Subscribe RSS

Arşiv "İzmir tatil yerleri"

Yeni Foça ve Kozbeyli Köyü Tem 03

köy

Yeni Foça’ya 2 km mesafede yer alan Kozbeyli köyü sırtını bir dağa dayamış. Foça denilince akla eski foça geliyor fakat yeni foça’nında bir çok görülmesi gereken güzelliği mevcut. Foça’da tarihi yerleşmelerden biri kozbeyli köyüdür. Eskiden Rumların  yaşamış olduğu köy son zamanlarda  canlandı ve ilgi topluyor. Dibek kahvesi köy ününün artmasında çok büyük etkiye sahip ve yerli turistler kadar yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor. Köyün kurucusu Kuzubeyi isimli bir derebeyi. Köyün aşağısı denize kadar ova. Arkası orman. Bir camisi ve ondan daha önce yapılmış bir kulesi var. 700 yıllık bir geçmişi olan Kozbeyli’nin ana geçim kaynağı, Ege köylerinin çoğunda olduğu gibi zeytincilik. Güzel taş evlerinin  sık ve iç içe olduğu göze çarpmaktadır.

Foça’da Deniz Gezintisi Tem 03

tekne turu

Siren kayalıkları bugün koruma bölgesi ilan edilmiştir. Çünkü bu bölge fokların orada yaşayıp üremeleri için korunmuştur. Birçok balıkçı ve halk fokların korunması projesine destek veriyor.
incir adası Foça’nın tam karşısında bulunmaktadır. 15 dakikalık bir tekne turuyla ulaşılabilir adaya. İngiliz burnunun karşısındaki adada antik yerleşiminin izleri görülüyor. Mezar odası, Karalara oyulmuş mum evleri, su kanalları, yüzme havuzları, mağaralar, Kybele kabartmaları, Tapınak kalıntıları gezilecek yerler arasında.

Foça Siren Kayalıkları Tem 03

sirenr

Foça’da fokları andıran adaların en büyüğüdür. Günümüzde foklarımızın yaşam alanı ve kayalıkların içinde ve arasında yer alan mağaralar fokların evleridir. Bu nedenle mağara yakınlarında denize girmek ve kayalıkların üzerine çıkmak fokların rahat yaşayabilmesi için yasak konulmuştur. Denize girilebilen alanlar  Orak adasının kuzeybatısında yer alıyor.
Mitoloji de bahsi geçen Sirenler, vücutları kuş şeklinde, başları ise kadın şeklinde olan, yaptıkları büyülü müziğin güzelliğiyle tanınan yaratıklardır. Efsaneye göre; burada yaşayan Sirenler, yaptıkları müzikle buradan geçmekte olan teknelerdeki denizcileri büyülerlermiş. Müziğin ve Sirenlerin güzelliğinin büyüsüne kapılan denizciler, ölene kadar burda kalmak isteğine kapılırlar, bu düşünceler içinde gemileriyle bölgedeki kayalıklara çarparlarmış. Siren Kayalıkları’nın dalgalarla aşınarak aldığı şekiller de, Sirenler’in doğa üstü müziğini doğrular bir görüntü sergilemektedir.

Foça Arkaik Duvar Tem 03

arkaik

Foçada son zamanlarda yapılan kazılarda kent duvarlarının bir kısmı ortaya çıkmıştır. Bu kazılar sonucunda Perslerin kenti kuşattıklarında surların önüne toprak yığarak koruma özelliğini kaldırdığı ve buradan girerek kenti aldığı ortaya çıkmıştır. Heredot bu duvarlardan sıkça bahsettiği için Heredot Duvarı olarak anıla gelmiştir. Payanda duvarın yanında yer alan 4m. genişliğindeki boşluğun kent kapısı olduğu ortaya çıkmıştır. Kazılarda çıkarılan Pers ok ve mızrak uçları, kırık amphoralar eski mancınık gülleleri İ.Ö.546′da büyük bir savaş olduğunu göstermiştir. Pers Komutanı Harpagos’un ordusuyla Phokaia’lılar arasındaki savaş, Harpagos’un zaferi ile sonuçlanmıştır.

