Archive for the ‘Tatil Haberleri’ Category
|
Şubat-25-2008
Şile veya Karadenize yüzmek için gidenler DİKKAT!!! (Okumadan Gitmeyin) + caps “

“Karadeniz sahil kesiminde deniz epeyce can aldı. Haberlerde bir Aşiretin de denizden boğulan birini bulma çabalarını izliyorsunuzdur. Bunların tek nedeni RİP Akıntısı.
Özetle dalgalı denizde kıyıda yığılan suyun bir yer bulup bir anda açığa doğru akması ve kendini dengeye getirmesi. Yakalandınız mı iş çok geç. Panik mutlak ölüm demek oluyor ve bu akıntı ta kıyıdan başlıyor ve ayaklarınızın altından kumu da alıp aniden açığa taşıyor. Ben iyi yüzücüyüm, kuvvetliyim, kaslarım maslarım hepsi geçersiz. Kapıldınız mı, götürür. Nasıl hissedersiniz sorusu ise ancak denizden biraz yüksekte olunca olabilir bu nedenle cankurtaranlar oturdukları yerlerden bunu hemen hisseder veya görür.
En önemli ipucu, deniz dalgalı ise ve kıyıya dik geliyorsa KORKUN. Denize girmeyin, hele çocuğunuzu asla sokmayın veya bir saniye dahi gözünüzden kaçırmayın dedim ya iş ta kıyıdan başlıyor ve aldı mı? Sonrası arada bul misali. Sizlere birkaç şekil gönderiyorum, bakın ve hissedin, en kolay algılama şekli gelen dalgalar düzgün kırılırken bir yerde kırılma olmaz, işte o yer potansiyel rip akıntısı yeri, ve her 200 -400 metrede bir de olma olasılığı çok yüksek. Hızı normal ölçeklerde saniyede 30-60 cm olabilen bu akıntıların kuvvetlilerinin hızı 10-20 metre saniyeye dahi ulaşabilmekte. Böyle bir akıntıya kapılırsanız belki kurtulma ihtimali var ama panik her şeyi bir anda unutturur ve sonuç bu hafta Şile de şu kadar can kaybı olur.
Lütfen dikkat, denizde dalga varsa ya denize girmeyin, ya da sadece cankurtaran olan yerlerde girin, denizin şakası olmaz, deniz şakaya gelmez.”
Karadeniz kıyılarının en hırçın yerlerinden biri olan Kilyos’un bana öğrettiği en önemli şey bu, deniz şakaya gelmez.
|
|
Şubat-25-2008
“Ucuz ve Kaliteli tatil…” SÜPRIZ TATIL OLANAKLARI VE FIYATLARI
HOTEL TARIH KISI COCUK KONUM YP, TP, HD ODA FIYAT Özel Istekler NOT
3 YILDIZLI HOTELLER ANTALYA-EGE
Sertkaya Hotel 14-21.06.06 2 1 side-900m YP DZ 260,00 €
Lukullus Hotel 14-21.06.06 2 1 Kemer-600m YP DZ 282,00 €
Eser Hol. Hotel 14-21.06.06 2 1 Kemer-600m YP DZ 261,00 €
Doris aytur Hotel 14-21.06.06 2 1 Alanya-200m YP DZ 220,00 €
Krizantem 14-21.06.06 2 1 alanya-0m HD DZ 396,00 €
Gardenia 14-21.06.06 2 1 Alanya-50m YP DZ 310,00 €
Kleopatra Prencess 14-21.06.06 2 1 Alanya-50m YP DZ 320,00 €
Dynastik hotel 14-21.06.06 2 1 Side-450m HD DZ 408,00 €
Lukullus Hotel 14-21.06.06 2 1 Kemer-600m HD DZ 290,00 €
Hera 14-21.06.06 2 1 Side-0 HD DZ 408,00 €
Artemiss Princess 14-21.06.06 2 1 Alanya-200m HD DZ 412,00 €
Monlight Suite 14-21.06.06 2 1 Alanya-50m HD DZ 404,00 €
Melanie 14-21.06.06 2 1 Alanya-50m HD DZ 342,00 €
Ulaslar 14-21.06.06 2 1 Alanya-50m HD DZ 454,00 €
Bayar 14-21.06.06 2 1 Alanya-50m HD DZ 366,00 €
Bariscan Hotel 14-21.06.06 2 1 Alanya-50m HD DZ 390,00 € Cucuksuz-24 euro ucuz
Daisy Hotel 14-21.06.06 2 1 Kumköy-400m HD DZ 446,00 €
Endam Hotel 14-21.06.06 2 1 Beldibi-? HD DZ 445,00 €
Blauhimmel 14-21.06.06 2 1 Camyuva-200 HD DZ 491,00 €
Svs 14-21.06.06 2 1 alanya-0m HD DZ 400,00 €
DUYGULU HOTEL 14-21.06.06 2 1 Bodrum-0m HD DZ 470,00 €
roulette*** 14-21.06.06 2 1 Bodrum-100m HD DZ 330,00 €
Golden sunset hotel*** 14-21.06.06 2 1 Bodrum-0m HD DZ 366,00 €
Hotel Saadet*** 14-21.06.06 2 1 Bodrum-0m HD DZ 310,00 €
Özmen*** 14-21.06.06 2 1 Fethiye-100m YP DZ 260,00 €
Magic Bronzo 14-21.06.06 2 1 Fethiye-100m HD DZ 470,00 €
4 YILDIZLI HOTELLER ANTALYA-EGE
GARDENIA 14-21.06.06 2 1 alanya-50m HD DZ 400,00 €
ALP PASA 14-21.06.06 2 1 antalya HD DZ 477,00 €
SINATRA HOTEL 14-21.06.06 2 1 Kemer-100m YP DZ 400,00 €
Golden Safran 14-21.06.06 2 Alanya-200m HD DZ 581,00 €
Hotel Ares 14-21.06.06 2 1 Alanya-0m HD DZ 480,00 €
Hotel Ares 14-21.06.06 2 1 Alanya-0m HD DZ 480,00 €
Hotel Antique 14-21.06.06 2 1 Alanya-100m HD DZ 510,00 € Cocuksuz-24 Euro daha ucuz
Hotel Estelya Beache 14-21.06.06 2 1 Side-0m HD DZ 510,00 €
Green Fugla Beach 14-21.06.06 2 1 Incekum-0m HD DZ 510,00 €
Side Carolla 14-21.06.06 2 1 Side-300m HD DZ 559,00 €
Desire Beach 14-21.06.06 2 1 Kemer-50m HD DZ 575,00 €
Grand Viking 14-21.06.06 2 1 Kemer-50m HD DZ 503,00 €
Grand Viking 14-21.06.06 2 Kemer-50m HD DZ 480,00 €
Grand Beauty 14-21.06.06 2 1 Kemer-900m HD DZ 559,00 €
ART BODRUM**** 14-21.06.06 2 1 Bodrum-600m HD DZ 704,00 €
5 YILDIZLI HOTELLER ANTALYA-EGE
Hotel Pemar 14-21.06.06 2 Alanya-0m HD DZ 560,00 €
Hotel Aydinbey 14-21.06.06 2 Türkler-0m HD DZ 560,00 €
Hotel Holiday Garden 14-21.06.06 2 Okurcalar-0m HD DZ 560,00 €
Tivoli Resort 14-21.06.06 2 Konakli-0m HD DZ 560,00 €
|
|
Şubat-25-2008
Turizmde kıyı operasyonu başladı Sayıştay kıyılardaki yapılaşma için uyardıhttp://www.mercektv.com/Resim.asp?Ge…d8adbbaed2.jpg Turizmde kıyı operasyonu başladıKuşadası Limanı’nın İsrail’li işadamı Ofer’e verilmesi ve ardından Kültür ve Turizm Bakanı’nın kıyı bölgelerinde imar yetkisinin belediyelerden alınacağına ilişkin açıklamaları ile gündeme gelen kıyıların yapılaşmaya açılması konusu, Sayıştay’ın denetimi.Hükümetin kıyılarda yapılaşmaya izin veren düzenlemelerine sektör ile birlikte toplumun çeşitli kesimlerinden gelen uyarı ve tepkilere Sayıştay da katıldı.
Sayıştay’ın hazırladığı raporda, kıyıların, “yoğun yapılaşma nedeniyle doğal yapının bozulması tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı” belirtilerek, özellikle son yıllarda ciddi şekilde tahrip edildiği kaydedildi.
Denetim zayıf
TBMM’ye sunulan Sayıştay raporunda, “kıyı bölgelerindeki uygulamaların ne ölçüde planlı olduğu”, “planların kıyı özelliklerine uygun olup olmadığı”, planlama çalışmalarında ne gibi sorunlar bulunduğu”, “kıyı kenar çizgisi tespitlerinin ne ölçüde sağlıklı yapılabildiği” ve “kıyılardaki uygulamaların etkin denetlenip denetlenmediği” inceleniyor.
Son yıllarda bozulma arttı
Sayıştay raporunda şu görüşlere yer verildi: “Önemli doğal kaynaklarımız arasında yer alan kıyılarımız, sanayi ve turizm yatırımı; su ürünleri üretimi; konut, liman, iskele yapımı gibi değişik amaçlarla kullanılmakta, bu durumun sonucunda yoğun yapılaşma nedeniyle doğal yapının bozulması tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır. Özellikle son yıllarda, kıyı alanlarımızdaki uygulamalar, kıyı özellikleri yeterince gözetilmeden gerçekleştirilmiş, bu durumun sonucunda kıyılarımız ciddi bir şekilde tahrip edilmiştir. Kıyılarımızın doğal yapısının bozulması, yakın gelecekte hem turizm gelirleri hem de su ürünleri yönünden ekonomimizi olumsuz etkileme riskini beraberinde getirmektedir.’’
