Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Serik….. Serik
SERİK

Antalya’nın ilçesi olan Serik, önemli Pamfilya kenti olan Aspendos’u barındırmaktadır. Günümüze kadar bozulmadan ulaşan, mükemmel akustiğe sahip Aspendos Tiyatosu, bugün önemli sanat etkinliklerine ev sahipliği yapmaktadır.

Tarihçe

Serik kenti M.S. II. yy. da Bergama Krallığı’na bağlı olarak bugünkü Yanköy yakınlarında bulunan “Sillion” (Koçhisar Tapesi) da ve Belkıs Köyünde (Aspendos) olmak üzere iki yerde kurulmuştur. 1817 de yerleşim bölgelerinin çok aralıklı olması nedeniyle önceleri “Seyrek” adı ile anılmış, 1950 yıllarına doğru “Serik” olarak adlandırılmıştır.

İklim

Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı Akdeniz iklimi egemendir.

GEZİLECEK YERLER

Aspendos: Pamfilya kenti olan Aspendos Antalya’nın 48 km. doğusundadır.Aspendos’a Antalya-Manavgat yolundan ayrılan bir asfalt ile ulaşılır. Kent, Serik İlçesinin 8 km. doğusunda Köprü Çayı’nın dağlık bölgeden düzlüğe ulaştığı yerde, biri büyük, diğeri küçük iki tepe üzerine kurulmuş zengin şehirlerden biridir. İlk ismi bastığı sikkeler üzerinde de görüleceği gibi Estvadiiys’tir. Antik dünyada en güçlü para Aspendos sikkesidir.

M.Ö. 7.yy. başlarında kurulan şehir, Perslerin, Attik Delos Deniz Birliği’nin, Büyük İskender’in, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı egemenliklerini tanımıştır. Evrimedon Çayı ağzındaki konumu ile önemli bir liman ve ticaret kenti olarak ünlenen Aspendos, mısır, gül ağacından yapılmış süs eşyaları, şarap, tuz ve at ticareti yapmıştır. Kent ayrıca antik dünyanın en iyi atlarını yetiştirmesi ile de ünlüdür.

Aspendos’taki eserler, Aşağı Kent Yapıları ve Yukarı Kent Yapıları olarak ikiye ayrılır. Yukarı Kent Yapıları arasında agora, bazilika toplantı yapısı, nymphaeum ve eksedra yer alır. Aşağı Kent Yapıları arasında ise tiyatro, stadion, hamamlar, su kemeri, tapınak ve nekropoller sayılabilir. Aspendos surlarının Helenistik Dönem de yapıldığı, sonraları Geç Roma ve Bizans Dönemlerinde birtakım onarımlar gördüğü bilinmektedir.

Aspendos’u sanat merkezi yapan yapıtların başında tiyatro gelmektedir. Aspendos Tiyatrosu antik dünyadan günümüze gelebilmiş en sağlam tiyatrodur. Küçük bir tepenin yamacına kurulmuş olan tiyatronun mimarı Aspendoslu Thedoros’un oğlu Zenon’dur. Kapasitesi 15.000 kişiliktir. En önemli özelliği sahip olduğu muhteşem akustiktir. Tiyatro Selçuklular döneminde kervansaray olarak kullanılmıştır. Sahne binasının bazı yerlerinde görülen beyaz sıralar üzerine zikzak motifleri Selçuklu Dönemine aittir. Tiyatronun cavea bölümü yarım daire planlı olup, geniş bir diazoma ile ikiye ayrılır. Üst caveanın arkasını 59 kemerden oluşan geniş bir galeri boydan boya çevirmektedir. Caveanın iki tarafında girişlerin üzerindeki özel localar imparatorluk ailesine ve ocak rahibelerine ayrılmıştır. Orkestradan itibaren yükselen oturma sıralarının ilki senatör, yargıç ve yabancı elçilere, ikincisi kentin ileri gelenlerine aittir. Kadınlar genellikle üst sıralarda, galerinin altındaki bölümde otururlardı. Geri kalan bölümler kentin tüm vatandaşlarına açıktır. Sahne tiyatronun en çarpıcı bölümüdür.

Konglemara bloklarından inşa edilen iki katlı fasadın alt katında aktörlerin sahneye çıkışlarını sağlayan beş kapı vardır. Orkestra düzeyindeki küçük kapılar vahşi hayvanların kapatıldığı dehlizlere aittir. Üst kattaki sütunlu cephe mimarisinin tam ortasında üçgen bir alınlık içinde tiyatroların kurucusu ve koruyucusu olan şarap tanrısı Dionysos’un bir kabartması işlenmiştir.

Sillion : Perge’ nin kuzeydoğusunda, denizden 12 km. içerde, ova ortasında, yayvan biçimli yalçın ve yüksek bir tepe üzerinde kuruludur. Antalya-Alanya Karayolunun 29. km. sinde, Eski Yörük Köyü’nden sapıldığında 5 km. lik bir yoldan sonra antik kente varılır.

M.Ö. IV. yy. da kurulan ve Bizans Döneminde Psikoposluk merkezi olan kent Selçuklu çağlarını yaşamıştır. Tepenin hafif eğimli batı yönü Helenistik çağlardan kalma surlarla çevrilidir. Bu surları kuleler, kapılar ve kente çıkılan yollar tamamlamaktadır. Kentin kapısı tepenin batı yanındaki surlar üzerindedir. Tepenin çıkıldığında kuzeybatı yönünde ev kalıntıları, sokaklar, batıda Selçuklu Camii, Bizans Kilisesi ve sarnıç görünmektedir. Tepenin güneybatı eteğinde 8.000 kişilik tiyatro ve yanında odeon bulunmaktadır.



Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Marmaris…… MARMARİS Marmaris yeşilin ve mavinin tüm tonlarını yılın on iki ayında görebileceğiniz cennet bir köşedir. Uzun kıyı şeridindeki koyların çokluğu , doğal liman oluşu, antik kentlere yakınlığı, doğal güzellikleri, mavi tur olanakları, modern yat limanları, körfezin her türlü su sporlarına olanak sağlaması, beş yıldızlısından başlayarak en mütevazı pansiyonuna kadar tüm turistlerin gönüllerince tatillerini geçirebilecekleri cennet bir ilçedir.Kısa bir süre öncesine kadar balıkçılığı, süngerciliği ve ıtırlı bitkileri ile tanınan Marmaris, bugün büyük bir turizm merkezi haline gelmiştir. Kara ulaşımı yanı sıra Dalaman Havaalanı ve Rodos Feribotları ile kolayca dış dünyaya açılma imkanı bulan Marmaris, Datça yolu üzerinde bulunması, Fethiye yoluna yakınlığı nedeniyle önemini arttırmaktadır.Akdeniz’deki yatlar için oldukça uygun bir doğal limanı olduğu gibi, Yalancı Boğaz’daki atölyelerde yat imalatı ve bakımı yapılabilmektedir. Akdeniz iklimine sahip oluşu, kışın bile denize girme imkanı sağlarken, etrafını çepeçevre saran sık ve yüksek dağlar ile çam ormanları, dünyada ender görülen Günlük (Liquidamber Orientalis) ağaçları ve geniş yapraklı çınar ağaçları Marmaris’in yeşil dokusunu oluşturur. Tarihçe Tarihi M.Ö. 3400′lere kadar giden Marmaris’teki ilk yerleşimin, bölgeye başkanlarının adı Kar olan bir kavimin gelmesiyle başladığı iddia edilir. Bölgeye KARIA ismi Kar’ın ülkesi anlamında sonradan verilmiştir. Ege ve Akdeniz kıyılarının bereketi, bölgeyi devamlı çekici kılmıştır. Böylece, Marmaris zaman içinde pek çok medeniyetin hüküm sürdüğü bir yer haline gelmiştir. Bölgede yapılacak gezilerde Karia, Rodos ve Ada uygarlıkları, Mısır, Asdur, İon, Dor, Pers, Makedon, Suriye, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerinin izlerini görmek mümkündür. Pyhskos kentin ilk adıdır. İklim Akdeniz iklimi etkisi altında bulunan Marmaris’te yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçmektedir. Gezilecek Yerler Marmaris Kalesi: Ionyalılar tarafından yapıldığı öne sürülen kale, Büyük İskender döneminde onarımdan geçirilmiş olup, Kanuni Sultan Süleyman tarafından, Rodos seferi sırasında (1522) büyük çapta genişletilip onarımdan geçmiştir. Kaleden gündüz ve gece olağanüstü bir Marmaris panaromasını seyretmek mümkündür. Taşhan ve Kemerli Köprü: İskelebaşı semtindeki Taşhan (Muğla yolu 10 km.), kagir kemerli köprüsü ile birlikte kitabesine göre Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Antik Kentler Physkos: Antik Caria bölgesinin önemli bir liman kenti olan Physkos’un kalıntılarını Marmaris’in kuzeyindeki Asar tepesinde görmek mümkündür. Bu kalıntılar (Akropol) üzerinde sur duvarları günümüze kadar varlıklarını korumuşlardır. Loryma (Bozukkale): Bozburun yarımadasını güney - batı ucundaki Bozuk koyunda önceleri Oplosika (tophane) bükü adıyla bilinen bölgede, Rodos demelerinden Kasara’ya bağlı olan Loryma kasabası kurulmuştu. Yerleşim alanındaki en etkileyici yapı, koy girişine bakan Burunbaşı üzerinde bulunan iyi korunmuş berkitmedir. Düzgün kesme taş duvarcılığı ile örülen bu Rodos adasının kenarlarında dokuz dikdörtgen kule vardır. Bugün bunlardan yalnızca kuzeydeki çıkma kule görülebilmektedir. Amos: Antik Amos harabelerine Kumlubük koyunun kuzeybatısından, dik sahilin güneyindeki Asarcık denilen tepeden ulaşmak mümkündür. Amos, bir tepe üstünde yer alan tiyatro, tapınak ve bazı heykel kaidelerden oluşur. Amos’un çevresi aynı dönemden kalma bir surla çevrilidir. Rodos karşı yakasındaki üç tiyatrodan ikincisi olan Amos tiyatrosu bugün oldukça iyi durumdadır. Oturma yerleri, yan duvar ve sahne evinin üç odasını ayırt etmek mümkündür. Prof. E. Bean bölgede yaptığı kazılarda (1948) İ.Ö 200 civarına ait üç ayrı kira sözleşmesinin koşullarını ele alan dört yazıt parçasını ortaya çıkardı. Cedrae: (Kleopatra veya şehir adaları) Saray adası (Kleopatra Adası) Orta Ada ve Küçük Ada olmak üzere üç adadan müteşekkil olan Şehir Adalarından Saray Adasında Roma çağından kalma eski Cedrae ören yeri bulunmaktadır. Uzaklardan surların kalıntıları kolayca seçilebilir. Adanın kuzeybatı yanındaki küçük koyda halk arasında Kleopatra’nın yüzdüğü rivayet edilen çok ilginç bir plaj vardır. Efsaneye göre bu küçük koy Kleopatra ile Mark Antonius’un denize girdikleri yer olup, buranın kumu Antonius tarafından Kuzey Afrika’dan gemilerle getirilmiştir. Söylendiğine göre bu cins kum bugün yalnızca Mısır’da görülebilmektedir. Saray adasının doğu kısmında surlarla çevrili yapı kalıntıları Roma döneminden kalmadır. En iyi durumda olan Küçük Tiyatro binasıdır. Dor’lara ait Apollon tapınağının temelleri üzerinde sonraki yüzyıllarda bir Hıristiyan bazilikası inşa edilmiştir. Saray adasının batı kesiminde bir Agora bulunmaktadır. Bir takım kitabelerden bu bölgede Apollon’un onuruna atletizm festivallerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Küçük adasındaki nekropolün kalıntıları diğer buluntular ile sütün kabartmaları Ada’da görülebilir. Hydas: Erine - Bybassios yol güzergahı üzerinde Marmaris’e 35km. uzaklıkta bulunan Hydas’da sur kalıntıları, bu kalıntıların güneyinde kare planlı bir mezar anıtı yer almaktadır. Hydas’a 3 km. uzaklıkta, sahilde bir gözetleme burcu ve bu burç üzerinde birkaç mezar bulunmaktadır. Antik Hydas kasabası, Bozburun yarımadasının kuzeyindeki Selimiye koyundaki (Kamışlı Koy) kurulmuştur. Erine: Marmaris’in güneybatısında Datça’ya uzanan yolun 20. km.sinde güneye Bozburun yönüne dönüldüğünde 2 km.lik asfalt yolla Hisarönü köyüne ulaşılmaktadır. Antik ören yerine buradan 3 km.lik stabilize orman yolu ile gidilir. Erine’de, Roma dönemine ait kalıntılar bulunmaktadır. Castabus (Pazarlık): Bu antik ören yeri Hisarlık köyü yakınlarındaki Pazarlık mevkiindedir. Eren dağındaki bu kutsal yere Hisarönü ovasından bir saatlik tırmanışla ulaşılabilir. Tapınak kendisi için yapılan platformun üzerinde yer alır. İ.