temiz denizine sahip olan Patara sahilinde kıyıya vuran dalgalar, vücutta jakuzi etkisi yaparken, kulaç atmaya çalşımaktan yorgun düşüyorsunuz.

PATARA’NIN KUMU ÖZEL

Patara’nın kumu, tıpkı Datça’daki Gebekumu’nda olduğu gibi, aynı yüzyılda oluşmuş. Temiz denizlerde yaşayan ve taş yiyip taş üreten bir çeşit mikro organizmanın ürünü. Bu kumun rüzgarla taşınmasını önlemek için, bölgeye yegane uyum sağlayan akasya.

Patara sahili, yürüyüş yapıp stres atmak için çok elverişli. Üstelik bu yürüyüş sırasında vücudunuzun her tarafını yakabilirsiniz. Ama rüzgarla güneş bir araya gelince tahmininizden daha hızlı yanıyorsunuz. O nedenle yürüyüşlerinizi sabahın erken saatlerinde ya da akşam üstü yapmanızda fayda var.

NERELERİ GEZİLİR?

Patara’da “Sultan Farm Horse Riding” isminde, at gezileri düzenleyen bir çiftlik var. Çiftliği İlhan Çırpan işletiyor. Çırpan, Karacabey harasından aldığı Hafringer cinsi, Avusturyalı annelerin taylarını dağ yollarında yürüyüş için eğitmiş. Rüzgar, Nazlı, Arzu, Hilal, Dilek, Yıldız ve Bursalı adındaki birbirinden güzel kısraklarla belki de hayatınızda ilk kez at gezintisi yapabilirsiniz. İlhan Çırpan grupların arzularına göre, dağlara yemekli turlar düzenliyor ve bilmeyenlere at binmesini öğretiyor.
At gezileri, sabah serinliğinde ve akşam saatlerinde yapılıyor.

Sabah 06.00 - 07.00 saatlerinde arasında başlayan gezide, yemi yedirilen, suyu içirilen, temizlenen ve yeleleri tarananan uysal atlar, konukların arzularına göre yön çiziyorlar. Rotada birinci adım kanal boyu, ikinci adım yeşillik vadi, üçüncü adım ise kum tepeleri ve deniz. Yol boyunca orman, vadi ve antik kentler geçiliyor. Daha önce hiç at binmemiş bile olsanız, çiftlikte verilen bilgiler doğrultusunda, ve 3 - 4 turluk denemelerle, 10 dakikada at binicisi olabiliyorsunuz.

KUM TEPELERİNDE GÜN BATIMI…

Patara’da yapabileceğiniz alternatif turizmde bir başka keyif de, kum tepelerinde yaşanıyor. Gün batımında önce sararan, sonra kızıla boyanan kum tepeleri üzerindeki dalga hareketlerini, gölgeleri ve bir yüzü karanlıkta kalan tepe siluetlerini izlemek veya fotoğraflamak bile, başlı başına Patara’ya geliş nedeni olabilecek özellikte.

Rüzgarla kapanan kumdaki ayak izleri, yeniden şekillenen kum tepeleri, denize batan güneşten önce ortaya çıkan pastoral kompozisyonlar, büyüleyici güzellikte.
anahtar kelimeler: Muğla Tatil Yerleri,Muğla otelleri,Muğla ucuz otelleri,Muğla ucuz pansiyonları,Muğla pansiyonları,Muğla restaurantları,Muğla gezilecek yerleri,Muğla tarihi,Muğla resimleri,Muğla araba kiralama,Muğla ucuz tatil,Muğla hotelleri,Muğla ucuz hotelleri,Muğla ulaşım,Muğla kalacak yerler,Muğla haritası,Muğla ilçeleri



Temmuz-15-2007
Filed Under (Muğla) by admin

Jeep safari tutkunlarının en önemli iki durağı…Orhaniye ve Kızkumu…Tatilciler bütün istediklerine burada cevap bulabilecekler…

Gönlünüzce dinlenmek, keyif yapmak mı istiyorsunuz! Belki de doyumsuz güzellikleri fotoğraflamak ve anılarınızı başkalarıyla paylaşmak mı özleminiz! Öyleyse hiç durmayın. Tarihi mekanlara da bu kez yolunuz düşecek. Trekking yapacak, doğayı keyfedeceksiniz. Doğası henüz bozulmamış, çevre zenginliği çok fazla olan ve ailece huzur bulabileceğiniz bir yöreye gidiyoruz.

Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı şirin ilçe, “Orhaniye”; Keçibükü ve Merkez Mahalle’den oluşuyor. Tipik Akdeniz özelliklerini taşıyan eski Rum köyünün önceki ismi “Kırsaçlı Vasil” anlamına gelen “Kırvasil” imiş. M.Ö. 3.yüzyıla dayanan köy, temiz denizi, çevresini saran çam ormanları, dağları ve tarihi zenginlikleriyle dikkat çekiyor.

Köyün sembolü ise, denize doğru 600 metrelik dil gibi uzanan ve gel - git olaylarında bir görünüp bir kaybolan kırmızı renkli kız kumu. Buranın ilginç hikayesi, sizleri mutlaka etkileyecek.

Nasıl gidilir ?
İstanbul’dan yola çıkacaklar için, çeşitli alternatifler var. En kısa ulaşım, uçakla Dalaman havaalanına inip, taksi veya minübüsle Marmaris ve Orhaniye’ye ulaşmak. Otobüsle seyahat edenler, Marmaris girişi Shell akaryakıt istasyonu karşısısından kalkan minübüslere binerek, iki saatte bir yapılan seferler ile Hisarönüne gidebilirler. Gece 24.00′e kadar süren seferler, Orhaniye’deki motellerin önünden geçiyor.

ÖZEL ARAÇ…

Özel aracı ile yola çıkanlar, Çamlıca gişelerinden Bayramoğlu sapağına kadar otoyolu kullanacaklar. Eskihisar’dan dolunca kalkan arabalı vapurla devam eden yolculuk 40 dakika sonra Topcular’da başlıyor. Topçular’da depoyu tam doldurursanız, bu genişletip bitirilen Yalova - Bursa yolunu karşılıyor. Bursa çevre yolu ilaç gibi geliyor. Sizi kent çıkışına kadar çıkaran bu yol 30 kilometreye kadar tek yönlü. Bursa - Balıkesir arasındaki yol çalışmaları devam ediyor ama bundan pek etkilenmiyorsunuz. Sabah 07.30′da İstanbul’dan yola çıkanlar, 11. 00 sularında Susurluk’ta oluyor. Yol üstünde birçok ayran evi, kafe ve bahçe var. Susurluk’tan sonra mükemmel sayılabilecek bir yola giriyorsunuz.Bu yola uçak bile iner. Balıkesir’i sağınıza alarak sola sapınca, yönünüzü İzmir’e çevirmiş oluyorsunuz.

Manisa’ya kadar yol çalışmalarının sürdüğünü görüyorsunuz. Manisa - İzmir arasındaki yol iyi durumda. İzmir girişinde Bornova’dan itibaren şehir içinde yapılan otobana girerek, körfezi seyrede seyrede, kokular arasında, şehir dışına çıkıyorsunuz. Ardından Aydın’a kadar otobanı kullanabilirsiniz. Bu yol da size sürüş keyfini yaşatıyor. Aydın, Çine derken, Muğla’ya ve 670 metre rakımlı Sakar Geçidi’ne geliyorsunuz ve sonunda karşınızda görkemli Gökova Körfezi. Biraz durun. Ve manzarayı seyredin. Bütün yol yorgunluğunuz geçecektir. Aşağıda okaliptus ağaçlarıyla çevrili Marmaris yolu, şiir gibi…

Girişte Orhaniye’ye gitmek için iki yolunuz var. Datça sapağına dönebilir veya İçmeler üzerinden tercihinizi kullanabilirsiniz. Datça yolunda, kısaltma ve virajlardan kurtarma çalışmaları nedeniyle, ulaşım zaman zaman stabilize yoldan sağlanıyor.

DENİZDEN GELEN TEKNELERE NOT

Hisanönü körfezi girişinde, Dişlice Adası - Robinson Clup arasında su seviyesinin 50 cm. altında bulunan kayalıklara ve Atabol kayalığı kritik özellikler taşıyor.

Nerede kalınır ?
Orhaniye’de büyük oteller yok. Motel ve pansiyon türü konaklama tesisleri tatil için uygun mekanlara sahip. Deniz kenarında Doğan Motel, özel plajlı, 31 odalı. Odalar geniş ve hepsi banyolu, balkonlu, manzaralı. Açık - kapalı restoran, bar ve açık disko gibi üniteler var.

Orhaniye’de Palmiye Motel, Erol, Ceren, Özen, Aves gibi pansiyonları da tercih edebilirsiniz. Ayrıca köy içinde kiralık evler de var.

Aynı bölgede, sihirli bir hayat yaşatan Magic Life Knidos Tatil Köyü var. Ultra oteller kategorisinde bulunan tesis, tavan kubbesi, yer altında bulunan ve uzay üssünü azımsatan aynalı tünelleri, kongre ve dinlenme salonları ile açık kapalı havuzlarda animasyonlarıyla ilgiyi çekerken, kibar, güleryüzlü ve tecrübeli personeli, konukları memnun etmek için vargüçleriyle çalışıyorlar.

Ne yenir ?
Balıkların hem sığınmaya, hem de çoğalmaya geldikleri Hisarönü Körfezi’nde balık çeşitleri arasında, çipura, barbunya, akya, trança, lağos ve mezgit bulunuyor.

Karides, ahtapot ve kalamar da yörenin lezzet seçenekleri arasında.

Eğer Doğan Motel’in restoranında yemeyi tercih ederseniz, palmiye ve çam ağaçlarının gölgesinde, açık büfe kahvaltı, meze, güveç çeşitleri, ızgara et, tavuk ve balık yiyebilirsiniz.

Kızkumu Motel konuklarını, tabldot servisi ile ağırlıyor.

Orhaniye koyunun iç kısmındaki Hüseyin Dinç’in işlettiği Büyük Restoran’da ise, pizza çeşitleri, kiremitte balık ve buğulama deniz ürünleri, tercih edilen menülerin arasında. Burası kamp ve karavancılara da hizmet verirken, su kayağı ve oto kiralama da yapabiliyor.

