February-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

antalya wing travel

Antalya’da Wing Travel, düzenlediği promosyonla Türkler’e de ucuz tatil yapma imkanı sağlıyor. Bayramlar, sömestr tatili ve yılbaşı hariç yapılan kampanyayla Antalya ve çevresindeki 5 yıldızlı 15 otelde 99 Euro’ya 6 gün 5 gece her şey dahil tatil imkanı sağlanıyor. Seyahat acentesine Türkiye’nin her yerinden telefonlar yağarken, acente rezervasyonlara yetişmekte zorlanıyor. Kampanya bu dönem 31 Aralık’a kadar sürecek.

Acente Sahibi Şadi Kanat Elibol, Türkiye’nin her yerinden rezervasyon için telefon yağdığını belirterek, “Türk halkının da 5 yıldızlı otelde tatil yapmaya hakkı olmalıydı. Biz bugüne kadar hep yabancılara bu imkanları tanıdık, çok ucuz fiyatlara odalar verdi. Şimdi bizim halkımız tatil yapabilmeli. Özellikle yükselen yatak kapasitesi ve otellerin kış aylarında da açık kalıp, personel istihdamının da ağlanması için bu kampanyaları düzenledik. Sonuçtan çok memnunuz. 500′e yakın telefon geldi, rezervasyonlara yetişemiyoruz” dedi.

Söz konusu kampanyadan kar amacı gütmediklerini de belirten Elibol, diğer acentelerin tepki göstermesine rağmen, Türkler’e ucuz tatil kampanyaları düzenlemekten vazgeçmeyeceklerini söyledi.

Ayrıca, tatil yapmak isteyenlere, vade farkı 12 ay taksitle de tatil ücretini ödeme imkanı da sağlanıyor. İlgililer, turizmburada.com ve 4440241 no’lu telefondan da rezervasyon yaptırabilecek.



February-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Niksar’ı tanıyalım…

COĞRAFİ KONUM

Niksar, Karadeniz Bölgesi’nde, Orta Karadeniz Bölümü’nün iç kesiminde yer alan; Tokat iline bağlı bir ilçedir.

Yüzölçümü 955 km2 olan Niksar, 40° 35’ kuzey enlemi ile 36° 58’ doğu boylamı üzerinde bulunur. Deniz seviyesinden yüksekliği ortalama 350 m olup kuzey batısında Erbaa, güneybatısında Tokat, güneyinde Almus,güneydoğusunda Başçiftlik, Kuzeyinde Akkuş ilçeleri ile çevrilmiştir. Toprak bakımından ilin 5. büyük ilçesinden biridir.

Niksar’ın kuzeyinde Canik Dağları, güneyinde Dönek Dağı, bu iki dağ silsilesinin arasında ise Niksar Ovası yer almaktadır. Canik Dağları Karadeniz’e paralel uzanan platolarla kaplıdır. Bu platolardan Çamiçi Yaylası, yalnız Niksar’ın değil Tokat’ın da en önemli yaylalarından birisidir.

Akarsular bakımından oldukça zengin olan Niksar topraklarını Kelkit Çayı ve bu çayın irili ufaklı kolları sular. Kelkit Çayının suladığı Niksar Ovası, Karadeniz Bölgesi’nin en önemli ovalarından biridir ve Kelkit Çayı’nın taşıdığı alüvyonlarla kaplıdır.

Niksar ilçe alanında başlıca II.,III. ve IV. Zaman oluşumlarına rastlanır. İlçe alanının büyük bölümünü, kıvrımlı ve kırılmış kretase oluşumlarla Eosen yaşlı volkanik seriler kaplar.Niksar, Türkiye’nin iki önemli deprem kuşağından Kuzey Anadolu Deprem Kuşağı’nda yer almaktadır. Bu nedenle Niksar, her dönemde önemli yer sarsıntılarına tanık olmuştur.

Tarım arazisi bakımından elverişli bir ovaya sahip olan ilçenin %53’ü orman ve fundalıklarla, %12’si çayır ve meralarla kaplıdır. İlçe topraklarının %32’si ekilip dikilirken, yalnızca %3’ü tarıma elverişli değildir.

Niksar’ın kuzeyindeki yüksek kesimlerinde kayın, çam, gürgen, ladin; alçak düzlüklerde kavak ve söğüt; ovada otsu bitkiler; vadiler de ise meyvelikler bitki örtüsünü oluştururlar.

Dağ ve ormanlarda yaşayan başlıca av hayvanları sansar, tavşan, kurt, tilki, vaşak, ayı ve domuzdur. Kuş türleri içinde ise keklik, yaban ördeği ve bıldırcın önemli yer tutar.

Niksar’da Orta Karadeniz Bölümü İklimiyle, İç Anadolu İklimi arasında bir geçiş iklimi görülür. Kışlar genellikle ılık ve yağışlı, yazlar sıcak geçer. Her yağış alan ilçenin yıllık yağış ortalaması 475,2 mm., yıllık sıcaklık ortalaması ise 14,7 ° C’dır

TARİHTE NİKSAR

Tarih, tabiat ve kültürün kaynaştığı Niksar; Hitit, Pers, Pontus, Roma, Bizans, Danişmend, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde kesintisiz cazibe merkezi olmuş coğrafi ve jeopolitik konumu, iklimi ve verimli toprakları ile Anadolu’nun ender yerleşim merkezlerindendir.
Pers İmparatorluğunun sona ermesiyle kurulan Pontus Krallığı döneminde Caberia adıyla anılan Niksar, tabiatın zenginliği, ürünlerinin bolluğuyla dikkat çekmiştir. Sayfiye alanlarına, pek çok tapınak, saray ve yerleşim birimi inşa edilmiştir. M.Ö.72 yıllarında Romalılarla Pontuslular arasında cereyan eden Mithridat savaşlarının üçüncüsü Niksar’da yapılmış, şehir Romalıların eline geçmiştir.
Niksar, Romalılar döneminde Diospolis, Sebaste ve Neocaeserea gibi isimlerle anılmıştır. Bugün kullanılan Niksar adının, Neocaeserea’dan kısaltıldığı görüşü ağır basmaktadır. 1672 yılında Niksar’a gelen Evliya Çelebi ise Seyahatnamesi’nde; “Bu Niksar’ın doğrusu Nik Hisar; yani iyi hisar olup hafifletmek suretiyle yanlış olarak Niksar denir.” demektedir.
Roma İmparatorluğunun M.S. 395 yılında ikiye bölünmesiyle Niksar, Bizans’ın egemenliğine girdi. XI.yy. da Türklerin Anadolu’ya yaptıkları akınlarda 1067 yılında Alparslan’ın komutanlarından Afşin Bey tarafından fethedilmiş, ancak 1068 yılında tekrar Bizans’ın eline geçmiştir. Malazgirt Savaşı sonrasında ise Artuk Bey tarafından fethedilen Niksar, tekrar elden çıkmıştır(1073).
Niksar’ın asıl fatihi Danişmentli Devleti’nin kurucusu olan Melik Danişment Gümüştekin Ahmet Gazi olmuştur.Danişment Gazi fetihten sonra Niksar’ı sahil Ruamları’na karşı mücadelede kendisine hem bir üs hem de bu devletin başkenti yapmıştır. Danişmendliler döneminde Niksar ilim ve kültür merkezi haline gelmiştir.
1175’te II. Kılıçarslan zamanında Selçuklu topraklarına katılan Niksar, Moğol istilası ile 1341’de önce Eretna Devleti’nin, daha sonra da Tacettinoğulları Beyliği’nin hakimiyetine girmiş ve bu beyliğin merkezi olmuştur. 1387 yılında Niksar’ı ele geçiren Kadı Burhaneddin’in bir savaşta öldürülmesi üzerine bölge halkı Yıldırım Beyazıt’tan yardım istemiş ve Yıldırım Beyazıt’ın oğlu Süleyman Çelebi Niksar’ı 1398’de Osmanlı topraklarına katmıştır.Tarihi Eserler Hakkında Bilgi İçin Tıklayın…
Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon seferi, Yavuz ve Kanuni’nin doğu seferleri sırasında uğradıkları tarihi şehir, Osmanlıların son yıllarında Tokat sancağına bağlı bir kaza merkezi olarak varlığını sürdürdü.
Tarihi geçmişinin simgesi olarak Roma,Bizans,Selçuklu,Danişmentli ve Osmanlı Devletlerinden kalma pek çok eser hala şehrin tabi bir parçası olarak ayaktadır.İstiklal Savaşı sırasında Rum ve Ermeni çetelerinin baskılarıyla karşılaşan Niksar, diğer taraftan memleketimizi işgal eden düşmanlara karşı, 16 haziran 1919’da İzmir’in işgalini protesto amacıyla; Anadolu’daki ilk mitinglerden birini gerçekleştirerek Cumhuriyetten bugüne kadar varlığını sürdürmüştür.

ULAŞIM VE HABERLEŞME

Niksar ulaşım yönünden oldukça iyi bir konumdadır.Niksar Doğu-Batı istikametinde İstanbul-Gürbulak (sınır kapısı) 100 nolu transit yolu ile Güney-Kuzey istikametinde iç Anadolu’yu Karadenize bağlayan Sivas-Tokat-Niksar-Ünye yolunun kesişme noktasında yer almaktadır.

