Archive for the ‘Tatil Haberleri’ Category

Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Fethiye/muğla Ege ve Akdeniz´e kıyısı olan ilginç bir coğrafyaya sahip olan Fethiye, denizi, doğal güzellikleri, arkeolojisi ve gezilecek yerleri bakımından en çok olanağa sahip bir tatil beldesi. İklimi yumuşak Akdeniz iklimi olduğu için Fethiye özellikle turfanda olmak üzere aynı zamanda bir tarım bölgesi.

İklim

Fethiye´de sadece iki mevsim var: Yaz ve ilkbahar! Tipik Akdeniz ikliminin etkisinde kalmasından dolayı, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı.

Görülmeli
Dalyan, Ölüdeniz, Kelebekler Vadisi ve Xanthos yörenin gezmeye değer doğal ve tarihi güzelliklerinden.

Adalar

Genellikle, Fethiye ve Göcek´ten düzenlenen günübirlik turlarla ulaşılan Yassıca Adalar, Hamam Koyu, Kursunlu Koyu, Yavansu, Bedri Rahmi Koyu, Tersane Adası, Göbün Koyu, Boynuzbükü, Göcek Adası, Domuz Adası, Zeytin Adası ve Kızılada yeşili ve tarihi güzellikleriyle büyük önem taşımakta. Halk arasında 12 adalar diye adlandırılan bölge, yat ve sualtı turizmi açısından da ilginç uğrak yerlerinden biri.

Ölüdeniz

Uzun kumsalı, durağan deniz, çam ormanları ve ülke dışına taşan ünüyle Ölüdeniz dünyaya malolmuş bir merkez. Son yıllarda 1975 metre yükseklikteki Babadağı´ndan paraşütle atlayanlar, Ölüdeniz´in nefes kesici manzarasıyla başbaşa kalabiliyor.

Hisarönü

Konaklama, alışveriş ve eğlence merkezi haline gelen bu iki küçük köy, Babadağ ve Kayaköy´e yakınlıklarıyla önem kazanmışlardır.

Saklıkent

İlçe merkezine 50 km. uzaklıkta. 18 km. uzunlukta ve yüksekliği yer yer 600 metreyi bulan benzersiz kanyonun içerisinde gizlenmiş bir doğa harikası.

Göcek

İlçeye 30 kilometre uzaklıkta Fethiye-Muğla karayolu üzerinde yer alıyor. Şirin bir balıkçı kasabası olan Göcek son yıllarda yat turizmi için önemli bir liman haline gelmiş.

Kelebekler Vadisi

Ölüdeniz´e 3-4 deniz mili uzaklıkta etrafı 350 m. yükseklikteki dağlarla çevrili bu ilginç kanyon adını Temmuz-Eylül aylarında görülen ´Jarsey Tiger´ adlı kelebeklerden almış

Xhontas
Fethiye´ye 60 km. uzaklıkta. Kuruluşu M.Ö. 8. yy´a uzanan Xanthos, Likya Federe Birliği´nin başkentiydi. Bu yörede arkeolojik kazılar Fransız Hükümeti´nin desteği ile yaklaşık 40 seneden beri sürüyor.



Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

deniz , güneş ve tarih. Türkiye, birbirinden etkileyici coğrafya ve tarih dokularıyla örülmüş bir şehir. En batısından en doğusuna, kuzey bölgelerinden güney sahil şeridine kadar her karede bir güzellik barındıran ülkemizin; Kemer, Bodrum, Gökova ve Assos gibi güzelliklerini sizin için derledik…

Kemer

80′li yılların başına kadar küçük bir köy olan tam donanımlı yat limanının hizmete açılması ile büyüyen Kemer; Beldibi mevkiinden başlayarak Tekirova’ya kadar uzanan sahil şeridi, yat limanı, Ayışığı ve Yörük parkları, bakir koyları, çok yıldızlı otelleri, tatil köyleri, zengin çarşısı ve ılık Akdeniz iklimi ile, yaz bir yana kış için de iyi bir seçenek. Kemer ve çevresindeki tatil köyleri; spordan eğlenceye, sağlıktan güzelliğe, animasyonlardan el sanatlarına dek tüm gününüzü doldurabilecek imkânlar sunarken; alternatif arayışlara girebilirsiniz. Olympos ve Phaselis’e bir gezi planlamak,Söğüt Cuması, Altınkaya, Dereköy ve yayla köylerine düzenlenen turlara katılmak, çevredeki mağara oluşumlarını incelemek, sizi rutinden kurtarabilir. Pek çok mağara arasında görülmeye en değer olanı ise Kemer’in batısında yükselen Tahtalı Dağı’ndaki Molla Deliği.

Kekova

Simena bölgesi, dalışlarınız için ilk durak olabilir. Simena, sualtı zenginlikleri kadar tarihi ve doğal güzellikleri ile de Kekova’nın en etkileyici bölgesi. Bugün üzerinde Kaleköyü’nün bulunduğu antik Simena kenti, birinci derecede SİT alanı. Aperlai Birliği’nin dördüncü üyesi olan ve tarihi, İÖ 4. yüzyıla uzanan Simena; St. John Şövalyeleri’ne aitkalesi, tiyatrosu, kral mezarları ve denizin içinde bir cevher gibi ışıldayan görkemli Lykia lahdi ile çekiyor ziyaretçileri kendine. İskeleye yanaşan yatçılar, antik ev kalıntıları ve kale ile şehrin simgesi haline gelen lahit mezarı ziyaret ederek turlarını tamamlıyor. Ama en çok ilgiyi, suyun içindeki kral lahdi çekiyor. Turistlerin şnorkel ile dalarak gözlemlediği bu lahit ve hamam, tabii ki suyun içine inşa edilmemiş.