Magic Life Knidos Otel’in restoranında, açık büfe ve alakart olmak üzere limitsiz yiyecek ve içecek olanağı mevcut…

Alışveriş
Bölgeden ayrılırken asıl alışveriş yapılacak yer tabii ki Marmaris Çarşısı. Burada aklınıza gelebilecek her türlü ürünü bulmak mümkün. Yaz ortasında 40 derece sıcakta size deri mont satmaya kalkabilirler hazırlıklı olun.

Çünkü dünyanın dört bir yanından gelen turistlere satış yapmak için satıcılar her yolu deniyor.

Yöresel olarak alacaklarınız arasında ise deniz ürünleri başta geliyor. Tabii ki aracınızda buzluk varsa. Yoksa aldığnız deniz ürünlerini bir kaç saat içinde tüketmeniz gerekiyor.

Ayrıca kekik otu, kekik suyu ve kekik balı alabilirsiniz.

Adaçayı, mersin yaprağı, incir ve defne yapraklarını da torbalar içinde alabilirsiniz. Ya da kendiinize güveniyorsanız, dağlardan toplayabilir ve kondisyon kazanabilirsiniz…

İlginç yerler
Orhaniye’nin en ilginç yerlerinden biri, “Kızkumu”…

Buranın çok ilginç bir hikayesi var. Bugün hala inanılan ve anlatılan bu efsaneye göre, bir zamanlar yöreyi sık sık ziyaret eden korsan baskınlarının birinde, bölgede sözü geçen ailenin güzeller güzeli kızı korsanlardan kaçarken, eteğine doldurduğu kırmızı kumlara saçarak, aynı yönde koşmaya başlar.. Nihayet kum azalır ve bittiği yerde de peri kadar güzel kız kaybolur!

İşte o günlerden bugüne, bölge kızkumu ismiyle anılıyor. Yöre sakinleri ve turistler, denizin içinde garip şekilde uzanan, iki yanı derin kum sette yürürken, dilek tutuyor. Tuttukları dileklerinin de gerçekleşeceğine inanıyor.

Plaj ve kafesiyle, jeep safari yolcularının da duraklarından olan Kızkumu, gün batımında kuğu gibi süzülerek koya giren yatlarla bütünleşerek görsel lezzetler sunuyor.

Orhaniye, etrafı dağlarla çevrili göl görünülü koy olduğu için, durgun suda her türlü spor yapılabiliyor. Kıyılar dalmaya elverişli. Ayrıca. iskeleden ya da kiralayabileceğiniz tekne ile, kürek çekip olta balıkçılığı yapabilirsiniz.

Doğan Motel’in önünden kiralık sandal bulmak mümkün. Motelin önünden sabah kalkan 13 metrelik gezi teknesiyle. arzuya göre İnbükü, Kamelya, Dişlice adası, Artur Koyu, Bencik, Selimiye gibi koyları gün boyu gezebilirsiniz.

Öğle yemeği ya uğranılan köylerde ya da teknede veriliyor. Salata, haşlanmış patates, yumurta, köfte veya piliç ime meyveden oluşan menüde içeceklerin seçimi size kalmış.

Koyun ortasında korsanlara karşı gözcülük görevi amacıyla inşa edilen Rodos şövalyelerinin de kullandığı kaleye tırmanabilirsiniz.

Fotoğraf çekmeye meraklı olanlar için, oldukça geniş imkanlar sunuluyor Orhaniye’de. 6 kilometre uzaklıktaki şelale, 1,5 saatte gidilebilen Knidos antik kenti veya 1 saatte ulaşabileceğiniz Bozburun ve Baybossos gibi mekanlar, benzersiz görüntüler taşıyor objektiflere.

Gece sessizliğinde uzun süreli geçen yemeklerden sonra Doğan Motel’in barı ve açık diskosu, müzik ve dans severlerin uğrak yeri. Daha çok eğlence, alışveriş, piyasa!, marina yaşantısını sevenler için Marmaris yanıbaşınızda. Burada aradığınızdan fazlasını bulabilirsiniz.

Çevre gezileri trekking, tırmanma, yeni yerlerin keşfine meraklı olanlar, Kızkumu Motel’den tur rehberi İsmail Aydın ile temas kurarak turlara katılabilirler.

Baybossos antik alanına, kalelere, Çiftlikkoyu’na , Bayırköy anıt ağaçlarına, Turgut köyü’nde halışova ya da adalara.

Tercih sizin. İyi geziler…
anahtar kelimeler: Muğla Tatil Yerleri,Muğla otelleri,Muğla ucuz otelleri,Muğla ucuz pansiyonları,Muğla pansiyonları,Muğla restaurantları,Muğla gezilecek yerleri,Muğla tarihi,Muğla resimleri,Muğla araba kiralama,Muğla ucuz tatil,Muğla hotelleri,Muğla ucuz hotelleri,Muğla ulaşım,Muğla kalacak yerler,Muğla haritası,Muğla ilçeleri



Temmuz-15-2007
Filed Under (Muğla) by admin

Son yılların en gözde aktivitelerinden biri, Eşen Çayı üzerinde yapılan kano gezileri…

Saklıkent Kanyonu’ndan doğan ve bir kolu Kınık’tan geçen Eşen Çayı’nı, tıpkı kızılderililerinki gibi dizayn edilmiş kanolarla gezmeye gidiyoruz…

Nehir altınızda bütün hırçınlığıyla akıp getiriyor. O anda yapacağınız en iyi hatta tek iş, bindiğiniz teknenin burnunu dik tutmak ve devrilmemeye çalışmak. Tabii etraftaki kayalıklardan da mümkün dolduğunca uzak durmak. Son yıllarda artan alternatif turizm türlerinden biri de rafting. Özellikle güney sahilleri, yıl boyunca rafting meraklılarıyla dolup taşıyor. Dağlardan doğan ve küçük akarsularla beslenen nehirlerin çoğu rafting için uygun. İşte bunlardan biri de Eşen Çayı.

Nasıl gidilir ?
Uçak yolculuğunu seçenler için bölgenin Dalaman havalimanı’na uzaklığı, 110 kilometre.

‘Karayolunu tercih ederseniz, Fethiye - Kaş karayolu üzerinde bulunan kınık, Xantos antik kenti ve kano geçişinin yapıldığı Eşen Çayı’na en yakın yerleşim, 10 dakika uzaklıkta bulunan Patara(Gelemiş köyü).

Kano geçişine katılacak yolcular, Patara’dan kano geçişinin başlayacağı Kınık köprüsünün altına getiriliyorlar. Kanoya binmek istemeyenler, Eşen Çayı’na paralel saldaki yoldan devam ederek, kanocuları karadan izleyebiliyorlar. Ancak zaman zaman çaydan uzaklaşan toprak ve oldukça tozlu bu yolu, çayın sahilinden kum çeken kamyonlar kullanıyor. Cuma günü şehirlerarası yolun her iki yakasında kurulan Kınık pazarı nedeniyle, araç zürücüleri yavaş ve dikkatli seyrediyorlar. Kınık’tan dağ tarafına 500 metre giden asfalta yol, sizi Xantos antik kentine çıkarıyor.

Nerede kalınır ?
Bölgeye en yakın yerleşim alanları olan Patara ve Kalkan, konaklama açısından bir çok alternatif sunuyor. Patara’nın Gelemiş Köyü’nde çok sayıda ve ekonomik fiyatlı konaklama tesisleri var. Pansiyonculuğun geliştiği köy girişinde yer alan Rüya Aile Pansiyonu kış mevsiminde de açık. Güneş enerjisi sıcak sulu, banyolu, 11 oda, 27 yatağı bahçesi ve otoparkı ile hizmet veriyor. Rezervasyon için Abdullah ve Hülya Diker’e başvurulabilirsiniz.

Otel Beyhan , Sisyphos , Assos , Xanthos , Likya , Merhaba , Sema, Delfin , Rose , Akay , Paradise , Flower , Patara Gate ve Otel Dardanos ise diğer konaklama tesisleri. Yörede tatil köyü ve beş yıldızlı otel olmasa da, otel ve pansiyonların bir çoğu yüzme havuzu, restoran-bar gibi ünitelere sahip.

Ne yenir ?
Kano gezisine katılanlara, öğle yemeği molasında barbeküde tavuk, et veya balık, salata, meyve, alkolsüz meşrubat menülü yemek sunuluyor. İlk durak olan çamur banyosundaki molada acenta tarafından buzlu meşrubat ikram ediliyor.

Cuma günü kurulan Kınık pazarında taze meyve ve sebze bulabilirsiniz.

Konaklama için Patara’yı seçenler, Gelemiş köyü meydanında bulunan sıcak, samimi ve nezih ortama sahip Sultan Pizza’da deniz ürünlü pizza ve güveç çeşitlerini, pastane bölümünde günlük yapılan sütlü ve hamurişi tatlılar yiyebilirler. Restoranın yanındaki Vitamin Bar’da ise deneyimli barmenlerin ilginç şovunu izleyip, kokteylleri tadabilirler.

Alışveriş
Eşen Çayı’na gittiğiniz zaman alışveriş için en önemli alternatifiniz, cuma günü şehirlerarası yolun her iki yakasında kurulan Kınık pazarı. Bu pazarda mevsimine göre en taze sebze ve meyveleri bulabilirsiniz. Ayrıca köylülerin yaptığı el işi ürünler de pazarda satılıyor.

İlginç yerler
Saklokent kanyonundan doğan ve bir kolu Kınık’tan geçen Eşen Çayı’nda, macera gün boyunca bir çok aktivite ve heyecanla sürüp gidiyor. Bu maceraya katılan yerli yabancı turistler, gün boyu eğlenme olanağı buluyorlar. Kınık’tan köprü altından başlayıp Çayağzı’na kadar süren 16 km’lik Eşen Çayı’nda, yaklaşık 4 saat su üstünde kalınıyor. Sabah 11.00′de başlayan kano yolculuğu, çeşitli molalarla 17.30′a kadar sürüyor.

