Temmuz-15-2007
Filed Under (Hatay) by admin

Antakya’ya 6 kilometre uzaklıkta bulunan, Yayladağı eteklerinde, ÅŸelaleler arasındaki, Suriye sınır kapısının yanıbaşında yer alan Harbiye’ye gitmek için alternatif çok.

Nasıl gidilir ?
İSTANBUL’DAN GİDİŞ

İstanbul’dan yola çıkıp, Türkiye’nin güneydeki bu en uç noktalarından Harbiye’ye gitmek istiyorsanız en mantıklı gidiÅŸ yolu, İstanbul - Ankara otobanını kullanmak.

Sonra da Konya üzerinden Adana’ya inmek. Konya Ovası’nda dümdüz yolda giderken, aşırı hız yapmamaya özen gösterin. Çünkü ilçe giriÅŸ çıkışlarında mutlaka radarlar yer alıyor. Ve para cezaları eskisi gibi deÄŸil. Kimsenin de gözünün yaşına bakmıyorlar.

Adana’ya gelince de Antakya’ya kadar otobanı kullanıp keyifle yolculuk yapabilirsiniz. Antakya’ya geldikten sonra gerisi kolay. Åžehir merkezinden 6 kilometre uzaklıkta bulunan Harbiye için yön gösteren tabelaları takip etmeniz yeterli.

ANKARA

Ankara’dan ise, Konya - Adana - Antakya istikameti, sizi harbiye’ye ulaÅŸtıracak…

İZMİR’DEN GELENLER

İzmir’den geliÅŸ ise biraz uzun ve zahmetli. En ideali, İzmir’den TavÅŸanlı - UÅŸak - Afyon - Konya güzergahını izlemek.

Daha sonra da İstanbul ve Ankara’dan gelenlerin yaptığı gibi Adana’ya inip Hatay’a gitmek.

İzmir - Hatay yolu, 1088 kilometre.

ALTERNATİF YOL!

EÄŸer “gezmeyi severim , virajlar da benim için önemli deÄŸil” derseniz, alternatif yol, her halukarda Konya’ya kadar gidin. Sonra da Karaman yolunu kullanın. Ama asıl macera sonrasında baÅŸlıyor. Karaman’ı geçtikten sonra, Silifke’ye kadar inmeniz gerekiyor. İneceÄŸiniz bu yol Silifke’ye kadar 110 kilometre. Ama neredeyse tamamı virajlardan ve iniÅŸ çıkışlardan oluÅŸuyor. Hem yol, hem çevre inanılmaz güzellikte.

Eğer araç tutmuyor ve doğayı hissetmek istiyorsanız bu yolu kullanın.

HARBİYE’DE MUTLAKA YAPIN!

Åželalere gidin! Yayladağı’ndan aÅŸağıya vadiye akan sular içinde kurulan masalarda oturun. Sandalyelerden ayaklarınızı sulara sokup serinleyin.

Şelalelerde demli çay için!

BoÄŸaziçi Restoran’da, kekik salatasının, humusun, kemiksiz ızgara tavuÄŸun, künefenin tadına mutlaka bakın.

Yılmaz İpek’ten erkekseniz kendinize yüzde 100 ipek kravat ya da gömleklik, bayansanız ipek ÅŸal ya da elbiselik alın.

Defne yağı ve sabununu unutmayın.

YOLDA NEREDE YEMEK YİYECEKSİNİZ!

AFYON’DA CUMHURİYET SUCUKLARI!

Yol boyunca yemek molası verecek çok yer var mutlaka. Ama İzmir’den geliyorsanız Afyon’da Cumhuriyet Sucukları’nda durmamazlık etmeyin. Burada özellikle tesisin asıl bölümünde yapılan sucuklu yumurtayı yiyip, viÅŸneli ekmek kadayığının tadına mutlaka bakın.

MERSİN’DE TANTUNİ!

Mersin’deyse Tantuni için mutlaka, eski garaj bölgesinde yer alan Göksel -1 Tantuni ve Biftek Salonu’na uÄŸrayın. Tantuni neymiÅŸ, servis nasıl yapılırmış görün. Öyle lüks bir lokanta deÄŸil. İçi fayanslarla döşeli tertemiz bir lokanta.

Mersinliler’in ve bilenlerin uÄŸramadan geçmediÄŸi bu lezzet durağının daha kapısından içeri girer girmez bir garson sizinle ilgilenirken diÄŸeri hemen masanızı hazırlıyor. Servisler açılıyor. Otlar masaya konuluyor. İçeceÄŸiniz hemen önünüze geliyor. Sonra da ekmek içi mi yoksa “Açık ekmeÄŸe” mi, yani, lavaÅŸa mı tantuni istediÄŸiniz soruluyor.

Garsonlar yıldırım hızıyla masalar arasında dolaşıp istediklerinizi getiriyor. Elinizdeki tantuniyi bitirmeye yakın garson hemen ikincisini isteyip istemediğini soruyor.

Kısacası Mersin’e yolunuz düştüyse mutlaka uÄŸrayın!

SERTAVUL GEÇİDİ VE KÖZDE SARIMSAK…

EÄŸer yolunuz Konya - Karaman - Silifke üzerinden geçiyorsa, özellikle de Sertavul Geçidi’nde, Mut’a 38 kilometre kala Shell benzin istasyonun hemen yanında bulunan Veli Yılmaz’ın iÅŸlettiÄŸi Sertavul Et Lokantası’nda mutlaka mola verin.

Burada yanık yoğurdu, pamuk gibi pirzolaları, kömür ateşinde ızgara sarımsak, soğan ve biberleri afiyetle mutla yiyin.

Bu arada üzümden yapılan helvanın ağızda dağılan tadına bakmadan masadan kalkmayın. Göreceksiniz. Yol belki sizi yoracak ama burada vereceğiniz mola ve yedikleriniz, bütün hepsine değdiğini gösterecek.

Nerede kalınır ?
Harbiye’de kalmak için çeÅŸitli alternatifler var. Hemen her bütçeye uygun tesisler yapılmış. Harbiye, yaz aylarında arap ülkelerinden gelenler için serin, aÄŸaçlar altında, temmuz, aÄŸustos sıcağını hissettirmeyen ideal bir dinlenme yeri. Zaten bütün otellerde Arap ülkelerinden gelenlere rastlıyorsunuz. Hatta sokaklarda Türkiye’de çok az bulunan Arap plakalı Lexus, Toyota büyük ve özel jeepler, resmi geçit yapıyor.