Niksar’ın ülkemizin ticari; sanayii ve idari merkezleri ile seri ve iyi vasıflı yollarla ulaşım bağlantısı vardır. Düşünülebilecek diğer ulaşım yatırımlarına elverişli coğrafi özelliklere ve gerekli olan diğer potansiyellere sahiptir.

Niksar’ın il,ilçe ve kasabalarla ulaşım sorunu olmadığı gibi, merkezi bir noktada yer alması nedeni ile yoğun bir trafiğe sahne olmaktadır. Niksar’da mevcut Trafik tescil ve Denetleme Amirliği ile bölge trafik amirliği çevre ilçelere ve transit trafiğe hizmet vermektedir.

Karayolları 76. Şubesi Niksar’da teşkilatlanmış olup, Taşova-Erbaa-Reşadiye-Koyulhisar-Akkuş-Tekkiraz-Aybastı ve gökdere merkezlerini kapsayan 350 km.lik bir yol alanına hizmet vermektedir.

Niksar’da Köy Hizmetleri Şube müdürlüğü bulunup,Niksar, Erbaa, Reşadiye ve Başçiftliğe bağlı köylere hizmet vermektedir.

Posta işletme müdürlüğü ve Telekom amirliği bir adedi posta işletme müdürlüğüne ait, bir adedine Türk Telekom A.Ş. ne ait olmak üzere iki hizmet binası, lojman,bir yemekhane, 15 yataklı misafirhane ve yeterli personeli ile yeni binasında 6100 hatlık otomatik telefon santrali ile hizmet vermektedir.Santral 15.000 abone kapasiteli olup, 12.200 çalışan abone mevcuttur.Bütün köylerimizde otomatik telefon mevcut olup, 4 şube 76 acenta ve 4 adet telefonsuz posta hizmeti veren mezramız bulunmaktadır. İlçemizde 50 adet normal ankesör 50 adet kartlı ve 10 adet masa tipi ankesör mevcuttur.9 adet teleks 100 adet faks abonesi vardır. Merkez APS hizmetine açılmıştır,mobil ve Cep telefonlarına hizmet verilmekte olup,hizmet teknolojisindeki son gelişmeler takip edilmektedir.

EKONOMİ

Niksar ekonomisi geniş ölçüde tarıma dayalıdır.Ekonomisinin temelini de tarım ve orman ürünlerine dayalı sanayi kuruluşları teşkil etmektedir.

Kelkit Çayı’nın sulamış olduğu Niksar Ovası tamamen sulu tarıma ayrılmış, iklim koşullarının elverişli olması durumunda turunçgiller dışında her türlü tarım ve sanayi ürünleri yetiştirilmektedir.Tarım ürünlerinin başında tahıllardan buğday,arpa,mısır ve baklagiller(nohut,mercimek ve beyaz fasulye) gelmektedir.Sanayi ürünlerinden ise;şeker pancarı,tütün,ayçiçeği,mahlep,patates ve salçalık domates üretimi yapılmaktadır.Niksar ekonomisinde ceviz ve mahlebin önemli bir yeri bulunmaktadır.

Yöreye özel bir ürün olan mahlep işlenerek tamamı yurtdışına pazarlanmakta ve ekonomiye katkı sağlamaktadır.Niksar ekonomisine şeker pancarı ve tütününde önemli miktarda katkıları bulunmaktadır.

Son birkaç yıldır yemeklik patates, salçalık domates ve soğan üretimi de büyük ekonomik girdiler sağlamaktadır.Niksar’ın konumu,komşu bölge pazarlarının boş oluşu, ürünlerinin pazarlanmasını kolaylaştırmış, gelirlerde büyük artış olmuştur.

Niksar’da kurulmuş ve faaliyette bulunan belli başlı sanayi kuruluşlarını şöyle sıralayabiliriz. Bunların hemen hemen tamamı özel sektöre ait kuruluşlardır.

İlçede; 4 un fabrikası, 1 yem fabrikası, 1 salça fabrikası, 2 kereste fabrikası,

1 modern kireç fabrikası, 2 tuğla fabrikası, 2 kolonya imalathanesi, 2 naylon bidon fabrikası, 1 otoklav tipi lastik ayakkabı fabrikası, 1 naylon branda ve poşet fabrikası, 2 membaa suyu dolum tesisi, 1 avize imalatı atölyesi, 2 akü imalat atölyesi gibi sanayi kuruluşları bulunmaktadır.

Bu sanayi kuruluşlarında üretimi yapılan malların çoğunluğu iç pazarda tüketilmesine rağmen bir kısmı da ihraç edilebilmektedir.

Niksar ekonomisinde geleneksel el sanatlarından hereke tipi el halısı dokumacılığında önemli bir yeri vardır.Niksar bölgenin halı merkezi konumundadır.

Niksar’ımızın geleneksel el sanatlarının ikincisi de el yapımı süpürge imalatıdır. Bu konuda çalışan 35’e yakın süpürge imalathanesi bulunmaktadır.Son yıllarda süpürge imalatında makineleşmeye gidilerek seri imalata başlanmıştır. Bu sektörde Niksar’a ekonomik yönden büyük katkılar sağlamaktadır.

Niksar ekonomisinde küçük ve büyük baş hayvan besiciliğinin de büyük yeri vardır. Besi yapılan büyük ve küçük baş hayvanlar yurtiçi pazarlarında satılmakta ve ekonomiye girdi sağlamaktadır. Yöredeki hayvan pazarının merkezi konumunda olduğundan bu sektör senenin her mevsiminde canlılığını korumaktadır.

Zengin bir bitki örtüsü olan ilçenin hemen hemen her yöresinde arıcılık yapılmaktadır

Niksar çevresinin ormanlarla kaplı olması nedeniyle orman ürünlerinden mantar, ıhlamur, kuşburnu ve buna benzer orman bitkilerinin de Niksar ekonomisine katkıları bulunmaktadır..

Niksar’da kurulmuş 35 anonim şirket, 103 limited şirket ve 54 çeşitli kooperatif bulunmaktadır.

Niksar Küçük Sanayi Sitesi 1975 yılında kurulmuş olup, Organize Sanayi Bölgesi’nin alt yapı çalışmaları devam etmektedir.

İlçede belediyeye ait 750 tonluk soğuk hava deposu ve modern et entegre tesisi bulunmaktadır.



February-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Dİkİlİ-Çandarli-alİaĞa-menemen… DİKİLİ

Dikili İzmir’in en kuzeydeki sahil ilçesi. İzmir’den gelirken Bergama’yı geçence sola, Çanakkale’den gelirken Bergama’dan önce sağa dönüp on dakikada Dikili’ye varıyorsunuz.

İzmir’li gençlerin rağbet ettikleri yerlerden biri. Bir de Bergama’yı gezmeye gelen yabancı turistler, bir geceden fazla konaklıyorlarsa deniz için uğruyorlar. Deniz yoluyla gelenlerin de giriş kapısı. Antik çağda da böyleymiş, Pergamon’un limanıymış.

İlçe sadece deniz değil kaplıcalar için de ziyaret ediliyor. Dikili kaplıcaları yanında Bademli ve Nebiler kaplıca ve ılıcaları var. Bergama’dan gelirken yol ayrımına yakın Kaletepe üzerinde Aterneus antik kentinin kalıntıları var.

Dikili’nin en büyük şanssızlığı da kuzeye doğru uzanan sahilinin nerede bir deniz kıyısı bulsa yazlık ev yapmaya meraklı yurttaşlarımızın dalgalar halinde gelen taarruzu ile sıkış tıkış bir mahalleye benzetilmiş olmasıdır.

Önceki yıllarda Festivali kültür-sanat ağırlıklı olduğu için İzmir ve büyük kentlerin aydın çevrelerinin yoğun ilgisini çekiyordu. Son seçimlerde Belediye yönetimi değişince festivalin bu özelliği de kayboldu. Şarkılı, türkülü eğlenceye dönüştürüldü.

ÇANDARLI

Çandarlı aynı adlı körfezin kıyısına kurulmuştur. Bergama - İzmir yolundan veya Dikili üzerinden ulaşılabilir. Bu ikinci yol kışın kullanılmamalıdır.

Denizde, hemen karşıdaki küçük adasıyla çevredeki yazlıkları saymazsanız köy havasını koruyan bir yerleşimdir. Köyün balıkçıları yanında amatör balıkçıların da rağbet ettiği körfez iyi balık verir.

Çandarlı’nın 13 veya 14. yy’da Ceneviz şovalyeleri tarafından inşa edilmiş kalesi ülkemizin en iyi korunmuş durumdaki kalelerinden birisidir. Daha sonra Türkler’in iki kez onardığı kale son olarak 1955’de aslına uygun olarak restore edilmiştir. Kalede Hellenistik Çağ surlarından kalmış taşların kullanıldığı görülmektedir.

Çandarlı’daki antik Pitane kentinde Prof. Ekrem Akurgal tarafından yapılmış kazılarda çok sayıda güzel seramik örneği bulunmuştur. Fitane’de bulunan eserler İstanbul, İzmir ve Bergama müzelerindedir.

ALİAĞA

Körfezin güneyinde yer alan Aliağa petrol rafinerisi ile gemi söküm tesisleri Foça’dan Dikili’ye kadar bütün körfezi kirletiyor. İzmir ve çevresindeki çevre dostlarının mücadeleleri yıllardır sürmektedir.

