Archive for the ‘Nevşehir’ Category

Şubat-6-2008
Filed Under (Nevşehir) by admin

Nevşehir : Tanıtımı, Resimleri, Tarihi - İl İl Türkiye

Nevşehir Mondros Mütarekesi günlerinde 12. Kolordu” ya bağlı 11. tümenin denetim alanı içindeydi. Karargâhı Niğde”de bulunan tümenin önemli silah ve cephane depolarından biri de Nevşehir”de idi.

Orta Anadolu, Mütareke”nin belirlediği paylaşım alanlarının dışında kaldığı için Nevşehir, Milli Mücadele yıllarında önemli bir siyasi olaya tanık olmadı. Bununla birlikte 4 Eylül 1919”da toplanan Sivas Kongresi”ne, Nevşehir adına bir delege katıldı: Dellalzade Hacı Osman Efendi. Hacı Osman Efendi, kongrede alınan bütün vilayet ve kazalarda Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Şubeleri oluşturulmasını öngören kararın Nevşehir”de uygulanmasına öncülük etti. Bu cemiyetin önde gelenleri Eyüp Bey, Müftü Süleyman Hakkı Efendi, Belediye Başkanı Ahmet Efendi idi. Bugün Nevşehir”e bağlı olan Avanos”ta da cemiyetin bir şubesi kurulmuştu.Bu cemiyetin çalışmalarında en etkin kişi Belediye Başkanı Nuri Bey”dir.

Milli Mücadele yıllarında Nevşehir”e ilişkin olarak anılması gereken bir başka gelişme de Mustafa Kemal” in 22 Aralık 1919” da Hacı Bektaş”a gelmesidir. Bektaşileri Milli Mücadele’ye kazanmak amacını güden Mustafa Kemal Hacı Bektaşı Veli Tekkesi Çelebisi Cemalettin Efendi ve tekke şeyhi Salih Niyazi Baba ile görüştü. Ülkenin içinde bulunduğu durum uzun uzadıya ele alındı. Her iki Bektaşi önderi de Mustafa Kemal ile aynı düşüncede olduklarını ve Milli Mücadele saflarına katıldıklarını açıkladılar. Bu Mustafa Kemal”in Sivas Kongresi sonrasında kazandığı en önemli başarılarından biriydi. Bu görüşmeden sonra Anadolu”nun her yanındaki Bektaşi Tekkeleri birer Kuvay-i Milliye karargahı işlevi gördü.

Nevşehir Osmanlıların son dönemlerinde Niğde Sancağı”na bağlı bir kaza idi. Cumhuriyetimizin ilanından sonra 1924” te Niğde yeni idari yapılanmada bir il olarak ortaya çıkarken Nevşehir de ilçelerinden biri oldu.

6429 sayılı yasa ile Nevşehir 20 Temmuz 1954 tarihinde il haline getirildi. Kırşehir ve Kırşehir” e bağlı Mucur, Avanos, Hacıbektaş ( 1945” ..te ilçe oldu.), Kayseri”ye bağlı Ürgüp ( 1935” te ilçe oldu.), Niğde” ye bağlı Arapsun (1948” de Gülşehir adını aldı.) Nevşehir” in ilçeleri haline getirildi. Kozaklı ve Hamamorta köyleri Avanos” a bağlı birer köy iken birleştirilerek 1954” te Kozaklı adıyla ilçe olarak Nevşehir”e bağlandı. Kırşehir 1957”de tekrar il yapıldı. Mucur ilçesi ile beraber Nevşehir”den ayrıldı.Daha önceleri Melegübü ismi ile anılan bir bucak merkezi olan Derinkuyu 1 Nisan 1960” ta ilçe durumuna getirildi. Acıgöl kasabası ise 4 Temmuz 1987” de ilçe olmuştur.



Şubat-4-2008
Filed Under (Nevşehir) by admin

İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan Nevşehir, doğusunda Kayseri, güney ve güneybatısında Niğde, kuzeybatısında Kırşehir, kuzey ve kuzeydoğuda Yozgat ili ile çevrilidir. İl, doğudan batıya doğru çukurluğu artan Kızılırmak Vadisinin ikiye ayırdığı, güney ve kuzey bölgelerine gidildikçe yükselen bir konumdadır. İl topraklarını orta yükseklikte dalgalı düzlüklerden oluşan bir plato kaplamaktadır. Akarsu vadileri ile yarılmış olan bu plato, il sınırları dışındaki Erciyes Dağı ile Melendiz-Hasan Dağlarından çıkan lav ve tüflerin yığılması ile oluşmuştur. Volkanik arazinin çeşitli biçimlerde aşınması ile peribacaları ortaya çıkmıştır. Platonun kuzeyinde Kızıldağ (1.768 m.), güneydoğusunda Hodul Dağı (1.949 m.), güneyinde de Erdaş Dağı (1.982 m.) yer aşır. Oylu Dağı (1.680 m.), Gülşehir Hırka Tepesi (1.684 m.), Avanos’ta İsmail Sivrisi (1.768 m.), ve İdiş Tepesi (1.339 m.) ilin diğer yükseltileridir.

İldeki başlıca düzlükler Kızılırmak boyunda yer alan ovalar ile Derinkuyu Ovasıdır. Nevşehir’in en büyük ovası olan Derinkuyu ovası, güneye doğru eğimli ve çok sayıda küçük akarsuyun taşıdığı alüvyonlarla kaplanmıştır. Nevşehir’de bu ovalar dışında kimi taban topraklarda ve platolar arasında, çok sayıda küçük düzlük vardır. Ova sayılabilecek kadar geniş olmamalarına karşın, son yıllarda tarımda modern araçların kullanımının artmasıyla, bu alanların önemi artmaya başlamıştır.

Nevşehir’de yeryüzü şekilleri açısından vadiler çok önemlidir. Volkanik lav tüflerden oluşan kesimlerde, akarsular dar oluklar açmıştır. Vadiler dar ve dik olduğundan verimli ovalar pek azdır.İlin en önemli vadisi Kızılırmak vadisi olup Göreme vadisi, Karacaören vadisi, Damsa vadileri bu vadiye dikey inen vadilerdir. Türkiye’nin en uzun ve önemli vadilerinden biri olan Kızılırmak vadisinin Nevşehir’deki bölümü geniş değildir. Yalnızca Avanos ve Gülşehir yörelerinde yer yer genişleyen vadide dar ovalar oluşmuştur. Kızılırmak vadisine kuzeyden ve güneyden çok sayıda yan vadi açılır.

İlin başlıca akarsuyu Kızılırmak olup,çok derinden aktığı için de sulama ve diğer şekillerde yararlanılamamaktadır. İlin kuzey kesiminden kaynaklanan küçük akarsular Delice Irmağı’nın başlangıç kollarını oluştururlar. İl toprak ve jeolojik yapısının sonucu olarak akarsu bakımından yoksuldur. İlde Tatlarin ve Damsa barajları ardında suların toplanması ile oluşan yapay göller bulunmaktadır. Doğal göl yoktur. Deniz seviyesinden ortalama 1.150 m. yükseklikteki ilin yüzölçümü 5.467 km2 olup, toplam nüfusu 309.914’tür.

Jeolojik dönemlerde aktif birer volkan olan Erciyes, Hasan Dağı ve Göllüdağ Nevşehir yöresinde, püskürmeler ile platoda, göller ve akarsular üzerinde 100-150 m. kalınlığında farklı sertlikte tüf tabakalarını oluşturmuştur. Bu tabakanın bünyesinde tüften başka tüffit, ignimbirit tüf, lahar, volkan külü, kil, kumtaşı, marn aglomera ve bazalt gibi jeolojik kayaçlar bulunmaktadır. Ana volkanlardan püsküren maddelerle şekillenen plato, şiddeti daha az küçük volkanların püskürmeleriyle sürekli değişime uğramıştır. Üst Pliosen’den başlayarak başta Kızılırmak olmak üzere akarsu ve göllerin bu tüf tabakasını aşındırmaları nedeniyle bölge bugünkü halini almış ve peribacalarının oluşumunu sağlamıştır. Daha çok Ürgüp civarında bulunan peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloğu bulunmaktadır. Gövde tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır. Kapadokya Bölgesi’nde erozyunun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalı, konili, mantar biçimli, sütunlu ve sivri kayalardır.

Peribacaları, Ürgüp-Uçhisar-Avanos üçgeni arasında kalan vadilerde, Ürgüp-Şahinefendi arasındaki bölgede Nevşehir Çat kasabası civarında, Kayseri Soğanlı vadisinde ve Aksaray Selime Köyü civarında bulunmaktadır. Peribacalarının dışında vadi yamaçlarında yağmur sularının oluşturduğu ilginç kıvrımlar bölgeye ayrı bir özellik katmaktadır. Bazı yamaçlarda görülen renk armonisi, lav tabakalarının ısı farkından dolayıdır. Bu oluşumlar Uçhisar, Çavuşin-Güllüdere, göreme-Meskendir, Ortahisar Kızılçukur ve Pancarlı vadilerinde bulunmaktadır.

İlin bitki örtüsü (Bozkır) Step özelliği gösterir. Nevşehir ilinde geniş ve verimli nitelikte ormanlar olmamasına rağmen ilin çeşitli yörelerinde orman olarak kabul edilen bitki toplulukları görülür. Bu bitkilerin başında meşe yanında ardıç türleri, alıçlar, ahlatlar, yabani erikler, cehriler gelmektedir. Hodul Dağı eteklerinde az da olsa çok yaşlı ve soyu tükenmekte olan karaçam ağaçlarına rastlanmaktadır. Ayrıca yol kenarlarında akasya ve akça ağaçlar bulunur. Vadi boylarında görülen söğüt, kavak, ceviz gibi ağaç türleri ile geniş alanlara yayılmış kayısı, badem, elma, armut gibi ağaç türleri de bunları tamamlamaktadır.

Nevşehir’de karasal iklim hüküm sürmekte olup, yazları sıcak ve kurak, kışlar sert, soğuk ve yağışlı geçer.

İlin ekonomisi turizm, tarım, hayvancılık, ormancılık ve sanayie dayalıdır. Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler, patates, buğday, şeker pancarı, arpa, üzüm, çavdar, soğan, nohut, elma, karpuz, domates, kavundur. Az miktarda fiğ, korunga, mısır ve yonca ve başta kayısı, armut, kiraz olmak üzere çeşitli meyve de üretilmektedir . Mera alanlarının azlığı nedeni ile hayvancılık genelde ahır hayvancılığı şeklinde olup, aile tüketimine yöneliktir. Kızılırmak ve Damsa Baraj Gölünde su ürünleri üretim tesisleri bulunmaktadır. Ayrıca ilin çeşitli köylerinde el tezgahlarında halı ve kilim dokumacılığı yapılmaktadır.