Raporda, yapılan denetimlerde saptanan usulsuzlüklerin giderilmesi konusunda zamanında önlem alınmadığı belirtilerek, şöyle deniyor:
“Kıyılarda düzenli denetim yapılmaması, doğal yapıyı bozan ve usulsüz eylemler hakkında genellikle şikayet üzerine bilgi sahibi olunması nedeniyle bu tür eylemlerin hangi bölgelerde yoğunlaştığı, nedenleri, artma veya azalma eğilimleri bilinememekte, etkili önlemler almak için politika belirlenememekte, zamanında tedbirler alınamamaktadır.”
|
|
Şubat-25-2008
Türkiye ‘den Vize İstemeyen Ülkeler.. Andorra, Arjantin, Arnavutluk, Bahama, Barbados, Batı Samoa, Belize, Bolivya, Bosna-Hersek, Brezilya, Dominika, Ekvator, El Salvador, Endonezya, Fas, Fiji, Filipinler, Gambia, Grenada, Güney Afrika Cumhuriyeti, Güney Kore, Hırvatistan, Hong Kong, İran, Jamaika, Japonya, Kazakistan, Kenya, Kırgızistan, Kolombiya, K.K.T.C., Kosta Rika, Makedonya, Maldivler, Malezya, Malta, Mauritius, Monako, Romanya, Santa Lucia, San Marino, Seyşeller, Singapur, Solomon Adaları, Şili, Swaziland, Tayland, Trinidad-Tobago, Tunus, Tuvalu, Uruguay, Vatikan
|
|
Şubat-25-2008
Amasra Mutlaka GÖrmenİz Lazim Bartın, sular ilahı adıyla anılmıs durmuş mitolojide. Peki abartı mı sizce; yok yok kesinlikle abartı değil, gören bilir ve aşık olmadan gidemez Bartından… ve işte Amasra; Fatih Sultanın dediği gib:;’ LALA dünyanın gözbebeği bu mu ola.’ evet dünyanın gözbebeği bu yerden baskası olmamalı. Görenler bilir aşkın ne şekilde dünyaya intizar ettiğini…
www.ebartin.com
Arkadaşlar bu site yeni kurulan sitelerden bir tanesi. amacımız şu dünya güzelini tanıtmak. Bu sebeple Bartınlı arkadasların mutlaka ziyaret sıklıklarını arttırması özlemlerini dile getirmelerini istiyoruz. tabiki arkadaslar bu ziyaret için herkkesi davet ediyoruz. gelin görün bu dünya güzelini……………….
www.ebartin.com
|
|
Şubat-25-2008
DİYARBAKIR Turizmi Hakında..Geniş Bilgi Ve Mekanlar GENEL BİLGİLER;
Isının 40-50 dereceye vardığı yaz günlerinin bunaltıcı sıcaklığından kurtulmak amacıyla gelişen düz damlı evleri ile tipik yöre mimarisinin günümüzde de yaşatıldığı Diyarbakır, uzun surları, Malabadi Köprüsüyle görülmesi gereken bir ildir.
İLÇELER:
Diyarbakır ilinin ilçeleri; Bismil, Çermik, Çınar, Çüngüş, Dicle, Eğil, Ergani, Hani, Hazro, Kocaköy, Kulp, Lice ve Silvan’dır
Müzeler
Diyarbakır Müzesi
Adres: Ziya Gökalp Bulvarı - Diyarbakır
Tel: (412) 221 27 55
Faks: (412) 223 08 02
Örenyerleri
Çayönü - Ergani/Sesverenpınar
Üçtepe - Bismil/Üçtepe
Hassuni Mağarası - Silvan/Merkez
Hilal Mağarası - Ergani/Sesverenpınar
Surlar
Diyarbakır Surları: Çin Seddi’nden sonra en uzun sur olması ile ünlenen Diyarbakır Surları 5.5 km uzunluğunda ve 7-8m yüksekliğindedir.16 kalesi ve 5 çıkış kapısı olan siyah bazalt surlar, kentin en ilgi çekici yeridir. Ortaçağ askeri mimarisinin muhteşem örneğini oluşturan bu surlar yazıtlar ve kabartmalarla dekore edilmiştir.
M.Ö. 349 yılında Bizans İmparatoru Costantinus tarafından yenilenen surların yapılış tarihi tam olarak bilinmemektedir.
Çayönü buluntuları: Diyarbakır’ın 65km kuzeybatısında Elazığ karayolu üzerinde Ergani ilçesinde bulunan Çayönü antik kenti cilalı taş devrine yani günümüzden yaklaşık 9000 yıl öncesine dayanmaktadır. Bu yerleşim yerinin ilk yerleşik hayata geçilen yerlerden biri olduğu saptanmıştır. Çayönü İlkel yerleşmesinde çıkartılan öğütme taşları, çakmak taşı, kemikten ve bakırdan yapılan çeşitli aletler Diyarbakır Arkeolojik Müzesi’nde sergilenmektedir.
Köprüler
Malabadi Köprüsü: Silvan ilçesi yakınlarında Batman çayı üzerindedir. Dünyadaki taş köprüler içinde kemeri en geniş olanıdır.
Cami ve Kiliseler
Tarihi ve mimari özellikleri ile muhteşem olan Ulu Cami, Nebi Cami ve Safa Cami Diyarbakır’ın en ünlü camilerdir. Selçuklu Sultanı Melik Şah tarafından yaptırılan Ulu Cami, orijinal dizaynı ve hem Bizans hem de daha eski mimari malzemeleri kullanması ile ilginç olup Türkiye’nin en eski camilerindendir.
Diyarbakır’ın 77 km doğusunda, Silvan’da 1185 yılında yapılmış, zarif görünümlü Ulu Cami, kemer kapıları ifade eden ince taş kabartmaları ile görülmeye değerdir.
Diyarbakır’ın önemli kiliseleri arasında Mart Thoma, Meryem Ana, Kırklar Kilisesi ve Mart Pityon Kilisesi sayılabilir. Meryem Ana Kilisesi, şehirde kalan az sayıdaki Süryani cemaati tarafından halen kullanılmaktadır
Hanlar, Kervansaraylar
Diyarbakır, Tarihi İpek Yolu’nun merkezlerinden olması sebebi ile önemli hanlara sahiptir. Deliller Hanı, Hasan Paşa, Çiftehan ve Yeni Han’da geçmişte olduğu gibi günümüzde de halı, kilim ve gümüş işleme satan dükkanlar bulunmaktadır.
Kervansaray
Mimarisi ve iç yapısı ile görülmesi gereken yerlerden biri olan Kervansaray, bugün restore edilerek otel haline getirilmiştir
NE YENİR?
Devasa boyutlardaki karpuzu ile tanınan Diyarbakır, yemek kültürü açısından da oldukça zengindir. Akşamın geç saatlerinde, tezgahlarda satılan cartlak kebabı olarak bilinen ciğer kebabı geleneksel yemekleri arasındadır.
Diyarbakır’ın en ağır yemeklerinden olan kibebumbar, işkembe ve bağırsakların et, pirinç, nane, biber ve tuz karışımı ile pişirilir. Bunların yanında içli köfte, çiğ köfte, bulgur pilavı, kaburga, keşkek, Kibukudur, lebeni, tatlılardan ise burma kadayıf ve Nuriye tatlısı ünlüdür. Üzümden yapılan pestil ve sucuk, otlu peynir, örgü peynir, sumak çokça yenen diğer yiyeceklerdir
NE ALINIR?
El sanatları, hasır bilezik, kiniş gerdanlık, gümüş işlemeli nalın ve çekmeceler kuyumcuların beğenilen ürünleridir. Köylerden el dokuması halı ve kilim üretimi yapılmaktadır
YAPMADAN DÖNME
Diyarbakır Surlarını gezmeden,
Malabadi Köprüsünü görmeden,
Eski Diyarbakır Evlerini görmeden
Cahit Sıtkı Tarancı ve Arkeoloji Müzelerini görmeden,
Selim Amca’da kaburga yemeden, meyankökü içmeden,
Diyarbakır hasırı almadan
…Dönmeyin.
turizm.gov.tr den alıntı yapılarak düzenlenmiştir
|
|
Şubat-25-2008
ANKARA Turizmi Hakında..Geniş Bilgi Ve Mekanlar GENEL BİLGİLER
Genel Coğrafya ve Yeryüzü Şekilleri: 26.897 km2 lik bir alana sahip olan Ankara, 39o57′N enlemi ile 32o53′E boylamları arasında yer almaktadır. Ortalama olarak deniz seviyesinden yüksekliği 890 metredir.
Doğusunda Kırıkkale ve Kırşehir, kuzeyinde Çankırı ve Bolu, kuzeybatısında Bolu, batısında Eskişehir, güneyinde Konya ve Aksaray illeri bulunmaktadır.
Ankara, Orta Anadolu’nun kuzeybatısında bulunan Kızılırmak ve Sakarya nehirlerinin kollarının oluşturduğu ovalarla kaplı bir bölgedir. Bu bölgede orman alanları ile step ve bozkır alanlarını bir arada görmek mümkündür. İlin kuzey sınırının Kuzey Anadolu sıra dağlarının kolları olan dağlar, Orta Anadolu düzlüklerinin devamı olan ovalar çizer. Güney kısmında Tuz Gölü çanağı, Kepez Ovaları ve Hacıbekirözü gibi düzlükler bulunur. Bu düzlükler arasında volkanik Karadağ ile Karasimir Dağı, Paşa Dağı ve Teke Dağı yükselir.
Orta kesimlerden kuzeye doğru yaklaştıkça Haymana, Bala hattının kuzeyinde Kuzey Anadolu sıra dağları ile irtibatları bulunan dağ sıraları belirir. Bunların arasında İdris ve Elmadağları yükselir. Güney Batı Kuzey-Doğu doğrultusunda Güre, Elma, İdris, Karyağdı-Mire-Aydos-Çile, Ayaş ve Hıdır dağ sıraları arasında çöküntü alanları ve kıvrılmalarından dolayı Balaban, Mogan Gölü, Çubuk, Mürted ve Babayakup Ovaları meydana gelmiştir. Ankara Ovası doğu-batı yönünde uzanmıştır. Sakarya ve Kızılırmak nehir kolları arasında çukurlarda münferit olarak yüksek sıradağları görmek mümkündür.
Kuzeyde, Çubuk ve Kızılcahamam ilçelerinde yer yer sarp görünüşlü Yıldırım, Işık ve Yakut dağları, Batıda Ayaş, Beypazarı ve Nallıhan ilçelerinin kuzey sınırları Karakiriş, Kartal ve Manastır dağları ile çevrilmiştir. Güney bölgedeki dağlar tatı meyilli, yuvarlak sırtlı ve üzerleri düzdür. Bu alanda yükseklikler 1050-1500 m. arasındadır.