Gökova

Kleopatra’nın plajı: Mavi Yolculuk geleneğinin başladığı yerdir Gökova. Bodrum ve Datça arasında, göğü denize, denizi ovaya yansıtan körfezin 80 kilometrelikkıyısındaki koyları saymak mümkün değil. Eskiden bu bölgeye Kerme Körfezi denirmiş. Antikçağda, ‘keramik’leriyle (toprak kaplarıyla) ünlü Keramos kentinden kalma bir ad. Bu minicik adanın plajının ünü o kadar büyük ki, yaz sezonunda her gün onlarca tekne ya da yat, tahta iskelesine bağlanıyor. Antikçağın Kedrai’si, bugünün Sedir Adası mutlaka görülmeli.

Assos

Gürültü, trafik ve kirli havayı solumaktan bıkanların tercih edebileceği bir bölge olan Assos’da güneşin doğuşunu, gökyüzünde parlayan ayı, tertemiz denizde dans eden yakamozları seyredebilirsiniz. Behramkale Köyü ve Assos Harabeleri’ni mutlaka görün.

Bodrum

Mitolojikadı Halikarnassos olarak bilinen Bodrum’un Karyalılar tarafından kurulduğu sanılıyor. Deniz, tarih, doğa ve eğlence hayatının iç içe olduğu ender bölgelerden biri. Türkiye’nin ilk sualtı arkeoloji müzesi de burada bulunuyor. Açık mekânlarında da eser sergilenen Bodrum Kalesi, sualtı arkeoloji müzesi olarak kullanılıyor ve Türkiye’nin tek doğa tarihi müzesine ev sahipliği yapıyor.

Müzenin koleksiyonunda Türk hamamı, amfora sergisi, Doğu Roma gemisi, cam salon, cam batığı, sikke ve mücevher salonu, Karyalı Prenses Salonu ve İngiliz Kulesi var. Marinaları ile yat turizmi için olanaksağlıyor. Çeşitli alternatifleri ile herkese tatil olanağı sunuyor.

Adıyaman

Nemrut Dağı’nın zirvesinde, Fırat Nehri’ne ve genişçe bir ovaya hakim konumdaki kral mezarları, Adıyaman’ın Kahta ilçesine 50 kilometre uzaklıkta. Nemrut Tümülüsü ise dev kral mezarlarının en etkileyicisi. Anıtmezarın kutsal alanında, tanrılarla Antiochos, aynı platformda otururken canlandırılmış. Dev tanrı heykellerinin gövdelerinden ayrılıp yere yuvarlanmış başları, mekanın gerçeküstü atmosferini pekiştiriyor.

Mezar odasına henüz kimse ulaşamadığından, Kral Antiochos sırlarıyla birlikte uyuyor. 70 kilometrelik yolun tamamı asfalt. Kış aylarında bölge çok soğuk olduğu için yaz aylarında gidilmesi tavsiye ediliyor.



Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Hususi Pasaport ve başvuru işlemleri Dört yıl süreyle , yurt içinde İçişleri Bakanlığı, yurt dışında ise İçişleri Bakanlığının muvafakatı ve Dışişleri Bakanlığının talimatı ile Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçilikleri ve Başkonsoluslukları tarafından verilir. Yurt içinde İçişleri Bakanlığı adına bu görevi İL EMNİYET MÜDÜRLÜKLERİ üstlenmiştir.

Kimler Alabilir

TBMM eski üyeleri
Eski Bakanlar,
Görevleri süresince Büyükşehir, İl ve İlçe Belediye Başkanları,
Birinci, ikinci, üçüncü derece kadrolarda bulunan Devlet Memurları ve diğer Kamu Görevlileri,
Birinci, ikinci, üçüncü derece kadrolar karşılık gösterilmek suretiyle sözleşmeli olarak çalıştırılan Devlet Memurları ve diğer Kamu Görevlileri,
Sözleşmeli olarak çalışanlardan, kadro karşılıkları olmayan ancak TC Emekli Sandığı ile ilgilendirilip emekli kesenekleri birinci, ikinci, üçüncü derecelerden kesilmekte olan Devlet Memurları ve diğer Kamu Görevlileri,
Dört, beş ve altıncı maddelerde belirtilenlerden emeklilik veya çekilme sebepleriyle vazifelerinden ayrılmış bulunanlar,
Birinci, ikinci, üçüncü derecelerde bulunup da Hususi Damgalı Pasaport almaya hakkı olan Devlet Memurları ile Subay ve Astsubayların taşıdıkları ünvan ve/veya rütbeleri taşımakla beraber birinci, ikinci ve üçüncü derece kadroları almadan emekli olan veya ayrılanlardan Devlet Memuriyetindeki hizmet süreleri, taşıdığı ünvan ve/veya rütbeleri itibariyle bugün Hususi Damgalı Pasaport almaya hak kazananların emsalleri,
Bunların eşleri ile bu tür pasaportu almaya hakkı bulunduğu sırada vefat edenlerin dul eşleri (Başkası ile evlenmemiş ise),
Bu durumda olanların yanlarında yaşayıp evli bulunmayan ve iş sahibi olmayan kız çocukları ve yine yanlarında yaşayıp reşit olmayan erkek çocukları.
Çalışanların Başvurusu İçin Gerekli Belgeler

Çalıştığı kurumdan onaylı pasaport talep formu,
Nüfus cüzdanı,
Dört adet 4.5 x 6 cm ebadında vesikalık fotoğraf (Temditler için iki adet),
Maliye Bakanlığınca her yıl belirlenen “Pasaport cüzdan bedeli” Temditler için istenmez,
Daha önce herhangi bir pasaport almışsa getirilmesi,
Reşit olmayanlar için kanuni mümessillerinin noterden tasdikli muvafakati (Müracaat sırasında pasaport vermeye yetkili makamlar huzurunda da verilir)
Emekli veya Meslekten Ayrılmış Olanların Başvurusu İçin Gerekli Belgeler