Harbiye’de kalınabilecek yerlerin başında, müşteriye gösterdikleri sıcaklık, odalarında bulunan split klima, televizyon, buzdolabı gibi özellikleriyle, ana cadde üzerinde yer alan Büyük Özcihan Hotel’i ilk tercihlerden biri olabilir.

Sabah kahvaltısında açık büfe olarak istediğini yeme içme şansınız var.

En önemlisi de sabahları kendi yaptıkları demli çayları müşterilerine de ikram etmeleri. Ayrıca poşet çaylar da veriyorlar.

Bir başka adres ise Harbiye içinde, Hotel Çınar.

Öğretmen emeklisi sahibinin yeniden elden geçirerek daha kaliteli hale getirdiği Hotel Çınar, televizyonlu ve klimalı odalarıyla müşterilerine aile ortamında hizmet veriyor.

Ne yenir ?
HARBİYE , LEZZET DURAÄžI…

Harbiye’ye gidince hem görülecek yerler açısından hem de yemek yenilecek yerlerin fazlalığı yönünden, önünüze bir çok alternatif çıkıyor. İsterseniz ÅŸelalelerin içinde, ayaklarınızı sulara sokarak, suyun içindeki masalarda, aÄŸaçların altında yemek yiyebilirsiniz. Åželaler içinde, onlarca lokanta sizi bekliyor. Hemen hepsinde de lezzetli yiyecekler var. Tek farkları sunumları. Åželale lokantaları kimi aile iÅŸletmeleri, kimi ufak iÅŸletmeler. O nedenle hizmet bakımından fazla beklentiniz yoksa buraları tercih edebilirsiniz.

Ancak Harbiye’ye kadar gidip de, yemek yiyecekseniz, hatta yemek zamanı olmasa bile oraya gittiyseniz, mutlaka Harbiye’de Åželalelerin giriÅŸinin hemen karşısında bulunan, BoÄŸaziçi Restorant’a gidin ve yiyeceklerin nefis tadına mutlaka, ama mutlaka bakın.

Bu lokantanın diğerlerinden ne farkı var ki bu kadar tavsiye ediyorsanız diyorsanız, gidince ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Her şeyden önce lokanta, ağaçların gölgesinde yer alıyor. Bahçe içinde ayrıca suni havuz öğlen saatlerinden itibaren açık tutuluyor.

Bu şekilde havuzun suyunun verdiği serinlik, öğlen sıcağında yemek yiyenlerin rahatlamasını sağlıyor.

En önemlisi ise, lokantanın ortasından geçen ve Harbiyeliler’in hala kullandıkları daÄŸ suyunun aktığı küçük nehir kenarında bulunan masalarda oturuyorsanız serinlemek için bir alternatifiniz daha var. O da masaların üstünde bulunan gölgelik çatı kaplamasının üzerinden sular, sürekli nehirin üzerine akıyor. Bu ÅŸekilde güneÅŸte kızan çatı kaplaması, üzerinden akan suyla serinliyor. Altında oturanlar da keyifle yemeklerini yiyorlar.

GELELİM YEMEKLERE…

BoÄŸaziçi’ne gittiÄŸinizde ÅŸanslı gününüzdeyseniz, ya da lokantanın demirbaÅŸ garsonlarından olan “Harbi Harbiyeli” Necat Aslanyürek’i de bulursanız, ne yiyeceÄŸinizi düşünmenize bile gerek yok.

Necat, genç Harbiyeli bir garson. Ama lokantaya gelen müşterilere, sanki kendi evindeymiş gibi davranıyor.

Onlara yemekleri keyifle öneriyor, servis yapıyor. Sunuyor.

İsterseniz hem yöreyle hem yemeklerle ilgili bilgi veriyor. Yani yok yok. Sohbeti rahatsız edici değil keyifli..

Masanıza ne geleceğini ona bırakın. Size de sadece yemek kalsın. Onun seçimiyle masa öyle bir donanıyor ki, neyi nasıl yiyeceğinizi şaşırıyorsunuz. Gelen mezelerin arasında neler yok ki!

Onun önereceği içli Köfte, Oruk, Öcce, Ekşili Börülce, Aşur, Ekşi Aşı, Cevizli Biber (Muhammara), Kaytaz Böreği, Bakla Ezmesi, Beyaz Kabak Boranisi, Katıklı Ekmek, beyaz peynir, salatalar, patlıcan salatası; ama kömürde közlenmiş patlıcan ile yapılanı gibi mezeleri hiç düşünmeden kabul edin.

Ama unutmayın. Bu lokantadaki porsiyonlar, büyük şehirlere göre iki misli büyüklükte. O nedenle masanıza dizilen hemen her şeyi yiyeyim demeyin. Yoksa mide fesadına uğrarsınız.

Eğer yemeklerin lezzetinden hepsini yerseniz yola devam etmeden önce, şelalelere inin. Orada gezin biraz. Yemeklerinizi eritin. Yoksa bizim başımıza gelen sizin de başınıza gelir.

Harbiye’den sonra, ÅŸelalelerde dolaşıp, Adana’ya gittiÄŸimde, akÅŸam yemeÄŸini ancak gece saat 22.00′de yemeye cesaret edebildim. Amabu çaba da boÅŸa gitti.

Özlemle gittiÄŸim Yüzbaşılar Kebapçısı’nda, önüme gelen o güzelim Adana Kebabı’nın ancak yarısını yiyebildim. Çünkü hala Harbiye’de yediÄŸim yiyecekleri, aradan 7 saat geçmesine raÄŸmen eritememiÅŸtim!

Masanıza gelen yiyecekler arasında neler yok ki!

KEKİK SALATASI

Mevsiminden giderseniz taze, daÄŸlardan taplanarak, domates, soÄŸan, nar ekÅŸiÅŸi katılarak yapılan salatayı Türkiye’nin baÅŸka yerinde yeme ÅŸansınız yok.

Öylesine lezzetli ki, sırf bunun için Harbiye’ye gitmeye deÄŸer.

HUMUS

Bu bildiğimiz humustan değil. ev yapımı lezzetinde, kendi yaptıkları salatalık turşuları humus tabağının etrafında keyifle dizili.

Üstlerinde domates dilimleri lezzetli mi lezzetli. Aralarda siyah zeytinler. Sırf bu meze bile bir kiÅŸiyi rahatlıkla doyuracak büyüklük ve lezzette…

EKMEK

Bu da bildiğimiz ekmeklerden değil. Pide biçiminde ama daha ince ve yemeğe oturunca yapılan bu ekmeklerle mezeler müthiş ikili oluşturuyor. Bir parça ekmek, biraz meze. Bir parça ekmek biraz meze derken ne olduğunu şaşırıyorsunuz.