Yer altı kaynakları bakımından zengin olan ilin Acıgöl ve Derinkuyu yörelerinde perlit; Avanos’ta kaolin, Gülşehir’de barit, tuz ve linyit, Ürgüp’te çimento hammaddesi ve ponza taşı hammaddesi bulunmaktadır. Hacıbektaş ilçesindeki yataklardan çıkarılan ve bir tür albatr türü olan hacıbektaştaşı hediyelik eşya yapımında kullanılmaktadır. İl toprakları yer altı suları bakımından da zengin olup, Kozaklı Kaplıcaları’ndan çıkan sıcak sular, Türkiye’de radyoaktivitesi en yüksek madensuyudur.

İlin doğusunda yer alan Göreme Vadisi ve Ürgüp zengin doğal ve tarihsel yapısı ile ülkenin başlıca turistik yerlerinden olup, son yıllarda ilin ekonomisinde en büyük etken olmaktadır. Göreme Milli Parkı’nın bulunduğu yörede birçok konaklama tesisi bulunmaktadır.

İlin sanayisi tarım ürünlerinin işlenmesiyle sınırlıdır. Ticaret ve ulaştırma ekonomisinde etkilidir. Önemli karayollarının kavşak noktasında yer alan Nevşehir’in kuzeydoğusundan Ankara-Kayseri demiryolu geçer. Sümerbank Nevşehir Pamuklu Sanayii Müessesesi, çeşitli şarap fabrikaları, un, dokuma, meyve suyu, pekmez, tarım araçları, tuğla ve kiremit fabrikaları ilin başlıca sanayi kuruluşlarıdır.

Nevşehir (Muşkara) ilinin en eski yerleşim yeri Gülşehir ilçesi Civelek Mağarası’nda görülür. Avanos’un Sarılar beldesi yakınlarındaki Zank Höyük’te DTCF Öğretim üyelerinden Doç. Dr. Hüseyin Sever’in başkanlığında yapılan kazılar sonucunda Eski Tunç Çağı’na (M.Ö.3000-2000) ve Assur Ticaret Kolonileri Çağı’na (M.Ö.2000-1750) ait eserler ele geçmiştir. Nevşehir civarında bulunan çok sayıdaki höyüklerde özellikle Eski Tunç Çağı’na ait kalıntılar tespit edilmiştir.

Hititler döneminde Kahve Dağı eteklerinde kurulan Nyssa bugünkü Nevşehir’dir. Burada yapılan kazılardan ele geçen kalıntı ve buluntulardan Nyssa’nın MÖ.3000 yıllara kadar uzanan bir tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Bu bölge tarih öncesi çağlardan beri yerleşmeye sahne olmuş ve “Kapadokya” olarak tanımlanmaktadır.

Hititlerden sonra Kimmerler’in Frig egemenliğine son vermesi sonucu yörede Medler (M.Ö.585), daha sonra da Persler (M.Ö.547) hakimiyet kurmuşlardır. Persler bölgeyi ‘Satrap’ adını verdikleri valilerce yönetmişlerdir. Persler, Kapadokya’dan geçerek başkentlerini Ege’ye bağlayan, ‘Kral Yolu’nu geliştirmişlerdir. Makedonya Kralı İskender M.Ö.334 ve 332’de Pers ordularını arka arkaya bozguna uğratarak bu büyük İmparatorluğu yıkmıştır.
Büyük İskender, komutanlarından Sabiktas’ı bölgeyi denetim altına almakla görevlendirince, halk buna karşı çıkmış ve eski Pers soylularından Ariarathes’i kral ilan etmişlerdir. I.Ariarathes (M.Ö.332-322) Kapadokya Krallığı’nın sınırlarını oldukça genişletmiştir.

İskender’in ölümüne kadar barış içinde yaşayan Kapadokya Krallığı, Roma’nın bir eyaleti olduğu M.S 17 yılına kadar varlığını korumak için Makedonyalılarla, Pontuslularla, Galatlarla, Romalılarla mücadele etmiştir. M.S.17’de Tiberius Kapadokya’yı Roma’ya bağlayarak bölgedeki kargaşaya son vermiştir. Romalılar bölgeyi ele geçirdikten sonra batıya bir yol yaparak Ege’ye ulaşımı sağlamış, bu yol askeri ve ticari bakımdan çok önem taşımıştır. İmparator Septimus Severius Dönemi’nde ekonomik bakımdan oldukça canlanan Kapadokya’nın merkezi Kayseri daha sonraki yıllarda İran’dan gelen Sasaniler’in saldırılarına uğramış, III. Gordianus bu saldırılara karşı şehrin etrafını surlarla çevirtmiştir.

Bu dönemde Anadolu’da yayılmaya başlayan ilk Hıristiyanların bir kısmı büyük şehirlerden köylere göç etmeğe başlamışlar, Kayseri’nin önemli bir din merkezi haline geldiği IV. yüzyılda, Göreme ve çevresini gelen Hıristiyanlar, Kayseri Piskoposu da olan Aziz Basil’in dünya görüşünü benimseyerek kayalar içinde manastırlar kurmuşlardır.
Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesiyle Kapadokya Doğu Roma İmparatorluğu’nun (Bizans) hakimiyetine geçmiştir. VII.yüzyılın ilk yıllarında Kapadokya’da Sasanilerle Bizanslılar arasında yoğun savaşlar olmuş, Sasaniler bölgeyi 6-7 yıl kadar ellerinde tutmuşlardır. 651’de Halife Osman Sasanileri yıkınca bölge bu kez Arap-Emevi güçlerinin akınlarına uğramıştır. Uzun süredir devam eden mezhep çatışmaları III.Leon’un Müslümanlıktan etkilenerek ikonaları yasaklamasıyla doruk noktasına ulaştı. Bu durum karşısında bazı Hıristiyan ikon yanlısı keşişler Kapadokya’ya sığınmaya başladılar. İkonoklasm hareketi yüz yıldan fazla sürmüştür (726-843).
XIII.yüzyılda Horasan’dan gelen Türk düşünürü Hacı Bektas-i Veli’nin çalışmaları sonucunda Türkler bölgede egemenliklerini kurmuşlardır.

Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra, 1077’de Anadolu Selçuklu Devleti kurulunca, bu topraklar da Orta Asya’dan gelen Türk egemenliğine girmiştir. Kapadokya yöresi 1071’den önce VII.ve VIII.yüzyıllarda doğudan İran-Sasani, güneyden gelen Arap-İslam akınlarına hedef olmuştur. Hititler döneminden kalma yörede bulunan 200’e yakın yeraltı şehri bu akınlar zamanında geliştirilmiştir. 1308 yılında Anadolu Selçuklu Devleti yıkılınca Moğol istilasına uğramıştır.

Anadolu Selçuklu Devleti yıkılınca Timur’un daha sonra da Eratna Bey’in hakimiyetine giren Nevşehir, 1381’de Kadı Burhanettin tarafından ele geçirildiyse de 1397’de yöreye Karamanoğulları egemen olmuşlardır. 1397’de Yıldırım Beyazıt Karaman ilini topraklarına katınca Nevşehir (Muşkara) de Osmanlı topraklarına dahil olmuştur. Yıldırım Beyazıt 1402 Ankara Savaşında Timur’a yenilince yeniden Karamanlı Beyliği yörede egemen olmuştur. II. Beyazıt’ın Karaman Beyliği’ne son vermesi ile 1466’da Muşkara (Nevşehir) kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Antik dönemde adı ’’Nyssa’’ olan Nevşehir’in Osmanlı İmparatorluğu zamanındaki adı ’’Muşkara’’ idi. Osmanlı Padişahı III.Ahmet’in damadı ve sadrazamı olan İbrahim paşa ( 1660-1730 ) doğup büyüdüğü yer olan Nevşehir’e ilgi göstermiş, Ürgüp’e bağlı 18 haneli küçük bir köy olan Muşkara’da camiler, çeşmeler, okullar, imaretler, hanlar ve hamamlar yaptırmış ve adını, yeni şehir anlamına gelen ’Nevşehir’ olarak değiştirmiştir.

Celali Ayaklanmalarına da sahne olan Nevşehir yöresi XIX.yüzyıl sonlarında Konya Vilayetinin Niğde Sancağına bağlı bir kaza olarak yönetiliyordu. Cumhuriyetin ilanından sonra yapılan yeni idari yapılanmada Niğde iline bağlı bir ilçe olmuş, 1954’de de il konumuna getirilmiştir.

Nevşehir’de günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Nevşehir Kalesi (XII.yüzyıl), Uçhisar Kalesi, Durmuş Kadir Kilisesi, Yusuf Koç Kilisesi, El Nazar Kilisesi, Saklı Kilise, Meryem Ana Kilisesi, Kılıçlar Kilisesi, Göreme Açık Hava Müzesi, Göreme Kilise Mimarisi, Tokalı Kilise, Rahibeler ve Rahipler Manastırı, Aziz Basil Şapeli, Elmalı Kilise, Azize Barbara Şapeli, Yılanlı (Aziz Onuphrius) Kilise, Karanlık Kilise, Azize Catherine Şapeli, Çarıklı Kilise, Çavuşin Kilisesi, Balıklı ve Üzümlü Kilise, Paşabağları ve Aziz Simeon Hücresi, Aziz Theodore (Tağar) Kilisesi, Pancarlık Kilisesi, Üzümlü Kilise, Aziz Basil Şapeli, Tatlarin Kilisesi, Aziz Jean (Karşı) Kilisesi, Aziz George (Kırkdamaltı) Kilisesi, Ağaçaltı Kilisesi, Kokar Kilise, Yılanlı Kilise, Karabaş Kilisesi, Kubbeli Kilise, Azize Barbara (Tahtalı) Kilisesi, İbrahim Paşa Külliyesi, Kaya Camisi (1715), Avanos Alaaddin camisi (XIII.yüzyıl), Ürgüp Taşkınpaşa Camisi, Hacıbektaş Veli Türbe ve Müzesi, Balım Sultan Türbesi, Beylik Hanı (1726) bulunmaktadır. Göreme Vadisi, Ballıkaya, Kadirah Deresi, Üzengi Deresi, Çakırcan, Gülşehir Karayolları Dinlenme Parkı, Kızılırmak Vadisi, Kozaklı Kaplıcası, Gümüşkent Kaplıcası, Üzengiçay İçmesi, Karakaya İçmesi, Bahçeli İçmesi, Çorak İçmesi, Ürgüp İçme ve Kaplıcası ilin doğal oluşumları olup başlıca mesire yerleridir.