KANOLAR VE TEKNİK ÖZELLİKLERİ

Kanada tipi polyester kanolar, genelde iki kişilik. Aileler bazen çocuklarını da yanlarına alabiliyorlar. Bir kanonun ağırlığı 60 kilo. Ancak bu kanolar yaklaşık 200 kilo taşıma kapasitesine sahipler. Buldugu sürati sürekli kılacak ve dönüşü kolay olan bu kanolar, aynı Kızılderililer’in kullandığı biçimde dizayne edilmiş. Tur acentası, sigorta yaptığı konuklarına can yeleği, bot, kürek, yiyecek, içecek, ulaşım ve rehberlik hizmeti veriyor. Kano geçişi sırasında ekibin arasında mutlaka 3 - 4 rehber bulunuyor ve güç durumlarda konukların yardımına koşuyor. Mart ayı sonunda başlayan geçişler, kasım ayı başına kadar sürüyor. Bu arada rehberler, mehtaplı gecelerde kano geçişi yapıp, kendi aralarında aktivite yaşıyorlar.

KIZILDERİLER GİBİ…

Kano geçişine katılacak grup, sabah saat 10.30′da Gelemiş Köyü Dardanos Seyahat Acentası önünde toplanıyor ve minübüslerle Eşen Çayı kıyısına geliyor. Acenta yöneticisi Mete Albayrak, grubun lisanına göre, kano geçişinin nasıl yapılacağını, nelerin görüleceğini, küreklerin nasıl kullanılacağını, düz pedal, ters pedal hareketlerini, dönüşleri, şelale geçişlerini nasıl yapacaklarını, özetle bütün bunların püf noktalarını öğretiyor.

Sabırsızlıkla kanolarına binenler, belli aralıklarla kendilerini nehirin akışına kaptırıyorlar. Ve ilk şelale noktasına geliniyor.

Daha önceden şelale dönüşüne yerleşen rehberler, acemi kanoculara burada yardım ediyor. Eşen Çayı’nın zaman zaman yavaş, zaman zaman da deli gibi aktığı yerleri, akıntının karşı kıyıya çarpıp geri geldiği bölgeyi ve şelale noktalarını başarıyla geçen kanocular, ilk mola yerlerine varıyorlar.Burası çıkıştan yarım saat sonra ulaşılan Çamur Banyosu…

Mineral miktarının yoğun olduğu toprak killi. Fakat kükürt barındırmadığı için, kokusuz. Çamur havuzları, 50 - 60 cm derinlikte küçük gölcüklerden oluşuyor. Önceleri vücuda krem gibi itinayla sürülen çamurlar, yarım saatlik mola sırasındaki debelenmeden sonra, tam bir çamur banyosuna dönüşüyor. Tepeden tırnağa çamura bulunan , minicik göle çivileme, balıklama atlayan ve tanınmaz hale gelen turistler, bu halde fotoğraflarını çektirdikten sonra, bu kez de 16 derecedeki temiz dağ suyuna sahip Eşen Çayı’na dalarak çamurlarından arınıyor. ikram edilen soğuk meşrubatlarını içerek yollarına devam ediyorlar.

Çayın iki yakasında yer alan okalüptus ağaçları, zakkumlar, sazlıklar ve dönüşler geçilince kıvrım kıvrım uzanan çayda, yani çıkıştan 6,5 km uzaklıkta yemek molası veriliyor.İştahla yenen ızgaralardan sonra bu macera, akşamüstü Çayağazı mevkiiinde kano geçişiyle son buluyor.

Kano geçişine katılmak için, Dardanos Seyahat Acentası’na, kişi başına 35 DM karşılığı Türk parası ödeniyor.

Raftinge katılanların yanlarında mayo, şort, suya dayanaklı ayakkabı ve tişort getirmeleri gerekiyor.

XANTHOS’TA GÜN BATIMI…

Kınık’a gelen turistlerin uğrak yerlerinden biri de Xanthos Antik kenti. Eğer burayı gezmeye karar verdiyseniz, günbatımını izlemeyi ve bu sırada siluetleşen harabeleri fotoğraflamayı sakın unutmayın. Likya’nın en önemli kentlerinden biri olan Xanthos, Helence’de “Sarı “anlamına geliyor.
anahtar kelimeler: Muğla Tatil Yerleri,Muğla otelleri,Muğla ucuz otelleri,Muğla ucuz pansiyonları,Muğla pansiyonları,Muğla restaurantları,Muğla gezilecek yerleri,Muğla tarihi,Muğla resimleri,Muğla araba kiralama,Muğla ucuz tatil,Muğla hotelleri,Muğla ucuz hotelleri,Muğla ulaşım,Muğla kalacak yerler,Muğla haritası,Muğla ilçeleri



Temmuz-15-2007
Filed Under (Muğla) by admin

Ekincik, tertemiz denizi, yemyeşil doğası, Marmaris - Dalyan - Köyceğiz gibi turizm merkezlerine yakınlığı. Ulaşım kolaylığı ile sakin tatil geçirmek isteyenlerin cenneti.

Bir başka deyişle, Ekincik sahili, kontak kapatılan bir koy…

Tatil için buraya gittiğinizde bütün isteklerinize cevap verecek güzellikleri birarada bulma şansınız var.

En önemlisi de büyük şehirlerde artık unuttuğumuz, mavi, masmavi değil, lacivert denizi bulma şansınızın olması. Çekinmeyin. Kendinize bir kıyak yapın.

Şu güzel günlerde buraların tadını çıkarın. Pişman olmayacaksınız.

Nasıl gidilir ?

İstanbul’dan yola çıkacaklar için, çeşitli alternatifler var. En kısa ulaşım, uçakla Dalaman havaalanına inip, Ekincik’e olan 60 kilometrelik mesafeyi taksi veya minübüsle tamamlayabilirsiniz…

Otobüsle seyahat edenler, İstanbul-İzmir’den Fethiye otobüslerine binip, Köyceğiz’de inerlerse, Ekincik’e günde 14 sefer yapan minübüslerle 45 dakika süren yolculukla varabilirler.

ÖZEL ARAÇ

Özel aracı ile yola çıkanlar, Muğla’yı geçtikten sonra, Sakar Geçidi’ni inince, sahil yolunu takiben Köyceğiz yaklaşımında sağınızda Döğüşbelen Kavşağı çıkacak.

Tabelaları takip edip köprüyü Köyceğiz Gölü’ne paralel ilerleyince hem manzarası, hem yol kalitesi ile farlı gölü bitirip, Ekincik Koyu’na ulaşabilirsiniz.

Denizden tekne ile gelmek isteyenler koyda 10 metreye demir atabilir veya muhtarlık önündeki sahile yanaşarak marina hizmetlerinden faydalanabilirler. İskelede pazar günleri teknelerin yakıt ihtiyacını karşılayan bir de tanker bulunuyor.Daha çok ve daha çabuk ulaşımı sağlayacak ve turist sayısını artıracak olan Marmaris, Aksaz, Dalyan yolunun hizmete girmesiyle, bölgenin turizm alanında önemi daha da artacak ve Marmaris - Dalyan arası 20 dakikaya inecek.

Nerede kalınır ?
Ekincik Koyu sahilinde yer alan Ekincik Oteli, 27 odalı. Muğla, Ula tipi mimarisi ile örnek oluşturup ilgi çeken otel, estetik mimarisi, temizliği ve rahatlığı ile tercih ediliyor. Birkaç adımla denize ulaşılabilen tesisin önünde alabildiğine uzanan kumsal yürüyüş imkanı da tanıyor.

Restoran, disko, bar, bahçe, binbir çeşit çiçekler arasında dinlenebileceğiniz bölümler yer alıyor.

70 yataklı tesiste, voleybol, masa tenisi ve su sporları yapabilirsiniz.

Ekinci Koyu gerisinde, yer alan yerleşimde. bazı ev pansiyonları hizmete girerken, My Marina’da yat yolcularının dinlenmeleri izin sınırlı oda, sayılı konaklama imkanı bulunuyor.

Ekincik Koyu’na tepeden bakan yamaç üzerinde, Akdeniz Otel , Ekincik ve Saray gibi pansiyonlar da bulunuyor.

Ekincik’te deniz kenarında bulunan diğer tesis, “Anatolia Kamp”.
Çadır ve karavan sahası olarak hizmet veren tesisde, kampçıların tüm ihtiyaçlarının yanısıra, çeşitli spor aktivitelerine de imkan var.

Ne yenir ?
Ekincik koyunda,
Likya, Remo, Ekincik Otel restoranı ve My Marina olmak üzere dört restoran bulunuyor.

Ekincik’e piknik amaçlı gelenler ise, iskele yanında bulunan Necati Keser’in mini marketi, günübirlik tekne turlarına çıkacakların ve yatların alışveriş edebileceği büfe yine iskelede yer alıyor.

Ekincik köy muhtarlığının yeni yapılan ofisi yanında has zeytinyağı ve çam balı alabilirsiniz.

Ekincik Oteli’ni tercih edenler, soğuk- sıcak yemek ve ızgara çeşitlerinin yanısıra, mevsiminde Günnük ormanlarında yetişen ve sarmaşık türünün filizleriyle yapılan “Sılcan Yoğurtlaması”nın tadına bakalabilirler.

Aynı meze, kese yoğurdu ve kırmızı biberle de, taze börülce ile de yapılabiliyor.

Böylesine birbirinden leziz balıkları bir arada başka bir yerde görmeniz mümkün değil.

Patlıcan biber, soğan karışımlı “Patlıcan közleme” ise, damakta tad bırakan bir başka lezzet.

MY MARİNA RESTORAN

Ünü yurt dışına taşmış ve deniz ürünleri üzerine çalışıyor. Yat yolcu gruplarının tercihi günlük getirilen derin su balıklarından orfoz, lağos, akya gibi çeşitler, Kefal, palamut, karagöz, sinarit, sokkan gibi balıkları da bu tercihlerin arasında saymak mümkün.Karidesler ise Gökova’dan getiriliyor.

25 yıllık aşçı Nuri Ataş’ın hazırladığı zeytinyağı, limon, sarmısak, fesleğen sosu ile aromatik bir tada kavuşan deniz ürünleri içinde vantuzları ile kendi suyunda haşlanan ahtapot salatası, sübye salatası, italyanların çok sevdiği ahtapot tava, ızgara gibi çeşitlerin porsiyonları, herkesi doyuracak büyüklükte.

200 kişilik restoran, yemekleri ve manzarası ile olduğu kadar, deneyimli personeli ve ilginç dekoru ile ilgi çekiyor. Güvenliği ise, eğitilmiş kangal köpekleri sağlıyor.