KÖMÜR ATEŞİNDE IZGARA TAVUK

Sıcak olarak her türlü et çeşidi lokantada yer almasına karşılık, özellikle kömür ızgarada kemiksiz terbiyeli ızgara tavuk yemenizi tavsiye ederim.

Kemikleri çıkarılan yarım tavuk koca porsiyon kömür ateşinde tam kıvamında pişip masanıza geliyor. Üstüne sürülen özel sosuyla lezzetine lezzet katılan tavuk parmaklarınızı yedirecek cinsinden.

KÜNEFE

Bu kadar yeter. Mide fesadı geçireceÄŸim diye düşünebilirsiniz. Ancak ne yazık ki Harbiye’ye kadar gitmiÅŸken, kömür ateÅŸinde piÅŸirilen, damakda dağılan künefenin tadına bakmayacak mısınız!

Künefe masada kaç kişiyseniz ona göre yapılıyor. Yani 20 kişiye özel olarak koca bir tepsi içinde yapılan künefe, iki kişi için büyük şehirlerde 4 kişilik porsiyon olarak yapılıyor.

Zaten tadına bakınca göreceksiniz ki, o güne kadar yediğiniz künefeler bunun yanında tatlı bile değil. İçindeki yörenin peynirleriyle, lezzetiyle, üzerindeki insanı baymayan şerbetiyle yediğinize pişman olmayacaksınız.

Harbiye’de tatlı olarak, artık tadına nasıl bakarsınız bilmem ama TaÅŸ kadayıf , Kabak tatlısı , kereviç gibi özel lezzetler de var. Her biri tadından yenmeyecek kadar lezzetli…

BÖYLE ADANA KEBABI, ADANA’DA BİLE YOK.

Diyelim aceliniz var. Harbiye’den kısa zamanda ayrılmanız gerekiyor. O zaman lokantaya gidip leziz yemekleri beklemeye vaktiniz de yok. Ne yapacaksınız! Fazla düşünmeye gerek yok. DoÄŸru Harbiye’de dolmuÅŸ duraklarının kalktığı yerde bulunan, bir duvara iliÅŸtirilmiÅŸ ufacık dükkanlardan oluÅŸan kebapçılara gidin. Buradaki kebapçıların hepsi, birkaç masa ve sandalyeden oluÅŸuyor. Hemen hepsinin kendine özgü müşterisi var.

Bülent’in Kebapçısı, Bizim Kebap, Sırdaşın Yeri, UlaÅŸ Erha’nın Yeri kebapçıların isimleri. Ancak bütün bu kebapçıların ortak bir noktası var. Hepsi de bir ustanın yanında yetiÅŸmiÅŸ. O ustan iÅŸi öğrenip sonra da gelmiÅŸ yanına kebap dükkanlarını açmışlar. Usta da onlara ses çıkarmamış. O ustalığını konuÅŸturuyor. Hem de aynı yerde Süleyman Usta. 22 yıl önce Harbiye’ye kebabı ilk getiren kiÅŸi o. Åžimdi oÄŸlu Erhan ile ile birlikte ufacık kebapçı dükkanını iÅŸletiyor. Bir kebap tezgahı ve birkaç masa. Dükkanda sadece Adana usulü kebap var. Sadece o. Ancak o kebabı yediÄŸiniz zaman parmalarınızı da yiyecek hale geliyorsunuz. Kebabın sırrı günlük dana etinden olması. Her gün alınan dana etleri, bir iki saat soÄŸan, sarımsak ve zeytinyaÄŸda terbiye edildikten sonra baÅŸlanıyor kebap olarak müşterilere sunulmaya.

Kebapların bir özelliği de içine konuldukları saç ekmeklerinde. Ekmekler, ateşte ısıtılıp gevrek hale getiriliyor sonra da üzerine, yörenin biber, hem de acılısından özel salçası sürülüyor. Ayrıca közde pişirilmiş biber, soğan da dürümün içine konuluyor. Sonra da müşteriye sunuluyor.

Bu kebap öyle tutuluyor mi, Adana’dan kebap yemeÄŸe müşterileri geliyor Süleyman Usta’nın. Hatta bazı müşterileri yurt dışına bile götürüyorlar kebabı. Bozulmuyor mu diye soruyorum. Cevabı, “Taze et 24 saat dayanır. Ama buzluktan çıkarsanız 1 saat içinde et bozulur. O nedenle et rahatlıkla gidiyor dünyanın dört bir yanına” diyor.

Ne demeli. Afiyet olsun demekten baÅŸka.

USTASINDAN TAVUK DÖNERİ DE VAR!

Yine acele iÅŸi olanlara bir baÅŸka öneri ise, hemen kebapçıların karşısında yer alan Ali Usta’nın Tavuk döneri satan büfesi. Yurt dışında işçi olarak çalıştıktan sonra memleketi olan harbiye’ye gelen Ali İşgüder, burada açtığı döner büfesinde, yaptığı lezzetli dönerle müşteri kazanmış. Dönerleri yine dürüm olarak satıyor. Özel acılı biber sosu sürülü dönerleri, içine turÅŸu, domates gibi garnitürler koyarak müşterilere sunuyor. Bunun da tadına bakabilirsiniz gönül rahatlığıyla.

Alışveriş
İPEK ÜRÜNLER HARBİYE’DE!

Harbiye’de alacaklarınız arasında ilk sırada tabii ki, bölgede tamamen el dokuması olarak yapılan ipek ürünleri var. Harbiye’de ipekçiliÄŸin çok eski geçmiÅŸi var. Anadolu tarihinde ilk ipek kumaÅŸ Harbiye’de (Antakya) dokunmuÅŸtur.

Baharat Yolunun vazgeçilmez duraklarından biri olan Harbiye, tarihinin en önemli ÅŸahsiyeti ve aynı zamanda ilk dokumacı olan Åžeyh Yusuf El - Hekim’e ev sahipliÄŸi yapmıştır.

Yılmaz İpek maÄŸazası, Harbiye’de hem üretim yapıp, hem de satan bir ailenin dükkanı. Sahibi Tuncay Büyükaşık’ı bulursanız size aileden gelen ipekçilikleriyle ilgili hem bilgi veriyor, hem de ürünleri tanıtıyor.