Foça Kale ve surları Tem 02

kale surları

İzmir ili Foça ilçesinde bulunan dış kalenin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı konusunda bilgi bulunmamakla birlikte 1698 yılında, Osmanlı döneminde inşa edildiği bilinmektedir. Deniz kenarında bulunan kale kesme ve moloz taştan yapılmıştır. Denizi kontrol amaçlı olarak yapılan bu kalenin içerisinde Osmanlı dönemine ait hamam kalıntıları bulunmuştur. Kale günümüzde çok harap durumda olup, duvar kalıntılarından bir kısmı ayakta kalabilmiştir.
Beşkapılar kalesi ise yapım tarihi kesinlik bilinememekte ve XI. Yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Kesme taştan yapılan kale dikdörtgen planlı olup, köşelerindeki dikdörtgen kulelerle desteklenmiştir. Kale içerisinde Bizans döneminde yapılmış yapı kalıntıları bulunmaktadır. Bu antik yapının 1275 yılında surları onarılmıştır. 1455 yılında surlar yine onarılarak bugün dokuz tanesini ayırt edebileceğimiz kulelerle donatılmıştır. Bugün Açıkhava Tiyatrosu olarak kullanılan bölüm ise o dönem ‘kayıkhane’ idi.

Foça Pers Anıt Mezarları Tem 02

foca mezar anıtı

Foça- İzmir karayolunun 7. kilometresinde Eski İzmir yolunun ve Geç Osmanlı dönemine ait bir köprünün yanında yer alır.Bir başka ismi taş evdir. Pers etkisinde yapılmış bir anıt mezardır. İ.Ö.IV yy’a tarihlenen mezar taş bir loğun içinden açılan koridorla geçilen oda biçiminde bir oyuk ve iki odacık bulunuyor. Ionia’da Persler’e ait tek eser olma özelliği taşır. Mezar anıtının Bizans döneminde de konut olarak işlev gördüğünü kazılar sırasında ele geçen buluntulardan anlaşılıyor. Mezar anıtı daha sonra da yüzyıllar boyunca kullanıldı. Anıt Geç Roma döneminde büyük tahrip gördü.

Foça Karataş Tem 02

foça karataş

Foça’da bir öykü var halk arasında dile gelmiş..Bir karataş varmış Foça’da bu taşı herkes biliyormuş ama nerede olduğunu kimse bilmiyormuş. Bu taşa basan foça’dan bir türlü kopamıyor gitse de dönüp dolaşıp ilçeye geri geliyormuş. Bir kere Foça’ya gelipte seven o güzel yerde kalmak isteyen bir çok kişi kara taşa basmak için Foça sokaklarında dolaşıyor.
Foça’nın eski simgesi horozmuş şuanda nesli tükenmekte olan Akdeniz fokları ile simgelenmek istiyor. Foçanın eski sakinleri Phokaialılar tahtadan horOz heykellerini meclislerine koyarlarmış Foça’da bugünde bir yerlerde bir  altın horoz olduğuna inanılıyor. Bir sürü insan altın horozu arıyor. Foça’da altın horoz var gerçekten.Foça’nın ta kendisi ..

Foça Tem 02

yeni-foca

Yüzölçümü 275 km2′dir. Yeni foça ve  eski foça olarak ikiye ayrılır. Tarihi zenginliklerini sahip olanı eski foçadır. Nüfusu yaklaşık olarak onbeş bin kadardır. Yerleşim olarak Küçükdeniz ve büyükdeniz büyük deniz denilen iki koy etrafına kurulmuşlardır. İon yerleşimlerinin en önemlilerinden biriydi. Bugünkü batı uygarlığının temelleri, İ.Ö. 6. yüzyıl’da İonya’da atıldı. Dönemin İonya’sı felsefe, mimarlık ve heykeltraşçılıkta öncü oldu. İzmir’in diğer ilçelerine göre en az yağış alan ilçesidir. Hemen her mevsim poyraz ve batı rüzgarları eser. Köylerinde tarım ve hayvancılık, Foça içinde ise turizm ve balıkçılık genel geçim kaynağıdır. Foçada bulunan bazı eserler;

Athena Tapınağı: Phokaia kentinin ana tanrıçası olan Athena’nın adına M.Ö. 590-580 yıllarında yapımına başlanmıştır. Athena tapınağının kazısı 1998-1999 kazı sezonunda başlamıştır. Kazılar hala devam etmekte ve birçok mimari parça bulunmuştur. Ayrıca kazılar sonucunda Athena Kutsal Alanı 17 ve 18 yy’larda yaşam mekanı olarak kullanmış.