İl sınırları içinde Mogan, Eymir, Karagöl, Kurumcu ve Samsun gölleri bulunur. Bölgede yer yer volkanik arazilere rastlanır. Bu kütle üzerinde 2378 m. yüksekliğindeki Köroğlu Dağı ile Mahya Tepesi (2006 m.) yükselir. İlin güneydoğusunda Hüseyingazi dağı kültesi bulunur.
İlin arasizisini Sakarya ve Kızılırmak nehirleri ile Çubuk Çayı, İncesu ve Ova Çayları sular.
İklimi : İlin geniş arazisinde yer yer iklim farklılıkları görülür. Güneyde, İç Anadolu ikliminin bariz özellikleri olan step iklimi, kuzeyde ise, Karadenz ikliminin ılıman ve yağışlı halleri görülebilir. kara ikliminin hüküm sürdüğü bu bölgede kış sıcaklıkları düşük, yaz ise sıcak geçer. En sıcak ay Temmuz-Ağustos, en soğuk ay ise Ocak ayıdır.
Bölgeye düşen yağış miktarları kuzey ve güney kesimlerde farklılık gösterir. Kuzeyde Kızılcahamam ve Çubuk, Karadeniz yağış rejimi özelliğini; güney ise İç Anadolu karakterini taşır. Bölgenin yapısı gereği özellikle kış aylarında sis olayı oldukça fazla görülür ve hayatı etkiler.
İl bazında ortalama sıcaklık 10-13oC arasında, aylık ortalama yağış miktarı da 11-55 mm arasındadır. En yüksek sıcaklık değeri 41.4oC ile Sarıyar istasyonunda; en düşük sıcaklık da sıfırın altında 32.2oC ile Esenboğa istasyonunda kaydedilmiştir. Donlu günler sayısı yılda ortalama 60-117 arasında, karla örtülü günler sayısı ise yılda toplam 10-70 gün arasında değişmektedir. En yüksek kar kalınlığı 82 cm. olarak Kızılcahamam istasyonunda kaydedilmiştir.
İl merkezi ve istasyonların rüzgar durumuna genel olarak bakıldığında; hakim rüzgarın topografik yapıya bağlı olarak değişim gösterdiği açıkça görülür. Buna göre hakim rüzgar Ankara (merkez), Esenboğa, Çubuk, Ayaş ve Yenimahalle’de kuzeydoğu, Haymana (İkizce), Sincan, Dikmen ve Nallıhan’da batı, Polatlı ve Şereflikoçhisar’da kuzey, Etimesgut ve Elmadağ’da güneybatı, Kızılcahamam’da güneydoğu ve Beypazarı’nda kuzey-kuzeydoğudandır. Kuvvetli rüzgarların görüldüğü aylar mart ve nisan aylarıdır. Ankarada tespit edilen en yüksek rüzgar hızı güne, güneydoğu yönünden 32.1 m/sn. dir
Normal şartlarda günlük olarak basıncın değerlerinde fazla değişiklik görülmez. Ancak yurdumuzu etkileyen hava kütlelerine bağlı olarak değişmeler gözlenir. Uzun yıllar değerlerine göre; ankara’nın ortalama basınç değeri 912.7 mb., tespit edilen en yüksek basınç değeri 936.5. mb. ve en düşük basınç değeri 882.6 mb.dır.
Bitki Örtüsü: Etrafı dağlarla çevrili olan Ankara, kışları soğuk, yazları kurak geçen bir iklime sahiptir. En yağışlı mevsim ilkbahardır.
Bu iklim şartları ve topografik yapı Ankara ve çevresinde iki ayrı bitki topluluğunun (step ve orman) gelişmesine imkan sağlamıştır. Yörede en yaygın olan bitki topluluğu step (bozkır)tir. Step bitki örtüsü az yağış alan çukur alanlarda ve platolar üzerinde yaygın haldedir. Bu bitki topluluğu içinde ağaç yok denecek kadar azdır. Genelde dikenli çalılar dikkati çeker. Bunun yanısıra akarsu boylarında sıralar halinde görülen iğde, söğüt ve kavak ağaçları step içerisinde yer alır. Step bitki örütüsünün en yaygın türlerini otlar oluşturur. Çoğu küçük boylu olan bu bitkiler birbiri yanında ve kümeler halinde toplanmıştır. Step bitki topluluğunun başlıca türlerini kısa boylu çayırlıklar, ayrıkotu, keven, sorguçotu, üzerlik otu, katırtırnağı, yabani arpa, püsküllü çayır, hardalotu, yemlikotu, yılgınotu, yavşanotu, gelincik, papatya, hatmi, kekik, sütleğen, ballıbaba, yabani gül, böğürtlen ve isimlerini sayamadığımız birçok bitki oluşturur.
Ankara çevresinde plato üzerinde yükselen münferit dağlar ile kuzeydeki dağlık sahada yağışlardaki artış yüzünden orman örtüsü kendini belli etmeye başlar. Bozkır (step) ortasında adacıklar halinde görülen ormanlar, genelde tahripten arta kalan korulardır. Bu tür ormanlarda hakim ağaç türü karaçam, ardıç ve yer yer meşedir. Kurakçıl orman deyimiyle adlandırılan bu ormanlara en güzel önreği, Beynam Ormanı oluşturmaktadır. Ankara’nın kuzeyindeki Kızılcahamam ilçesi yakınlarından başlamak üzere orman örtüsü sıklaşmaya ve gürleşmeye başlar ki, burada iğne yapraklı ağaçlar yaygın türü oluştururlar.
Ulaşımı: Karayolu, demiryolu ve havayolu ile ulaşım sağlanmaktadır. Türkiye’nin karayolu ve demiryolu ağı merkezinde olması nedeniyle ülkenin her yerine ulaşmak mümkündür. İç ve dış hatlarla hizmet veren uluslararası havalimanı bulunmaktadır.
Tarihi: Ankara’nın ilk yerleşim tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak bölgede yapılan araştırmalar, kentin Paleolitik Çağ’dan itibaren yerleşme alanı olduğunu göstermektedir.
Kızılcahamam yöresinde yapılan araştırmalarda; Paleolitik Çağ’a ait buluntulara rastlanmış olup, Eti Yokuşu, Ahlatlıbel, Karaoğlan ve Koçumbeli’nde de Eski Tunç Çağı’na ait buluntular ortaya çıkarılmıştır.
Hitit eserlerinde sık sık rastlanan Ankuva, muhtemelen bugünkü Ankara kentinin bulunduğu yerdir. Mürtet Ovası yakınındaki Bitik’te Hitit yerleşmesi ve Haymana ilçesi yakınlarındaki Gâvurkale’de Hitit dönemine ait önemli bir kutsal yerleşim bulunmaktadır.
Ankara’nın kent olarak ilk kuruluşu Phyrigia dönemindedir. Phyrigia’nın başkenti Gordion bugünkü Ankara sınırları içinde kalmaktadır ve İç Anadolu’nun en önemli antik kentlerinden birisidir. Efsanelere göre Ankara’yı da büyük Phyrigia Kralı Midas kurmuştur. Phyrigialılar buraya gemi çapası anlamına gelen “Ankyra” adını vermişlerdir. Yörede bulunan tümülüsler, özellikle M.Ö. 750-500 yılları arasında Ankara yöresinde Phyrigia yerleşmesinin önemini göstermektedir.
Phyrigia Devleti’nin yıkılmasından sonra Lydialıların ve daha sonra Perslerin hâkimiyetine geçen kentin Pers Kralı I. Dareios döneminde (M.Ö. 522-486) yapılmış olan ünlü kral yolu üzerinde küçük bir ticaret merkezi olduğu bilinmektedir. Aradan iki asır geçtikten sonra Büyük İskender, Anadolu’daki Pers hâkimiyetine son vermiştir.
M.Ö. 278-277 yılında Avrupa’dan Anadolu’ya gelen Galatların bir kolu olan Tektosagların Ankara’yı başkent yaptıkları bilinmektedir. Ankara Kalesi’nde görülen ilk yapı bu devirden kalmadır.
Roma İmparatoru Augustus M.Ö. 25 yılında kenti Galatlardan alarak bu bölgeyi Roma’nın bir eyaleti olarak Roma İmparatorluğu’na bağlamış ve Ankara’yı Galatia’nın başkenti yapmıştır. 1. ve 2. yüzyıllarda Ankara, Anadolu’da Roma yol ağının çok önemli bir kavşağı niteliğini kazanmış, yönetimsel ve askeri işlevleri gelişmiş bir kenttir. Roma İmparatorluğu’nun zayıflaması ile 3. yüzyılda Ankara önemini kaybetmiştir. Daha sonra Bizans İmparatorluğu’nun eline geçen kent 334-1073 yılları arasında Bizans İmparatorluğu’nun hâkimiyeti altında kalmıştır.
1071 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan’ın Malazgirt’te Bizans ordusunu yenmesinden sonra 1073 yılında Ankara Türklerin eline geçmiştir. Bu tarihten başlayarak Osmanlılar tarafından Anadolu’nun siyasal birliğinin kurulmasına kadar geçen sürede kent, Türk beylikleri, Bizans ve Moğol egemenliği altında değişik dönemler geçirmiştir. 1300’lü yıllardan başlayarak Ahi merkezlerinden biri olarak ticari işlevlere sahip olan Ankara, Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselme döneminde de önemli bir ticaret merkezi olmaya devam etmiştir. Ankara’daki Ahi örgütü, kervanların ve ordunun deri ve demirden yapılmış malzeme gereksinimini karşılıyor ve aynı zamanda İç Anadolu’da geniş bir bölgede üretilen tiftik Ankara’da işleniyordu. 19. yüzyıla kadar önemini koruyan Ankara, daha sonra önemini yitirmeye başlamış, kentin 1892 yılında bir demiryolu ile İstanbul’a bağlanması da bu durgunluğu çözememiştir. 20. yüzyılın başında yaşanan savaşlar, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışı ve 1917 yangınının da etkisi ile daha da gerileyen kent, Kurtuluş Savaşı sırasında yeniden önem kazanmaya başlamıştır.
Kurtuluş Savaşımızın idare edildiği bir merkez olarak, adı milli mücadelemizin sembolü haline gelen Ankara 13 Ekim 1923’te başkent olmuştur.
Korunan Alanlar (Milli Parklar ve Tabiat Parkları)
Soğuksu Milli Parkı
Tel: 736 11 15
Konumu ve Önemi: 1959 yılında tesis edilmiş bulunan Soğuksu Milli Parkı, Ankara İli Kızılcahamam İlçesi mülkî hudutları içerisinde 1050 hektarlık bir alanı kaplamaktadır. Ankara’ya 80 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır.
