Subscribe RSS

Tag-Archive for "İzmir tatil yerleri"

Tire Tem 16

Tire

Tire yaklaşık olarak 45 bin nüfusa sahip bir ilçedir. İzmir’e hem kara yolu hemde demiryolu ile bağlıdır. Antik çağdaki adı Teira idi. Türkler ise Tire olaak adlandırmışlardır. Hitit, Frig,Lidya, Pers, Helenik, Roma, Bizans gibi uygarlıkların bünyesi altında yaşamıştır. Kutsal bir kent olması Artemis Tapınağının kutsal arazilerinin Tire toprakları içinde bulunmasından gelir. Osmanlı döneminde darphanesi olan ilçe bir Osmanlıya bakır, gümüş, sikkeler, Nakışlı mangırlar kesiyordu.

Gümüldür-Özdere Tem 10

Gümüldür-Özdere

Ahmetbeyli, Gümüldür, Özdere ve aradaki daha küçük yerleşimler yakın zamana kadar düzlükleri mandalina bahçeleri ise zeytinliklerle kaplı bir yöreydi. İhracata yönelik satsuma cinsi mandalinalar burada yetişirdi. Kamuya ait dinlenme tesisleri bulunuyordu. Yazlık bakımından özellikle Özdere ve mahallesi konumundaki çukuraltı siteleri göz kamaşıtırıyor.
Üç yanı dağlarla çevrili Özdere köyü bakımlı bir köy. Burası son zamanlarda turizm bakımından gelişmiştir. Büyük otellerde yapıldı köyde. Plajların yanında yalnızlıktan hoşlananlar için sessiz koylar kumsallar bulunuyor. Bir çok izmirli burayı günübirlik ziyaret şeklinde uğrayıp gidiyor.

Seferhisar Tem 09

Seferhisar

Seferhisar’ın merkeze uzaklığı 47 km ve nüfusu on sekiz bin kadar. Seferhisar küçük bir köy meydanı, cami, park ve ticarethanelerden oluşuyor. Burada bağcılık en çok da mandalin üretimi yapılıyor. İki yanı körfezle sarılmış yarımadası ile deniz turizmi bakımından gelişmiş.
Seferhisar’ın tarihine bakmak gerekirse; XIII. yy’da Selçuklu XIV. yy’da Aydınoğulları ve sonrasında Osmanlı egemenliği altında yaşadı. Yöredeki Osmanlı Selçuklu eserleri; Koçibey Mescidi, Göksüzler Mescidi, Turabiye camisi, Sığacık camisi, Ağa camisi, Hındırlık camisi, Yeni camii’dir.

İzmir Ilıca Tem 04

izmir ilica

Ilıca çok katlı ve bahçesi olan evlerden oluşan, İzmir’in varlıklı kesimlerinin tatillerini geçirdiği yerlerdendir. Ilıcanın diğer yerlerden farkı en uzun ve güzel kumsallı plajı ve imbat rüzgarının esip serinletmesidir. Ayrıca çok sayıda gece kulübü, diskoları, balıkçı lokantaları ile gece hayatı bakımından da İzmir sosyetesini ve tatil yapmak isteyenleri bölgeye çekmektedir. Özellikle imbatı Egenin iyotlu kokusunu sahillere taşır.