Aliağa Rafinerisi’ni Bergama yönüne doğru geçince iki km. sonra solunuzda küçücük bir tabelada “KYME” yazısını göreceksiniz. Sola toprak yola girip bir kaç yüz metre ilerlediğinizde sağınızda kalan tepe antik Kyme kentinin bulunduğu yerdir. Bir bekçisi bulunan ve özel izin alınmadan gezilemeyen ören yerinde, bu şansı yakalarsanız antik kenti ayağınızın altında, elinizle eşeleseniz ortaya çıkarabileceğiniz yakınlıkta hissedersiniz. Ön kazıların 1981’de yapıldığı Kyme’nin önümüzdeki yıllarda günışığına çıkmış halini göreceğinizi umut ederek tepenin arka tarafına yürüyün. Orası deniz. “Nefis bir körfez manzarası” göreceğinizi umarken gemi söküm tesislerinin bir hayaleti andıran görüntüsü ile hayal kırıklığına uğrayacaksınız.

Kyme gibi henüz arkeolojik kazıları tamamlanıp ortaya çıkarılmamış ören yerleri o kadar çok ki, insan şaşırmadan edemiyor. Bu eserler ortaya çıkarılsa da ülkemizin tarihi zenginliğine yeni zenginlikleri eklense, diye düşünüyorsunuz. Ancak bu iş oldukça pahalıya maloluyor ve Türkiye böyle şeylere para ayırmıyor. Ören yerlerimiz, yer altındaki antik kentlerimiz de yabancı üniversitelerin, müzelerin veya vakıf benzeri kuruluşların buralarda yapılacak kazıları desteklemesini tevekkülle bekliyor.

Yürürken ayağınızın altında çıtırdayan kiremit, kap kacak kırıklarının, taş parçalarının ikibin küsur yıldır orada durduğunu bilmek çok tuhaf bir duygu yaratıyor.

Son yıllardaki kazılarda ele geçen buluntuları Bergama Müzesi’nde, daha önceki güzel terrakotta heykelcikleri İstanbul Arkeoloji ve Paris Louvre Müzesi’nde bulunmaktadır.

MYRNA

Çandarlı Körfezi’nin son koyunda, Kocaçay ağzındadır. Kent iki tepe üzerinde uzanmaktadır.

(Aigeia antik kenti için Bergama’ya bakınız.)

MENEMEN

Menemen tarih açısından Kubilay’ın ölümüyle sonuçlanan ayaklanma ile hatırlanır. Kubilay’ın anısına 1993’de dikilen anıt yanında İzmir yolu üzerinde dizilen çok sayıdaki çömlekçileri ile de tanınır. En güzel testiler, saksılar Menemen’de yapılır. Bir de yoğurdu ünlüdür ki çatalla yenir.

Menemen’in hemen kuzeyinde Buruncuk’ta bulunan Larisa antik kentinde 1902’de başlayan, sonra 1932 - 1934 arasında sürdürülen kazılar Batı Anadolu’daki araştırmalarının en verimlilerinden biri olmuştur. Arkaik döneme ait mimari parçalar İzmir Müzesi, seramik buluntular ile terrakotta kaplamalar ise İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndedir.



February-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

YOZGAT gezi rehberi.. YOZGAT

GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 14.132 km²

Nüfus: 582.839 (1990 Geçici)

İl Trafik No: 66

Yozgat, İç Anadolu ve Karadeniz Bölgesi arasında geçiş noktası oluşturmaktadır. Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden biri olan Yozgat, Anadolu Halk Edebiyatının zengin ürünlerini barındırmaktadır.

İLÇELER

Yozgat ilinin ilçeleri; Akdağmadeni, Aydıncık, Boğazlıyan , Çandır, Çayıralan, Çekerek, Kadışehri , Saraykent , Sarıkaya , Sorgun, Şefaatli, Yenifakılı ve Yerköy’dür.

Akdağmadeni: Yozgat’ın doğusunda yer alır. Akdağmadeni ve köylerinde yer alan tarihi eserler arasında 13. yüzyılın ilk yarısında yaptırılan Behramşah Kalesi, 15. yüzyıla tarihlenen Ali Çelebi Türbesi ve Mahmut Çelebi Türbesi ile kesme taştan yapılan bir kilise vardır.

Çayıralan: Yozgat’ın güneydoğusunda yer alır. Çayıralan’da yer alan tarihi eserler arasında, 1855′e tarihlenen Çerkez Bey Türbesi ve hemen yanında bulunan, 1152 yılında yaptırıldığı tespit edilen Kubbeli Cami ile Çokradan Köyü Cami vardır.

Sarıkaya : Sarıkaya ilçesi Yozgat’ın güneydoğusunda yer alır. Şifalı kaplıcaları ile tanınan bu ilçede Roma sitili yapılara, büyük taşlarla örülü duvar kalıntılarına sık sık rastlanmaktadır.

Saraykent : Saraykent ilçesi Yozgat’ın doğusunda yer almaktadır. İlçe merkezine 1 km. mesafede bulunan sıcak su kaplıcası şifa arayanlara hizmet vermektedir. İlçede çok sayıda mağara bulunmaktadır. Bu mağaraların Bizans dönemine ait olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, 1221 yılında Valide Sultan Mahperi Hatun tarafından yaptırılan, Çinçinli Sultan Hanı ilçe merkezinin 16 km. kuzeyinde yer almaktadır.

Sorgun: Sorgun Yozgat’ın doğusunda bulunmaktadır. İlçe sıcak su kaynakları bakımından zengindir. Ayrıca, Sorgun’da Salih Paşa tarafından 1813 tarihinde yaptırılan Salih Paşa Camii bulunmaktadır.

Yerköy: Yerköy ilçesi Yozgat’ın batısında yer alır. Saray Köyünde bulunan Saray Köyü Çapanoğlu Camii 1765′ de Kapucubaşı Çapanoğlu Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır.

NASIL GİDİLİR

İlin karayolu ve demiryolu ulaşımı mevcuttur. En yakın havalimanı 220 km mesafedeki Ankara ve Kayseri Havalimanlarıdır.

Karayolu: İlin karayolu ile diğer illere bağlantısı vardır. Kent merkezinde yer alan terminale ulaşım, şehir içi minibüsleriyle sağlanmaktadır.

Otogar Tel: (+90-354) 2125808

Demiryolu: Ankara-Kayseri ve Doğu Anadolu bölgesine bağlantıyı sağlayan demiryolu Yozgat’tan geçmektedir . Yerköy, Şefaatli ve Yeni Fakılı İlçelerinde Tren istasyonu bulunmaktadır. Gar istasyonları İlçe merkezlerindedir.

Yerköy Gar İstasyonu , Tel: (+90-354) 516 26 64

Şefaatli İstasyonu, Tel: (+90-354) 564 11 72



February-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

doğunun incisi van hakkında güzel bilgiler Van, ülkemizin en önemli turizm beldelerinden biridir. Kültür varlıkları, doğal güzellikleri, mahalli gelenekleri, ulaşım imkanları ve dört mevsim farklı güzellikler yaşatan iklimiyle Van, turizmde potansiyel sahibi il’dir. Turizm belgeli konaklama imkanları, güleryüzlü insanları yılın büyük bir bölümünde eksilmeyen güneş, kışın kayak, yazın ise yüzme, sörf, optims, rafting imkanları Van’ın kendisine has değerleridir. Ören yerlerindeki gezi, Van Kalesinde gün batımı, Eski Van şehrinde tarih, Bend-i Mahi şelalesinde su sesi, Akdamar Adası’nda kuşların cıvıltısı ve tarihe yolculuk, Selçuklu mezarlığında ustaların eserleri, Hoşap Kalesi’nde ihtişam, Edremit’te söğüt dalları arasında gezinti, Gevaş’ta zirvelerden gelen tarih ve doğanın birbirine karıştığı esinti, Van Müzesi’nde 40 bin eserin yer aldığı geçmişten yansıyan kesit ve sonrası kahvaltı salonunda yapılan keyifli bir kahvaltı size sunulacak eşsiz değerlerdir.

VAN KEDİSİ
Van’ı dünyaya tanıtan Van’ın sembolü olan Van Kedisi son yıllarda daha büyük ilgi göremektedir. Sevimli, cana yakın, suyla oynamayı seven, yüzmeden hoşlanan Van Kedisi’ne Van halkı “Pişik” demektedir. Van kedisi Van’ın türküsüne, manisine ve sosyal yaşamına girmiştir. Van kedilerinin en büyük özellikleri; Uzun tüylü, kaplan yürüyüşlü, uysal, bir gözü mavi, bir gözü sarı, bazen de bir gözü mavi bir gözü yeşil olabilmektedir. Tilki kuyruklu, çevik, temizlikten hoşlanan, eğitime yatkın Van kedilerinin gebelik süresi 62 gündür.
Bir batında 4 adet yavru doğurur. Van kedileri yeni yaşama alanlarına 20-30 günde adapte olabilirler. Van dışına götürülmüş, yurt içinde ve yurt dışında beslenen, doğuran, çoğalmış çok sayıda kedi vardır. 18. yüzyılda Sultan Abdülhamit, Yıldız Sarayı’nda “Pamuk” isminde bir Van Kedisi beslemiştir. Van kedisinin avcılık özellikleri üstündür. Fare, kuş, sinek, böcek avlayarak oynar ve yer. Tuvaletini ev içinde toprak bir kapta giderir. Duygusaldır. İsmiyle sevilmekten hoşlanır. Van kedisi kavun, karpuz, çikolata gibi ilginç gelebilecek gıdalar da yer. Yiyeceğini yemeden önce sahibine sürünerek minnet duygusunu gösterir. Sokak kedileriyle çiftleşmiş Van kedilerinin bir kısmı kırma, bozulmuş Van kedisi tipi oluştururlar. Van Valiliği ile Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin işbirliğiyle üniversite kampüsü içersinde Van kedilerinin neslini korumak, tedavilerini sağlamak üzere modern bir “Van Kedi Evi” yaptırılarak hizmete girmiştir. Van kedileri Van’da sayıları azalsa da birçok evde titizlikle ve sevgiyle bakılmaktadır.