Ö. 4. yüzyıldan kalma Ion düzenindeki yapı, ayrıca Dor öğeleri de taşımaktadır. Platform üzerinde, tapınak temeli görülebilir. Platformu destekleyen göz alıcı duvarlar günümüze kadar varlığını sürdürebilmişlerdir. Güneydeki alanda yer alan yıkık tiyatro, tapınakla birlikte bölgede tanımlanabilen tek yapıdır. Saranda (Söğüt): Marmaris’e 45km. uzaklıkta, bugünkü Söğüt köyü yakınındadır. Roma ve Bizans dönemlerinde kesintisiz olarak bir yerleşim birimi olma özelliğini sürdüren Saranda geç Bizans dönemine ait birkaç yapı kalıntısına rastlanmamaktadır. Bybassios : Erine yolu üzerinde, Bozburun yönüne devam edildiğinde Bybassios antik kentinin kalıntıları ile karşılaşılır. Bugünkü Orhaniye köyü, kalıntıların bulunduğu tepenin yamacına kurulmuştur. Kentin sur kalıntıları orman içinde dağınık bir arazide yer almaktadır. Euthenna (Altınsivrisi): Cedrai -Marmaris çizgisinin batısında kalan bölgede, antik çağda Rodos’a bağlı iki önemli kasaba bulunmaktadır. Yerleşim alanını çeviren berkitme sur oldukça iyi durumdadır. Kıyıda ise, boraj kesme taş duvarı tarzı ile örülen antik iskelenin bir uzantısı ile karşılaşılır. Bu ören yerine Karacasöğüt köyü yolundan gidilebilir. Türbeler ve Camiler Sarıana Türbesi: Türbe, Sarıana mahallesinde, şehre kuzeydoğudan kuşbakışı bakan bir konumdadır. Yanında yeni bir cami bulunmaktadır. Kanuni Rodos seferine çıkmadan önce kehanetleriyle ünlü Fatma Anayı (Sarıana) burada ziyaret eder. Olumlu yanıt aldıktan sonra Rodos kuşatmasına başlar. Marmaris’ten hareketinden önce, binlerce Osmanlı askeri Sarıana’nın ineğinden sağılan sütle kahvaltı yaparak sefere çıkar. İbrahim Ağa Cami: İbrahim Ağa tarafından 1789 yılında Kemeraltı mahallesinde yaptırılmıştır. Üzerindeki büyük kubbe mimari açıdan dikkati çeker. Plajlar Cennet Adası: Marmaris’e 30 dakikalık bir yolculuk ile ulaşılabilen ada, aslında bir yarımada olup tamamen ormanlarla kaplıdır. Pansiyon ve lokanta gibi hizmet birimlerinin mevcut olduğu Cennet Adası sezon boyu tur teknelerinin uğrak yeri olup yüzme ve eğlence için elverişli bir bölgedir. Fosforlu Mağara: Turunç ve Kumlubük’e tur teknelerinin uğrak yeri olan bu doğal mağara, akvaryumu andıran yeşil ve turkuvaz renkli sularda yüzme imkanı sağlamaktadır. İçmeler: İlçeye 10 km. uzaklıkta bulunan İçmeler, turistik tesisleri, plajı ve eğlence yerleri ile sayılı turistik beldelerimizden biri olmasının yanında hazım sistemine iyi gelen içme suyu ile de dikkat çekmektedir. Turunç: Marmaris’e 21 km. uzaklıktaki Turunç köyüne hem deniz yolu hem de karayolu ile ulaşabilmek mümkündür. Eski bir balıkçı kasabası olduğu bilinen köy günümüzde her türlü konfora sahip turistik tesisleri, pansiyonları ve çardak lokantaları ile yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekmektedir. Kumlubük: Turunç’tan 6 km’lik bir yolla ulaşılan Kumlubük’e Marmaris’ten deniz yolu ile de ulaşabilmek mümkündür. Yeşil ile mavinin iç içe girdiği yöre, temiz denizi ve harika kumu ile bölgenin en gözde plajlarından biridir. Çiftlik: Deniz yolu ile 2 saatlik bir yolculukla gidilebilen Çiftlik köyüne ayrıca Bakır köyü üzerinden de ulaşabilmek mümkündür. İri kumlu plajı ve çardak lokantaları ile bilhassa yatçıların konaklamak için seçtikleri bir koydur. Koyun içinde küçük bir adası bulunan köy, jeep türü araçlar ile safari turu yapanlar tarafından da tercih edilmektedir. Günnücek: Marmaris’e 2 km. uzaklıkta bulunan Günnücek’te dünyada eşi çok az görülen günlük (Liquidamber orientalis) ormanı bulunmaktadır. Bu ağaçlardan elde edilen sığla yağı ilaç ve parfümeri sanayinde kullanılmaktadır. Yalancı Boğaz: İlçeye 8 km. uzaklıkta bulunan bu kara parçası, bir gemi kaptanının fırtınalı bir havada burayı körfeze açılan boğaz zannedip gemisini karaya oturtmasından sonra “Yalancı Boğaz” adını almıştır. Ağaç yapımı Gulet tersanelerinin bulunduğu bu yöre mutlaka görülmesi gereken yerlerden birisidir. Mesire Yerleri Turgut (Şelale): Marmaris’ten 35 km. uzaklıkta bulunan Turgut köyü yolundan 15 dakikalık bir yürüyüşle ulaşılabilen şelalenin suyu 10 metre yükseklikten akmaktadır. Bozburun: Marmaris’in 50 km. Batısında kalan köy otobüslerin mutlaka mola verdikleri, çam, çiçek ve kekik balı ile ünlü bir köyümüzdür. Ülkemizin abide ağaçlarından birisi olan yaklaşık 1000 yıllık ulu bir ağaç bulunmaktadır.Köyde, 26 Ekim-28 Ekim tarihleri arasında Uluslararası Bozburun Gulet Festivali kutlanmaktadır.



Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Fransa Parİs Para Birimi: Fransız Frangı

Konuşulan Diller:
Resmi dil Fransızca’dır;
İngilizce genelde anlaşılır.

Uçuş Süresi: 3,5 saat

Saat Farkı: 1 saat geri

İklim-Sıcaklık: Ülkenin kuzeyine, kışlar soğuk yazlar yağmurlu
geçen Kuzey Avrupa iklimi; güneyine ise kışlar ılık yazlar sıcak ve
kurak geçen Akdeniz iklimi hakimdir.

Sağlık ile İlgili Detaylar:
Genel bir sağlık problemi yoktur; çeşme suları klorludur.

Hastaneler:
Centre médical de Belleville
Adres : 218 , rue de Belleville
Tel : 01.47.97.40.49

Dispensair
Adres : 3-5 , rue de Ridder 75014
Tel : 01.45.43.83.78

Hopital La Pitié Salpétriére
Adres : 47, bd de l’hopital 75013
Tel : 01.45.70.21.73

Burns
Adres : Hopital Cochin 27 rue St.Jacques 75005
Tel : 01.42.34.17.58

Fransa’daki bazı resmi tatiller ve tarihleri
1 Ocak - Yilbasi
Mart sonu ya da Nisan basi - Paskalya ( Pazar ) Paskalya ( Pazartesi )
1 Mayıs - Bahar Bayrami - Isçi Bayrami
8 Mayıs - Zafer Bayrami
Mayıs ( Paskalyadan sonraki 40. gün ) Miraç Günü
Paskalyadan sonraki 7. Pazar - Beyaz Pazar
Paskalyadan sonraki 8. Pazartesi - Beyaz Pazartesi
14 Temmuz - Bastille Günü
15 Ağustos - Dini Bayram
1 Kasım - Kutsallar günü
11 Kasım - Dini bayram
25 Aralık - Noel

Giyim: Gideceğiniz döneme göre mevsimlik giysiler tavsiye edilir. Bunun yanında sonbahar aylarında yağmurluğunuzu kış aylarında ise kalın kıyafetlerinizi almayı unutmamalısınız. Üç ve dört yıldızlı restoranlarda ceket ve kravat gerekmektedir.

Önemli Telefonlar:
Ülke Kodu: 33
Türk Konsolosluğu: 16, Avenue de Lamballe 75016 Paris
Tel: (1) 4524 5224
Orli Havalimanı: 1 4975 1515
Polis: 1 7
Ambulans: 17-0115 veya 43 78 26 26
American Express: 01 47 77 77 07

Türkiye’ye Telefon Nasıl Açılır?
00+90+alan kodu+telefon numarası
Cep telefonları çalışmaktadır.

Banka ve Dükkanların Açık Olduğu Saatler:
Bankalar: Hafta içi her gün 09:00-14:30.
Müzeler: 09:30-17:00 Hafta içi bir gün dışında (pazartesi veya salı).
Dükkanlar: Büyük mağazalar 09:00-20:00,
diğer dükkanlar 09:00-19:00.

Voltaj Düzeyi: 220 Vo1t, ancak prizleri üçlü bu nedenle
otellerde adaptör veriyorlar.

KDV:
% 13 oranında vergi uygulaması vardır. Fransa’da
Eğer bir mağazada tek seferde 1,200 Frank’ n üstünde bir
harcama yapılırsa vergi iadesi alma hakkına sahip olunur.
Bu haktan yararlanmak için alışveriş yapılan mağazadan damgalı bir fatura alınmalıdır. Bu faturayı havaalanında taxoffice’ de işletmelisiniz. Vergi iadeleri ya kredi kartlarına işlenir ya da adresinize bir çek gönderilir.

Bahşiş:
Restoranlarda %12 kadar bir Bahşiş genellikle hesaba dahildir.. Kalan yerlerde Bahşiş miktarı size bağlıdır. Beğenilerinize göre
% 5 -1 0 Bahşiş bırakabilirsiniz.

GÖRMEDEN DÖNMEYİN
Musée du Louvre ( Louvre Müzesi ) : Bu devasa bina 1200′lerde
inşa edildi. İlk restorasyonunu 16. yüzyılın ortalarında
gördü ve Kraliyet Binası olarak hizmet vermeye hazır hale geldi.
Daha sonra 1793 yılında müzeye dönüştürüldü.
1980′lerde Mitterand’ın ‘Büyük Projeler’ kapsamındaki çalışmaları sırasında müzeye 21 m yüksekliğinde bir cam piramit eklenmiştir. Başlangıçta hata olarak görülen bu ekleme daha sonra birçok ödül almıştır. Her gün binlerce insan ziyaret etmektedir.
Müzede tablolar, heykeller, antikalarla birlikte [Linkleri Sadece Üyeler Görebilir. Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz…],
[Linkleri Sadece Üyeler Görebilir. Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz…] ve [Linkleri Sadece Üyeler Görebilir. Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz…] gibi ünlü eserler de görülebilir.

Centre Georges Pompidou : Centre Georges modern sanatın örneklerine ev sahipliği yapar. Burası Paris’in en fazla ilgi çeken ve de ziyaret edilen yerlerindedir. Bir kütüphane olarak da iş görmektedir. Burada 2000′in üzerinde periyodik yayına ulaşabilirsiniz. Buna İngilizce gazeteler ve dünyanın çeşitli yerlerinde çıkan magazinler de dahildir. Eğer binadan sıkılırsanız çevresindeki dükkanlar ilginizi çekebilir.
Notre Dame : Victor Hugo’nun ünlü eseri Notre Dame’ın Kamburu‘ndan hatırladığımız bu Katedral gotik mimari özellikleri taşımaktadır. 1163 yılında inşa edilmeye başlanmış ve 1345 yılında bitirilmiştir. Notre Dame Katedrali 6000′in üzerinde kişiyi barındırabilecek niteliktedir. Birbirinden farklı şekilde dizayn edilmiş üç kapıya sahiptir ve bu kapılardaki mimari güzellik de ziyaretçilerin dikkatini üzerine çekmektedir. Katedralin içinde çok büyük bir kilise orgu vardır. Katedral kasvetli havasıyla olsa da görülmeye değer.
Kulelerinden Paris’i izlemek de ayrı bir zevktir.

Sainte Chapelle : Sainte Chapelle adını kendini dizayn eden mimardan almıştır. 1242 yılında inşa edilmeye başlanmış ve de 1247 yılında bitirilmiştir. Buranın yapılmasını Kral 9. Louis istemiştir. Geçen zaman içinde restore edilmesine rağmen hala eski çekiciliğini korumaktadır. Güvenliği de dikkate şayandır. Tıpkı bir havalimanı gibi sıkı korunmaktadır. Giriş ücretlidir. Eminiz gezdikten sonra verdiğiniz ücrete değdiğini göreceksiniz.
Musée d’Orsay : Müze 1900 yılında inşa edilmiş, şu andaki haline ise 1986 yılında kavuşmuştur. 1848 - 1914 yılları arasında yaşayan impressyonist ve postimpresyonist sanatçıların eserlerine ev sahipliği eder.
Müzede tabloların yanısıra heykelleri de bulabilirsiniz ki bu müzede
Auguste Rodin ve Camille Claudel gibi ünlü heykeltraşların eserleri de sergilenir. Ayrıca bahçesindeki heykeller de görülmeye değerdir.