Şubat-2-2008
Filed Under (Nevşehir) by admin

İç Anadolu Bölgesi’ndeki en büyük yer altı şehri olduğu belirtilen, 8 katlı Çukurören Yer Altı Şehri’ni turizme kazandırmak için çalışmalar başladı…

Aksaray’ın Gülağaç ilçesine bağlı Gülpınar beldesinin Belediye Başkanı Nizamettin Uğur, Gülpınar sınırlarında bulunan yer altı şehrinin tarihinin çok eskilere dayandığını söyledi. Uğur, Çukurören yer altı şehrinin yayıldığı alan itibariyle Kapadokya bölgesinin en büyük yer altı şehri olduğunu bildirdi. Yapılan araştırmalara göre yer altı şehrinin 8 kattan oluştuğunu ifade eden Uğur, şunları kaydetti:

”Yer altı şehrinin 3. ve 4. katında yer altı sularının geçtiği belirtiliyor. Henüz o noktaya ulaşamadığımız için göremedik. Şimdiye kadar yapılan çalışmalar ile yer altı şehrinin sadece 2. katına kadar inilebildi. Bu katta kilise, şırahane, erzak depoları, yaşam mekanları ve su kuyuları bulunuyor. Alt katlara ulaşılabilmesi için çalışmalar hızlı bir şekilde sürüyor.”

Çukurören Yer Altı Şehri’nin temizleme ve turizme açma çalışmalarına Gülağaç Kaymakamlığı ve Gülpınar Belediye Başkanlığının ortaklaşa çalışmaları ile havaların ısınmasıyla tekrar başlandığını vurgulayan Uğur, Aksaray İl Genel Meclisince yer altı şehrinin temizleme çalışmalarında kullanılmak üzere ilk etapta 20 bin YTL’lik ödenek ayrıldığını söyledi.

İl Genel Meclis üyelerinin yer altı şehrini gezdiğini ve bölgeye hayran kaldıklarını vurgulayan Uğur, ”Şehrin Aksaray turizmine çok katkı sağlayacağı görüşüne vardılar. Bu yüzden ilave ödenek çıkarılması için çalışacaklarını söylediler” dedi. 8 katlı yer altı şehrinin bütün katlarının temizlenip turizme kazandırılması durumunda beldelerine turist akını olacağını ifade eden Uğur, yetkililerden şehrin hızlı bir şekilde turizme kazandırılması konusunda desteklerini beklediklerini sözlerine ekledi.

kaynak



Şubat-2-2008
Filed Under (Nevşehir) by admin

NEVŞEHİR

Kapadokya Bölgesinin en önemli şehirleriden olan Nevşehir ili, doğa ve tarihin bütünleştiği en güzel yerlerden biridir. Coğrafi olaylar peribacalarını oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da, bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır

Nevşehir ilinin ilçeleri; Acıgöl, Avanos, Derinkuyu, Gülşehri, Hacıbektaş, Kozaklı ve Ürgüp’tür.

Avanos
Nevşehir’in 18 km kuzeyinde olan Avanos’un antik dönemdeki adı Venessa’dır. Çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan ilçede seramik yapım geleneği Hititlerden beri süregelmektedir. Kızılırmak’ın getirdiği kırmızı toprak ve milden elde edilen seramik çamuru, Avanoslu seramik sanatçılarının elinde şekil almaktadır

Ürgüp
Nevşehir’in 20 km doğusunda olan Ürgüp Kapadokya Bölgesinin en önemli merkezlerindendir. Göreme’de olduğu gibi tarihsel süreç içerisinde çok sayıda isme sahip olmuştur. Bizans Döneminde Osiana (Assiana), Hagios Prokopios; Selçuklular Dönemi’nde Başhisar; Osmanlılar zamanında Burgut kalesi; Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren de Ürgüp adıyla anılmıştır.

Hacıbektaş
Nevşehir-Kırşehir yolu üzerinde Nevşehir’e 45 km uzaklıkta olan Hacı Bektaş, ilçe merkezinde yapılan kazılar sonucunda Eski Tunç Çağı, Hitit, Frig, Hellenistik ve Roma Dönemi’ne ait ele geçen eserler, Hacıbektaş Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Hacı Bektaş yakınlarındaki Karaburna köyü yakınlarında Topada ve Sivasa’da olduğu gibi Geç Hitit Dönemi’ne ait Hitit hiyeroflifi ile yazılmış Karaburna kaya anıtı bulunmaktadır.

Gülşehir
Nevşehir’e 20 km. uzaklıktadır. Osmanlı Sadrazamı Karavezir Mehmet Seyyid Paşa’nın yaptırdığı külliye; cami, medrese ve çeşmeden oluşmaktadır. İlçedeki Aziz Jean Kilisesi ve Sivasa Gökçetoprak yeraltı şehri görülmeye değer yerlerdendir.

Kozaklı
Nevşehir’ in yaklaşık 100 km.kuzeyinde yer alan Kozaklı sağlık turizmi açısından önemli bir yere sahiptir. Kozaklı kaplıcaları, Batı Alman kaplıcaları Birliği sınıflamasına göre sodyumlu, kalsiyumlu, klorlü olup A ve C grubu şifalı sular grubuna girmektadir. Kozaklı kaplıcalarından iltihapı olmayan romatizmal hastalıkların, kireçlenmelerin, cilt hastalıklarının, kronik iltihaplı kadın hastalıklarının, damar sertliklerinin, mantar hastalıklarının tedavisinde başarılı sonuçlar alındığı gözlenmiştir.

Acıgöl
Aksaray-Nevşehir yolu üzerinde yer alan ve Nevşehir’e uzaklığı yaklaşık 20 km. olan Acıgöl’de tespit edilebilen en eski yerleşim M.Ö. VIII. yüzyıla aittir. Ağıllı köyü yakınlarındaki Topada Geç Hitit Dönemi’ne ait Hitit hiyeroglifi ile yazılmış kaya anıtında bölgenin siyasi durumu ve liderinin icraatları ile ilgili bilgiler yer almaktadır.



Ocak-24-2008
Filed Under (Nevşehir) by admin

Lale devrinin ünlü sadrazamı Damat İbrahim Paşa Nevşehirlidir ve kentin nüfusunu artırmak için buraya Sarılar Türkmenlerini yerleştirmiştir.
Kentin adı da bu dönemde ‘yeni şehir’ anlamına gelen Nevşehir olarak değiştirmiştir. Kentin yaslandığı tepenin üzerinde 12. yy. Selçuklu yapısı olan bir kale bulunur.kentin merkezinde Damat İbrahim Paşa Külliyesi bulunur.Külliyeye ait cami Kurşunlu Cami olarak bilinir.Cami ile birlikte imarethane,kütüphane ve kervansaray da inşa edilmiştir.

TARİHİ MEKANLAR
Nevşehir Kalesi
Şehrin güneybatısında eski Şehrin en yüksek noktasındadır. XII.yy.’da Selçuklular döneminde yapılmıştır.İbrahim paşa tarafından da tamir ettirilmiş,kaleye tayin olunan yirmi kale muhafızı nefer’ e kale içinde evler yapılması tavsiye edilmişti.Beşgen planlı kalenin 42 mazgalı,4 burcu,arkada ve önde iki kapısı vardır.Burç ve kulelerle güçlendirilen kalenin girişleri de kulelerle korunmuştur.Kale son olarak Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğünce restore edilmiştir.

Damat İbrahim Paşa Külliyesi
1720′li yıllarda Nevşehir’li Damat İprahim Paşa’nın yaptırdığı külliye,camii,medrese,kütüphane,sibyan mektebi,imaret ve hamamdan oluşur. Kurşunlu Camii:Damat İbrahim Paşa’nın Nevşehir’de yaptırdığı en büyük eserdir. Mimarbaşı Mehmet Ağa ve Serkis Kalfa’nın eseri olan camii 1726′da yapılmıştır. üç kapılı kademeli bir avlu içinde yer alır.Önünde beş kubbeli son cemaat yeri vardır.Caminin 44 m.yükseklikteki zarif minaresi sağ taraftadır.Ana mekanın üzerine 16.65m.Çapında bir kubbe örter.Tromp kemerleri,duvara bitişik oluklu yarım sütunlara oturur.Bunları dışarıdan destekleyen payandaların arkada bulunan ların üzerinde kubbeli sekizgen kuleler yer alır.Caminin dış kapısının tarihini Nedim iç kapısının tarihini Seyyid Vehbi yazmıştır.

Medrese
Caminin batısındadır. Camiyle aynı tarihte yapılmıştır.Medrese’nin ilk müderrisi ünlü Kunevi çelebi’dir.Açık medrese dikdörtgen planlıdır.Avlu kubbeli revaklarla çevrilidir.Kuzey doğu kulesinde medresenin dershanesi yer alır.üzeri 7.60 m.Çapında pandantifli bir kubbeyle örtülüdür.Medresede içlerinde ocak ve dolap nişleri olan 17 talebe hücresi vardır. Eyvanlı iki kapısı olan medresenin kitabesi şair Vehbi’ye yazdırılmıştır. 1961′de medrese Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarılmıştır.Onarım sırasında odalardaki kalem işleri badanayla kapanmıştır.Günümüzde kitaplık olarak kullanılmaktadır.

Kütüphane
1727′de yapılmıştır.Kütüphanenin kitabesini Nedim yazmıştır.İbrahim Paşa’nın buraya 187 cilt kitap armağan ettiği bilinmektedir.Kütüphanenin en önemli eserlerini İbrahim Paşa’nın bağışladığı el yazması Osmanlıca,Arapça ve Farsça kitaplar oluşturmaktadır.

İmaret
1726′da yapılmıştır.Yuvarlak kemerli kapıdan yüksek duvarlara çevrili bir avluya girilir.Bir süre hapishane olarak kullanılan imaret 1949′da müzeye dönüştürülmüştür. İmaretin kitabesini Vehbi yazmıştır.

Sibyan Mektebi
İmaretin yanında aynı avlu içindedir.İmaretle aynı yıl yapılmıştır.İki katlı yapının alt katı kayalara oyulmuştur.Mektebin kitabesi Vehbi’nindir.

Hamam
Külliyenin kuzeyindedir.1726-1727 de yapılmıştır. Kesme taştan yapılan hamamın ortası fiskiyeli olan soyunmalık kısmı bir kubbeyle örtülüdür. Soğukluğun ortası kubbelidir.Yanlarda kubbeli şekiller vardır.Yuvarlak kemerli kapıdan ortada göbektaşı yanlarda kurnalı şekiller bulunan sıcaklığa girilir. Sıcaklığın batısında su deposu ve külhanı vardır.Günümüzde de kullanılan hamamın kitabesi Nedim’dir.