VAN GÖLÜ CANAVARI

Van Gölü, Türkiye’nin en büyük gölüdür. Van Gölü’nde 1960′lı yıllardan günümüze kadar 8-10 metre boylarında, ses çıkaran, insanlara zarar vermeyen, kahverengi-siyah arasında bir canlı olduğu görgü tanıklarınca söylenmektedir. Çok sayıda Vanlı bu yaratığı gördüğünü söylerken, bu konuda bilimsel bir tespit yapılmamıştır. Gizemini koruyan Van Gölü Canavarı’nı Van halkı “Canavan”, “Cano” gibi isimlerle sevimli hale getirmiştir. Zaman zaman hakkında araştırma yapılmaktadır.
Van Müzesi: Van şehir merkezinde bulunmaktadır. Müzede Urartu, Osmanlı, Selçuklu ve çeşitli uygarlıklara ait 40.000 eser bulunmaktadır. Bir bölümde ise Van’ın etnografik değerleri korunmakta ve sergilenmektedir.

Akdamar Adası ve Kilisesi: Van’ın Gevaş ilçesine 10 km. uzaklıktadır. Van-Bitlis karayolu üzerindeki iskeleden günün her saatinde motor çalışmaktadır. Badem ağaçları ile doğal güzelliği olan, temiz kumsal sahili bulunan ada da bulunan Akdamar Kilisesi dünya çapında turist çekmektedir. Yaz aylarında çok kalabalık olan Ada’da martı sesleri senfoni yaparak konuklarını karşılar.

Van Kalesi: Van şehir merkezine 5 km. uzaklıktadır. Urartu Devleti’nin Tuşba adıyla başkentliğini yapmıştır. Güneyinde eski Van şehri bulunur. Kaya mezari, camiiler, çivi yazıları, madır burcu, surlar ve yanı başındaki Van Evi görülmeye değerdir.

Hoşap Kalesi: Van’ın en fazla turist çeken kalelerindendir. Van’a 60 km. uzaklıktadır. Osmanlı dönemine aittir. Araç ile kale kapısına kadar çıkılabilmektedir.

Çavuştepe Kalesi: Van’a 30 km. mesafede Van-Hakkari karayolu üzerindedir. Araçla kaleye çıkılabilmektedir. Urartu uygarlığını merak edenler için mutlaka görülmesi gereken ören yeridir.

Çarpanak Ada ve Kilisesi: Van merkeze bağlı Çitören köyü burnunda yer alan adaya köy iskelesinden ve Van iskelesinden ulaşılabilmektedir. Ada’da bulunan manastır kilisesi ve doğa güzelliği ile kumsalı ilgi çekicidir.

Gevaş Selçuklu Mezarlığı ve Halime Hatun Kümbeti: Gevaş-Van karayolu üzerindedir. 14. ve 15. yüzyıla ait tarihi mezarlar bulunmaktadır. Mezarlık içersinde Halime Hatun türbesi taş işçiliğinin güzel örneğidir.

DOĞAL DEĞERLER
Muradiye Çağlayanı: Muradiye ilçesine 10 km. uzaklıkta, Bend-i Mahi çayı üzerinde bulunmaktadır. Çayın vadi içersinde akmasıyla 15-20 m. yüksekten dökülen çağlayan oluşmuştur. Asma köprüsü ve doğal güzelliği heybetli görünüm sergiler. Sakin dinlenme yeridir.

Beyaz Su Çağlayanı: Çatak ilçesi sınırları içinde, Van’a 75 km. Çatak’a 5 km. mesafededir. Yaklaşık 100 m. yükseklikten köpük halinde akan su dinlendiricidir. Etrafı piknik alanıdır.

Edremit: Van’a 20 km. uzaklıkta bulunan Edremit, Van’ın önemli sayfiye yeridir. Bağları, bahçeleri, yeşil doğası, mavi göl suları, Kadembastı, Kızdamı, kamping alanları, sahil lokantaları ve piknik alanlarıyla turizm beldesidir.
Ayrıca Van İskele, Mollakasım, Ayanıs, Amik, İrini, Çakırbey, İşgirt, Sıhke köyü, Bardakçı kumsalı, Panz köyü kumsalı dinelenme, piknik yeridir.
Hasan Aptal Kaplıcası Erciş ilçesine 20 km. uzaklıktadır. Kaynak suları çeşitli hastalıklara iyi gelmektedir.

YAVUZLAR KÖYÜ VE PERİ BACALARI: Başkale ilçesinin Yavuzlar köyü civarında bulunan peri bacalarını andıran doğal oluşumlar bulunmaktadır. İlginç doğal güzellik oluşturan ve Başkale Peri Bacaları denilen yer gizemlidir.

Van Asya İpek Yolu Sanayi ve Ticaret Fuarı: Van Kalesi bitişiğinde her yıl yaz sonlarına doğru kurulmaktadır. Komşu ülke ve yurt içinde üretilen ürünler sergilenmektedir.

Şenlikler: Van merkezinde, Çatak ilçesinde, Erciş ilçesinde ve Bahçesaray ilçesinde çeşitli tarihlerde festival ve şenlikler düzenlenmektedir.

KONAKLAMA TESİSLERİ
Van ili konaklama tesisleri açısından Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en modern tesislerini bünyesinde toplamıştır. Turizm belgeli otel sayısı 8′dir.

Belediye Belgeli Oteller
1. Sınıf:Hotel Kahraman, Hotel Çağ, Hotel İpek Palas, Hotel Van, Hotel Aslan, Hotel Tahran, Hotel Kent.
2. Sınıf: Hotel Nuh, Hotel Konak, Hotel Ada Palas, Hotel Göl.
3. Sınıf: Hotel Göl Palas, Hotel Akköprü, Hotel Dergah.

Büyük Urartu Oteli xxxx 0.432 212 06 60
Akdamar Oteli xxx 0.432 214 99 23
Yakut Oteli xxx 0.432 214 28 32
Sirhan Oteli xx 0.432 214 34 63
Büyük Asur Oteli xx 0.432 216 37 53
Beşkardeşler Oteli xx 0.432 216 11 16
Şahin Oteli xx 0.432 216 30 62
Güzel Paris Oteli x 0.432 216 37 39
Çaldıran Oteli x 0.432 216 27 18

RESTORANLAR
Kıyı Restorant, Merkez Et Lokantası, Edremit Anadolu Kamping, Edremit Cengtur, Edremit Yalı Restorant, Gevaş Ahtamara Restorant, Edremit Konak Restorant, Kadembas Restorant ve Kamping.

TURİZM ACENTALARI
İl merkezinde 6 adet, Erciş ilçesinde 2 adet olmak üzere 8 turizm seyahat acentası vardır.

OLD TUŞBA - EREK TURİZM - KAMRAN TURİZM - ÇARPANAK TURİZM - ZEYSİN TURİZM - URARTU TURİZM.

Otobüs Firmaları: Vangölü Turizm, Vantur Turizm, Yeni Van Seyahat, Best Van Turizm.

ULAŞIM
Van’da ulaşım demiryolu, denizyolu, karayolu ve havayolu ile yapılmaktadır.

Van, Anadolu’ya kuzeyden Muradiye, Çaldıran üzerinden Doğubeyazıt’a,
Ağrı-Erciş karayolu ile Patnos üzerinden Ağrı’ya, Van-Gevaş karayolu ile Bitlis, Muş üzerinden Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz Bölgesi’ne ulaşım imkanı sağlanmaktadır. Bu yollar Devlet karayolları standartlarındadır.

Van’dan Gürpınar-Başkale üzerinde Yüksekova ve Hakkari ile irtibat sağlayan, aynı zamanda Yüksekova üzerinden İran ile bağlantı kuran devlet yolu mevcuttur.

Van’ın komşu il ve ilçelere ulaşımını sağlayan toplam; 981 km. devlet, 791 km. asfalt, 115 km stabilize, 67 km ise Şose yolu bulunmaktadır. Köy yolu 5.197 olup 196 km’si asfalt, 2.606 km’si stabilize, 2.341 km’si tesviye yoludur. Van ilinin Ağrı’ya 230 km, Bitlis’e 170 km, Hakkari’ye 203 km, Siirt’e 267 km, Şırnak’a 363 km uzaklığı bulunmaktadır. Van ilinden ilçelere otobüs, minibüs ve taksi dolmuşları çalışmaktadır. Şehiriçi ulaşım minibüs, belediye otobüsleri ile sağlanmaktadır. Ayrıca taksi durakları şehrin çeşitli semtlerinde bulunmaktadır.

Havayolu Ulaşımı
Van’da modern imkanlara sahip günün 24 saati her türlü uçağın iniş-kalkış yapabileceği bir sivil hava alanı ve terminali mevcuttur. Havaalanı Van şehir merkezine 5 km. uzaklıkta olup, Van Gölü yakınlarındadır. Halen Van’a Türk Havayolları uçakları sefer düzenlemektedir.
İstanbul’dan Van’a her gün karşılıklı bir tarifeli sefer, Ankara’dan Van’a hergün karşılıklı iki tarifeli sefer vardır.