Alışveriş
Ekincik ve çevresinde hemen herkes pazartesi günleri kurulan Köyceğiz pazarına gidiyor. Yöresel otların ve taze ürünlerin bol ve ucuz olduğu pazarda buranın spesiyali “Geren Otu” da bulunuyor.

Haşlanıp kabukları soyulduktan sonra, limon, zeytinyağı ve sarmısak sosu ile meze olarak yenen bu ottan başka, mevsiminde ağaçlara sarılarak yetişen ve bir sarmısak türü olan “Sılcan” da ilgi gören yiyecekler arasında yer alıyor.

Ekincik iskele meydanı yamaçlarındaki piknik alanları özellikler pazar günleri dolup taşarken, hem yöre halkı hem de turistler ihtiyaçlarını muhtarlık önündeki market, büfe ve köy bakkalllarından karşılıyor.

Bölge mahsulü zeytinyağı, kekik suyu ve çam balı da satın alabileceğiniz ürünler arasında.

İlginç yerler
Marmaris ve Dalyan arasında gizli bir koy olarak bilinen Ekincik, aslında yeryüzü cenneti niteliklerine sahip. Bu küçük cenneti bulabilmeniz için tek ipucu, birkaç mahalleden oluşan ve haritada, “Kürkçüler Köyü” olarak geçen yerleşim merkezi.

Yıl boyunca binlerce turistin ziyaret ettiği, sezonu kapanmayan Marmaris’ten kaçanların huzur sığınağı Ekincik’te tatil yapmanın keyfi doyumsuz. Burada tatil yaparken, dikkatli olun. Çünkü her an karşınıza bir ünlü çıkabilir. En son Hollywood’un ünlülerinden Dustin Hoffman ve ünlü şarkıcı Sting buranın konukları arasındaydı. Bugüne kadar da Prenses Caroline, Prenses Margareth, gibi bir çok ünlü isim, her fırsatta buraya gelip, doğanın tadını çıkarıyor.

Teknelerden kıyıya ayak basanlarla aynı restoranlarda yemek yiyip, aynı sularda su kayağı ve sörf yapıp, birlikte yüzebilirsiniz.

Fransız tatil köyü zincirlerinden Club Med’in dünyaca ünlü beş direkli rüya gemisi, “Med 1″, 15 günde bir getirdiği yolcularına Ekincik Koyu’nda deniz banyosu ve su aktivitelerine katılma olanağı sağlıyor. Gün boyunca çam ağaçlarının denizle öpüştüğü lacivert sularda yüzen gemi yolcuları, güneşi burada batırıp geç saatlerde yelken açarak, buradan ayrılıyorlar.

Ege ile Akdeniz’in sınırı belirleyen Ekincik, doğanın gerçekten cömert davrandığı bir tatil yöresi. Ekincik’e karayoluyla gitmek isteyenler, Köyceğiz üzerinden gidilen ve zengin doğa manzarası nedeniyle zevkli geçen bir yolculuk yapıyor.

Kıyısı kum plajıyla çevrili Ekincik koyunun yamaçlarını çam ormanları süslüyor. Lacivert renkli denizde gün batımında tarifsiz bir renk cümbüşü yaşanırken, köy özellikle dolunayda bambaşka bir havaya bürünüyor.

Eski adı Kürkçüler olan Ekincik’te ilk zamanlar hayvancılık, zeytincilik ve arıcılıkta uğraşan yerli halk, son yıllarda yalnızca turizmle ilgilenmeye başlamış. Köyceğiz- Marmaris - Dalyan üçgeni içinde yer aldığı için hızla gelişen Ekincik’te, tatil köyü ve tesislerinin yapımı sürüyor.

EKİNCİK’TE NELER YAPABİLİRSİNİZ?

Ekincik’e birkaz mil uzaklıkta “Karaçay Koyu” ve tekne ile 20 dakikada ulaşılan “Semisçe Koyu”, teknecilerin ilk tercihleri arasında yer alıyor. Karayolu olmayan bu koylara tekneler kıçtan bağlanıp, geceleme yapıyor. Eğer tekneniz yoksa, ama yine de koyda doğayla başbaşa kalmak istiyorsanız, Ekincik’ten binebileceğiniz tekneler sizi sabah bırakıp, akşam alıyor.

Ekincik Turizm Geliştirme Kooperatifi’ne bağlı bağlama teknelerle düzenlenen turlarda, şifalı kaplıcalar Sultaniye, Delibey, Gelgirme, Alirıza Çavuş girmesi çamur banyoları geziliyor.

Girişi ücretli olan ören yerindeki kaleye çıkanlar, Dalyan yerleşim alanını,sazlık kanalları, tiyatro, eski liman, sütunlu yol, Bizans Bazilikası, hamam gibi bir çok tarihi eseri, tepeden kuşbaşıkı seyretme imkanı buluyor.

Gerek yat yolcuları gerekse yerli yabancı turistler, çevredeki bakir koylara, Dalyan İztuzu kumsalına ve Kaunos’a bu tekneler götürüyor. “Küçük Tur” adı verilen bu geziler, Socaksu - Dalyan - Çamur Banyosu turu ile bütün bir gün sürüyor. (Bu turu karadan aracınızla da yapabilirsiniz).

Nisandan başlayıp kasım ayı sonuna kadar yatların uğrak yeri olan sakin, sessiz Ekincik koyunda, deniz dibi ve sahil bandı iri taneli kumlarla kaplı.Sabah saatlerinde çok net olan, akşama doğru da meltem rüzgarları etkisine giren koy, her yerden denize girme imkanı tanıyor. Sahilden denize girenler için 15 metre sonunda su seviyesi boyu buluyor.

Teknelerin bulunduğu limana girişte otopark için ücret ödeniyor. Çevre konusunda çok duyarlı olan köy halkı, muhtarın önderliğinde, kirlilikle ilgili tüm ihbarları değerlendiriyor ve tekneleri kontrol ediyor.

Ekincik sakin, sessiz bir ortamda kafa dinlemek isteyenlere, beklediklerinden fazlasını sunuyor. Bölgeye giderken, eğer meraklıysanız, fotoğraf makinenizi, okumayı seviyorsanız kitabınızı yanınıza almayı unutmayın.

Muğla’nın en yüksek tepesine sahip olan Sandras dağları eteğinden dönüp, Köyceğiz Gölü paralelinde yol alırken, Ölemez dağlarının göl yüzeyine vuran doyumsuz manzarasını seyrederek ulaştığınız Ekincik Koyu, alabildiğine uzanan kumsalı, yemyeşil bitki örtüsü ile sakin tatil arayanların huzur sığınağı.

Ekincik sahili bir başka deyişle “kontak kapatılan koy”. Bu da ne demek derseniz. Anlamı şu… Sağında ve solunda karayolu yok. Bu yüzden trafik, araç yoğunluğu, gürültü gibi problemler yaşanmıyor. Aşırı betonlaşma ve kalabalığa ise hiç rastlanmıyor.

Burada gün geçtikçe, hepsi birbirine benzeyen turistik merkezler gibi sahil dolgu çalışmalarının üzerine kurulmuş piyasa caddesi, sahil bandı satıcıları, kuyumcular, barlar sokağı, diskotek falan yok.

PEKİ NE VAR!

Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın kendi isteği doğrultusunda yapılmış müthiş keyifli bir yol, Köyceğiz çıkışında başlayıp, köy girişinde bitiyor. Bakir alanda sahil sadece güneşlenip denize girmek için bırakılmış. Koyun sağında iskele, muhtarlık ve çevre koylara, özelikle Dalyan’a gitmek için kiralanan şahıs malı bağlama tekneler bulunuyor. Koyun ortasında birkaç turistik tesis, solunda ise otoların altlarını vurabilecekleri kadar bozuk yolu olan My Marina var.



Temmuz-15-2007
Filed Under (Muğla) by admin

Yılın 365 gününü güneşli geçiren Dalyan, Marmaris ve Bodrum gibi turizm merkezlerine yakın.

Sahile vuran dalgalarla çözülen iyot…Deniz kokulu ılık rüzgarın taşıdığı bol oksijenli hava…Tuz izlerine sıkça rastlanan tablo gibi kumsal. Mavi yengeçlerin yaşadığı İztuzu Gölü…

Dünyaca ünlü İztuzu kumsalı ve hemen yanıbaşında bulunan yerleşim alanı Dalyan, buraya tatil için gidenlere emsalsiz güzellikte doğayı cömertçe sunuyor. Denize girmenin, yürüyüşün, sporun en güzel yapıldığı, saatlerce dalgaların sesini dinlebileceğiniz İztuzu kumsalı, görenlerini kendisine hayran bırakıyor.

Akdeniz ve Ege’nin sınırında yer alan Dalyan, Köyceğiz Gölü’yle Akdeniz’in birleşme noktasını oluşturuyor. Caretta Caretta tipi kaplumbağaların ziyaret ettiği eşsiz kumsalı, temiz denizi, labirent benzeri kanalları, Kaunos Antik kenti, leziz su ürünleri, dünyanın en değerli mavi yengeci, kaplıca ve çamur banyolarıyla şifa dağıtan Dalyan…

Nasıl gidilir ?
İstanbul, Ankara, İzmir hiç farketmez, yola özel aracınızla çıkıyorsanız, önce İzmir’e ulaşmalısınız. İzmir - Muğla karayolunu kullanarak isteyenler yeni yapılan otoyolu da kullanabilirler. Gerçi şimdilik Selçuk’a kadar gidiyor ama olsun. Yine de sizi bir kaç saatliğine de olsa yoğun kamyon ve otobüs trafiğinden kurtarıyor. Yolunuz daha sonra Aydın’a ulaşıyor. Sonra Muğla, çevre yoluyla Sakar Geçidi ve Gökova sahilinden Fethiye yönüne devam edebilirsiniz. Köyceğiz’i dış taraftan geçtikten sonra Ortaca üzerinden 12 kilometre süren yolculukla Dalyan’a gidebilirsiniz. Postane önünden kalkan minübüslerin de kullandığı 6 kilometrelik asfalt yol ile Gökbel köyü üzerinden İztuzu kumsalına kara yoluyla gelebilirsiniz. Aynı kumsala Dalyan’dan kalkan teknelerle ulaşmak da mümkün.

UÇAK İLE

En kısa yol 27 kilometre uzaklıktaki Dalaman Havalimanı’na uçakla gitmek. En çabuk ulaşım için havayolunu seçenler, Dalaman Havalimanı’na inip yolu taksi veya minübüs ile tamamlayabilirler.