Tuncay Büyükaşık, ikinci kuÅŸak bir patron. Dükkanında eÄŸer mevsiminde giderseniz ipekböceklerini dut yapraklarını yerken bile görme imkanınız var. Dükkanın giriÅŸinde yer alan tezgahta sembolik de olsa ipek dokumacılığı yaptırıyor çalışanlarına. Raflarda sıra sıra ipek kumaÅŸlar. Hepsi birbirinden kaliteli, sade desenli ipek kumaÅŸlar, ürünler arasında anlatıyor heyecanla…

Günümüzde ipekçilik yapan Antakya’da toplam 4 aile kaldı. Bunların ikisi Samandağı’ndan ikisi Harbiye’de. Babam Hasan Büyükaşık, çocukluÄŸundan beri ipek böceÄŸi yetiÅŸtiriyor ve ipek dokumacılığı yapıyordu. Åžimdi 67 yaşında babam. Artık çocuklarına devretti bu iÅŸi.

Bu mesleği sürdürmeyi düşünüyoruz. Ağustos ayı ipekböceklerinin beslenme dönemi. Zaten ipek böceklerinin 40 günlük yaşamı var. 35 gün dut yaprağı yer. 5 -10 gün içinde kozayı örer. Kozadan kumaş haline gelen kadar ipek yaklaşık 27 ayrı işlemden geçer kumaş oluncaya kadar. Bu süreç meselesi. Bazen bu süre 1 yılı bile buluyor.

İpek ürünlerde bulunabildiği kadar kök boya, eğer kök boyası yoksa bu kez ipek boyası kullanıyoruz.

Yılmaz İpekçilik’te elbiselik ve gömleklik yüzde 100 saf ipek, yaklaşık 60 çeÅŸit ipek var. Ayrıca bayanlar için ÅŸal, masa örtüsü de üretiliyor. Erkekler için takım elbiselik, gömleklik ipekler sıra sıra müşteri bekliyor. Kravatlar ise Harbiye’de dokunduktan sonra sadece baskı iÅŸlemleri için İstanbul’a gönderiliyor.

Dükkanların müşterileri arasında büyük ÅŸehirlerden gelen, el dokuması ürünleri artık neredeyse bulamaz hale gelen yerli turistler var. Burada birbirinden güzel ve gerçek ipek ürünlerini görünce almadan dönmüyorlar. İpek ürünlerin yabancı müşterileri arasında ise özellikle Bahreyn, Lübnan ve Ürdün’den gelen Araplar da var.EÄŸer yolunuz buraya kadar düşmüyorsa üzülmeyin. Yılmaz İpekçilik, yurtiçinde düzenlenen El Sanatları Fuarları’na da katılıyor. Buralarda hem ürünlerini, hem de Harbiye’yi tanıtıp satış yapıyorlar.

PEKİ FİYATLARI NE KADAR?

Hemen aklınıza fiyatları nedir diye bir soru gelebilir. Yılmaz İpek ürünlerini Vakko , Beymen gibi Türkiye’nin en ünlü maÄŸazalarına gönderiyor ama Harbiye’deki satış fiyatları, büyük ÅŸehirlerde sıradan bir ürüne verebileceÄŸiniz fiyattan daha uygun dersem ÅŸaşırmayın.

Yılmaz İpek’in Harbiye’de iki maÄŸazası var. Bir maÄŸaza BoÄŸaziçi Lokantası’nın hemen yanında yer alıyor. DiÄŸeri de, Harbiye’de ana cadde üzerinde bulunan, Büyük Özcihan Oteli’nin hemen yanında yer alıyor. İki maÄŸazada da istediÄŸiniz ürünleri bulabiliyorsunuz. Burada ayrıca Defne Sabunu, Defne yağı gibi romatizmaya iyi geldiÄŸi biliniyor , ürünleri de bulma imkanınız var.

NAR EKŞİSİ

Antakya’ya gidince alacaklarınız arasında en önemli lezzetlerden biri ise, Nar EkÅŸisi. Bunu da Uzunçarşı içinde yer alan dükkanlardan alabilirsiniz.

Ama çarşı içinde Ahmet Cuci’yi bulursanız ondan alın. Özel olarak yetiÅŸtirilen ve toplanan nar ekÅŸiÅŸi, en lezzetli olarak Hatay’da bulabileceÄŸinizi unutmayın. Uzunçarşı’dan ayrıca Keçi peyniri ve çara peyniri gibi deÄŸiÅŸik lezzetli peynirleri de alma imkanınız var.

ÇAKMAK TAŞINDAN KOLYELER

Åželaleye giderken eÄŸer uÄŸura, burçlara inanıyorsanız, 73 yaşındaki Åžeyh Ali’nin Antakya Fransız iÅŸgalindeyken, Fransız askerlere ilk olarak yapmaya baÅŸladığı, çakmak taşından burçların simgeleri olan kolyeleri alabilirsiniz. TaÅŸların üzerinde ise nazar duası, karınca duası yer alıyor.

Bütün bunlara inanmasanız bile, sırf Åžeyh ile sohbet etmek için burada durun. Onun sohbetinin tadını çıkarın. Ne zaman bu iÅŸe baÅŸladığını sorduÄŸum Åžeyh Ali, “Bir milyon yıldır bu iÅŸi yapıyorum!” deyince ÅŸok geçirdim. Åžeyh Ali’nin ÅŸeyhliÄŸi ise, Alevi dedesi olmasından geliyor. Upuzun sakalları ve giyim tarzıyla, gerçekten görülecek bir kiÅŸilik Åžeyh Ali.

Yine Şelale yolu üzerinde bir başka hediyelik eşya satıcısı ise, 16 yıldır oya işleri yapıp satan Sabira Oduncu. El işi danteller, kenar dantel, yatak odası için yapılanlar, vitrinlikler, fiskoslar yer alıyor. Sakız gibi bembeyaz tertemiz ürünlere şelale girişinde yer alan bir kaç hediyelik eşya satan tezgahın arasında rastladık. Bir zamanlar iç ve dış turizmin en hareketli olduğu zamanda daha fazla iş yapan Sabira Oduncu, artık o coşkulu günleri görememenin rahatsızlığı içinde. Ancak yine de gelen müşterilerine en iyi satışı yapmaya çalışıyor.

GERÇEĞİNDEN AYIRMASI ZOR TARİHİ PARALAR!

EÄŸer eski eserlere ve uygarlıklara ilginiz varsa, gideceÄŸiniz adres mutlaka Harbiye ana caddesi üzerinde bulunan İbrahim Mehmet Tüner’in Hermes isimli turistik eÅŸya satan dükkanı olmalı.

Dükkanda bölgeye ait eski eÅŸyalar, mozaik çalışmaları, defne sabunu ve yağı bulabilirsiniz. Ancak en önemlisi İbrahim Bey, Türkiye’de çok az yerde bulabileceÄŸiniz bir baÅŸka iÅŸ yapıyor. O da antik sikkelerin kopyalarını aslına uygun olarak yapıp satıyor.