İstanbul Havayolları ile Pazartesi, Çarşamba, Cuma günleri İstanbul’dan Van’a karşılıklı bir sefer düzenlenmektedir.

Demiryolu Ulaşımı: Van’ın İran ile 116 km. uzunluğunda demiryolu bağlantısı mevcuttur. Bu demiryolu güzergahında toplam üç istasyon bulunmaktadır. Demiryolu genelde feribotla Tatvan’dan Van’a gelen ve İran’a giden yük vagonlarını taşımaktadır.

Denizyolu Ulaşımı: Devlet Demir Yolları’na paralel olarak Van ile Tatvan istasyonu arasında demiryolu bağlantısı Van Gölü üzerinden feribotla sağlanmaktadır. Van İskelesi ile Tatvan iskelesi arasında karşılıklı olarak yük, vagon, araç ve yolcu taşıyan feribot seferleri düzenlenmektedir. Van-Tatvan arası feribot yolculuğu yaklaşık 4 saat sürmektedir. Ayrıca Van Gölü üzerinde adalara turistik amaçlı yolcu taşımacılığı yapılmaktadır.



February-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Hollanda Alan: 41,160 km2
Nüfüs: 15.65 mil.
Dil : Flamanca (Dutch)
Din: %60′ı Hıristiyan (Katolik ve Protestanlar), %3′ü Müslüman
Politik düzeni: Monarşi
Devlet Başkanı: Beatrix, Kraliçe.
Başbakan: Wim Kok


Ne Zaman Gidilir?

Amsterdam’a gelmek için en iyi zaman ilkbahar lale sezonu (Nisan başından Mayıs ortasına kadar) ve Temmuz ve Ağustos aylarındaki okul tatilleri.

Şehir bu dönemlerde çok kalabalıklaştığı için otellerde yer bulmak daha da zorlaşıyor, pazarlık kavramı ise tamamen ortadan kalkıyor.(Sarımış lalelere Kasım’da bakmak ya da kar fırtınasında bir teras kafede oturmak kim ister ki) Bu dönemlerde gitmeyi planlıyorsanız, rezervasyonu birkaç ay önceden yapmanız tavsiye edilir.

Ayrıca, Hollanda’da yaz, bisiklet gezileri için en uygun dönemdir, bu da size göre değilse kanallarda su bisikletine binmemiz mümkündür.

Kışın ise otel fiyatlarının düşmesiyle birlikte café ve restoranlar da boşalıyor. Artık Rembrandt’ın “Gece Saati’ni” veya Van Gogh’un eserleri görmek için saatlerce kuyrukta beklemek zorunda kalmazsınız. Ayrıca, kanallarda buz pateni yapmak imkanınız da olacak.Artı, o kanallrın, yazın yeşil ağaçların kapattığı silüetünü görmeniz mümkün olacak.
Gerekli Bilgiler:
Vize: SCHENGEN vizesi geçerlidir.
Saat: Türkiye’den 1 saat geride.
Elektrik: 220V, 50Hz
Turizm: 6.5 mil. ziyaretçi her sene.


Para ve Fiyatlar:

Para Birimi: Hollanda Florini (NFL)
Bazı Fiyatlar:
Ekonomik yemek: US$ 5-10
Lokanta yemeği: US$ 12-20
Ekonomik konaklama: US$ 10-25
Orta Sınıf Otel: US$50-80 (Çift Kişilik)

Önemli Telefonlar:

Ülke Kodu: 31
Türk Konsolosluğu: Jan Everstraat 2514 BS Lahey
Tel: (70) 360 4912
Amsterdam Schipol Havaalanı: 20 601911
Polis: 020/622 2222
Acil: 06/112
Ambulans: 020/555 5555
Amerikan Express: 020/520 7777

Türkiye’ ye Nasıl Telefon Açılır?
00+90+alan kodu+telefon numarası
Cep telefonlar çalışmaktadır,

Banka ve Dükkanların Açık Olduğu Saatler:

Bankalar: Hafta içi her gün 09.00-16:00.
ATM makineleri bütün şehirlerde mevcuttur.
Müzeler: l0:00-17.00. Birçok müze pazartesileri kapalıdır,
Dükkanlar: Pazar hariç 08:30-21:00.

KDV: Alışveriş. %17.5 vergi vardır, Lüks eşyalarda bu oran artmaktadır. Ancak büyük mağazalarda tek seferde bir mağazadan 3.000 Florin ve üstünde alışveriş yapılırsa vergi iadesi alma hakkına sahip olunur.
Bunun için mağazadan alacağınız makbuzu dönerken Hollanda’da ki havalimanında tax-free officer’ na onaylatmak gerekmektedir. Küçük meblağlar alanda hemen ödenebildiği gibi bu vergi iadeleri kredi
kartlarınıza bir süre sonra işlenir veya adresinize bir çek yollanır.

Bahşiş: Restoranlarda ve kafelerde ücretin %10′u kadar bir Bahşiş
hesaba dahildir. Kalan yerlerde Bahşiş size bağlıdır. Örneğin otellerde genellikler taksi çağıran görevliye taksi çağırması için 3 florin verilir


Van Gogh Müzesi
Museumplein bölgesi, Rijksmuseum ve Stedelijk Müzeleri arasında kalan bölge.
Giriş Paulus Potterstraat köşesinden, no 7.
Merkez Garından tramway ile gidebilirsiniz.

Red Light District
Her taksi şöförü bilir.

Madame Tussaud’s Scenerama

Dam Square 20 Phone 020/622-9949
Çalışma Saatleri: Haziran-Ağustos hergün 9:30′tan 17:30′a kadar, Eylül- Haziran hergün 10:00′dan 17:30′a kadar.
Ulaşım: Dam Square’e giden 1, 2, 4, 5, 9, 13, 14, 16, 17, 20, 24 veya 25 no’lu tramvay.
Fiyatlar: Giriş: Dfl 18.50 ($9.25) tam bilet, Dfl 15 ($7.50) gençler ve 14 yaşından büyük olanlar.

Erotic Museum (”The Art of Erotics”)
Oudezijds Achterburgwal 54 Phone 020/624-7303
Çalışma saatleri: Daily noon-midnight
Ulaşım: Tram: 1, 2, 4, 5, 9, 14, 16, 24, or 25 to Dam Square
Fiyatlar: Admission Dfl 5 ($2.50)


Amsterdams Historisch Museum
(Amsterdam Historical Museum)

Kalverstraat 92 and Nieuwezijds Voorburgwal 359, Begijnhof’un yanı.
Tel: 020/523-1822
Çalışma saatleri: Pazartesi-Cuma 10:00′dan 17:00′e kadar Cumartesi-Pazar 11:00′dan 17:00′e kadar
Ulaşım: Spui’ye giden 1, 2, 4, 5, 9, 16, 20, 24 veya 25no’lu tramvay. Giriş: tam bilet Dfl 9 ($4.50), 6-16 yaşlar arasında çocuklar için Dfl 4.50 ($2.25), 6 yaşından küçük çocuklar için giriş ücretsiz.


Anne Frankhuis
Prinsengracht 263 , Westermarkt’ın yanı.
Tel: 020/556-7100
Çalışma saatleri: Nisan-Ağustos hergün 9:00′dan 21:00′a kadar, Eylül-Mart hergün 9:00′dan 17:00′e kadar açık.
Ulaşım: Westermarkt’a giden 13, 14 veya 17 no’lu tramvay.
Giriş: Tam bilet Dfl 10 ($5), 10-17 yaşlar arasında çocuklar için Dfl 5 ($2.50) , 10 yaşından küçük çocuklar için giriş ücretsiz.


Artis Zoo
Plantage Kerklaan 38-40
Tel: 020/523-3400
Çalışma saatleri: Hergün 9:00′dan 17:00′e kadar.
Ulaşım: Plantage Middenlaan’a kadar giden 9 veya 14 no’lu tramvay.
Giriş: Tam bilet Dfl 23.50 ($11.75), 4-11 yaşlar arasında çocuklar için Dfl 15.50 ($7.75), 4 yaşından küçük çocuklar için giriş ücretsiz.

Hash Marihuana Hemp Museum
Oudezijds Achterburgwal 148
Tel: 020/623-5961
Çalışma saatleri: Hergün 10:00′dan 17:30′a kadar açık.
Ulaşım: Dam Square’e giden 1, 2, 4, 5, 9, 14, 16, 24 veya 25 no’lu tramvay.
Giriş: Tam bilet Dfl 18 ($9), çocuklar için Dfl 13



February-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Sonsuz bahar ülkesi Kolombiya Sonsuz bahar ülkesi Kolombiya
Kolombiya, daha çok uyuşturucu ile hatırlansa da, doğal güzellikleri, eşsiz tabiatı, tarihî dokusu ve insanları ile daha iyi tanınmayı hak ediyor.
BOGOTA - Kolombiya denince birçoğumuzun aklına olumsuz fikirler üşüşür hemen. Kulaktan dolma bilgilerle beslenmiş, medya eliyle elde ettiğimiz bir imajın ürünü fikirler de denebilir bunlara. Uyuşturucu ticareti, mafya, koka ve kahve, bu ilginç ülke hakkında aklımıza ilk gelenler. Kolombiyalıları en çok üzen de bu zaten, sadece bu yönleriyle bilinmek. Yeraltı ve yer üstü zenginlikleri, doğal güzellikleri, sıcak insanları ile daha doğru tanınmayı ve daha çok bilinmeyi hak ediyor bu Güney Amerika ülkesi.