Turistik bakımdan büyük bir önem taşıyan, Kızılcahamamı çevreleyen ormanların flora yönünden step ile orman zonu arasında bir geçit teşkil etmesi sebebiyle biyolojik bakımdan ayrı bir özellik taşımaktadır. Bu sebeple mevcut ormanların korunması ve imarı amacıyla ve Ankara’ya çok yakın bir mesafede bulunmasından dolayı Milli park olarak tefrik edilip değerlendirilmiştir.
Milli Park; Bilimsel ve estetik bakımdan, Milli ve milletlerarası ender bulunan tabii ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip tabiat parçalarını ifade ettiğine göre; Soğuksu Milli Parkı’nın ayrılış sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır.
Tabii Özellikleri: Soğuksu Milli Parkı, en yakın köye yedi kilometre uzaklıktadır. Bölge ormanlarının bulunduğu saha volkanik arazi parçasıdır. Bu bakımdan, bu tip arazilere özgü vasıflardan olmak üzere civarında sıcak ve soğuk su kaynakları bulunmakta olup, bunlar kaplıca olarak da değerlendirilmektedir. Soğuksu Milli Parkın’da yükseklik 1000-1800 metre arasında değişmektedir. En yüksek tepesi 1789 metre rakımlı Arhul Tepesidir.
İklim: Soğuksu Milli Parkında yıllık ortalama sıcaklık 11.9°C, en yüksek sıcaklık 35.6°C, ve en düşük sıcaklık ise 14.6°C civarındadır. Ortalama yağış miktarı 350.3 mm., yıl içinde yağmurlu gün sayısı 209, kapalı gün sayısı 81 ‘dir.
Bitki Örtüsü: Seri ormanları genellikle koru ormanı görünümündedir. Parkta mevcut orman ağaçları sarıçam, karaçam, köknar, meşe olup, bunların ormandaki karışım oranları; Sarıçam %65, Karaçam %24, Köknar %6, Meşe %5′tir.
Milli Park flora yönünden de oldukça zengindir. Çeşitli çayır otları ve çiçekleri mevcut olup, ayrıca yabani çilek, yabani gül, ağaççıklar da vardır. Milli Parkın 800 hektarı ormanlık saha, 250 hektarı içe açıklık sahadır. Açık sahalar sarıçam ve karaçam fidanları ile ağaçlandırılmıştır. Milli Park sahasının 1/3′ü kullanma ve 2/3′ü ise koruma sahası olarak tefrik edilmiştir.
Hayvan Topluluğu: Milli Park sahasında yaban domuzu, ayı, tilki, çakal, sincap ve tavşan gibi hayvanlar ve otuzbeşin üzerinde kuş çeşidi bulunmaktadır.
Sosyal Durum: Soğuksu Milli Parkı’na giriş ücretlidir. Kullanma sahasında; 8000 ziyaretçinin ihtiyacını karşılayacak piknik masası, piknik ocağı, çöp bidonu, çeşmeler, tuvaletler ve yağmur sığmakları mevcut bulunmaktadır. Bu tesislere ayrıca her yıl yenileri ilâve edilmektedir. Yılda ortalama 500.000 kişinin ziyaret ettiği Soğuksu Milli Parkı ziyaretçilerinin çoğunu, ilkbahar ve sonbaharda Ankara’dan hafta sonu geçirmek üzere gelenler teşkil etmektedir.
Milli Park dahilinde bir adet idare binası, bir adet sekiz yataklı misafirhane, iki adet gazino, bir adet memba suyu işletmesi, bir adet büfe, 500 kişilik açık hava tiyatrosu ve 80 yatak kapasiteli her türlü konforu haiz bir turistik otel mevcuttur. Koruma yönünden bir adet polis karakolu vardır.
Ayrıca Milli Park haricinde parka bağlı pırnak, keklik ve çil üretme istasyonu bulunmaktadır. Üretme istasyonunda kınalı keklik, çim keklik, şahin, sülün, bıldırcın ve güvercin bulunmaktadır.
Park içinde 16 kilometrelik çevre yolu mevcut olup, park sahası bu yolla tamamen gezilebilecek durumdadır. Ayrıca piknik alanlarına giden yollar da vardır.
Soğuksu Milli Parkında çadır kurulabileceği gibi, karavanlı kamp yapmak da mümkündür. Park sahasında dağ turizmine meraklı olanlar için de imkan mevcuttur. Parkın her köşesinde manzara çok çeşitli ve günün her saatinde değişik güzelliktedir.
Müzeler ve Örenyerleri
Anadolu Medeniyetleri Müzesi : Müze, Ankara Kalesi’nin güneydoğu kısmında, Atpazarı olarak bilinen semtte bulunan iki Osmanlı yapısından meydana gelmektedir. İki yapıdan birisi olan Mahmut Paşa Bedesteni’nin, Fatih dönemi baş vezirlerinden tarafından 1464-1471 tarihleri arasında yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Yapının planı klasik tiptedir. Ortada 10 kubbe ile örtülü dikdörtgen planlı kapalı mekân, karşılıklı yerleştirilen üstü beşik tonozlarla örtülü 102 dükkândan meydana gelen bir arasta ile çevrilmektedir. İkinci yapı olan Kurşunlu Han, tahrir defterlerine ve sicil kayıtlarına dayanan son araştırmalara göre Fatih dönemi baş vezirlerinden Mehmet Paşa’nın Üsküdar’daki imaretine vakıf olarak yaptırılmıştır. Kitabesi yoktur. 1946 yılındaki onarımda II. Murat’a ait sikkeler ele geçirilmiştir. Bu buluntular, hanın 15. asrın ilk yarısında var olduğunu kanıtlar niteliktedir. Han, Osmanlı devri hanlarının tipik plan karakterinde olup ortada avlu ve revak sırası ile, bunları çeviren iki katlı odalardan oluşur. Zemin katta 28, birinci kata 30 oda yer alır. Hanın kuzey cephesinde 11, doğu cephesinde 9 ve giriş eyvanı içerisinde karşılıklı yerleştirilen 4 dükkân yer alır. İki yapı da 1881 yılındaki yangından sonra terk edilmiştir. Atatürk’ün telkinleriyle merkezde bir “Eti Müzesi” kurulması isteği üzerine Kültür Müdürü Hamit Zübeyir Koşay tarafından Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan’a yapılan öneri sonunda, Mahmut Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Han, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından satın alınarak 1938 yılından 1968 yılına kadar süren onarımlar sonunda Ankara Arkeoloji Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Kendine özgü koleksiyonları ile dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde, Anadolu’nun arkeolojik eserleri Paleolitik Çağ’dan başlayarak, Osmanlı dönemine kadar kronolojik bir sırayla sergilenmektedir. Bedestenin yan salonlarında kronolojik düzen içinde, Paleolitik, Neolitik, Eski Tunç, Assur Ticaret Kolonileri, Hitit, Phyrigia, Urartu dönemlerine ait, Karain, Çatalhöyük, Hacılar, Can Hasan, Beyce Sultan, Alacahöyük, Karaz, Mahmutlar, Eskiyapar, Elmalı, Kültepe, Acemhöyük, Boğazköy, Gordion, Pazarlı, Altıntepe, Adilcevaz, Patnoz kazılarından gelme çeşitli koleksiyonlar ve Yunan, Roma, Bizans dönemlerine ait örnekler; bedestenin orta salonunda, Hitit İmparatorluk (Alacahöyük) ve Geç Hitit (Malatya, Karkamış, Sakçagözü) kentlerinin giriş kapılarına ait taş kabartmalar kazıda bulundukları biçimde sergilenmektedir. Anadolu Medeniyetleri Müzesi, 19 Nisan 1997 tarihinde İsviçre’nin Lozan kentinde 68 müze arasında birinci seçilerek “Yılın Müzesi” unvanını elde etmiştir.
Etnografya Müzesi : Etnografya, Ankara’nın Namazgâh adıyla anılan semtinde, Müslüman mezarlığı olan tepede kurulmuştur. Müze 18.7.1930 yılında halka açılmış ve 1938 yılının Kasım ayında iç avlusu geçici kabir olarak ayrılmış, Atatürk’ün naaşı, 1953 yılında Anıtkabir’e nakline değin, burada kalmıştır. Bu kısım halen Atatürk’ün anısına hürmeten sembolik bir kabir şeklinde korunmaktadır. Binanın mimarı cumhuriyet döneminin ilk mimarlarından olan Arif Hikmet Koyunoğlu’dur. Bina dikdörtgen planlı olup, tek kubbelidir. Yapının duvarları küfeki taşıyla kaplanmıştır. Alınlık kısmı mermerden ve oyma süslüdür. Dört sütunlu, üçlü bir giriş sistemi vardır. Kapıdan girilince kubbealtı holüne ve buradan da iç avlu denilen sütunlu kısma geçilir. Müzenin önünde duran bronz Atatürk heykeli 1927 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nca İtalyan heykeltıraş P. Cononica’ya yaptırılmıştır. Müzede maden eserler, dokuma giysi, silah ve ağaç işçiliği sergilenmektedir. Geleneksel Türk sanatının nadide örnekleri arasında Anadolu’nun çeşitli yörelerinden derlenmiş halk giysileri, süs eşyaları, ayakkabı, takunya, Sivas yöresi kadın ve erkek çorapları, keseler, oyalar, çevreler, uçkurlar, peşkirler, bohçalar, yatak örtüleri, gelin kıyafetleri, damat tıraş takımları yer almaktadır. Uşak, Gördes, Bergama, Kula, Milas, Ladik, Karaman, Niğde, Kırşehir yörelerine ait dokumalar da bulunmaktadır. Ayrıca müzede Anadolu etnografya ve folkloru, sanat tarihi ile ilgili eserleri içeren bir ihtisas kütüphanesi de bulunmaktadır.