Beylik hanı
Kurşunlu camii avlusunun alt kısmındadır.Bir bölümü kayaların oyulması ile yapılmıştır.Beylik hanı İprahim Paşa Nevşehir’de üzerinde duruduğu eserlerden biridir.İprahim Paşa Nevşehiri canlı bir ticaret şehri yapmak istiyordu. Kitabesini Raşit’in yazdığı handa günümüzde sadece hayvanlara ayrılan bölüm kalmıştır.

GÖRÜLMELİ
UÇHİSAR
Nevşehir merkezine 10 km.uzaklıkta bulunan Uçhisar,bir kale olarak Hititler döneminden itibaren yerleşmelere sahne olmuştur.Doğal konumu nedeniyle bir hisar görünümündeki yapı,tüm Kapadokya manzarasına hakimdir.Bizans döneminde bu korunaklı yapısı ile Arap akınlarına karşı kolayca savunma sağlamıştır.

ZELVE
Göreme-Avanos yolu üzerindeki sapaktan 2 km.uzaklıkta,Hiristiyan nüfusun Müslümanlarla birlikte yakın yıllara kadar yaşadığı Zelve bulunur.Zelve son derece ilginç doğal formasyonların görülebileceği bir başka açık hava müzesidir Kentte birbirine tünelle bağlanmış üç vadi boyunca bir çok kaya kilisesi manastır ve cami görülebilir.Eski yerleşim,vadinin duvarlarına oyulmuş kaya evlerinden oluşur.1924 mübadelesi sırasında buradaki Rumlar göç etmiş,yerine Türkler yerleştirilmiştir. 1952 yılında ise köy tamamen boşaltılmıştır.Bölgede 15 Kilise bulunur.En büyük olanları üzümlü kilise ve Geyikli Kilise’dir.Keşişler vadisi denilen bölümde St.Simon’un inzivaya çekildiği söylenen üç başlı bir peribacası görülür.

GÖREME VADİSİ
Göreme Vadisi yanardağ tüflerinden oluşan toprakların yüzey sularıyla aşınması sonucu oluşmuştur.Vadinin yamaçlarında peribacaları vardır.Peribacalarının bir kısmının içine oyularak yapılmış kiliseler vardır.İl merkezine 14 km. uzaklıktaki Göreme vadisi güneyden Kızılırmak’a doğru uzanır.

ÇAVUŞİN
Göreme-Avanos yolunun 2.km.’sinde Çavuşin’e ulaşılır.Bölgede iki önemli Bizans Kilisesi bulunur.Vaftizci Yahya Kilisesi ve İmparator Nicefor Fokas adına yaptırılmış olan büyük Güvercinlik kilisesi.

ORTAHİSAR
Ürgüp-Nevşehir yolu üzerinde Göreme sapağına gelindiğinde güneye dönülürse Ortahisar’a ulaşılır. Kasabanın ortasında,etrafı kayalarla oyulmuş evlerle çevrelenmiş doğal bir kale bulunur.Kasabanın en ilginç yanı yeraltı kentleridir.Kolay oyulabilen bir toprak yapısına sahip olan bölgede,yine yerin altına oyulmuş doğal soğuk hava depoları bulunur.Bu depolarda bugün de narenciyeler saklanmaktadır.

ÜRGÜP
Ürgüp Kapadokya bölgesinin turizm açısından en gelişmiş merkezidir.Kaynaklarda,19.yy.da ilçede 70 Cami,5 Kilise ve 11 kütüphane olduğu belirtilmektedir. Ürgüp’ün en yüksek tepesinde üzerinde Selçuklu sultanı Kılıç Arslan’ın türbesi bulunur.Ürgüp-Kayseri yolu üzerinde Yeşilöz köyünde bulunan Tağar Kilisesi,st. Thedora için yapılmıştır.Güneye gidildiğinde ise kervansarayı ile ünlü Sinasos’a 30 km.sonra da Soğanlı vadisi’ne varılır.Soğanlıya varmadan yol güzergahın’daki Keşlik Vadisi’de görülmeye değer yerlerdir.

AVANOS
Nevşehir’in kuzeyinde ve 18 km.uzaklıkta olup,yöre çanak-çömlek yapımı ile ünlüdür.Tarihi ve turistik değerleri olan ZELVE ilçenin sınırları içerisindedir.Bunlar’dan Alaattin Camii,Yeraltı Camii ve ilçe yakınlarındaki Sarıhan Kervansaray’ı görülmeye değer eserlerdir.

GÜLŞEHİR
Nevşehir-Kırşehir yolu üzerinde Nevşehir’e 20 km.uzaklıkta, Kızılırmak’ın güney kenarında, tüp bir tepenin doğuya bakan yamacında kurulmuş bir ilçedir. Tarihi oldukca eski olan asıl önem ve kimliğini Karavezir ünüyle tanınan Gülşehir’li Seyit Mehmet Paşa zamanında kazanmıştır. Karavezir Seyit Mehmet Paşa’nın yaptırdığı Camii, Camii medrese üzerindeki kitabelerden Camii ve çeşme’nin 1779 da Medresenin ise 1780′de yapıldığı anlaşılmaktadır.

AÇIKSARAY
Nevşehir- Gülşehir yolunun sonunda yer alır.Adını tüf tepeciğinin yamacına oyulmuş sayısız mekanların açık bir sarayı andıran görünüşten almıştır. Diğer kiliselerden görünüm bakımından çok daha üstündür.Kilisede karşılıklı iki kabartma boğa ve yine diğer odaların birinde bir boğa ve yanında tam tanımlanamayan bir hayvan üzerinde bir başka boğa görüntüleri vardır.Bu yörede ayrıca mantar şeklini andıran Peri bacaları da Kapadokya’nın başka hiç bir yerinde bulunamayan yapıya sahiptir.

İÇMECELER VE KAPLICALAR
Nevşehir içmece ve kaplıcalar yönünden de şanslı bir ildir.İl’de çok sayıda içmece ve kaplıca vardır.Bu kaplıcaların en ünlüsü Kozaklı kaplıcalarıdır.
Kozaklı Kaplıcaları
Kozaklı ilçesinin güneyinde dere yatağı boyunca,çok sayıda sıcak su kaynağı vardır.Bu suların bir bölümü dereye karışmakta,bir bölümü de açıkta aktıktan sonra tekrar yer altına şekilmektedir. Kozaklı’da yeni yapılan motellerde bu değerlendirilmektedir. Türkiye’nin radyoaktif olma özelliği en yüksek olan kaplıcaları kozaklıdadır. Hamamın suları,klorobikarbonete,sülfatlı alkalik,toprak alkalik karışık sulardır.Bu sular ağrılı hastalıklar,romatizma ve iç salgı bezlerinin yetersiz liğinde kullanılmaktadır.
Ürgüp İçmecesi ve Kaplıcası
Ürgüp’ün 6 km.doğusundadır.14 derece ısısı olan gazsız (tuzlu-kalevi-turabi)sular gurubuna girer. Sudan içme ve yarım banyo şeklinde faydalanılır.içilince muhsil etkisi yaşar.Su banyosu ve kaynağın az ilerisindeki kükürtlü çamur deri hastalıklarının tedavisinde kullanılır.
Üzengi Çayı İçmecesi
İçmece Ürgüp’ün 3 km.güneyinde Mustafapaşa yolunu keser.üzengi çayının iki yanında kaynamaktadır.yüzeye çıkarken pirit parçaları da sürükleyen bu içmecenin debisi saniyede 0.55 litredir. İçmece suyu kokusuz,gazoz tadında,gazlı, bikarbonatlıdır. Sudan sindirim bozukluklarında ve böbrek hastalıklarının tedavisinde yaralanılır.
Bahçeli İçmecesi
Bahçeli Köyü’nün kuzey batısındadır.18 derece ısısı olan suyu gazlı,kokusuz, bikarbonatlıdır. Hazmı kolaylaştıran ve böbrekleri temizleyen bu su aynı zamanda sofra suyu olarak da kullanılır.
Gümüşkent (Salanda) İçmecesi
İçmece Gülşehir’in Gümüşkent kasabasının kuzeyindedir.Toprak alkali bikarbonat ve bol karbondioksitli bir maden suyudur.Karaciğer ve safra kesesi yetmezliğinde ve metabolizma hastalıklarında faydalı olmaktadır.
Çorak İçmecesi
Çorak suyu şehir merkezinde 2000 evler mahallesi’nde karakol’un karşısındadır.Çorak maden suyu alkali,tuzlu ve bikarbonatlıdır.
Karakaya İçmecesi
Nevşehir-Avanos karayolu üzerindeki içmece,13 km.’dedir.Suyu sodyum bikarbonatlı ve alkali olan içmeceden mide ve bağırsak hastalıkları için faydalanılır. İçmecelerde konaklama tesisleri olmadığından günübirlik faydalanılmaktadır
Sarıkaya İçmecesi
Sulusaray Kasabası hudutlarInda olup Şehir merkezinden 8 km.mesafede bulunmaktadır. Erciyes Üniversitesi Turizm Yüksek Okulunun yanından Belediye asfalt şantiyesinden gezilerek ulaşılır.Suyu alkali,tuzlu,sodyum bikarbonatlıdır,mide ve bağırsak hastalıkları tedavisinde kullanılır.



Temmuz-15-2007
Filed Under (Nevşehir) by admin

Program

1. gün: Ankara-İbrahimpaşa

Ankara’da buluşma. Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve Ankara kalesi ziyaretlerinin ardından Mogan Gölü yakınlarında öğle yemeği ve yaklaşık 4 Smileyler saatlik bir otobüs yolculuğu sonrasında Ortahisar’a varış ve Kaleyi ziyaret. Yaklaşık 2 saat süren bir yürüyüşten sonra İbrahimpaşa Köyü yakınlarındaki kampa ulaşılıyor.

2. Gün: Kızılçukur-Çavuşin-Zelve

Tüm günü volkanik yapısının en ilginç örneklerini barındıran Kızılçukur, Güllüdere, Zindanönü vadilerinde geçiriyorsunuz. Kayalara oyulmuş evlerden oluşan Çavuşin köyü yakınlarında piknik yapıldıktan sonra, Zelve’de kampta geceleniyor.