Başkent Bogota’ya indiğinizde ilk sürprizi iklimi yapıyor size. 2 bin 700 metre yükseklikteki bir platoya kurulmuş bu şehir, ekvatora olan yakınlığına rağmen tam bir yayla. Şehrin lakabı ise sonsuz bahar ülkesi; çünkü hava hep bahar tonunda. Yıl boyunca iki iklim yaşanıyor: az yağışlı, çok yağışlı. Buna rağmen, ekvatora olan yakınlığından olsa gerek, kimse şehre kar yağdığını hatırlamıyor. İspanyolların ülkeye gelip yerleşmesi 1532’de olmuş. Bogota’yı 1538’de kuranlar da onlar. Bölgenin gerçek sahipleri, Amazon yerlileri. Halen belli noktalarda hayatlarını sürdüren bu yerlilerin 40 ayrı lehçe ile konuştukları söyleniyor.

Bogota’nın diğer lakabı ise kırmızı şehir. Evlerde kullanılan kırmızı tuğlalardan mülhem bu lakap. Mimaride estetiğe özen gösteriliyor. Pencere ölçülerinin bile belirli standartlarda olabildiğini öğreniyoruz. Bogota çok yüksekte kurulmasına rağmen evlerde ısıtma tertibatı yok. Çünkü en soğuk günlerde bile sıcaklık en fazla 10 dereceye kadar düşüyor. Bu durum ülkenin tamamı için geçerli. Hal böyle olunca ısıtma sistemlerine o kadar masraf etmek yerine bir elektrik sobası ile kışı atlatmak mümkün olabiliyor.

Kolombiya, biyolojik çeşitlilik bakımından dünyanın Brezilya’dan sonra en zengin ikinci ülkesi konumunda. Dünyanın yüzde 0,7’si Kolombiya toprağı olmasına rağmen, dünyadaki bitki ve hayvan çeşitliliğinin en az yüzde 15’ine sahip. Kahve dışında ülkenin en önemli yeraltı zenginliği zümrüt. Bu değerli madende, üretim ve ihracat olarak dünyada birinci ülke. Buna ek olarak petrol, doğalgaz, kömür, demir, nikel, altın ve bakır açısından da hatırı sayılır bir zenginliğe sahip. Amerika’ya en çok kömür satan ülke konumunda.

Kolombiya’nın bir diğer dünya birinciliği ise kahve üretim ve ihracatında. Dünyadaki bütün önemli kahve markaları, özellikle “light” kahve ürünlerini Kolombiya’dan temin ediyor. Çiçekçiliği de unutmamak lazım elbette. En çok çiçek ihraç eden ülkelerden biri, hatta Amerika’ya giden çiçeklerin yarısının bu ülkeden gittiği söyleniyor. Muz üretiminde ise Kolombiya dünyanın üçüncü büyük üreticisi. Devamlı yağan yağmurların da etkisiyle ülkede su kaynakları çok fazla. Halen aktif olan 1600 nehir var.

GRAND KOLOMBİYA’DAN BUGÜNKÜ TOPRAKLARA

Kolombiya yüz ölçümü olarak Güney Amerika’nın dördüncü büyük ülkesi konumunda. 1800’lü yıllara kadar, Grand Kolombiya olarak Venezuella, Ekvator, Peru ve Panama’yı da kapsayacak şekilde kıtanın en büyük ülkesi konumunda. Ayrışmalar 19. yüzyıldan itibaren başlamış. Kolombiya’nın Türkiye’de büyükelçiliği yok. Avusturya büyükelçisi, Ankara ile ilişkileri yürütüyor. Türkiye’nin de Bogota büyükelçisi bulunmuyor. Venezuella-Caracas Büyükelçisi bu ülke ile ilişkileri yürütüyor. Kolombiya’nın Türkiye Fahri Konsolosu ise Marta Ardila Ülkümen. İstanbul’da yaşayan ve bir Türkle evlilik yapan Martha Hanım’ın en büyük üzüntüsü, ülkesi hakkındaki olumsuz imaj. Uyuşturucu işiyle uğraşan çok küçük bir grup olmasına rağmen, sanki bütün Kolombiyalıların uyuşturucu bağımlısı gibi algılanmasından oldukça rahatsız. Uyuşturucu tacirlerinin bütçesinin devletten daha büyük olmasının, bu imajın oluşmasında etkili olduğunu düşünüyor. Uyuşturucu noktasında ise farklı bir bakış açısı getiriyor: “Allah bize büyük bir bereket verdi, topraklarımıza ne atsanız yeşeriyor. Bu hem büyük bir kazanç, hem de büyük bir problem. Nereye ekseniz koka bitkisi yetişiyor, bu açıdan devlet bununla mücadele edemiyor.”

Her iki ülkeyi de iyi tanıyan Ülkümen, Kolombiya ile Türkiye arasında önemli benzerlikler olduğunu düşünüyor. Aile bağlarının Türkiye’deki gibi sıkı olması mesela. Çocuklar evleninceye kadar aileleriyle yaşıyor. İki ülke tarımdaki potansiyelleriyle de benzer özelliklere sahip. Kıtadaki en güzel İspanyolca’nın kendi ülkesinde konuşulduğunu söylüyor; en çok kitabın da ülkesinde okunduğunu ekleyerek. İki ülke arasında zayıf olan ekonomik ve siyasi ilişkilerin geliştirilmesini de çok önemsiyor. Geçtiğimiz günlerde Kolombiya Dışişleri Bakanı Caroline Barco, Ankara ve İstanbul ziyaretiyle bir ilki gerçekleştirmişti. Ülkümen, bu ziyaretin ilişkilerin gelişmesi adına önemli bir başlangıç olması için Kolombiya’nın üzerine düşeni yapacağını belirtiyor.

Her iki ülkeyi çok iyi tanıyan bir başka kişi ise Bogota’da yaşayan bir gezgin fotoğrafçı Andres Hurtado Garcia. 15 yaşından beri fotoğraf çekiyor, şu ana kadar çektiği kare sayısının 3 milyonu bulduğunu söylüyor. Kendi ülkesini olduğu kadar Türkiye’yi de çok yakından tanıyor. Ülkemizin neredeyse her bölgesine gitmiş ve yaşamış. Türkiye ilgisi nereden kaynaklanıyor sorusuna ilginç bir cevabı var: “Biraz parası olan, gezmeye meraklı bir insan için dünyada mutlaka görülmesi gereken beş ülke var. Bunlar Türkiye, Yunanistan, Mısır, Hindistan ve Çin’dir. İstanbul üç medeniyetin merkezi olan muhteşem bir şehir. Anadolu, Hititler’den bu yana medeniyetlerin geçiş noktası olmuş. Yunanların övündükleri Helenistik kültürün kaynağı Anadolu, Hıristiyanlık bile bu topraklarda doğmuş.” Garcia’nın Anadolu’da en beğendiği bölge ise Kapadokya. Dünyanın en güzel 10 bölgesi yarışması için fikri sorulduğunda Kapadokya’yı önerdiğini anlatıyor bize.

Peki, bu kadar doğal zenginliklere ve yeraltı kaynaklarına sahip bir ülke, aynı zamanda nasıl bu kadar fakir olabiliyor? Deneyimli gazeteci, “Bu ülke fakir değil, sadece soyguna uğramıştır.” sözleriyle mukabele ediyor sorumuza. 1500’lü yıllardan itibaren kıtaya gelmeye başlayan İspanyolların büyük arazileri ele geçirdiklerini belirtiyor. Yerli halka ise onların beğenmediği topraklar kalmış. Kolombiya’nın tarım ülkesi olması ve büyük arazilerin de İspanyollara geçmesi fakirliği daha da arttıran etkenlerden. Garcia’ya göre günümüzde İspanya’nın yerini Amerika almış durumda. “Onlar bizden her şeyi alır hem de çok ucuza.” diyor.

Dünyayı dolaşan biri olarak ülkesinin dışarıdaki imajından hiç memnun değil. Türkiye’nin yaşadığı imaj sorununun daha büyüğünü Kolombiya’nın yaşadığını söylüyor. Ülkesine haksızlık edildiği kanaatinde. Sinemalarda kısa süre önce gösterilen, Amerikan yapımı Mr. and Mrs. Smith adlı aksiyon filminde Bogota’nın kötü bir köy gibi gösterildiğini hatırlatarak, bu şekilde ülkenin doğru anlatılamayacağını düşünüyor. Gerçekten de Bogota, ilk gidenler için beklentileri boşa çıkaracak kadar normal ve büyük bir şehir. Sekiz milyonluk bir nüfusa ev sahipliği yapıyor. Dışarıdan sadece uyuşturucu, mafya ve şiddet üçgeniyle hatırlanan bu ülkeye ciddi haksızlık yapıldığı bir gerçek. Bunu düzeltebilmek için Kolombiya’nın ülke olarak ne kadar mücadele ettiği ise bir soru işareti?