Çeşme Anasonu Tem 04

anason_43

Alkollü içki ve ilaç üretiminde kullanılan anason, unlu mamüllerde katkı maddesi olarak ve diş macunu yapımında da kullanılıyor.
Türkiye’de üretilen anasonun yüzde 87’si Ege Bölgesi, yüzde 12’si Akdeniz Bölgesi’nde yetişiyor. Anasonun yıllık üretimi 8-15 bin ton. Denizli, Burdur, Muğla, Antalya’da yoğun olarak üretilen anason, Bursa, Balıkesir, Afyon, Uşak ve İzmir’de de yetiştiriliyor. Üretimin bir bölümü, başta ABD olmak üzere, değişik ülkelere ihraç ediliyor. Anason %1-6 oranında uçucu yağ içerir ve yağın %70-85’ni anetol oluşturur. Anason uçucu yağı alkollü içeceklerde aroma verici olarak kullanılır. Ayrıca anason baharat olarak, mideyi kuvvetlendirici ve öksürüğe karşı olan olumlu etkisinden dolayı eczacılıkta da kullanılır.
Anason sıcak ve güneşli iklimde yetişir. Rutubetli iklimden, çiçeklenme devresindeki yağışlardan, kuru ve sıcak esen rüzgarlardan zarar görür. Rüzgar zararını önlemek için kuzeyi kapalı yerler tercih edilirse verimi artar. Anason ekimi, ılıman iklimlerde ilkbaharda mart-nisan aylarında, daha sıcak bölgelerde ise sonbahar veya iklimin uygun olduğu kış aylarında yapılabilir.

Çeşme Müzesi Tem 03

çeşme muze1

Çeşme Arkeoloji Müzesi kalenin bir bölümünde yer alıyor. Etronografik eserler, Eriytrai, Sikkeler, Alaçatı, Karaburnunda bulunan eserler sergileniyor.Müze ilk olarak 1965 yılında istanbul top kapı müzesinden getirilen silahlarla silah müzesi olarak ziyarete açılmış olup, 1984 yılına kadar böyle devam etmiştir. Müzede bulunan silahlar salondaki nemden etkilenmiş oksitlenerek bozulmaya başladığından, İzmir Arkeoloji ve Ödemiş müzelerine devredilmiştir. Aynı teşhir salonu düzenlenerek 1964 yılından beri devam eden Erythrai antik şehrinde yapılan kurtarma kazılarından elde edilen eserler sergilenmektedir. Müze Pazartesi günleri hariç hergün 08.30 12.00\13.00-17.00 arası ziyaret edilebilir.

Çeşme Yarımadası Tem 03

çeşme yarımadası

Çeşme deniz turizmi bakımından izmir ilinin en çok turist çeken ilçesi. Çeşme yarımadası turizmin oldukça gelişmiş olduğu yerlerdendir. İzmirin batıya, ege denizine doğru uzayan yarımadasının  ucunda yer alıyor. Yarımadada Çeşme Urla ve Karaburun ilçeleri yer almaktadır. Yarımadada bulunan Urla Çeşmealtı ve Mordoğan İzmirlilerin orta halli yazlıklarının yeridir. Urla’nın ilçe merkezi denizden içeridedir hem İzmir Körfezi’ne hem de Körfezde sahili vardır. Urla’ya bağlı Bademler Köyü görülmeye değer yerlerdendir. Kooperatifleşmenin ilk örneklerini vererek kalkınmış Bademler; modern evleri okuma ve tiyatro salonu ve ülkemizin tek “Oyuncak Müzesi” ile bir köy olarak farklı ve gelişmiştir.
Karaburun kayalar üzerinde kurulu batı sahil olan kücük ilçedir. Çevreye gezi yapmak için Büyükada ve Küçükada’ya tekne turuna katılınabilir.

Çeşme, şifalı sıcak suları, olağanüstü sayılabilecek kalitede kumun, güneşin birlikteliğiyle güzel bir tatil beldesidir. Çeşme İzmir’in 94 km. batısında kurulmuştur. Zamanla çoğalan ve buz gibi suların aktığı çeşmelerinden dolayı da yöreye Çeşme denilmiştir. Çeşme-Ildırı köyünde ortaya çıkarılan Erythrai Antik Kenti ile Çeşme kentinde Osmanlı Döneminden kalan Kale, Kervansaray, çok sayıda çeşme ve tarihi kent, Athena Pallas tapınağına adak olarak sunulmuş heykelcikler çok sayıda çeşme ve tarihi kent dokusundaki sivil mimarlık örnekleri yörenin arkeolojik ve tarihi kaynaklarını oluşturan yapıtlardır.
Buluntular içinde en önemlisi, Arkaik devirden kalma bir kadın heykeli İzmir Arkeoloji müzesinde sergilenmektedir. Lidya ve Pers, Roma ve Bizans Selçuklu, Osmanlı, Aydınoğulları ve tekrar Osmanlı Dönemlerini hakimiyetinde kalmıştır.
Akdeniz iklimi etkisi altında.

