->

Tire yaklaşık olarak 45 bin nüfusa sahip bir ilçedir. İzmir’e hem kara yolu hemde demiryolu ile baÄŸlıdır. Antik çaÄŸdaki adı Teira idi. Türkler ise Tire olaak adlandırmışlardır. Hitit, Frig,Lidya, Pers, Helenik, Roma, Bizans gibi uygarlıkların bünyesi altında yaÅŸamıştır. Kutsal bir kent olması Artemis Tapınağının kutsal arazilerinin Tire toprakları içinde bulunmasından gelir. Osmanlı döneminde darphanesi olan ilçe bir Osmanlıya bakır, gümüş, sikkeler, Nakışlı mangırlar kesiyordu.

Ahmetbeyli, Gümüldür, Özdere ve aradaki daha küçük yerleşimler yakın zamana kadar düzlükleri mandalina bahçeleri ise zeytinliklerle kaplı bir yöreydi. İhracata yönelik satsuma cinsi mandalinalar burada yetişirdi. Kamuya ait dinlenme tesisleri bulunuyordu. Yazlık bakımından özellikle Özdere ve mahallesi konumundaki çukuraltı siteleri göz kamaşıtırıyor.
Üç yanı dağlarla çevrili Özdere köyü bakımlı bir köy. Burası son zamanlarda turizm bakımından gelişmiştir. Büyük otellerde yapıldı köyde. Plajların yanında yalnızlıktan hoşlananlar için sessiz koylar kumsallar bulunuyor. Bir çok izmirli burayı günübirlik ziyaret şeklinde uğrayıp gidiyor.

Seferhisar’ın merkeze uzaklığı 47 km ve nüfusu on sekiz bin kadar. Seferhisar küçük bir köy meydanı, cami, park ve ticarethanelerden oluÅŸuyor. Burada baÄŸcılık en çok da mandalin üretimi yapılıyor. İki yanı körfezle sarılmış yarımadası ile deniz turizmi bakımından geliÅŸmiÅŸ.
Seferhisar’ın tarihine bakmak gerekirse; XIII. yy’da Selçuklu XIV. yy’da AydınoÄŸulları ve sonrasında Osmanlı egemenliÄŸi altında yaÅŸadı. Yöredeki Osmanlı Selçuklu eserleri; Koçibey Mescidi, Göksüzler Mescidi, Turabiye camisi, Sığacık camisi, AÄŸa camisi, Hındırlık camisi, Yeni camii’dir.

Ilıca çok katlı ve bahçesi olan evlerden oluÅŸan, İzmir’in varlıklı kesimlerinin tatillerini geçirdiÄŸi yerlerdendir. Ilıcanın diÄŸer yerlerden farkı en uzun ve güzel kumsallı plajı ve imbat rüzgarının esip serinletmesidir. Ayrıca çok sayıda gece kulübü, diskoları, balıkçı lokantaları ile gece hayatı bakımından da İzmir sosyetesini ve tatil yapmak isteyenleri bölgeye çekmektedir. Özellikle imbatı Egenin iyotlu kokusunu sahillere taşır.

Alkollü içki ve ilaç üretiminde kullanılan anason, unlu mamüllerde katkı maddesi olarak ve diş macunu yapımında da kullanılıyor.
Türkiye’de üretilen anasonun yüzde 87’si Ege Bölgesi, yüzde 12’si Akdeniz Bölgesi’nde yetiÅŸiyor. Anasonun yıllık üretimi 8-15 bin ton. Denizli, Burdur, MuÄŸla, Antalya’da yoÄŸun olarak üretilen anason, Bursa, Balıkesir, Afyon, UÅŸak ve İzmir’de de yetiÅŸtiriliyor. Üretimin bir bölümü, baÅŸta ABD olmak üzere, deÄŸiÅŸik ülkelere ihraç ediliyor. Anason %1-6 oranında uçucu yaÄŸ içerir ve yağın %70-85’ni anetol oluÅŸturur. Anason uçucu yağı alkollü içeceklerde aroma verici olarak kullanılır. Ayrıca anason baharat olarak, mideyi kuvvetlendirici ve öksürüğe karşı olan olumlu etkisinden dolayı eczacılıkta da kullanılır.
Anason sıcak ve güneşli iklimde yetişir. Rutubetli iklimden, çiçeklenme devresindeki yağışlardan, kuru ve sıcak esen rüzgarlardan zarar görür. Rüzgar zararını önlemek için kuzeyi kapalı yerler tercih edilirse verimi artar. Anason ekimi, ılıman iklimlerde ilkbaharda mart-nisan aylarında, daha sıcak bölgelerde ise sonbahar veya iklimin uygun olduğu kış aylarında yapılabilir.