İKİ OKYANUSA KIYISI OLAN TEK ÜLKE

Bütün az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Kolombiya’da da, gelir dağılımı eşitsizliği hâlâ en önemli problemlerden. Tahmin edilebileceği gibi ülkede İspanyol kökenli ailelerin durumu daha iyi. Ülkedeki evlerin planlamasından, sınıf farkları konusunda anlamlar çıkarmak da mümkün. İyi denebilecek evlerin tamamında, mutfağın arkasında hizmetçi odaları var. Bu küçük odalarda genelde, yerli ve fakir ailelerin 15-16 yaşlarında kızları kalıyor. Onların görevi zenginlerin hizmetini görmek.

Bogota’da başka ülkelerde rastlamanın zor olduğu ilginç yöntemlerle para kazanıyor insanlar. Mesela bizde trafik ışıklarında cam silme ve mevsim şartlarına uygun ürün satmak ne kadar yaygınsa, orada da trafiğin durduğu noktalarda gençlerin araçların önüne geçerek gösteri yapmaları o kadar yaygın. Aerobik hareketler içeren bu gösterilerden gelen bahşişler onlar için bir kazanç kapısı. Diğer ilginç meslek ise cep telefonu ile konuşturma hizmeti. Kalabalığın fazla olduğu bölgelerde ellerinde cep telefonları ile bekleyen gençler, şarjı bitene veya cep telefonu olmayana telefon kulübesi hizmeti veriyor. Ucuz tarife kullandıkları için bu hizmet, ankesörlü telefondan daha ucuza geliyor.

Kolombiya’daki bitkisel çeşitlilik, ülkedeki botanik kültürünü ön plana çıkarmış. Hemen her şehirde bulunan ve sayıları 29 olan Botanik bahçeleri, bitkisel çeşitliliği bir araya getiriyor ve bunların devamını sağlıyor. Ülkedeki en büyük botanik bahçesi Bogota’da 1955’te kurulmuş. Kolombiya’daki bitki türü sayısı 1800, orkide türü sayısı ise 3 bin 500’ü buluyor. Bu kadar zengin bir bitki örtüsüne sahip Kolombiya’nın tek sorunu, sadece iki mevsim yaşanması. Kış mevsimi olmadığı için bitkiler dinlenme şansı bulamıyor. Bu sebeple canlı kalabildikleri süre, normalden daha az. Çeşit çok fazla olmasına rağmen, meyveler dört mevsim yaşayan ülkeler kadar lezzetli değil.

Kolombiya, Güney Amerika’da her iki okyanusa (Atlas ve Pasifik) sınırı olan tek ülke. Ülkenin Atlas Okyanusu kıyılarında bulunan, denize sıfır mesafedeki Santa Marta tepelerinin yüksekliği, 5 bin 700 metreyi buluyor. Bu özelliği ile Santa Marta, dünyada denize sıfır noktasındaki en yüksek dağ olma özelliği taşıyor. O bölgede halen yaşayan Togis ve Tairoma adlı toplulukların, kendilerini insanlığın ataları olarak gördüklerini de öğreniyoruz.

YERLİLERİN CAN SİMİDİ KOKA!

Kolombiya denince mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri, yerlilerin ilginç tasarımlarını yansıtan Altın Müzesi. Dünyada başka örneği bulunmayan başkent Bogota’daki müzede, Kuzey ve Latin Amerika yerlilerinin kültürüne ait birçok unsura rastlamak mümkün. Yerliler için mistik bir sembol olan altına verilen şekiller insanı hayrete düşürecek güzellikte. Müzede Aksiyon’a rehberlik yapan mimar Ruth Teresa, altına ek olarak her kabilenin kendine ait bir kumaş ve seramik işleme tekniği olduğunu söylüyor. Altın işlemeciliğinde çok ileri giden yerli kabilelerin dinleri Şamanizm. Bayan Teresa, onların bu açıdan İslamiyet öncesi Türklere benzediğini söylüyor. Altın Müzesi’nin kurulma fikri, 1939’lu yıllarda ortaya çıkmış. O zamanlar yerlilerin elindeki parçaların yabancılar tarafından satın alınmaya başlanması, müze fikrini ortaya çıkarmış. Kolombiya Antropoloji Enstitüsü uzun yıllara dayanan bir çalışma ile bütün nadide parçaları bir araya getirmiş ve 1960’ta müze oluşturulmuş. 1965’te ise halkın ziyaretine açılmış.

Yerlilerin, günümüzdeki kokain imalatının ham maddesi olan koka bitkisini taşımak için kullandıkları kap, müzenin ilk parçası ve sembolü olarak kabul ediliyor. Koka, yerliler arasında yaygın kullanılan bir ürün. Ruth Teresa, onların bu bitkinin uyuşturucu etkisinden meditasyon esnasında faydalandıklarını söylüyor. Uyarıcı etkisi olan bitkiyi yerlilerin daha çok çalışmaya dayanabilmek, soğuğa mukavemet etmek ve açlığa katlanmak için kullandıklarını da belirtiyor. Şimdi uyuşturucu tacirlerinin elinde kimyasal işlemlerden geçirilerek ticareti yapılan ve insanlığı zehirleyen koka, yerliler için hayati öneme sahip bir bitki aslında. Kokanın bu hikâyesi, akla hemen Türkiye’deki afyon bitkisini getiriyor. Anadolu insanının yağından faydalandığı bu faydalı bitki, kötü emellere alet olduğunda tehlikeli bir zehre dönüşebiliyor. Kısacası koka ile aynı kaderi paylaşıyor.

Sonuç olarak Güney Amerika’nın bu ilginç ülkesini anlatan bu yazı, elbette Kolombiya’nın tamamıyla ilgili bir fotoğraf veremez. Buna rağmen, buradaki sınırlı bilgiler bile, ülkenin aslında ne kadar yanlış tanındığının bir göstergesi. Türkiye’nin bırakın uzak diyarları, yanı başındaki Avrupa’da bile doğru tanınmadığı gerçeği, bizi onların sıkıntısını en iyi anlayabilecek ülkelerden biri haline getiriyor ister istemez…

ROSARİO ÜNİVERSİTESİ’NDE TÜRKİYE MERKEZİ

Kolombiya’nın en eski yüksek eğitim kurumu, başkent Bogota’da bulunan ve 350 yıllık bir geçmişe sahip Rosario Üniversitesi. Rosario’nun bünyesinde artık, Türkçe derslerinin verildiği ve Türkiye’nin araştırıldığı bir merkez yer alıyor. Kolombiya-Türkiye Eğitim Vakfı (Andino) ile üniversitenin işbirliğiyle faaliyete geçen merkezin direktörü Yunus Yaman, üniversite bünyesinde resmî bir bölüm olarak merkezin faaliyete geçtiğini belirtiyor. Merkezde halen seçmeli olarak Türkçe dersi alan 11 öğrenci bulunuyor. Türkçe derslerine ek olarak Türkiye’yi tanıtan, Türkiye, AB, Ortadoğu ilişkileri gibi konularda öğrencileri ve öğretim üyelerini bilgilendiren konferanslar düzenleniyor. Yunus Yaman, son yaşanan karikatür krizinde kendilerine birçok soru geldiğini ve bunları Türkiye’yi en doğru temsil edecek şekilde cevapladıklarını söylüyor. Türkiye’ye ait önemli sanat etkinliklerine de imza atan merkezde, geçtiğimiz günlerde Nuri Bilge Ceylan’ın ödüllü filmi Uzak’ın gösterimi de yapıldı. Kurumun ileriki günlerde iki ülke arasında öğrenci ve öğretim üyesi değişim programı hedefleri de var. Yaman, ülkenin diğer üniversitesi olan National ile de anlaşma yaptıklarını ve merkezin bir benzerini orada açacaklarını belirtiyor. Kolombiya için tam bir eğitim kurumları cenneti demek yanlış olmaz. Ülkedeki üniversite sayısı 360, sadece Başkent Bogota’da 72 üniversite var. Bunların yüzde 70’i devlet üniversitesi, kalanlar özellerden oluşuyor. Orta öğretim kurumlarına bakıldığında ise sadece Bogota’da 2 bin 700 devlet lisesi ve 600 de özel kolej bulunuyor. Özel kolejler arasında İngiliz, Amerikan ve İspanyol kökenliler ağırlıkta.



February-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Sülüklü Göl… Nasıl gidilir?Trafik yoğunluğundan ve görsel kirlenmeden uzak bir yolculuk için Otoyolu tercih ederseniz İstanbul Çamlıca gişelerden Adapazarı Akyazı Sapağına kadar gidiyorsunuz. Ne var ki trafik yükü ağır; Yolda defalarca yapılan yamalar, kaplamalar nedeniyle sürücülere hayli pürüzlü bir satıh bekliyor.
Akyazı ayırımından sonra daralan asfalt Kuzuluk’ tan sonra Tavşansuyu’na geliyor. Sağa ayrılan rampa çıkışı bu defa toprak, ve yer yer tek şeritli orman yolu virajlarla 9 km. devam ederek Sülüklü Göl’ e ulaşıyor. Burada sizi karşılayan demir kapı önüne aracınızı park edip 50 metre yürüyerek göl kıyısına gelebilirsiniz.
Ne yenir?Sülüklü göl yolu üzerinde bulunan “Giray Alabalık Çiftliği”, hem canlı alabalık satın alabileceğiniz hem de aynı yerde piknik yapıp yemek yiyebileceğiniz bir bahçe. İçkisiz kır lokantasında 250 gramlık benekli alabalık çiğ veya pişmiş olarak satılıyor. İstanbul’dan göle gelen tur gruplarına da hizmet veren kır lokantasının telefonu Serkan Soykan; (0374) 427 64 61. Yemek için Sünnet Gölü kıyısındaki tesisleri seçtiyseniz, konaklama üniteleri altında kapalı açık bölümleri ile restoran ve ağaç masalar piknikçileri karşılıyor. Dağ sularıyla beslenen alabalık çiftliklerinden Sünnet Gölü çıkışında kendinizde satın alıp pişirebilirsiniz. Belediyenin işletmeye verdiği tesisin içkili restoranında tavuk, ızgara et çeşitleri, patates tava, salatalar veya verebileceğiniz her türlü yemek siparişi hazırlanıyor. Yolunuz Bolu’dan geçiyorsa köy ürünleri, dağ cevizi, bal ve meyve çeşitlerinden alabilirsiniz.