OTOBÜS İLE

Otobüs yolculuğunu tercih ederseniz, İstanbul’dan Kamil Koç şirketinin düzenli seferleri ile ulaşabilirsiniz. Köyceğiz - Fethiye yönüne çalışan otobüsler ise bir başka alternatif.

Nerede kalınır ?
Dalyan’da, Marmaris veya Sarıgerme’de olduğu gibi, tatil köyleri ve beş yıldızlı ultra oteller yok. Ancak konforlu, her türlü ihtiyaca cevap veren, klimalı tesislerin yatak kapasiteleri ve pansiyonlar oldukça fazla… İztuzu kumsalı caretta caretta cinsi kaplumbağaların yumurta bıraktıkları yer olduğu için, burada gece kalma şansınız yok. Çünkü burada denize girmek için sadece 08.00 - 14.00 satleri arasında kalabiliyorsunuz. Gece kalmak yasaklanmış. Bu bölgede Doğal Hayatı Koruma Derneği üyeleri ve bekçiler görev yapıyor. Bölge çevrecilerin sıkı kontrolünde. Aman yanlış bir şey yapmayın. Kaplumbağalara da sahip çıkın. Dalyan’da her bütçeye uygun bir çok motel ve pansiyon var. Bunlardan biri de “Palm Garden Oteli”.

OTEL PALM GARDEN

Orhan Yılmaz’a ait 24 odalı bu aile işletmesi. Gürpınar Mahallesi’nde yer alıyor. Havuzu, restoranı, barı ve bahçesiyle hizmet veriyor.

DİPDAĞ OTELİ

Halil Dipdağ işletmesindeki tesis, 17 odalı, havuzlu, barlı ve kanala 50 metre mesafede.

VİLLA DURAN

Apart daireleri tercih eden çocuklu aileler için bir başka seçenek Villa Duran… Osman Duran’a ait, 4′er kişilik mutfak ve banyolu, 8 daireli tesis yılboyu açık. Yüzme havuzlu. Arzu edenlere yemek pişiriliyor.

CARETTA CARETTA PANSİYON

Dalyan’da kalabileceğiniz ilginç pansiyonlardan biri de burası. Özelliği İstanbul’dan, hızlı yaşam koşullarından kaçan basın yayın kökenli üç genç insanın işlettiği yer olması. Odalarıyla, yöresel tadları bulabileceğiniz sabah kahvaltılarıyla, müziğiyle güzel bir pansiyon.

Ne yenir ?
MAVİ YENGEÇ

Yemekten önce güzel ve ilginç bir öyküyle başlayalım. James Bond filmlerinin birinde Bond, şık ve güzel hanım arkadaşıyla lüks restorana gidip, şarap menüsünü inceler. Sonunda en pahalı siparişi verir. Sıra yemek seçimine gelmiştir. Bu defa yemek menüsünü uzun uzun inceler. Yine restoranın en pahalı yemeği olan, “Mavi Yengeç” ısmarlanır. Bu mavi yengeci, çocuklar bile oltalarıyla tutabilir Dalyan’da… İşte böylesine pahalı, lüks ve erişilmez olan mavi yengecin, restoranlarda da kömür ızgarası ve haşlaması yapılıyor.

KEFAL BALIĞI

Dalyan’da akla ilk gelen yiyeceklerin biri de etinde kesinlikle toprak kokusu bulunmayan kefal balığı. Aslına bakarsanız, bölgede 22 çeşit kefal balığı yakalandığı söyleniyor. Yapısı ve gözüne göre tanınan bu balığın en makbulü, “koca kafa” denilen Mavru Kefali… Dalyan’daki kefaller hem tatlı hem de tuzlu suda yaşadığı için, farklı lezzete sahip. Aynı şartlarda levrek, çipura ve yayın balığı da Dalyan Su Ürünleri Kooperatifi’nde bulunuyor. Köyceğiz Gölü, bir hafta denize , bir tersine akıyor. Balıklar yumurta bırakmaya Dalyan’a girip sığınıyor. Sonra da denize açılıp doğal yemle besleniyor. Fosfor zengini havyarı, mumlanıp tüketilirken, kefallerin kömürde ızgarası, tavası, buğulama ve plakisi yapılıyor.

GEREN

İztuzu Sülündür Gölü çevresinde toplanan deniz börülcesi (Geren) limon, zeytinyağı ve sarmısak sosuyla yenirken, ağızda lezzet kazanan bir meze çeşidi. Denizle kıyının birleşme noktasında yetişen ve bir tür yosun olan deniz börülcesi, hafif acımsı.

Dalyan’da kanal boyunca su kenarına dizili ya da sokaklara taşan masalarıyla bir çok restoran bar var. Melody, Riveside ve Saray Begonvil, bunlardan bazıları. Taze portakal suyu satan ve tost yapan büfeler ya da jazz barda müzik dinlemek tercihi size kalmış.

Çamur banyosu gezinizde, İrfan Tezbiner’in işletmesi olan kafede, paket sandviç çeşitleri ve porsiyon döner yiyebilir, doğal üzüm ve karpuz suyunu içebilirsiniz.

Alışveriş
Dalyan’da müzikli barların ve cafelerin bulunduğu sokaklarda, turistik eşya dükkanları ile tezgahlara sıkça rastlanıyor. Bölgenin sembolü olan kaplumbağa maskot ve bibloların yanı sıra, Ortaca yöresinde, “döven” adlı tezgahlarda pamuk ve yün ipliklerle dokunan “ehram” ve “Bürümcükler”, farklı ipliklerle çalışılan “Dantel”, “Boncuk oyası” gibi el işlemeleri sergileniyor. İsterseniz balık ürünlerini Dalyan Su Ürünleri Kooperatifi’nden ve balıkçılardan çipura, levrek, yılanbalığını alıp evinize götürübilirsiniz. Tabii ki aracınızda soğutma sistemi varsa. Ancak özellikle mumlanmış balık havyarı ve narenciye balı almayı unutmayınız. Cumartesi günleri kurulan pazarda bir tür sarmaşık olan Silcan otlarını ve deniz börülcesi Geren’i bulabilirsiniz…

İlginç yerler
Dalyan, Muğla’nın Ortaca ilçesine 12 kilometre uzaklıkta Marmaris, Bodrum, Fethiye gibi önemil turizm merkezlerine yakın, zengin aktivitelere sahip doğa cenneti tatil beldesi. Dalyan’da yılın 300 günü güneşli geçiyor. ! Nisan’da açılan turizm sezonu yıl sonuna kadar sürüyor. Bölgeye gelen turistlerin en büyük eğlencesi, uzunluğu yedi mili bulan labirent görünüşlü kanallar arasında günlük gezi turlarına katılmak. Dalyan sahilinden kalkan Taşıcılar Kooperatifi’ne bağlı teknelerle turlara katılanlar, günlük ücretler ödüyorlar. Turlara öğle yemeği dahil olursa fiyatı biraz daha artıyor.

Yoğunluk farkı, periyodik akış yönü ve doğa yapısı itibarıyle iki karış suda bazen müthiş dalgalara şahit olunabiliyor. Çeşitli etkenlerle sığ olan kıyı şeridinin kum yapısı, her yıl değişik şekiller alıyor.Akşam güneşinde kumu süpüren rüzgarda kum dalgaları ve tepecikleri, doyumsuz güzellikler sunuyor. Koruma altında bulunan kanallar ve kumsallarda kaplumbağalar 15 Mayıs - 15 ekim arasında yumurta bırakıyor. 55 günde yumurtadan çıkıp denize kavuşan bebek kaplumbağalar, Dalyan halkı ve çevre örgütlerince titizlikle korunuyor. Dalyan’da teknelerin hepsinin altı Venedik’teki gondollar gibi, yani salma yok. Labirent sazlıklara ve sığ kanallara bu yüzden girilemiyor. İnsan Dalyan kanallarında yol alan tekne kaptanlarının göğüslerinde, bölgenin sembolü olmuş Caretta Caretta kaplumbağalarının amblemi basılı tişörteri ve başlarında hasır şapkaları görmek istiyor. Dalyan’ın akdeniz’le buluşma yerinde de bir de ada bulunuyor. İsmini ortasında bulunan delikten almış olmalı ki, “Delikli Ada” olarak anılıyor. Üzerinde deniz fenerleri olan adanın koylarında ise, kanal’a giremeyen yatlar demirliyor. Ada, Dalyan’a dalgakıran, bekçilik, gözcülük görevleri yapıyor.

Kanallardaki geziniz boyunca, bacaklarını tekneden sarkıtan çocuk ruhlu turistleri, mutluluktan birbirine sarılan çiftler, kaya mezarlarını, tekneye yatarak doya doya sazlıkları seyredenleri, kendisini fotoğrafa ve kameraya kaptıranları ve tüm bu güzelliklerde başını öne eğip inatla kitap okuyan motor yolcularını göreceksiniz. Ancak hepsinin yüzünde dinlenmiş bir ifade ve gülümseme hakim olduğunu da unutmadan ekleyelim.

GÖRÜLECEK YERLER

Dalyan turlarında mutlaka uğramanız gereken duraklardan biri de “Çamur Banyosu”. Geçmişte 40 kaynak varken, zaman içinde birçoğu kaybolmuş. Günümüze 4 aktif kaynak gelebilmiş. “Gelgirme”, “Ali Rıza Çavuş Girmesi”, “Delibey Girmesi”, ve “Sultaniye Kaplıcaları” özellikle yaz aylarında ziyaretçi akınına uğruyor. Çamur havuzlarından alınarak vücudun her yerine sürülen çamurun bilimsel açıdan hiçbir faydası yok. Ancak cilde sürülen çamurun fiziksel değişiklik ve animasyon yarattığı söyleniyor. Birbirlerinin çamurlu halini gören turistler, şakalaşıyor ve bol bol fotoğraf çektiriyor. Bölge de bu sayede eğlenceli bir aktivite kazanmış oluyor. Coğrafi ismi Ali Rıza Çavuş olan havuz, 38 - 39 derece sıcaklıkta, saniyede 12 litrelik sirkülasyonu olan bir sülfür kaplıcası, yani kükürtlü kaplıca.