Çeşme Arkeoloji Müzesi kalenin bir bölümünde yer alıyor. Etronografik eserler, Eriytrai, Sikkeler, Alaçatı, Karaburnunda bulunan eserler sergileniyor.Müze ilk olarak 1965 yılında istanbul top kapı müzesinden getirilen silahlarla silah müzesi olarak ziyarete açılmış olup, 1984 yılına kadar böyle devam etmiştir. Müzede bulunan silahlar salondaki nemden etkilenmiş oksitlenerek bozulmaya başladığından, İzmir Arkeoloji ve Ödemiş müzelerine devredilmiştir. Aynı teşhir salonu düzenlenerek 1964 yılından beri devam eden Erythrai antik şehrinde yapılan kurtarma kazılarından elde edilen eserler sergilenmektedir. Müze Pazartesi günleri hariç hergün 08.30 12.00\13.00-17.00 arası ziyaret edilebilir.

ÇeÅŸme deniz turizmi bakımından izmir ilinin en çok turist çeken ilçesi. ÇeÅŸme yarımadası turizmin oldukça geliÅŸmiÅŸ olduÄŸu yerlerdendir. İzmirin batıya, ege denizine doÄŸru uzayan yarımadasının ucunda yer alıyor. Yarımadada ÇeÅŸme Urla ve Karaburun ilçeleri yer almaktadır. Yarımadada bulunan Urla ÇeÅŸmealtı ve MordoÄŸan İzmirlilerin orta halli yazlıklarının yeridir. Urla’nın ilçe merkezi denizden içeridedir hem İzmir Körfezi’ne hem de Körfezde sahili vardır. Urla’ya baÄŸlı Bademler Köyü görülmeye deÄŸer yerlerdendir. KooperatifleÅŸmenin ilk örneklerini vererek kalkınmış Bademler; modern evleri okuma ve tiyatro salonu ve ülkemizin tek “Oyuncak Müzesi” ile bir köy olarak farklı ve geliÅŸmiÅŸtir.
Karaburun kayalar üzerinde kurulu batı sahil olan kücük ilçedir. Çevreye gezi yapmak için Büyükada ve Küçükada’ya tekne turuna katılınabilir.
ÇeÅŸme, ÅŸifalı sıcak suları, olaÄŸanüstü sayılabilecek kalitede kumun, güneÅŸin birlikteliÄŸiyle güzel bir tatil beldesidir. ÇeÅŸme İzmir’in 94 km. batısında kurulmuÅŸtur. Zamanla çoÄŸalan ve buz gibi suların aktığı çeÅŸmelerinden dolayı da yöreye ÇeÅŸme denilmiÅŸtir. ÇeÅŸme-Ildırı köyünde ortaya çıkarılan Erythrai Antik Kenti ile ÇeÅŸme kentinde Osmanlı Döneminden kalan Kale, Kervansaray, çok sayıda çeÅŸme ve tarihi kent, Athena Pallas tapınağına adak olarak sunulmuÅŸ heykelcikler çok sayıda çeÅŸme ve tarihi kent dokusundaki sivil mimarlık örnekleri yörenin arkeolojik ve tarihi kaynaklarını oluÅŸturan yapıtlardır.
Buluntular içinde en önemlisi, Arkaik devirden kalma bir kadın heykeli İzmir Arkeoloji müzesinde sergilenmektedir. Lidya ve Pers, Roma ve Bizans Selçuklu, Osmanlı, Aydınoğulları ve tekrar Osmanlı Dönemlerini hakimiyetinde kalmıştır.
Akdeniz iklimi etkisi altında.
Gezilecek yerleri arasında; Çeşme Kalesi, Kervansaray, Karaköy Antik Yerleşim Alanı, Reisdere Antik Yerleşim Alanı, Kalemburnu, Erythrai, Dalyan ve Baba Koyları, Haralambos Kilisesi, Arap Baba Türbesi