Cumhuriyet Müzesi (II. TBMM Binası) : Ankara Ulus Meydanı’nda bulunan müze Cumhuriyet Halk Fırkası binası olarak tasarlanmış ancak, I. Büyük Millet Meclisi binasının yetersiz olması ve gelişen cumhuriyet Türkiye’si meclisinin ihtiyaçlarını karşılayamaması nedeniyle binada değişiklik yapılarak II. Türkiye Millet Meclisi olarak kullanılmış, 30 Ekim 1981 yılında da Cumhuriyet Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Bina 1923 yılında Mimar Vedat Tek tarafından tasarlanmıştır. Bodrum üzerine iki katlı olan bu yapının iç bölümleri, iki kat boyunca yükselen ortadaki meclis salonunun üç kenarına dizilmiştir. Girişten sonra enine uzanan iki ucunda merdivenlerin yer aldığı geniş geçit, Selçuklu ve Osmanlı bezeme motiflerinin yer aldığı bir tavanla örtülmüştür. Benzer bir biçimde ele alınmış yerlerden birisi de büyük salondur. Yer yer localarla değerlendirilen bu salonun özellikle yıldız motiflerini içeren ahşap tavanı sonradan düzenlenen taç kapı ve bazı noktalar dışında kemerler, saçaklar, yer yer çinilerin yer aldığı bölümler ile bu dönemin mimari özelliklerini yansıtmaktadır. Özgün eşyaları ile meclis toplantı salonu, Atatürk ilke ve inkılaplarının anlatıldığı odalar ilk üç cumhurbaşkanı Atatürk, İsmet İnönü, Celal Bayar dönemlerini yansıtan belgeler, fotoğraflar ile bazı şahsi eşyalar sergilenmektedir. Toplantı salonunda ise Mustafa Kemal Atatürk’ün 15-20 Ekim 1927 tarihinde okuduğu Büyük Nutuk’tan bir bölüm, balmumu heykellerle meclis oturumu canlandırılmıştır
Kurtuluş Savaşı Müzesi (I. TBMM Binası) : Ankara Ulus Meydanı’nda bulunan I. Türkiye Büyük Millet Meclisi binası 23 Nisan 1920 ile 15 Ekim 1924 tarihleri arasında I. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak kullanılmış, daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Merkezi ve Hukuk Mektebi olarak işlevini sürdürmüştür. 1952 yılında Maarif Vekaleti’ne devredilmiş, 23 Nisan 1961’de “Türkiye Büyük Millet Meclis Müzesi” adıyla halkın ziyaretine açılmış, Mustafa Kemal Atatürk’ün doğumunun 100. yılı kutlamaları çerçevesinde restorasyon ve teşhir tanzim çalışmaları yapılarak 23 Nisan 1981’de Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak yeniden açılmıştır. Binanın planı Salim Bey tarafından yapılmış, inşasına askeri mimar Hasip Bey nezaret etmiştir. Türk mimari stilinde olan iki katlı binanın duvarlarında Ankara taşı (andezit) kullanılmıştır. Meclisin, 23 Nisan 1920’de çalışmalarına bu binada başlaması kararlaştırıldığında henüz bitirilmemiş olan bina halkın katkısıyla tamamlanmıştır. Bina; koridor, Riyaset Divanı, Bakanlar Kurulu Odası, Encümen Odası (Komisyon Odası), Dinlenme Odası, Şer’iye Encümeni Odası, İdare odaları, Meclis Toplantı Salonu, Mescit, Reis Odası (Meclis Başkanı Odası), fotoğrafhane, eser depoları ve sergi salonu olarak kullanılan alt katın yer aldığı bölümlerden oluşmaktadır. </B>
Anıtkabir: Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahat yeri olarak Rasattepe’de (Anıttepe) seçilmiş ve 1 Mart 1941 tarihinde Anıtkabir’in yapımı için Serbest Proje Yarışması düzenlenmiş, yarışma için hükümet tarafından uluslararası alanda tanınmış yerli ve yabancı sanatçılarca ve Bayındırlık Bakanlığı’nca belirlenen yüksek mimarlardan oluşan tarafsız bir jüri oluşturulmuştur. Yarışmaya Türkiye, Almanya, İtalya, Avusturya, İsviçre, Fransa ve Çekoslovakya’dan toplam 47 adet proje katılmıştır. 18 Kasım 1943 tarihinde Prof. Emin Onat ve Doç. Orhan Arden’in projelerinin uygulanmasına karar verilmiştir. 9 Ekim 1944 tarihinde törenle temeli atılan Anıtkabir’in inşası 9 yıllık bir süre içinde dört aşamalı olarak yapılmıştır. Anıtkabir, Türk mimarlığında 1940-1950 yılları arasında II. Ulusal Mimarlık dönemi olarak adlandırılan dönemin özelliklerini taşımaktadır. Yaklaşık 750.000 m2’lik bir alanı kaplamakta olup Barış Parkı ve Anıt Bloku olarak iki kısma ayrılır
Barış Parkı: Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden ve yabancı ülkelerden getirilen fidanlarla oluşturulmuştur. Bugün parkta 104 ayrı türden yaklaşık 48.500 adet süs ağacı, ağaççık ve süs bitkisi bulunmaktadır.
Anıt Bloku: Üç bölümden oluşmaktadır;
Aslanlı Yol
Tören Meydanı
Mozole
Tandoğan Kapısı’ndan girildiğinde, Barış Parkı içinden uzanan yoldan Aslanlı Yol başındaki 26 basamaklı geniş merdivenlere ulaşılır. Merdivenin hemen başında karşılıklı olarak İstiklal ve Hürriyet kuleleri yer alır.
Anıtkabir yapı topluluğu içinde, simetrik yerleştirilmiş on adet kule vardır. Bunlar İstiklal Kulesi, Hürriyet Kulesi, Mehmetçik Kulesi, Zafer Kulesi, Barış Kulesi, 23 Nisan Kulesi, Misak-ı Milli Kulesi, İnkılap Kulesi, Cumhuriyet Kulesi, Müdafaa-i Hukuk Kulesi’dir. Zafer ve Barış kuleleri arasında II. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün mezarı bulunmaktadır.
Anıtkabir Atatürk Müzesi : Anıtkabir Proje Yarışması şartlarına uygun olarak, Misak-ı Milli ve İnkılap kuleleri arasındaki bölüm müze olarak belirlenmiştir. 21 Haziran 1960’ta Anıtkabir Atatürk Müzesi açılmıştır. Burada Atatürk’ün kullandığı eşyalar, kendisine hediye edilen armağanlar ve giysileri teşhir edilmektedir. Müzede ayrıca Atatürk’ün madalya ve nişanları ile manevi evlatlarından A. Afet İnan, Rukiye Erkin, ve Sabiha Gökçen’in müzeye armağan ettikleri Atatürk’e ait eşyalar da sergilenmektedir.
MTA Tabiat Tarihi Müzesi : 1968 yılında Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü tarafından kurulan müze, Eskişehir yolu üzerindeki enstitü binasında bulunmaktadır. Müzede 1935 yılından bugüne kadar yapılan jeolojik çalışmalar sırasında toplanan yer bilimlerinin çeşitli evrelerine ait mineral ve taş örnekleri sergilenmektedir. Üç kattan oluşan müzenin giriş katı tümüyle paleontolojiye ayrılmıştır. Üç bine erişen fosil örnekleri, Maraş filine ait fosil iskeleti monte edilmiş halde sergilenmektedir. 193 milyon yıl önce Ankara civarında yaşamış, 1.5 m. çapında dev ammoniti ve 25 bin yıl önce Anadolu’da yaşamış insana ait ayak izleri sergilenmektedir. Mineraloji ve petrografik’e ayrılmış olan 1. katta, Anadolu’dan toplanan 2650 mineral ve taş örnekleri tanıtılmaktadır. Alt kat diaroma’ların bulunduğu kısımdır. Burada ülkemiz için tipik olan ve gittikçe nesli tükenen hayvanlar yaşam ortamlarında tanıtılmaktadır.
Resim ve Heykel Müzesi : Ankara’da Namazgâh Tepesi’nde Etnografya Müzesi yanında, Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından tasarlanan bina 1927 yılında inşa edilmiştir. Cumhuriyet dönemi Türk mimarisi örneklerindedir. 1980 yılında restore edilerek hizmete giren müzede 19. yüzyıl başından günümüze kadar Türk resim sanatı ve yaklaşık 100 yıllık geçmişi olan Türk plastik sanatının seçkin örnekleri yer almaktadır. Müzede her geçen gün zenginleşen plastik sanatlar kütüphanesinin yanı sıra amatör ve profesyonel sanatçıların çalışabileceği resim, heykel ve seramik atölyeleri vardır. Dış ülkelerle geliştirilen kültürel anlaşmalar çerçevesinde programlanan resim, heykel, seramik, baskı sanatları ve fotoğraf sergileri, periyodik sergiler üç galeride gerçekleştirilmektedir.
Roma Hamamı : Ulus Meydanı’ndan Yıldırımbeyazıt Meydanı’na uzanan Çankırı Caddesi üzerinde yer almaktadır. Yapılan kazılar sonucunda hamamın iki bölümden oluştuğu anlaşılmıştır. Palaestra dört tarafı revaklarla çevrilmiş, yaklaşık kare planlı büyük bir alandır. Kapalı kısımlar ise palaestra’ya bir bütün olarak bağlıdır ve frigidarium (soğuk kısım), tepidarium (ılık kısım) ve kalidarium (sıcak kısım) olarak adlandırılan üç ana kısımdan oluşmuştur. Ayrıca çeşitli avlular, külhan olarak adlandırılan ocaklar servis kısımları ve su depoları ile yapı anıtsal bir bütün haline getirilmiştir. Ankara’daki Roma Hamamı’nın bugün görülebilen kalıntıları alttaki ısıtma katları ile servis kısımlarıdır. Hamamda yapılan kazılar sonucunda ele geçirilen sikke ve yazıtlar ile Korinth başlıkları gibi mimari buluntulardan yapının İmparator Karakalla döneminde (211-217) inşa edildiği ve Bizanslılar döneminde de onarılarak kullanılmış olduğu anlaşılmaktadır. Son yıllarda kısmen restore edilmiş olan Roma Hamamı’nın palaestrasında bugün Roma devri Ankara’sından toplanmış olan yazıtları kapsayan zengin bir koleksiyon sergilenmektedir.