Romatizma siyatik, kireçlenme gibi rahatsızlıklara iyi geldiği söylenen kaplıcaya,40-45 dakika olmak üzere, günde üç kür olarak giriliyor. Bu bir hafta sürüyor. Dalyan çamur banyosu için İrfan Tezbiner’le bağlantı kurmak gerekiyor.(Telefon numarası, telefon sayfasında bulabilirsiniz) Bu arada ünlü antik kent Kaunos ziyaret etmeyi unutmayın. Roma tiyatrosu, hamam, tapınak, su sarnıcı ve diğer kalıntılar sizi yıllar öncesine götürecek kadar gizemli.

Telefonlar
CARETTA CARETTA PANSİYON
Tel : 0252 284 23 01
Fax : 0252 284 23 43

PALM GARDEN OTELİ
Tel : 0252 2843398
Fax : 0252 284 34 48

VİLLA DURAN Osman Duran
Tel : 0252 288 41 09
Tel : 0252 284 34 16

NİL PANSİYON
Tel : 0252 284 23 83

DENİZ YILDIZI RESTORAN
Tel : 0252 284 41 82

KÖŞEM RESTORAN
Tel : 0252 284 22 22

ADANA RESTORAN
Tel : 0252 284 32 38

DİPDAĞ OTELİ HALİL DİPDAĞ
Tel : 0252 288 45 72
Fax : 0252 284 25 26

ÇAMUR BANYOSU İRFAN TEZBİNER
Tel : 0252 284 20 35
anahtar kelimeler: dalyan Tatil Yerleri,dalyan otelleri,dalyan ucuz otelleri,dalyan ucuz pansiyonları,dalyan pansiyonları,dalyan restaurantları,dalyan gezilecek yerleri,dalyan tarihi,dalyan resimleri,dalyan araba kiralama,dalyan ucuz tatil,dalyan hotelleri,dalyan ucuz hotelleri,dalyan ulaşım,dalyan kalacak yerler,dalyan haritası,dalyan ilçeleri



Temmuz-15-2007
Filed Under (Muğla) by admin

Türkiye’de turizm deyince akla gelen bir kaç yerin arasında ilk sırayı alan yerlerin başında geliyor Bodrum. Bodrum öylesine ünlendi ki dünya çapında… Türkiye’de turizm deyince özellikle İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde, Bodrum tek akla gelen yer oluyor.

Bodrum’un sihirli çekim gücü her yerden fazla. Hem de öylesine fazla ki, bir yanda Çökertme Türküsü, bir yanda Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı, bir yanda da süngerciler vardı bir zamanlar…

Artık hemen hepsi unutludu gitti. Artık Bodrum deyince akla gelen şeyler, alkol, eğlence, dans ve cinsellik. Bodrum sınırlarından içeri girer girmez, insanların gözleri bir başka parlamaya, kanları daha hızlı akmaya başlıyor. İnsanlar, gündüzleri kızgın güneşin altında yanıp yarı uyuklayarak başladıkları güne, gece sabaha kadar barlarda, eğlence yerlerinde devam ediyorlar. Güneşin ilk ışıklarıyla birlikte Bodrum’un tatilcileri denize girmek için yola çıkarken, gece eğlenenler de, uyumak için otellerine gidiyor.

Nasıl gidilir ?
Bodrum’a bir kaç yıl öncesine kadar sadece karayoluyla gidiliyordu. Tabii ki mavi yolculuk teknelerini saymazsak. Büyük şehirlerden yaz aylarında akın akın tatilciler, şehirlerarası otobüslerle güneşe olan özlemlerini burada gideriyorlardı.

Şimdi de değişen fazla bir şey yok. Yine otobüs ya da kendi aracınızla Bodrum’a gitmek mümkün.

Biraz yorucu olan yolculuk için İstanbul’dan çıkanlar Eskihisar - Topçular arasını arabalı vapurları geçip yola başlayabilir. Yalova üzerinden Bursa şehir merkezine girmeden Bandırma-Balıkesir yolunu izlerseniz, İzmir’e 9 saatte ulaşabilirsiniz. İzmir şehir merkezine girmeden Aydın otobanına çıkarsanız yolunuz daha da kısalıyor.

Aydın - Selçuk arasında yeni açılan otobanı mutlaka kullanın. Selçuk’tan otobandan çıkıp, Ortaklar’dan Bodrum yoluna girin.
Daha sonra, Bafa Gölü kenarından keyifli yolculuktan sonra, Milas’a ulaşacaksınız.

Milas çıkışından Bodrum yönüne sapınca artık derin nefes alabilirsiniz. Yakın zamana kadar bozuk ve tek şeritli yoldan gidilen Bodrum yolu artık çift şerit gidiş geliş hale dönmüş. Rahat rahat Bodrum’a ulaşıyorsunuz.

HIZLI FERİBOT

İstanbul’dan yola çıkanlar için bir başka ve daha az yorucu olan yol ise, İstanbul - Bandırma arasında çalışan hızlı feribotları kullanarak Bandırma’ya gitmek. 1 saat 45 dakikada Bandırma’da oluyorsunuz. Hem uçak yolculuğu keyfini ve kalitesini yaşıyorsunuz. Hem de yolunuz 2 saat kadar kısalıyor.

UÇAK

Bodrum’a gidiş için en kısa yol ise, İstanbul’dan uçakla Bodrum’a ulaşmak. Tabii ki yer bulabilirseniz. Çünkü THY’nin Bodrum seferleri doluluk oranı en yüksek seferlerden biri. Bodrum civarinda oturanlar, yaz aylari boyunca gidecekleri seferleri onceden belirliyor. Biletlerini de kışın alıyor. Hatta temmuz ağustos ayında uçaklarda yedek yolcu sayısı, 200′e kadar ulaşıyor.

Yer bulmak çok zor. Ama bulursanız da kısa yolculuktan sonra Bodrum’a ulaşmak çok keyifli oluyor.

Nerede kalınır ?
Bodrum’da yakın zamana kadar mandalina bahçelerinin arasında yer alan ufak pansiyonlarda kalıp, deniz ve güneşin tadını çıkarmak mümkündü. Ancak bölgede turizmin gelişmesiyle birlikte başta Bodrum merkezli olmak üzere, Bodrum Yarımadası’nın her köşesinde, her bütçeye uygun kalacak tesisler çoğaldı. Tabii eskinin mandalina bahçelerinin yerinde artık yeller esiyor. Onların yerine yüzme havuzları var.

Ancak Bodrum’u bilenlerin uyguladığı bir yöntem var ki, bu ilk kez gidenler için Bodrum’u tanımanın en güzel yollarından biri. Bodrum dışında kalıp gündüz deniz ve güneşin keyfini sürmek. Akşam yemeğini Bodrum yarımadasının güzel koylarında en güzel deniz ürünlerini yemek ve gece saat 23.00′den sonra sabaha kadar Bodrum gecelerinin tadını çıkarmak.

Bodrum’a en yakın kalınabilecek yerlerin başında Türkbükü geliyor.

Bodrum’dan çam ormanları arasında uzanan yolla ulaşılan Türkbükü, eskiden antik Likya Madnasa şehri olarak biliniyor. Türkbükü’nde bir çok pansiyon motel ve otel türü konaklama tesisi var. Fortissimo Otel, Anı pansiyon, Türkbükü adlı moteller, Club En, Club Torsa, gibi konaklama tesisleri bulunuyor.

Bodrum’da mandalina bahçeleri arasında kalabileceğiniz bir başka yer de Yalıkavak’ta yer alan Başar Motel. Burası da özellikle sakin bir tatil geçirmek isteyenlerin kalabileceği nitelikte. Yıldız sayısı fazla değil ama hem hizmetteki kalitesi hem de yemeklerinin lezizliği size Bodrum’da güzellikleri yaşatacak.

Bodrum’da kalabileceğiniz bir çok tatil köyü ve motel de var. Ama bunlar arasında yer alan Bodrum Park, Bodrum tipi ve kayrak taşı ile kaplı villalarıyla dikkat çekiyor. Kayrak taşının özelliği ise yazın serin kışları sıcak tutması. Otelin bir başka özelliği ise çocuklu ailelerin her ihtiyacı düşünülerek yapılan çocuk oyun odaları ve yüzme havuzları.

Ne yenir ?
SEBZELİ DÖNER

Bodrum’da turizmin gelişmesiyle birlikte hemen her yörenin yemeklerini bulmak mümkün. Özellikle akşam yemeği için kebapçılar, hamburgerciler, sulu yemek yapan yerler dolup taşıyor. Ama yediğiniz yemekte lezzet arıyorsanız, tad arıyorsanız Barlar Sokağı’nda Bodrum’un simgesi haline gelen “Şirin Sebzeli Döner”in mutlaka tadına bakın.

Bu dönerin özelliği ne derseniz, anlatalım. Öncelikle özel olarak alınan etler sütle karışık sos içinde, bir gün dinlendiriliyor. Ardından da dönere adını veren her türlü sebze dönerin dizimi sırasında etlerin arasına yerleştiriliyor.

Barlar Sokağı’nda bulunan dükkanda, sabahın erken saatlerine kadar sürekli dolan masalarda, dürüm içinde ya da ekmek arasında bu dönerin tadına bakmayı ihmal etmeyin.

ASİL İÇKİLER!

Bodrum’a giden alkol tutkunlarına yönelik ufak tavsiyelerimiz de olacak. Öncelikle barlar sokağında turlamayı unutmayın. Buralarda gerçekten müzik ve güzelliklere doyamayacaksınız. İçki olarak Bodrum’un simgesi olan”Sex on the Beach”i mutlaka tadın. Artık kadehte değil de jug içinde bu içkiyi de içebelirsiniz. Gerisi size kalmış.

Halikarnas Disco yolu üzerinde bulunan ve yılların işletmecisi Zafer Özbay’ın işlettiği “White House” barda , güzel bir atmosferde, özellikle İngilizler’in arasında içkinizi yudumlayıp güzel bir akşam geçirebilirsiniz.

Bu içkiler, Bodrum Kalesi’ne karşı, önünüzden kalabalıklar geçerken size bir başka neşe kaynağı oluyor.

TÜRKBÜKÜ’NDE LEZİZ YEMEKLER…

Bodrum’da yiyebileceğiniz taze deniz ürünlerini, Türkbükü’nde Ship A Hoy adlı restoranda, denize uzatılmış iskeleler üzerine kurulan masalarda yiyebilirsiniz. Klasik mezelerin tadına doyamayacaksınız. Yöredeki balık çiftliklerinde ve denizden tutulan taze taze balıklar, İstanbul’da unuttuğunuz lezzetleri size yeniden hatırlatacak.