Yeni Foça’ya 2 km mesafede yer alan Kozbeyli köyü sırtını bir daÄŸa dayamış. Foça denilince akla eski foça geliyor fakat yeni foça’nında bir çok görülmesi gereken güzelliÄŸi mevcut. Foça’da tarihi yerleÅŸmelerden biri kozbeyli köyüdür. Eskiden Rumların yaÅŸamış olduÄŸu köy son zamanlarda canlandı ve ilgi topluyor. Dibek kahvesi köy ününün artmasında çok büyük etkiye sahip ve yerli turistler kadar yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor. Köyün kurucusu Kuzubeyi isimli bir derebeyi. Köyün aÅŸağısı denize kadar ova. Arkası orman. Bir camisi ve ondan daha önce yapılmış bir kulesi var. 700 yıllık bir geçmiÅŸi olan Kozbeyli’nin ana geçim kaynağı, Ege köylerinin çoÄŸunda olduÄŸu gibi zeytincilik. Güzel taÅŸ evlerinin sık ve iç içe olduÄŸu göze çarpmaktadır.

Siren kayalıkları bugün koruma bölgesi ilan edilmiştir. Çünkü bu bölge fokların orada yaşayıp üremeleri için korunmuştur. Birçok balıkçı ve halk fokların korunması projesine destek veriyor.
incir adası Foça’nın tam karşısında bulunmaktadır. 15 dakikalık bir tekne turuyla ulaşılabilir adaya. İngiliz burnunun karşısındaki adada antik yerleÅŸiminin izleri görülüyor. Mezar odası, Karalara oyulmuÅŸ mum evleri, su kanalları, yüzme havuzları, maÄŸaralar, Kybele kabartmaları, Tapınak kalıntıları gezilecek yerler arasında.

Foça’da fokları andıran adaların en büyüğüdür. Günümüzde foklarımızın yaÅŸam alanı ve kayalıkların içinde ve arasında yer alan maÄŸaralar fokların evleridir. Bu nedenle maÄŸara yakınlarında denize girmek ve kayalıkların üzerine çıkmak fokların rahat yaÅŸayabilmesi için yasak konulmuÅŸtur. Denize girilebilen alanlar Orak adasının kuzeybatısında yer alıyor.
Mitoloji de bahsi geçen Sirenler, vücutları kuÅŸ ÅŸeklinde, baÅŸları ise kadın ÅŸeklinde olan, yaptıkları büyülü müziÄŸin güzelliÄŸiyle tanınan yaratıklardır. Efsaneye göre; burada yaÅŸayan Sirenler, yaptıkları müzikle buradan geçmekte olan teknelerdeki denizcileri büyülerlermiÅŸ. MüziÄŸin ve Sirenlerin güzelliÄŸinin büyüsüne kapılan denizciler, ölene kadar burda kalmak isteÄŸine kapılırlar, bu düşünceler içinde gemileriyle bölgedeki kayalıklara çarparlarmış. Siren Kayalıkları’nın dalgalarla aşınarak aldığı ÅŸekiller de, Sirenler’in doÄŸa üstü müziÄŸini doÄŸrular bir görüntü sergilemektedir.