Gordion ve Gordion Müzesi : İç Anadolu’nun en önemli antik kentlerinden birisi olan Gordion, Ankara’nın 96 km. güneybatısında, Polatlı’nın 21 km. batısında Yassıhöyük köyündedir. Gordion’un ilk olarak M.Ö. 3000 yılının sonlarında (Eski Tunç Çağı) iskân edildiği bilinmektedir. Antik kentin bu çağdan başlayarak Hititler, Phyrigialılar, Persler, Yunanlar ve Romalılara ait olmak üzere çeşitli yerleşme tabakalarına sahip olduğu tespit edilmiştir. Efsaneye göre Gordion’u M.Ö. 9. yüzyılda başkent yapan kişi Phyrigia Kralı Gordios’tur. Gordion en parlak devrini Kral Midas’ın yönetimi altında geçirmiştir. M.Ö. 695 yılında kent, Kimmerler tarafından yakılıp yıkılarak tahrip edilmiştir. Daha sonra Lydialıların egemenliği altına giren kent, ticari ve askeri bir merkez olarak yeniden inşa edilmiştir. M.Ö. 546 yılında Perslerin, M.Ö. 333 yılında Büyük İskender’in ve M.Ö. 278 yılında Galatların yönetimine giren kent, M.Ö. 189 yılında Roma ordusu tarafından tamamen terk edilmiş olarak bulunmuştur. Gordion, Roma egemenliği altında önemini kaybederek küçük bir yerleşim haline gelmiştir. Yassıhöyük köyünün doğusundaki geniş vadide tümülüsler dağınık bir şekilde bulunmaktadır. Bunlar üstleri yığma toprak tepeciklerle örtülmüş ve ağaçtan yapılmış mezarlardır. Toplam sayısı 80’in üstündedir. Gordion’daki tümülüslerin en büyüğü Kral Midas’a ait olduğu düşünülen büyük tümülüstür. Bu mezar yaklaşık 300 m’lik çapı ve 53 m’lik yüksekliği ile Anadolu’daki ikinci büyük tümülüstür. Mezar odasında bir erkek iskeleti, 9 adet tahta masa ile iki adet tahta paravan, 3 büyük kazan, çeşitli büyüklükte 166 adet bronz kap ve iskeletin baş ucunda 145 adet fibula bulunmuştur. Gordion’daki diğer tümülüslerden en önemlisi P tümülüsü olarak adlandırılan ve M.Ö. 700 yıllarında yapıldığı sanılan yığma mezardır. Yaklaşık 80 m. çapı ve 12 m. yüksekliği olan bu tümülüsün mezar odasının içinde bulunan bir çocuk iskeleti ile ağaçtan yapılmış aslan, at ve geyik gibi oyuncaklar bu tümülüsün bir çocuk mezarı olduğunu ortaya koymuştur. Bu tümülüste ayrıca 40 adet seramik kap bulunmuştur. Gordion’da yapılan kazılarda bulunan eserlerin büyük çoğunluğu Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile Gordion Müzesi’nde korunmaktadır.
Augustus Tapınağı : Eski çağlardan günümüze kalmış yapıların en önemlilerinden birisi olan Augustus Tapınağı Ulus’ta Hacı Bayram Camii’nin bitişiğindedir. Augustus Tapınağı, Roma İmparatoru Augustus adına bir bağlılık nişanesi olmak üzere yaptırılmıştır. Tapınağın duvarlarında, İmparator Augustus tarafından, ölümünden önce vesta rahibelerine teslim edilen dört belgeden, yaşamı boyunca yaptığı işleri anlatan sonuncu belge “Index rerum gestarum” adlı belge Yunanca ve Latince yazılmış olarak yer almaktadır. Tapınak kısa yanlarında 8, uzun yanlarında ise 15 sütunu kapsayan Korinth düzenindeki bir peristasis ile çevrilmiştir. Bu sütunlarla birlikte tapınağın kapısı önünde 4, arkada 2 adet sütun yerleri bulunmaktadır. Yalnız iki yan duvarı ile kenarları işlemeli olan kapı kısmı eski hali ile ayakta durmaktadır. Kapının yüksekliği 8.4 m., genişliği 3.34 m’dir. Bu büyük ve görkemli kapıdan kutsal yapının iç bölümüne ve pronaos denilen üstü kapalı bir geçide gelinir. Augustus’un yaşamını anlatan Latince metin pronaosun iki duvarının iç yüzlerinde yer almaktadır. Yunanca yazıt ise cellanın güneybatıdaki duvarının dış yüzünde bulunmaktadır. Tapınağın öteki ucunda ise anteler arasında Korinth düzeninde iki sütunu bulunan opisthodomos yer alır. Tapınak, 5. yüzyılda Bizans döneminde çeşitli eklemeler yapılarak, pencereler açılarak kilise haline getirilmiştir. Güneydoğu duvarında görülen üç pencere bu dönemden kalmadır. 15. yüzyılın başlarında tapınağın kuzeybatı köşesine bitişik bir şekilde Hacı Bayram Camii inşa edilmiştir.
Julien Sütunu : Ulus’ta, Defterdarlık ve Valilik binası arasındaki küçük meydanda bulunmaktadır. Kare bir kaide üzerinde üst üste kurulmuş daireler şeklindeki tuğlalardan yapılmış olan 15 m. yükseklikteki sütun, Bizans dönemi Korinth başlığı ile sona ermektedir. Sütunun 362 yılında İmparator Julien’in Ankara’yı ziyareti anısına dikilmiş olduğu düşünülmektedir.
Gâvurkale : Ankara’nın 60 km. güneybatısında Haymana yakınında bulunan bir kaya kabartmasıdır. Kabartmada üç tanrı figürü tasvir edilmektedir. Kayalık bir bölgede olan Gâvurkale, Hitit döneminde yüksek ve düz bir alan elde etmek için düzenlenmiştir. Vadiye bakan kayanın yüzüne çok silik olarak görülebilen, oturan bir tanrıça ve karşısında ayakta duran iki tanrı figürü kazınmıştır. Yüzeyin 2 m. aşağısında mezar odası kalıntıları mevcuttur.
Külhöyük : Haymana ilçesi Oyaca Kasabası yakınındadır. Orta büyüklükte höyüklerden olan Külhöyük’te, Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü’nün başkanlığında kazı çalışmaları yapılmaktadır. Höyüğün, yaklaşık 8 km. batısında bulunan Hitit kült merkezi Gâvurkale’ye olan yakınlığı buranın önemli bir Hitit yerleşim merkezi olabileceğine işaret etmektedir. Hititlerde önemli bir mimari gelenek olan monümental potern mimarisi, aynı tarzda yapılmış bir gizli sarnıç ve Eski Tunç Çağı’nın başına tarihlenebilecek buluntular elde edilmiştir.
Alagöz Karargâh Müzesi: Alagöz Köyü, Polatlı Anıtkabir Komutanlığı’na bağlıdır. Atatürk’ün Sakarya Savaşı’nı idare ettiği çiftlik evi 10 Kasım 1968 tarihinden beri müze olarak hizmet vermektedir.
Tel: 231 79 75
Hava Müzesi: Etimesgut Pazartesi ve Salı günleri dışında her gün, 09.00-16.30 saatleri arasında ziyarete açık. Müzede, çeşitli maketler, fotoğraflar, belgeler, pilot giysileri ve uçuş ekipmanları sergileniyor.
Tel: 244 85 50-4114
Meteoroloji Müzesi: Cumartesi-Pazar günleri dışında hergün, 10.00-16.00 saatleri arasında ziyarete açık. Kurtuluş Savaşı’nda Genel Kurmay Başkanlığı olarak kullanılan yapıda, meteorolojik aletler sergilenmektedir.
Adres: Sanatoryum Cad. Kalaba
Tel: 302 24 19-22
Milli Mücadelede Atatürk Konutu ve Demiryolları Müzesi: Pazar ve Pazartesi dışında hergün, 08.30-17.00 saatleri arasında ziyarete açık. Eski adıyla ‘Direksiyon Binası’ olarak anılan yapı, 1964 yılında düzenlenerek müzeye dönüştürülmüştür. Müzenin alt katında, demiryolları ile ilgili belgeler, hat açılışlarında kullanılan makaslar, değerli eşyalar, kimlik kartları, bilet ve maketler sergilenmekte; üst katında ise Atatürk’ün konuk kabul odası, çalışma ve yatak odası ile banyosu yer almaktadır.
Adres: TCDD Genel Müdürlüğü Binası, Gar
Tel: 309 05 15/4084
Pembe Köşk: 23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim ve 10 Aralık günlerinde, 10.00-17.00 saatleri arasında ziyarete açıktır. Okulların yapacağı ziyaretler için randevu alınması gerekmektedir. İnönü Vakfı tarafından düzenlenerek ziyarete açılan bu eski bağ evini, İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü 1924 yılında almıştır. Müzede, İnönü’ye ait çeşitli eşya ve fotoğraflar yer almaktadır.
Adres: Şehit Ersan Cad. No: 14 Çankaya
Tel: 428 18 41 - 427 15 26
Pul Müzesi: Resmi tatil günleri dışında hergün 08.30-17.30 saatleri arasında gezilebilir. Müzede, bugüne kadar tedavüle çıkan Osmanlı ve Türk pullarının yanı sıra 200 ülkenin pulları da sergilenmektedir.
Adres: Türk Telekom Kampüsü, Aydınlıkevler
Tel: 316 62 63
Topçu ve Füze Okulu Müzesi: Özel emirle ziyaret edilebiliyor. Üç bölümden oluşan müzede, değişik cins ve çapta toplar, kıyafetler, harp araç ve gereçleri sergilenmektedir.
Adres: Topçu ve Füze Okulu, Polatlı
Tel: 623 44 30/3663
TCDD Müzesi: 1924 yılında ‘Ankara Oteli’ olarak yapılan bina, 1990 yılındaki restorasyonun ardından sanat galerisi ve demiryolları müzesi olarak hizmete açılmıştır.
Tel: 309 05 15/4094
Ülker Zaim Müzesi: Hafta içi 09.30-17.00 arasında ziyarete açık. Osmanlı dönemine ait giysi ve takılar, ev eşyaları, arkeolojik eserler sergilenmektedir.
Adres: Özel Atılım Lisesi, İncek Kampüsü
Tel: 460 20 20-460 20 35
75. Yıl Cumhuriyet Eğitim Müzesi: Cumartesi-Pazar ve resmi tatil günleri dışında her gün 09.00-17.00 saatleri arasında açık. 1998 yılında hizmete açılan müzede çeşitli araç ve gereçler ile kitap ve fotoğraflar yer almaktadır.