Nerede kalınır?Sünnet Gölü kenarında yer alan tesisi Mudurnu Tavukçuluk tarafından Milli Parklar’dan devralarak işletmeye açan Sünnet Gölü Doğal Yaşam Hoteli işletiyor.



February-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

…safranbolu…. Safranbolu, geleneksel Türk toplum yaşamının özelliklerini kent ölçeğinde yaşatan, tarihi ve kültürel eserlerini tüm insanlara sunan bir örnek bir kenttir. Sahip olduğu zengin kültürel miras ve bu mirasın korumadaki başarısı Safranbolu’yu bir dünya kenti ününe kavuşturmuş ve UNESCO tarafından Dünya Miras Listesi’ne alınmasını sağlamıştır. Daha çok Eski Türk Evleri ile tanınan Safranbolu, tarihi boyutuyla, doğal güzellikleriyle ve kent ölçeğinde korumacılıkta örnek oluşturmasıyla gün geçtikçe daha çok ilgi görmektedir. 1200′ü koruma altında olan sayısız kültürel eseri bulunan Safranbolu, bugün kent ölçeğinde en iyi korunan yer olarak anılmaktadır

Nasıl Gidilir ?

Karayolu : Safranbolu’ya karayolu ile üç ayrı yönden ulaşmak mümkündür. Ankara-İstanbul karayolunun Gerede kesiminden ayrılarak 82 km. sonra Karabük’e, Karabük’ten 8 km sonra da Safranbolu’ya varılır. İlçenin kuzey yönünde Bartın’a uzaklığı 74 km., doğusundaki Kastamonu’ya uzaklığı 105 km.dir.
Demiryolu: Karabük il merkezine kadar demiryolu il ulaşım mümkündür. Karabük – Zonguldak, Karabük – Ankara tren seferleri vardır.
Havayolu : En yakın hava limanı Ankara Esenboğa’dır. (240 km.)



February-23-2008
Filed Under (Tatil Haberleri) by admin

Zati Eşya Muafiyeti Ne Demektir? Neler zati eşya kapsamına girer Yolcuların beraberlerinde ya da yolculardan iki ay önceki veya altı ay sonraki süreler içerisinde getirilen, kendi kullanımlarına mahsus, gayri ticari nitelikteki kullanılmış veya kullanılmamış zati eşya gümrük vergilerinden muaftır.

Zati eşya olarak ithal edilecek eşyanın nitelik ve özellikleri ile miktar ve kıymetlerini belirlemeye, özel ve zaruri durumları inceleme ve sonuçlandırmaya Müsteşarlık yetkilidir.

Zati Eşya Listesi

A- GİYİM VE YOLCULUK EŞYASI

1- Yolcunun giyinip kuşanmasına mahsus eşya,
2- Yolcunun yaşantısına mahsus eşya ile seyahat eşyası,
3- Yolcu için elbiselik kumaş (en fazla 5 metre),
4- Naklihane hakkını haiz olan ve yurda kesin dönüş yapan yolcuya ait bir adet kürkten mamul giyim eşyası,

B- ELEKTRONİK EŞYA

1- Bir adet siyah-beyaz televizyon,
2- Bir adet renkli televizyon (55 Ekrana [55 Ekran hariç] kadar),
3- Bir adet 16 ekrana kadar renkli cep televizyonu (16 ekran dahil),
4- Bir adet siyah beyaz televizyon-radyo-teyp (kombine),
5- Bir adet video kamera ve 5 adet boş video teyp kaseti,
6- Sekiz mm.ye kadar alıcı veya gösterici sinema makinası (On adet boş sinema filmi ile birlikte),
7- Bir adet slayt gösterme makinası,
8- Cep tipi bilgisayar (ana bellek kapasitesi-Ram 132 K.byte’a [132 dahil] kadar),
9- Portatif compact disc player.
10- Bir adet kendi ses verebilen portatif radyo ve portatif radyo-teyp (portatif radyo-teybin özellikleri Müsteşarlıkça belirlenir.)
11- Bir adet volkmen veya cepte taşınabilen küçük teyp,
12- Kasetsiz ve kartuşsuz elektronik oyun aletleri,
13- Her birinden en çok 5 er adet olmak üzere plak, teyp kaseti veya compact disc,
14- GSM-Cep telefonu (SIM kartını havi olanlar),

C- MÜZİK ALETLERİ

1- Armonika,
2- Mandolin,
3- Kaval,
4- Mızıka,
5- Flüt,
6- Gitar,
7- Akordeon,
(Her birinden birer adet olmak üzere en çok 3 adet)

D- SPOR VE OYUN ALETLERİ

1- İki bölmeli bir adet kamp çadırı,
2- Sualtı sporları için bir adet dalgıç takımı (nitelikleri, aksam, ve parçaları Müsteşarlıkça belirlenir.),
3- Uçan kanatlar (bir çift),
4- Motor takılmayan cinsten şişirme bir adet bot,
5- Su sporu için kullanılan yelken tertibatlı bir adet sörf,
6- Ayak paleti (bir çift),
7- Yolcunun tek başına kullanabileceği özelliğe sahip birer adet olmak üzere spor yapmasına mahsus diğer spor alet ve giysileri (deniz motosikleti ve motorlu deniz kızağı hariç),
8- Satranç takımı,
9- Dama takımı,
10- Beş adet oyun kağıdı,

E- SAĞLIK CİHAZLARI

1- Hasta yolcuya ait yataklar,
2- Malüller için hareket ettirici tertibatı bulunan motorlu, motorsuz koltuklar,
3- Şahsi tedavide kullanılan ilaçlar,
4- Gaz maskesi ve benzeri koruyucu elbise (en çok 2 adet).

F- MUTFAK EŞYASI

1- Yolculuk esnasında kullanılacak kadar tabak, tencere, çatal, kaşık, bıçak gibi mutfak aletleri,
2- Bir adet portatif piknik ocağı,
3- Bir adet semaver,
4- İki adet termos,
5- Akü ile çalışan kahve makinası,

G-TÜKETİM MADDELERİ

“Yerli ve yabancı ayrımı yapmaksızın;

1-400 adet sigara (2 karton) ile 150 adet yaprak sigara veya puro veya sigarillo
Ayrıca,
200 gr. kıyılmış tütün ve 200 yaprak sigara kağıdı veya
500 gr pipo tütünü veya
200 gr ağız tütünü veya
200 gr tömbeki veya
50 gr enfiye,
2- 1,5 kg. kahve, 1,5 kg. nescafe. 500 gr. çay, 1 kg. çikolata, 1 kg. şekerden mamül yiyecek,
3- 100 cl’lik bir (1) şişe ya da 75 veya 70 cl’lik iki (2) şişe alkollü içki,
4- Şişe adedine bakılmaksızın en fazla 600 ml.kolonya, lavanta, parfüm, esans veya losyon.”

H- DİĞERLERİ

1- Bir adet portatif yazı makinası,
2- Bir adet fotoğraf makinası (5 adet filmi ile birlikte),
3- Çocuk yolculara mahsus bir adet çocuk arabası,
4- Çocuk yolcuya mahsus ebadına bakılmaksızın bir adet bisiklet,
5- Çocuk yolcuya mahsus oyuncaklar (en çok 10 adet),
6- Cepte taşınabilen ve pille çalışan hesap makinası,
7- Bir adet ütü (buharlı veya buharsız),
8- 1 x 1,5 metre ebadında seccade (yünlü, pamuklu veya sentetik olmak kaydıyla),
9- Bir adet el dürbünü (gece görüş dürbün ve gözlükleri ile gece görüş keskin nişancı dürbünleri hariç),
10- Bir adet masa saati,
11- Bir adet portatif gaz sobası,
12- Araçla birlikte yolculuk halinde (sadece araç sahibi veya sürücüsüne uygulanmak kaydıyla)
a) Tornavida takımı (ayrı büyüklükte olmak üzere en fazla 5 adet),
b) Lokma takımı (araçta kullanılan tipte olmak üzere en fazla 10 parça),
c) Oto pompası,
d) Akü şarj cihazı,
e) Akü ile çalışan otomobil süpürgesi,
f) Akü ile çalışan buzluk,
g) Stepne dışında bir adet oto iç ve dış lastiği,
13- Yolcunun durumuna göre Müsteşarlıkça zati eşya kapsamında mütalaa edilecek diğer eşya,
14- Yolcunun beraberinde olmak kayıt ve şartıyla 1 adet kedi veya 1 adet köpek veya 1 adet kuş veya 10 adet akvaryum balığı (veteriner sağlık raporu, orijin ve aşı belgesi ile varsa kimlik ve eşgal belgesi ibrazı şartı ve veteriner kontrolü kaydıyla).