3. Gün: Ürgüp-Mustafapaşa-Golgoli

Sabah erkenden Zelve Açık Hava Müzesi ziyaret ediliyor. Daha sonra, Ürgüp’te kısa bir molanın ardından otobüsünüz size Üzengi Vadisine bırakıyor. Buradan yürüyerek Mastafapaşa Köyüne ulaşılıyor. Köyün kahvesinden alınan çaydan sonra yürüyüşe Golgoli’ye doğru devam ediliyor. Geceyi bu terkedilmiş köyde, çadırda veya kaya evlerden birinde geçiriyorsunuz.

4. Gün: Üçhisar-Göreme-Sarıhan

Kısa bir yürüyüşün ardından Damsa Gölüne ulaşılıyor. Yüzmeye ayrılan zamandan sonra, otobüsle Üçhisara transfer ve Kaleyi ziyaret, sonrasında Güvercinlik Vadisinde 1 saatlik bir yürüyüş gerçekleştiriliyor.

5. Gün: Sarıhan-Avanos

Öğlede evvel Sarıhan Kervansarayı ve Derinkuyu Yeraltı şehri gezisi. Öğle yemeğinden sonra çömlek yapımı halıcılık gibi elsanatlarından örnekler bulabileceğiniz Avanos ve civarında serbest zaman. Otelde akşam yemeği ve geceleme.

6. Gün: Avanos-Ankara

Öğle yemeğine kadar olan zaman Kapadokya’nın güzelliklerine ayrılıyor. Öğleden sonra otobüsle Ankara’ya ulaşılıyor.



Temmuz-15-2007
Filed Under (Nevşehir) by admin

Kapadokya Bölgesinin en önemli şehirleriden olan Nevşehir ili, doğa ve tarihin bütünleştiği en güzel yerlerden biridir. Coğrafi olaylar peribacalarını oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da, bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır

Nevşehir ilinin ilçeleri; Acıgöl, Avanos, Derinkuyu, Gülşehri, Hacıbektaş, Kozaklı ve Ürgüp’tür.

Avanos
Nevşehir’in 18 km kuzeyinde olan Avanos’un antik dönemdeki adı Venessa’dır. Çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan ilçede seramik yapım geleneği Hititlerden beri süregelmektedir. Kızılırmak’ın getirdiği kırmızı toprak ve milden elde edilen seramik çamuru, Avanoslu seramik sanatçılarının elinde şekil almaktadır

Ürgüp
Nevşehir’in 20 km doğusunda olan Ürgüp Kapadokya Bölgesinin en önemli merkezlerindendir. Göreme’de olduğu gibi tarihsel süreç içerisinde çok sayıda isme sahip olmuştur. Bizans Döneminde Osiana (Assiana), Hagios Prokopios; Selçuklular Dönemi’nde Başhisar; Osmanlılar zamanında Burgut kalesi; Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren de Ürgüp adıyla anılmıştır.

Hacıbektaş
Nevşehir-Kırşehir yolu üzerinde Nevşehir’e 45 km uzaklıkta olan Hacı Bektaş, ilçe merkezinde yapılan kazılar sonucunda Eski Tunç Çağı, Hitit, Frig, Hellenistik ve Roma Dönemi’ne ait ele geçen eserler, Hacıbektaş Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Hacı Bektaş yakınlarındaki Karaburna köyü yakınlarında Topada ve Sivasa’da olduğu gibi Geç Hitit Dönemi’ne ait Hitit hiyeroflifi ile yazılmış Karaburna kaya anıtı bulunmaktadır.

Gülşehir
Nevşehir’e 20 km. uzaklıktadır. Osmanlı Sadrazamı Karavezir Mehmet Seyyid Paşa’nın yaptırdığı külliye; cami, medrese ve çeşmeden oluşmaktadır. İlçedeki Aziz Jean Kilisesi ve Sivasa Gökçetoprak yeraltı şehri görülmeye değer yerlerdendir.

Kozaklı
Nevşehir’ in yaklaşık 100 km.kuzeyinde yer alan Kozaklı sağlık turizmi açısından önemli bir yere sahiptir. Kozaklı kaplıcaları, Batı Alman kaplıcaları Birliği sınıflamasına göre sodyumlu, kalsiyumlu, klorlü olup A ve C grubu şifalı sular grubuna girmektadir. Kozaklı kaplıcalarından iltihapı olmayan romatizmal hastalıkların, kireçlenmelerin, cilt hastalıklarının, kronik iltihaplı kadın hastalıklarının, damar sertliklerinin, mantar hastalıklarının tedavisinde başarılı sonuçlar alındığı gözlenmiştir.

Acıgöl
Aksaray-Nevşehir yolu üzerinde yer alan ve Nevşehir’e uzaklığı yaklaşık 20 km. olan Acıgöl’de tespit edilebilen en eski yerleşim M.Ö. VIII. yüzyıla aittir. Ağıllı köyü yakınlarındaki Topada Geç Hitit Dönemi’ne ait Hitit hiyeroglifi ile yazılmış kaya anıtında bölgenin siyasi durumu ve liderinin icraatları ile ilgili bilgiler yer almaktadır.
GEZİLECEK YERLER..
Ürgüp

Pembe Vadi, Kızıl Çukur, Mustafapaşa, Sarıhan, Halaçdere, Fıratkan, Ortahisar, Aziz Theodore (Tağar)Kilisesi, Pancarlık Kilisesi, Ala Kilise ve Kepez Kiliseleri, Balkan Kiliseleri, Taşkınpaşa Camii, Kadı Kalesi, Temenni (Anıt Mezar ), Altıkapı, Damsa Barajı gezilecek yerler arasındadır.

Avansos

Çavuşin (Nicephorus Phocas) Kilisesi, Güllüdere (Aziz Agathangelus) Kilisesi, Özkonak Yeraltı Şehri, Zelve görülmesi gereken yerledir.

Hacıbektaş

Hacı Bektaş Veli Dergahı ve Külliyesi, Hacı Bektaş Veli Türbesi (Pir Evi) ve Hacı Bektaş Dergahının üçüncü bahçesindeki 2.Piri Hızır Balım Sultan için, Selçuklu Mimari tarzında yapılmış olan Balım Sultan Türbesi görülmelidir
Mustafapaşa

Ürgüp’ün 6 km. güneyinde yer alır. Mustafapaşa’nın batısında bulunan Gömede Vadisi jeomorfolojik açıdan Ihlara Vadisinin küçük bir benzeridir. Ihlara vadisinde olduğu gibi kaya oyma kiliselere, barınaklara ve vadinin içinden geçen bir dereye sahiptir.

Ihlara Vadisi
Aksaray’a 40 km. uzaklıktadır. Vadiye, Aksaray-Nevşehir karayolunun 11. km.sinden sapılarak gidilir. Hasandağı’ndan çıkan bazalt ve andezit yoğunluklu lavların soğumasıyla ortaya çıkan çatlaklar ve çökmeler kanyonu oluşturmuştur. Bu çatlaklardan yol bulan kanyonun bugünkü halini almasını sağlayan Melendiz Çayına ilk çağlarda Kapadokya ırmağı anlamına gelen ‘Potamus Kapadukus” denilmekteydi. 14 km. uzunluğundaki vadi Ihlara’dan başlar, Selime’de son bulur. Vadinin yüksekliği yer yer 100-150 m.dir. Vadi boyunca kayalara oyulmuş sayısız barınaklar, mezarlar ve kiliseler bulunmaktadır.Bazı barınaklar ve kiliseler yeraltı şehirlerinde olduğu gibi birbirlerine tünellerle bağlantılıdır.
Derinkuyu
Nevşehir’ in 29 km güneyinde bulunan yeraltı şehridir. 1966 yılında turizme açılmıştır. 4 km’ lik bir alanda ve 8 katta 20 bin kişiyi barındırabilecek olan bu yer altı şehri düşman işgali sırasında ve gece hayatında kullanılmıştır. Çok derin olup kilometrelerce uzanan tüneller halindedir. Girişte toprak üstünde bulunan iki kilise ile kentin havalandırma yöntemi dikkate değer yerlerdendir. Kolayca kazılabilen yumuşak taşlı bu yerde taş kapılar, hava bacası, su kuyuları, günah çıkarma yerleri, kiliseler, mezar, kaçma bacası, konuşma salonu, ve tünel gezilip görülebilmektedir.

Kaymaklı
Nevşehir’ in 20 km güneyinde bulunan yeraltı şehridir. VII. - IX. yüzyıllar arasında arap saldırılarına karşı korunmak ve Hıristiyanlığın yayılmasına karşı engelleri önlemek için sığınak olarak yapılmıştır. Karışık tünellerle 4 kat aşağısına kadar inilebilmektedir. 5.- 8. katlar açık değildir. Tünellerle yatak odalarına, mutfaklara, şarap depolarına, dolaplara ve tapınaklara gidilebilmektedir. Tüneller ve katlar arası değirmen taşları ile kapatılarak şehrin dış dünya ile ilgisi kesilebilmektedir. Bütün şehrin havalandırılması büyük bir baca ile yapılmaktadır.

Mazı Yeraltı Şehri

Antik adı “Mataza olan Mazı Köyü, Ürgüp’ün 18 km güneyinde, Kaymaklı Yer altı Şehri’nin ise 10 km doğusundadır.Vadinin her iki dik yamaçlarında Erken Roma Dönemi’ne ait kaya mezarlıkları bulunmaktadır. Platoda ise çok sayıda Bizans Dönemi’ne ait mezarlar yer alır.
Yer altı şehri, derin vadide yer alan köyün batı dik yamacına oyulmuştur. Girişin tam karşısında sütunlu mekan ahırdır. Yeraltı yerleşiminin geniş alanlarına yayılan ahırlar, diğerlerinden farksızdır. Ancak bir ahırın ortasında kayadan oyulmuş, hayvanların su içmesini sağlayan yalak bulunması diğerlerinden farklı özelliğidir. Ahırların çok sayıda olması hayvansal üretimin bolluğunu dolayısıyla refah seviyesinin yüksek olduğunu gösterir. Ahırlardan kısa bir koridor vasıtasıyla yeraltı şehrinin kilisesine ulaşılır. Kilisede bulunan aşağıya doğru yaklaşık 20m derinlikteki su kuyusu, yeraltı şehrinin gerçek derinliğini göstermesi açısından önemlidir. Kilise apsisinin karşısındaki küçük oyuk aynı zamanda gizli baca olup yeraltı şehrinin diğer mekanlarına geçişi sağlar. Bacanın her iki tarafındaki küçük oyuklar tırmanmayı kolaylaştırmıştır.