Adres: Strazburg Cad. Lale Sok. No:6 Sıhhiye
Tel: 231 28 99
A.O.Ç. Atatürk Evi ve Müzesi: Pazartesi, Perşembe ve Cuma günleri dışında 09.00-17.00 saatleri arasında açık. Selanik’te Atatürk’ün doğduğu evin, Atatürk Orman Çiftliği’nde inşa edilen benzeri 10 Kasım 1981′den bu yana hizmet vermektedir.
Adres: Atatürk Orman Çiftliği, Gazi Mah.
Tel: 211 01 70
Beypazarı Kültür ve Tarih Müzesi: Pazartesi dışında hergün 09.00-17.00 saatleri arasında açık. Müzede, Beypazarı ve yöresine ait etnografik eserler ile Bizans, Roma ve Osmanlı dönemlerine tarihlenen eşyalar sergilenmektedir.
Adres: Cumhuriyet Mah. Yenice Sok. No:6 Beypazarı
|
|
Şubat-25-2008
Turİzm Ve Otelcİlİk TURİZM VE OTELCİLİK
Turizm sektöründeki büyüme, dünya genelinde okullarda sunulan turizm ve otelcilik programı anlayışını değiştirirken, bu konudaki işletmecilik anlayışı da değişiyor.
Bir zamanlar, turizm ve otel işletmeciliği okulları, akademik dünyada kabul edilmek için mücadele veriyorlardı. Ancak dünya turizmindeki kuvvetli büyüme, bu alanın özelliklerini temelden değiştirdi (şimdi yıllık 445 milyar dolar değerinde) ve halen dünya genelinde kursların nitelikleri geliştirmekte. Söz konusu programlar belirli bir olgunluğa erişti ve akademik dünyada kendine sağlam bir yer edindi.
Birçok yüksek öğrenim programı gibi turizm ve otel işletmeciliği de, çok geniş olduğu kadar çok da büyük bir sektörün ihtiyaçlarını karşılamak üzere geliştirilmiştir. Otel işletmeciliğinin öncüleri 100 sene önce bu işe giren İsviçrelilerdir. Sektörün büyüklüğüne rağmen, bazı ülkelerde, söz konusu alana yönelik lisans programları çok azdır. Mesela Kanada’da biri Ryerson Politeknik Üniversitesi’nde, diğeri Guelph Üniversitesi’nde olmak üzere sadece iki program vardır. Ancak Kanada’nın program sayısındaki sınırlılık bu alana yönelen öğrenci sayısıyla ters orantılıdır. Ryerson School of Tourism and Hospitality, mezunlarının işletme kademelerine insan yetiştiren fakültelerin mezunlarıyla rekabet ettiğini iddia ediyor. Okul, dört yıl eğitim sonrası Tatbiki Sanatlar Lisans diploması alanların %90 oranında iş bulduğunu söylüyor.
Program artık beceriye daha az önem veriyor ancak yönetim ve teknoloji ağırlık kazanmış durumda. Okul, Meksika gibi önemli turistik bölgelerde staj ve öğrenci değişim imkanları sunma yolunda kararlı adımlar atmış bulunuyor.
Turizm ve otelcilik programları ticaret ve işletmecilik konularını da içermelidir. Sektör danışmanlarına göre program, işletmeye verilen önem oranında iyi demektir. Sağlam bir temel kurmak için program, müşteri yerleştirme, yiyecek içecek idaresine ilaveten muhasebe, finans, pazar araştırmaları ve bilgi teknolojileri gibi konuları da kapsamalıdır. İyi programların verildiği kaliteli okullar staj olanağı sunar.
Bazı programlar yöneticilik derslerine öncelik verir. Mesela Australia International Hotel School’da, program öncelikle ve ağırlıklı olarak iş idaresi programı olduğu için, derslerin neredeyse üçte biri bu alandadır. Bunlar arasında finansal işletmecilik ve kantitatif metotlar gibi konular yer alır. Melbourne RMIT üniversitesine bağlı olan AIHS, İşletme (otelcilik) Lisansını dört yıllık yada üç yıllık hızlandırılmış bir program çerçevesinde sunar. İrlanda, Shannon College of Hotel Management için, eğitimlerini tamamladıklarında öğrencilerin işe tam olarak hazır olmalarına büyük önem verilir. Bugünlerde otel işletmeciliğinin bir sanayi kuruluşunun veya mesela bir bankanın idaresiyle aynı olduğu düşüncesi hakim.
Shannon College’da programa girişte kıyasıya bir rekabet yaşanır. Kolej kontenjanını her Eylül 60 öğrenciyle sınırlarken, hesap, cebir ve geometri veya matematik gibi üniversite öncesi derslerde yeterlik, lisans programları için aranan tipik şartlardır.
Hem ABD’nin dallanıp budaklanan turizm endüstrisi, hem de otelcilik, lokanta ve kuruluş işletmeciliği kurslarının 400 kişilik kontenjanı için yarışan öğrenciler için “Talep arzdan fazladır” kaidesi geçerlidir. Yetkililer, son sınıf öğrencisi adayların öğrenim yerlerini merak ettiklerini ve gezdiklerini kaydediyorlar. Öğrenciler, programlarına beşinci bir sene ekleyerek işletme mezunu derecesi kazanabiliyorlar.
Ryerson Politeknik Üniversitesi gibi, Delaware Üniversitesi’nde de öğrencilere geleneksel turizm endüstrisi dersleriyle beraber, işletme yöneticiliği ve ticaret dersleri de yeterince verilmektedir. Eğlence sektöründe bir patlama olduğu da ortada. Talep fazla olduğu için bazı durumlarda mezunlar birçok iş teklifiyle birden karşılaşarak kararsız kalmaktadır.Yani, günümüzün turizm sektöründe iş bulmak oldukça kolaydır denebilir. Onunla sadece, yatırımları biraz daha fazla olan yazılım devi Microsoft rekabet edebilir.
Uzmanların tahminlerine göre, gelecek on yılda turizm endüstrisinin büyüklüğü ikiye katlanacak. Bunları hesaba katarak, Bournemouth Üniversitesi, özel şirketlerin çizgisine göre müfredatına düzen vermiştir; ve bu şekilde Dünya Turizm Teşkilatı (WTO)’nın 15 “en mükemmel eğitim merkezi” arasında yer alabilmiştir. Söz konusu üniversite, araştırma çalışmalarını beş kıta üzerinde sürdürerek kendisine sağlam bir küresel platform hazırlamıştır. Üniversiteler, derslerini yurtdışında verebilmek için, genel olarak bu işi acentalar aracılığıyla yaparlar, ama bu üniversitenin yabancı uyruklu öğrenci kabulü çok daha farklı kaynaklardan gerçekleşir.
Turizm, seyahat ve otelcilik sektörünün gelişmişliği çalışma konularının parçalanmasına sebep olmaktadır. Konuların çeşitliliği kariyer seçimine açık kapı bırakmakla beraber, konuların karmaşıklığı hiç küçümsenmeyecek bir durumdur. Turizm çalışmaları ile gıda üretimi arasında değişen 12 ayrı diploma programı olan Hizmet Endüstrisi Okulu’nda bu çeşitlilik daha iyi görünür.
1998 yılında 625 milyon turist, 13 milyar ABD Doları ile küresel hizmet sektörünün üçte birini oluşturmuştur. Son on yılda, Avrupa ve Kuzey Amerika’nın çok çocuklu ailelerinde kişi başına gelirin artması -ki bunlar, dünya turizm hareketinin yüzde 78′ini oluşturur- sektör değerinin ikiye katlanmasına vesile olmuştur. Ekonomisi istikrarlı olmayan ve çevre koruma kanunları zayıf olan ülkelerde, talebi karşılama kapasitesini arttırma nevinden kaygılar çoğalmıştır. Bournemouth Üniversitesi’nde bu husus gözden kaçırılmamıştır. Çevre ve istikrar kaygıları, rasyonel altyapı planlamasına hız kazandırmıştır.
Pratik Noktalar:
- Seyahat, turizm ve otelcilik o kadar geniş bir konu ki, diplomanın niteliklerini bilmeniz son derece önemlidir. İçeriğinde yöneticiliğe ve hizmet endüstrisine dengeli biçimde ağırlık veriliyor mu? Lisans sonrası ihtisas yapma olanağı tanıyor mu?
- Turizm programının kalitesi öğretim kadrosundan belli olur. Otelciler, havayolları yetkilileri, tur organizatörleri, müşteri hizmetleri görevlileri ve Ticaret Odası üyeleri gibi öğretim üyeleri kursun içeriğini belirler ve bu kalite seviyesinin ölçütüdür.
- Bazı kurslar sosyal ve iktisadi meselelere önem verebilirler; örneğin, “ekoturizm”in etkisini ya da sanayideki büyümeyi tahmin etmek için ekonometrik analiz uygulanması. Programı seçemeden evvel, uzun vadeli hedeflerinizi bilmek çok mühimdir.
- Pratik becerilerin önemli olduğu alanlarda iş ortamında eğitim fevkalade önemlidir. Üniversitenin hizmet sektöründe güvenilir firmalarla güçlü bağları var mı? Çalışma izinleri yabancı öğrenciler için devamlı surette sorun mu olacak? İş ortamında eğitim düzenlemelerinden kim sorumlu?
Ülkeler Avustralya Kanada Y. Zelanda İngiltere ABD
Verilen Dereceler BA/BSc
MA/MSc
BComm,
Btech/MBA
PhD BA, MA BCA/BSc
BTSM
BComm, MA BA, BSc
MSc, PhD BA, BSc
MBA
PhD
Programın Süresi (Yıl) 3-4 4 4 3-4 4
Min. Dil Düzeyi (TOEFL) 550 550 600 550 550
Min. Dil Düzeyi (IELTS) 5.5 5.5 6.0 5.5 5.5
Ort. Ücret - Yerel Para 11000 11600 11000 5000 12000
Ortalama Ücret -US$ 7260 7888 5720 8300 12000
Kısaltmalar: BA (Bachelor of Arts) Lisans, BCA (Bachelor of Commerce and Administration), BComm (Bachelor of Commerce), BSc (Bachelor of Science) MA / MSc (Master of Arts / Science) Yüksek Lisans, PhD (Doctorate) Doktora, BTSM (Bachelor of Tourism and Services Management), MBA in Tourism.