Kendi imzaları ile dolduracakları matbu pasaport talep formu,
Kurumundan alacağı, emekli olduğu veya ayrıldığı tarihteki kadro derecesini belirten yazı, (Temditler için istenmez)
Nüfus cüzdanı ve Fotokopisi
Dört adet 4.5 x 6 cm ebadında vesikalık fotoğraf (Temditler için iki adet),
Maliye Bakanlığınca her yıl belirlenen “Pasaport cüzdan bedeli” ( Temditler için istenmez)
Daha önce herhangi bir pasaport almışsa getirilmesi,
Reşit olmayanlar için kanuni mümessillerinin noterden tasdikli muvafakati (Müracaat sırasında pasaport vermeye yetkili makamlar huzurunda da verilir)



Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

İstanbul’un romantik kasabası İstanbul’un romantik kasabası
Yemyeşil ormanları, dereleri, denizi ve kumsalı ile kendine özgü bir atmosferi olan Ağva, iki nehir arasında kalmış bir doğa harikası. Her geçen gün yenilenen ve ziyaretçilerine daha temiz ve daha güzel imkanlar sunan Ağva, artık küçük bir sahil kasabası havasından oldukça uzakta.

Karadeniz’in batısında Şile’ye bağlı ve onun 40 km kadar doğusunda bulunan Ağva, yemyeşil bir ormana yaslanmış, masmavi bir denize yüzünü dönmüş, iki nehir arasında kalmış bir doğa harikası. Bahar ve yaz aylarında olduğu kadar artık kışın da şehrin gürültüsünden kaçmak ve huzur içinde bir tatil geçirmek isteyen kişilerin bir numaralı tercihi konumuna gelmiş bu belde, İstanbul’a 110 km uzaklıkta bulunuyor. Latincede “İki dere arasına kurulmuş köy” ve “su” anlamına gelen Ağva, Göksu ve Yeşilçay nehirlerinin ortasında kurulmuş. Ağva, Hititler, Frigler, Romalılar, Cenevizliler, Bizanslılar ve Osmanlılar gibi bir çok uygarlığın geçiş yeri olmuş bir belde.



Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Silivri… (istanbuldan devam) Silivri’nin İstanbul’a yakınlığı ve Avrupa’dan karayoluyla gelen turistin, denizi ilk defa Silivri’de görmesi, İstanbul’un giriş kapısı olması, sahip olduğu tarihi ve doğa özellikleri dikkate alındığında turizm konusunda önemli potansiyele sahip olduğu görülmektedir. Ayrıca Silivri, İstanbul’un diğer yerleşim merkezlerine göre sanayinin getirdiği olumsuzluklardan etkilenmeyen ender yörelerdendir. Silivri 45 km uzunluğunda sahil şeridine sahiptir. Sahil şeridinin bazı alanlarında oluşturulan park ve gezi yerleri ile ilçeye gelen misafirlere dinlenme ve eğlenme imkanı sağlamaktadır. Deniz sporları yapma olanağı yanında da, köyler arası yollar ve kırsal alanlar otomobil, motor ve bisiklet yarışı yapmaya elverişlidir.

Nasıl Gidilir ?

İstanbul’dan özel araçla çıkanlar TEM oto yolunu veya sahil yoluyla Kumburgaz üzerinden rahatça gelebilirler. Limana gelenler sahil yoluna veya plaj bölgesine ağaç gölgesine araçlarını bırakabilirler.
Silivri, İstanbul Yenibosna arası otobüsle gidip gelmek isteyenler için hafta sonları 5 dakikada bir sefer yapılıyor, kişi başı 4,5 - 5 milyon ödeniyor.
Silivri’den Avşa Adasına her gün bir feribot seferi yapılıyor. Araçsız gitmek isteyenler araçlarını otoparka bırakıyor. (Kapalı otopark Özel İdare Binası, Ziraat Bankası karşısında yer alıyor) araçla gidecekler saat 12.00 - 13.00 arası araçlarını sıraya sokuyorlar. 4,5 süren yolculuk için 15 milyon TL ödeniyor. Aynı gün Silivri’ye dönme imkânı olmadığı için Avşa’da mutlaka bir gece kalmak gerekiyor. Feribot gelişinden bir saat sonra kalkışı saat 16:00 gerçekleşiyor



Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Harput.. Harput
Antik Harput yerleşim alanı, bir açık hava müzesi gibidir.Müzesi, kalesi, camileri ve Buzluk Mağarasıyla görülmeye değer bir turizm merkezidir.

Tarihçe:Mevcut tarihi kaynaklara göre Harput’un en eski sakinleri M.Ö.2000 yıllarından itibaren Doğu Anadolu’ya yerleşen Hurrilerdir.Hurrilerden sonra bölge Hitit hakimiyeti altına girmiştir.Çok uzun sürmeyen Hitit hakimiyetinden sonra M.Ö. 9. Asırdan itibaren Doğu Anadolu’da devlet kuran Urartular Harput’ta uzun süre hüküm sürmüştür.

Harput ve çevresi,1085 yılında Türklerin eline geçmiştir.Bundan sonra İlhanlıların Dulkadiroğulları’nın, Akkoyunluların,Safevilerin eline geçmiş ve nihayet 1516 yılında Çaldıran muharebesinden sonra Osmanlı ordusu tarafından fethedilmiştir.

İklim: Harput’ da karasal iklim egemen olup, kışlar soğuk ve yağışlı, yazlar ise sıcak ve kurak geçmektedir.

GEZİLECEK YERLER

Kaleler

Harput Kalesi (Süt Kalesi): Tarihi Harput şehrinin güneydoğusunda, Elazığ ovasına egemen bir konumda bulunan kalenin Urartular döneminde inşa edildiği bilinmektedir. Kalenin Roma Bizans ve Arapların eline geçtiği tarihi belgelerde mevcuttur. Kale çeşitli dönemlerde onarım görmüştür. Dikdörtgen planlı kale, iç kale ve dış kale olmak üzere iki bölümden yapılmıştır. Görkemli burçları halen ayaktadır.