Yani, paranın dünyada ilk ortaya çıktığı Lidya döneminden Osmanlı dönemine kadar, Anadolu topraklarında yaÅŸayan tüm medeniyetlerin metal obje ve sikkelerini yapıyor. Hem aslına birebir benzeyen paralar. Örnekleri hatalı, kenarları bozuksa aynen. Bu paralar ne iÅŸe mi yarıyor! İşte ilginç olan tarafı o.! Ülkemizde fazla bilinmeyen bir ÅŸekilde deÄŸerlendiriliyor bu paralar.Bu paraları Türkiye’de Kültür Bakanlığı’na baÄŸlı bazı müzelerde bulma imkanınız var. Müzeleri gezenler çıkışta bu para örneklerinin kopyalarını da alıp evlerinde de görebiliyorlar.

Ancak bu paralar özellikle Avrupa ülkelerinde, Almanya, Avusturya, Kanada, Amerika gibi yerlerde de büyük ilgi görüyor. Orada para koleksiyoncuları aslına uygun olarak yapılan bu paraları alıyor. Röprodüksiyon para koleksiyonu yapıyor. Çünkü orjinalini bulabilse tanesine 8 -10 bin Euro verecekken, bu paraları maksimum 50 Euro’ya kadar alabiliyor.

ZEKA VE BECERİ TANRISI KOLYE İSTER MİSİNİZ!

Paraların bir baÅŸka kullanım alanı ise ziynet eÅŸyası olarak. Nasıl mı? Mesela Kanadalı bir alıcı, 4 bin adet gümüş sikke istiyor. İbrahim Bey ne yapacağını sorunca da, “Erkekler için kol dügmesi yapacağım!” diyor. Gerçekten de paralar özel bir çalışmayla kol düğmesi haline getirilip satılıyor. Sadece erkekler için deÄŸil, bayanlar için de ziynet eÅŸyaları yapılıyor bu paralarla. Kolye, broÅŸ, iÄŸne hatta anahtarlık olarak da röprodüksiyon paralar da kullanılıyor.1978 yılında bu iÅŸe baÅŸlayan ve gördüğü ilgi üzerine Türkiye’nin bir ucunda bu iÅŸi yapan İbrahim Bey’in ürünlerini, İstanbul’da Kapalıçarşı’da görme imkanınız var. İbrahim Bey eski paraların kalıplarını müze kataloglarından görüp kendi yapıyor ya da Avrupa seyahatlerinde gittiÄŸi müzelerden kalıp elde ederek ortaya çıkarıyor. Özel sipariÅŸ üzerine, altın, gümüş, bronz alaşımlarla da çalışıyor. Ortaya gerçeÄŸinden ayırt etmek imkansız yüzlerce yıl öncesinin paraları çıkıyor. Bugüne kadar 500′e yakın farklı para ürettiklerini söyleyen İbrahim Bey, kendisinden koleksiyonu için para almaya insanların İstanbul’dan Adana’ya uçakla gelip, sonra da geri döndüklerini keyifle anlatıyor.

İbrahim Bey’in ürettiÄŸi paralar o kadar ilgi görüyor ki, Amerika’nın en önemli müzelerinden New York’taki Metropolitan Müzesi, satış için kendisine ücretsiz olarak satış bölümünde stand vermeyi bile teklif ediyor.

Kısacası, eÄŸer farklı bir ÅŸeyler almak istiyorsanız, tam da üretildiÄŸi yerden yani Harbiye’den bunu alma imkanı var “Hermes” te.

ANTİK HEYKELLER , MOZAİKLER VE KÖMÜR GÖZLÜ KADINLAR BİRARADA.

Harbiye’de ayrıca İbrahim ve Abdullah Özalp tarafından yapılan antik çaÄŸdaki heykelleri de ilginiz varsa alma imkanınız var. Özalp’in galerisi ise, Hermes Antikacısının hemen yanıbaşında. Heykeller Harbiye’de Müzede sergilenen antik eserlerin birebir kopyası buradada. GerçeÄŸinden ayırmak imkansız neredeyse. Heykeller Åženköy taşı, mermer, Ulukışla Taşı gibi taÅŸlardan ortaya çıkarılıyor. Bazıları da yörede daÄŸlarda bulunan siyah taÅŸlarla yapılıyor. Ancak buraya gittiÄŸiniz zaman, galeriyi paylaÅŸan Mehmet DaÅŸkafa’yı mutlaka bulun.

Cüssesiyle iri görünse de düşündükleriyle, yapmaya çalıştıklarıyla yüreÄŸi Harbiye için atan bir delikanlı o. Daha merhaba der demez ilgilendiÄŸinizi görürse size hemen Antakya Müzesi’nin, yani dünyanın ikinci Mozaik Müzesi’nde sergilenen eserlerin yüzde 98′inin Harbiye’den çıkarıldığını, Harbiye’nin özelliklerini tek tek anlatıyor. Kendisi de güzel sanatlara 5 yaşında gönül vermiÅŸ, o zaman resim yapmaya baÅŸlamış. 14 yıldır ise yaÄŸlıboya resim yapıyor. Resimlerinde çizdiÄŸi kömür gözlü kadınlar bakanların içini açıyor. Son zamanlarda Harbiye’nin mozaiklerine gönül veren Mehmet, çok güzel mozaik çalışmaları da yapıyor. Eserleri eski çaÄŸllarda olduÄŸu gibi doÄŸadan topladığı hammaddelerle yapıyor.

Harbiye’nin tanıtımı için gece gündüz çalışıyor. Harbiye’nin hemen her köşesini fotoÄŸraflamış. BoÅŸ vakitlerinde daÄŸlarda dolaşıyor, yeni yerler keÅŸfediyor. En çok üzüldüğü Harbiye’nin mozaiklerinin daha bir çoÄŸunun ortaya çıkarılamayışı toprak altında yıllardır yatıyor oluÅŸu. Hatta ben galeriye gittiÄŸim zaman yanında ziyarete gelen arkadaşı Ganim Duman ile sohbeti bu konu üzerineydi. Ganim Bey’in söylediklerini duyunca kulaklarıma inanamadım. Evinin bahçesinde hurma aÄŸaçlarının altında 800 metre kare büyüklüğünde, bozulmamış mozaiklerden olduÄŸunu söylüyordu. “Nasıl olur?” deyince, “Oluyor iÅŸte!” dedi ve öyküsünü anlattı.