Essay, Paper ve Tez Yazımı
Yurtdışında bir üniversiteye başvurduğunuzda sizden istenecek essay’i kaleme almanın ipuçları…
Global Diplomalar
• A- Level
• Foundation
• Bakalorya
|
|
Şubat-25-2008
Zonguldak Turizmi…
ZONGULDAK TURİZMİ
Ülke ekonomisinin en dinamik sektörlerinden biri olan turizm, son yıllarda ilimizde de önemli bir gelişme çizgisi yakalamış, gerek özel, gerekse kamu girişimleriyle kayda değer bir istihdam ve hizmet alanı durumuna gelmiştir.
İlimizin iklim koşulları, deniz kum-güneş üçgenine dayalı seçeneğe uzun süreli fırsat tanımamakta; ancak il coğrafyasının önemli kısmını oluşturan ormanlık alanlar, yaylalar, mağaralar ve su- yeşil kombinasyonun oluşturduğu doğal güzellikler Zonguldak’ı doğa severlerin gözünde önemli bir çekim odağı kılmakta ve bu nedenle ilin turizm alanındaki geleceğe yönelik tüm planlamaları bu çerçevede düşünülmektedir.
Bu amaçla İl Turizm Müdürlüğü’ nce 1994 yılında başlatılan projelerden Gökgöl Mağarası Turizm Amaçlı Kullanım Projesi ile bir kültür turizmi projesi (İnanç Turizmi) olan Cehennemağzı Mağarası ilin hizmete sunulan ilk turizm destinasyonlarıdır.
Ayrıca Zonguldak Valiliği İl Özel İdaresince Bakacakkadı Beldesi’ nde yaptırılan ve 2001 yılında hizmete açılan 100. Yıl Atatürk Hizmet Köyü sağladığı olanaklar (Konaklama, yemek, eğlence, spor) ve sunduğu hizmetler açısından bu konudaki gereksinimleri karşılayan önemli bir trizm yatırımıdır.
DOĞAL GÜZELLİKLER
Zonguldak, doğal güzellikler açısından oldukça zengin bir ildir. Karadeniz kıyısı boyunca uzanan koyları, kumsalları, herbiri ayrı bir doğa harikası olan mağaraları, dört mevsim yeşil kalabilen bitki örtüsü ve orman içidinlenme alanları, turizm anlamında değerlendirilebilecek doğal kaynaklardır. Doğuda Sazköy’den, batıa Akçakoca’ ya kadar uzanan 80 kilometrelik kıyı şeridinde yer alan, pek çok doğal plaj ve kumsal yöre halkının yaz aylarında günübirlik kullandığı belli başlı mekanlardır.
Bunlardan Filyos, Türkali, Göbü, Kapuz, Değirmenağzı, Ilıksu, Erdemir, Ereğli Belediye, Alaplı Belediye, Askeri Plaj ve Kocaman kıyıları “Mavi Bayrak Projesi” kapsamında izlenmektedir.
Zonguldak ve Kdz. Ereğli limanları endüstriyel ve ticari amaca yöneliktir. Zonguldak limanından Ukrayna’ nın Skadovsk, Evpatoria, Rusya’ nın Novorossky limanlarına ro-ro taşımacılığı yapılmaktadır.

GÖBÜ KUMSALI - ZONGULDAK
TARİHİ ve TURİSTİK YERLER
Doğa Turizmi

BÖLÜKLÜ YAYLA -
GÜMELİ / ALAPLI
İl topraklarının yarıdan fazlasını kaplayan yeşil doku, iğne ve yayvan yapraklı ağaçlarla çok çeşitli ormanaltı bitki örtüsünden oluşmuştur.Yaz aylarında piknik yeri olarak kullanılan bu alanlar trekking, foto safari, olta balıkçılığı, av ve yaban hayatı gibi aktivitelere yanıt verebilecek potansiyel zenginliktedir. Ulutan, Göldağı, Beycuma Yayla, Bostandüzü, 100. Yıl, Milli Egemenlik, Kocaman mevkilerindeki orman içi dinlenme yerlerinde su, wc, oturma grupları, telefon gibi, alt hizmetler sunulmakta, alışversiş, yeme - içme gibi gereksinimler karşılanmaktadır. Sonbaharda bir renk zenginliğine bürünen bu alanda alt hizmet üniteleri ile birlikte, çadırlı kamp sahası, altı adet dağ evi, alabalık ve geyik üretme sahaları bulunmakta, göllerde olta balıkçılığı yapılmaktadır.
İlin en yüksek tepesi olan Bacaklı Yayla (1637 m) eteğindeki Bölüklü Yayla, yayla evleri, yaşayan yaylacılık geleneği ve zengin bitki örtüsüyle yayla turizmine aday bir doğal ortamdır.
Zonguldak merkezde Harmankaya ve Değirmenağzı, Kdz. Ereğli’ de Güneşli yörelerindeki şelale ve trekking alanları doğa turizmi anlamında değerlendirilen uygun mekanlardır.
Göller
İl sınırları içinde doğal göl bulunmamaktadır. Merkezde Ulutan araj Gölü (114 ha), Kdz. Ereğli’ de Kızılcapınar Baraj Gölü (240 ha) ve Gülüç Baraj Gölü (127 ha), Çatalağzı beldesinde bulunan Dereköy Göltei (20 ha) içme suyu yada sanayi amaçlı yapay göllerdir. Bu göllerin çevresi yöre halkınca günübirlik dinlenme alanları olarak kullanılmaktadır.
Çağlayanlar
Merkezi Kokaksu Mevkiinde bulunan Harmankaya, Kozlu Beldesinde Değirmenağzı ve Kdz. Ereğli’ de Güneşli Kayalıdere Şelaleri ilin en önemli çağlayanları olup, trekking ve piknik amaçlı olarak kullanılmaktadır.

ULUTAN BARAJI

GÜNEŞLİ ŞELALESİ
Yayla Turizmi
Zonguldak’ ın en yüksek tepesi olan Alaplı Bacaklı Yayla (1637 m) varolan, yaşayan yayla geleneği veyayla evleriyle “yayla turizmine”, yaklaşık 2-3 ay kar altında kalmasıyla “kış turizmine” aday bir doğal ortamdır.
Foto Safari
Zonguldak, su ve yeşil kombinasyonu yönünden zengin bir ildir.Orman alanları, akarsu, boyları, mağaraları,vb. doğal güzellikler foto safari için uygun yerlerdir. Bostandüzü, Göldağı, 100. Yıl, Milli Egemenlik, Ulutan, Yayla Mevkii ormaniçi dinlenme alanları; Harmankaya, Güneşli, Değirmenağzı dereleri ve şelaleri; Gökgöl, Sofular, Kızılelma, Cumayanı mağaraları; Bölüklü Yayla, Bacaklı Yayla gibi alanlar foto safari yapmak isteyenler için eşsiz güzelliklere sahiptir.
Kültür Turizmi
İlin henüz gün ışığına çıkmamış tarihi ve arkeolojik eserleri, ören yerleri önemli bir kültür turizmi potansiyeli olup bunların tarihsel çevresini oluşturan Kdz. Ereğli (Heraklela Pontike), Filyos (Tieion) sadece tarihe değil, mitolojiye de konu olmuştur.
Kdz.Ereğli (Heraklela Pontike)
MÖ VI. yüzyılda Frig soyundan gelen Mariandinlerce kurulan ve önemli bir ticari iskele (emperion) durumunda olan Kdz.Ereğli adını Yunan mitolojisinin ünlü kahramanı Herkül�den (Herakles) almıştır. Kent Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı dönemlerinde de önemini korumuştur. Cehennemağzı Mağaraları�nın bulunduğu Acheron Vadisi Ören yeri başta olmak üzere, Hellen, Roma, Bizans ve Osmanlılar döneminin ürünleri olan sur kalıntıları, Ereğli kalesi, Herakles (Herkül) sarayı, Çeştepe fener kulesi, Bizans su sarnıcı, Krispos anıt mezarı, Bizans kilisesi, Ayasofya kilisesi ve Halil Paşa konağı yörenin önemli tarihsel kalıntılarıdır.
Filyos (Tieion,Teion,Tion)
Filyos Nehri’ nin Karadeniz’ e döküldüğü alanda kurulu Filyos antik kenti, önceleri Billaius adıyla biliniyordu. Bu ad, su geçiti olan yer anlamına gelen Pailaios sözcüğünden türemiştir. Kentin en yaygın adı Tieion’ dur. Bu sözcük, kentin kurucusu, din adamı Tios’ tan gelmektedir.

FİLYOS ESKİ KİLİSE

SÜTUN BAŞLIĞI
İlimizde bulunan bazı yerleşim birimlerinin antik dönemdeki adları şöyledir:
Zonguldak : Sandrake
Alaplı : Cales
Kdz.Ereğli : Herakleia Pontike
Filyos : Teion, Tion
Kilimli : Crenides

Uzun Mehmet
Sanayi devriminden sonra önem kazanan kömür; Osmanlı padişahı II.Mahmut�un �Memalik-i Şahane dahilinde siyah taşın taharrisi� adlı fermanıyla ülkemiz, İlimiz gündemine girmiştir.
Kdz.Ereğli�nin kestaneci Köyünden olan Uzun Mehmet askerlik iznini kullanmak üzere köyüne gelir. Askerdeyken gördüğü kömürü yöresinde aramaya başlar. Buğday öğütmek için gittiği değirmenin (Kdz.Ereğli, Köesağzı Mevki, Neyren/Niyren Deresi dolayları) su kanallarında yuvarlanan siyah taşları görür ve bunları değirmen ateşine atarak yanıp yanmadığını dener. Karataş�ın yandığını görünce hem kendi hem de yöresinin yazgısını değiştirecek yanartaşları çuvallayıp ihsanını almak üzere İstanbul�a hareket eder. Saraydan ihsanını (5000 kuruşluk ödül ve ölünceye dek 500 kuruş aylık) aldıktan sonra, kendisini kıskanan ve ödülünü çalmak isteyen, Kdz.Ereğli Kaymakamı Müstelzim Hacı İsmail Ağa tarafından bir handa kahvesine zehir katılarak öldürülür. Uzun Mehmet, kömürle, Zonguldak�la özdeşleşmiş; adına anıt, park yaptırılmış, kimi üretim tesislerine adlı konmuş ve ülkemiz yeraltı işçiliğinin simgesi olmuş bir isimdir.
Kdz.Ereğli Uzunmehmet Anıtı

Zonguldak Uzunmehmet Anıtı
|
|
|