Kale hakkında çeşitli efsaneler anlatılmaktadır. Bir rivayete göre kalenin yapımı sırasında harcın hazırlanması sırasında su yerine süt kullanıldığı, bu nedenle Harput kalesinin bir adınında Süt Kalesi olduğu söylenmektedir.

Camiler

Ulu Camii: Harputta Artuklu Hükümdarı Fahrettin Karaslan Tarafından M 1156-1157 yılında yaptırılan camii, Anadoludaki en eski ve en önemli yapılardan birisidir.

Kurşunlu Camii: Hartputta Osmanlı devri camilerinin en güzel örneğidir.

Alacalı Camii: Harputta Kitapçıgil Parkının girişinde bulunan camide çeşitli yapı devirlerinin izleri görülmektedir. Artukoğulları döneminde inşa edilen cami küçük ebatta dikdörtgen planlıdır.

Ağa Camii: Harputa girişte ana yolun solunda yer alan camiinin kubbesi çökmüş olup, yalnızca zarif minaresi ayaktadır. Harput müzesindeki kitabesine göre 1559 yılında Pervane Ağa tarafından inşa edilmiştir.

Kiliseler

Meryem Ana Kilisesi: Harput kalesinin sol tarafında yer alır. Arka duvarlarını kalenin kaya kütleleri teşkil ettiğinden kilise sanki kalenin kayalıkları içine gömülmüş gibidir. İnşaa tarihi MS 179′ dur. Bu kilise Kızıl Kilise, Süryani Kilisesi ve Yakubi Kilisesi adlarıyla da anılmaktadır.

Mağaralar

Kentin en önemli Mağarası Turizme açılmış olan Buzluk Mağarası’dır.

Buzluk Mağarası



Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Cumalıkızık.. Cumalıkızık
Osmanlı sivil mimarisinin en görkemli köy yerleşimini günümüze ulaştıran Cumalıkızık, son yıllarda ülkemiz yanında tüm dünyada da tanınmaya başlamıştır. O kültür varlıkları yanında doğal varlıklarca da zengindir.

Tarihçe:Osmanlıların Bursa’da ilk yerleştikleri bölgelerden olan Cumalıkızık, 180′i halen kullanılan, bazılarında ise koruma ve restorasyon çalışmalarının yapıldığı toplam 270 ev ile Osmanlı dönemi konut dokusunu günümüze taşımaktadır.

Cumalıkızık yerleşiminin güneydoğusunda Uludağ eteklerindeki Ihlamurcu mevkiinde Bizans devrine ait bir kilise kalıntısı 1969 yılında tespit edilmiştir, Kilise kalıntısının yüzeyde rastlanan bazı mimari parçaları Bursa Arkeoloji Müzesi’nde saklanmaktadır. Bursa yakınlarında kurulan Osmanlı Beyliği kuruluşundan kısa zaman sonra bölgeye hakim olmayı başarmış, 1326 yılında Bursa’yı, 1331 yılında İznik’i fethederek yörede varlığını kesin olarak kabul ettirmiştir. Böylece Osmanlı halkının bu topraklara yerleşerek kentler ve köyler oluşturması sağlanmıştır. Cumalıkızık vakıf köyü olarak kurulmuştur ve bu özelliğini yerleşim dokusu konut mimarisi, yaşam biçimine yansıtmıştır.Uludağ’ın kuzeyindeki dik etekler ile vadilerin arasında sıkışıp kalan yöre köylerine bu konumlarından dolayı ”kızık” adı verilmiştir. Köylerin birbirlerinden ayrılması için de dereye yakın olanına Derekızık, Fidye verene Fidyekızık ve Kızık köylerinden topluca gidilerek cuma namazı kılınan köye de Cumalıkızık adları verilmiştir.

İklim:Kışlar genel olarak çok yağışlı,yazlar ise kuraklığa sebep olmayacak derecede yağışlı geçer.

Cumalıkızık Evleri

Cumalıkızık evleri genelde üç katlıdır; birbirine akraba olan ailelerin birlikte, tam bir işbirliği ve uyum içinde yaşamlarını sürdürdüğü bilinmektedir. Cumalıkızık, 270 evden oluşmakta, ancak günümüzde 180 ev kullanılmaktadır.

Evler yapılırken aile mahremiyetine son derece özen gösterilmiştir. Evlerin dış kısımlarında zemin ve birinci katlar ile avlular, sokak döşemesine uygun moloz taş ve ahşap hatıllı duvarlarla örülmüştür. Üst kat ahşap taşıyıcı hımış dolgu, üstü alaturka kiremitli kırma çatılıdır. Sokaktan ev içinin görülmesi mümkün değildir. Pencereler üst katlarda kafesli veya cumbalıdır. Cumalıkızık evlerinde genelde iki türlü plan uygulanmıştır. Bunlardan birincisi etrafı moloz taşlarla yüksek şekilde örülmüş bir duvarla çevrili dış avludur. Buradan eve giriş kapısına ve hayat kısmına geçilir.

Evin girişi, böylece sokakla doğrudan ilişkili değildir, ikinci tip evlerde ise dış avlu yoktur. Sokaktan kapı yardımı ile doğrudan hayat kısmına girilir. Dış kapı üzerinde dikey konulan ağaç hatıllarla ızgaralanmış, camsız bir aydınlatma ve havalandırma boşluğu yer alır. Hayat bölümünden iç avluya, ahıra, depolara ve merdivenlere geçilir. Evlerin ana giriş kapıları çift kanatlıdır. Genellikle ceviz ağacından yapılan bu kanatlar dövme demir kuşaklar ve iri başlı çivilerle bağlanmıştır. Kapı kulpları ve tokmak da dövme demirdendir. Kapıların çift kanatlı yapılışı elde edilen ürünün ve tarım araçlarının kolaylıkla içeriye taşınmasını sağlamaya yöneliktir.