Mazı Yeraltı Şehrinin genel özelliği alt kat mekanlarının bağlantıları kısa pasajlarla, üst kat mekanlarının ise uzun, dar pasajlarla sağlanmasıdır. Bu pasajların çoğu kapandığından dolayı yeraltı şehrinin ne kadar bir alana yayıldığı bilinmemektedir. Dini mekana sahip Kaymaklı ve Derinkuyu Yeraltı Şehirleri büyük alanlara yayılmıştır. Mazı Yeraltı yerleşiminde de bir kilise bulunduğundan dolayı onlar gibi geniş alanlara yayılmış olması olasıdır.
NE ALINIR?

Yöreden alınabilecek hediyelik eşyalar çömlek işi kapkacaklar, deri işleri, halıcılık,onyx taşından yapılmış süs eşyaları yöreden alınabilecek hediyelik eşyalardır.
NE YENİR?

Yöre üzümünden yapılan şaraplar, pekmez, Avanos’un çömlek kebabı, Acıgöl’ün kabak tatlısı,Ortahisar’ın mağaralarında depolanan limon ve greyfrutlar, Ortahisar nefis kayısıları mutlaka tadılmalıdır.

Mutlaka…..

Nevşehir kaya kiliselerini, Bizans duvar fresk sanatlarını görmeden,

Türk-İslam sanatı örneklerinin sergilendiği Hacıbektaş Müzesini gezmeden,

Nevşehir merkezindeki Damat İbrahim Paşa Cami ve Külliyesini görmeden,

Acıgöl’deki Hitit kaya kitabesini ziyaret etmeden,

Çanak-çömlek, bakır ve oniks taşından yapılmış süslemeler, deri işleri hediyelik eşya almadan,

Avanos’ta çanak-çömlek atölyelerinde ayakla çevrilen tezgahların başına geçerek, seramik kap yapmadan

….Dönmeyin.
anahtar kelimeler: nevşehir Tatil Yerleri,nevşehir otelleri,nevşehir ucuz otelleri,nevşehir ucuz pansiyonları,nevşehir pansiyonları,nevşehir restaurantları,nevşehir gezilecek yerleri,nevşehir tarihi,nevşehir resimleri,nevşehir araba kiralama,nevşehir ucuz tatil,nevşehir hotelleri,nevşehir ucuz hotelleri,nevşehir ulaşım,nevşehir kalacak yerler,nevşehir haritası,nevşehir ilçeleri



Temmuz-15-2007
Filed Under (Nevşehir) by admin

GENEL BİLGİLER
Nevşehir ilinin ilçeleri; Acıgöl, Avanos, Derinkuyu, Gülşehir, Hacıbektaş, Kozaklı ve Ürgüp’tür.

Yeraltı Şehirleri
Özkonak Yeraltı Şehri: Avanos’a 14 km. uzaklıktaki Özkonak kasabasında bulunan yeraltı şehri, İdiş Dağı’nın kuzey yamaçlarında volkanik, granit bünyeli tüf tabakalarının oldukça kalın olduğu bir yerde yapılmıştır. Yeraltı şehri henüz tam olarak temizlenmemiş olup temizlendiği kadarıyla ziyarete açılmıştır.
anahtar kelimeler: nevşehir Tatil Yerleri,nevşehir otelleri,nevşehir ucuz otelleri,nevşehir ucuz pansiyonları,nevşehir pansiyonları,nevşehir restaurantları,nevşehir gezilecek yerleri,nevşehir tarihi,nevşehir resimleri,nevşehir araba kiralama,nevşehir ucuz tatil,nevşehir hotelleri,nevşehir ucuz hotelleri,nevşehir ulaşım,nevşehir kalacak yerler,nevşehir haritası,nevşehir ilçeleri

Kaymaklı Yeraltı Şehri: Nevşehir’e 20 km. mesafede bulunan Kaymaklı kasabasındadır. 8 katlı olup ilk katı erken dönem tarihlenmektedir. Roma ve Bizans dönemlerinde de diğer alanların oyularak genişletilmesi suretiyle yeraltı şehri haline dönüştürülmüştür. Bugün 4 katı ziyarete açıktır.
Tüf kayalara oyulmuş bu yeraltı şehri, bir kitlenin geçici olarak yaşayabilmesi için gerekli barınma şartlarına haizdir. Dar koridorlarla birbirlerine bağlanan oda ve salonlar, şarap depoları, su mahzenleri, mutfak ve erzak depoları, havalandırma bacaları, su kuyuları, kilise ve dışarıdan gelebilecek herhangi bir tehlikeyi önlemek için kapıyı içten kapatan büyük sürgü taşları vardır.

Derinkuyu Yeraltı Şehri: Nevşehir- Niğde karayolu üzerinde ve Nevşehir’e 30 km. uzaklıkta bulunan Derinkuyu ilçesindedir. Kaymaklı yeraltı şehrinde olduğu gibi burada da büyük bir topluluğu içinde barındıracak ve ihtiyaçlarını karşılayacak mekânlar vardır. Bu yeraltı şehri 8 katlıdır. Kaymaklı yeraltı şehrinden farklı olarak burada misyonerler okulu, günah çıkartma yeri, vaftiz havuzu ve ziyaretçilerin ilgisini çeken kuyu mevcuttur.
Yeraltı şehirleri sadece Kappadokia bölgesinin jeolojik oluşumlarına özgü yapılar olup diğer bölgelerde bu tür örneklere rastlanmamaktadır.

Mazı Yeraltı Şehri: Antik adı “Mataza” olan Mazı köyü, Ürgüp’ün 18 km. güneyinde, Kaymaklı yeraltı şehrinin ise 10 km. doğusundadır.
Değişik yerlerde 4 girişi tespit edilebilmiştir; asıl girişi düzensiz taşlarla örülmüş koridor sağlamaktadır. Kısa koridordaki iri sürgü taşı, yeraltı şehrinin giriş çıkışını kontrol altına almaktadır. İç kısımdaki küçük oda, sürgü taşının rahat bir şekilde hareket etmesi için yapılmıştır. Yeraltı yerleşiminin geniş alanlarına yayılan ahırlar, diğerlerinden farksızdır. Ahırlardan kısa bir koridor vasıtasıyla yeraltı şehrinin kilisesine ulaşılmaktadır. Bu mekânın girişi sürgü taşı ile kapatılabilmektedir. Kilise apsisi, köşeye oyulmuştur ve cephesi kabartmalarla süslüdür.

Özlüce Yeraltı Şehri: Eski adı “Zile” olan Özlüce köyü merkezindeki yeraltı şehri, Nevşehir- Derinkuyu karayolu üzerindeki Kaymaklı kasabasının 6 km. batısındadır.
Girişte bazalttan yapılmış, birbirine geçmeli iki kemerli mekân bulunmaktadır. Daha sonra yine moloz taşlarla örülü 15 m. uzunluğunda bir geçit vasıtasıyla asıl tüf kayaya ulaşılmaktadır. Yeraltı şehrine girişi sağlayan taştan yapılmış mekânlar, asıl yeraltı şehrini oluşturan kaya oyma mekânlara nazaran daha yenidir. Bu koridorun bitiminde 1.75 m. çapında sert granit taştan yapılmış sürgü taşı bulunmaktadır.
Girişteki ana mekân, yeraltı yerleşiminin en geniş alanı olup iki bölümden ibarettir. Büyük mekânın sağında erzak depoları, solunda ise oturma odaları bulunmaktadır. Oldukça uzun olan galerilerin kenarlarında hücre tipi odalar, tabanlarda ise tuzaklar yer alır. Henüz ziyarete açılmamıştır.

Tatlarin Yeraltı Şehri: 1991 yılında ziyarete açılan yeraltı şehri ise, mekânlarının büyüklüğü, erzak depolarının sayısının ve kiliselerin çokluğu nedeniyle askeri garnizon ya da manastır kompleksini akla getirir. Yeraltı şehri oldukça geniş alanlara yayılmış, ancak küçük bir kısmı temizlenebilmiştir. Halen iki katı gezilebilen yeraltı şehrinin en önemli özelliği diğer yeraltı şehirlerinde pek bulunamayan tuvalete sahip olmasıdır.
Kaleler
Nevşehir Kalesi: Selçuklular döneminde, Bağdat’a giden kervan yolunun korunması amacıyla inşa edilmiştir. Nevşehir’in eski yerleşim yerinde, sağlam bazalt kütleli bir tepenin üzerinde bulunan kale, Osmanlı döneminde Damat İbrahim Paşa tarafından onarılmış ve cumhuriyet döneminde de yeniden restore edilerek tahrip olmaktan korunmuştur. Sur duvarları genelde sağlam olup, kale girişi güneybatı yönündedir.

Uçhisar Kalesi: Nevşehir merkezine 10 km. uzaklıkta bulunan Uçhisar, doğal konumu nedeniyle bir hisar görünümündedir. Kapadokya manzarasına hâkimdir. Doğu Roma döneminde, korunaklı yapısı ile Arap akınlarına karşı kolayca savunma sağlamıştır. Kalenin içerisine oyulmuş eski bir mağara bulunmaktadır. Mağaraya üç yol ile girilir ve bu yollar geniş bir salonda birleşir. Yolların birinde taş kapı, ardında da nöbetçi odası mevcuttur. Kalenin içerisinde başka dehlizler de bulunmakla birlikte, bunların bazıları çökmüş bazıları ise molozla dolmuştur.

Ortahisar: Ürgüp-Nevşehir yolunun güneyinde bulunmaktadır. Yerleşimin ortasında kayalardan oyma evlerle çevrelenen doğal bir kale bulunmaktadır. Ortahisar’ın en önemli özelliği, bünyesindeki yeraltı kentleridir. Kolayca şekillendirilebilen bir kaya yapısına sahip olan kalede yerin altına oyulmuş doğal soğuk hava depoları da bulunmakta olup, bu depolarda günümüzde narenciye saklanmaktadır.
Kaplıca ve İçmeceler

Ürgüp İçmece ve Kaplıcası: Su kaynağı, ilçe merkezinin 5 km. doğusunda bulunmaktadır. Kaplıca suyunun ısı derecesi 14 °C olup, tuzlu, kokusuz, gazsız sular gurubundan sayılmaktadır. Deri hastalıklarının tedavisinde su banyosundan ve kaynağın az ilerisindeki kükürtlü çamurdan yararlanılır.

Bahçeli İçmecesi: Kaynak, Bahçeli köyünün kuzeybatısındadır. Suyu 18 °C olan bu içmece fazla gazlı, kokusuz, bikarbonatlı sofra sularını ihtiva eder. Hazmı kolaylaştıran ve böbrekleri temizleyen bu su aynı zamanda sofra suyu olarak da kullanılır.