Gezilecek yerleri arasında;  Çeşme Kalesi, Kervansaray, Karaköy Antik Yerleşim Alanı, Reisdere Antik Yerleşim Alanı, Kalemburnu, Erythrai, Dalyan ve Baba Koyları, Haralambos Kilisesi, Arap Baba Türbesi

Yeni Foça ve Kozbeyli Köyü Tem 03

köy

Yeni Foça’ya 2 km mesafede yer alan Kozbeyli köyü sırtını bir dağa dayamış. Foça denilince akla eski foça geliyor fakat yeni foça’nında bir çok görülmesi gereken güzelliği mevcut. Foça’da tarihi yerleşmelerden biri kozbeyli köyüdür. Eskiden Rumların  yaşamış olduğu köy son zamanlarda  canlandı ve ilgi topluyor. Dibek kahvesi köy ününün artmasında çok büyük etkiye sahip ve yerli turistler kadar yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor. Köyün kurucusu Kuzubeyi isimli bir derebeyi. Köyün aşağısı denize kadar ova. Arkası orman. Bir camisi ve ondan daha önce yapılmış bir kulesi var. 700 yıllık bir geçmişi olan Kozbeyli’nin ana geçim kaynağı, Ege köylerinin çoğunda olduğu gibi zeytincilik. Güzel taş evlerinin  sık ve iç içe olduğu göze çarpmaktadır.

Foça’da Deniz Gezintisi Tem 03

tekne turu

Siren kayalıkları bugün koruma bölgesi ilan edilmiştir. Çünkü bu bölge fokların orada yaşayıp üremeleri için korunmuştur. Birçok balıkçı ve halk fokların korunması projesine destek veriyor.
incir adası Foça’nın tam karşısında bulunmaktadır. 15 dakikalık bir tekne turuyla ulaşılabilir adaya. İngiliz burnunun karşısındaki adada antik yerleşiminin izleri görülüyor. Mezar odası, Karalara oyulmuş mum evleri, su kanalları, yüzme havuzları, mağaralar, Kybele kabartmaları, Tapınak kalıntıları gezilecek yerler arasında.

Foça Siren Kayalıkları Tem 03

sirenr

Foça’da fokları andıran adaların en büyüğüdür. Günümüzde foklarımızın yaşam alanı ve kayalıkların içinde ve arasında yer alan mağaralar fokların evleridir. Bu nedenle mağara yakınlarında denize girmek ve kayalıkların üzerine çıkmak fokların rahat yaşayabilmesi için yasak konulmuştur. Denize girilebilen alanlar  Orak adasının kuzeybatısında yer alıyor.
Mitoloji de bahsi geçen Sirenler, vücutları kuş şeklinde, başları ise kadın şeklinde olan, yaptıkları büyülü müziğin güzelliğiyle tanınan yaratıklardır. Efsaneye göre; burada yaşayan Sirenler, yaptıkları müzikle buradan geçmekte olan teknelerdeki denizcileri büyülerlermiş. Müziğin ve Sirenlerin güzelliğinin büyüsüne kapılan denizciler, ölene kadar burda kalmak isteğine kapılırlar, bu düşünceler içinde gemileriyle bölgedeki kayalıklara çarparlarmış. Siren Kayalıkları’nın dalgalarla aşınarak aldığı şekiller de, Sirenler’in doğa üstü müziğini doğrular bir görüntü sergilemektedir.