“Evin bahçesinde taa Fransızlar Hatay’ın iÅŸgal ettiÄŸi dönemde mozaiklerin varlığı biliniyormuÅŸ. O zaman Fransızlar çalışmış mozaikleri bulmuÅŸ. Kültür bakanlığı elemanları da yıllar önce burada çalıştı. Onların dediÄŸine göre toprak altındati mozaiklerde Eros balık üzerine binmiÅŸ, yanından bir baÅŸka balık geçerken mozaik görüntüleri var. Leton, Hitit dönemi arabalarının olduÄŸu söyleniyor. Bunların hepsi tescil edildi ve üzerleri kapatıldı. Antakya Müzesi yetkilileri zaman zaman açacaklarını söylüyorlar. Ama parasızlıktan toprak altında yatıyor bu eserler. Ne yapacağımız bilemiyoruz.”

Ressam Mehmet DaÅŸkafa ise, Fransa’da, İngiltere’de müzeleri gezdiÄŸini ama Harbiye’de ve Antakya Müzesi’ndeki kadar kaliteli mozaiklere hiçbir yerde rastlamadığını söylüyor. Arkeolojik anlamda Mısır’ın Krallar Vadisi’nden bile Harbiye’nin daha zengin olduÄŸunu söylüyor.

“2 bin yıl önce burasının nüfusu 100 bin imiÅŸ. Åžimdi ise 37 bin. 7 farklı uygarlık kurulmuÅŸ burada. Ortada bir ÅŸey yok. Nerede bu insanlardan geriye kalanlar. Bahçelerden mozaikler, kırık pencere pervazları çıkıyor. Bilimsel anlamda hiçbir çalışma yok. Dünyanın en eski kilisesi St. Jean Kilisesi Harbiye’de. Gidin, görün. Bir mahalle içinde sıkışmış kalmış. Kimse ilgilenmiyor. İçinde yarasalar yatıyor. İçinde kaçış tünelleri var. 70 metre içinde kubbeler var. Ama bakan yok. Åželale Vadisi’nin en alt kısmında Apollo KoruluÄŸu diye bildiÄŸimiz yerde, Hızır Aleyhisselam makamı var. Burası ziyaret için kullanılıyor. İçinde Romalıların yıkanma yeri var. Büyük kesme taÅŸ bloklar, tarihi eserler mozaik var. Parçalanmış. Åžimdiye kadar duruyor. Kimse el atmadı.”

Daha ne demek lazım bilinmez…

En iyisi, vaktiniz olur da buralara giderseniz, her yeri gezmeye çalışın.

İlginç yerler
DAPHNE’NİN ÖYKÜSÜ…

Harbiye ya da eski adıyla Daphne, sadece günümüzde deÄŸil, çok eski çaÄŸlardan beri sayfiye yiri olarak biliniyordu. ÇaÄŸlar boyunca insanlar, Antakya’nın yaz aylarında aşırı sıcaklarından, Yayladağı eteklerinde yer alan Harbiye’de, sularla haşır neÅŸir yerde dinlenmenin tadını çıkarırlardı.

Seleukos ve Roma dönemlerinde çağlayanlarıyla tanınan dünyaca ünlü bir safiye yeri olan Defne çok sayıda köşkleri, tapınakları, eğlence yerleriyle ünlüydü ve stadyumunda düzenlenen olimpiyatların ihtişamı dillere destandı.

Ne yazık ki o eski ihtişamlı devirlerinden geriye, şiddetli depremlerden sonra bugüne gözle görülür bir eser kalmamış.

DAPHNE’NİN MİTOLOJİK HİKAYESİ.

Mitolojide yer alan Daphne’nin hikayesine gelince. Bu konuda farklı birkaç hikaye var aslında. Birincisine gore, müzik, aÅŸk ve ÅŸiir tanrısı Apollo aynı zamanda yaman bir okçuydu ve bu niteliÄŸi nedeniyle Eros’la dalga geçercesine konuÅŸurdu. Buna içerleyen Eros iki ok birden fırlattı: AÅŸk ve ÅŸehvet okunu Apollo’ya, mutlak nefret ve kalpleri aÅŸka kapatan oku ise Daphne’ye.

Daphne kibirli sözleriyle peÅŸinden koÅŸan Apollo’dan kaçarken ırmak kıyısına geldi ve babası nehir tanrısı Peneus’a kendisini kurtarması için yalvardı. Ancak ayakları yerinden kımıldamadı bile. Yakarısını ancak toprak ana iÅŸitmiÅŸti ve Daphne’nin bacakları uyuÅŸup, katılaÅŸmaya baÅŸladı. Gri renkte bir kabuk kalçalarını ve karnını kapladı, kolları dallara, saçları yapraklara dönüştü.

İmkansız aÅŸkının Defne aÄŸacına dönüşünü üzüntüyle izleyen Apollo, ona şöyle seslendi: “Ey Daphne, bundan sonra sen benim kutsal aÄŸacımsın. Ölmeyen yaprakların başıma taç olacak, ÅŸairlerin ve kahramanların alnını süsleyeceksin.”

Bir baÅŸka söylencede ise, Zeus’un oÄŸlu ışık tanrısı Apollon, ırmak kenarında gördüğü genç ve güzel bir kız olan Daphne’ye aşık olur ve onunla konuÅŸmak ister. Daphne’yi kovalar. Daphne kurtulamayacağını anlar. “Ey toprak ana beni ört, beni sakla, beni koru” diye yalvarır. Daphne aÄŸaca dönüşür. Apollon ÅŸaşırır.

Bu olaydan sonra ÅŸiir ve silah zaferi defne aÄŸacının dalıyla mükafatlandırılır ve Defne’nin gözyaÅŸlarının Harbiye’deki ÅŸelaleleri meydana getirdiÄŸine inanılır.

ÅžELALE FİLMİ…

Harbiye’ye gittiÄŸiniz zaman Åželale gideceÄŸiniz yerlerin başında gelmeli. Antakyalılar’ın yaz aylarından vazgeçilmez gezdikleri yerlerin başında gelen Åželale’ler bir zamanlar, kendisi de Harbiyeli olan yönetmen Semir Arslanyürek tarafından filme çekilmiÅŸti.