Çorak ve Karakaya İçmeceleri: Nevşehir-Avanos karayolu üzerindeki bu içmecelerden; Çorak İçmecesi il merkezine 5 km., Karakaya İçmecesi de 13 km. uzaklıktadır. Alkali düzeyi yüksek, tuzlu ve bikarbonatlı olan Çorak suyu, içme olarak değerlendirildiğinde sindirimi kolaylaştırıcı etki yapmaktadır. Sodyum bikarbonatlı ve alkalik sulardan olan Karakaya İçmecesi de mide ve bağırsak rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılmaktadır.

Gümüşkent İçmecesi: Gümüşkent kasabasının hemen yakınında bulunan bu içmece, kısmen doğal, betonlaşmış bir havuzun içinde kaynamaktadır. İkinci bir havuzda toplanan su, bahçe sulamasında kullanılmaktadır. Gümüşkent İçmecesi, toprak alkali, bikarbonatlı ve bol karbondioksitli bir maden suyudur. İçme olarak değerlendirildiğinde metabolizma hastalıklarında karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında yararlı olmaktadır.
Ürgüp
Nevşehir’in 20 km doğusunda olan Ürgüp Kapadokya Bölgesinin en önemli merkezlerindendir. Göreme’de olduğu gibi tarihsel süreç içerisinde çok sayıda isme sahip olmuştur. Bizans Döneminde Osiana (Assiana), Hagios Prokopios; Selçuklular Dönemi’nde Başhisar; Osmanlılar zamanında Burgut kalesi; Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren de Ürgüp adıyla anılmıştır.
Balonla Seyahat
Kapadokya’nın simgelerinden biri olmaya başlayan balonlarla yapılan turlar, bölgenin eşsiz güzelliğini görmenin en etkili yoludur. Gökte ağır ağır süzülerek yaklaşık 15 dakika süren balon tur, Kapadokya uygarlığının ve doğal güzelliğinin yürüyerek ulaşılamayan en uzak noktalarına kadar götürür



Temmuz-8-2007
Filed Under (Nevşehir) by admin

KAPADOKYA
Kapadokya bölgesi Peri bacalarıyla ünlüdür. Hristiyanlığın ilk dönemleri için bu bölge önem taşımaktaydı.2. yyda. ilk Hristiyan topluluk oluşmuş, 4. yy da da resmi olarak Hristiyanlık kabul olmuştur. Yüzlerce mağra Kilisesi harika duvar resimleriyle buradadır.6. yy. dan 18. yy. ‘a kadar resim tarzındaki değişim ve gelişimleri görmek mümkün. Diğer gezilebilecek esas merkez ve yerler yer altı şehri Derinkuyu ve kaymaklı, Ihlara vadisi, Çömlek şehri Avanos ve Hacıbektaş müzesidir.

GÖREME VADİSİ
Göreme vadisi içinde bulunan sayısızca mağra kilisesiyle Kapadokyanın ünlü yerlerinden birisidir. Birçok kilise Arap istilasından sonra 11.yy. da oluşmuştur. Bizans zamanında Göreme Piskopos merkezi olmuş ve sadece Rahiplere ev sahipliği yapmıştır. Diğer yerler, Basilus Kilisesi, Elmalı Kilisesi, Barbara Kilisesi duvar resimleriyle alışılmışın dışındadır. Yılanlı Kilisesi de yılan resmi ile bu adı almıştır. Önemli Kiliselerden biri de Göremedeki Karanlık Kilisedir. Karanlık olmasından dolayı ışık Freskleri hiç bozmamıştır. Ayrıca Kapadokyanın 10.yy. ait en büyük Kiliselerinden biri de Tokatlı Kilisesidir. Ana bölümde ‘makedonyanın rönesans’ denen yükseliş dönemine ait çok güzel Freskler bulunmaktadadır. Göreme vadisinde Manastırlardan kalma bir çok kalıntılar, ve birçok Kilise vardır. Bunları burada anlatmakla bitiremeyiz.

SOĞANLI VADİSİ
Göremenin dışında ikinci büyük Rahip merkezi Soğanlı Vadisidir. Freskler 9-13.yy.aittir. Vadideki bazı Kiliselerde ne zaman yapıldığına dair tarih vardır. Burda yaklaşık 150 Kilise bulunmaktadır. Önemli Kiliseler 1060 - 1061 de yapılmış olan Karabaş Kilisesi ve yapılışı 11.yy. başlamış olan Barbara Kilisesidir.

YERALTI ŞEHRİ DERİNKUYU
Bu yeraltı şehri Frikler zamanındandır. Bizans zamanında da yaşanılmaya devam edilmiştir. Burası düşmandan korunmak için oluşturulmuştur. Düşman istilası ile yeraltı şehrinin kapıları kapatılmış ve 80 m. Yükseklikteki bacalardan havalandırma sağlanmıştır. Derinkuyu 1963de bulunmuş ve açılmış olan en büyük yeraltı şehridir. Derinkuyu yeraltı şehrinden 11 kat aşağıya inilebiliyor, henüz açılmamış olan ve devam eden diğer katları da vardır. Bugüne kadar açılmış ve bulunmuş kısmı sadece çeyreği olan 1500 m2′lik bir alanı kaplıyor ve yeraltı şehri diğer yeraltı şehirleriyle bağlantılı. Tahminlere göre Derinkuyu 3000 den 50000 insanı barındırabiliyordu.

IHLARA VADİSİ
Ihlara Vadisi çok güzel bir kanyondadır ve etrafında görülmeye değer mağra kiliseleri ile harika bir doğası vardır. Melendiz suyu boyunca yürülünebilir.Özellikle canlı Freskleriyle Kokar Kilisesi görülmeye değer. 11. yy. ikinci yarısına ait çok eski Eğri Taş ve Yılanlı Kilisesi de diğer kiliselere göre farklı bir özellik taşır.

ZELVE VADİSİ
Zelve Vadisi Kapadokyada çok özel bir manzaraya sahiptir.1953′de burası bir yerleşim yeriydi. 20. yy. kadar Zelve, Hristiyan ve Müslümanların beraber yaşadığı bir yerdi. 1967′de açık hava müzesine çevrildi.Labirent bir yola sahip olan bu vadi keşfedilebilir.Burda yerleşim yerleri, Merdivenler, Kiliseler ve Güvercinliklerde görmeye değer yerlerdendir. Mağaralardaki Freskler hayvan ve insan figürlerinden ziyade geometrik şekillerdir. Üzümlü Kilisesinde 8. ve 9. yy.ait iyi korunmuş Freskler mevcuttur.

ÇÖMLEK ŞEHRİ AVANOS
Avanos Kızılırmak nehri kıyısındadır. Çömlek toprağının ünlü olması bu toprağın nehir tarafından getirilmiş olmasından kaynaklıdır. Burada günümüz dahil olmak üzere Antik çağdan beri çömlek işçiliği yapılmaktadır.

HACIBEKTAŞ TEKKESİ
Burda Hacıbektaş Veli’nin Tekkesi müzeye çevrilmiştir. Gezilebilir.

anahtar kelimeler: Kapadokya Tatil Yerleri,Kapadokya otelleri,Kapadokya ucuz otelleri,Kapadokya ucuz pansiyonları,Kapadokya pansiyonları,Kapadokya restaurantları,Kapadokya gezilecek yerleri,Kapadokya tarihi,Kapadokya resimleri,Kapadokya araba kiralama,Kapadokya ucuz tatil,Kapadokya hotelleri,Kapadokya ucuz hotelleri,Kapadokya ulaşım,Kapadokya kalacak yerler,Kapadokya haritası,Kapadokya ilçeleri



Temmuz-8-2007
Filed Under (Nevşehir) by admin

Kapadokya tatil yöresi, doğal oluşumların ve güzelliklerin insan yaşamına etkilerinin en iyi gözlendiği tatil yerleri arasındadır. İnsanları hayranlığa sürükleyen Peribacaları, içlerine yapılmış olan evler, ibadethaneler ve diğer yaşama alanları ile size tatil şansınızı değerlendirebileceğiniz Kapadokya Turları yapma fırsatı sunuyor. Bugün Kapadokya olarak nitelendirdiğimiz alan Nevşehir, Aksaray, Niğde, Kayseri ve Kırşehir illerine uzanmaktadır. Kapadokya’nın Üçhisar, Ürgüp, Avanos, Göreme, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara şeklinde parçara ayrılmış olduğunu düşünerek hazırlanmış Kapadokya Turları sayesinde, sizi tatmin edecek bir gezi yaşayabilirsiniz. Kapadokya tatil için çeşitli fırsatlar sunuyor. Doğal güzelliklerinin yanısıra, Kapadokya otelleri, turları ve diğer turistik unsurları ile size güzel bir tatil yaşatmaya hazır.

Kapadokya tatil cennetinde ilginizi çekebilecek başlıca eserler ya da bölgeler şunlardır: Üçhisar, Ürgüp, Avanos, Göreme, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara Vadisi.

Kapadokya tarihi boyunca doğal değişimlerin yanı sıra birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış, işte kronolojik sıraya göre bunlardan bazıları;

(M.Ö.3000-1750) Asur Ticaret Kolonileri Çağı
M.Ö. 2000-1750 yılları arasında Kuzey Mezopotamya’da yaşayan Assurlu tacirler Anadolu’da ticari koloniler kurarak ilk ticaret örgütünü oluşturmuşlardır. Bu ticaretin merkezi Kayseri’deki Kültepe, Kaniş-Karum’dur (Karum: Ticaretin yapıldığı pazar yeri). Belgelerde adı geçen ve yeri saptanabilen karumlardan biri de Karum-Hattuşaş’tur (Boğazköy).

Zengin altın, gümüş ve bakır kaynaklarına sahip olan Anadolu, tunç alaşımı için gerekli olan kalay bakımından fakirdi. Tacirlerin beraberinde getirdikleri kalay, çeşitli kumaşlar ve kokular bu ticaretin ana malzemeleriydi. Hiç bir zaman politik üstünlüğe sahip olmayan tacirler yerli beylerin himayesi altındaydılar.

Assurlu tacirler sayesinde Anadolu’da ilk defa yazı görülür. Kapadokya Tabletleri olarak adlandırılan Eski Assurca yazılmış çivi yazılı metinlerden, tacirlerin geliş yolları üzerindeki beylere %10 yol verdikleri, borçlu olan halktan %30 oranında faiz aldıkları, Anadolu krallarına sattıkları mal üzerinden %5 vergi verdikleri anlaşılmaktadır. Yine bu tabletlerde Assurlu tacirlerin Anadolulu kadınlarla evlendikleri ve nikah sözleşmelerinde Anadolulu kadınların haklarını koruyacak maddeler bulunduğu görülmektedir.