Gerek dış avludan ve gerekse doğrudan sokaktan girilen hayat kısmı, üst katı taşıyan sağlam ahşap direklerle çevirilidir. Zemini yassı ve geniş taşlarla döşelidir. Hayat bölümü Cumalıkızık evlerinde en çok kullanılan mekandır. Elde edilen ürünler burada geçici olarak depolanır, ayrılır, bakımı yapılır. Kestaneler dikenli kılıflarından burada ayıklanır. Düğün dernekler burada yapılır. Kış aylarında ısıtmayı sağlayacak malzeme de burada kendisine ayrılan bölümde usta ellerce düzenli şekilde istiflenir. Hayat bölümünün yüksekliği fazla ise bir asma kat yapılarak, burada uzun süre korunacak malzeme depolanır.

Hayattan geçilen iç avludaki fırınlarda ekmekler, börekler ve çörekler pişirilir. Şaraphane denilen ahşap teknelerde üzümler sıkılır, kazanlarda pekmezler kaynatılır. Çamaşırlar burada yıkanır ve kurutulur. Küçük baş hayvanların kümesi buradadır. Birçok işlerin yapıldığı zemin kısmında, depolar, mutfak, tuvalet, ahır, kümes, ocak ve fırın yer alır. Kat yüksekliği az olan birinci kat, kışlık bölümdür. Burada yatak odaları, oturma odaları, banyo ve ocak yer alır.

İkinci kat yazlık kısımdır. Burada da değişik tip sofalara sıralanmış odalar, eyvan, seki ve sedirler yer alır. Üst katta sokağa uzanan en özenli yer baş odadır. Bu odalar ile hayat arasında eyvanlar yer alır. Birinci ve ikinci katlardan hayata doğru yapılan çıkmaların üzerine oturtulan köşk odalar ayrı özellik taşır. Ev döşemeleri kirişler ve bunların üzerine çakılmış kaplama tahtaları ile sağlanmıştır.

Evlerin ısınması ocaklarla sağlanmıştır. Bu ocakların son derece güzel işlenmiş olanları vardır.

Çatının üzeri alaturka kiremitlerle kaplıdır. Çatılar genellikle dört meyilli, bazen iki meyillidir. Saçaklar oldukça dışa çıkıktır.

Cumalıkızık evlerinde kullanılan yapı malzemesi başta moloz taş olmak üzere, ağaç ve kerpiçtir. Duvarlarda bağdadi arasında kerpiç ve çamur sıva görülür. Evler sarı, beyaz, mor ve mavi renklerle badana edilmiştir. Genellikle ahşap bölümler boyasız bırakılmıştır. Köyün kuzeyinde Deliçay kıyısında bu gün defin yapılmayan Koca Mezarlıkta köyün geçmişini vurgulayan bir çok Osmanlı devri mezar taşı görülmektedir. Köydeki ahşap revaklı cami uzaktan dikkati çeker. Burada görülen ahşap direkler, başlıklar, kemerler ve kalem işleri son derece mükemmeldir.

Camiler

Cumalıkızık Cami: Kitabesi bulunmadığından yapılış tarihi, yapanı ve yaptıranı hakkında bilgi bulunmamaktadır. Caminin üç yüz yıl önce yapıldığı anlatılmakla birlikte günümüzdeki izlere bakılarak H.1335 M.1916 tarihinde ciddi bir onarım geçirmiştir. 1950-1955 yıllarında günümüzdeki gibi doğu batı uzantısında genişletilmiştir. Ahşap tavanı değiştirilmiş, orijinal mihrabı güneybatıda bulunmasına rağmen kapatılarak bugünkü mihrap yapılmıştır.

Hamam ve Çeşmeler

Cumalıkızık Hamamı: Hamamın güney doğusundaki kapıdan soyunma bölümüne girilir. Buradaki diğer kapıdan külhan (ateşlik) kısmına geçilir. Burası kuzey güney uzantılı, dikdörtgen planlı, beşik tonozlu su deposuna bağlanmaktadır. Ateşlik kısmında tuğla örgülü bir niş yer almaktadır.

Hamamın ılıklık, sıcaklık, su deposu ve traşlık bölümleri orijinal olup, soyunma, külhan ve tuvalet kısımları sonradan yapılmıştır.

Zekiye Hatun Çeşmesi: Caminin doğu cephesindeki çift merdivenin altındaki 2,10 metre genişliğinde, 1,60 metre derinliğinde ve 1,85 metre yüksekliğindeki beşik tonozlu nişin içindedir.

Beyaz mermerden yapılmış 1,10 metre genişliği, 0,53 metre yüksekliği ve 0,12 metre kalınlığındaki ayna taşının yanları plasterli, üstü silmelidir. Köşeler yarım kemerli ve bir satırlık Osmanlıca kitabesinde “Sahhibül hayrat vel hasenat Zekiye Hatun vakfıdır. Sene 1316 (1917) “ yazılıdır.

Diğer Gezilecek Yerler

Anıt Çınarlar: Köyün girişinde Eğrek mahallesindeki meydanda iki tane çınar karşılar. Bunlardan daha genç olanın gövde çevresi 4 metredir. Gövdede çarpmalardan oluşan yumrular yoğundur. Bilhassa kamyon kasalarının sürttüğü yerlerde derin izler kalmıştır.

Gövde iki ana dala ayrılmakta, bunlardan dokuz kol ayrılmaktadır. Rüzgar, kar bazı dallarının kıvrılmasına neden olmuştur.Genç görünüşü, gür dal ve yapraklarıyla Cumalıkızık’ın bol suyuyla beslenmektedir.

Diğer çınarın gövde çevresi 6 metredir. Gövde üzerinde oluşan urlar ve dikili hatlar dikkat çekmektedir.Gövdesi iki ana kola ayrıldıktan sonra on iki dalla genişleyip yükselmektedir. Bazı dalları yağan yoğun karın ağırlığını taşıyamayıp kırılmıştır. Bir genç dalı kalın dala dayanıp, yapışarak gelişmiştir.