MAZI: BALIK VE SAF ZEYTİNYAĞI…

Ama yine de Bodrum’da en güzel balık nerede yenir diyorsanız mutlaka Mazı’ya gidin deriz. Mazı’ya ulaşmak için önce Bodrum’dan Milas yoluna çıkacaksınız. Mumcular’a gelince Mazı yönüne sapın. Yol sizi önce Yukarımazı’ya, ardından da Aşağımazı’ya getirecek. Burada muhtar Mehmet Taş’ın yerini bulun ve tek cümle söyleyin.”Ben balık yiyeceğim”.

Muhtar Mehmet Taş, sabah tutulup getirilen lağos , sinarit , kılıç balığı gibi deniz ürünlerini size öyle bir ızgara yapıyor ki, parmaklarını yalamanız işten bile değil. Bir de”sokkan” isimli kaya balığı var ki, ne başka bir yerde bulabilirsiniz, ne de aynı lezzeti alabilirsiniz.

Mehmet Bey, özel sosta beklettiği balıkları saf zeytinyağıyla bir güzel ızgara yapıyor ki, tadına doyulmaz.

Kömür ateşinde pişen balıkları beklerken Mehmet Bey’in eşinin yaptığı kabak çiçeği dolması ve yaprak sarmasının tadına da mutlaka bakın.

TARİHİ YUNUSLAR FIRINI

Bodrum içine geldiniz. Bardan çıktınız. Gece geç saatler olmuş. Karnınız acıkmış. Ne yiyeyim diye düşünüyorsanız, Bodrum’un merkezinde barlar sokağında gidebileceğiniz tek adres var. “Tarihi Yunuslar Fırını” . Kuruluşu 1876 tarihine kadar uzanıyor. Burası Bodrum’un en eski fırını. Önce Rumlar kurup işletmiş. Sonra da Girit’ten gelen Yusuf Gözen almış. 1968 yılında da Çamlıhemşin’den gelip Bodrum’a yerleşen Yakup Hoştan satın almış.

Şu anda fırında sadece ekmek çeşitleri değil, her türlü sandviç, pasta ürünleri dahil olmak üzere 100′e yakın ürün satılıyor. Taze taze fırından çıkan simitlerin alıp Bodrum sokaklarında dolaşmak da keyifli. Bizden söylemesi.

GÖLKÖY’DE BAKLAVA YENİR!

Baklava deyince büyük şehirlerde aklımıza bir çok yer gelir. Ancak Bodrum’da fırsatınız varsa en iyi baklavayı, Gölköy’de Yalçın Usta ve oğlu Cemal Usta’nın 17 yıldır işlettiği baklavacı dükkanında yiyebilirsiniz. Türkbükü’ne giden yol üzerinde bulunan baklava dükkanına bir de öğleden sonra gittiyseniz, fırından yeni çıkmış ev baklavası tarzında yapılan çıtır baklavaları, üzerine şerbeti daha yeni dökülürken seyredip alabilirsiniz. Cevizli yapılan baklavaların tadına doyum olmuyor. Yalçın Usta, baklavaların ününün Bodrum’u aştığını İstanbul’a baklava gönderdiklerini söylüyor. Bazı ünlü işadamlarının da, şoförlerine tepsi tepsi baklava aldırıp İstanbul ve Ankara’ya götürdüklerini keyifle anlatıyor.

Alışveriş
Bodrum’da yöresel olarak alacaklarınız arasında sadece bir iki tezgahta satılan süngerleri alma şansınız var. O da çarşıda rastlarsanız. Ancak aklınıza gelebilecek bütün ünlü giyim markaları artık Bodrum sokaklarında kurulan çarşılarda müşteri bekliyor.

Yine de ilginç şeyler alabilirsiniz. Bunların arasında yerel olmasa da deniz kabukları satan seyyar tezgahlar var. Uzakdoğu’dan getirilen deniz kabuklarının gerçekten hemen her çeşidini Bodrum sokaklarında bulmak mümkün.

Yöresel tadlara meraklıysanız Bodrum’da ve Milas’ta kurulan yerel pazarları da kaçırmayın deriz. Dalından yeni koparılmış sebze ve meyveler sizi bekliyor.

Yine çarşı içinde ilginç taşlar ve nazar boncukları, özel olarak süslenmiş duvar tabakları gibi hediyelik eşyalara da rastlanıyor.

İlginç yerler
“Eh nihayet yokuşun tepesine gelmiştik.
Yüreğim çarpıyor. Tepedeki bir dönemeci dönünce,
şırrak, gurrr diye Arşipel’in koyu, çividimsi mavisi
ölçülmez açıklıklara kadar yayılıverdi.
Durduğum tepeden sonsuzluğu seyrediyormuş gibiyim.”

HALİKARNAS BALIKÇISI
CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Halikarnas Balıkçısı, sürgüne gittiği Bodrum’u ilk kez gördüğünde hissettiklerini kağıda işte böyle dökmüş. Bodrum gerçekten ilk kez gidenleri öyle bir büyülüyor ki, etkisi yıllarca sürüyor. Bir giden bir daha bir daha gidiyor. Her seferinde de bir başka güzelliğini, ilginçliğini keşfediyor.

Bodrum akşamlarının tadına bakıp da sabahlara kadar dans edip yorulduysanız, gündüzleri yapacak tek şey kalıyor. O da uyuyup kendinize gelmek. Ancak eğer ben gezmeyi de seviyorum diyorsanız, o zaman size Bodrum yarımadasını gezin deriz. Gerçi Bodrum içinden de limandan tekne turlarına katılıp Karada, Akvaryum, Orak Adası gibi yerleri denizden dolaşmanız mümkün.

Ama eğer özel aracınız varsa , yoksa da bu rotayı minübüslerle de yapabilirsiniz.

Gezinize Torba’dan başlayın. Torba sahilinde denize ireceğiniz çok güzel sahil kuşağı var. Burada biraz mola verebilirsiniz. Sonraki durağınız ise Gölköy olabilir.

Burada da Bodrum’un kargaşasını yaşamadan keyifle denize girip, köy içinde dolayibilirsiniz. Baklava yemeyi ihmal etmeyin…

Sonraki durağınız Türkbükü. Burası gerçekten çok güzel bir tatil merkezi. Yakın zamana kadar sadece Mavi yolculuk teknelerinin uğradığı Türkbükü en az bozulan yörelerden biri. Sahilde kıyısı olmaması rağmen, denize yapılan tahta iskelelerde denize girip gezebsilirsiniz. Buranın ilginç tarafı sanatçıları ve ünlüleri bol bir yer olması. Her adımda ekranlarda gördüğünüz bir ünlüyü karşınızda görebilirsiniz.
Fotoğraf çekmeyi sevenler için Türkbükü güzel enstantaneler sunuyor.

YALIKAVAK

Yolumuza devam edelim isterseniz. Yalıkavak bundan sonraki durağınız. Bunun için de önce Gölköy’e dönmeniz gerekiyor. Gölköy yanından Yalıkavak yoluna döndüğünüz zaman adı Fenerbahçe ile birlikte anılan Ali Şen’in dillere destan köşkünü görme şansınız var. Burası gerçekten onlarca dönüm arazi içinde yer alıyor. Sarı lacivert renkleriyle de herkesin dikkatini çekiyor.

Yalıkavak’ta merkeze indiğiniz zaman görülecek yerlerin başında, bir zamanlar gerçekten kullanılan rüzgar değirmeni geliyor. Gerçi şimdi değirmen niteliği kalmamış ama yine de heybetli yapısı duruyor. Önünde çay içebilir, yorgunluğunuzu atabilirsiniz.

Limana doğru yapacağınız kısa yürüyüşle de akşam saatlerinde dolmaya başlayan birbirinden leziz balıkların tezgahlarda sıralandığı lokantaları görebilirsiniz.

Özellikle akşam saatlerinde Yalıkavak’a yolunuz düşerse akşamın ilk ışıklarına koylara yaptıkları gezilerden dönen tekneleri keyifle izleyebilirsiniz.

GÜMÜŞLÜK

Yalıkavak’tan Gümüşlük’e doğru sahilden yola devam ederseniz, Gümüşlük’e kısa süre sonra ulaşırsınız. Burası, güneşin batarken denizde gümüş rengi oluşturmasından ötürü bu isimle anılıyor. en büyük özelliği sit alanı olması nedeniyle, özellikle sahil ve liman kesimine çivi çakmak yasaklandığından, yıllar öncesinden yapılan evler ve tesisler yerinde duruyor. O nedenler artık unuttuğunuz, denize bir karış mesafede, her türlü deniz ürününü yiyip, tadına bakma şansınız var. Eğer vaktiniz varsa sığ olan denizden, taşların üstüne basarak Tavşan Adasına’da geçebilirsiniz. Burada 50-60 tane tavşan olduğu söyleniyor. Ve oradan da Gümüşlük’ün bir avuç limanını seyretmenin zevkini çıkarabilirsiniz.

Gümüşlük’ün ardından artık dönüş vakti geldi derseniz Turgutreis’e girmeden Bodrum yoluna çıkın. Yol boyunca Bodrum’un limon ve portakal ağaçları arasında seyahat edin. Peksimet Köyü yakınlarına gelince de tepelede duran bir zamanlar aktif olarak kullanılan yeldeğirmenlerini de seyretmeden geçmeyin. Bodrum yolu boyunca begonviller sarılı evleri, her türlü çiçeği de görme şansınız var.
anahtar kelimeler: bodrum Tatil Yerleri,bodrum otelleri,bodrum ucuz otelleri,bodrum ucuz pansiyonları,bodrum pansiyonları,bodrum restaurantları,bodrum gezilecek yerleri,bodrum tarihi,bodrum resimleri,bodrum araba kiralama,bodrum ucuz tatil,bodrum hotelleri,bodrum ucuz hotelleri,bodrum ulaşım,bodrum kalacak yerler,bodrum haritası,bodrum ilçeleri



Temmuz-8-2007
Filed Under (Muğla) by admin

Likya Kaya Mezarları

Şehir içinde Likya döneminden kalma M.Ö.4.YY. eserleri dikkati çeker. Bunlar,şehrin simgesi haline gelen doğal kayaya oyulmuş mezarlardır. Çok sayıda düzgün basamaklarla mezarların en güzel ve en görkemlisi olan Amintas’a ulaşılır. Bu mezar aşağıdaki düzlüktende kolaylıkla görülür ve yaklaştıkça,büyüklüğü karşısında duyulan hayranlık artar. İon stilinde ve tapınak türündedir. Soldaki sütunun orta kısmında, M.Ö.4.YY. alfabesi ile ”Herpamias oğlu Amintas” yazılıdır. Bu kişinin kimliği tam olarak bilinmemektedir.