Gerçek olay ve kiÅŸilere dayanılarak çekilen ‘Åžellale’nin baÅŸrollerinde Hülya KoçyiÄŸit, Tuncel Kurtiz, Aykut Oray, Ali Sürmeli, SavaÅŸ YurttaÅŸ gibi deneyimli oyuncular rol alırken diÄŸer rolleri Ege Aydan, Nurgül YeÅŸilçay, Canan HoÅŸgör, Ezel Akay, küçük oyuncular Zuhal TatlıcıoÄŸlu ve yönetmen Semir Aslanyürek’in oÄŸlu Enis Aslanyürek paylaÅŸtılar…

Filmde olaylar, 8 - 10 yaÅŸlarındaki Cemal’in (Enis Aslanyürek) gözünden anlatılıyor… Cemal’in babası Demokrat Parti’li Yusuf (Aykut Oray) ile, ile amcası CHP’li Süleyman (Ali Sürmeli) arasında, farklı partilere mensup olmaktan kaynaklanan devamlı bir kavga vardır. Yüksek bir duvarla ayrılmış bahçelerine raÄŸmen, aile efradı arasına da yayılan kavga devam ederken, Harbiye Åželalesi’nin öyküsü, lirik bir ÅŸekilde araya giriyor…

Kasabadaki halkın, gördükleri rüyaları Harbiye Åželalesi’nde akan suya anlatma geleneÄŸi vardır.Çünkü onların deyimiyle ‘rüyalar sadece akan suya anlatılır ve yorumları Yusuf Peygamber’e mahsustur’… Bu geleneÄŸe baÄŸlı olarak Cemal de, kız kardeÅŸi Åžehra (Zuhal TatlıcıoÄŸlu) ile sık sık ÅŸelaleye giderek rüyalarını anlatır…

Kasabanın önemli kiÅŸiliklerinden birisi de, Cemal’in çıraklığını yaptığı kasabanın berberi Kel Selim’dir (Tuncel Kurtiz). I. Dünya Savaşı’nda Yemen’de savaÅŸan Kel Selim, çalışırken devamlı olarak memleketteki kötü gidiÅŸatı, ABD’nin yaptığı Marshall yardımını, Kore’ye asker gönderiliÅŸini ve okullarda öğrencilere zorla içirilen, onun deyimiyle “Amerikalılar’ın küçük çocuklarımızı aptallaÅŸtırmak için gönderdikleri eÅŸek sütünü” eleÅŸtirir…

Bir gün baraj yapmak için, ÅŸelalenin aÄŸzını geniÅŸletmeye kalkan bir inÅŸaat ekibi, ÅŸelale aÄŸzındaki kayaları dinamitleyince kayalar yarılır ve ÅŸelale suyunun önemli bir kısmı kaybolur. Bu olay, kasabayı karıştırır… Buna en çok kızanlardan biri de Kel Selim’dir… Fakat bir daha rüya anlatamayacakları endiÅŸesiyle Küçük Cemal ile kız kardeÅŸi Åžehra da çok üzülürler…

ŞELALELERE NASIL GİDİLİR?

Åželaler’e gitmek çok kolay. Harbiye’de kime sorsanız size hemen gösterir. Yayladağı’na çıkmadan once dağın eteklerinde vadide yer alıyor Åželale’ler. Buraya girer girmez zümrüt yeÅŸili doku sizi karşılıyor. Sonrasında ise hemen her taşın üstünden, yanından, her aÄŸacın neredeyse altından su damarlarının çıktığını görüyorsunuz. Yaz günlerinde, aşırı sıcaklarda, serin aÄŸaç dallarının altında, bir yanda ayaklarınızın altından sular akarken, bir yandan demli çaÅŸları içme ÅŸansınız var.

İsterseniz yöresel yemekleri, suların içine kurulan masalarda yiyebiliyorsunuz. Ya da arkadaşlarınızla sohbetler etme şansınız var suların içinde. Sular zaman zaman vadinin derinliklerinde şelaleler oluşturmuş. Onları seyretmek bile insanın günün yorgunluğunu unutmasını sağlıyor. Serinliğin içinde keyifle dinlenebiliyorsunuz.

ANTAKYA MÜZESİNİ MUTLAKA GÖRÜN!

Harbiye’ye kadar gitmiÅŸken tabii ki Antakya’da gidilebilecek ve gezilebilecek en önemli yerlerden biri. BaÅŸlıbaşına gidilecek yer olan Antakya’da görülecek yerlerin başında Antakya Müzesi geliyor. Tunus Mozaik Müzesinden sonra Antakya Mozaik Müzesi dünyanın 2. en büyük kolleksiyonuna sahip.

TİTUS GEÇİDİ

SamandaÄŸ’ın 5 Km. kuzeyinde denize hakim yamaçlarda M.Ö. 300 yıllarında Seleuykos Nikator tarafından kurulan ve kurucusunun adı ile anılan antik kenttir.

Kentin, dağın hemen bitiminde, dağdan gelen derelerin ağzında bir iç limanı vardı. Sellerin bu limanı doldurması tehlikesi ortaya çıkınca imparator Vespasianus zamanında dağ delinerek bir tünel açılması kararlaştırıldı. Tünel Titus zamanında tamamlandı ve derenin önü bir duvarla kapatılarak sel suları , yüksekliği 7 mt. genişliği 6 mt olan bu tünel vasıtası ile uzaklara akıtıldı , böylece limanın dolması engellenmiş oldu. 130 mt si tünel , kalanı açık kanal halinde olan tünelin uzunluğu girişten Çevliğe kadar 1380 metredir.

Tünelin deniz tarafındaki giriÅŸine göre saÄŸ tarafta , 100 metre kadar uzaklıkta kaya mezarları vardır. Burada kayalara oyulmuÅŸ maÄŸaraların içinde bulunan çok sayıda mezarın en çok ilgi çekeni , çukurun tabanındaki geniÅŸ maÄŸaradır. İçinde çok sayıda mezar bulunan bu maÄŸara diÄŸerlerinden farklı yapılmış yüksek ve gösteriÅŸli bir mezar yüzünden halk arasından “BeÅŸikli MaÄŸara”olarak anılmaktadır.

ST PIERRE KİLİSESİ

Antakya’nın 2 km kadar doÄŸusunda ve daÄŸ eteÄŸinde, Antakya - Reyhanlı yolu yakınında, önü duvarla kapatılmış bir doÄŸal maÄŸaradır.

Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde kilise olarak kullanılan ve Hıristiyanlığı yaymak için Antakya’ya gelen (M.S 1. yüzyılın ilk yarısı) havarilerden St. Pierre’nin adıyla anılan bu kilisenin önü sonraki devirlerde kapatılmıştır.

Halen müzeye bağlı bir birim olan kilise Papa VI. Paul tarafından 1963 yılında hac yeri olarak ilan edilmiştir. Her yıl burada 29 Haziran günü Katolik kilisesince ayin düzenlenmekte, bu ayine kalabalık bir cemaat katılmaktadır.