Assurlu tacirler yazıdan başka silindir mühürler, madencilik, tapınak ve tanrı fikirlerini de Anadolu’ya getirmişlerdir. Böylece Anadolu’nun yerli sanatı, Mezopotamya sanatının etkisi altında gelişerek kendine has yeni bir sanat anlayışını ortaya koymuştur. Bu sanat daha da gelişerek Hitit sanatının temelini oluşturmuştur.

(M.Ö.1750 - 1200) Hititler Dönemi
M.Ö.II. binin başlarında Avrupa’dan Kafkaslar üzerinden gelerek Kapadokya Bölgesi’ne yerleşen Hititler, daha sonra yerli halkla kaynaşarak imparatorluk kurmuşlardır. Dilleri Hind-Avrupa dil grubundandır. Başkentleri Hattuşaş (Boğazköy) olan Hititlerin önemli şehirleri Alacahöyük ve Alişar’dır. Kapadokya Bölgesi’nde bulunan bütün höyüklerde Hititlere ait kalıntılara rastlamak mümkündür. Bunun yanı sıra Hitit İmparatorluk Dönemi’nde özellikle Kapadokya Bölgesi’nde stratejik açıdan önemli geçitlere ve su kenarlarındaki yüksek kayalara rölyef olarak işlenmiş anıtlar bulunmaktadır. Bu kaya anıtları sayesinde Hitit krallarının güneydeki ülkelere ulaşmak için geçtiği yolları saptamak olasıdır. Kayseri sınırları içindeki Erciyes Dağı’nın güneyinde yer alan Fraktin, Taşçı ve İmamkulu kaya anıtları tanrıların kutsanması, Büyük Kralın (Hattuşili III) ve Kraliçenin (Puduhepa) tanrılara minnettarlığını göstermesinin yanı sıra imparatorluğun gücünün sınırlarını gösteren birer propaganda anıtlarıdır.

(M.Ö. 1200-700) Geç Hitit Dönemi
Friglerin Orta Anadolu’nun önemli kentlerinin hemen hepsini yıkarak Hitit İmparatorluğu’nu ortadan kaldırılmasından sonra Orta ve Güneydoğu Anadolu’da Geç Hitit Krallıkları ortaya çıkmıştır.

Kapadokya Bölgesi’ndeki Geç Hitit Krallığı ise Kayseri, Niğde ve Nevşehir’i içine alan Tabal Krallığı’dır. Bu döneme ait Gülşehir - Sivasa (Gökçetoprak), Acıgöl -Topada, Hacıbektaş - Karaburna Köyü’nde Hitit Hiyeroglifi yazılmış kaya anıtları bulunmaktadır.

(M.Ö.585-332) Pers ve Kapadokya Krallığı
Kimmerler’in Frig egemenliğine son vermesi sonucu Anadolu’da Medler (M.Ö. 585), daha sonra da Persler (M.Ö.547) görülür. Persler bölgeyi ‘Satrap’ adını verdikleri valilerce yönettiler. Eski Pers dilinde “Katpatuka” olarak adlandırılan Kapadokya bölgesi, ‘Cins Atlar Ülkesi’ anlamına gelmekteydi. Persler, Zerdüşt dinine bağlı olduklarından ve ateşi kutsal saydıklarından bölgedeki volkanları, özellikle Erciyes ve Hasandağı’nı, kutsal saymışlardır.

Persler, Kapadokya’dan geçerek başkentlerini Ege’ye bağlayan,’Kral Yolu’nu geliştirmişlerdir. Makedonya Kralı İskender M.Ö. 334 ve 332 de Pers ordularını arka arkaya bozguna uğratarak bu büyük İmparatorluğu yıkmıştır.

Pers İmparatorluğu’nu yıkan İskender Kapadokya’da büyük bir dirençle karşılaştı. İskender, komutanlarından Sabiktas’ı bölgeyi denetim altına almakla görevlendirince, halk buna karşı çıktı ve eski Pers soylularından Ariarathes’i kral ilan etti. Çalışkan bir yönetici olan I. Ariarathes (M.Ö.332-322) Kapadokya Krallığı’nın sınırlarını genişletti.

İskender’in ölümüne kadar barış içinde yaşayan Kapadokya Krallığı, Roma’nın bir eyaleti olduğu M.S.17 yılına kadar varlığını korumak için Makedonyalılarla, Pontuslularla, Galatlarla, Romalılarla mücadele etmiştir.

(M.S. 17-395) Roma Dönemi
M.S.1 7′de Tiberius Kapadokya’yı Roma’ya bağlayarak bölgedeki kargaşaya son verdi. Romalılar bölgeyi ele geçirdikten sonra batıya bir yol yaparak Ege’ye ulaşımı sağladılar. Bu yol hem askeri hem de ticari açıdan önemliydi.

Roma egemenliği sırasında, yöreye gerek saldırı gerekse göç biçiminde doğudan gelenler oldu. Romalılar bu yeni gelenlere karşı ‘Lejyon’ adını verdikleri askeri birlikleriyle karşı koydu.
İmparator Septimus Severus Dönemi’nde ekonomik bakımdan oldukça canlanan Kapadokya’nın merkezi Kayseri, daha sonraki yıllarda İran’dan gelen Sasaniler’in saldırılarına uğradı. Gordianus III bu saldırılara karşı şehrin etrafını surlarla çevirtti.

Bu sırada Anadolu’da yayılmaya başlayan ilk Hıristiyanların bir kısmı büyük şehirlerden köylere göç etmeğe başladılar. Kayseri’nin önemli bir din merkezi haline geldiği 4. yüzyılda, kayalık Göreme ve çevresini keşfeden Hıristiyanlar, Kayseri Piskoposu da olan Aziz Basil’in dünya görüşünü benimseyerek kayalar içinde manastır hayatını başlattılar.

(397-1071)
Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesiyle Kapadokya Doğu Roma İmparatorluğunun etkisi altında kaldı. 7.yüzyılın ilk yıllarında Kapadokya’da Sasanilerle Bizanslılar arasında yoğun savaşlar oldu. Sasaniler bölgeyi 6 - 7 yıl kadar ellerinde tuttular. 651′de Halife Osman Sasanileri yıkınca bölge bu kez Arap-Emevi göçlerinin akınlarına uğradı.

Uzun süredir devam eden mezhep çatışmaları III. Leon’un Müslümanlıktan etkilenerek ikonları yasaklamasıyla doruk noktasına ulaştı. Bu durum karşısında bazı Hıristiyan ikon yanlısı keşişler Kapadokya’ya sığınmaya başladılar. İkonoklasm hareketi yüz yıldan fazla sürdü (726-843). Bu dönemde birkaç Kapadokya kilisesi ikonoklasm etkisinde kaldıysa da ikondan yana olanlar burada rahatlıkla gizlenip ibadetlerini sürdürdüler.

(1071-1299) Selçuklu Dönemi
Oğuz Türklerinden Selçuk Bey’in kurduğu Selçukluların anavatanı Orta Asya’dır. 10. yüzyılda kuzeye doğru yayılan İslamiyet’i kabul eden Selçuklular, İslamiyet’i kabul etmemiş kavimlerle sürekli mücadele ederek egemenlik alanlarını genişletmeye çalışmışlardır.
Bizans İmparatoru Romanos Diogenes’in Selçuk Bey’in torununun oğlu Alparslan’a 1071 yılında yenilmesi Bizans’ın gerilemesine, Anadolu’da yeni bir dönemin başlamasına neden olmuştur.

1075 yılında Anadolu Selçuklu Devleti kurulur. 1082′de Kayseri fethedilir ve böylece Kapadokya Selçuklu hakimiyetine girer. Hıristiyanlığın önemli yerleşim ve yayılma alanı olan Anadolu, bundan böyle Kuzey Afrika’dan, Ortadoğu ve Yakındoğu’ya kadar uzanan İslam bölgelerine dahil olmuştur. Anadolu’nun Selçuklu Türkleri tarafından fethi, patrikhanenin idari etkinliğini etkilememiştir. Çünkü 13. yüzyıla ait İhlara Bölgesi’ndeki Aziz George Kilisesi’nin yazıtlarında Selçuklu Sultanı II. Mesud ve Bizans İmparatoru II. Andronicus’un adlarından övgüyle bahsedilmektedir.

13.yüzyılın sonunda Anadolu Selçuklu Devletinin zayıflaması üzerine Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde beyliklerortayaçıkar. 1308yılındaMoğolkökenliİlhanlılar Anadolu’yu istila eder ve Kapadokya Bölgesi’nin önemli bir kenti olan Kayseri de yıkılıp tahrip edilir. Selçuklu sultanları Moğol yönetiminin etkisi altında kalırlar ve bağımsız hareket edemezler. Anadolu artık Türk boylarının kurduğu beylikler halinde idare edilecektir.

Osmanlı Dönemi
Kapadokya Bölgesi, Osmanlı Dönemi’nde de oldukça sakindi. Nevşehir, Damat İbrahim Paşa Dönemi’ne kadar Niğde’ye bağlı küçük bir köydü. 18. yüzyıl başlarında özellikle Damat İbrahim Paşa zamanında Nevşehir, Gülşehir, Özkonak, Avanos ve Ürgüp’te imar hareketleri gelişmiş; camiler, külliyeler, çeşmeler yaptırılmıştır. Özkonak kasabasının merkezinde Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selimdin doğu seferi sırasında (1514) yapılan köprü, Nevşehir’deki erken Osmanlı yapısı olması açısından önemlidir.

Osmanlı Dönemi’nde de Selçuklu Dönemi’nde olduğu gibi yörede yaşayan Hıristiyanlara karşı hoşgörülü davranılmıştır. Ürgüp/Sinasos’taki 18.yüzyıla ait Konstantin - Eleni Kilisesi, Gülşehir’deki 19.yüzyıla ait Dimitrius adına yapılan kilise ve Derinkuyu’daki Ortodoks Kilisesi bunun en güzel örnekleridir.

anahtar kelimeler: Kapadokya Tatil Yerleri,Kapadokya otelleri,Kapadokya ucuz otelleri,Kapadokya ucuz pansiyonları,Kapadokya pansiyonları,Kapadokya restaurantları,Kapadokya gezilecek yerleri,Kapadokya tarihi,Kapadokya resimleri,Kapadokya araba kiralama,Kapadokya ucuz tatil,Kapadokya hotelleri,Kapadokya ucuz hotelleri,Kapadokya ulaşım,Kapadokya kalacak yerler,Kapadokya haritası,Kapadokya ilçeleri