Bu çınarda genç, gür ve bol suyla beslenmekte olduğunu belgeleyen koyu yeşil iri yapraklıdır.

Ağaçların gövde çevreleri açılarak beyaz çayır taşlarıyla sınırlanmıştır.



Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Türkiye ‘den Vize İstemeyen Ülkeler.. Andorra, Arjantin, Arnavutluk, Bahama, Barbados, Batı Samoa, Belize, Bolivya, Bosna-Hersek, Brezilya, Dominika, Ekvator, El Salvador, Endonezya, Fas, Fiji, Filipinler, Gambia, Grenada, Güney Afrika Cumhuriyeti, Güney Kore, Hırvatistan, Hong Kong, İran, Jamaika, Japonya, Kazakistan, Kenya, Kırgızistan, Kolombiya, K.K.T.C., Kosta Rika, Makedonya, Maldivler, Malezya, Malta, Mauritius, Monako, Romanya, Santa Lucia, San Marino, Seyşeller, Singapur, Solomon Adaları, Şili, Swaziland, Tayland, Trinidad-Tobago, Tunus, Tuvalu, Uruguay, Vatikan



Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Durusu (Terkos) Eski adıyla Terkos, yeni adıyla Durusu ve çevresi haftasonu gezileri için ideal. Yazın gölde kanoyla gezi yapmak, balık tutmak mümkün. Kışın ise mutlak sessizliğin içinde, doğanın ortasında ya da şömine karşısında başınızı dinliyorsunuz. Durusu’nun 26 kilometre uzağındaki Karaburun ise hırçın Karadeniz’in dalgalarla dövdüğü uzun sahilleri ile ünlü. Nasıl Gidilir ?

İstanbul’dan TEM otoyolunu kullanarak gitmek isterseniz, Hadımköy gişelerini geçtikten sonra, Hadımköy ve Durusu levhasının önünden sağa sapın. Yaklaşık 10 kilometre ilerledikten sonra karşınıza ‘Tank ve Süngü’ adlı bir heykel çıkıyor. Heykelin solundan düz devam edin. Yolun bitimindeki benzin istasyonu yakındaki Durusu Yassıören yönüne sapın. Askeri bölgenin bitiminde karşınıza yine Durusu levhası çıkacak. Yine sağdan yola devam edin. Yaklaşık 3 kilometre sonra Yassıören köyüne ulaşıyorsunuz. Köyün bitimindeki kavşaktan da sola saptıktan sonra ilk yol ayrımında yine karşınıza Durusu levhası çıkacak. Bunun önünden sağa sapın. Kısa bir süre sonra solunuzdaki araziyi çevreleyen büyük bir duvarın yanındaki yoldan devam edin. 10 dakika sonra Durusu köyündesiniz. İstanbul’dan Durusu, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden itibaren 80 kilometre, TEM İkitelli gişelerinden sonra da 50 kilometre, Hadımköy çıkışından itibaren 35 kilometre uzaklıkta. Durusu - Karaburun arası ise 20 kilometre



Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

İznik… İznik
İznik, her avuç toprağı binlerce yıldır kültür kalıntıları ile yoğrulmuş, bölgede, yüzyıllar boyu tarih sayfalarının baş köşelerinde yerini almış bir kenttir. Dört imparatorluğa başkentlik yapmış nadir yerleşimlerden biridir.

Çinicilik

İznik çiniciliğinin gelişimini, tarihleri bilinen yapılar üzerindeki çini kaplamalardan açık-seçik görülebilir.1378-1391 yılları arasında yapılan İznik Yeşil Cami minaresini süsleyen en eski Osmanlı çinileri teknik ve dekor bakımından Selçuk geleneğini devam ettirmekle beraber renk ve tonları onlardan daha zengindir. Camiye ismini veren bu çiniler firuze ve yeşil renklerin çeşitliliği ve zenginliğiyle dikkat çekerler.

İstanbul’daki yapılarda kullanılan çinilerin İznik’te yapıldığını tarihsel belgelerden öğreniyoruz.Milet,Şam grubu ve Rodos işi adı ile tanınan seramiklerin merkezi İznik’tir. XVII. yy.da İznik’e gelen gezgin Evliya Çelebi, 300′den fazla çini fırınının bulunduğundan söz eder.İznik çinilerinde; lâle,sümbül,nar,karanfil gibi çiçek motifleri kullanılmıştır.Ayrıca insan,kuş,balık,tavşan, köpek gibi hayvan ve gemi motiflerine de rastlanır.Mavi, firuze, yeşil ve kırmızı en çok kullanılan renklerdir.

Tarihçe: Kent yakınlarındaki Karadin, Çiçekli, Yüğücek ve Çakırca Höyüklerinde M.Ö. 2500 yıllarına inen uygarlık izleri saklıdır. M.Ö. VII. yüzyılda Trak kavimlerinin göçlerinden önce burada kurulan yerleşim ‘Helikare’ adını almıştır.Kentte basılan sikkelerde Khryseapolis (Altın Şehir) adı okunmaktadır.

Makedonya İmparatoru İskender’in generali Antigonos tarafından M.Ö. 316 yılında yenilenen kent Antigoneia adını almıştır. İskender’in ölümünden sonra Antigonos ile general Lysimakhos arasındaki savaşı kazanan Lysimakhos kente, Antipatros’un kızı olan eşi Nikaia’nın adını vermiştir.

M.Ö. 293′te Bithynia Krallığı’na bağlanan kent, önemli mimari yapılarla süslenmiştir. Bir süre Bithynia Krallığı’nın başkenti olan Nikaia daha sonra Roma’nın önemli bir yerleşimi olarak varlığını sürdürür.