YAYLADAĞI ve SINIR KAPISI PİKNİK YERİ

Harbiye Yayladağı eteklerinde yer alıyor. Zaten Yayladağı’na çıkıp da, Yayladağı kasabasından sonra bir kaç kilometre gidince, Suriye sınırı baÅŸlıyor. İşte sınıra çok yakın, neredeyse sınırda olan piknik yeri de gidilebilecek yerlerden biri. EÄŸer Antakya ya da Harbiye’de kalıyorsanız, yaklaşık 16 kilometre tırmanarak Yayladağı’na çıkıyorsunuz. Sonra da neredeyse o kadar miktarı inmeye baÅŸlıyorsunuz. Yol boyunca doÄŸal güzellikler sizi bekliyor. Virajlı yolda dikkatli araç kullanırsanız keyifli bir yolculuk yaparsınız.

Yayladağı, ufak ama sevimli bir sınır kasabası. Kasabanın tek ana caddesinde her türlü dükkan yer alıyor. Burayı da gezebilirsiniz. Kasabanın fırınından alacağınız ekmek ve pideler de lezzetli.

Sınıra çok yakın bulunan piknik yerinde de yakın komÅŸumuz Suriye’nin hemen yanıbaşında piknik yapma imkanınız var. Türkiye sınırı ile Suriye sınırı içiçe olduÄŸu için, neredeyse bir bakışta Suriyeli askerleri görme ÅŸansınız var.

Zaten sınır kapısına kadar araçla gidebilirsiniz. Aracınızla geçmeseniz bile iki ülke sınırını görüyorsunuz. Suriye ile Türkiye arasında günübirlik geçiÅŸler için vize uygulaması olmadığı için, belki de bu kapıdan Suriye’ye gidip gelebilirsiniz.

Zaten iki ülke sınırın hemen dış kısımlarında yaya geçenler için, araçlar bekliyor. Sizi Türk tarafnda Harbiye ya da Hatay’a kadar, Suriye tarafında ise, Lazkiye’ye kadar araçlar götürme hizmeti veriyorlar.DeÄŸiÅŸik bir gezi olabilir sizin için.
anahtar kelimeler: Hatay Tatil Yerleri,Hatay otelleri,Hatay ucuz otelleri,Hatay ucuz pansiyonları,Hatay pansiyonları,Hatay restaurantları,Hatay gezilecek yerleri,Hatay tarihi,Hatay resimleri,Hatay araba kiralama,Hatay ucuz tatil,Hatay hotelleri,Hatay ucuz hotelleri,Hatay ulaşım,Hatay kalacak yerler,Hatay haritası,Hatay ilçeleri



Post a comment
Name: 
Email: 
URL: 
Comments: 
123454 drdivx106+crack ydecode crack realchat 3.5 crack mozaki blocks crack kitchendraw v4.5 crack urchin 5 crack dap crack 7 encspot crack clonedvd 3.0 crack disk checker crack winlinux 2003 crack acd see crack crack search engine.net turbocash crack cpucool crack 7.3.5 convoy crack nbpro 4.32 crack slovoed palm crack cafestation 3.31e crack tradelog crack dvdidlepro crack flashamp crack labview download crack smoking crack homeseer 1.7 crack levitra canada xanax pics phentermineyellow sophia viagra pictures e scripts phentermine otros viagra y 37.5 cheapest phentermine tramadol injection viagra patent expire adipex 37.5 best prices phentermine soma used for institute soma tramadol sice effects soma fabrications valium lethal dose tramadol for sle compare tramadol prices adipex with cialis free online order cheap phentermine cialis overnight delivery xanax highs nextday tramadol 180 ku soma tramadol reviews internetresults tramadol referrers viagra adipex online rx viagra cheap generic west coast tramadol valium recreational phentermine quick buy tramadol where discussion generic viagra xanax contraindications is tramadol addictive healthy herbal viagra phentermine snorting amide pharmaceutical phentermine viagra cream 5htp phentermine counter over viagra free levitra samples adipex cheap phentermine cialis ingredient tramadol index hcl tramadol tramadol gout discount tramadol discount tramadol librax withdrawal tramadol roche valium global pharmacy phentermine cialis viagra together tramadol withdrawal syndrome phentermine + sale soma sf radio tramadol complete pills fake story viagra original viagra adipex online consultation fast phentermine tramadol tamoxifen online xanax abuse statistics tramadol online overnight xanax shipped fedex prescription drug soma cod tramadol tramadol 50mg dosage viagra pfizer uk tramadol imprint code 30mg capsule phentermine cialis vs viagra argent soma order xanax cheap affiliate best phentermine cheap herbal viagra tramadol 120ct ireland viagra phentermine caffeine tramadol dosage tramadol and robaxcin 10 levitra adipex home p tramadol dosage cat link online.vilabol.uol.com.br soma snorting valium effects xanax upjohn tramadol info phentermine studies home made viagra tramadol controlled substance tramadol urinalysis testing tramadol recreational use referers viagra viagra levitra comparison tramadol cloridrato meridia vs adipex 3pm cheap phentermine viagra cialis levitra pain reliever tramadol soma muscle what tramadol hcl-aceta valium pictures xanax bars pics buy xanax overnight phentermine forums adipex shipped overnight lowest phentermine priced adipex free consultation viagra nitroglycerine cialis fda approval pill sale viagra adipex without rx tramadol ic free shipping phentermine viagra warning label canadian cialis levitra results effects i.us phentermine soma loft buy cheap valium lowest price viagra tramadol mexico online viagra discussion group soma fm indie sialis viagra cheap viagra pills gg 258 xanax ibuprofen with tramadol order adipex cheap cost levitra soma fit spa e scripts phentermine vector lovers soma mexican valium consultation online viagra xanax memory loss find viagra medication phentermine overnight xanax acetaminophen tramadol valiums tramadol prescription drug levitra blog tramadol medicine online soma comfort comprar levitra viagra levitra online xanax drug test a1 mylan xanax tramadol free delivery tramadol and keppra cialis comparison viagra canada xanax soma puzzles tramadol 150 tablets discount cialis fiorcet levitra rxpricebusters.com cialis free online record soma information on tramadol tramadol use alex smoke soma ibuprofen tramadol tramadol best buy referers viagra pill identification xanax tramadol with vicodan delivery phentermine saturday glucophage phentermine cheap online soma order pharmacy tramadol tramadol hydrochloride usan soma networks canada tramadol gov 350mg soma arkane soma phentermine 37 tramadol levels ambien cialis wagering phentermine buying generic soma overnight discount phentermine alprazolam xanax viagra shopping viagra to buy soma com 15mg phentermine overnight tramadol hcl phentermine abuse constipation phentermine phentermine delivery tramadol order cod agcode tramadol medication pain tramadol soma cafe adipex discount purchase online valium prescriptions soma california muscle soma