Kybele Açıkhava Tapınağı: İ.Ö. 580 yılına tarihlenen yapıda, tanrıça Kybele’nin heykelleri ve kabartmaları yer alıyordu. Kayaya oyulmuş adak havuzuyla denizci fenerlerinin konulması için yapılan  küçük nişler; denizden gelenlerin burada tapındıklarını gösteriyor. Kutsal alanın yaslandığı kayalık üzerindeki sur duvarları, duvar yapımının dört ayrı dönemini göstermektedir. Arkaik surlar, harçsız yapılmıştır. Roma dönemi surlarında kireç harcı kullanılırken;Horasan Harcı da kullanılmıştır.

Tiyatro: İ.Ö.340-330 tarihine ait tiyatro son dönem kazılarda bulunmuştur. Anadolunun en eski tiyatrosudur. Yapılan kazılarda Analemna Duvarı iyi korunmuş bir halde ortaya çıkarılmış ; ikinci bölümde 4 ayrı basamak bulunmuştur. Basamaklarda Fuyte Oyta yazısına rastlanmıştır. Buradan her mahallenin ayrı bir bölümde yer aldığı ortaya konmuştur. İ.S. 1.yy’da seramik çöplüğü, 2.yy’da Nekropolis (mezarlık) olarak kullanılmıştır. Dayanıklı bir taş türü olmayan ve yörede Foça Taşı olarak anılan Tufa’dan yapılmıştır.

Arkaik Duvar ve Heredot Duvarı,Dış Kale, Mozaikler, Taş Ev, Şeytan Hamamı, Sur ve Beşkapılar,Yel Değirmenleri, Fatih Camii, Kayalar Camii, Hafız Süleyman, Mescidi, Osmanlı Mezarlığı gibi eserler görmek mümkün.

Pitane Antik Kenti Tem 01

pitane

Çandarlı’daki antik Pitane kentinde bir çok önemli seramik eseri örneği bulunmuştur. Buluntular mezarlıkta  625-500 yılları arasında tarihlenen alanda çıkarılmıştır.Pitane sözcüğü, “suyu bol” anlamında Luwi-Pelasg dilinden gelmektedir. Burada keşfedilen eserler İstanbul, İzmir, Bergama müzelerinde sergileniyor. çeşitli keramiklere, vazolara,kadehlere, kylixlere(açık ağızlı ve ayaklı içki kapları) ve ölü külü kaplarına rastlanmıştır. M.Ö.VI.yy.a tarihlenen arkaik bir erkek heykeli ise bugün Bergama Müzesindedir. Aiolis’in çömlekçilikteki en ün kazanmış şehridir. Çömlekler doğu üsluplu bezeme anlayışının örnekleri görülüyor.Bir zamanlar var olduğu tahmin edilen tiyatrosu ve stadyumu kaybolmuştur.

Çandarlı Kalesi Tem 01

candrlı kalesi

XIII. XIV.yy’da Ceneviz şovalyeleri tarafından inşa edilmiş kale çandarlıya nerden girilirse girilsin dikkatleri üstüne çekiyor. Ülkemizin en iyi korunmuş durumdaki kalelerden biridir. 1450-1500 ve 1814 yılında restore edilmiş ve 1955′de eski halini alacak şekilde düzenlenmiştir.Duvarlarda kullanılan bazı parçaların antik özellik taşıması, burada kaleden önce kutsal bir alan yada tapınak bulunduğu kanısını uyandırmaktadır. Kalede Helenistik çağdan kalma taşların kullandığı görülüyor.Batı yanı ise yazlık konut siteleriyle çevrili.