Nikaia, Bithynia havarilerden Petrus’un çabaları ile Hıristiyanlık ile tanışır. İmparator l. Constantinus döneminde Hıristiyanlık üzerindeki yasaklar kalkar. 325 yılı yazı başında Nikaia, Hıristiyanlık için çok önemli bir olaya sahne olur ve Birinci Konsül, Senatus Sarayı’nda toplanır.

İmparator Constantinus’un da katıldığı toplantıda iki önemli görüş tartışılır. İskenderiyeli din adamı Arius’un görüşü Hz. İsa’nın sadece bir insan olduğu ve tanrıdan dünyaya gelmediğidir.” Kısa sürede taraftar toplayan bu teze, Piskoposlar karşı çıkmıştır.

Hıristiyan dünyasınca bugün de savunulan “Hz. İsa’nın Tanrı’ nın oğlu olduğu” tezi uzun tartışmalardan sonra kabul görmüştür.Hıristiyanlıkla ilgili yortu günleri ve Nikaia Kanunları adı ile bilinen 20 maddelik metin bu Konsülden sonra kabul edilmiştir.787 yılında İznik Ayasofya’sında VII. Konsül toplandı. İmparatoriçe İrene’nin önderliği ile resim ve heykel üzerindeki yasaklar kaldırıldı.İznik, Selçukluların da ,Bizanslıların da başkenti olmuştur.

1331 yılında Osmanlı orduları tarafından ele geçirilen İznik, Osmanlı dönemiyle birlikte canlanmaya başladı. Osmanlı idaresinde İznik, sanat, ticaret ve kültür merkezi oldu. Orhan Gazi Medresesinde birçok ünlü ders verdi. Davud-u Kayseri, Ebul Fadıl Musa, Eşrefoğlu Abdullah Rumi gibi ünlü tasavvuflar İznik’te yaşadı ve eserler verdi. Osmanlı döneminin ilk cami, medresesi ve imareti İznik’te inşa edildi.

XIV ve XV. yüzyıllarda XVI. yüzyılda İznik bir sanat merkezi olmuş, dünyaca ünlü çini ve seramikler burada üretilmiştir. İznik, Hellenistik çağdan kalma ızgara planlı kent yerleşimi, Roma, Bizans ve Osmanlı döneminden kalan anıtsal yapıları ile tarihi kent dokusunu bütün canlılığıyla korumaktadır.

İklim: İznik genellikle ılıman bir iklime sahiptir. İlçede kışlar genel olarak çok yağışlı, yazlar ise kuraklığa sebep olmayacak derecede yağışlı geçer.
Gezilecek Yerler
Tümülüs, Kaya Mezar ve Anıtları

Berber Kaya: İznik’in doğusunda yer alan bir tepenin eteğindedir. Yek pare kayadan oyulmuş büyük bir oda şeklinde mezar anıtıdır. Zemininde mezarlar bulunmaktadır.M.Ö. II. yüzyıla ait olup Hellenistik dönemin İznik’teki önemli bir örneğidir. Devasa boyuttaki bu lâhdin Bithynia Kralı II. Prusias’a ait olduğu öne sürülmektedir.

Beştaş (Obelisk): Kentin kuzeyinde bağlar arasında yükselen bu mezar anıtı, eski Roma yolu üzerindedir. Beştaş,Nişantaşı, ve Dikilitaş adları ile de bilinmektedir. Üzerindeki Yunanca kitabeden I. yüzyılda C. Cassius Philiscus’a ait olduğu anlaşılmaktadır. Anıtın tepesindeki altıncı taşın üzerinde bir kartal veya zafer tanrıçası Nike’nin heykeli olduğu sanılmaktadır. Anıtın bir yönünde ise Philiscus’un heykeli olduğu kalan izlerden anlaşılmaktadır. Mezar anıtı 12 metre yüksekliktedir.

Hypoge: Elbeyli Beldesi’nin Hespekli mevkiinde benzersiz bir yeraltı mezarıdır. IV - V. yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır. Tavanı ve duvarları erken Hıristiyanlık döneminin tipik renkli freskoları ile kaplıdır. Mezar odasında üç adet mezar yer alır.

Dörttepeler Tümülüsü: Elbeyli Belediyesi mezarlığı içindedir. Tümülüs’te iki anıt mezar belirlenmiştir. İlk mezar yol kenarındadır. Dromosiu dikdörtgen mezar odası ile iki yanında ikişer kilisesi bulunmaktadır. Diğer mezar İse beyaz mermerden yapılmış mezar odası ile kaba taş ve ağaçlarla örtülüdür.

Diğer Tarihi Kalıntılar

Senatüs (Bizans sarayı): Sarayın 4. yüzyılda yapıldığı katî olup halen göl suları tarafından örtülmüştür. Zemin mozaikleri toprak altında mevcut olup Hristiyanların Teslis ve İsa’nın ulûhiyeti,insaniyeti münakaşalarını yapan 318 papazın ilk Konsili 325 yılında burada akdolunmuştur. 787 yılında Ortodokslar arasında Azizlerin tasvirleri hakkında çıkan ihtilâfın münakaşası için toplanan 7. Konsil de burada toplanmıştır.

Surlar: İznik’in çevresini beş kenarlı çokgen şekilde kuşatan surlar 4970 metre uzunluğundadır. İznik’in iki ana caddesinin kesiştiği noktadan bakıldığında, dört ana kapı görünür. Hellenistik dönemde inşa edilmeye başlanan surlar, Roma ve Bizans dönemlerindeki yeni ilavelerle günümüzdeki şeklini almıştır. Kentin dört ana kapısından günümüze Lefke Kapı ile İstanbul Kapı sağlam ulaşabilmiştir. Yenişehir Kapı kısmen, Göl Kapı tamamen yıkıktır. İstanbul Kapıda tiyatrodan getirilen masklar bulunmaktadır, İstanbul ve Lefke kapısında mermer kabartma friz parçalarının da kullanıldığı görülmektedir.