Lahit Mezarlar

İlçede görülmeye değer pek çok lahit mezar bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi PTT yanındaki Likya dönemine ait olanıdır. Yüzyıl kadar önce, Deniz içerisinde yükselen mezarın saygın bir görünümü vardır. İki katlı ön yüzünde dörtgen,ahşap kirişleri andıran oymalar ve gotik stili kemerli bir kapağı bulunmaktadır. Kapağın her iki yanı savaşları resmeden fresklerle bezenmiş olup, bunların kişinin yaşamı ile ilgili olduğu sanılmaktadır.

Fethiye Kalesi

Şehrin güneyinde yükselen kalenin,Aziz John’un şövalyelerine ait olduğu sanılmaktadır. Duvarlara oyulmuş birkaç yazı, tarihi belirsiz bir sarnıç dışında, tepenin doğu yüzünde küçük ve basit iki kaya mezarı bulunmaktadır.

Fethiye Müzesi

Helenistik dönemden Bizans dönemine kadar Likya bölgesine ait birçok arkeolojik eserin sergilendiği bir müzedir. Ayrıca etnografya seksiyonu da bulunmaktadır.

Telmessos Antik Tiyatrosu

Antik kaynaklar Telmessos’da büyük bir tiyatronun olduğundan bahsetmekteydi. Yapılan araştırmalarda bu tiyatronun, şehir merkezinde, limanın güneyinde olabileceğini teyit ediyordu.

Zira zeminde tiyatronun varlığını gösteren kuvvetli bir iz mevcut değildi. Ancak tiyatro izlenimi veren, tiyatronun oturmuş olacağı alan Telmessos Tiyatrosu’nun burada olacağı kanısını kuvvetlendirmektedir.

1993 yılında Fethiye Müze Müdürlüğü Başkanlığında yapılan sondaj kazılarında erezyonla dolmuş olan 3-4 metrelik toprak tabakası altında tiyatronun oturma sıraları bulunmuştur. Mahalli kaynaklardan temin edilen maddi yardımlarla 1995 yılına kadar sürdürülen çalışmalar sonucu tiyatrodan kalabilen tüm kalıntılar bugün gün ışığına çıkartılmıştır.

Erken Roma döneminde inşaa edilen, M.S.2.Yüzyılda onarım geçiren tiyatronun 5000 kişi kapasiteli olduğu ve Bizans döneminde arena olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Şimdiki haliyle 1500 kişinin kullanımına cevap veren Telmessos Tiyatrosu’nun onarımı için röleve projesi tamamlanmıştır.

anahtar kelimeler: Fethiye Tatil Yerleri,Fethiye otelleri,Fethiye ucuz otelleri,Fethiye ucuz pansiyonları,Fethiye pansiyonları,Fethiye restaurantları,Fethiye gezilecek yerleri,Fethiye tarihi,Fethiye resimleri,Fethiye araba kiralama,Fethiye ucuz tatil,Fethiye hotelleri,Fethiye ucuz hotelleri,Fethiye ulaşım,Fethiye kalacak yerler,Fethiye haritası,Fethiye ilçeleri



Temmuz-8-2007
Filed Under (Muğla) by admin

Yine Ege kıyısında, denizin en güzel olduğu bir yer olan Fethiye tatil için bir cennet. Ölüdeniz uzunca bir sahil şeridi ve etrafını saran mükemmel doğa ile denize girmeyi sevenler, su sporları tutkunları için ideal bir tatil mekanı. Fethiye tatil için turistlerin dünyanın her yerinden akın ettiği ve renkli yapısıyla da tatil için güzel bir alternatif oluşturan bir yer. Efsanelerde “Tanrının Dünyaya bahşettiği cennet” olarak geçen Ölüdeniz kıpırtısız haliyle insanoğlu için son derece etkileyici bir doğa sahnesi. Gece hayatı çok sayıda yerli ve yabancı turistin oluşturduğu bir karnavalı andıran Fethiye’de, tatil yerleri arasında önde geldiğini gösterir bir yoğunluk var. Fethiye, çok sınırlı sayıda sahip olduğunuz tatil günleri için göz önüne almanız gereken alternatiflerin başında.

Antik çağlardaki adı Telmessos olan Fethiye, Anadolu uygarlıklarının en eskilerinden biri olan Likya Devletinin batıda Karya sınırındaki en önemli kentidir.kuruluşuna ilişkin kesin bir bilgi bulunmamasına rağmen elde edilen yazılı belgelerde kentin geçmişinin M.Ö 5.YY a kadar uzandığı belirtilmektedir.Bir Likya efsanesine göre Finike Kralı Agenor’un kızına sevdalanan Tanrı Apollon küçük bir köpek kılığına girerek kral kızının gönlünü çalar ve bu evlilikten doğan çocuklarının ismini de Telmessos koyarlar. Apollon’un kurduğu kente de oğluna ithafen Telmessos adı verilir.Adını Tanrı Apollon’un oğlundan aldığı söylenen kent MÖ 547 yılında Pers Kralı Harpagos’un tüm Likya ve Karya kentleri ile birlikte Telmessos’u da ele geçirmesiyle Perslerin 1. Satraplığını oluşturur.MÖ 5. YY ortalarında kurulan Antik-Delos Birliğine katılan Telmessos bir müddet sonra bağımsız bir kent olarak birlikten ayrılmasına rağmen MÖ 4.YY a kadar birlikle ilişkisini sürdürmeye devam eder.

MÖ 344-343 kışında Asya seferine çıkan Büyük İskender tarafından ele geçirilen kent,bir rivayete göre kendi isteği ile Büyük İskender’e teslim olmuş,bir başka efsanede ise “Anadolu’yu fethe çıkan Büyük İskender donanması ile Telmessos Limanına girer.Kumandanları Nearkos o dönemin kent yöneticisi Antipatrides’ten müzisyen ve esirlerin kente girmeleri için izin ister.İsteği kabul edilince flüt kutularının içine gizledikleri silahlarıyla kente giren savaşçılar gece düzenlenen şölenler sırasında Akropol’u ele geçirirler” diye anlatılmaktadır.

MÖ 240 yılında 3.Ptolomy tarafından Lysimachos’un oğluna verilen kent MÖ 189 yılında Magnasia savaşından sonraki antlaşmada Romalılar tarafından Bergama Kralı Eumenes’e verilmiştir.Bergama Krallığının çöküşünden sonra MÖ 133 yılında Likya Federasyonuna bağlanan Telmessos, federasyonun en önemli 6 kentinden biri durumundaydı. 8.YY da kentin adı Bizans İmparatoru II.Anastasios’un onuruna Anastasiopolis olarak değiştirildi.1284 yılında Menteşeoğullarının eline geçen kent,1424 yılında Osmanlı topraklarına katılmasıyla uzak şehir anlamında Meğri adını aldı.1934 yılında Şehit Pilot Fethi Beyin anısına şehre “Fethiye” adı verilmiştir.

Likya Uygarlığının en görkemli örneklerinden biri olan Amintas Kral Mezarı yamacına oyulduğu dağın heybeti ile bütünleşen yüzyılların verdiği soylulukla tarih içinde yapılacak yolculukta gönüllü rehberlik yapmak ister gibidir.İyon stilinde ve tapınak tipindeki bu mezarın önündeki iki yanı bitişik sütunlu sahanlığa 4 basamakla çıkılır.

Soldaki sütunun orta kısmında MÖ 4.YY alfabesi ile “Hermepias oğlu Amintas” yazılıdır.Yukarısında biri yıkık üç aktoterli alınlık, aşağısında ise bir dentil fresk bulunmaktadır.4 köşesinde taştan oyulmuş demir çivileri andıran eklemlerin bulunduğu bir kapıdan girilen düz tavanlı mezar odasının üç duvarı boyunca uzanan üç ayrı taş peyke vardır.yamacın solunda görülen çok sayıda mezarlardan ikisi, Amintas mezarını andırıyorlarsa da ondan daha küçüktürler.Kentin içinde ve çevresinde ,kimi kesme kaya kimi lahit tipi daha birçok mezara rastlamak mümkündür.lahit tipi mezarların en güzel örneklerinden biri Belediye binasının doğusunda yer almaktadır.Ön yüzünde dörtgen ahşap kirişleri andıran oymaları gotik stilin kemerli bir kapağı bulunan bu iki katlı lahit mezarın kapağının her iki yanı savaş freskleri ile bezenmiştir.Kentin gerisinde yükselen Akropol tepesinde ,Aziz john şövalyelerine ait olduğu sanılan bir ortaçağ kalesi göze çarpar.Duvarlara oyulmuş birkaç yazı ve tarihi belirsiz bir sarnıç dışında kalenin içinde başkaca bir kalıntıya rastlanmamaktadır.

Cezayirli Hasan Paşa tarafından 1791 ylında yaptırılan Eski Camii ,bugünkü Fethiye’de ayakta kalabilen en eski yapılardan bir diğeridir.Kentin antik çağlardan beri süregelen bir başka özelliği de kahinleri ile ünlü oluşudur.Mitolojide Tanrı Apollon’a adanan bu bilicilik merkezinde yaşamış kahinlerin tarihin akışında büyük etkileri olduğu bilinmektedir.

anahtar kelimeler: Fethiye Tatil Yerleri,Fethiye otelleri,Fethiye ucuz otelleri,Fethiye ucuz pansiyonları,Fethiye pansiyonları,Fethiye restaurantları,Fethiye gezilecek yerleri,Fethiye tarihi,Fethiye resimleri,Fethiye araba kiralama,Fethiye ucuz tatil,Fethiye hotelleri,Fethiye ucuz hotelleri,Fethiye ulaşım,Fethiye kalacak yerler,Fethiye haritası,Fethiye ilçeleri