Eiffel Kulesi : Paris’e gelip de Eiffel Kulesi’ni görmeden gitmek tabii ki olmaz. Kule adını tasarımcısı Gustave Eiffel’den almıştır. Fransız İhtilali’nin bir sembolü olmuştur. Yüksekliği 320 m ( 1050 fit ) olan kule 1930′a kadar
( Chrysler binası inşa edilinceye dek ) dünyanın en yüksek binası niteliğindeydi.
Kulenin en tepesine çıkıp manazarayı izleyebilir ya da bir cafeye oturup kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Avenue des Champs - Elysées : Burası ( yüksek fiyatlarda olmasına rağmen ) iyi yemek yiyebileceğiniz yerlerden biridir. Burada fast-food restoranları , araba galerileri , ve sinemaları bulabilirsiniz. Burası daha çok insanların akşamüstü yürümak için geldiği yerlerdendir.
Cimetiére du Pére Lachaise : Burası dünyanın en çok ziyaret edilen mezarlığıdır!! Moliére , Apollinaire , Oscar Wilde , Balzac , Marcel Proust ve Gertrude Stein gibi yazarların ; David , Delacroix , Pissarro , Seurat ve Modigliani gibi artistlerin ; Sarah Bernhardt , Simone Signoret ve Yves Montand gibi aktörlerin , şarkıcı Edith Piaf’ın ve dansçı Isadora Duncan’ın mezarları buradadır. Ancak en çok ziyaret edilen mezar ‘The Doors’ gurubunun 1971 yılında ölen solisti Jim Morrison’ın mezarıdır.
Place des Vosges : Burası Kral 4.Henri’nin 1605 yılında yaptığı planın bir parçası olarak inşa edilmiştir. Kral bölgeyi Paris’in en güzel yerlerinden biri yapmak için işe girişmiş ve 36 tane birbirinin aynısı ve birbirine bitişik ev inşa ettirmiştir. Evlerdeki mimari ilgi çekicidir : geniş pencereleri , dik çatıları , ilginç kaplamalı duvarları…Bu evlerden altı numaralı olanında 1832 - 1848 yılları arasında Victor Hugo yaşamıştır. Burası şu anda müzeye dönüştürülmüştür. Şu anda bu çevrede pahalı galeriler , dükkanlar , kafeler ve kahvelerini yudumlayan insanlarla dolmuştur.
Catacombes : 1785 yılında Paris’te artan mezarlıklar nedeniyle şehirde hijyen problemi doğmuştu. Bu problemi çözmek için ölülerin cesetlerinin özel inşa edilmiş yapılarda , tüneller içinde tutulması planlanmıştı. Böylece şehir tekrar eski temizliğine ve sağlığına kavuşacaktı. Bu amaçla inşa edilen yerlerden biri de Catacombes’tir. Catacombes yerin 20 m ( 65 fit ) altına inşa edilmiştir. Buradaki tünellerde yürürken duvarlarda kemiklere rastlayabilirsiniz. Ayrıca bu tüneller İkinci Dünya Savaşı sırasında da askeri amaçlı olarak kullanılmıştır.

MACERA ARAYANLARA

ILE de FRANCE : Burası 12. yüzyılda Fransız krallığının doğduğu yerdir. Bölgeye turistler tarafından adeta akın edilmektedir. Bölgede büyük bir eğlence merkezi olan Euro Disney bulunur. Bölgede ayrıca birçok tarihi mekan da bulunmaktadır. Buradaki ‘Chateau de Versailles’ Fransa’nın en ünlü ve en muhteşem yeridir. Buradaki eşsiz binaları ve muhteşem şatoyu görünce küçük dilinizi yutacağınızdan emin olabilirsiniz. Bu yapılar 1600′lerin ortalarında [Linkleri Sadece Üyeler Görebilir. Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz…] tarafından inşa edilmiştir. Ayrıca ‘Hall of Mirrors’ı da görmeden geçmeyin. Buradaki muhteşem hazinelerin hepsi kraliyet ailesine aittir. Bu hazinelerden emin olun gözleriniz kamaşacak.
Canal Saint Martin : Bu kanal Right Bank’ın kuzeydoğu bölgeleri arasında akar.
Yaklaşık 5 km ( 3 mil ) uzunluğundadır. Romantik geziler için çok idealdir ve
kanalın iki yakasını birbirine bağlayan köprüler kesinlikle görülmeye değer.


Egouts de Paris : Burayı ziyaret etmek isterseniz yerin altına inmeniz gerekecek. Çünkü burası yerin tamı tamına 480 m altına inşa edilmiş bir müzedir. Eğer ben yerin altına iner
ve bu farklı kanalizasyon müzeyi gezerim diyorsanız, işte fırsat.



Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Dünyanın 8.Harikası

Dünyanın sekizinci harikası… İnsan yapısı ilk ada ‘Palmiye’ hazır
Dubai’nin palmiye adası, yerleşimcilerine kapılarını açmaya hazırlanıyor. Adanın lüks evleri ilk sahiplerini bekliyor. Adalar bölgenin yeni turistik merkezi olacak
Arap Körfezi’nde inşa edilen suni palmiye adalar ilk yaşam belirtilerini kasım ayında verecek. Dubai’nin suni harikalarından ilki olan Palm Jumeirah’ın ilk yerleşimcileri, 30 Kasım’da adaya ayak basacak. Arap Körfezi üzerinde inşa edilen palmiye adalar; Palm Jumeirah, Palm Jebel Ali ve Palm Deira, yatırımcı firma Nakheel’e göre ‘dünyanın sekizinci harikası’ olmaya aday… İnşaatına 2002 yılında başlanan adaların ilki, 14 bin işçinin geceli gündüzlü uğraşlarının sonunda, ilk ev sahipleri ve misafirleri için kapılarını açıyor.
Yoktan var edilen ada
Dünyanın en geniş arazi ıslah projesi olan 31 km2′lik ada grubu Palm Jumeirah, milyonlarca ton kum ve taşın beş yıl boyunca Körfez’den ve taşocaklarından çıkarılmasının ürünü. Projeyi yürüten yatırımcı firma Nakheel, 30 Kasım’da adadan ev satın alan 4 bin kişinin evlerine geçebileceğini açıkladı. Palm Jumeirah, 2010 yılında tam olarak bittiğinde, 60 bin sakini, 32 otel ve onlarca alışveriş noktasındaki 50 bin çalışanı ile tam bir yerleşim merkezi haline gelecek.
Palmiye adaya ulaşım ana karaya bağlı olan tek bir köprüyle sağlanıyor. Ancak Palm Jumeirah’a bu sene taşınacakları üç sene boyunca sürecek inşaat çalışmaları ve yoğun bir turist akını bekliyor.
Tamamı yabancı olan ev sahiplerinin büyük bir kısmını Britanyalılar oluşturuyor. Üzerinde milyar dolarlık evler bulunan adadaki en pahalı evlerden biri de David Beckham’a ait. Dubai hükümeti, Palm Jumeirah’ı günde ortalama 20 bin kişi tarafından ziyaret edilecek bir turizm merkezi olarak görüyor. Palm Jumeirah’da inşa edilen süper lüks oteller de 2009 itibarıyla tamamlanmış olacak.



Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Parayla Topladığı Savaş Kalıntılarını 41 Yıldır Müzeevinde Sergiliyor. 1938 yılında romanyadan türkiyeye göçen salim mutlu,Gelibolo Yarımadasındaki Alçıtepe köyünde 1961 yılından bu yana Çanakkale Savaşlarıyla ilgili kalıntıları satın alarak müzeye dönüştürdüğü evinde sergiliyor.
1960′lı yılların başında müzelik bir koleksiyonu Kültür Bakanlığına devreden mutlu,bakanlığa ait müzeler müzeler ücretli olmasına rağmen özel müzesini ziyaret edenlerden ücret talep etmiyor.
Mutlu,1938′de Alçıtepeye yerleştiğinde bakkallık yapmaya başlamış.55 yıldır bakkal olan mutlu müzesinde ücretsiz sergilediği parçaların yok olmaması için büyük çaba sarfetmiş.Mutlu müzenin elektrik, temizlik gibi giderlerini bakkalından elde ettiği gelir sayesindekarşılamış.Yıllar sonra bakkalını kapatan Mutlu, şimdi müzenin masraflarını kapının önüne koyduğu bağış kutusuyla karşılamaya çalışıyor.

Müzede, Çanakkale Sacaşına katılan birçok milletten kalma eserler, top mermileri, sayısız cephanelikler, misket kurşunları gibi değişik savaş kalıntıları bulunuyor.41 yıl önce Alçıtepe köylüleri tarlalarını sürerken çıkan savaş kalıntılarını getirdiklerinde Mutlu,”paranın para olduğu zamnalarda büyük masraflara girerek”bunları satın almış.’hurdaya gideceğine bana getirilen bütün parçaları satın aldım”.diyen mutlu, müzede bulunan eserlerin sayısını bile hesaplayamamış.Müzeyi hergün yüzlerce kişi ziyaret ediyor.İzmir’den gelen bir aile, ‘ilk defe geliyoruz .devletinmüzeleri ücretli olmasına rağmen burası ücretsiz; üstelik dahada zengin.”derken, öğrenciler de heyecenla okullar açıldığında öğretmenlerine ve arkadaşlarına müzede gördüklerini anlatacaklarını söylemişler.



Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Fethiye/muğla Ege ve Akdeniz´e kıyısı olan ilginç bir coğrafyaya sahip olan Fethiye, denizi, doğal güzellikleri, arkeolojisi ve gezilecek yerleri bakımından en çok olanağa sahip bir tatil beldesi. İklimi yumuşak Akdeniz iklimi olduğu için Fethiye özellikle turfanda olmak üzere aynı zamanda bir tarım bölgesi.

İklim

Fethiye´de sadece iki mevsim var: Yaz ve ilkbahar! Tipik Akdeniz ikliminin etkisinde kalmasından dolayı, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı.

Görülmeli
Dalyan, Ölüdeniz, Kelebekler Vadisi ve Xanthos yörenin gezmeye değer doğal ve tarihi güzelliklerinden.

Adalar

Genellikle, Fethiye ve Göcek´ten düzenlenen günübirlik turlarla ulaşılan Yassıca Adalar, Hamam Koyu, Kursunlu Koyu, Yavansu, Bedri Rahmi Koyu, Tersane Adası, Göbün Koyu, Boynuzbükü, Göcek Adası, Domuz Adası, Zeytin Adası ve Kızılada yeşili ve tarihi güzellikleriyle büyük önem taşımakta. Halk arasında 12 adalar diye adlandırılan bölge, yat ve sualtı turizmi açısından da ilginç uğrak yerlerinden biri.

Ölüdeniz

Uzun kumsalı, durağan deniz, çam ormanları ve ülke dışına taşan ünüyle Ölüdeniz dünyaya malolmuş bir merkez. Son yıllarda 1975 metre yükseklikteki Babadağı´ndan paraşütle atlayanlar, Ölüdeniz´in nefes kesici manzarasıyla başbaşa kalabiliyor.

Hisarönü

Konaklama, alışveriş ve eğlence merkezi haline gelen bu iki küçük köy, Babadağ ve Kayaköy´e yakınlıklarıyla önem kazanmışlardır.

Saklıkent

İlçe merkezine 50 km. uzaklıkta. 18 km. uzunlukta ve yüksekliği yer yer 600 metreyi bulan benzersiz kanyonun içerisinde gizlenmiş bir doğa harikası.

Göcek

İlçeye 30 kilometre uzaklıkta Fethiye-Muğla karayolu üzerinde yer alıyor. Şirin bir balıkçı kasabası olan Göcek son yıllarda yat turizmi için önemli bir liman haline gelmiş.

Kelebekler Vadisi

Ölüdeniz´e 3-4 deniz mili uzaklıkta etrafı 350 m. yükseklikteki dağlarla çevrili bu ilginç kanyon adını Temmuz-Eylül aylarında görülen ´Jarsey Tiger´ adlı kelebeklerden almış

Xhontas
Fethiye´ye 60 km. uzaklıkta. Kuruluşu M.Ö. 8. yy´a uzanan Xanthos, Likya Federe Birliği´nin başkentiydi. Bu yörede arkeolojik kazılar Fransız Hükümeti´nin desteği ile yaklaşık 40 seneden beri sürüyor.



Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

deniz , güneş ve tarih. Türkiye, birbirinden etkileyici coğrafya ve tarih dokularıyla örülmüş bir şehir. En batısından en doğusuna, kuzey bölgelerinden güney sahil şeridine kadar her karede bir güzellik barındıran ülkemizin; Kemer, Bodrum, Gökova ve Assos gibi güzelliklerini sizin için derledik…

Kemer

80′li yılların başına kadar küçük bir köy olan tam donanımlı yat limanının hizmete açılması ile büyüyen Kemer; Beldibi mevkiinden başlayarak Tekirova’ya kadar uzanan sahil şeridi, yat limanı, Ayışığı ve Yörük parkları, bakir koyları, çok yıldızlı otelleri, tatil köyleri, zengin çarşısı ve ılık Akdeniz iklimi ile, yaz bir yana kış için de iyi bir seçenek. Kemer ve çevresindeki tatil köyleri; spordan eğlenceye, sağlıktan güzelliğe, animasyonlardan el sanatlarına dek tüm gününüzü doldurabilecek imkânlar sunarken; alternatif arayışlara girebilirsiniz. Olympos ve Phaselis’e bir gezi planlamak,Söğüt Cuması, Altınkaya, Dereköy ve yayla köylerine düzenlenen turlara katılmak, çevredeki mağara oluşumlarını incelemek, sizi rutinden kurtarabilir. Pek çok mağara arasında görülmeye en değer olanı ise Kemer’in batısında yükselen Tahtalı Dağı’ndaki Molla Deliği.

Kekova

Simena bölgesi, dalışlarınız için ilk durak olabilir. Simena, sualtı zenginlikleri kadar tarihi ve doğal güzellikleri ile de Kekova’nın en etkileyici bölgesi. Bugün üzerinde Kaleköyü’nün bulunduğu antik Simena kenti, birinci derecede SİT alanı. Aperlai Birliği’nin dördüncü üyesi olan ve tarihi, İÖ 4. yüzyıla uzanan Simena; St. John Şövalyeleri’ne aitkalesi, tiyatrosu, kral mezarları ve denizin içinde bir cevher gibi ışıldayan görkemli Lykia lahdi ile çekiyor ziyaretçileri kendine. İskeleye yanaşan yatçılar, antik ev kalıntıları ve kale ile şehrin simgesi haline gelen lahit mezarı ziyaret ederek turlarını tamamlıyor. Ama en çok ilgiyi, suyun içindeki kral lahdi çekiyor. Turistlerin şnorkel ile dalarak gözlemlediği bu lahit ve hamam, tabii ki suyun içine inşa edilmemiş.

Gökova

Kleopatra’nın plajı: Mavi Yolculuk geleneğinin başladığı yerdir Gökova. Bodrum ve Datça arasında, göğü denize, denizi ovaya yansıtan körfezin 80 kilometrelikkıyısındaki koyları saymak mümkün değil. Eskiden bu bölgeye Kerme Körfezi denirmiş. Antikçağda, ‘keramik’leriyle (toprak kaplarıyla) ünlü Keramos kentinden kalma bir ad. Bu minicik adanın plajının ünü o kadar büyük ki, yaz sezonunda her gün onlarca tekne ya da yat, tahta iskelesine bağlanıyor. Antikçağın Kedrai’si, bugünün Sedir Adası mutlaka görülmeli.

Assos

Gürültü, trafik ve kirli havayı solumaktan bıkanların tercih edebileceği bir bölge olan Assos’da güneşin doğuşunu, gökyüzünde parlayan ayı, tertemiz denizde dans eden yakamozları seyredebilirsiniz. Behramkale Köyü ve Assos Harabeleri’ni mutlaka görün.

Bodrum

Mitolojikadı Halikarnassos olarak bilinen Bodrum’un Karyalılar tarafından kurulduğu sanılıyor. Deniz, tarih, doğa ve eğlence hayatının iç içe olduğu ender bölgelerden biri. Türkiye’nin ilk sualtı arkeoloji müzesi de burada bulunuyor. Açık mekânlarında da eser sergilenen Bodrum Kalesi, sualtı arkeoloji müzesi olarak kullanılıyor ve Türkiye’nin tek doğa tarihi müzesine ev sahipliği yapıyor.

Müzenin koleksiyonunda Türk hamamı, amfora sergisi, Doğu Roma gemisi, cam salon, cam batığı, sikke ve mücevher salonu, Karyalı Prenses Salonu ve İngiliz Kulesi var. Marinaları ile yat turizmi için olanaksağlıyor. Çeşitli alternatifleri ile herkese tatil olanağı sunuyor.

Adıyaman

Nemrut Dağı’nın zirvesinde, Fırat Nehri’ne ve genişçe bir ovaya hakim konumdaki kral mezarları, Adıyaman’ın Kahta ilçesine 50 kilometre uzaklıkta. Nemrut Tümülüsü ise dev kral mezarlarının en etkileyicisi. Anıtmezarın kutsal alanında, tanrılarla Antiochos, aynı platformda otururken canlandırılmış. Dev tanrı heykellerinin gövdelerinden ayrılıp yere yuvarlanmış başları, mekanın gerçeküstü atmosferini pekiştiriyor.

Mezar odasına henüz kimse ulaşamadığından, Kral Antiochos sırlarıyla birlikte uyuyor. 70 kilometrelik yolun tamamı asfalt. Kış aylarında bölge çok soğuk olduğu için yaz aylarında gidilmesi tavsiye ediliyor.



Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Hususi Pasaport ve başvuru işlemleri Dört yıl süreyle , yurt içinde İçişleri Bakanlığı, yurt dışında ise İçişleri Bakanlığının muvafakatı ve Dışişleri Bakanlığının talimatı ile Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçilikleri ve Başkonsoluslukları tarafından verilir. Yurt içinde İçişleri Bakanlığı adına bu görevi İL EMNİYET MÜDÜRLÜKLERİ üstlenmiştir.