Tiyatro: İznik Antik Tiyatrosu göl kıyısı ile Yenişehir Kapı arasında geniş bir alana inşa edilmiştir. Tiyatro, İmparator Traianus döneminde Bithynia prokonsülü (valisi) Plinius’un çabalarıyla 111-112 yıllarında yapılmıştır. Tiyatro, XIII. yüzyılda toplu mezarlığa dönüştürülmüştür. Daha sonraki yıllarda içinde kilise, saray ve Osmanlı seramik atölyeleri ve çini fırınları yapıldığı, yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılmıştır.

Böcek Ayazma: Koimesis Kilisesi yakınındadır. Üstü kubbe ile örtülü, yuvarlak bir yapıdır. Hyakinthos Manastırının bir bölümü olduğu sanılmaktadır. Ayazma VI. yüzyıldan günümüze sağlam gelmiş eserlerdendir.

Kilise ve Camiler

Koimesis Kilisesi: Piskopos Hyakinthos tarafından VIII. yüzyılda yaptırılmıştır. Hyakinthos Manastırı’nın bir bölümü olduğu sanılmaktadır. 1065 depreminde yıkılmış, Koimesis Kilisesi kalıntıları ancak ilavelerle tamir edilmiştir. Kilisenin mozaikleri ve ikonaları 1807′de İznik Metropoliti Daniel’in isteği üzerine yenilenmişti.

Ayasofya Kilisesi: İki ana caddenin kesiştiği yerde, kentin tam ortasındadır. Bizans dönemi eseridir ve tahminen XI. yüzyıldaki depremden sonra yenilenmiştir. 1331 yılında Orhan Gazi Camii adını almıştır. Deprem ve yangınlarda tahribe uğramıştır. XVI. yüzyılda Mimar Sinan tarafından büyük ölçüde değişikliğe uğratılmış ve yenilenmiştir. Bir mezar odası duvarında Hz. İsa freski bulunmaktadır. VII. Konsil’in toplandığı yerdir. Bu nedenle inanç turizmi için önemli bir merkezdir.

Hagios Tryphonos Kilisesi: İstanbul Kapıya giden caddenin sol tarafındadır. Birkaç duvar ve döşeme mozaiklerinden parçalar bulunmuştur. Duvar tekniği ve planı kilisenin X - XII. yüzyıllarda yaptırılmış bir Bizans eseri olduğunu göstermektedir.

Ayatrifon Kilisesi: Yenişehir Kapı’ya giden caddenin sağındadır. Plan, İstanbul’daki Kariye Camine benzer. Planına göre büyük bir kubbe ile örtülü olduğu ve tabanının çok süslü mozaiklerle kaplandığı anlaşılmaktadır. Kilisenin XIII. yüzyılda Teodoros Laskaris tarafından, Aya Trifon adına yaptırdığı sanılmaktadır.

Hacı Özbek Cami: İznik’te inşa edilen ilk Osmanlı camisidir. Üstü 8 metre çapında kiremit kaplı bir kubbe ile örtülüdür. 1333 yılında inşa edilmiştir.

Yeşil Cami: İznik’in sembolü olan Yeşil Cami, adını yeşil çinili ve tuğlalı minaresinden almıştır. Caminin yapımını Çandarlı Hayreddin Paşa 1378 yılında başlatmış, fakat ölümü üzerine oğlu Ali Paşa 1391′de tamamlatmıştır. Erken Osmanlı döneminin tek kubbeli camileri arasında en görkemlilerindendir. Eşsiz minaresi caminin sağ köşesindedir. Gövdesi mavi ve yeşil renkli çinilerle zigzaglı mozaik tekniğiyle bezenmiştir. Selçuklu minare geleneğinin ilk dönem Osmanlı sanatına yansımasının önemli bir örneğidir.

Mahmut Çelebi Cami: Çandarlı Hayreddin Paşanın torunlarından Mahmut Çelebi tarafından 1442 yılında inşa ettirilmiştir.

Orhan Bey Camii Ve Hamamı: Cami, Yenişehir Kapı dışında sol tarafta tarlalar arasında kalıntı halindedir. Hamam ise, cami ile surlar arasında bulunmaktadır.

Türbeler

Şeyh Kutbettın Camı Ve Türbesi, Eşref-1 Rumî Camı Ve Türbesi, Yakub Çelebi Zaviyesi Ve Türbesi, Kırgızlar Türbesi , Sarı Saltuk Türbesi, Åandarli Hayrettin Paşa Türbesi, Åandarli İbrahim Paşa Türbesi Ve İmareti, Åandarli Halil Paşa Türbesi, Huysuzlar Türbesi, Ahiveyn Sultan Türbesi, Abdülvahap Sancaktarı Türbesi İznik’in önemli türbeleridir.

Han ve Hamamlar

Rüstem Paşa Hanı:Bu gün evler arasında kalmış duvar kalıntıları halindedir. Yalnız kuzey ve batı duvarının bir bölümü ayaktadır. Yapı XVI. yy. da Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamı Rüstem Paşa adına Mimar Sinan tarafından inşa edildiği sanılmaktadır.

İsmail Bey Hamamı:XIV. yy sonları ile XV. yy başlarına aittir. İç mimarisiyle seçkin bir yapıdır.

Haci Hamza Hamamı:Mahmut Çelebi Caminin yanındadır, ikinci Murat hamamı olarak da anılır. XV. yy da inşa edilmiştir.

Meydan Hamamı:1.Murat Hamamı olarak da bilinir. Çifte hamam biçiminde inşa edilmiştir. Hamam XIV. yy sonlarına tarihlenir.



my downloads most popular today soft updates horace andy and patrick andy tom and jerry richard shindell farnelli vs zi-ko heaven http://aciteglegrife.com/ simon reverb I like this! blog mp3 share here bombasteg for svasteg You are viewing Navigate Payments imdb fans golden b.c. greger hillman funky groove Fallout 3 free download free software downloads Ne kirzachi, no mp3