Kimler Alabilir

TBMM eski üyeleri
Eski Bakanlar,
Görevleri süresince Büyükşehir, İl ve İlçe Belediye Başkanları,
Birinci, ikinci, üçüncü derece kadrolarda bulunan Devlet Memurları ve diğer Kamu Görevlileri,
Birinci, ikinci, üçüncü derece kadrolar karşılık gösterilmek suretiyle sözleşmeli olarak çalıştırılan Devlet Memurları ve diğer Kamu Görevlileri,
Sözleşmeli olarak çalışanlardan, kadro karşılıkları olmayan ancak TC Emekli Sandığı ile ilgilendirilip emekli kesenekleri birinci, ikinci, üçüncü derecelerden kesilmekte olan Devlet Memurları ve diğer Kamu Görevlileri,
Dört, beş ve altıncı maddelerde belirtilenlerden emeklilik veya çekilme sebepleriyle vazifelerinden ayrılmış bulunanlar,
Birinci, ikinci, üçüncü derecelerde bulunup da Hususi Damgalı Pasaport almaya hakkı olan Devlet Memurları ile Subay ve Astsubayların taşıdıkları ünvan ve/veya rütbeleri taşımakla beraber birinci, ikinci ve üçüncü derece kadroları almadan emekli olan veya ayrılanlardan Devlet Memuriyetindeki hizmet süreleri, taşıdığı ünvan ve/veya rütbeleri itibariyle bugün Hususi Damgalı Pasaport almaya hak kazananların emsalleri,
Bunların eşleri ile bu tür pasaportu almaya hakkı bulunduğu sırada vefat edenlerin dul eşleri (Başkası ile evlenmemiş ise),
Bu durumda olanların yanlarında yaşayıp evli bulunmayan ve iş sahibi olmayan kız çocukları ve yine yanlarında yaşayıp reşit olmayan erkek çocukları.
Çalışanların Başvurusu İçin Gerekli Belgeler

Çalıştığı kurumdan onaylı pasaport talep formu,
Nüfus cüzdanı,
Dört adet 4.5 x 6 cm ebadında vesikalık fotoğraf (Temditler için iki adet),
Maliye Bakanlığınca her yıl belirlenen “Pasaport cüzdan bedeli” Temditler için istenmez,
Daha önce herhangi bir pasaport almışsa getirilmesi,
Reşit olmayanlar için kanuni mümessillerinin noterden tasdikli muvafakati (Müracaat sırasında pasaport vermeye yetkili makamlar huzurunda da verilir)
Emekli veya Meslekten Ayrılmış Olanların Başvurusu İçin Gerekli Belgeler

Kendi imzaları ile dolduracakları matbu pasaport talep formu,
Kurumundan alacağı, emekli olduğu veya ayrıldığı tarihteki kadro derecesini belirten yazı, (Temditler için istenmez)
Nüfus cüzdanı ve Fotokopisi
Dört adet 4.5 x 6 cm ebadında vesikalık fotoğraf (Temditler için iki adet),
Maliye Bakanlığınca her yıl belirlenen “Pasaport cüzdan bedeli” ( Temditler için istenmez)
Daha önce herhangi bir pasaport almışsa getirilmesi,
Reşit olmayanlar için kanuni mümessillerinin noterden tasdikli muvafakati (Müracaat sırasında pasaport vermeye yetkili makamlar huzurunda da verilir)



Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

İstanbul’un romantik kasabası İstanbul’un romantik kasabası
Yemyeşil ormanları, dereleri, denizi ve kumsalı ile kendine özgü bir atmosferi olan Ağva, iki nehir arasında kalmış bir doğa harikası. Her geçen gün yenilenen ve ziyaretçilerine daha temiz ve daha güzel imkanlar sunan Ağva, artık küçük bir sahil kasabası havasından oldukça uzakta.

Karadeniz’in batısında Şile’ye bağlı ve onun 40 km kadar doğusunda bulunan Ağva, yemyeşil bir ormana yaslanmış, masmavi bir denize yüzünü dönmüş, iki nehir arasında kalmış bir doğa harikası. Bahar ve yaz aylarında olduğu kadar artık kışın da şehrin gürültüsünden kaçmak ve huzur içinde bir tatil geçirmek isteyen kişilerin bir numaralı tercihi konumuna gelmiş bu belde, İstanbul’a 110 km uzaklıkta bulunuyor. Latincede “İki dere arasına kurulmuş köy” ve “su” anlamına gelen Ağva, Göksu ve Yeşilçay nehirlerinin ortasında kurulmuş. Ağva, Hititler, Frigler, Romalılar, Cenevizliler, Bizanslılar ve Osmanlılar gibi bir çok uygarlığın geçiş yeri olmuş bir belde.



Şubat-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Silivri… (istanbuldan devam) Silivri’nin İstanbul’a yakınlığı ve Avrupa’dan karayoluyla gelen turistin, denizi ilk defa Silivri’de görmesi, İstanbul’un giriş kapısı olması, sahip olduğu tarihi ve doğa özellikleri dikkate alındığında turizm konusunda önemli potansiyele sahip olduğu görülmektedir. Ayrıca Silivri, İstanbul’un diğer yerleşim merkezlerine göre sanayinin getirdiği olumsuzluklardan etkilenmeyen ender yörelerdendir. Silivri 45 km uzunluğunda sahil şeridine sahiptir. Sahil şeridinin bazı alanlarında oluşturulan park ve gezi yerleri ile ilçeye gelen misafirlere dinlenme ve eğlenme imkanı sağlamaktadır. Deniz sporları yapma olanağı yanında da, köyler arası yollar ve kırsal alanlar otomobil, motor ve bisiklet yarışı yapmaya elverişlidir.

Nasıl Gidilir ?

İstanbul’dan özel araçla çıkanlar TEM oto yolunu veya sahil yoluyla Kumburgaz üzerinden rahatça gelebilirler. Limana gelenler sahil yoluna veya plaj bölgesine ağaç gölgesine araçlarını bırakabilirler.
Silivri, İstanbul Yenibosna arası otobüsle gidip gelmek isteyenler için hafta sonları 5 dakikada bir sefer yapılıyor, kişi başı 4,5 - 5 milyon ödeniyor.
Silivri’den Avşa Adasına her gün bir feribot seferi yapılıyor. Araçsız gitmek isteyenler araçlarını otoparka bırakıyor. (Kapalı otopark Özel İdare Binası, Ziraat Bankası karşısında yer alıyor) araçla gidecekler saat 12.00 - 13.00 arası araçlarını sıraya sokuyorlar. 4,5 süren yolculuk için 15 milyon TL ödeniyor. Aynı gün Silivri’ye dönme imkânı olmadığı için Avşa’da mutlaka bir gece kalmak gerekiyor. Feribot gelişinden bir saat sonra kalkışı saat 16:00 gerçekleşiyor



Ne kirzachi, no mp3 Don`t worry, be happy! true mp3 dyno live freaks own our mp3 mix b2gether with muisc no spam no cry/ song for love songs for me traff est` music 1bomb1target Ich Gegen Mich